Tanrı’dan 1 adet mailiniz var !

TANRI’dan 1 adet MAİL’iniz var !!

Bilim-din tartışma kulübü’nden alıntı

Eğer ben allah isem;

Niye musa’yı göndererek cumartesi’yi, isa’yı göndererek pazar gününü, ve muhammed ile cuma gününü tatil yapayım??!!!

Niye isa’nın müritleri kilisede şarabı rahat içebilirken, diğerleri içtiğinde kırbaç yemek zorunda kalıyor??!!

Niye birisini kara çarşafa sarmam gerekirken diğerinin üstsüz gezmesine müsaade edeyim?

Birisi imamı ile diğeri peygamberi ile bir başkası hayalleri ile mutlu olsun ama sonunda neden birisi hatem diğeri matem olsun??..

Eğer ki ben var isem ve dinlerin anlattığı gibi bu denli sevgi dolu isem; tarihteki en kanlı savaşlar, dini vecibelerin yerine gelmemesi sonucu meydana gelen katliamlar neden hep din adına gerçekleşti????!!!

Hiç düşündünüz mü ölenler cennet’te midir yoksa cehennem’de mi????

Veya düşündünüz mü; musa, isa ve muahammed öncesinde doğan ve ölenlerin hesabına nasıl bakılacak??

Düşündünüz mü; ben böyle bir allah olsaydım; niye o zaman bir çok yamuk insanın benim adıma allahlık yapmasına, benim vekilimmiş gibi davranmasına ve yeryüzünü cehenneme çevirmesine müsaade ediyorum??

İbadete muhtaç olan bir allah?!…

Emirlerinden vazgeçenleri gaddarca cehenneme göndereceğine yemin eden bir allah?!…

Yeryüzünü bir deney ortamı ve insanları deney faresi gibi gören ve yeryüzünde yasakladığı her şeyi (şarap, zina vb…) Cennet için vaat eden bir allah?!…

Emin olun ki, o ben değilim ve olamam!…

Arkadaş ayak ayaküstüne atıyorsun ve bekliyorsun ki, falan veya filan ermiş gelecek seni ihya edecek öyle mi?

Madem onu bekliyorsun bugünden itibaren cennetin kapısını mühürlüyorum ve kimseyi sokmayacağım anlaşıldı mı?

Hepinizin beyninde bir kaç milyar gri hücre vardır bozulmasınlar veya tozlanmasınlar diye asıl siz onları çalıştırın…

Dünyanın içine eder, dönüp “allah’ın takdiri” dersiniz. Hiç mi aklınıza gelmiyor?!…

En azından bir google müdürü kadar beceri sahibi değil miyim ki, hem üreticiler hem tüketiciler memnun olsunlar?!…

Siz bir kez google için sıgn-ın yapınca uzun bir süre o bağlantıyı koparmadan götürebiliyorsunuz.

Peki, her gün benim için 5 defa sıgn-ın yapmanıza ne gerek var. Gönülden benimle iseniz yeterli, bir ömür ve sürekli olarak o bağlantı ile devam edebiliriz.

Şahsınız ve yakın çevreniz için ettiğiniz dualarınıza gelince; emin olun onların %99.99 spam olarak kalıyor ve hiç maıl box’ıma yansımıyor.

Ben size düşünün diye akıl verdim,
Harekete geçin diye el verdim
Yürüyesiniz diye ayak verdim,

Ve en önemlisi özgür irade verdim.

Göz kulak, ağız ve diğerleri siz karar veresiniz, uygulamaya koyasınız diye bunlar verildi. Yoksa vermeyip dualarla, muskalarla, kendi kanunlarımla sizin yerinize karar verip uygulamaya koyardım.

Siz benim her dini yaratırken birisi veya birilerinin huyuna ve zevkine göre ve aralarında bu denli farklılıklar bulunabilecek kadar kararsız ve dengesiz olduğumu nasıl düşünürsünüz?

Veya her yeni din ile birlikte temelden her şeyi baştan değiştirmemi nasıl beklersiniz????!!

Aklınızı kullanmanızı tavsiye ederim!…
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl
Akıl, akıl, akıl

Diyelim ki, ben hiç bir zaman var olmadım, o zaman bu mail’i boşverin; gidin adam gibi yaşamaya bakın; eger var oldum ise; benim adıma elçi ve vekil yaratıp birbirinizi kandırıyorsunuz, onu anladık da, peki benim adımı niye ortaya atıp kullanıyorsunuz?!.

Gerçek Dünyada Şamanlar / Victor Sanchez

Gerçek Dünyada Şamanlar
Victor Sanchez

(Bu makale farklı bir başlıkla Magical Blend Dergisinin 69 sayısında – 2000 ilk çeyrek- yayınlanmıştır.)

Son yirmi yılda, şamanizm antropologlar için kültürel araştırma ile ilgili önemli bir konu olmaktan çıkıp, şifa ve ruhsal gelişme ile ilgilenen uzman olmayanlar için çekici bir konu olmuştur.

“Şamanizm” kelimesi Sibirya’daki yerli halk arasındaki kullanım kökünü aştığı ve bu günlerde pek çok modern şehirli toplum üyesinin kullandığı bu kelimeyi, benim anladığım ve kullandığım şekliyle kısaca açıklamak uygun olacaktır.

Yüzeysel bir derinlikle, şaman, çoğu zaman şifa vermek için, doğaüstü güçlerle ilişkiye geçme bilgisi ve gücü olan kişidir. Bu doğaüstü güçler, ruhlar, tanrılar, varlıklar, enerjiler veya Tanrı olabilir.

İlk olarak, bizim şamanizm ile olan ilgimiz “gerçek şaman” ile karşılaşıp doğaüstü güçleri ile şifalanma veya kutsanma düşü ile başlamıştır. Yıllar geçtikçe, şamanizme bakışımız değişmiştir: Şimdi, diğerlerini ve dünyayı şifalandırmak için şaman olmak istiyoruz. Şamanizmin bu amacına yönelik kitaplar, çalışmalar ve seminerler tüm dünyada yaygın olarak sunulmaktadır. Pek çok kişi şaman olma düşü ile bu kitapları okuyarak çalışmalara katılmakta, ve erk sahibi olarak “hiç kimse” olmaktansa, sonunda “bir kimse” olma ihtiyacını halletmektedir. Bu uğraş yaşamlarımızdaki algı eksikliği nedeniyle yapmak istediğimiz çeşitli şeylere bir örnektir.

Şamanizmin güç amacı ile ilişkili olduğu düşüncesi modern insan için ilginç bir noktadır. Şifa verme gücü, yaşamın olaylarını değiştirme gücü, yağmur yağdırma gücü, iyi şans gücü vs. gibi. Meksika’daki yerli kişiler arasındaki tecrübelerim, ki onları “yaşayan Toltekler” olarak isimlendiriyorum, bana bambaşka bir bakış açısını göstermiştir. Şamanizm bir güç fikri olmaktan çok bir hizmet olmakla ilgilidir.

Benim tanıdığım eti kemiği olan şamanlar, ana rollerinin toplumlarına hizmet etmek olduğunu kabul ediyorlar. Kendilerinin ne kadar olağanüstü olduğu, ne kadar çok erkleri oldukları ile değil, karşılık beklemeden diğerlerine hizmet etme yeteneklerinin ne kadar çok olduğu ile ilgilidir. Yaptıkları iş için bir ücret talep etmezler. Şaman olarak yaptıklarına karşı bir gelirlerinin olması yerine, fakirlerin en fakiridirler, çünkü bir köylü olarak yaşamları için diğerleri kadar çok çalışırlar üstelik ek olarak toplumlarına hizmet için zamanlarının büyük bir kısmını harcarlar.

Kendi aşırılıkları ve ruhun cömertliği nedeniyle, modern dünyada Şamanizm kelimesinin kullanılmasının fazla basitleştirildiğinden her zaman isteksiz olmuşumdur. Bu günlerde, yerlilerin bilgeliği hakkında bir şeyler okuyan veya şamanizm hakkında bir seminere katılan herhangi biri, başkalarınca takdir edilecek bir görüntü vermek için kendini “Şaman” olarak tanıtmaktadır. Uzun bir süredir dersler ve dünyanın çeşitli yerlerinde seminerler vermek olan benim işim, seminer organizatörleri ve basın muhabirleri dahil pek çok kişi bana “şaman” sıfatını giydirmeye çalışmışlardır. Bunu hiçbir zaman kabul etmedim, çünkü, biliyorum ki gerçek şamanlar, yaptıkları için hiçbir kibir izi taşımadan tüm yaşamlarını ruha hizmet için adamaktadırlar. Bu nedenle, kendimi bu adam ve kadınlarla aynı kefeye koymadım. Ve biliyorum ki izleyicilerim de bu kadar büyük olmayacaklar, çünkü, ben “nagual” veya şaman taklidi yaparak maskeli dans ritüellerine katılmıyorum.

Benim fikrime göre, çoğu zaman zorlayıcı ihtiyaçların ardındaki ünvanları almak dahi, kendini önemsemektir. Birinin kendini başkaları karşısında “biri” olarak takdim etme ihtiyacı, hem “aydınlanmış” lara hem de takipçilerine büyük hasarlara neden olmaktadır. Bu ünvanlar pazarlama ve kar için kullanışlıdır, fakat benim için, özgürlüğün daha değerli bir kıymeti var. Sonunda, hepimiz yaşadıktan sonra ölürüz. Ölüm ünvanımızdan etkilenmez.

