Müjdeli BAK oyunu

4 Mart akşamı oynadığımız BAK ile ilgili:
Muazzam bir şey yaşadık ve buna şahit olduk aynı zamanda. Büyük bir müjdeydi bu bana, tüm katılan canlara en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım Tuva-Berrin bir an önce soruyu ve cevabı yazar ve paylaşır.
Oyuna katılamamış olanlar pek vahlanmasınlar, burada oluşan şifa işlemi sadece oyuna/uygulamaya katılanları değil memleketimizi hatta planeti etkiledi ve bir şeyler değişti dün gece. Sizler şimdi kendi hayatlarınızda/çevrenizde neyin değiştiğini görmek için kendinizi nötürleyin ve dikkatlice izleyin canlarım.
Gözlerinizi ayarlamayı da unutmayın. Hani eskiden cep tel.internet gibi oyuncaklarımız yokken dergilerde “resmin içindeki 10 gizli şeyi bulun” bulmacaları olurdu. Bunu yapmak için önce şöyle biraz geri çekilip gözlerini şaşılaştırman gerekiyordu, yoksa aynı bakışla aynı şeyi görürsün doğal olarak. Hah işte bu şekilde bakışınızı ayarlayın ve bir ay boyunca o bakışla çevrenize, haberlere, ona buna şuna bakın. Gizlenmiş 11 (keyfi bir sayı, 40 deyip de zora sokmak istemedim) şeyi gördüğüne karar kıldığım 7 kişiye free rüya seansı hediye edeceğim Çok keyifliyim çok… Sizi seviyorum.
Süre başladı, 6 Nisan tarihinde görüşürüz. Aloha

*

4 Mart 2015 BAK Oyunu/Yorum ve Sonuçlar

Soru: Farkındalığımızın artmasının DNAnın daha aktif çalışmasıyla ilgisi var mı? Bunun için neler yapılabilir?

Katılımcılar ve Rolleri:
Şaban: Biyolojik İnsan Bedeni
Ebru: Bilinçli Zihin
Berrin: İçsel Rüya
Özgün: Ruh
Şenay: Frekans / Titreşim Artışı
Tolga: Dışsal Rüya /Realite
Bahar: Yaratıcılık / Oyunculuk
Seda: Alışkanlıkların Kırılması
Esin: Sezgi

Biyolojik İnsan: Sezginin doğurgan olduğunu söyledi. Ortalarda bir süre dolaştı. Realite onu frekans/titreşim artışına itti. Bilinçli zihin onu dışladı. O, anlamak ve dinlemekle yükümlüydüm dedi ama bunları yapmadığı için yavaşladı. Bir süre sonra hareket edemez hale geldi. Bir tür ölüm yaşadı. Çürüyorum yok oluyorum dedi. Ardından yeniden hayat buldu. Ve hayata döner dönmez frekans/titreşim artışını kucakladı. Bu süreçte ruh, ona alışkanlıkların kırılmasını götürmüştü gelişmesi için.

Bilinçli Zihin: Biyolojik insan bedeninin baştaki hareketlerinden rahatsız oldu. frekans/titreşim artışının ve biyolojik bedeninin onu sıkıştırdıklarını ve alanını daralttıklarını söyledi. Realitenin köklenmiş ve çok güçlü göründüğünü söyledi. Bir ışık sütununa benzetti onu. Bir ara ruh ile kucaklaştılar ve bir şifalanma oldu o sırada. Realitenin dünya için çok önemli olduğunu söyledi ama yine de tamamlanmamış olduğundan bahsetti. İçsel rüya ona çok sevimli geldi. Onun hareketlerini taklit etti bir süre. Karar vermek yetkisi bilinçli zihindeydi. Oyun boyunca kendini çok güçlü hissetti. Her şeyin hakimi gibiydi.

