Satrançta bazı oyuncular taşlarını kaybetmeden önce oyunu kaybeder. Çünkü yenilgi her zaman şah matla başlamaz; bazen rakibin planlarına sürekli cevap vermeyi kabul ettiğiniz anda başlar. Bir tehdit gelir, savunursunuz. Başka bir tehdit gelir, yine savunursunuz. Tahtada hâlâ eşit malzeme vardır, ama oyunun ritmi artık size ait değildir. İnisiyatif, tam da bu ritim üzerinde kurulan egemenliktir: Rakibin ne yapacağını değil, sizin neyi mümkün ya da zorunlu kılacağınızı belirleme gücü.
Hayatta da benzer bir tahtada oynarız. Bildirimler, talepler, beklentiler, ekonomik kaygılar, aile meseleleri ve başkalarının aceleleri önümüze hamle gibi düşer. Çoğu insan gününü kendi seçtiği hedeflere ilerleyerek değil, gelen uyaranlara cevap vererek geçirir. Bu tepki hâli dışarıdan çalışkanlık gibi görünebilir. Oysa sürekli reaksiyon, hareketin kontrolle karıştırılmasıdır. Çok meşgul olmak, mutlaka yön sahibi olmak değildir.