Gerçek şamanlar “çıraklarından” para alarak zengin olanlar değildir. Tersine, topluluklarındaki en fakir kişilerdir, çünkü onların iki işi var: birincisi bir köylü olarak yaşamlarını sürdürürler, diğeri ise ücretsiz yapılan bir iş olan şifacı şamandır. Bu nedenle, kutsal görevlerine nispeten, kendi işleri ikincil bir önemde bulunur.

Tabi ki, gerçek hayattaki şamanlar kitaplardaki gibi mükemmel yerli ustalar değildir. Bedenleri kanar, kalpleri acı çeker, çocukları hasta olur, ruhları ağlar ve güler. Yerli şamanlar, tüm dünyaları sınırsız hırsı olan beyaz adam tarafından yenilip yutulduğunda, gerçek dünyada zamanın şiddetine maruz kalırlar. Ve onlar direnirler. Yaşamak ve ruhsal geleneklerini yaşatabilmek için savaşırlar. Yalnız kendileri için değil, hatta yalnız çocukları için de değil, fakat tüm dünya için savaşırlar. Sen ve ben de buna dahiliz.

Onları insanlık için bu kadar değerli yapan, kendilerini, ve varoluşun acıları içindeki topluluklarındaki insanlar ile hepimizin yaşadığı yalnızlıktan yetiştirerek, evrendeki en olağanüstü güç olmaya ulaşarak yaptıkları mucize: tarifsiz, Büyük Ruhtur. Ve en olağanüstü olanı ise, bu mucizeyi kaybolmuş şeylerden geri kazanarak yapmalarıdır, ve aynı zamanda aşırı fakirlikle de boğuşuyorlar. Onlar senin ve benim gibi insan varlıklarıdır, maddi dünya ile ilişki içindeler ve onunla savaşıyorlar. Fakat, maddi dünyanın acısından ve kargaşasından kendilerini yetiştirip, Ruha ulaşarak Tanrı ile bir olma yetenekleri vardır. Ve büyük haber de onların yaptığını, biz de yapabiliriz. Bize yolunu gösteriyorlar, ancak yaşamımızdaki bu mucizeyi yapmak bizim kendi sorumluluğumuzdadır.

Benim şamanizm ile deneyimim, şamanın görevlerinin bireysel hedefleri başarması ile ilgisi olmadığı yönündedir. Şamanın yaptıkları kişisel konular değildir. Onlar, toplulukları ile birlikte, Ruha dönüşü ve onunla uyum içinde yaşama görevini unutmamaya ve canlı tutmaya katılıyorlar. Bu yöntem serilerine “Gelenek” denir, bunlar inancın değil uygulamanın ana bölümleridir. Bu uygulamalar insanları kendilerinin diğer farkındalık düzeyine getirmek için o kadar etkilidir ki, ben bunu “Sağlık ve Özgürlük için Şaman Teknolojisi” olarak adlandırıyorum.

Şimdi, bakışımızı bireysel şamandan herkes için olası olan şaman deneyimlerine çevirelim. Şaman özel bir kişi olduğundan, tören ve merasimlerin büyülü anlarında özel bir rolü vardır, şaman deneyimi bu olaylara katılan her birey ile yaşanır ve paylaşılır. Bu durumda şaman deneyimi hem bireysel hem de toplumsaldır, bu nedenle grubun uygun usulleri takip eden tüm üyelerine açıktır.

Şaman deneyiminin hedefi katılımcıları, evrendeki her şeyin hareket nedeni olan anlatılamaz erk ile, kaybolmuş birliğe geri getirmektir. Ayrı olan kutuplar: kutsal ve dünyevi, ruh ve madde, kişi ve “bunun dışındaki şey”, şaman deneyimi esnasında bir olur. Bizim iki iç bölümümüz, tonal ve nagual, yeniden bütünleşir ve biz ikili doğamızda birliği deneyimleriz.

Şaman deneyiminin hedefi, bizim iki bölümümüz olan tonal ve nagual’i birliğe getirmektir, bu tüylü yılan Quetzalcoatl adındaki Toltek sembolünün gizemli vaadidir. Yılan maddi dünyayı, tonal’i, sürünmeyi temsil eder. Kartal ise uçan şeyleri, nagual’i, Ruhu temsil eder. Ancak, Aztek sembolizminde kartalın yılanı öldürmesinden farklı olarak, kartal yılanı öldürmez, bunun yerine Toltek’teki Quetzalcoatl sembolü ile tüylü yılanla bir olurlar: bu, ruh ve maddenin birliğini, tonal ile nagual arasındaki dengedir.

Şaman deneyimi, modern kentli toplumun üyeleri olan bizler için önemlidir, bu yalnızca şaman olmanın ilginç veya eğlenceli oluşundan değildir. Ruh ile yeniden bağlantıyı sağlamak için uygun araç eksikliğimiz, hem birey hem de tür için, sürekli olarak kendini yok etme işleminin gerçekleşmesine neden olduğundan, Şaman deneyiminin ölümcül derecede önemi vardır.

Zamanımız ve toplumumuzun başına gelecekler için uygun Şaman uygulamalarına ihtiyacımız var. Yalnızca yerli halkların tören ve yöntemlerini taklit etmek yeterli olmayacak. Şamanizm ve Gelenek farkındalığı yükseltebilme hüneri için bir dizi uygulamalar ve yöntemlerdir. Fakat bu teknolojinin özel anlatımı bunu kullanacak insanların uygun özelliklerine göredir ve her zaman da böyle olacak. Bu yerli kişilerin şaman uygulamaları doğa ile yakın temasta olan bir köylü yaşam tarzı ile ilgili olurken, bizim uygulamalarımızın yaşadığımı modern şehirlerdeki dünya ve yaşam tarzı ile ilgili olacağı anlamına geliyor.

Bizim Amaçla Yaşama Sanatındaki (AYS) çabamız, modern dünyada yaşayan insanlar için yöntem ve usuller geliştirmek, böylece “şaman sıçramasını” kendilerinin ve gerçekliğin diğer tarafına bizzat yapabilmelerini sağlamaktır. Bunun nedeni, Şaman deneyimi vasıtası ile bu yolculuk tamamlanmadan sağlıklı olunamayacağındandır. Yalnızca bizim ikili doğamıza uyan deneyimleri yerine getirmek ve tamamlayarak; erk, sağlık ve özgürlük’ten oluşan doğal haklarımıza ulaşabiliriz.

Bu nedenle, bu yıllardaki tüm işim şaman deneyimlerini canlı tutan yerli kişileri ile bizim gibi modern topluluklar arasında bir köprü oluşturmak olmuştur. Zamanımızdaki büyük rahatsızlığın nedeninin, gizli farkındalığımızın, diğer kendimizin, ve bizi çevreleyen her şey ile kutsal bağlantılardaki deneyim eksikliği olduğuna inandım.

Çeviri : Aki

Bilim, Ruhlar, ve Temel Şamanizm / Michael Harner

Bilim, Ruhlar, ve Temel Şamanizm
Michael Harner


© Shamanism, İlkbahar/Yaz 1999, Vol.12, No.1

Bu makalenin önceki örneği Amerikan Antropoloji Birliğinin Philadelphia’daki Yıllık Toplantısında 4 Aralık 1998 tarihinde sunulmuştur.

Şamanlar eskiden beri insanların diğer tüm biyolojik formlarla birlikte tamamen doğanın bir parçası olduklarının ve bunlardan üstün olmadıklarının prensibini benimsemektedir. Bu “pagan” prensibi diğer birçoğu gibi Avrupalı Şamanların Engizisyon tarafından infaz edilmeleri için yeterli bir nedendi ve ayrıca başka yerlerdeki yerli Şamanlar da aynı şekilde, erkek ve kadınların bu görüşteki kaynağının Kutsal kitaba karşı olduğu düşünülmüş ve Batılı misyonerler tarafından mahkum edilmiştir. Aslında, Darvin’in “Türlerin Kökeni” (1) ve “İnsanın Türeyişi”ne (2) kadar, ve gerçekte sıklıkla isteksizce, insanlığın diğer yaşam formlarına benzerliğinin genel tanımlamasını Batılılar beyan etmeye başlamamıştı. Başka bir değişle, Batı, sonunda bilimin kanalı ile, uzun zamandan beri Şamanları infaz ettiğini ve alay konusu yaptığını benimsemiştir.

Şamanizmde bir diğer basit kesin prensip iki gerçekliğin olduğu ve her birinin algısının kişinin farkındalık durumuna bağlı olduğudur. Bu nedenle, “Olağan Farkındalık Durumunda” (OFD) olanlar için yalnızca “Sıradan Gerçeklik” (SG) algılanır. “Şaman Farkındalık Durumunda” (ŞFD) olanlar ise “Sıra Dışı Gerçekliğe” (SDG) girmeyi ve algılamayı başarabilirler. Bu her ikisi de gerçeklik olarak adlandırılır çünkü, her biri ile deneysel olarak yüz yüze kalınmıştır. Her birinin kendi bilgi formları ve insan varlığına uygun olduğu geçerliliği kabul edilmiştir. (3)

SDG anlaşmaya dayalı bir gerçeklik değildir, eğer gerçekten de öyle olsaydı, Şaman uygulayıcıların bir işlevi olmazdı, bunun için farkındalık durumlarını değiştirmek kendi sorumluluklarındadır ve bu nedenle de diğerlerinin algılayamadıklarını başarı ile algılayabiliyorlar. Şaman uygulayıcılarının ayırt edici bir diğer niteliği de, başkalarını şifalandırma ve yardım etme amacı için, kendi istekleri ile bu gerçeklikler arasında ileri geri hareket edebilme yeteneğidir.

