İnce Topuklu Ayakkabıya Yasak Geliyor

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Bakanlar Kuruluna sunduğu öneri ortalığı karıştıracağa benziyor. Bu öneride bayanların ince topuklu ve açık ayakkabı giymelerinin yasaklanması isteniyor.

Gerekçe olarak “bayanların sağlığını düşünüyoruz” diye açıklama yapan Diyanet İşleri Başkanlığı, “İnce topuklu ile yürümek zordur, ayrıca bilek burkulmasına sebep verebilir. Dinimizce caiz olmayan bu ayakkabı modeli ayrıca bayanların boyunu uzun göstererek Allah’ın yarattığı boyu beğenmemektir. Yüksek tahrik edici unsuru ise yadırganamaz” şeklinde devam etti.

Konunun Bakanlar Kurulu gündeminde tartışılması ve oylanması sonucunda önümüzdeki günlerde topuklu ayakkabıya belirli bir ölçüye kadar veya tamamen yasak gelebilir. Halkının sağlığını düşünen Başbakan’ın bu konuda, bayanların ayak bileklerini burkmamaları için uygulamaya destek vermesi bekleniyor.

Facebook Niklere Yasak Getiriyor

Geçtiğimiz günlerde Facebook yönetim kurulu tarafından alınan bir kararla gerçek olmayan kullanıcı isimlerine yasak getirileceği açıklandı. facebook’un asıl amacının gerçek kişiler üzerinden sosyal paylaşım ağı olduğunu belirten yönetim kurulu sözcüsü John Wishburry “kullanıcılara belirli bir süre vereceğiz, bu süre içinde gerçek ad soyadını girmeyenlere hesabını dondurma veya tamamen silme gibi yaptırımlar uygulayacağız” dedi.

Muhabirlerimizin sorduğu “Peki, isimlerin gerçek olduğunu nasıl tespit edeceksiniz?” sorusuna Wishburry, “ülkelere göre çeşitli uygulamalar yapacağız, örneğin Türkiye için vatandaşlık numarası girilmesi gereken bir bölüm oluşturup kontrol edeceğiz.” dedi.

Yönetim kurulunun bu açıklaması büyük tepki yarattı. Facebook kullanıcılarının %23 lük bir kısmı gerçek isim yerine bir nik kullanıyor ve tepkilerini bu haberi arkadaşlarıyla paylaşarak belli ediyorlar.

Marduk Geliyor

NASA’nın açıklamadığı haberi bihaber muhabirimiz Seydi, bilim adamlarından kendi yöntemleriyle aldı ve bizlere aktardı. Bilim adamlarının açıklamaktan kaçındığı bu haber, beklenen marduk gezegeninin güneş sistemimize girmiş olması ve plutonun arkasından çıkıp görünür hale gelmesi.

NASA’nın teleskopu Hubble’la yakalanan görüntüler oldukça esrarengiz. Sayısı üç olan yabancı cisimler hızla dünyamıza doğru yaklaşıyorlar. Bugüne kadar olan kehanetlerde marduk gezegeninin bir tane olması beklenirken sayılarının 3 olması ve hızlarının da 2013 yılına doğru dünyamıza yaklaşacak şekilde olması bilim insanlarını şimdiden çare arayışlarına sevketti.

Dünya çapında panik yaşanmasını ve düzenin bozulmasını engellemek için bu haberi saklayan NASA yetkililerinin tüm uğraşlarına rağmen içerden çalışan bir bilim adamının muhabirimize haber kaçırmasından dolayı ilk defa haber patlatta bu haberi patlatıyoruz.

Kıskançlığa Son

Kıskançlık genini bastıracak hap bulundu. Artık kıskanma yok!

Alman ilaç şirketi Woringer Daysdabu geliştirdiği, kıskançlık genimizi bastıracak olan buluşu duyurdu. Hapın kullanıldığı andan itibaren etkisini yarım saat içinde gösterdiğini ve 12 saat boyunca bu etkinin devam ettiği gözlemlendi. Eğer 3 ay boyunca sürekli kullanımı sağlanırsa ömür boyu etkisini sürdüreceği yönünde birde uyarı var.

Fakat bihaber muhabirleri ilacın yapımında kullanılan bazı kimyasalların domuzlardan elde edildiğini ortaya çıkardı. Bu hapı kullanmanın caiz olup olmadığı, Diyanet İşleri’nin ilgili bölümünde tartışılıyor.

Patates Devrimi

Biliyorsunuz Amerika keşfedilene kadar hiç bir Asya, Avrupa ve Afrika ülkesi insanı patates yememiştir. Hatta keşfedildikten sonraki 100 yıl boyunca bile bu şansı elde edemeyecekler.

Ne oldu peki patates geldikten sonra? Tam bir [e:kelebek etkisi]ne örnektir. Patates insanların kolay ve ucuz doymasını sağlamaya başladı. Bu bir çok şeye daha çok vakit ayırmayı ardından da aydınlanma ve gelişmeye sebep oldu. Fransız İhtilalinin altında yatan sebeplerden birinin de patates olduğu gerçeğini buradan ilan edebiliriz.

Bununla birlikte küçükken seyrettiğim bir türk filmi geldi aklıma. Sanırım peygamber İbrahim’in hayatını anlatan bir filmdi. Filmin bir sahnesinde açlıktan ağlayan çocuklar annelerine yemeğin hazır olup olmadığını soruyorlar. Duruma şahit olan İbrahim’e ise anne şöyle cevap veriyordu. “Günlerdir suyun içinde taş kaynatıyorum çocuklarıma patates kaynattığımı söylüyorum, onları ancak bu şekilde umutlandırıp yaşam savaşlarını bırakmamalarını sağlıyorum”

Gerçi kadının kurduğu cümle bu kadar uzun ve güzel değildi ama zaten konumuzun asıl odak noktası olan patatesin o tarihlerde ortadoğuda olmadığını bilmeyen film senaristi, yapımcı ve yönetmenine bir şekilde laf göndermekti.

Asıl diyeceğim şudur, patates yerine çok daha ucuza ve hızlı bir şekilde üretilen bir besin yeni bir devrim yaratılmasında etkili olur mu? Yoksa günümüz ihtiyaçları doğrultusunda vaktimizi alan şeylerin karşılığında bir şey bulunması mı gerekir?