Çakralar ve Reiki ile Kundalini aktivasyon tekniği- 11

Serinin öncesi için tıklayınız

Çakralarda Reiki ve ses kullanarak Kundalini aktivasyon tekniği

 Kundalinilerini harekete geçirmek ve daha yüksek bir kendini gerçekleştirme seviyesine ulaşmak isteyenler için bu talimatları bir araya getirdim. Bu çok basit bir tekniktir, bunu günde bir kez yaparsanız, kesinlikle bir sonuç elde edersiniz.

Makale, reiki ile kendinizi nasıl güçlendireceğinize ve çakra Reiki iyileşmesini çok daha güçlü hale getiren bir çakra aktivasyon sesi kullanarak kendinize bir çakra iyileşmesini nasıl vereceğinize dair eksiksiz talimatlar içerir.

Reiki sembolleri soldan sağa:

  1. Cho Ku Rei (show koo u ray) , kök çakrayı aktive eder
  2. Se Hei Ki (say hay ee key), kalp çakrasını harekete geçirir
  3. Hon Sha Za Sho Nen (hone sha-ha zay-ay show-oh nen), taç ve yüksek çakraları aktive eder
  4. Dai Ko Myo (die ko-Oh my-oh), kaynak veya ruh enerjisini harekete geçirir

Reiki ile kendinizi güçlendirin (5-10 dakika)

bunu sadece bir sembolü görselleştirerek ve onunla rezonansa girebileceğiniz olumlu bir niyete sahip olarak yapabilirsiniz. Ardından, yukarıdaki parantez içindeki ifadelere göre, diyaframınızdan gelen sesleri tam bir sesle söyleyerek, sembolün hecelerini söyleyin. Onları yukarıda listelenen sırayla 1’den 4’e kadar tonlayın ve buna karşılık gelen çakra ve orada artan titreşimi hissetmeye odaklanın. Son sembol için, düz durun ve kollarınızı doğal bir konumda olmak için yanlarınızdan sarkıtın, vücudunuzu ve zihninizi beyaz bir ışıkla doldurarak görselleştirin.

Dördünü yaptıktan sonra avuçlarınızı birbirine bastırın ve evrensel yaşam gücü enerjisinin (reiki) avuçlarınızdan akmasını isteyin. Şimdi avuçlarınız arasındaki titreşimi hissetmeye odaklanın. Bunu yaklaşık 5 dakika yapın. Bu prosedürle kendinize Reiki güçlendirme verdiniz ve şimdi enerjiksiniz ve kendinize reiki şifa vermeye hazırsınız.

Ses ve Reiki ile çakra aktivasyonu

Devamını oku “Çakralar ve Reiki ile Kundalini aktivasyon tekniği- 11” →

Kişiliğin savunma sistemi nasıl iyileştirilir- 10

Önceki yazı için tıklayınız

Manevi Acil durum, manevi kriz, ruhun Karanlık gecesi ve Kundalini sendromu için yardım

Büyük bir uyanış olayından önce veya sonra meydana gelebilecek uyanış sürecinde birçok kişi için  ‘zihinsel-fiziksel sağlık sorunlarının’ ortaya çıktığını görüyorum. Aniden ortaya çıktığında, bunun bir psikoz olmaktan ziyade bireyde meydana gelen bir uyanıştan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu durum  genellikle yüksek enerji yerleştikten sonra derin bir uyanış deneyiminden sonra ortaya çıkar. Bu bir uyanış olayını takip ettiğinde, ruhun karanlık gecesi, manevi acil durum, kundalini sendromu veya manevi kriz olarak bilinir.