Sonuç ilke ise, sıra dışı gerçeklikte karşılaşılan bireysel formların kendilerinin gerçek olduğudur. Buna “ruh” adı veriliyor, ve Şaman uygulayıcılar tarafından ilk elden onlarla etkileşiliğinden gerçek olduğu kabul ediliyor. Bu etkileşim tüm hislerle doğrudan algıyı gerektirir. Bir başka deyişle, Şaman uygulayıcısı için, ruhun varlığı bir inanç veya varsayım değil fakat deneysel bir gerçektir. (4) SDG te, Şaman uygulayıcılar her zaman ruhları görür, dokunur, koklar, ve duyarlar; bu nedenle bunu diğer insanların sıradan gerçeklikle karşılıklı etkileştikleri gerçek gibi bulurlar. Bir çok uygulayıcı çalışırken karşılaşılan ve şifalandırma ile kehanette sıklıkla mucizevi yardım sağlayan varlıkların kişisel yardım, veya koruyucu ruhlar olduğunu fark eder.

Bir diğer karakteristik Şaman ilkesi ise, insanlar dahil,tüm türlerin yaşayan üyelerinin tinleri, veya ömür boyu süren kişisel ruhları vardır. Ben tin’i varlığın bireysel yaşam için gerekli olan ruhsal özü olarak tanımlıyorum. Bu döllenmekten veya doğumdan itibaren ölüme kadar, derecesi değişebilir olmasına rağmen, mevcut bulunuyor. Ölüm durumunda, doğumdan önce olduğu gibi, tin var olmaya devam ediyor, ama sürenin uzunluğu her bir tanımlanabilir varlık için değişmektedir. Şaman uygulayıcılar için, tinler, diğer ruhlarla da olduğu gibi, tanımlanabilir varlıklardır çünkü onlarla sıra dışı gerçeklikte doğrudan karşılaşılır.

Ben Üst Amazondaki iki farklı kabilenin Şamanları tarafından eğitildim ve aynı zamanda Şamanizmin altında yatan kültürler arası ilkeleri ve uygulamaları ortaya çıkarmak için dünya çapında ve geniş ölçüdeki araştırmalar ve sonuçları ile meşgul oldum. Bu esasları “Temel Şamanizm” olarak adlandırdım.

Şamanizm, ruhların gerçekliğine inancı nedeniyle, Batı bilimi tarafından uzun zamandır kabul edilmemektedir. Tanrıya, bir ruh olmasına rağmen, ara sıra dua edilmektedir,Einstein’ın sıklıkla yaptığı gibi, “ruh” veya “tin” ayrıca lanetlenmişlerdir ve paradigmanın kabul edilmeyen kısmıdır.

Bu tutumun, Rönesans ve Reformlar esnasında Galileo ve Copernicus gibi öncü bilim insanlarına, Kilise tarafından yapılan saldırıların, kendi tarihi kökenleri vardır. Bir tepki olarak, “Aydınlanma Çağında”, Batı bilimi ve tıp, ruhların ve tinlerin var olmadığını ve bu nedenle bilimsel araştırma ve tıp uygulamaları için uygun olmadıklarına karar vermiştir. Bu durumun tarihsel olarak anlaşılabilir olmasına rağmen, devamında bu günkü bilimin parametrelerine göre ise kesin olan bu olguların var olamayacağına dair önsel bir hüküm vererek sınırlar.

Batı bilgisindeki ilerlemenin sınırlı olması, tin dahil, ruhların var olamayacakları inancı, Achille’in topuğu olan, kısmen ispatlanmamış bir inanç üzerine kurulan, budanmış bilimin bu şanssız durumun sonucudur. Aslında, tabi ki, bilim hiçbir zaman ruhların varlığının tersini ispatlamamıştır. Ve hatalı olduğu veya tersi ispatlanmayan teori, bilimsel yöntemin temel taşıdır. (Popper) (5) Ruhların varlığının teorisi hatalı olduğu ispat edilmediği sürece, mantıksal olarak bilim tarafından görmezden gelinemez. Başka bir değişle, bilimin bu konudaki durumu tamamen bilim dışıdır, ve ironik olarak bir inanç meselesidir.

Olağan olarak, ruhların varlığı ve nitelikleri üzerindeki deneysel araştırmalar fazlasıyla Şamanlara bırakılmıştır. Binlerce yıldır ve binlerce farklı kültürde, birbirinden bağımsız olarak beş farklı kıtada, onlar hastaları ile, ve sıklıkla da ölüm kalım durumlarında,sayısız şifa deneyimi geçirmiş, ve ruhların gerçekliği teorisini tutarlı olarak destekleyen sonuçlara ulaşılmışlardır. Bu nedenle, temel yerli Şaman uygulamaları tüm dünyada dikkat çekecek derecede tutarlıdır.

Benim ruhlarla çalışmalarım ilk elden ve kişisel olarak 1961 yılında başlamıştır. Sonra, 1964 ve 1973 yıllarında Üst Amazondaki iki farklı kabilenin Şamanları tarafından eğitildim ve aynı zamanda Şamanizmin altında yatan kültürler arası ilkeleri ve uygulamaları ortaya çıkarmak için dünya çapında ve geniş ölçüdeki araştırmalarla meşgul oldum. Bu esasları “Temel Şamanizm” olarak adlandırdım.

Kendi Şamanizm ve Şaman şifası çalışmalarıma ek olarak, 1970’lerin başında kendilerine veya başkalarına pratik uygulamalar yapabilmeleri için Batılılara Temel Şamanizmi öğretmeye başladım. Takriben son on yıl esnasında, bu eğitim uğraşımda, kar amacı gütmeyen bir organizasyon olan ve Şamanizm ile Şaman şifası için dünya çapında araştırma, yenileme ve eğitim çalışmaları yapmak için kurulan Şaman Çalışmaları Vakfının, Uluslararası Fakültesindeki meslektaşlarımdan yardım aldım.

Temel Şamanizmin eğitimi ve basit prensiplerinin kullanımı, Batıda ve diğer yerlerde şaman şifasını hızla canlanması için teşvik etti. Herhangi bir kültürel geleneği taklit etmeden, ancak temelde yatan kültürler arası ilkelerin öğretilmesi, yani temel Şamanizm, özellikle kültürden bağımsız bir sistem isteyen ve çağdaş yaşam tarzlarına kaynaştırıp benimseyen Batılıların kullanımı için uygundur. Bugün temel Şamanizm Batının çoğu yerinde şaman uygulamalarının baskın yöntemidir.

Temel Şamanizm konusundaki bazı ilkelerin ve uygulamaların kısa bir tanıtımı “Şamanın Yolu” (6) kitabımda bulunabilir. Ancak, hem temel hem de ileri derecedeki Şamanizmin en önemli uygulamaları yazılı basında bulunamaz. Daha doğrusu, bu tecrübelerin kişiden kişiye aktarılması temeline, örnek olarak, ruhlarla doğrudan iletişim kurmaya, ve kişisel tecrübe ve uygulamalara dayanan bir eğitimdir. Ayrıca, bu tecrübelerin bilgisi kelimelerle ifade edilemez ve bu da katılımcı olmayan Batılı gözlemci ve görüşmeciler için anlatılabilir bir olgu değildir.

Temel Şamanizmin gelişmesi, kadim Şamanların şifa, kehanet, ve diğer uygulamalarının sürekli deneyimi olan kültürler arası saha çalışmaları ve araştırmaları ile bu yöntemlerin alıcılarla olan uygulamaların birleşiminden kaynaklanmaktadır. Tekrar tekrar söylüyoruz ki, ruhların varlığını, Şaman yöntemlerin kullanılmasındaki başarımızın tutarlı ve kesin bir açıklaması olduğunu bulduk.

Şimdi, Şaman araştırması yapmak isteyenlere yardım etmek amacıyla, kişisel olarak benim Şamanizmde son otuz sekiz yılda geliştirdiğim uygulama, araştırma ve öğretimin, kısaca araştırma stratejisinin ana hatlarını çizmek istiyorum. Bu yalnızca benim değil, aynı zamanda Şaman Araştırma Vakfının da stratejisidir.

Başka bir şekilde söylemek gerekirse, Şaman Araştırma Vakfı, Şamanizmin ruh biliminde öncü bir laboratuvardır, ve öğrencileri ruhlarla ilgili bilgilerini kişisel şaman uygulamalarında başarılı sonuçlar almak için kullanmayı öğrenirler.

Bu stratejinin temeli Şaman kültürlerindeki birikmiş ruhsal bilgilere uymaktır. Böylece, yerli kişiler bir nesne yerine bir öğretmen olarak görüldü. Farz edelim ki onların öğretisi tuhaf veya akıl almaz olarak görülüyor, bunu onların değil bizim kendi sorunumuz, ve açıkça onların koşullarını daha çok öğrenmemiz gerektiği olarak görelim. İlk bakışta, onların ifadeleri veya iddiaları ne kadar olanaksız olarak gözüktüğü önemli değildir, bizim başlangıç varsayımımız onların ne söylediklerini bildikleri olmalıdır. Onların bakış açıları prematüre Batı uygulamalarının açıklayıcı paradigmaları ile dönüştürülmemelidir. Altını çizerek söylenmelidir ki, onlar günahkar oldukları ispatlanana kadar akıl ermez olarak kabul edilmelidirler, ve genellikle onların günahkar olduğu ispatlanmadığında bizim suçlu olduğumuz ortaya çıkmıştır.

