Kundalini Dönüşümü Nasıl Gerçekleşir? -2

“Kundalini hakkında her şey” yazı dizimize devam ediyorum. İlk bölüm için tıklayınız

Meditatif durumda olduğumuz ve enerjiyi zihnimizden uzaklaştırdığımız her seferinde, enerji kişilikten salınır. Kundalini dönüşümü, bu enerjiyi zihin ve bedende yeni bir yapıya dönüştürerek kendiliğinden ve bilinçli bir yaşam formuna yol açar. Meditasyon yapmaya devam ederken, kişiliğin yapısı yavaş yavaş çözülür ve zamanla hayatımız üzerinde daha az etkiye sahip olur. Kişiliğin tüm yapısını yeni yapıya dönüştürmek kademeli üstelik tamamlanması uzun yıllar sürüyor.

Sadece zihnimizi kullanmıyorsak onu yeniden düzenleyebiliriz. Kundalini enerjisinin vücudumuzdaki dağılımı, neye odaklandığımıza bağlıdır. Kişiliğin canlandırılmasına odaklanırsak, kişilik genişler ve enerji biriktirir. Eğer meditasyon yaparken  buna odaklanmazsak, o zaman kişilik, programlanmış formlardan enerjiyi serbest bırakarak azalır. Yapımızı değiştirmek için beyin değişmeli. Beyin organizasyonu, DNA’MIZI etkileyen yazılım talimatlarına benzer olan epigenoma benzer. Epigenom, DNA’NIZDA hangi genlerin aktive edildiğini belirler ve daha sonra beden ve zihin özelliklerimizi belirler. DNA’MIZI etkilemek ve gizli büyümeyi etkinleştirmek için yazılım talimatlarımızı değiştirmeliyiz. Serbest bırakılan enerji, beyni değiştirmek için gerekli olan yakıttır. Bunu dikkatlice okursanız, sessiz zihin durumlarının önemli olmasının iki nedeni olduğunu göreceksiniz; İlki, beyindeki enerjiyi serbest bırakmak, ikincisi beyindeki değişime izin vermek.

Yüksek benliğimiz zekidir, zihin ve sinir sisteminde bu değişiklikleri yapmak ve metamorfozu tamamlamak için ne yapacağını ta olarak bilir. Dönüşüm, her sessiz olduğumuzda (iç konuşmanın durdurulması!) kendiliğinden gerçekleşir. Sessiz olduğumuz yerde, beyin organizasyonu değişir, epigenom değişiklikleri ve DNA etkilenir. Yeni programlama yapıldıktan sonra, hücreler vücutta değiştirildikçe, vücuttaki yeni yapıyı fiziksel olarak yansıtırlar.

Kundalini dönüşümünün biyolojik yönü öncelikle merkezi sinir sisteminde yapılan değişikliklerdir. Merkezi sinir sisteminin, çift beyinden, sağ ve sol vücut yapısından uzakta tek bir beyin yapısına yeniden düzenlendiğine inanıyorum. Sinir sistemi yavaş yavaş sonsuz genişleyen fraktal desen gibi zihin ve vücutta dışarı dallanır ve vücudumuzu ışıkla doldurur. Sinir sisteminin genişlemesi, sinir ağında artan nöron sayısı nedeniyle vücut titreşimini arttırmaktadır. Yeni yapıyı yapmak için eski yapıyı kullanarak ters bir büyüme gibidir. Fiziksel görünüm dönüşüm sırasında çok az değişir, çünkü çoğunlukla merkezi sinir sisteminde değişiklikler yapar. Merkezi sinir sistemi ve beyin yeniden düzenlendikçe, vücut titreşimini arttırıyor. Bu tamamlandığında, vücut titreşimi, ışık gövdesini oluşturmak için son değişikliği tetikleyecek kadar yüksek olacaktır. Yeniden kablolama tamamlandıktan sonra fiziksel görünüm değişecek ve aydınlanmış yeni bir insan türü ile sonuçlanacak.

Tam Gelişmiş Kundalini Dönüşümü Nedir?

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ Merkezi sinir sisteminin omurilik (medulla spinalis) ve beyin (encephalon) olarak iki bölümü vardır.