İçsel Rüya: Oyuna girerken çok fazla esnedi. Sonra hareket etmeye başladı olduğu yerde. Sürekli hareket halindeydi. Onun hareketlerine yaratıcılık, alışkanlıkların kırılması ve frekans/titreşim artışı eşlik etti bir süre. Sezgiyle bir ara dokundular birbirlerine. Sezgiyle temasın ardından diyagonal hareketler yapmaya başladı ve alanın merkezinde sabit durarak yaptığı hareketlere tüm alanın içinde devam etti. Bilinçli zihin bir ara onu taklit etti. Bilinçli zihin kendi yapılandırdığı oyun düzeninin içine almak istedi onu ama içsel rüya her şeyden bağımsız hareket etmeye devam etti. Biyolojik insan bedeninin dönüşümünün farkındaydı. O dönüştükten sonra, onunla buluştu.

Ruh: frekans/titreşim artışı ile birleşip ahenkle salınmaya başladılar. Sırt sırta vermişlerdi. O sırada çok huzurlu ve dingin olduğunu söyledi. Tüm oyun boyunca genel olarak hep huzurlu ve dingin hissetti. Melodili bir his diye tanımladı ruhu hatta oyun sonrası değerlendirmede katılımcımız. Tüm herkesin sırtından içeri girip kavuşma isteği vardı. Aktive olması frekansın artışı ile oldu. Oyunun sonunda bilinçli zihinle birleşti ve sahne bizim dedi.

Frekans/Titreşim Artışı: Oyunun başında bilinçli zihnin bir uydusu gibi hareket etmek istedi ama bilinçli zihin bundan hoşlanmadı. Ruh ile sırt sırta verip dingin bir şekilde salındılar. Beni uçuruyor dedi ruh için. Bilinçli zihnin bir parçası olarak hissediyor ve ona ruhu hediye etmek istiyor. Beni herkes kullanabilir diyordu.

Dışsal Rüya/Realite: Gayet dingindi, ilk başlarda biyolojik bedenin ayak seslerinden biraz rahatsız oldu. Sürekli üçgen görüyordu imajinatif olarak. Sezgiyle kolkola girip dans ettiler. O sırada epey başları döndü. Hareketi tersine yapıp dengelenmeyi önerdi realite sezgiye. Bilinçli zihinle etkileşim halindelerdi. Biyolojik bedenle çok uğraştı. Seninle uğraşmak istiyorum diyordu ona. Bilinçli zihine etki ettiğini düşündü. Genel olarak ayakları yere basan, sabit ve dingin bir hisse sahipti oyun boyunca.

Yaratıcılık/Oyunculuk: Dingindi. Kafam bomboş diyordu. İçsel rüya ona çekici geliyordu. frekans/titreşim artışına kendini çok yakın hissetti. Biyolojik bedenin ortalarda dolaşmasından memnundu. Genel olarak çok dingindi. Oyunun sonunda herkesi görebileceği bir yerde durdu.

Alışkanlıkların Kırılması (CC literatüründe Yapmama uygulaması olarak bilinir): Oyuna girerken dengesi şaştı. Yerçekimine karşı hareket ediyormuş gibi dengede kalmakta zorlandı. Sonra toparladı ve iyi hissetti. Mutlu hissediyordu kendini. Bilinçli zihin ve dışsal rüya ile iletişim halindeydi. Bilinçli zihinle dans ettiler bir ara. İçsel rüyanın hareketlerine eşlik etti bir ara da.
Alışkanlıkların kırılması oyun içerisinde işaretleyici gibiydi, önemliydi.

Sezgi: Sürekli muzurluk yapmak istiyordu. Mutluydu, hafifti, heyecanlıydı, hareketliydi. İçsel rüyayı harekete geçirdi. Biyolojik bedenin üzerinde ne varsa atmak istiyordu. Biyolojik beden yenilenince onu çok sevdi. Herkesi seyretti. Ruh ve frekans/titreşim artışının uyumundan çok hoşlandı. İçsel rüya ona çok sevimli geldi. Bilinçli zihin, alışkanlıkların kırılması, realite, yaratıclık çember şeklinde dönerken ortaya girdi ve ruha sarıldı. frekans/titreşim artışı gelince de çemberden ayrıldı.