İlk elden elde edilen tecrübelerin bilgisi nerede ve ne zaman olursa olsun Şamanizmin ve Şaman şifasının muazzam kavrayışını aktif bir biçimde yarar sağladığı görülür. Böylece, stratejimin bir diğer basit görüşü de, çağdaş antropolojik açıdan, ciddi bir katılımcı gözlemin, veya “köklü katılımın” basitçe bir izleyici ve görüşmecisi olmak yeterli değildir. Bu ifadeler daha kullanılmadığı zamanlardaki köklü katılımın erken dönem örneklerine, etnolog Frank Cushing (Zuni kabilesinde ruhsal uygulamalara katılan) ve James Mooney (Çayırların Ruh Dansına katılmış ve Yerli Amerikan Kilisesinin kurulmasına yardım etmiştir) dahildir. Onlar, genellikle antropolojik saha çalışmalarındaki katılımcı araştırmanın uygulamalarının geleneksel sınırların ilerisine geçmiş, ve çalıştıkları kişilerle sıradan gündelik işlerin ilerisindeki alanlara girmişleridir.

Etnografik raporların karşılaştırmalı çalışması da uygulamaların devamlılığını ortaya çıkarması açısından stratejinin sonuca götüren çok önemli bir parçasıdır, ki bu egemen Batılı bilimsel standartlara göre, imkansız olduğu dikkate alınmıştır. Bunlar, Şaman yolculuğu ile başka dünyalara gitmeyi, parçalanmayı, cinneti ve cin çarpmasını, ölülerle iletişimi, medyumluğu, tamamen yabancılara yapılan ayrıntılı ve başarılı kehanetleri, ve mucizevi şifalandırmaları içermektedir. Stratejinin sonrasında operasyonun temel esasları, bu tür denemelerin sonuçlarının tekrarlanabilir olmasının ortaya çıkarılmasına bağlı olmasıdır. Bunlardan biri sevecen koruyucu (rehber) ruhların Şaman uygulayıcısının hastalığı, ağrıyı ve ruhsal cehaleti dindirmesine destek için hazır olmasıdır. Bu ilkelerin uygulanması, sonuçların başkalarınca tekrarlanmasını sağlar.

Bu deneysel stratejide, hem tümevarım hem de tümdengelim birbirine bağlı bir rol oynamaktalar, ancak araştırmanın erken safhalarında özellikle tümevarım önemlidir. İlerleme sağlandıkça, tümdengelimli ilkeler ortaya çıkar ve daha sonra tahmin edilebilir sonuçlar sağlamak için kullanılır. Ruhların gerçekliği de dahil olmak üzere, bu ilkeler kullanıldığında, sonuçlar çok tekrarlanabilir olduğundan kalabalık öğrenci grupları için tecrübe kaynaklı deneysel eğitimde kullanılabilirler ve tahmin edildiği gibi kendi kişisel deneyleri için güvenilir sonuçlar alınır. Başka bir şekilde söylemek gerekirse, Şaman Araştırmaları Vakfı Şamanizmin ruhlar bilimi öncüsü bir laboratuvardır, ve öğrencileri, ruhların bilgisini kendi şaman pratiklerinde başarılı sonuçlar elde etmek için kullanmayı öğrenirler.

Ruhun varlığı ilkesi de dahil olmak üzere Temel Şamanizmin ilkelerini kullanarak, ileri seviyedeki öğrenciler, rehber ruhlarının da yardımı ile, yalnız şaşırtıcı şifalandırmalar gerçekleştirmelerinden başka, aynı zamanda klasik halk Şamanlığı becerileri olan ve Kuzey Amerika ve Kutup yerlilerinin o veya bu şekilde “bağlanmış şaman” veya “sallanan örtü” olarak bilinen törenlerden birini de yaparlar. Eğer yalnızca seyirci olsalardı, zihinlerinin bir köşesinde bir ihtimal bunun hileli olduğu, alışılmış sorusu kalacaktır. Ancak, gerçekten uygulayıcı olduklarında ve sıkı bir şekilde iplerle bağlandıkları halde aniden ipler çözüldüğünde (7) ilk elden burada hilenin bulaşmadığını bilecekler.

Bu tür olgular bilimsel sıkılık ilkesi (*) ile açıklanabilir; ve bu sıkılık açıklaması ruhların gerçek olduğunun basit bir kanıtıdır. Bu durum, Şaman olgularında birinin ruhlar dışında bir açıklamadan kaçınması gerektiğini önermez. Şimdiye kadar, her nasılsa, anlaşılmaz olan Şaman olgularını ruhların gerçekliği dışında bir ruh dışı açıklama ile ispat edilememiştir, ki bu şaşırtıcı değildir çünkü bu olgular binlerce yıldır kültürler arası Şaman kaynaklarınca denenmiş ve desteklenmiştir. Bunları deneyen kişiler tipik olarak, okumuş ve beyaz laboratuvar giysileri giyen çok saygıdeğer kişiler değildi ve denemelerini hastaları veya müşterile ile değil, sıklıkla ölüm kalım şartlarında yapıyorlardı.

Buradaki amacım bu görüşlerdeki herhangi birilerinin basitçe kelimelerle aklını çelmeye kalkışmak değildir; yani, okuyucunun benim haklı olduğuma güvenmesidir. Bunun gibi sıradan gerçeklik ikna yöntemleri Şamanizmin ve Şaman öğretisinin stratejisi değildir. Şamanizm inanç değil bir bilgi yoludur; ve bu bilgi bu gerçeklikteki benden veya bir başka birinden gelmemektedir. Ruhların gerçekliği de dahil olmak üzere, bu bilgiyi elde etmek, şamanın yolunu adımlamak ve deneysel kanıtları kazanmak gereklidir.

Yol açıktır, ve gerçek bir bilim insanı gibi, ihtiyaç duyulan ilk adım, dürüst bir merak, açık bir zihin, ve biraz da cesarettir. Eşiği bir kez geçtiğinizde, ön yargılar ilk elden deneyimler ile yer değiştirir, ve kendiniz için ruhların gerçekliği ilkesini denersiniz. Bu arada, uygulamada yeni olanlar için küçük bir ikaz: siz ve sizin gerçekliğe bakış açınız artık asla aynı olmayacaktır, kapının eşiğini geçmek yalnız sizin için değil, fakat neticede bilimin karakteristik özellikleri için de büyük bir değişim örneğinin başlangıcı olacaktır, ve bilim artık bundan sonra başlıca toplumların üstün olduğu ve önsel olarak neyin imkansız olduğu ile budanmış olmayacaktır.

Notlar:
1. Darwin 1958.
2. Darwin 1871.
3. Harner 1990: xix-xxii; 21-22.
4. Turner 1992: 15.
5. Popper 1959: 63. 68-69.
6. Harner 1990
7. Harner n.d.

Referans Alıntılar

Charles Darwin
1871 “İnsanın Türeyişi ve Doğal Ayıklanmanın Sexle bağıntısı” New York: D. Appleton
1958 “Türlerin Kökeni” New York: New American Library (Mentor)

Michael Harner
1990 “Şamanın Yolu” 3’ü baskı. San Fransisco: Harper & Row
n.d. Katılımcıların yayınlanmamış deneysel ve olay bilgileri.

Karl R. Popper
1959 “Bilimsel Keşfin Mantığı” New York: Harper & Row

Edith Turner
1992 “Ruhların Gerçekliği” 15.ci gözden geçirme.

Ç.N.
(*) “Principle of Parsimony” – Sıkılık İlkesi : Bilimsel teoriler veya açıklamalar arasında karar vermek için kullanılan bir kriter olan bir olgunun her zaman en basit açıklamasının, yani en düşük düzeydeki mantık sıçramasına ihtiyacı olanın, en az varsayımda bulunanın seçilmesidir.
14.cü yüzyıl filozofu olan Occamlı William’dan sonra “Occam’s Razor – Ockham’ın Usturası” olarak da adlandırılır.

Çeviri : Aki

Temel Şaman kuramına göre Rüyalar

TEMEL ŞAMAN KURAMINA GÖRE RÜYALAR
Michael Harner

Michael Harner rüyaların temel Şaman teorisi ile, yaratıcı ve tamamen Şaman anlayışına göre rüyaların nereden geldiğini ve anlamlarını nasıl keşfedilebileceğini anlatıyor. – Yayımcı –

“Temel Şaman Kuramına göre Rüyalar” adlı bu kısa makale, on temel ilkenin altını çizmek ve kısaca açıklamak amacıyla 14 Ağustos ve 25 Eylül 2010 tarihlerinde San Fransisco’da verilen Şaman Çalışmaları Vakfının(1) ilk iki halka açık “Şaman Rüya Çalışmaları” seminerlerde anlatılanlara yakın bir sunumdur. Bu kuram kültürler arası özgün Şamanizmin yıllarca süren saha çalışmalarının yön verdiği deneyimler ve uygulamalarla test edilmiş ortak kuram ve uygulamaların keşiflerinden kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, kuram temel Şamanizm’den kaynaklanmaktadır.