Tam gelişmiş kundalini dönüşümü, kendini gerçekleştirme seviyesi veya titreşim seviyesi DNA’daki gizli  talimatları aktive edecek kadar yüksek olduğunda gerçekleşir. Tipik olarak, kişiliğin özünü çevreleyen duygusal enerji katmanını serbest bırakan üçüncü uyanıştan sonra olur. Bu tabaka bırakılmadıkça, kişiliğini daha fazla enerji harcayışı kesilmez ve meditatif derinleşme için gereken tasarrufu kuvvetle aktive etmez. Sessiz zihin ve sessiz olmayan zihin durumları arasında kristal berraklığı olduğunda, sessiz zihni sürdürme yeteneğimiz artar ve meditasyon derinleşir. Tam gelişmiş kundalini dönüşümünü tetiklemek, her meditasyon yaptığımızda kırk beş dakika sessiz zihin sürdürmek kolaylaşır. Bu uzun süreli sessiz zihin dönemleri, beyni derinden değiştirir ve titreşimimizi arttırır. Bu olay insan evriminin bir parçasıdır ve büyüyen bilincimiz tarafından tetiklenir.

Tam gelişmiş kundalini dönüşümü, vücudun her yerinde enerji devreleri arasındaki bağlantılarla başlar ve omurgada bir dizi reaksiyon ve enerjinin hızlı akışı hızlanır. Sinir sistemi yeniden düzenlenmesi yaklaşık bir hafta sürer. Bu, vücudun birkaç saat boyunca ciltte batma iğneleri ile uyuşan bölümleri ile karakterizedir. Her bölüm tamamlandıktan sonra, vücut kısmı boyut olarak genişler. Bu ayaklarda başlar ve alt vücudun her alanını içerecek şekilde yavaşça yukarı doğru hareket eder. Beyin yeniden kablolanırken, kafatasında uyuşma hissedilmez. Sinir sistemi yeniden düzenlenirken reaksiyon süreklidir ve normal(eski) performansı gerçekleştirmek zordur.

Önceki uyanış olaylarıyla karşılaştırıldığında farklı olan, tepkilerin tüm gece ve gündüz boyunca daha güçlü ve sürekli olmasıdır. Beyin yeniden düzenlendiğinde, karışıklığa neden olur ve uzun süren garip bir rüyada olmak gibidir. Başka bir şey yapmak zordur, bu yüzden pes ederiz, fakat süreci yüksek benlik devraldığı ve değişiklikleri düzenlediğinden ‘ ‘iyi ellerdeyiz’. Yüksek benlikten dönüşümün ilerlemesine yardımcı olacak  anlayışlar ve talimatlar almak yaygındır. Bilgileri hatırlayabilmemiz için not almak akıllıca olacaktır.

Tam gelişmiş kundalini dönüşümü, sessiz zihin durumunu sürdürene ve titreşimimiz DNA’yı aktive edecek kadar yüksek olana kadar başlamaz. Yüksek benlik asla hayatta kalmamızı tehdit edecek bir süreç başlatmaz.

MARY E. (BETSY) RABYOR’un Işık bedenimiz isimli kitabından özet tercümeler, kaynak belirtmeden kopyalamadığınız için teşekkürler (sa)

Devam edecek

Teşekkür ederiz. Minnetarız.

“Zafer Bayramı, 1922 yılında 26 Ağustos’ta başlayıp, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ni (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.”
Teşekkür ederiz. Minnetarız.
Kutlu olsun

Ölümcül hasta olsan, doktorlar ümit kesse ve sen büyük bir kararlılıkla (hasta insanın bu gücü takınması görülmemiş bir şeydir, o artık sadece dışardan bekler kurtuluşu) kurtuluş için bir plan hazırlasan ve bunu tüm azalarınla uygulamaya geçirsen ve hastalığı bertaraf ederek, şaşkınlıkla bakan hastane personelinin önünden zarafetle geçip hastane kapısından doğan güneşe çıksan, bu büyük bir şeydir. Bu o insanın özgürlüğünü ve birey bilincini takındığının kanıtıdır ve elbette değerlidir.
Biz şifacılar böyle bakarız olaya

Kurguların deneyime dönüşmesi birlikte yaratımın eseridir ve birlikte yaratım; teşekkürle beslenen bir çiçektir.

