Eşinizden ya da sevgilinizden çekinir misiniz?

  • Her zaman
  • Genellikle
  • Bazen
  • Hiçbir zaman
  • Çekinmek miii 🙂

16 yorum “Eşinizden ya da sevgilinizden çekinir misiniz?”

  1. Çekinme ile kasttettiğin şey nedir her zaman açık olmamak / olamamak mı?

  2. Demek ki aşk bitmiş, ilişki zorunluluklar yada alışkanlıklar nedeniyle devam ediyor. Bu noktada kişi aşık olmak yerine kendi olmak istiyor ama çekiniyor. Aşıkken çekinecek korkacak birşey yoktur yada aklımıza bile gelmez bence.

  3. Aşıkken, kaybetme korkusu olduğundan insan daha çok sevgilisinden çekinmez mi?

    xenix

  4. Aşkın içine kaybetme korkusu girdiyse eğer,kendi üzerine uymayan eğreti kıyafeti de giymeyi göz almış demektir.Bu durumda ne kadar kendisi olabilir ki? Kendi hayatını yaşamaktan ziyade, başka hayatların telafisi olmaktan öteye gidemez ve birilerini, bir şeyleri, bir yerleri tamamlamaya çalışırken, gitgide kendinden uzaklaşlaşır. İçinde ki boşlukları gitgide büyüyen bir aşkta, nefes almaya çalışması ne kadar acı..İki yüzlülük ve yalanı yaşaması, yaşatması böyle bişey olsa gerek:))
    Shakespeare’nin 64. sonesinde der ki; insana “sahip değilim”, öyleyse “yitirmem” de mümkün değil.

  5. “Aşık kişi, seven kişi değildir”. Der nietzsche. “O altınları başında bekleyen ejderha gibidir. Aşık olduğu şeyi hiç kimse ile paylaşmak istemez.”

    xenix

  6. Altınlar gümüş olana kadar beklenir:))Korkmanın, kİbarcası olur mu?korkmak korkmaktır işte hepsi bu:)
    Taş kalpli olmak gerek.Dışardan kalbine çarpan herşeyin kafası kırılırdı:))

  7. Aşk da sevgi de Korkuyu getirir. Bunu engellemek zordur. Yanında hiç olmayan, ama gönlünde bir bağ yaratan herhangi biri bile bu manada korku yu getirir. Korkunun çok kötü bir şey olduğunu sanmıyorum, abartmadıkça, bir tarafında olması iyi bir şey.
    Korkusu çekincesi olmayan kişinin genel olarak inanacağı bir şey olmaz. İnsan kavramı gibi. Denetimli olduğu sürece iyi bir şey, insan için. Ama insandan başka bir şey gibi bahsedersek, yeniden formatlarsak, belki korkularından uzak bir varlık haline geçebilir. Belki daha güçlü bir oluşum olur bu, zayıflık getiren tüm herşeyden arınmış olur. Bu da hiç kolay olmayan bir şey.

  8. aslında korku zayıflığın kendisi değilmidir. her korkunun altında yatan neden kendine güvenmeme duygusu veya bir başka şekliyle zafiyet temelinde oluşan özgüven sorunu oldugunu soyliyebiliriz. ben aşk veya sevginin korkuyu beraberinde getirdigine inanmıyanlardanım. aşk ve sevgide korkuyu yaşıyanlar özgüveni zayıf insan katmanıdır fikrimce

  9. Korku zayıflastırır bu doğru, ama sevmek yada aşk da aynı şekilde zayiflaştırır. Kendiniz dısında bir varlıkla bütünleşmek, bir olmak. İnsanın kendi içinde bile korkuları tam yok olmazken, bir insan varken bunları ne kadar aza indirgesenizde yok edemessiniz.

    Sadece güven değil burda mesela, ölümle gelen ayrılık bile bir kaybetme korkusudur.

  10. aşıkken ölümle gelen ayrılığı mı düşünüyorsun ??