Bu makale evrensel insanın rüya deneyimine gönderme yapmakta ve Batılıların rüya yorum ve çalışmasına yeni ve köklü bir bakış getirmektedir. Bu kelimeler aslında ileri derecedeki temel Şamanizm öğrenciler ve uygulayıcılar için söylenmiştir, özellikle de en az Şaman Çalışmaları Vakfının üç yıllık İleri Şamanizm programının başlangıcı olan Yoğun İki Haftalık Şaman Şifa veya bunun eşiti çalışmalarına katılanlar kast edilmiştir. Farz ediliyor ki, bu kişiler kendi kişisel Şaman deneyimleri ile uzun zamandır ruhların gerçek olduğuna karar vermişler; ve bu deneyimler neticesinin bilgisi ile başarılı şifa ve kehanet uygulama çalışmalarını anlamışlardır.

Bu makalenin amacı diğer insanlara ruhların gerçekliğine veya onların özelliklerine inandırmak değildir, uygulamalı Şamanizm kanıt veya inanç meselesi değil, fakat, deneyimle bilgiye ilk elden ulaşmaktır. Ümit ederim ki burada yazılanlar bazı yerli Şamanların ve atalarının kadim zamanlardan beri bildikleri ancak Batılıların geç kalmış bir geçerliliği tanımlama örneği olarak görülecektir.

İLK KURAM: RUHLAR GERÇEKTİR.
İlk kuram tüm diğer dokuzunun temelidir. Basit olarak ruhların gerçekliğini işaret eder, ciddi Şaman uygulayıcıların doğrudan deneyimlerinden zaten bildikleri bir şeydir. Bu Şaman çalışmasında başarılı olmanın temel bilgisidir.

İKİNCİ KURAM: RÜYALARA RUHLAR NEDEN OLUR.
“Rüyalara ruhlar neden olur” önermesi ile ikinci kuram en önemlilerinden biridir. Bu ruhlar bireyin tin’ini ve birey ile kaynaşmış ve onu koruyan başka herhangi bir ruhu da kapsamaktadır. Bir diğer deyişle, rüyalara neden olan tek bir bireyin tin’i (yada modern Batıda ‘psyche’ can dedikleri) değil, pek çok ruh vardır.
Burada kullanılan tek ruh fikrinin temeli Şamanizmindir. Ruhların tekliği veya çokluğu(2) konusunda birçok kültürde farklılık olmasına rağmen, evrensel veya neredeyse evrensel bir dünyaya özgü fikir ve uygulamalardır, temel Şamanizmin amacı ise bunları araştırmaktır.
Yalnız bireyin tin’i değil birçok ruh da rüyalara neden olur, bunlar, bireyi kapsayan ve sahip olan (kaynaşmış), veya yakınlık kurmuş olan rehber ruhlar da olabilir. Bireyin rüyasında, bulundukları döneme bağlı olarak, yaygın veya kısa bir etki yapabilirler.
Bu kuram tüm ruhların tüm rüyalara neden olduklarını iddia etmez.

ÜÇÜNCÜ KURAM: BU RUHLARIN FARKLI ÖZELLİKLERİ, FARKLI ÇEŞİT VE DERECEDE GÜÇLERİ, VE FARKLI MEŞGULİYETLERİ VAR.
Örnek olarak, bireyin sağlığı ve esenliği ile ilgili olan rüyalar, bireyin tin’i veya rehber ruhu tarafında yaratılanlardır. Eğer bireyler sağlık ve esenliklerinde kaygılı ise, yalnız olduklarını sanmamaları ve endişelenmemeleri için, kendi ruhları ve genellikle rehber veya koruyucu ruhlar tarafından bu duygular durdurulur. Tüm bu ruhlar doğrudan veya mecazi anlamlarda ikaz ve öneriler olan rüyalar yaratabilirler.
Üçüncü kuram, Şaman uygulayıcının rüya ile ilgili olan ruhları ve özelliklerini bilmesi gerektiğini içeriyor. Bu durum özellikle Orta Dünya ruhları ile ve aynı zamanda Üst ve Alt Dünya ruhları çeşitleri hakkında zengin bir bilgiye gereksinimi vardır.

DÖRDÜNCÜ KURAM: RÜYA YARATAN RUHLAR: KİŞİSEL TİN; REHBER RUHLAR, KORUYUCU RUHLAR DAHİL; ZARARLI, ISTIRAP ÇEKEN VEYA DİĞER DAVETSİZ RUHLAR, OLABİLİR.
Burada “Istırap Çeken Ruhlar” olarak tanımlananlar, aniden veya sarsıcı bir şekilde ölen ve genellikle öldüklerinin farkında olmayıp, çoğunlukla şaşkın ve mutsuz olan, buradaki Orta Dünyada amaçsız ve yolunu şaşırmış olarak dolaşan, mutsuz insanların ruhlarını tanımlamaktadır. Zaman zaman, yaşayan bireylere bağlanarak veya yakın durarak, halen yaşadıkları hükmüne varan yanılsamalarını artırıyorlar. Bu şartlar altında, ölü varlıkların rüya hatıraları, yaşayan bireylerin rüyaları ile karışır ve neticede yaşayan birey bu rüyaların yanlışlıkla kendi geçmiş yaşam deneyimi olduğunu sanır. Bu rüyalar, ıstırap çeken ruhların yaşamları gibi, aniden ve sarsıcı bir şekilde sonlanmaktadır. Şaman uygulayıcılar için bu yaygın karışıklığın farkına varmak ve danışanlarına bu tür rüyaları tanımlamaları için yardım edebilmeleri önemlidir. Bu işi etkili bir şekilde yapabilmek için, uygulayıcıların hastalıklar konusundaki geniş bilgiye sahip olmaları ve tedavi için deneyimleri olması gerekmektedir.
Davetsiz ruhlar, kurbanın bazı beden bölümlerine girerek bölgesel hastalıklara ve ağrılara neden olmaktadır. Davetsiz ruhların bölgesel girişleri ile kurbanın rüyaları arasındaki bağlantı üzerinde halen çalışılmaktadır.

BEŞİNCİ KURAM: “KÖTÜ” RÜYALAR VE KARABASANLAR BİRİNİN TİN’İ VEYA REHBER RUH TARAFINDAN YAPILAN YARARLI UYARILAR OLABİLİR, BELKİ DE ZARARLI BİR RUH TARAFINDAN DA AÇIKÇA GÖSTERİLMEKTEDİR.
Bu kuram bir öncekinin devamıdır ve zarar görmüş veya korkmuş varlığın neden olduğu rüyalar bireyin tin’i veya rehber ruh tarafından neden olan rüyalar kadar olumlu, yararlı ikazlar olabilir ve yardım edebileceğine işaret eder. Bunun gerçek olmasına rağmen kötü rüyalar ve karabasanlar aynı zamanda yararlı ikazlar da olmayabilirler, daha doğrusu zararlı ruhlar tarafından üretilmiş kendi rüyaları olup bireyin hatıraları ve rüyaları ile karışmıştır. ıstırap çeken bir varlığın, ölümle sonuçlandığının bilincinde olmadığı son hatırası olan ve ölümüne neden olan şiddetli bir saldırı buna örnektir. Eğer ıstırap çeken varlık yaşayan bir bireye sahipse veya ondan ayrılamıyorsa böyle yaygın bir hatıra yararlı bir ikazı olmayan karabasanlar üretebilir. Bu Şaman uygulayıcısını ruh kovma işlemi yapması için bir uyarıdır.
Bir karabasan türü rüya, tabi ki, aynı zamanda basit bir hazımsızlık, başka bir beden veya ruhsal rahatsızlık sonucu da oluşabilir. Bu rüyaların ruhsal bir bileşeni olduğunu inkar etmek değildir. Bireyin tin’i veya koruyucu ruh belki de herhangi olumsuz bir şeyin bireyin sağlığını etkilediği ve ilgilenilmesi gerektiği için ikaz etmektedir.

ALTINCI KURAM: ÖNEMLİ RUHSAL GÜÇLERİ OLAN KİŞİLER ZARARLI RUHLARIN İSTENMEYEN RÜYALARINI ALMAMA EĞİLİMİNDELER.
Ruhsal olarak güçlü olan birey davetsiz ruhlara ve istenmeyen saplantılara karşı korunmuştur. Bu güç bir koruma alanı gibi olduğundan, davetsiz girişimler ve istenmeyen saplantılar bireyin rüyasını yaratmadan genellikle geri çevrilir. Sonuç olarak, bu tür rüyaların alınması bireyin gücünün artırılması için gerekli adımları atmasına ihtiyacı olduğunu göstermektedir.

YEDİNCİ KURAM: ÖNEMLİ REHBER RUHLAR MÜHİM RÜYALAR BİLDİREBİLİR VE RUHSAL GÜÇ İLE BİLGİLER İLETEBİLİRLER.
Karakteristik olarak “Mühim Rüya” koruyucu veya ana rehber ruh tarafından yapılan koruyucu ruhsal güç veren bir bildirimdir. Genellikle iki türde olurlar: (1) Uzun bir süre devamlı olarak gelen uykudaki bir rüya; veya (2) tek seferlik ezici güçteki bir vizyon. Vizyon yaşam için önemli yol gösterici bilgiler içerebilir, veya bir aradan sonra, uykudaki bir rüya da bu tür bilgileri verebilir. Şamanizmde ve birinin yaşamında hak edildiğinde Mühim Rüyalar büyük bir önem taşırlar.
Ne yazık ki etnograflar “rüya” kelimesini, yerli ırkların özel durumlar için kullandığı ve bu kelime ile ne demek istediklerini, sıklıkla dikkatli bir araştırma yapılmadan yazılarında kullanırlar. Örnek olarak, genellikle kastedilen durumum uykudaki bir rüya, uyanık bir rüya, Şaman yolculuğu, veya bir vizyon olduğu çok da açık değildir.

