Ağ Bağlantısı ve arka plan

Arka plan tezini zaman zaman yeniden anlamaya çalışıyoruz (https://blog.sonsuz.us/?p=126)

Gelen sorulara cevap ararken biraz daha açılım oldu galiba:
İsterseniz bir an için üç kuvvet kanunu bir yana bırakalım ve arka plan tezine odaklanalım çünkü bana göre çok önemli bir konu. Senelerdir insanların dikkatine buna çekmek için uğraş…ıyorum fakat başarılı olduğum söylenemez. Bunu neden yaptığıma gelince, hayatım boyunca, isteklerinin gerçekleşmediğini, şanssız olduklarını, hayatın adaleti olmadığını söyleyerek şikayet eden insanları dinledim ve onlar adına üzüldüm, çözüm aradım. Arka plan tezinin son derece mantıklı ve anlaşılabilir önermesinin onlarda bir aydınlanma yaratacağını umdum fakat belki konu benim zannettiğim kadar açık değildir. Herneyse
<Bence A/B ve C alanlarının hiç birinde şuurlu olmak gerekli değil, bunlar otonom sinir sistemimizin kendiliğinden çalışmalarını andırıyor. Fakat şuurla ilgili ince bir nokta var tabi, buna geçmeden önce belirtilmesi gereken husus, A alanındaki niyetli durumun, B alanındaki tüm niyetler bağlantısına uygun olup olmadığının kontrolü kısmıdir galiba. Ağ bağlantısını düşünmeye çalıştığımda bloke olacak gibi oluyorum. Bu inanılmaz bir alan, tüm hayatınız boyunca önemli önemsiz birçok niyetlenmenin sebep ve sonuçları açısından birbirine bağlandığını düşünün. Aslında bu nerdeyse kader ağı gibi bir şey. Ancak aynı zamanda insanın özgür iradesi ile ve bilinçsizce yaptığı niyetlenmeler. İnsanlar sebep sonuç ilişkilerini pek de ciddiye almazlar, alanların da takip edebileceği birleşim düğümleri sınırlıdır doğal olarak, nasıl ki herkes satranç oynayamaz ve oynayanların da hepsi farklı hamla sayısını görebilir; kimi 3 hamle sonrayı görebilirken kimi 8 hamleye kadarını görebilir fakat neticede sınırlıdır hepsi. Eğer sınırsızca hamle sayısı görebilseydik,ağ bağlantımızda karşılık bulmayacak olan isteği A bölümünde istemeye hiç niyetlenmezdik! :)))
C bölümü ise yine bence B bölümüne oranla önemsiz bir konumda. Çünkü niyet taşımıyor, sebep sonuç gibi karmaşık bir bağlantısı da yok. Banka kasasında duran kıymetli eşyalarınız gibi. Varsa vardır yoksa yoktur.
Sizin de söylediğiniz gibi Gurdjief’in 3 kuvvet kanunu tam da bu mekanizmayla ilgili olmayabilir. A bölümü birinci kuvvete, B bölümündeki ağ bağlantısının A’yı “karşılamama” durumu da 2. kuvveti andırıyor. Ancak C bölümü kesinlikle 3.. kuvvet değil 🙂
Sorunuzu tam anlayamamış da olabilirim.
Bu tez iyi anlaşıldığında hiç kimse bi daha şanssızlıktan, isteklerinin olmamasından şikayet etmez sanıyorum. Çünkü apaçık belli ki, bir istek yerine gelmiyorsa karşılama şartı yok demektir. Onu hemen geçip yeni bir konuya yönelmek gerekir. Çünkü C bölümündeki ibi dolu potansiyel kullanılmakiçin emre hazır bekliyor, kullanılmazsa birsüre sonra toprak olacak! Farzedin ki banka hesaplarında sanırım 50 yıl işlem görmeyen aktifler hazineye aktarılır gibi :))) Tabi B bölümündeki niyetler ağı ise deli gibi dönenip duruyor 🙂
Şuurun gelişmişliğine bağlı olarak insan gerçekleşmeyen isteğinin B bölümünde hangi niyete ters düşüp geri çevrildiğini görebilir! Bunu görenleri hemen anlarsınız çünkü onlar şikayet etmez, vakit filan da kaybetmezler 🙂 Ne yaparlar? Ters düşen niyetlerin düğümlerini çözüp serbest bırakırlar. Böylece istek yürürlüğe konur C bölümüne geçilir, eğer orada yetenek yok ise istek gerçekleşir ama muhtemelen göz doldurmayacak biçimde kalır. Yeteneksiz sanatçıların büyük azim ve disiplinli çalışmayla hayatlarını sürdürebilecek bir ortalama tutturmalarına benzer. Takdire şayandır. Zaten Searle de, niyetli durumların arka plan yetilerini geliştirmeye yönelik çalışma yaptığını ve her halikarda yetinin sonunu bulduğunu söyler.