Müjdeli BAK oyunu

4 Mart akşamı oynadığımız BAK ile ilgili:
Muazzam bir şey yaşadık ve buna şahit olduk aynı zamanda. Büyük bir müjdeydi bu bana, tüm katılan canlara en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Umarım Tuva-Berrin bir an önce soruyu ve cevabı yazar ve paylaşır.
Oyuna katılamamış olanlar pek vahlanmasınlar, burada oluşan şifa işlemi sadece oyuna/uygulamaya katılanları değil memleketimizi hatta planeti etkiledi ve bir şeyler değişti dün gece. Sizler şimdi kendi hayatlarınızda/çevrenizde neyin değiştiğini görmek için kendinizi nötürleyin ve dikkatlice izleyin canlarım.
Gözlerinizi ayarlamayı da unutmayın. Hani eskiden cep tel.internet gibi oyuncaklarımız yokken dergilerde “resmin içindeki 10 gizli şeyi bulun” bulmacaları olurdu. Bunu yapmak için önce şöyle biraz geri çekilip gözlerini şaşılaştırman gerekiyordu, yoksa aynı bakışla aynı şeyi görürsün doğal olarak. Hah işte bu şekilde bakışınızı ayarlayın ve bir ay boyunca o bakışla çevrenize, haberlere, ona buna şuna bakın. Gizlenmiş 11 (keyfi bir sayı, 40 deyip de zora sokmak istemedim) şeyi gördüğüne karar kıldığım 7 kişiye free rüya seansı hediye edeceğim Çok keyifliyim çok… Sizi seviyorum.
Süre başladı, 6 Nisan tarihinde görüşürüz. Aloha

*

4 Mart 2015 BAK Oyunu/Yorum ve Sonuçlar

Soru: Farkındalığımızın artmasının DNAnın daha aktif çalışmasıyla ilgisi var mı? Bunun için neler yapılabilir?

Katılımcılar ve Rolleri:
Şaban: Biyolojik İnsan Bedeni
Ebru: Bilinçli Zihin
Berrin: İçsel Rüya
Özgün: Ruh
Şenay: Frekans / Titreşim Artışı
Tolga: Dışsal Rüya /Realite
Bahar: Yaratıcılık / Oyunculuk
Seda: Alışkanlıkların Kırılması
Esin: Sezgi

Biyolojik İnsan: Sezginin doğurgan olduğunu söyledi. Ortalarda bir süre dolaştı. Realite onu frekans/titreşim artışına itti. Bilinçli zihin onu dışladı. O, anlamak ve dinlemekle yükümlüydüm dedi ama bunları yapmadığı için yavaşladı. Bir süre sonra hareket edemez hale geldi. Bir tür ölüm yaşadı. Çürüyorum yok oluyorum dedi. Ardından yeniden hayat buldu. Ve hayata döner dönmez frekans/titreşim artışını kucakladı. Bu süreçte ruh, ona alışkanlıkların kırılmasını götürmüştü gelişmesi için.

Bilinçli Zihin: Biyolojik insan bedeninin baştaki hareketlerinden rahatsız oldu. frekans/titreşim artışının ve biyolojik bedeninin onu sıkıştırdıklarını ve alanını daralttıklarını söyledi. Realitenin köklenmiş ve çok güçlü göründüğünü söyledi. Bir ışık sütununa benzetti onu. Bir ara ruh ile kucaklaştılar ve bir şifalanma oldu o sırada. Realitenin dünya için çok önemli olduğunu söyledi ama yine de tamamlanmamış olduğundan bahsetti. İçsel rüya ona çok sevimli geldi. Onun hareketlerini taklit etti bir süre. Karar vermek yetkisi bilinçli zihindeydi. Oyun boyunca kendini çok güçlü hissetti. Her şeyin hakimi gibiydi.

İçsel Rüya: Oyuna girerken çok fazla esnedi. Sonra hareket etmeye başladı olduğu yerde. Sürekli hareket halindeydi. Onun hareketlerine yaratıcılık, alışkanlıkların kırılması ve frekans/titreşim artışı eşlik etti bir süre. Sezgiyle bir ara dokundular birbirlerine. Sezgiyle temasın ardından diyagonal hareketler yapmaya başladı ve alanın merkezinde sabit durarak yaptığı hareketlere tüm alanın içinde devam etti. Bilinçli zihin bir ara onu taklit etti. Bilinçli zihin kendi yapılandırdığı oyun düzeninin içine almak istedi onu ama içsel rüya her şeyden bağımsız hareket etmeye devam etti. Biyolojik insan bedeninin dönüşümünün farkındaydı. O dönüştükten sonra, onunla buluştu.