Son Fotoğraf: Alışkanlıkların Kırılması, Realite ve Bilinçli Zihin ayakta ve yapışık gibiydiler. Hemen yanlarında Ruh, frekans/titreşim artışı, Biyolojik Beden, İçsel Rüya oturur vaziyettelerdi. Ruh ve bilinçli zihin el eleydi. Yerde oturan grup zafer işareti yapıyordu ve slogan Huzura Hazır idi. İçsel Rüya, yenilenmiş Biyolojik Bedenle bütünleşik gibiydi. Ayakta ve oturan grup Bilinçli Zihin ve Ruhun el ele tutuşmasıyla birleşiktiler. Hemen yanlarında, oturan grubun yanında ayakta olarak Yaratıcılık oyunu bitirdi. Tüm sahneyi izliyordu. Sezgi tüm sahne yerleştikten sonra her yere dahil olmak isteği yüzünden bir süre kararsız kaldı. En sonunda oturan ve ayakta olan grubun bağlantı noktası olan Bilinçli Zihin ve Ruha temas halinde onlarla bir şekilde bütünleşerek oyunu bitirdi.

Çıkarsama: Alışkanlıkların kırılması çok önemli ve işaretleyici bir noktada. Alışkanlıkların kırılması gerekiyor, titreşim bu şekilde artıyor. Ruhun devreye girmesi için de titreşimin artması gerekiyor. Biyolojik bedenin titreşimi arttığında tüm realiteyi yaratan içsel rüya ile ancak o zaman birleşip bütünleşiyor. İçsel rüya o zaman biyolojik bedenin kullanımına tam anlamıyla açık hale geliyor. Oyun sonu kendiliğinden gelen slogan zafer işareti eşliğinde “Barış ve Huzura Hazırız” oyun sonu çıkarsamalarından belki de en önemlilerden biri olabilir.

Katılımcı dostlara teşekkürlerimizle ve bütünün şifasına olması dileğiyle, bir sonraki oyunda görüşmek üzere…

Cuma günü BAK oynuyoruz

Sibel Atasoy ile Birleşik Alan Kullanımı (BAK)
28 Şubat Cuma günü saat 19:00’da 
Tuva Sanat Merkezi’nde.
Detaylı Bilgi & Rezervasyon için:

0532 485 9862
0535 560 0014

[email protected]
www.tuvasanat.com

İstiklal Cd. Atıf Yılmaz Sk.
No:16/3 Beyoğlu-İstanbul
BAK’alım neler olacak?

Oynamak isteyenleri bekliyoruz.

BAK Hakkında:
Birleşik Alan Kullanımı (BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi.

Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor oluşumuzla ilgilidir.Birincisi, her birimizin ben öznesinin TEK bir BEN oluşu, ikincisi ise her birimize has, eşi benzeri olmayan biricik ben oluşudur.

Biricik (unique) olan ve dünyadaki insan sayısı kadar çeşitte olan benlerimiz, kendimizi olduğumuz yaşa kadar belirleyip özelleştirdiğimiz benler’dir. Bu yönüyle bireysel benliğimizdir (parçacık). Diğeri ise hepimizde bulunan tek BEN yönüyle bileşik benliğimizdir (dalga).

Bu gözlemlerimiz neticesinde Bileşik benliğimizin bir ağ bağlantısı olduğunu söylemek pek de yanlış olmayacaktır. İşte Birleşik Alan Kullanımı uygulamasında biz bu ağ bağlantısına sorular yöneltiyor ve her seferinde onun bizlere gösterdiği cevapları şaşkınlık ve hayranlıkla izliyoruz. Holografik yapımızın bir belirtisi sayılabilecek bu uygulamamız her seansta yeni bir yönüyle kendini ortaya seriyor ve bizi yeni denemeler yapmak için heveslendiriyor.
Bu uygulama ile her türlü soruya cevap bulabiliyoruz, yeter ki soruyu akıl edebilelim.