SEKİZİNCİ KURAM: YUKARIDAKİ KURAMLAR HER TÜRLÜ RÜYA İÇİN GEÇERLİDİR, UYKUDA, GÜNDÜZ YADA UYANIK VE VİZYON GÖRMELER DE DAHİLDİR.
Bu ilke “dream (rüya)” kelimesinin Webster New Universal Unabridged Dictionary (Webster Evrensel Orijinal Sözlüğü) den ve genel kullanımdan kaynaklanmaktadır. Burada kullanılan rüya tanımlaması: Bireyin uykusunda; veya uyanık olduğunda; ardışık olarak beliren görüntüler; uyanık belirenler istemsiz veya isteyerek yapılanlardır. Eğer uyanık rüya olağan dışı canlı/inandırıcı ise buna vizyon denebilir. Bu açıklamanın bir örneği olarak, Şaman yolculukları, sıradan gerçekliğin yönlendirmediği, denetimli ve istemli rüyalar olarak görülebilir, şöyle ki bunlar “yönlendirilmiş hayaller” değildir.

DOKUZUNCU KURAM: RÜYALARININ ANLAMINI ÖĞRENMEK İÇİN, BİREYLER RUHSAL REHBERLERİ İLE KAYNAŞARAK İNCELEMEK İÇİN RÜYALARINI GERİ ÇAĞIRABİLİRLER, VEYA BİLGİ ALMAK İÇİN EN ÖNEMLİ KAHİN YARDIMCI RUHLARINA ŞAMAN YOLCULUKLARI YAPABİLİRLER.

ve

ONUNCU KURAM: BU YOLCULUKLAR GENİŞ ANLAMDA MECAZ ÇALIŞMALARINI KAPSAMALIDIR, ÖZELLİKLE RUHSAL İLETİŞİME VE BU NEDENLE DE RÜYALARIN ANLAMINA UYGUN OLMALIDIR.
Dokuzuncu ve Onuncu kuramlar burada birleştirilmiştir: Şamanizmde istemsiz rüyaların anlamı keşfetmek için birey istemli rüyayı kullanabilir. Genellikle kullanılan iki yol ise, rüyayı geri çağırmak ve Şaman yolculuğudur, her ikisi de rüyayı gören tarafından uygulanır, çoğunlukla en iyi yorumu rüyayı görenin kendisi yapabilir. Her ikisinin neticesi de gerçekçi veya mecazi iletişim olabilir. Şaman inisiasyonu ve eğitimi haricinde mecazların anlam ve benzerlikleri başkaları ile paylaşılmaz, çünkü bu ruhların iletişimidir, ve yalnızca kelimelerin ilerisinde değil aynı zamanda kutsal ve kişiseldir.
Şaman yolculuğunda karşılaşılan mecazlar, örnek olarak, belirli bir gezginin yorumlaması için mükemmel olarak uydurulmuştur. Başka kişiler için uygun olduğu sanılmamalıdır, eğer varsa müşteriler de dahil, çünkü bunlar ruhların gezgin ile olan bilgisinin samimi, çok katmanlı ve hassas bir iletişim sonucudur, kesinlikle başkaları için aynı anlamı taşımazlar.
Başkalarından yardım almadan mecazları yorumlamak gezginin sorumluluğundadır, çünkü hiç kimse yüz yüze gelinen mecazların gerçek anlamını bilmeye gezgin kadar yetkili değildir.
Bununla birlikte eğer, birey kendi için Şaman yolculuğu ve rüya geri çağırmalarını yapamıyorsa, bir Şaman uygulayıcısı bulup onun yardımını talep etmesi faydalı olacaktır. Temel Şaman ahlakına göre bu tür kahinsel uygulamalar yalnızca talep edilmesi durumunda yapılmalıdır. Aksi takdirde, Şaman uygulayıcıları başkalarının ruhsal özgürlüğüne müdahale etmekten tehlike altında kalacaklardır.
İnsanlar rüya yorumlarına uzun süredir ilgililer. Tüm yerleşik kıt’alardaki binlerce kültürde Şamanlar rüyaları anlamak için zaman içinde denenmiş tecrübeler geliştirmişlerdir, bu bilgi onların ruhsallıkları ve ruhlarla çalışmaları ile mümkün olmuştur. Batıda, Şamanların vasıtası ve “ruhlarla bağlantı” Kilise tarafında yasaklanmış ve daha sonra Aydınlanma Çağında bir düş olarak görülmüş ve reddedilmiştir.
Son yüzyılda rüyaların teorisi için tasarlanan birçok hamle görülmüş, fakat Şamanların ruhlar gerçekliğine ve onlarla nasıl çalıştıkları iddialarını ciddiye almaya karşı Aydınlanmadan kalan miras olan güçlü nefret kalmıştır. Batıdaki Şamanizmin yeniden canlanması, böyle etnografik bir örneğin gelecekte olmayacağını akla getiriyor. Ümit ederim ki bu kısa makale yerlilerin saygılı tetkikler bekleyen bilgi ve tecrübe zenginliği için daha fazla araştırma yapılmasını teşvik edecek. Bir zorlu görev de geriye kalan ilgili Şaman bilgilerinin yüzlerce kültür arasında dağılmış olmaları nedeniyle genelleştirmenin kolay olmayacağıdır.(3) Belki Batılılar için daha da zorlu olan iş Şaman kapısından geçerek kendileri için ruhların gerçekliğini ve rüya ile olan ilişkilerini sınamaktır.

Dr. Michael Harner, Batıda Şamanizmi ve Şaman davulu ile seyahatin öncüsü olan bir antropologdur. Şaman Araştırmaları Vakfının Kurucusu ve Başkanıdır. Yayımladığı kitaplarının arasında “Şamanın Yolu” da bulunmaktadır.

Notlar
(1) – Burada ana hatları çizilen on kuram Ağustos ve Eylül 2010 yılındaki ilk sunuşlarında sonra gözden geçirilmiş ve az da olsa değiştirilmiştir.
(2) – Örnek olarak, 1962 yılında Amerikan Antropoloji dergisindeki 64:258-72 makaleme bakınız.
(3) – Şaman Araştırmalar Vakfının Şaman Bilgi Muhafazasındaki benzersiz arşiv bu tür bilgileri birleştirmek için oluşturulmuştur.
(4) – Sandra Harner’a değerli desteği ve yazılarla ilgili fikirleri için teşekkür etmek istiyorum.

Copyright ©2010 Michael Harner.
Bu makalenin yeniden basımı Şaman Araştırmaları Vakfının [email protected] adresinden irtibat sonucu alınacak izinle geçerlidir.

Çeviri : Aki

Aiwass’ın Kitabı – Konu ile ilgili değilseniz okumanıza gerek yok!!!

Satanizm manifestosu tarzında bir yazı. Yukarıda dediğim gibi konu ile ilgili değilseniz boşuna okumayın!

Aiwass ‘ın Kitabı
John Allee
First Church of Satan – Baş Rahibi

LORD EGAN’IN KOŞULU

Söylediklerimi kabul veya ret etme seçeneğine sahipsin. Eğer bunları kabul edilmesi zor veya imkansız bulursan, sana tavsiyem fikirlerimi tamamen unutmandır, tabi istiyorsan! Neden bunu söylüyorum? Amacım, hakim-insan zekasına inanan bir insan olan Crowley tarafından konmuş Satanik prensiplere bağlı kalmaktır;

“Tüm misyoner mesajların özleri her zaman öğreticinin düşüncesini özümser, ve her zaman rüşvet ve tehdit ile birliktedir. Benim mesajım kesinlikle bunun tam tersidir. Her bir kadın ve erkeğe diyorum ki, ‘Sen benzersiz ve bağımsızsın bir evrenin merkezisin. Ancak, ben kendi istediğim şeklide düşünme hakkına sahibim, aynı şekilde sen de farklı düşünme hakkına sahipsin. Hayattaki tek gayen, diğer insanların fikirlerini hiç önemsemeden, başarabilmektir.’”

Ben burada ne söylüyorum? Bir Satanist olarak, önemli olan SENİN fikrindir. Senin deneyimin kapsamında olup, bilinçli olarak doğru kabul ettiğin şeylere inanmalısın. İlk Satan Kilisesi bakış açısı ve bir Satanist olma anlamında, bu her zaman benim ilk ve en önemli açıklamam olmuştur.