    :)))

    ne yapıyorsun sen, nasıl aşık oluyorsun :))

    aşk bir tür delilik halidir, bir süre sonra geçer, yanındakine bakarsın hoşuna gidiyorsa birlikte olmaya devam eder buna da sevgi dersin :))) yanındaki hoşuna gitmiyorsa da aşk bitmiştir :)))

  11. ^^Bence aşıkların gözü ne kadar kara olursa olsun kaybetmekten korktukları için kendilerini biraz kısıtlamak zorunda hissedebilirler yinede kişiden kişiye değişen birşey ama esas benliği yitirmemek adına neysek o olmalıyız yoksa gitgide aşık olduğumuz kişiye dönüşmemiz kaçınılmaz oluyor..Bende kaybetmekten korkarım istemeden olan bişrey bu ama diğer hissettiklerimin yanında daha aşağıda kalıyor kaybetme korkusu:)

  12. Sorun durmadan bunu düşünmek değil, tabi aşağılarda. Ama ne kadar geride olsa, bir yerinde var.

    Aslında özünde belki kişinin kendi korkuları da var, tabii. Yani ölüm bir gerçekse, onunla yaşıyorsak, ayrılık her daim birşey. Soyut bir hüzün, belki hayatın hep bir yerinde var.
    Bu da kötü bir durum değil. Bu bilinçle yaşamak, belki bizi dengede tutan bir unsur olabilir. Özel birliktelikte de faydalı, her anı son an gibi yaşamak, çok daha güzel duyumsamaları getirir.

    Ayrıca insan gerçekten aşıkken, bunu yaşar. Böyle küçücük anlarda, hissedersin varlığını. Bir gün ayrılacağın gerçeği, sana klavuz olabilir.

  13. Hayatta ki en büyük sorun; kendimizin ve yaşadığımız güzelliklerin kıymetini bilmemek değil midir? Bu yüzden kendimizi mutsuz eder, kendi hüsranlarımızda, kendimize acımayı seçmez miyiz?

    Dünlerde bizi göklere çıkaran sevgili, bir anda hayatımızda ki mutsuzlukları, en büyük mimarı Nasıl da olur çıkar?.. Ona da kendimize de lanetler yağdırmaz mıyız?.. Her bireyin kendi bakış açısı belirleyicidir, tabii. Bunu red edemeyiz. Ama değer bilmek, yürümediğinde, eksiklikleri ya da hataları bilerek veda etmek; bunları becerebilerek yaşayan kaç kişi var…

  14. Bazen her şeye rağmen minnettar da olsanız birlikte yaratılmış ve yaşadığınızı, var olduğunuzu hissettiren sayısız anlar için, sonradan fark edilen ya da öğrenilen ufak ama önemli bir detay tüm programı alt üst edebilir, bu noktadan sonra eski program ister istemez geçerliliğini kaybeder. Ve geriye dönüp baktığınızda yaşanmış olan herşeyi de bu gözle görürsünüz artık.. Kafanızdaki soru işaretleri bununla cevaplandırılır, boşluklar bununla doldurulur. En başından oyunlara ve boşluklara yer vermeksizin dürüst davranmak tercih edildiğinde böylesi sorunlar çıkmayacaktır elbette.
    Bazen de yanlış anlaşılmalar olabilir, aşk netice de, zaten insanı deli ettiği söylenmiyor mu 🙂 kişi eğer gerçekten önemsiyorsa yaşananları, gururunun öne çıkarak herşeyi gölgelemesine izin vermeyip, konuşmayı tercih edebilir.. Gerçi herkes farklı şeyler yaşar,her ilişki kendi gerçekliğini ve sorunlarını oluşturur ama her durumda konuşmak en büyük çözümdür, açıkça konuşmak..
    Sevgiler

  15. Yalnız burda Aşk değil; eş yada sevgiliydi konuşulan. Aşk başka birşey olabilir, aşk ne olduğu ne olmadığı bu çok karışık bir durum ve içinden çok çıkılamıyor.

    Ama eş ya da sevgili denildiğinde beraber paylaşımlar ve oluşan sevgi var. Bu nokta da aşktan daha başka biryere çıkıyor.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.