BAK uygulamaları ne tür sonuçlar veriyor?

BAK’ın şimdiye kadar gözlemleyebildiğim bikaç işlevi var ve kimbilir bilemediğim daha neleri var 🙂

İşlevlerden birincisi, açık ve ortada olan, yani birleşik alanın zaman ve mekan kısıtı olmaması sebebiyle bilmediğimiz bir soruya bireysel tahminimizden daha olası ve yakın cevaplar verebilmesi.

İkincisi, oyunculara, her birini kendini bildiği (birleşim noktasının sabitlenmiş olduğu nokta) algı noktasından/rolünden 40 dakika için kısmen çıkarabilmesi! Bu büyük bir başarıdır ancak rüyalarda ya da dış madde alımıyla başarılabilen bir durumu kolayca yapabilmesi.

Üçüncüsü, oyuncuları kendi bildikleri algı noktasından çıkarmakla genel bir şifalanma için uygun hale getirmesi.

Dördüncüsü, oyuncuları bütün bu olayları bir yandan oynarken bir yandan seyirci olma (uyanık rüya gibi, lücid) konumunda tutması ve yerine döndüğünde bir çok şeyi hatırlayabilmesi.

Beşincisi, Hatırlayamadıkları için de gurup çalışması yapılıp birbirine (hapishaneden kaçmak için yardımlaşma) anımsatılabilmesi

Altıncısı, ilk işlevle ilgili olarak bir çeşit zamanda yolculuk yapılabilmesi. Bu yönüyle bir solucan deliği oluşmasına olanak veriyormuş gibi görünüyor.

Yedincisi, Egomuz itibariyle sık söyleyemediğimiz bir kelimeyi; “bilmiyorum” kelimesini tam bir kabul haline getirebildiğimiz ve ancak bu şekilde oynayabildiğimiz nadir bir olanak yaratmasıdır diyebilirim.

Tarihte buna benzer belki de daha kapsamlı ve bilinçli uygulamalar da yapılmıştır bunu bilemeyiz. Önemli olan şu an böyle bir uygulamayı akıl edebiliyor oluşumuz. Bu konuda özellikle ilk denemelerde bana güvenerek deneyimi gerçekleştirebilmemize olanak veren TUVA’daki arkadaşlarıma minnetarım.

Ben yalnızca BAK uygulamasının fikir babası ve onu denemeye cesaret ederek onu doğurmuş olan annesiyim. Uygulama ile ilgili hiç bir şahsi hak iddia etmediğimi ve dünyanın kullanımına açık olduğunu belirtmekten mutluyum. Zaten adı üstünde BİRLEŞİK ALAN KULLANIMI.


Lütfen soru sormanın incelikleri konusundaki şu yazımıza da bi göz atıverin:
https://blog.sonsuz.us/?p=3732

Cumartesinin BAK’ı

Dün yapılan BAK uygulamasında; “Tatminkar ve sürdürülebilir ilişkiler kurulamamasının sebepleri” soruldu.
Cevap özetle şöyleydi: “Çocuk şu an ve burada yaşıyordu ve meraklıydı, erkekler çocuk gibiydi ve hemen önlerinde kontrol etme kaygısı vardı. Kadın ise kayıtsızdı ve anne öğretilerine yakındı. Hisler ritm duygusuyla ortada dolaşıyor tüm rolleri harekete geçiriyordu. Zihnen edinilmiş bilgiler sıkıntılıydı ve ağlayarak duyguya dönüştüğünde hisleri yanına çekti. Hisler ondaki bu karmaşayı-sorunu çözmek için onu şu an ve buradaya sürükledi ve onu tatmin etmeye adadı kendini,  ve sonuçta uyuştu ve hareketsiz kaldı.”
Oyundan önemli cümleler:
0-6 yaş anne öğretisi: Ben her yerdeyim
Kontrol etme isteği: kaygılıyım korkuyorum
Erkek: Kadının bizimle ilgilenmiyor, dışarılara bakıyor.
Çocuk: Hisleri dikkatle izliyor ve bunu neden yapıyorsun diye soruyor. Şimdi ve buradan herkesi iyi görebiliyorum, herşeye hakimim.
Kadın: Her şeye kayıtsızım, havaya giremiyorum
Hisler: Her şeyde bir ritm var, döngüler var, birden atmışa kadar, sonra yeniden başa döner.
Zihnen edinilmiş bilgiler: farkındalıksız olarak şu an ve buradaya yerleşti. Onun varlığı hisleri uyuşturdu.