YARATILIŞ

Evren Bir’den (yoktan veya hiçbir şeyden) gelir ve ona döner. İlk neden Big Bang olarak adlandırılan patlama değildir, fakat Kaos ve Düzen’in çıkışıdır. Sıklıkla insanlar şunu sorar, “Şeytan nasıl her kuraldan muaftır, evrensel uyumsuzluktur, kainatın asi’sidir, durgun su’dur ve halen de doğanın denge elemanını temsil eder?” Basitçe, Şeytan, eril ilke, Kaosun kişiselleşmiş halidir. Babalon, dişil ilke, Düzen’in kişiselleşmiş halidir. Evren genişledikçe bu ilkeler birleşir, bölünür ve tekrar bölünür. Bu ayrılmalar, eş yaratıcıların evren kumaşının dokumasına yardımcı olan, temel formları yaratır. Bu süreç bedenimizdeki hücrelerin bölünüp çoğalmasını andırıyor. Bu kaynaşma evresinde temel formlar, iki ilke olarak bağdaşarak ve tekrar şekillenerek, kaynakla yeniden birleşiyor ve Bir’i (Büyük Çöküş’ü) kusursuz olarak gerçekleştiriyor. Evren sürekli değiştiğinden, mükemmelliğe ulaşan bir şey öyle kalamıyor, ve böylece, bir diğer genişleme gerçekleşiyor ve yeni evrenler şekilleniyor. Bu işlem sonsuza dek devam ediyor…

Bu formların içinde yaşayan ruhların da yaptığı gibi, yaşam çarkındaki tüm yaratılanlar kademeli olarak evrimleşiyor. Tüm yaşam, hayat veren, besleyen, destek olan Karanlık Ana, Babalon’dan fışkırıyor. Şeytanın rolü tasarlayan, yaratan ve yok edendir. Her ikisi de dengeyi, uyumu ve değişimi gerçekleştirmek için birbirlerine bağlı olarak çalışırlar. Onlar övgü ile birbirlerini tamamlıyor. Hayat hem Düzen hem de Kaos’un ifadesidir. Görünüşe göre bir model takip ediyor ve sürekli olarak iyi ve kötü olaylar dizileri oluşturuyor. Bu gerçek zamanı, bizim ırkımızı veya dinsel inançlarımızı hesaba katmaz. Hayat güzel devam ettiğinde, spiritüel gelişmemiz durgunlaşmaya eğilimlidir. Günlük hayatın saldırıları ve meydan okumaları bize gelişme ve üstün olma dürtülerini verir.

SPİRİTÜEL EVRİM

Alt türlerin düzeninden başlayan ve “Topluluk ruhu” diye adlandırılan zorlu bir husus egemen olacaktır. Örnek olarak Kral Kelebeği alalım – varlık olarak binlercedir ancak toplu olarak bir ruha sahipler. Bir tür öldüğünde ve yok olduğu düşünüldüğünde, bu topluluk ruhu yeni temel bir tür şekillendirir. Topluluk ruhu sonuçta son (toplu) enkarnasyonu görecek ve birleşik kişisel insan ruhu olarak ortaya çıkacaktır.

Birinin insan ruhunun anlaması için, paralel zamanların varlığını bilmesi önemlidir. Okuyucu, olabilecek her şeyin, olmuş olduğunu ve şimdiki evrenin yok olmasına kadar olmaya devam edeceğini anlamalıdır. Her belirleyici an, iki seçeneğin de gerçekleştiği, zamanda yeni bir bölünme yaratır. Bir taraftan Nazi’lerin kazandığı bir zaman dizgesi varken diğer tarafta evrensel Komünizmin egemen olduğu bir diğeri de vardır. Sayısız paralel zaman dizgeleri vardır ve her biri içinde bulunduğunuz dizgedeki kadar gerçek ve şartlara uygundur.

Şimdi, bireysel insan ruhunun çıkışından bahsettiğim noktaya geri gidelim. Bu olay, hepsinde olmasa da, birçok zaman dizgesinde aynı anda gerçekleşmektedir. Bu nedenle, birçok varoluşun tadını çıkardığından, insan ruhu söylendiği gibi eşsiz bir varlık değildir. Bu gerçekliklerin algı bulanıklığı ve geçmiş yaşamlardan birçok hatıra, faydalı bir amaca hizmet eden “kozmik tampon” ile kaçınılıyor; birilerinin, şimdiki hayatındaki seçimlere ve derslere odaklanmayı ve bu nedenle de deneyimlerden yarar sağlamasına olanak verir. Topluluk ruhu geliştikçe, evrenin genişleme safhasında olduğu gibi, daha fazla deneyim kazanır ve büyür ve diğer zaman bölümlerine doğru dallanır. Bu hadise binlerce yıl sürer. Böylece, evrene benzer bir şekilde, topluluk ruhu büzülme safhasına girer ve neticede tüm deneyimlerin tek formda damıtıldığı tek bir zaman dizgesine oturur. Kuluçka dönemi yeni bir şeytanın doğumunun başlangıcına doğru gider…

KUTSAL MUHAFIZ ŞEYTANIN BİLGİ VE SÖZ

Şamatacı aptallar hiçbir şey bilmedikleri konularda pek çok cilt yazı yazdılar. Aiwass aydınlığa kavuşturacak, dayanak olan kanıtları sunacak; Kutsal Muhafız Şeytan veya tercih ederseniz Melek, topluluk ruhunun insani evrim safhasındaki Evrensel Ruhu veya toplumsal bilgeliğini temsil ediyor – ne daha fazla ne de daha azını! “Şeytan” ifadesi yanıltıcı olabilir çünkü Evrensel Ruh halen şeytani safhanın kuluçka devresine girmemiştir. Ve halen, belki de üye olmak muhafızın bilgeliğinden yarar sağlayabilir.

Kutsal muhafız şeytanından bilgi ve söz sağlamanın en düz yöntemi, tanrısal formdan vahiy almaktır. Sürecin nasıl olduğunu inceleyelim;

Şeytani veya Tanrısal formlar enerji yükseltici/dengeleyici gibi hareket ederler çünkü belli bir frekansta veya rezonansta kozmik tampondan etkilenmeden karşılıklı birbirlerini etkilerler. Zamanın dışında büyücü isteğini de eklediği bilincini tanrısallıkla paylaşır. Gerçekte üyenin yaptığı farkındalığını tanrısal rezonansa ayarlamaktır. Bu tüm zaman dizgeleri ve tüm fiziksel yaşam formları arasında bir yansıma yaratır! Topluluk ruhu tekilliği bir dakikadan daha kısa bir süreliğine deneyimler. Büyücü geçici olarak Kutsal Muhafız Şeytanın farkına varır. Kendini, bir tanrı gibi, yenilmez hisseder.

TANRILARIN HEDİYELERİ

Tanrısallık üstlenmek odaklanmaya, disipline, doğrudan sonuca ulaşmanın garantisi olmadan da saatler süren yoğunlaşmaya ihtiyaç duyar. Üye sürekli olarak, gelip gitmesi bir dakikadan daha kısa süren bu sezme edimi için bu çaba değer mi diye soracaktır.

Burada bir kazanç vardır; yankılanmak için kullanabileceğin şeytandan (tanrıdan) bir hediyedir bu, tanrısallığı üstlendiğinde hemen hediyeni iste. Aynı zamanda tanrının hediye verdiğini bilmek de önemlidir. Şimdi, baştan başlayalım;

*      Şeytan (Baphomet) istediğin herhangi bir şeyi sana sağlar; altın para, pahallı elbiseler, mobilyalar, ender antika eşyalar, yeni bir araba, vs. Özel bir şey olmasına gerek yok.
*      Babalon (Isis) boynunda taşıyacağın koruyucu bir tılsım sağlar. Tılsımın yapıldığı malzemenin, dizaynı ve istediğin koruma amacını özellikle belirtmen gerekir.
*      Aiwass, Lord Egan'ın şeytani formu, bir astral seyahat deneyimi yapmanı sağlar.
*      Lucifer zekanın artmasını sağlar.
*      Pan (Priapus) istediğin biri ile seksüel ilişkide bulunmanı sağlar.
*      Bacchus ödenmemiş borçlarının güncelleştirilmesini sağlar.
*      Afrodit (Venüs) mükemmel erkek hayat arkadaşının sana gelmesini sağlar.
*      Harpocrates sana görünmezlik gücü sağlar.
*      Hermes bir arkadaşın, sevdiğin biri veya bir akraban için şifa sağlar.
*      Amon bulunduğun yerde iki gün için yağmur sağlar.
*      Thoth sana ruhları görme ve işitme yeteneklerini (durugörü ve duruişiti) sağlar.
*      Athena fiziksel hislerle gerçekleri veya varlıkları duyumsamanı (gaipten haber alma) sağlar.

Bir kez daha, tanrısallığı üstlendiğinde hediyeni istemen gerekir. Aynı zamanda bir başkasına verilmek üzere de hediye isteyebilirsin.

TANRISALLIĞI ÜSTLENMEK: EŞSİZ BİR TEŞEBBÜŞ

“Bir yer düşün ve sen oradasın. Bir şeyi aklından geçir ve sen ona sahipsin.”

Bu konuda hepsi yalan ve saçmalık olan çok şey yazıldı. Şimdi kısaca çeşitli teknikleri ve nedenlerini açıklayalım;

İlk öneri bir sandalyede oturup belirli bir tanrısal konumda bulunduğunuzu ve buna bağlı olarak görünümü, hareketleri, üslubu vs.’yi düşünün. Bu kendi kendine telkin yararlıdır, fakat birden kendi çabanızla yukarı çekilmeye benzer. Bir bobin gibi kullanılan ve Tanrısal bir yetenek olan enerjiyi yükseltmeyi ve ondan faydalanmayı başaramaz!

Okült ustalar, bir tanrısallık seçilip alındığında, onunla aynı panteondan olunması veya gezegensel güçlerden birinin dikkatle seçilmesi gerektiği konusunda ısrar ederler. Bu tamamen saçma ve tümüyle gerçek dışıdır. Tüm şeytanların yaptığı kendi gücünüzü artırmasıdır. Bir tanrısallık üstlendiğinizde, Pan’ı veya Isis’i seçmenizin etkisi aynıdır. Tanrısallığın Mısır, Helen veya Roma olması herhangi bir farklılık yaratmaz.

