Rüzgar Gülü şiiri şöyleydi:
Zahirden gelir kodu zehirden gelir pili
Düşün ki engel iken yelkeni
Hız verdirir, yol aldırır tekneye
Rüzgar deyip geçemem haza büyücü işi
Velakin yelkeni akledene ne demeli
Çekinik genler sekiz döl uyuyanlar
Şeker gibi tuz gibi eriyip karışanlar
Koku gibi ses gibi dağılıp kaynaşanlar
Törpü törpülendim, elendim de elendim
Bilemediysem de dişe gelir bişey
Yüreğimden dinlemeyi öğrendim.
Duygunun adını rüzgar koymuşlar
Bulamazsan onu, yerine zihin takmışlar
Pata pata pıtı pıtı pata pıta gider tekne
Olur rüzgarı olanlara şahane vesile
Bu motorun yakıtı hep gelir mi dersin
Ya bu yakıtın ilk sahibine ne dersin
Tıkılmış kalmış, katmanlı ata duyguları
fosil olmuş, yakıt olmuş çalıştırır motoru
yarıştadır hala girse de toprağa pekala
ümitsiz bu yarış, bırak kendini ver sıranı rüzgara
kendine acımanın adı alçak basınç alanı
kibirlenenlerin tadı yüksek basınç alanı
oldu mu sana rüzgarcık al gülüm ver gülüm
Ha döner de döner rengarenk rüzgar gülüm.
Sa 16.05.09 –Beylerbeyi
Bir arkadaşım bu şiiri okuduğunda çok beğenmiş ayrıca bir de tavsiye de bulunmuştu; “bu şiir için bir de kullanma klavuzu yazmalısın” diye… Çok güldüm tabi. O zaman güzel olmamış anlamına gelir dedim, bildiğim kadarıyla şiir zihne değil yüreğe dokunur, dokunduysa tamamdır boşver gerisini demiştim. O yine de ısrar etti ona kendi anladığım kadarıyla (çünkü ben bu şeylere aracılık ediyorum yalnızca) bir tercüme yaptım. Devamını oku “Rüzgar Gülü’ne Klavuz!”