Uyanan bir birey olarak, bilmeniz gereken şey, kişiliğimiz için programlanmış savaş-kaç savunma stratejimize olan ihtiyacı ortadan kaldırmaktır. Bir uyanış sürecinde, farkındalık seviyemiz ve enerji titreşimimiz artmaktadır. Bu yüksek enerji nedeniyle, kalıcı düşünce, duygusal tepkiler veya ‘kişisel kimlikle ilgili’ inançlar  (bunlar farkındalığımızı azaltır), görünür hale gelir, böylece sorunun ne olduğunu görebilir ve bu düşünce/duygu/inanç modelini güçlendirmek için çalışabiliriz. Kişiliğimizin bu dış savunma sistemi, savaş/kaç tepkilerine cevap vermek için programlanmış  yolumuzdur. Kişiliğimizi sağlam tutan en güçlü program (hayali kişinin hayatta kalması için) olduğu için, bu dış koruma programlamasını bırakana kadar uyanış yolunda daha ileri gidemeyiz. Bu programlanmış tepkilerden hayata otomatik pilotta tepki veririz, ancak bilinçli ve spontan olmaya ilerleyince artık bu programlanmış tepkilere ihtiyaç duymayız. Bakış açımızı farkındalığa doğru kaydırarak ve kişiliğimizden uzaklaşarak, otomatik pilot programlarını ortaya çıktıkça tek tek düşüreceğiz ve onları tespit edip onlara ihtiyacımız olduğunu hissetmeyi bırakacağız. Dış savunma Sistemimizi kişiliğimizden temizlediğimizde, farkındalığımız artar. Bu en zor adımdır ve birçok insanın yıllarca manen zayıf  kalmasının en büyük nedeni, kişiliği en dış kenarlarda sağlam tutan bu dış programları görmemeleri ve bırakmamalarıdır.

Kişiliğin dış savunma sistemi için biri kaç(korku) ve biri savaş (öfke) olan iki program vardır. Etiketler mühim değil sadece kalıplarınızın ne olduğunu görmeniz gerekiyor, çünkü onları bir kez görebildiğinizde daha sonra tetiklendiklerinde onları yakalayabilir veb tepki vermemeyi seçmek mümkündür. Öfke korkudan çok daha güçlü bir enerjidir. Bu nedenle, ruhun karanlık gecesinde, ruhsal bir acil durum, kriz veya kundalini sendromuna sahip olanlar, temel olarak, kişiliklerinin programlanmış savaş ya da kaç tepkisine olan ihtiyacı ortadan kaldırmak için çalışırlar.

Bu savunma sisteminin gitmesine izin vermek için çalışmanın önemli bir kısmı, zihinsel sağlık sorunlarının sabit olmadığını, fiziksel bir sorun olmadığını fark etmektir. Bu programlanmış tepkileri inançlarımız, düşüncelerimiz, duygularımız, tekrarlarımız ve eylemlerimizle yaratıyoruz. Kuşkusuz, tıp, bu günlerde sahip oldukları gelişmiş ekipmanlarla beyin tepkilerimizi analiz edebilecek ve belirli bölgelerde beyin anormallikleri göreceklerdir. Bu kanıt daha sonra anksiyete, depresyon, bipolar, OKB, dissosiyatif bozukluk, TSSB veya şizofreni vb.olarak adlandırılan zihinsel sağlığın teşhisini veya etiketini destekleyebilir.  Bu nedenle, zihinsel sağlık sorunlarının fiziksel sorunlar olduğunu ve ilaçlarla çözülebileceği düşünülür. İlaç semptomları hafifletmek, düşünme ve tepki modelini normale döndürmek için çalışsa da, kişiliğin kendi imajı ve hayali tehdidi veya hasarı için savunma sistemi olan asıl nedene asla dokunamaz. Bununla birlikte, gerçek şu ki, bilincimiz ve bilgelik seviyemiz, bu savunma programını, kişisel ve karakterimizle ilgili olan seçimlerimiz ve eylemlerimiz aracılığıyla yaratan şeydir. Bununla birlikte, özünde * sadece * beyinde programlanmış bir tepki paterni. Onu yarattığımıza göre güç bizdedir, o halda bu gücü; savunma sistemi ile neler olup bittiğine dair bilgi sahibi olmak ve kendi zihnimizin ve duygularımızın nasıl çalıştığını bilmek, bu bilgiyi seçimimizle ve eylemimizle birlikte artık istenmeyen otomatik yanıt programını silmek için kullanabiliriz.