Zaman ana yoldur, ve kestirme yollar faydasızdır;

  1. Tanrısallık hakkında tutarlı bir miktar bilgi edinin ki beyniniz doğru örneğe göre tepki verebilsin.
  2. Tanrısallık hakkında bir tablo, resim, heykel veya çizimin yanı sıra bir de mühür edinin.
  3. Huzurlu bir meditasyon için bir yer hazırlayın ve hissiyatı arttırmaya yardımcı olması için mum ile aydınlatın. Göz hizasında ilgili görüntüyü ve mührü yerleştirin.
  4. Sandalyede veya yastıkta ama rahat bir şekilde oturduğunuzdan emin olun.
  5. Gözünüzü ilgili görüntüye sabitleyin, net, güçlü ve saygılı bir tonda, örnek olarak, “Sen Şeytansın, her şeyin yaratıcısısın!” cümlesini tekrarlayın. Bunu yorulana veya uykuya dalana kadar tekrarlayın.
  6. Bu ritüeli tekrarlayın. Netice için acele etmeyin. Tanrısallık hiç ummadığınız bir anda gerçekleşecek. Etkisi açıktır.

İNSANÜSTÜ’NÜN (DEMON) DOĞUŞU

İnsan ruhunun spiritüel gelişimini konuştuk, topluluk ruhunun nihayetinde saflaşarak tek bir form şeklini alana kadar olan ilerleme ve gerilemesi, tek bir zaman dizgesinde olur. Evrensel Ruh (Muhafız) bedende ikamet eder. İnsanüstü’nün kuluçka süreci şimdi başlar ve takriben beş asır devam eder. Bu aşırı oynak, zor bir süreçtir – kabaca yüzde ellisi yaşamda kalmaz – BÜTÜN’e, yani ilk kareye geri dönerler. Küçük insanüstü ortaya çıkışı, halen belirsiz bir durumdur. İnsanüstü olanlar zamanı bizim gibi hesaplamazlar – çocukluk sizin zamanınıza göre milyonlarca yıl süren bir oluştur. Aiwass ergenlik çağını geçmiş bir gençtir.

AVATARLAR, AZİZLER VE GÜNAHKARLAR

Tarih boyunca farklı isimlerle çağrılmışlardır; insanüstüler, gözcüler, asuralar (hint kötülük tanrıları), divalar, archonlar (kadim Atinada baş yönetici), cinler, nefilimler (melekler), ışıldayan varlıklar, rehber ruhlar, Olimpus’un, Mısır’ın, Babil’in vs. tanrıları. Biz onlara maskeler verdik, bu bizim insani ihtiyaçlarımız nedeniyle onların putlaştırılmasına neden oldu – insan kendi düşüncesinde yarattı tanrıları. Farklı kültürlerdeki tanrılar birbirine benzer, çünkü hepsi insani vasıfları paylaşırlar ve bizim kendi kutsallığımızın tasarımıdır. Bu karanlık bir odada durmaya ve başının arkasından bir ışık halesinin sızmasına benzer – önündeki gölge şeklini göstererek, “Ben Aziz Peter … veya Şeytanı gördüm!” diye bağırırsın.

Dua ve niyet gönderdiğimiz tanrılar farkında olmadan evrenin örtüsünün bir parçası oluyorlar ve kendilerini kişisel olmayan çeşitli ilk örneklere ekliyorlar. Söylediğim şudur ki, ilk örnekler aynı zamanda daha önce bahsi geçen insanüstü’nün yankılanmasının doğal kanallardır. Böylece, dindar biri Meryem Anaya dua ettiklerini ve yaşamlarını değiştiren bir yardım olarak rüyada ilham verici bir mesaj alındığını söylediğinde, sadece gülümser ve onaylarım.

İnsanüstü olanlar aramızda yürürken, genç ruhlardan farklı olarak zamanı ve yer’i seçerler, fakat burada bakire doğumu veya “lekesiz gebelik” yoktur. Bunun vurgulanması gerekir ki, bir ırk olarak, kadim tanrılar seyrek olarak gelirler ve ilkel mitolojilerimizde öne sürüldüğü gibi semada çete savaşı yapmazlar. İsa ve Budda’nın da olduğu gibi, Jeanne d’Arc da cisimlenmiş bir insanüstü idi, öte taraftan Charles Manson da öyleydi. Gençlerin söylediği bir kafiye, “Bir küçük kız vardı, küçük bir buklesi vardı, tam alının ortasında (üçüncü göz). Ve iyi olduğu zamanlarda, çok ama çok iyi idi, fakat kötü olduğunda korkunçtu.” Spiritüel olarak daha uyanık olanlarda tutku abartılıyor. Vurgulanmalıdır ki, bir insanüstünde, insanda, hayvanda, bitki veya madendeki herhangi bir formun esas cevheri kusurlu olmalıdır, çünkü hepsi için de evrensel bir değişmez söz konusudur: DEĞİŞİM. Amacım sadece Bütün’ü kapsayan yaşam formlarının varlığını kabul etmek, ve onların rolünün manasını ne eksik ne fazlasını kendimce açıklamaktır.

İnsanüstü olanlara tapınma eğilimi karakter zayıflığını ifade eder. Lord Egan, insanüstü olanlara tapınma alışkanlığından kurtulamadığı halde, insanüstü olmak talebi ile kendisine gelenleri gözetler. Her zaman hatırlamalısın ki, insanüstü ırkımızın gelecekteki görüntüsüdür sadece. Hepimiz doğuştan kutsal varlıklarız, Yeni Dünya Düzeninin alt yaratıcılarıyız! Bu durumda biz Tanrıları kendi hayalimizde yaratacağız, çünkü biz Yaratıcıyız, aynı zamanda da Yaratılanız. Bir çift çocuk yapar (yaratıcılar), fakat onlar da bir zamanlar çocuk idiler (yaratılmışlar). Önerim şudur; buna benzer bir olgu spiritüel sevide olur. Ördekler ördek yavrusu doğurur. Tanrılar da küçük tanrılar (insanlar) doğurur. Evrim devam ediyor, gelişme devam ediyor ve devir sürüyor. İnsanlar sonunda bu işlemin kabul edildiği ve kavrandığı bir farkındalık düzeyine doğru evrim geçirecekler. Bu gerçekleştiğinde, bildiğimiz din ölecek çünkü inanç algıya karşı koyamayacak.

KIŞ UYKUSUNDAKİLER VE BENZERLERİ

Geçenlerde, bir email grubu katılımcıs, “Biliyorum ki yeniden doğuş ile geçmiş yaşamlarımızı unutuyoruz, ve burada bazen bir şey tetikleyene kadar İnsanüstü olduğunu unutanlar da var. İnsanüstü olarak yeniden yaratılan birinin bunu hatırlaması için bir ritüel veya yapılacak bir şey var olup olmadığını merak ediyorum.”, diye sordu.

Bahsettiğiniz insanüstü olanlara “kış uykusundakiler” denir, bunların böyle olmasının bir sebebi var. Geçenlerde, bir tanesini uyandırma zamanı gelmişti. Yaygın olan açıkça bir ateist idi. Benimle ilgili olan bu vakada, gizli ismi başka bir insanüstü tarafından dile getirildi. Zamanlama her şeydir! Biraz zaman alır, sonra hatıralar sızmaya başlar. İnsanüstü formu kendini fiziksel bir forma iliştirir. Bu A/C den D/C ye (alternatif’ten doğrusal elektrik akıma) dönüşmek gibidir.

Neden kış uykudakiler vardır? Örnek olarak şöyle diyelim, Aiwass’ın iki fiziksel şekli vardır; Lord Egan (uyanık) ve dünyanın bir başka tarafında büyüyen bir çocuk (uykuda). Benim insanüstü yoldaşım çocuğu ziyaret edip, “Aiwass.” dedi. Çocuk uyandı … Beş para etmez biri gibi, arkasından gitmeye devam ettim.

Ben gizli ismi olmayanlardanım, çünkü benim görevim HER ŞEYİ açığa çıkarmaktır. Bu Lucius’un (Işık) zamanıdır ve Aiwass belirlenmiş habercidir. Açık konuş. Doğru sözlü ol. Artık, şifreli, kabalistik, muğlak ifadelerle örtünmüş gerçekler artık yok. Artık, sahte aydınların Kanunun Kitabı numaraları ve zihinsel mastürbasyon oyunları yok.

İNSANÜSTÜ NUMARACILARI

Aşağıda, insanüstü formu olduğu iddiasında bulunan birinin dürüstlüğünü sınamak için sağlam bir yöntem var;

Bu ferdin yeni bir resmini bulun. Gözünüzü doğrudan ona dikip, hipnoz eder gibi “Sen bir ölümlüden insanüstü olduğunu söyleme hikmetinde bulundun” cümlesini tekrarlayın. Bunu takriben yirmi dakika kadar tekrarlayın, sonra bunu aklınızdan çıkarın ve tamamen unutun. Normal hayatınıza dönüp yaşamınıza devam edin. Bir hafta zarfında şunlar ortaya çıkacak;

  1. Eğer o kişi bir insanüstü ise, tekrarladığınız cümle ondan yansıyıp dokuz katı ile size gelecek. Aniden, o kişinin bir insanüstü olduğunu “bileceksin”.
  2. Eğer o kişi insanüstü değilse, söylediğini yutacak. Aynaya bakacak, ve gerçek bir insanüstü olmadığını anlayıp artık kendini öyle tanımlamayacak.
  3. Eğer hiçbir şey olmazsa, o yalnızca insanları etkilemeye çalışan biriymiş ve bu iyi bir şanstı.

Copyright © 2002, c.e. John Dewey Allee

Çeviri : Aki