Alllahtan hayırlısını dilemek (inşallah) biz doğu kültüründen insanların bilgeleri vasıtasıyla öğrendiği bir gerçeklikti aslında çünkü o bilgeler AĞ BAĞLANTISINI görmüşlerdi ve bunun içinden çıkmaya muktedir olmadıklarını da biliyorlardı. Böylece Ağ bağlatısı tarafından DESTEKLENECEK niyetlere sahip olmayı diliyorlardı.

Batılılar en azından son bin yılda bu davranışımızı siliklik, pasiflik ve hatta ilkellik sanıyorlardı ve onların kelimesi şuydu: “kesinlikle”!
Derken durumu onlar da farketti ve son otuz yıldır onlar da “kendimin ve bütünün hayrına olsun” demeye başladılar. Biz bullunduğumuz bu muazzam bilgelik coğrafyasından onlorın değişimini çocuğunun adımlarını hafif bir gülümsemeyle seyreden ebeveynler gibi izledik. Evet oturup izledik. bir anlamda bekledik.
Kızılderililer de bunu biz asyalılar gibi binlerce yıldır biliyordu tabi ancak kıymetleri bilinmedi. Kendi canınız ve terinizle elde etmedikçe bişeyi gerçekten bilemiyorsunuz.

İşin “inşallah” kısmını belirtmeye gerek görmedim ama o da ikibin yılına yakın GÜNEYLİ bir ayma olmuştu. Tarih, bu tür aymaları, bilmeyenler üzerinde tahakküm uygulamakta kullananların nasıl birbirlerini kırdıklarının hikayeleri ile dolu, hala da devam ediyor. Bu tür entegral kavrayışları insanları köleleştirmek adına kullanamazsınız, deneyebilirsiniz ama sonundabi sabah uyanır ve üç beş kat aşağıya yuvarlandığınızı acıyla fark edersiniz.
Artık çoğunluk coğrafyalar ağ bağlanntısının farkına vardı. Bakalım bundan sonra neler olacak?(az buçuk tahminlerim var ama sürpriz olmasını tercih ediyorum 🙂

Soru cevap trafiğinden:

Soru: Diyelim ki bir sohbete yetişmek istiyorum niyetim bu, yetişemedim bunu kendi ve diğer insanların niyetlerinde mi aramalıyım geç kalma sorununu…