Burada yapılması gereken ilk adım,

Devamını oku “Kişiliğin savunma sistemi nasıl iyileştirilir- 10” →

Pranik tüp ve KA aktivasyonu -9

Kundalini hakkında her şey yazı dizimize devam ediyorum. öncesi için tıklayınız 

Fiziksel alana nüfuz eden ikinci enerji alanına biz  “Ka” deriz ki siz bunu pranik beden olarak düşünebilirsiniz. Prana, kadim geleneklerin yogilerinin ortaya çıkardıkları gi-
bi, oksijendeki asli yaşam-gücüdür, ama sadece sizin oksijen dediğiniz şey değildir. Bitkilerin yoğun olduğu veya akarsuların bulunduğu bölgelerde prana bollaşır. Prana yaşam gücüdür, ve o hem fiziksel bedene, hem de bizim Ka dediğimiz pranik bedene nüfuz eder. Bu Ka, aslında, fiziksel be-
denden geçen yaşam-gücünün kaynağıdır. Fiziksel bedenin ve onun enerji alanlarının -daha süptil bir enerji halinde bir kopyası olduğundan, Ka’ya bazen spiritüel ya da eterik ikiz de denir. Mısır Simyası’na aşina olanlar “Ka” terimini hatır layacaklardır; burada Ka, ölümsüz ruh olmamakla birlikte, fiziksel bedenin ölümünden sonra, bir süre daha varlığını sürdürebilen enerji ikizidir.

Siz duygusal, kozal ve astral denen başka süptil bedenlere sahip olsanız da, biz öncelikle Ka üzerinde odaklanacağız; çünkü bu bedenin gelişimi size, yüksek bilince doğru muazzam bir ivme kazandıracaktır.

Sizin bedeniniz, merkezi sütununa, çeşitli kadim ezoterik gelenekler tarafından bazen merkezi kanal, orta sütun, pranik tüp ya da antakarana denen iki-kutuplu bir mıknatıstır. Biliminizin de ortaya çıkardığı gibi, tüm iki-kutuplu mıknatıslar, üç-boyutlu olarak bir “tüp kavala benzeyen bir alan yayarlar. Bu alan, bedenin çevresinde üç-boyutlu olarak hareket eder.

Bu tüpün ortası bir enerji kanalıdır. Bu aslında fiziksel bedenin yaydığı manyetik alanın merkezi sütunudur. Yani, bu merkezi sütun, yaşamın temeli olan elektromanyetik alanın orta kanalıdır. Ezoterik anlayışları içinde, birçok farklı kültür, bu merkezi sütun ya da pranik tüple ilgili yöntemler
geliştirmiştir. Bundan dolayı, bir enerji sistemi olarak siz insanların, dikkatinizi vereceğiniz en önemli alan Ka, yani, pranik bedendir. Yaşam-gücünü (pranayı) nasıl içinize çektiğiniz ya da çekemediğiniz, organlarınızın ve bedensel sisteminizin ne kadar enerjiye sahip olacağını belirler. Ka, düşüncenizin ber-
raklığını, gücünü ve etkisini belirler; o ayrıca, duygunuzun niteliğini de belirler. Eğer Ka’nın düzeni bozulursa, o zaman diğer alanların da düzeni bozulur -fiziksel beden daha düşük bir enerji düzeyinde çalışır, düşünce gücü zayıflar ve duygular altüst olur. Peki, Ka’ya nasıl daha fazla prana getirmeli-
siniz ki, o fiziksel bedeninize ve diğer süptil bedenlere daha fazla ışık yaysın. Şimdi yanıtlamak istediğimiz asıl soru budur.

Burada anahtar, bedeninizin ortasında boylu boyunca uzanan pranik tüpte yatmaktadır. Bu pranik tüp, aşağı yukarı, gezegeninizdeki yogilerin “sushumna” dedikleri yola tekâbül etmektedir. Sushumna, kundalini enerjisinin ya da yaşam-gücünün omurganın tabanından yükselip, bedenin enerji merkezlerinden (çakralardan) geçerek en üst merkeze ulaştığı yoldur. Burada o tepe çakrasıyİa buluşur ve insanın bilincini “kozmik bilince” ya da Varolan Tek Şey’le bağlantıya açar ki bu son derece yüksek bir bilinç halidir!