Ruh: frekans/titreşim artışı ile birleşip ahenkle salınmaya başladılar. Sırt sırta vermişlerdi. O sırada çok huzurlu ve dingin olduğunu söyledi. Tüm oyun boyunca genel olarak hep huzurlu ve dingin hissetti. Melodili bir his diye tanımladı ruhu hatta oyun sonrası değerlendirmede katılımcımız. Tüm herkesin sırtından içeri girip kavuşma isteği vardı. Aktive olması frekansın artışı ile oldu. Oyunun sonunda bilinçli zihinle birleşti ve sahne bizim dedi.

Frekans/Titreşim Artışı: Oyunun başında bilinçli zihnin bir uydusu gibi hareket etmek istedi ama bilinçli zihin bundan hoşlanmadı. Ruh ile sırt sırta verip dingin bir şekilde salındılar. Beni uçuruyor dedi ruh için. Bilinçli zihnin bir parçası olarak hissediyor ve ona ruhu hediye etmek istiyor. Beni herkes kullanabilir diyordu.

Dışsal Rüya/Realite: Gayet dingindi, ilk başlarda biyolojik bedenin ayak seslerinden biraz rahatsız oldu. Sürekli üçgen görüyordu imajinatif olarak. Sezgiyle kolkola girip dans ettiler. O sırada epey başları döndü. Hareketi tersine yapıp dengelenmeyi önerdi realite sezgiye. Bilinçli zihinle etkileşim halindelerdi. Biyolojik bedenle çok uğraştı. Seninle uğraşmak istiyorum diyordu ona. Bilinçli zihine etki ettiğini düşündü. Genel olarak ayakları yere basan, sabit ve dingin bir hisse sahipti oyun boyunca.

Yaratıcılık/Oyunculuk: Dingindi. Kafam bomboş diyordu. İçsel rüya ona çekici geliyordu. frekans/titreşim artışına kendini çok yakın hissetti. Biyolojik bedenin ortalarda dolaşmasından memnundu. Genel olarak çok dingindi. Oyunun sonunda herkesi görebileceği bir yerde durdu.

Alışkanlıkların Kırılması (CC literatüründe Yapmama uygulaması olarak bilinir): Oyuna girerken dengesi şaştı. Yerçekimine karşı hareket ediyormuş gibi dengede kalmakta zorlandı. Sonra toparladı ve iyi hissetti. Mutlu hissediyordu kendini. Bilinçli zihin ve dışsal rüya ile iletişim halindeydi. Bilinçli zihinle dans ettiler bir ara. İçsel rüyanın hareketlerine eşlik etti bir ara da.
Alışkanlıkların kırılması oyun içerisinde işaretleyici gibiydi, önemliydi.

Sezgi: Sürekli muzurluk yapmak istiyordu. Mutluydu, hafifti, heyecanlıydı, hareketliydi. İçsel rüyayı harekete geçirdi. Biyolojik bedenin üzerinde ne varsa atmak istiyordu. Biyolojik beden yenilenince onu çok sevdi. Herkesi seyretti. Ruh ve frekans/titreşim artışının uyumundan çok hoşlandı. İçsel rüya ona çok sevimli geldi. Bilinçli zihin, alışkanlıkların kırılması, realite, yaratıclık çember şeklinde dönerken ortaya girdi ve ruha sarıldı. frekans/titreşim artışı gelince de çemberden ayrıldı.

Son Fotoğraf: Alışkanlıkların Kırılması, Realite ve Bilinçli Zihin ayakta ve yapışık gibiydiler. Hemen yanlarında Ruh, frekans/titreşim artışı, Biyolojik Beden, İçsel Rüya oturur vaziyettelerdi. Ruh ve bilinçli zihin el eleydi. Yerde oturan grup zafer işareti yapıyordu ve slogan Huzura Hazır idi. İçsel Rüya, yenilenmiş Biyolojik Bedenle bütünleşik gibiydi. Ayakta ve oturan grup Bilinçli Zihin ve Ruhun el ele tutuşmasıyla birleşiktiler. Hemen yanlarında, oturan grubun yanında ayakta olarak Yaratıcılık oyunu bitirdi. Tüm sahneyi izliyordu. Sezgi tüm sahne yerleştikten sonra her yere dahil olmak isteği yüzünden bir süre kararsız kaldı. En sonunda oturan ve ayakta olan grubun bağlantı noktası olan Bilinçli Zihin ve Ruha temas halinde onlarla bir şekilde bütünleşerek oyunu bitirdi.

