xenix yazdi;
“Ömer’in İskenderiye kütüphanesini yaktırması da din adamına yakışır bir davranış mıdır?..”
xenix´in merakini gidermek icin bir katkida bulunmak icin bende üyesi oldugum sitede yazan forumdas´in konuyla ilgili bu yazisinin faydali olabilir düsüncesiyle paylasmak istedim malum “elciye zeval olmaz”..
**
Hakan ÇİFTÇİ (Competitive Advantage of Turkey Genel Koordinatörü)
İskenderiye
Kütüphanesi’nin
macerası ise daha enterasandır.
M.Ö. III. yüzyılda kurulmuş olan kütüphane,
insanlık tarihinde meydana getirilmiş olan en önemli eserlerden biridir.
Eski kaynaklar,
burada 900 bin cilt el yazması eserin toplandığını kaydeder.
Batıda,
bu kütüphanenin şehrin Müslümanlar tarafından alınmasından kısa bir süre sonra ikinci İslam Halifesi Hz. Ömer’in emriyle Mısır Fatihi Anur İbnül-As tarafından yakılarak yok edildiğine dair yanlış bir kanaat vardır.
Aslında
bu kütüphane, çok daha sonra Hıristiyanlar tarafından yakılmıştır.
Olayı ve ayrıntıları anlatmadan önce,
bu kütüphanenin nasıl kurulmuş olduğundan söz edelim.
İskenderiye şehri M.Ö. 382 yılında,
Makedonyalı İskender tarafından kurulmuştur.
Onun
ölümüyle imparatorluğun dağılışı sonunda kumandanlarından Lagus’un oğlu Ptolemaeus’un eline geçti.
O da
Mısır’da krallığını ilan etti.
Mısır’da
300 yıl devam eden bu hanedanın ilk hükümdarı olup, 383 yılında 24 yaşında iken 24 yıl hüküm sürmüştür.
Savaşı sevmezdi,
hiçbir zaman ülkesinin sınırlarını genişletmek hevesine kapılmadı.
Kendisi
daha çok bilim ve edebiyata düşkündü.
Mısırlılar’ın
gelenek ve göreneklerini, dinlerini benimseyerek, halkın sevgisini kazandı.
Eski kanunları,
dini törenleri muhafaza etmekle kalmayıp,
eski Mısır hükümdarlarının lakabı olan Firavun ünvanını aldı ve
onları taklit ederek öz kızkardeşiyle evlendi.
Bu
yeni devletin merkezi İskenderiye şehriydi.
Yeni
firavun burayı baştanbaşa onarıp, genişleterek o devrin en meşhur başkenti haline getirdi.
Burada
meydana getirdiği en önemli eser ise müze ve buna bağlı olan kütüphane idi.
Kurulması için saray civarında ve güzel bir yer seçildi.
Müzede
o devirde bilinen bütün ülkelerdeki hayvan ve bitkilerin bir örneği vardı.
Ayrıca
botanik bahçesi ve bir rasathane bulunuyordu.
Otopsi yoluyla insan vücudunun incelenmesi için bir anatomi salonu açılmıştı.
Bu
bilim sitesinde
fizik,
kimya,
tıp,
astronomi,
matematik,
felsefe,
edebiyat,
ve
fizyoloji bilgileri için evler yapılmıştı.
Müzenin
en önemli bölümü kütüphanesiydi.
Kütüphanenin müdürü,bulabileceği her yazılı eseri alma yetkisine sahipti.
Mısır’a
giren her kitabın buraya götürülmesi mecburiyeti vardı.
Kitabın
burada bir nüshası çıkarılıp sahibine verilir, kitabın aslı ise kütüphanede kalırdı.
Bir taraftan da
yurt dışına gönderilen memurlar, başka ülkelerde buldukları kitapları satın alıp, getirirlerdi.
Böylece,
o zamana kadar birçok bilime ait dağınık halde ve kaybolmaya mahkum durumda olan sayısız eser emin bir yerde toplanmış olurdu.
İşte,
Müslümanlar’ın İskenderiye’yi aldıktan sonra yakarak imha ettikleri iddia edilen kütüphane budur.
391 yılında
Bizans’ın Mısır Valisi Theophilos,
İskenderiye’de Mısır’ın eski din mensuplarına ait Osiris tapınağının yeri olan bir arsayı, kilise inşa edilmesi için Hırıstiyanlar’a verdi.
Burada
yapılacak kilisenin temel kazıları sırasında üzerinde eski dine ait yazılar bulunan bir taş çıktı.
Hıristiyanlar bunu bir alay konusu yaptılar.
Bu olay
şehirde oldukça kalabalık halde bulunan putperestleri fena halde kızdırdı ve sonunda İskenderiye’de dini bir ayaklanma çıktı.
İki taraf çarpıştı, insanlar kitle halinde kılıçtan geçirildi.
İskenderiye Kütüphanesi’nin olduğu bölge yerle bir edildi.
İmparator I.Theodosius,
valiye başka büyük şehirlere göre eski dinin İskenderiye’de hala neden bu kadar canlı olarak devam ettiğini sorunca, buna sebep olarak İskenderiye Kütüphanesi’nin eski putperestlik kültürünü devam ettiren kitaplarını ileri sürdü.
İmparator,
bunun üzerine hepsinin yok edilmesini emretti.
İskenderiye Kütüphanesi’ndeki
tüm eserler şehrin hamamlarına dağıtılarak yaktırıldı ve böylece insanlık tarihinin bu eşsiz bilim ve kültür hazinesi sonsuza kadar yok oldu,
dünyanın eski çağlarına ait pek çok değerli bilgi bir daha elde edilmeyecek şekilde ortadan kalktı..”
not:
osmanli fesh edilirken,12 eylül darbesi sirasinda yakilan kitaplarin bilancosu ve failleri de MERAK konusu bence..
E bu cagdas görev “ilke fetisist”lerine daha bir yakisir dimi..
slm.