*

İlişkiler varlığı itibariyle her tür “iyileşmenin” olmazsa olmaz ön şartı olduğundan bu soru hepimizi ilgilendiriyor. Ruhsal duygusal fiziksel iyileşme için önce tatminkar bir ilişki kurmak gerektiğini artık biliyoruz, bahse konu  ilişki en geniş tanımı ile hastayla iyileştireni arasında kurulmalı, her tür ilişki aşk, arkadaşlık,iş vs bu genel şemsiye altında değerlendirilebilir.

*

İyi bi Görücü sana baktığında ne olup bittiğini görür ama bunu söylediğinde sana bi yararı olmaz. Öyleyse sana cevaplarını kendin bulacağın soruları sorabilenlere yönel.
Böylece her ikiniz de ezber bozarsınız.sa

*

İnsanın özellikle negatif sayılabilecek işaretleri görmesi hiç de kolay değil, çok sarsıcı bir durum. Bunu görmek istememek gayet anlaşılabilir doğrusu. Zaman zaman yazı gönderdiğim bir sitede geçenlerde bir katılımcı (genç olduğunu sanıyorum) her şeyin konuştuğunu ve kendisi ile iletişim kurduğunu yazmıştı. Muhtemelen geçirdiği bir travma sonucu olmuş. Psikologları da anlayabiliyorum aslında, normalden her sapmayı bir hastalık kabul ediliyor güncel toplum bakış açısıyla ve mümkünse hemen düzeltilmeli diyor. Bazen bu davranışlarını kınayacak gibi oluyoruz fakat aslında bunu yapmalarına biz sebep oluyoruz. Çünkü aslında sapmalar tek yönlü gelmiyor, hoşunuza giden bir araz, hoşunuza gitmeyen başka şeyleri de koluna takıp getirmiş olabiliyor. Ya da tam tersi daha sık,hoşunuza giden bir özelliğiniz siz farkında olmadan hoşunuza gitmeyen bir sapmayı-hastalık- ortaya çıkarıyor. Bu çok basitmiş gibi görülen tespiti bir dertten muzdarip danışanlarıma göstermekte zorlanıyorum, çünkü işaret ettiğim uygulamaları yapmıyorlar çoğu kez. Sadece sihirli bir dokunuş bekliyorlar, görmekten ve fedadan yana değiller.

Boşluk

İçinde artık hiçbir belirli şeyin düşünülmediği, planlanmadığı, ele geçirilmesine çaba harcanmadığı, istenmediği ve beklenmediği ve özel bir yöne yönelmeyen, yine de yönü değiştirilemeyen, zengin güç kaynağından, mümkün olanı ve olmayanı sağlamayı bilen bu ruh durumu -temelinden amaçsız ve “ben”siz olan bu ruh durumu- üstat tarafından gerçekten manevî diye adlandırılır. O, nitekim, manevî bir uyanıklıkla yüklüdür ve bu nedenle de “tam ruh uyanıklığı” diye anılır. Bunun anlamı, ruhun her yerde hazır olmasıdır; çünki o hiçbir yerde, özel olan hiçbir yerde takılıp kalmaz. Ve o, hazır ve nazır kalabilir, çünki sununla veya bununla ilişkili olsa da, ona, düşünüp taşınarak bağlı kalmaz ve başlangıçtaki hareketliliğini yitirmez. Bir havuzda duran, ama her zaman akıp gitmeye hazır olan suya benzer; bazen tükenmeyen gücüyle etki gösterebilir, çünki özgürdür, her şeye açıktır ve boştur.

