Bilim Estetiği ve Maxwell

İskoç fizikçi James Clerk Maxwell, Faraday ve ondan öncekilerin çalışmalarına dayanan elektriksel yük ve akımları, elektrik ve manyetik alanlarla ilişkilendiren dört formül geliştirdi. Formüllerde Maxwell’i rahatsız eden tuhaf bir simetri estetiği göze çarpıyordu. O zamanlar bilinen ve kabul edilen estetiğe aykırı bir şeyler vardı bu formüllerin estetiğinde. Maxwell simetriyi geliştirmek amacıyla formüllerden birine bir terim ilave etmeye karar verdi ve buna yerdeğiştirme akımı adını verdi.

Fikir sadece sezgiseldi ve böyle bir akımın varlığına dair herhangi bir deneysel kanıt kesinlikle yoktu.

Maxwell’in bu fikri şaşırtıcı sonuçlar doğurdu. Düzeltilmiş Maxwell eşitlikleri; gamma ışınları, X-ışınları, ultraviyole, görülebilir ve kızılötesi ışınlarla radyo dalgalarını da içine alan elektromanyetik radyasyonun varlığını gösteriyordu.

Einstein’in Özel İzafiyet Teorisini bulmaya giden yolda teşvik eden de bu denklemler ve onların açığa çıkardığı sonuçlardı.

Telepatik Parçacıklar

atom

Bir lazerden çıkan bir foton Bir KnbO3 kristalinden geçerken daha az enerjili iki fotona ayrılır. Her foton bir optik lif içine girer ve yolu üstünde yarı yansıtıcı bir aynaya rastlar. Ayna tamamen rastlantıya bağlı olarak, fotonu bazen yansıtır, bazen geçirir. Aynayı geçen foton bir detektöre çarpar. Deney şunu göstermiştir: Aralarında 10 km’den fazla bir uzaklık bulunan bu iki foton, her an birbirlerinin tıpatıp aynı davranışları gösterirler; şöyle ki fotonlardan biri aynadan geçmişse, öteki de yansır.

Söz konusu deney, birbirlerinden uzak olan iki fotonun, bir “iletişim halinde” olduklarını göstermek amacıyla yapılmıştı. Deneyde aynı kaynaktan, lazerle uyarılmış bir KNbO3 kristalinden çıkıp iki farklı yöne giden iki foton gözlemlendi. Fotonların her biri optik lif içine alınarak yarıyansıtıcı bir aynaya ulaştırıldı. Bu ayna, adından da anlaşılacağı üzere bir fotonu bazen geçirir (bu durumda bir detektör, foton geçtiğini haber verir), bazen de yansıtır(bu durumda foton, hareket yönünü değiştirir).

Yarıyansıtıcı bir aynaya gelen bir fotonun aynadan geçmesi ya da yansıması tümüyle rastlantıya bağlıdır. Çok sayıda deney yapılarak bunların istatistikleri dikkate alınırsa şu görülür : Aynadan geçen ve yansıyan fotonların sayısı eşittir; bir başka deyişle ayna kaç foton geçirmişse o kadar fotonu da yansıtmıştır. Sağduyu bize şunu söyler: Davranışları tümüyle rastlantıya bağlı olması gereken iki fotondan her birinin, diğeri gibi davranması için hiçbir “mantıksal” neden yoktur. İşte bu deneyi inanılmaz yapan şey de budur. İsviçreli fizikçiler kesin olarak şu gözlemi yapmışlardır: Aralarında 10 km uzaklık olan iki foton, ayna karşısında her seferinde birbirleriyle aynı davranışı göstermişlerdir; fotonlardan biri yarıyansıtıcı bir aynadan geçmişse, ondan 10 km uzaktaki öteki foton da aynı anda yarıyansıtıcı bir aynadan geçmiştir. Biri yansıdıysa, aynı anda öteki de yansımıştır. Sanki her biri, diğerinin o anda ne yaptığını bilmektedir. Sanki fotonlar arasında telepati vardı…
Devamını oku “Telepatik Parçacıklar” →

Kim Haklı?

İleriülke ile Geriülke savaş halindedir. Ve bir kurul bu ülkelerin başkanlarını barış için biraraya getirmiştir. Barış anlaşmasına ikiside ikna olmuştur fakat aynı anda imzalamak şartıyla. İkiside diğer başkandan önce imzalamamak konusunda ısrarcıdır.

Bunun üzerine kurul başkanı şöyle bir şey teklif eder. Masanın tam ortasına bir lamba koyulacaktır. Ve başkanlar, ampulun ışığını gördüğü an imzalayacaktır.

Bu anlaşma için bir tren seçilmiştir. Ülke başkanları karşılıklı oturmuş, masanın tam ortasına bir lamba konmuş, yakıldığında ışığı gören başkan anlaşmayı imzalamıştır. Böylece iki başkan da aynı zamanda imzalamıştır. Kurul olaya şahit olmuş, aynı anda imzaladıklarını görmüş ve ülke başkanlarını kutlamıştır.

Fakat bir müddet sonra dışarıdan İleriülke vatandaşlarının savaş başlatıcı haberleri gelmiştir. Bunun sebebi olarak da başkanlarının kandırılmış olduğunu ileri sürerler. İleriülke başkanı trenin gidiş yönüne doğru oturmaktadır. Geri ülke başkanı ise ters yöne doğru. Lamba yandığı andan itibaren ışık sabit hızla yayılsa da, İleriülke başkanı tren hızında lambaya doğru gittiği için Geriülke başkanından daha önce aydınlanmıştır ve daha önce imzalamıştır. Dışarıdan treni izleyen vatandaşların tam olarak gördüğü budur.

Bu durumda kim haklıdır? Trende gördükleri olaya şahit olan başkanlar ve kurul mu? Yoksa gördükleri olaya şahit olan dışarıda ki vatandaşlar mı?