Cevap arayışı: Mekanizmanın şöyle olduğunu “sanıyorum”:
B bölümü yani niyetli durumlar içeren ağ bağlantısı bölgesinin daha üst… kesinlik taşıyan niyetlerle birbirine kenetlendiğini görüyorum. Örneğin “asla, her zaman,hiçbir zaman, muhakkak” gibi duygularla perçinlenmiş niyetlerin ağları bunlar.
Senin örneğinden yola çıkarsak, katılmak istediğin sohbet, ağ bağlantıları arasında:
a) Kızım eve geldiğinde mutlaka evde olmalıyım.
b) Falanca şahısla birdaha asla aynı çatı altında olmayacağım.
c) kimseye aslla borçlu kalmayacağım.
d) sağlığım her şeyden önce gelir.
e) Bir daha aşık olmak istemiyorum
vs vs gibi şimdi aklıma gelmeyen bir çok niyetlilik halinden bir ya da bir kaç tanesi tarafından köstekleniyorsa, o toplantıyı kaçırıyorsunuz 🙂
Fakat bu mekanizmayı bilmediğiniz için, defalarca toplatıya gitmeye niyetleniyorsunuz, aradan aylar geçiyor ve siz bi türlü şu sohbete katılma isteğinizin gerçekleşmesinin kısmet olmamasının sıkıntısını duyuyorsunuz. Gibi 🙂

Birinci tekil şahıstan fikir beyanının insanın hayat boyu içinde dolanıp duracağı bir koza ördüğünü ve bu duruma “BEN” dediğimizi biliyoruz. Kaderini ören, ördüğünü bilmeyen mahpuslarız maalesef.
Bu durumdan nasıl kurtulabiliriz?
1. Ağ bağlantısında görebileceğimiz  hamle sayısında ustalaşmak için çalışabiliriz. Bu niyet ağ bağlantısıyla desteklense bile arka plan yetisinde karşılama şartı var mıdırbilinmez! zor bir iş!
2.niyetimiz döngüye girdiğinde, 3. kuvvetin bir an önce bize ulaşması için dua edebiliriz:)
3. Kendi “ben” tanımımızı gevşetmeyi, en azından fazla önemsememeyi deneyebiliriz.
4. gerçekleşmeyen niyetlerimizi hızlıca unutmayı ve ANın getirdiği yeni durumlara uygun yeni niyetlenmelere girme elastikiyeti geliştirebiliriz.
5. çevremizdeki insanların niyetlilik, ağ bağlantısı ve arka planlarını gözlemleyebilir, mekanizmayı AYNAlarda somutlaştırmayı deneyebiliriz.
6. Rüyaların gönderdiği semboller yoluyla ağ bağlantısı gizini çözebiliriz.
7. Yapabileceğimiz en kolay ve en başlangıç iş de şu olabilir; mekanizmanın şu çalışma sistemini kendi kafamızda ölçüp tartıp eğer makul buluyorsak, kendiimize sık sık hatırllatırız. Böylece en büyük dert olan “döngü” ye bari girmeyiz. Böylece daha az şikayetlenip daha az kendimize acıyarak erk kaybımızı azaltabiliriz.

Niyetli durumlar…

Bir inanca veya isteğe sahip olmam için, diğer inançların ve isteklerin tüm bir Ağ Bağlantısına sahip olmam gerekir. Dahası Ağ Bağlantısının tümünün bir Arkaplana ihtiyacı vardır.

  1. Niyetli bir durum oluştuğunda, bu emir (bi çeşit emir gibidir), önce sizdeki tüm istek ve niyetlerin AĞ Bağlantısına gider, orada bu emre karşı olabilecek bir başka istek bulursa, kendini geri çeker ve beklemeye alır.

  2. Eğer emir AĞ Bağlantısında karşı bir duruma rastlamaz ise, bu durumda bir alt kademede bulunan “Arka plan Yetileri” ne başvurur. Bu niyeti gerçekleştirecek yeti bulunmazsa, bu kez geri çekilmekle kalmaz gözden kaybolur.

  3. Eğer uygun YETİyi bulursa, yetinin izin verdiği en son hadde kadar kullanarak niyetin gereğini yapar.

Arka Plan Yetileri, gen zinciri yoluyla, tüm yaşanmışlıklar sonucu elde edilmiş gerçek bilgiden oluşurlar.

Niyetli durumlar, “Arka plan yetilerini”  dibine kadar zorlamak, ve bu yolla farkındalığı milim milim arttırmayı hedefler.