Yay ile Ok Atış Sanatında ZEN

Gerillimsizlik, olabilecek olanın kendiliğinden oluvermesi.

Bizim BAK (Birleşik Alan Kullanımı) yöntemindeki “bilmiyorum” haliyle geçtiğimiz durum. Amaçsız bir amaçlılık. Denetimli delilikle varılan kendiliğindenlik.

BAK Uygulamalarından Konuşuyoruz

Günaydınn frekanslaaarr, burada inceve nazik bi kar yağıyor ancak her yer ıslak ve tutacağa benzemiyor. Az Sonra Yeşimle yaratıcılık ve oyunlar üzerine bir sohbet yapacağız radyoda,eğer vakit bulur da dinlerseniz ve fikirleriniz, sorularınızla katılmak isterseniz bu başlığın altına ekleyin lütfen, hemen görebiliriz. Malum sorular olunca biz de yeni şeyler öğreniyoruz 🙂
Bu hafta YAŞAMEVİ’nde “Yeni Bilinç Oyunları” olacak konumuz. Konuğum Yazar, Düşünür Sibel Atasoy. Sevgili Sibel’le, yaratım içinde olmaktan bahsedicez. Yarattıklarımızdan, yaratabileceklerimizden, yeni sezgisel oyunlardan, yaşamın her anını bir yaratıya dönüştürmekten…
9 Ocak Çarşamba sabahı saat:10.00’da Radyo Halikarnas’ta…
Canlı yayını internetten dinlemek isteyenler için:
http://www.halikarnas.fm/live_other.html
*

Yılın son günü ve yeni yılık ilk günü iki BAK uygulaması yaptık, yine şaşkına döndük, yine köşe bucak havalandı, toz duman oldu. Bakalım ortalık sakinleşince nerede bulacağız kendimizi?

Diğer gerçeklikler somut gerçekliğimizle iç içegeçmiş vaziyetteler;  Örneğin yılın son günü yaptığımız BAK uygulamasında resmen böyle bi tanesine şahit olduk, sadece ben değil oyundaki arkadaşlarımızdan Nilgün de gördü. Geçmedik ama açıkça gördük.
Gördüğümüz gerçekliği temsil eden arkadaşımız (ki kendisi rolünü bilmiyor) evde varlığından haberi bile olmadığı bir yazı tahtası bulup oraya şöyle yazdı: “Oley! Başardım 🙂 Çok şanslıyım. Bilinmeyeni merak ediyorum. Çok meraklıyım. (38). Yılan. (111) Kırmızı.”

**

Sağlık gibisi yok.
Eğer birisi bu lafı ediyorsa bilinki önce onu kaybetmiş ves onra geri kazanmıştır. Kayıp yokken varlığı algılamak mümkün olmuyor.
Bana öyle geliyor ki bütün bu Dünya serüveni şifalanmak için yaşanıyor; değişik düzeylerin şifalanması. Ve yalnızca doktorlar şifacılar değil bildiğimiz tüm meslekler insanın şifalanması için oluşmuş profesyonellikler. Bunu şimdiye kadar hiç bu kadar açık anlamamıştım sanırım. Oysa BKÖ’de bunu açıkça yazmışım; dolaşan ipeksi telciklerimizi düzeltmeye geliyoruz buraya diye! İnsan kendi yazdığını bile çok sonra anlıyor. Burası gerçekten sürprizli bi yer dostlar.
Günaydın ve iyi haftalar frekanslarıma

*

BAK uygulamasına katılmak isteyenler için ön bilgi:
23 ve 27 Ocakta Radia kişisel gelişim merkezinde
ve
26 ocakta da bir arkadaşımızın evinde, yine İstanbulda
BAK oynayacağız kısmet olursa. Tarih yaklaştıkça etkinlik detayını yine bu sayfadan duyuracağız fakat bana gelen sorular doğrultusunda belirlenen bu günleri şimdiden bilginize sunuyorum.