Kusursuz Cümle Neden Bazen Hiçbir Şey Söylemez?

Kusursuz Cümle Neden Bazen Hiçbir Şey Söylemez?

Bir şiir düşünün: Ölçüsü kusursuz, kafiyeleri pürüzsüz, imgeleri parlatılmış bir vitrin kadar çekici. Her dize yerli yerinde; virgüller disiplinli askerler gibi saf tutuyor. Fakat okuduktan sonra içinizde tek bir titreşim bile kalmıyor. Aynı şeyi bir kod parçasında da görebiliriz: Noktalı virgüller eksiksiz, parantezler dengeli, derleyici memnun. Ne var ki program, çözmesi gereken problemi çözmüyor; belki de hiçbir işe yaramıyor. İşte sentaktik doğruluk ile semantik anlam arasındaki ürpertici uçurum burada açılır.

Doğru biçim, doğru dünya değildir

Sentaks, işaretlerin hangi sırayla dizilebileceğinin kurallarıdır. Dilbilgisinde özne-yüklem uyumu, şiirde ölçü ve ses örgüsü, programlamada anahtar sözcükler ve veri tipleri sentaktik alana girer. Sentaks kapıyı açar; fakat içeride gerçekten bir ev olup olmadığını garanti etmez. “Yeşil fikirler öfkeyle uyur” cümlesi dilbilgisel olarak doğrudur, ama alışılmış dünyamızda kolayca kavranan bir karşılığı yoktur. Buna rağmen şiirsel bir bağlamda etkileyici olabilir. Demek ki anlam yalnızca kelimelerin sözlük tanımlarından değil, bağlamdan, niyetten ve okurun deneyiminden doğar.