Öyleyse, şimdi, sağlık ve yüksek bilinç için gerekli enerji hâkimiyetini geliştirebilme-
niz için, Ka’nın ve pranik tüpün farkında olma sürecini başlatacak yöntemleri inceleyelim.

uygulama-1

Birinci alıştırmada (bkz. Şekil 2) Yerküre’ye bağlı pra-
nik tüpten yukarı doğru soluk alın. Topraktan yukarı doğru-
bir soluk alıp, sonra rahatlayın ve soluğunuzu bırakın. Son-
ra, başınızın üzerinden tüpe doğru soluk alın, semavi enerjiyi

aşağıya, bedenin pranik tüpüne indirin, ve sonra soluğunuzu
bırakın. Pranik tüpe bir enerjinin aktığını açıkça hissedene
kadar birkaç kez bunu tekrarlayın.

Bu ilk adımda yaptığınız tüm şey, Yerküre’den yukarı,
pranik tüpe ve sonra semavi âlemden aşağı, pranik tüpe
akan süptil enerji akışını -pranayı- hissetmeye başlamaktır.

Uygulama 2

Devamını oku “Pranik tüp ve KA aktivasyonu -9” →

Uyanışın dört adımı -8

Kundalini hakkında her şey yazı dizimize devam ediyorum, öncesi için tıklayınız

Uyanışın dört adımı

Bireysel kimliğimizi sağlam tutan dört enerji formu seviyesi vardır.
İlk seviye vücudumuzun fiziksel formunun kendisi ve canlı olmasıdır.
İkinci seviye, düşünme ve bilme yeteneğine sahip zihnimizdir.
Üçüncü seviye, enerjiyi düşünceden enerji formuna, duyguları ifade etmek veya bir şeyler yapmak gibi dış dünyaya taşıma yeteneğimizdir.
Dördüncü seviye, yaşamlarımız arasında süreklilik yaratan ve enerjik formumuzun aydınlanmaya doğru ilerlemesini sağlayan tüm yaşamlarımız boyunca deneyimlerimizin kolektif hafızasıdır. Bunu, tüm deneyimlerimizin büyük bir veri bankası ve şimdiye kadar öğrendiklerimizin bir koleksiyonu olarak görebilirsiniz.

Aydınlanma, kendini ve bu farklı enerji katmanlarını öğrenmek için fiziksel gerçeklikte deneyimlere sahip olma süreci olarak anlaşılabilir. Bir kişi belirli bir kimlik katmanı hakkında bilmeniz gereken her şeyi öğrendikten sonra, bu kimlik katmanını atabilir ve daha sonra bir sonraki katman belirginleşir ve dersler yeniden başlar. Bu konuda şaman bilgilerindeki yalnızlaşma ve parçalanma ritine göz atabilirsiniz, tıklayınız. Enerji katmanlarıyla özdeşleşmenin tüm katmanları düştüğünde, o zaman bireysel kimliğin gittiğini ve kişinin kaynağına tamamen geri döndüğünü veya aydınlandığını söyleyebiliriz.

Dünyaya her yeniden doğduğumuzda (algımız sonsuz şimdide yaşayan bir başka kişinin formuna girdiğinde! Bildiğimiz gibi Huna bilgisi-urban shamanda reenkarnasyon olgusu farklı algılarız bakınız), son kez kaldığımız yerden devam ediyoruz, şu anda içinde bulunduğumuz katman üzerinde çalışıyoruz. Ana katmanlar atlanamaz. Diğerini ele almadan önce bir tanesini tamamlamalıyız. Bunun nedeni, diğer kimlik katmanlarının görünmez olmasıdır, çünkü farkındalık seviyemiz onları görmek için yeterince yüksek değildir.

