Bir Algoritma Van Gogh’tan Öğrenirse, Ortaya Çıkan Resim Kimin?

Bir Algoritma Van Gogh’tan Öğrenirse, Ortaya Çıkan Resim Kimin?

Bir yapay zekâ, binlerce geçmiş ressamın eserleriyle eğitiliyor: Van Gogh’nun titreşen fırça darbeleri, Hokusai’nin dalgaları, Frida Kahlo’nun yaralı bakışları, Osman Hamdi Bey’in sahne düzenleri… Sonra kullanıcı kısa bir komut yazıyor: “Ay ışığında yalnız bir şehir.” Ekranda beliren görüntü tanıdık ama yeni; sanki sanat tarihi rüya görmüş de sabah bize bir kartpostal bırakmış. Peki bu görüntü özgün müdür? Daha sert soru şudur: İlham dediğimiz şey, insanın ayrıcalığı mı; yoksa her yaratıcı sistemin kaçınılmaz çalışma biçimi mi?

Önce rahatlatıcı ama eksik cevabı verelim: İnsan sanatçı da geçmişten beslenir. Hiçbir ressam boşlukta yetişmez. Picasso Afrika maskelerinden, Monet Japon baskılarından, modern sinema eski mitlerden, günümüz illüstratörleri dijital arşivlerden etkilenir. Sanat tarihi, tekil dehaların gökten indirdiği eserlerin değil; etkilerin, karşı çıkışların, yanlış okumaların ve cesur dönüşümlerin tarihidir. Bu açıdan yapay zekânın geçmiş eserlerden örüntü öğrenmesi, ilhamın yabancı olduğu bir süreç değildir.