Çıkarsama: Alışkanlıkların kırılması çok önemli ve işaretleyici bir noktada. Alışkanlıkların kırılması gerekiyor, titreşim bu şekilde artıyor. Ruhun devreye girmesi için de titreşimin artması gerekiyor. Biyolojik bedenin titreşimi arttığında tüm realiteyi yaratan içsel rüya ile ancak o zaman birleşip bütünleşiyor. İçsel rüya o zaman biyolojik bedenin kullanımına tam anlamıyla açık hale geliyor. Oyun sonu kendiliğinden gelen slogan zafer işareti eşliğinde “Barış ve Huzura Hazırız” oyun sonu çıkarsamalarından belki de en önemlilerden biri olabilir.

Katılımcı dostlara teşekkürlerimizle ve bütünün şifasına olması dileğiyle, bir sonraki oyunda görüşmek üzere…

RÜYA VE VİZYON ile Bilinçaltı Çözümleme

Bireysel Seanslar

Kimi araştırmacılara göre rüyalar uyku sırasında beyinde görülen etkinliklerin bir yan ürünü yalnızca; kimilerine göreyse insanların bilinçaltının kişiliklerinin geri planda kalmış yönlerinin kendine çıkış yeri bulduğu özel bir durum. İnsanların yaşam biçimlerinin getirdiği kısıtlamalar sonucu kişiliklerinin ortaya koyamadıkları yönleri rüyalarda ortaya çıkıyor. Rüyalarda geçen semboller bilinçaltından gelen zihinsel görüntülerdir ve yadsıdığımız ya da endişe duyduğumuz yönlerimizi tanımamıza ve kabullenmemize yardım eder. Bu sembollerin kökeninde Jung‘un “ortak bilinçaltı” olarak adlandırdığı bilinçaltının doğuştan gelen başka insanlarla ortak bölümü de vardır.

Rüyalar, bilemediğimiz bir bölgede yer alsa da onlarla ilgilenip gönderdiği mesajları aydınlatmak size şu an ve burada algı genişlemesi yaratır, ilişkilerinizi kolaylaştırır, varsa düğümleri çözer, hayatınızın toplam kalitesini yükseltir.
Rüyalar üzerinde çalışmanın yaratacağı değişimi-şifayı başka hiç bir yol ile elde etmeniz mümkün değil, bazı çok tehlikeli yollar olsa bile hiç biri kalıcı etki sağlamıyor, oysa rüya size her gece verilmiş bir hediye, bunun kıymetini biliyor musunuz?

Bireysel rüya seansları için lütfen  [email protected] adresinden randevu alınız.

Rüya Görüşmecisi Sibel Atasoy hakkında: https://blog.sonsuz.us/?page_id=2

 

İlişkiler -3

Konununöncesi için tıklayınız

“Sevgili arkadaşlar, başkasıyla samimiyeti anlamak için, kendinize samimi olmalısınız. Oradan başlayın. Teşekkür ederim.” Diyor Tobias

Bu samimiyet eşiği, eğer geçerken sağ kalırsanız acaip bi yola sokuyor sizi. Samimiyet, kendine karşı berraklık… Her bir kar tanesinin birbirini iterek tek tek düşmesi! Bunun üzerinde biraz düşünmenizi rica ediyorum.

Eğer bir kişi kendini kabul edip onaylamazsa nasıl kabul ve onay elde edebilir? Diye soruyor Adamus.

Kendimize inancımızın bu derece sarsılmış olması inanılacak gibi değil! Sizler de bu ahmaklığa nasıl, nerede, neden düşmüş olduğumuzu hiç merak ediyor musunuz? Kurtuluş basittir; çünkü herşey elimizdeki “karar” erki ile – ki ben ona ışın kılıcımız diyorum- kes-k-in bir kararla derhal düzeltilebilir.

Madem öyle neden sebepleri düşünelim?

Bozulmayı sağlayan, vaktiyle verilmiş kararlar yürürlükten kaldırılmazsa, şimdi vereceğiniz karar cerrahi bir müdahale olur, belki bir süre işe yarar ancak yürürlükten kaldırılmayan eski taahhütler halen iş başındadır, bir süre sonra yeniden bozulum başlar.

O halde kendinizle ilişkiye geçin ve ona bu ahmaklığın nerde ne zaman neden başladığını sorun! Cevapları anında alacaksınız ve o zaman bu eski sözleşmeleri ne yapmak istediğinize samimiyetle karar verin. Onları bozacak mısınız yoksa muhafaza mı edeceksiniz?

