Doğu Karadeniz’den bi kaç hatıra

dogukaradeniz-1651Bu köprülerin hepsi bir başka güzel, hayran kalmamak mümkün değil. Doğu Karadenizden bir kaç fotoğrafı paylaşmak istedim sizlerle 🙂

dogukaradeniz-0662Uzungöl her açıdan göz kamaştırıcı, üstelik insanı neşelendiren, heyecanlandıran bir enerjisi var.

dogukaradeniz-076Bu da bir başka muhteşem köprü…

dogukaradeniz-2011İşte Zile’den 750 yaşında bir dut ağacı, bilemiyorum sayfamıza sığacak mı?

Dönmek güzel

Dönmek ne güzel, hele serin bir İstanbul bulmak daha da güzel 🙂 Anadolu tarafında otobüs yolculukları zor oluyor, en ciddi sanılan otobüs firmaları bile her köşe başında durup yolcu alıyor. Bayram değil seyran değil otobüsler niye böyle tıklım tıklım dolu anlayamadım. Hatta öyle ki, ortalama on saatlik bir hat üzerinde bir koltuk üç kez el değiştiriyor. Sanırım kazançları oldukça iyidir bu firmaların. Yolcular açısından o kadar da iyi değil, saatler uzadıkça uzuyor, verilen hizmetin kalitesi düşük. (Bu arada Metro Turizm benden kötü puan aldı;  İstanbul diye getirdikleri yer bir dağbaşı, servis dedikleri ise saatte bir kalkan eski otobüsler, klima kalöriferle birlikte çalışıyor! Mola saatleri yolcunun ihtiyacına değil kendi dinlenme tesislerinin yerine bağlı! 12 saatlik bi yolculuktaki iki molanın biri 00.30 da ikincisi 03.30 da :))) vs vs… Anlatıp da kendimi yormama gerek yok, şartlar böyle ülkede.)

Karadenizde yollar çok güzel yapılmış, deniz boyunca ferah, modern. Bu beni sevindirdi. Epeyce fotoğraf çektim ama içinde doğru dürüst bişey çıkacak mı henüz bilemiyorum, ışık genellikle uygunsuzdu. İlginç olan bi diğer şey dokuz günlük o dilimde karadeniz kuzu gibiydi, minicik bi dalga bile görmedik! Sonuç olarak, yıllardan sonra Doğu Karadeniz’i gördüğüm için memnunum ama yine de böyle koştur koştur gezileri sevmiyorum, benim tarzım değil, gittiğim yerde en az bir ay kalmalıyım, yörenin insanı ile birlikte yaşamalıyım, ancak o zaman kendimi o farklı şeylere dokunmuş hissedebiliyorum.