Vücuttaki armoniyi, ahengi yaratmak.

Temel olan şudur ki;

Hastalık, savaş ve çatışmanın bir sonucu iken, iyileşme buradaki barış ve armoninin sağlanmasıdır.

Hawaiice hayat anlamına gelen Ola kelimesi barışın kazanılması anlamına gelir. Bunu tersi olan hastalık yani Mai gerilimin yeri anlamına gelir. stres ile ilişkilidir.

İngilizcede hastalık anlamına gelen 3 kelime vardır

1-illness (zihinsel): Kötücül, günahkar davranışın bedelini ima eder. Kötü niyetli bir güç tarafından korkutulmuş olma anlamını taşıyormuş, biz ise hastalık deyip geçiveriyoruz. Bir kişi elnes ise ondan korkma eğilimi olur.

2-sickness (duygusal):üzüntü ve sorun yaşıyor olmaktan kaynaklanan hastalık anlamına geliyor, duygusal temellidir.Bir kişi seaknes ise ona üzülme eğilimi olur.

3-disease (fiziksel): rahatsızlık konumu günümüzde fiziksel bir çağrışım yapıyor Bir kişi disease ise o kişi için ameliyat önerme eğilimi olur.

Batı tıbbı bu 3 çözümü sunar.

Oysa Hawaii dilinde tüm hastalıkların bir stres tarafından oluştuğu düşünülür ve şifa ile ilgili tüm Hawaii sözcükleri enerji akışının sağlanması çağrışımını yapar ve stres bağlantılı gerilimi serbest bırakmak anlamına gelir.

Virüsler de vardır ancak bunlar hastalık değil stres belirtisidir. Bakteriler ise hastalığa sebep olmazlar ama kendiliğinden bir avantaj elde etmek için vardırlar.

Stres etkisi: Birçok şey strese sebep olabilir. Düşünceler, duygular, fiziksel aktiviteler, yiyecekler, çevresel kondisyonlar doğal olarak strese sebep olur ve normaldir. Normal olmayan ise sürekli strestir.

Normal döngü : Stresgerilimsalıvermerahatlama

Dünyaya gelmek başlı başına bir strestir. Tanımlanamayan, sonsuz bir şeysin, hal bu iken sınırlı bir alan olan insan bedenine girmek stres yaratır ve normaldir.

Salıverme ve rahatlamanın nasıl olacağı öğretilmediği için yavaş yavaş normal döngü bozulmuş.Normal döngü bozulunca sadece stresgerilim, stres gerilim olur, yığılmalar başlar ve beden fonksiyonları, ilişkiler, sosyallik, doğa çöker.

(Lemurya’yı okuyunca, her şeyle birleşik olunduğunu, stresi neredeyse hiç yaşanmadığı yani kendiliğinden rahatlama salıverme olduğu için herhangi bir hastalık sorun oluşmadığını anlamış oluyoruz)

Beden, stresi deneyimlerken aynı anda 5 şey birlikte olur:

  1. Kan akışına şeker salınır ve armoniyi bozar. Çözümü canlı hareketler yaparak fazla şeker kullanılır.
  2. Timus bezinin tepkisi. Anksiyete görülür. Çözümü, göğüs tahtasını parmak uçlarıyla tıpışlamak.
  3. Kas gerilimi. Bu durum tüm organları etkiler, çünkü tüm organlarımızda kas vardır. Döngü bozulunca, gerilim hücre çökmesine ve toksin üretimine sebep olur, oksijen ve besin temini azalır ve bu tüm sinir sisteminde hissedilir. Çözümü, gevşeme hareketleriyle birlikte masaj yapmak.
  4. Sıvıların kılcallara nüfuz etmesi . Çözümü, ağrıyan yerlere yumuşak masaj yapmak.
  5. Hücreler toksin salar. Çözümü, derin nefes almak limbik sistemi harekete geçirir ve toksinlerin kendilerini saf dışı etmelerini sağlar.

Aslında bütün bunlar normaldir ama döngünün tamamlanmadan kesintiye uğratılması hastalık yaratıyor. Mesela ateşin çıkmasına izin verilmeden ateş düşürücüler uygulanır.

Sibel Atasoy

Urban shaman seminerlerinde deşifre edilmiştik, kaynak belirtmeden alıntı yapılması uygun olmaz.

Tesla Bir Başkadır

Aşağıda sunduğum, Tesla ile 116 yıl önce yapıldığı iddia edilen röportaj belki de sadece bir şakadır (aldatmaca demiyorum bile) çünkü önemli olan şu; sizin tanıdığınız Tesla bunları söyler miydi? Benim cevabım: Evet
İnsanlar yanılabilir. Einstein da Tesla da yanılmış olabilir. Yanılgı sanılan şey, zaman ve algıya bağlı bir çıkarsamadır.
Bence, alemi dinlemek için kendinden sessizleşmek, duyduğunu ifade etmenin zengin yollarını keşfetmek ve denemek her şeydir. asa

Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz?

Tesla: Bu doğru bir soru, tüm sorularına cevap vermeye çalışacağım.

Gazeteci: Bazıları sizin Hırvat olduğunuzu söylüyorlar. Küçük bir köyde doğmuşsunuz, öyle mi?

Tesla: Evet, tümü doğru. Aslen Sırbım. Ancak Hırvatistan benim anavatanım, bundan gurur duyuyorum.