Bireysel olarak ulaşılabilecek yolun sınırlı olması da buradan kaynaklanır. Bir kişinin arka plan yetileri ile bir gurup insanın toplam arka plan yetileri şüphesiz ki aynı olmayacaktır. Samimiyetle guruplaşmak ve bu yetileri ortak kullanmak pek tabi olarak farkındalığı, bireysel yola oranla kat be kat hızlandıracaktır.

İşin doğası budur. Yoksa bireycilik kötü, birleşiklik iyi diye değil. Varoluşta her şey otomatik işler.    ,

https://blog.sonsuz.us/?p=126

Bilinç, Niyetlilik ve Arka plan

Arka plan tezi basitçe şöyledir: Anlamlar anlayışlar, yorumlar, inançlar, istekler ve deneyimler gibi niyetli fenomenler sadece kendiliklerinde niyetli olmayan bir Arka plan yetileri kümesi içinde işlerler. Bu nedenle, ortada farklı Arka plan yetileri bulunduğunda, aynı niyetli durum farklı karşılama şartlarını belirleyebilir. Ve eğer uygun bir arka plan ile bağıntılı olarak uygulanmaz ise, niyetli bir durum hiçbir karşılama şartını belirlemiyecektir.

Bir inanca veya isteğe sahip olmam için, diğer inançların ve isteklerin tüm bir Ağ Bağlantısına sahip olmam gerekir. Dahası Ağ Bağlantısının tümünün bir Arka plana ihtiyacı vardır. Çünkü Ağ Bağlantısının öğeleri kendi kendilerini yorumlayamaz veya kendi kendilerini uygulayamaz.

Bu Arka plan (ve Ağ Bağlantısı) tezi çok sağlam bir iddia oluşturur. Bu tez en azından şunları içerir:

  1. Niyetli durumlar kendi başlarına işlemezler. Tek başlarına karşılama şartlarını belirlemezler.

  2. Her bir niyetli durumun işlemesi için diğer niyetli durumları içeren bir ağ bağlantısıa ihtiyacı vardır. Karşılama şartları ancak bu Ağ Bağlantısısına bağlı olarak belirlenir.

  3. Hatta Ağ Bağlantısı da yeterli değildir. Bu Ağ Bağlantısı ancak bir Arkaplan yetileri kümesiyle bağıntılı olarak işler.

  4. Bu yetiler daha fazla niyetli durumlar veya belirli bir niyet durumun içeriğinin bir parçası değildirler ve bu şekilde değerlendirilemezler.

  5. Aynı niyetli içerik, farklı Arka planlarla bağıntılı ve kendisinin hiç bir şekilde belirlemediği bazı Arka planlara bağlı olarak, doğruluk şartları gibi farklı karşılama şartlarını belirleyebilir.

Arka plan ile Ağ Bağlantısı arasındaki ayrımın temeli nedir?

Arka planın niyetli olmayan fenomenlerden oluştuğunu ve Ağ Bağlantısının da bir niyetlilik ağı olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca Arka planın hiçbir fizikötesi uzantısı olmadığına işaret etmek de önemlidir. Zira Arka plan temsil edilen gerçekliğin değil, bizim gerçeklik temsilimizin bir özelliğidir. Arka plan işleyişinin belli kuralları vrdır ki bazıları şunlardır:

1.Çoğu zaman, algı olmaksızın eylem, eylem olmaksızın da algı olmaz.

  1. Niyetlilik düzenli bir eylem ve algı akışı içinde gerçekleşir ve Arka plan ise bu akışın oluşturduğu biçimlerin imkan şartıdır.

3.Niyetlilik Arka plan yetisinin düzeyini yükseltme eğilimindedir.

  1. Niyetlilik Arka plan yetisinin düzeyini artırsa da, her şekilde yetinin dibine ulaşır.

  2. Arka plan sadece ortada niyetli bir içerik olduğunda görülür.

J.Searle-Zihnin Yeniden Keşfi kitabından Düzenleme Sibel Atasoy 19.02.08