Turan E: ‎””Eğer bir kişi kendini kabul edip onaylamazsa nasıl kabul ve onay elde edebilir?”” Gercekten de cok güzel bir soru. Insan kendi kendini kabul ettigi zaman “hersey ayni kalacak” demiyor. O sadece eksisini ve artisini biliyor ve kendini gelistirmeyi de ihmal etmiyor. Tam olmamasi onu hic bir mücadeleden ali koymaz, tam tersi. O kendini bildigi icin ne yapacagini bilir.

Sibel A: O tam olmamak değil işte Turan. Kendini geliştirme tasasını da bi tarafa fırlatıp atalım bi an için; Ne yapacaksın yani burada? Ölmemişsin! Nefes almaya devam ediyorsun bu demektir ki soluduğun oksijen seni yakarak an be an ölüme yaklaştırıyor, ne yapacaksın?

Turan E: Ben kendimi oldugum gibi kabul ediyorum. Bunu degistirme sansi yok. Ben hic bir zaman Sibel “kilifina” giremem, bunu ne kadar istesem de. Bu durumda ben kendi kendimle barismam gerekiyor. Aksi halde bir hayalet pesinde kosarak zamanimi bosa harcamis olurum. Kendi kendimi kabul ettikten sonra herseyi degistirme elimde oldugunu anlardim…

Sibel A: Ne gibi şeyleri değiştirmek örneğin? Bu arada geçenlerde “tam olmak nedir”tartışmıştık burada, belki onu hatırlamak da iyi olabilir: https://blog.sonsuz.us/?p=7269

Turan E: Degistirmek derken yanlis anlasilmasin. “Ben burnumu sevmiyorum, onu degistirecegim” anlamina gelmesin. Bu söylediklerim sadece daha “iyi” betimleme sablonu bulmak icindir. Insan yaptiklarini iyi irdelerse ve onlar üzerine düsünürse belki ortak kurallar bulabilir. Bu aradigimiz kurallar kendimizle alakali degil…

Sibel A: ‎”Kendini geliştirme aktivitesi” ,Kendinin tam olduğunu keşfetme aşaması için gerekiyor. Çünkü ben TAMım demekle olmuyor bu işler. Vaktiyle seni tırpanlayarak yarım olmana sebep olmuş sözleşmeleri bulmanı sağlıyor. Yani eğer “sağlıyorsa” bi anlamı var, yoksa kendini geliştirme , olur kendini uyutma! Dünyadaki her şey çift taraflı işleyen keskin bir kılıçtır. Siz kılıcın hangi tarafını kullanıyorsunuz?

Gülen D: Mmmm benim bu ahmaklığım okula başladığım gün başladı.Hiç bir zaman kendim olma şansı verilmedi.Aman dersini çalış, öğretmenlerin seni sevsin, kimseyle kavga etme, herkes seni sevsin, ne görev verilirse sorgulama yap.Takdirnameler,kölelik b…eratları ….Ahmaklık , doğduğun an acımasızca sana ekilen demiyorum saplanan tohumlarla başlıyor.Özetle sen sen değilsin sistemin parçasısın,sistem ne ? Polonyadakine, İngilteredekine, Muştakine göre değişir ama hep vardır.Sonra bir gün gelir , sonradan yüklenen bu programın kaldırılabilir,değiştirilebilir olduğunu anlarsın.Gerisi mış mışta mış mış.Hepsini ……..tr et….Böyle de bir kitap var…Güzel çok anarşistim bu aralar kendime karşı , kendimi yıkma,yakma konusunda…

SibelA: Harika… Zaman zorluyor bizi buna

Turan E: Zaten birsey bizi tirpanliyorsa kendimizi o yönde hareket ettiririz. Söylemek sadece kendimizi kandirmak olur….haklisin…

Sibel A: Kandırmak büyük bir yetidir (lütfen onu onurlandıralım), mesele kendinizi neye kandırmak istiyorsunuz? Çünkü zaten her şey kandırıştan ibaret

Turan E: Iyi yalanlar vardir, kötü yalanlar. Ben kedni iyi yalanimi bulmayi yeglerim :-)))

Sibel A: Yalan ile kandırma kelimesi neden ayrılar, aralarında anlam farkı var mı?

Turan E: Kandirmak bir eylemdir. Kandiran da olmasi gerekiyor. Yalan dogrunun bilindigini varsayar. Söylemek istedigim sey insan kendini kandiriyorsa sectigi yalan kendi yalani olmalidir. Cünkü “ebedi dogru” denilen seye inanmiyorum…..

Sibel A: Evet aralarında mühim bi fark varmış