Dipnot1. Örtük:
Örtük, adı üstünde üstü örtülmüş olan ama yine de içinde başka bişey olduğu bilgisine sahip olduğumuz anlamına geliyor. Eğer içindeki şeyi gerçek belleğimiz bilmiyor olsaydı ona “örtük” diyemezdik. Hemen hemen aynı anlamlarda kullanılan “içrek” kelimesi de genel olarak ezoterik, batini konularda kullanılagelmiştir.
Olayın kökü cennete kadar gider! Orada her şey apaçık, çıplak ve masumken orta yere elma ağacını kim ve neden dikmiştir? “Kim” konusu şu anda yapmakta olduğumuz iş için çok da gerekli değil ama “neden” konusu önemli. Evet neden elma ağacı? Ve neden hemen sonrasında cennetten kovulma ve örtünme?! Din kitapları bunu bir suç ve ceza kavramı olarak işliyor ben ise buna katılmıyorum.
Örtünme, “merak” duygusunu oluşturmak ve böylece araştırma, riske girme gibi heyecanları uyandırmak için hoş bir tuzak diyelim. Ve biz insanlar bu tuzağa düştük. Eğer bireyselleşmenin gereksizliği konusunda bir fikriniz varsa bu hakikaten bir tuzak; ama ben öyle düşünmüyorum. Bireyselleşme yani dışsallaşma, tanrının bizatihi yaptığı ve bizim de adına evrim dediğimiz sürecin bir parçası. Kötü olan bireyselleşmenin “hedef” ya da amaç olarak görülmesi olabilir. Oysa bireyselleşme bütünün bir evresi olarak algılanabilir.
<
p class=”MsoNormal” style=”margin: 0cm 0cm 10pt;”>Sonuç olarak örtük objeler, insanların yola devam etmesi için gereken en önemli aracı kazanmamıza yola açar, yani merak ve risk alma arzusu. Bu olmadan, örneğin cennette evrim geçirmek olası değil, bence tanrının canı sıkılıyordu! İnsan kardeşlerimin hatası bence şu oldu, merak edip çabalarıyla ele geçirdiği objeye/fikre sahip olmak istedi. Onun evrim/dönüşüm yolunda sadece bir araç, bir atlama taşı (Dibin dibi-1)olduğunu göremedi. Oysa biz biliyoruz ki, “sahiplik” kölelik gereğidir, bunlar siyam ikizidirler!
Her ne kadar sanal bellekle sarmalanmış olsak da, gerçek belleğimizin örtük olanı derhal fark etme yetisi var. Bu sebeple insanda dönüşüme yol açabilen, bilgi kitapları değil, şiirler, öyküler, şarkılar, resimler ve rüyalar olmuştur. Çünkü oralarda “içrek olan” yatar ve gerçek belleğimizdeki kardeşine göz kırpar.
Dibin dibi-1: Taş:
“Anlam, nehri geçerken üzerine bastığınız her bir taş gibidir.
O yalnızca üstüne basmak içindir, yapışıp kalmak için değil.
Basın ve sekin!..” (Bir Kadını Öldürmek-arka kapaktan)