Kişinin gerçek doğasına uyanmadan önce, kişi yaratılan formla veya bedeniyle ve fiziksel dünyayla tam olarak tanımlanır. Kendini gözlemlemek için çok az yetenek vardır, çünkü bir kişi içinde bir gözlemci olduğunun farkında değildir. ” Sanırım bu yüzden öyleyim ” temel anlayıştır. Öngörülemez bir anda beden(kimlik) tanımından ayrılacağız ve ilk uyanış gerçekleşecek. Bu, mutluluğu bulmak ve hayal kırıklığına uğramaya devam etmek için elimizden gelen her şeyi denediğimiz, sonunda kendimizi derin bir karanlık deliğe ya da aşırı acıya sürüklediğimiz noktada olur. Bize hayatta olmak için bir anlam veren her şeyin yıkıldığını hissederiz.. Sadece acılarımızı bastırmak için ölmek istediğimizi hissederiz. Karanlık en karanlık olduğunda,  O anda, kimliğimizi ‘sadece bir beden’olarak sağlam tutan enerji serbest bırakılır. Bu enerji aklımıza yükselir ve gözlemci doğar. O zaman beden ya da fiziksel bir şey olmadığımızı fark ederiz, aksine gerçek benliğimiz vücudun arkasındaki enerji şeklidir. Vücudumuzla özdeşleşmemizi sağlamak için kaynağımızdan enerji alır, bu yüzden beden tanımından ayrıldığımızda bu enerji salınır ve bu da bir uyanış olayına neden olur. Bireysel kimlik katmanından ayrıldığımızda, bu tabakayı sağlam tutmak için kullanılan enerji serbest bırakılır, daha sonra enerjinin bir formdan diğerine dönüşümünün yan etkileri olan manevi fenomenler, içgörüler, vizyonlar ve fiziksel kundalini semptomları (yazı dizisinin önceki bölümlerinde detaylandırıldı) izlenir. Bir formun gitmesine izin verdiğinizde, bir ‘ölüm’gibi görülebilir. Fizikten biliyoruz ki, enerji asla kaybolmaz, sadece bir formdan diğerine şekil değiştirir.

Devamını oku “Uyanışın dört adımı -8” →

Numerolojik olarak 8 sayısı ve kundalini -7

Önceki bölüm için tıklayınız

Numerolojide 8 sayısı, diğer sayılar arasında ayrı bir konuma sahiptir, geleneksel olarak 8, Samsara’nın tekerleğini (doğum ve ölüm) ve samsara ya da varoluşun sonucu olarak yaşanan ıstırabı gösterir. Fakat aynı sayı aynı zamanda aydınlanma veya nirvana anlamına gelir. Samsara nerede olursa olsun, nirvana doğal olarak bulunur, yani varoluş otomatik olarak kendi aydınlanmasını doğru zamanda bulur. Bu evrensel yasa 8 sayısı ile sembolize edilmiştir .

8 sayısı, sonsuz doğum ve ölüm döngüsünü simgeleyen iki daireden oluşur; varoluş ve aydınlanma. “Bir” tarafından yaratılan her şey dönüştürülür, yok edilir ve tekrar farklı biçimde yeniden yaratılır. Bu nedenle, 8 sayısının zıt yönleri, canlı varlıkların yaşamlarında görülür.

8 sayısının içsel anlamı derinden anlaşılmalıdır, tüm canlı varlıklar gerçekte hayırlı ve saftır, ancak ayrı kimliklerinin cehaleti ve bu cehaletin yarattığı sayısız nitelikler nedeniyle, zamanın başlangıcı, acı, neşe ve karışık niteliklere sahip varlıkların tezahürüne yol açmıştır. Eğer bir kişi içsel doğasını fark etmezse, acı çekmeyi bırakamaz. Bu gerçek, 8 numarasının insanlara fark ettirmeye çalıştığı şeydir. Bir acı ya da sefalet meydana geldiğinde, doğal bir mutluluk ve özgürlük de vardır. Doğal bir gücün bilgeliği sadece tefekkürle elde edilemez, bilge ustaların bilgisi, kutsal doktrinler ve meditasyon ve içgörü yoluyla dış etkilere ihtiyaç duyar (Gurdjieff ustanın söylediği, hapishaneden kaçmak için gerekli unsurları  anımsatıyor).

 

Meditasyonda, ruhsal enerji-kundalini yükselir ve insanın cehaletini ve milyonlarca yıldır izlenimleri olan zihnin kendi kendine yapılandırdığı niteliklerini yakar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını oku “Numerolojik olarak 8 sayısı ve kundalini -7” →