Gazeteci: Fütüristler, 20. yy’ın sizin başınızın üstünde doğduğunu söylüyorlar. Manyetik alanı kutsuyor, indüksiyon motoruna ilahiler söylüyorlar. Sizin buluşunuz olan alternatif akım, bugün fizik ve kimyayı dünyanın yarısına hakim kılabilir. Endüstri sizi en büyük hayırsever ilan etmek üzere. Tesla laboratuvarında ilk defa atomu kırabildiniz. Deprem titreşimlerine sebep olabilen bir cihaz yaptınız. Siyah kozmik ışınları keşfettiniz. Beş elementin sırrını araştıran Empedokles gibi, varlığın sırlarına vakıf oldunuz. Birçok kişi için ilahi bir figür gibisiniz.

Tesla: Evet, bu anlattıklarınızın bazıları en önemli buluşlarımdan birkaçı. Ancak ben yenilmiş bir adamım. Yapabileceğim en büyük şeyleri yapamadım.

Gazeteci: Bunlar nelerdir, bay Tesla?

Devamını oku “Tesla Bir Başkadır” →

Şizofreni

Çoğu insana bir şizofrenle tanışma olasılığı ürkütücü gelir. Şizofrenlerin deli, tehlikeli, ne yapacağı bilinmez ve kontrol edilemez oldukları düşünülür. Konuya açıklayıcı yaklaşmak yerine, safsataları sürdüren film ve kitapların da bu durumda payı olsa gerektir. Şizofreni, düşünce ve algıda, davranış ve duygu durumunda bozukluklarla seyreden bir psikotik hastalıktır.

Şizofreni 100 kişiden birini etkiler ve zihinsel bozuklukların en ciddisidir. Çok çeşitli düşünce bozuklukları (dezorganize, usdışı düşünme), delüzyonlar (sanrı) ve halüsilasyonlardan (varsanı) oluşan bir tablo sergilerler. Eğilim olarak enerji, inisiyatif ve sosyal temas yokluğu görülür. Duygusal yönden donukturlar, çok az şeyden haz alırlar ve içekapanıktırlar.

Şizofrenin sınıflandırılması, semptomlarım çeşitliliği nedeniyle halen karmaşık bir konudur. Bu semptomlar delüzyonlar; halüsilasyonlar; dezorganize konuşma (tutarsız, bağlantısız, anlamsız kelime kullanımı); dezorganize davranış (giyim, beden duruşu, kişisel hijyen); olumsuz, donuk duygular; sorunlara yaklaşımda zayıflık ve depresyondur.

Alt türler arasında paranoid ve katatonik şizofreni bulunur.

Plasebo Etkisi

Meşhur doktor tavsiyesidir: “Şu iki hapı al ve sabah beni ara.” Doktorlar tüm (fiziksel) tedavilerin hastada fiziksel değişim sağlayacak aktif bileşenler ve prosedürler içerdiğini bilseler de tedavide psikolojik etmenlerin gücünü de göz ardı etmezler. Zihnin maddeye etkisi, sağlık dünyasında yüzyıllardır bilinen bir kavramdır.

Latince kökenli bir kelime olan plasebo “hoşnut etmek” demektir. Plasebo, kısaca, şifa verici bir değer taşımayan ve farmakolojik etkileri olmayan preparat olarak tanımlanır.

Nasıl işliyor? Plasebo etkisinin cazibesi, aslında nasıl işlediğine dair bir çok fikir ve kuram geliştirilmesine yol açtı. Edimsel koşullanma, klasik koşullanma, suçluluk duygusunu azaltmak, aktarım, önerme, ikna, rol talebi, inanç, umut, etiketleme, seçici semptom monitorizasyonu, yanlış nedene yüklemek, bilişsel uyumsuzluğu azaltmak, kontrol kuramı, kaygıyı azaltmak, beklenti etkisi ve endorfin salgılanması gibi çeşitli kavramlar öne sürüldü.

Plasebo etkisi hem nimet hem de lanettir.

Stresin kaynağı dirençtir

Hastalıkların kaynağı stres, Stresin kaynağı da dirençtir.
Hawaice karşılığı KU’E olan kelimenin anlamı; “ayrı durmaktır!”
Ayrılık illüzyonu doğal olarak fiziksel gerçeklikle ilişkilendirilir ve bu da yapı itibariyle erillikle ilişkilidir. Hawaice ilginç bir lisan. Lemurya lisanı en çok Japonca ve Hawaicede kendini devam ettiriyormuş. Ben burada Ku’yu bilincin üç yönünden biri olarak, hastalık/şifa konusunda ele alıyorum. Bilincin yönlerinden her biri ve ilaveten Kanaloa, yakın antik devirde tanrılar olarak sayılıyordu 🙂
Oysa Lemurya (bilginin kaynağı) ilk tek tanrılı insan medeniyetiydi.
Bu ayrı tanrı isimlerine geçiş ve saptırmalar (iyi niyetle ya da değil, bu önemli de değil) Maya Takviminde belirtilen M.Ö 3115 yılında başlayıp 5125 yıl süren Ulusal Altdünya büyük devresinde yapılmış ve bence şu andaki karışıklığa sebep olan da bu yeni (6 bin yıl bir nefes kadar yeni) yorumlamalar olmuş.

* Devamını oku “Stresin kaynağı dirençtir” →