Kriz Dönemi (Etik kurul)

Farkettiğiniz üzere sitede her şey rayından çıkmış durumda. Bu sorunların çözülmesi için tecrübelerimden bazı önerilerde bulunacağım. Siz de kendi aranızda konuşup sorunu çözmenizi rica ediyorum.

Her şeyden önce etik kurul olarak ceza yöntemine değil, ikna yöntemine gidin. kişileri ikna etmedikçe sorun çözülmez.
Sorunları yarım çözmeyin. Tamamen çözün veya tamamen karışmayın. Mesela bu açıdan bakıldığında kızıldere başlığına uygulanan çok kötü bir karardı. Aktaşın bunu dile getirmekte hakkı var. Ama bu dile getirme zamanla teröre dönüştü. Teröre dönüşmesinin sebebi yine etik kurulun ve diğer üyelerin tutumudur.

Etik kurulu savunmaya kalkmayın veya aldığınız kararları. Hatta bana sorarsanız 3 e 2 gibi oy oranlarını vermeniz de çok kötüydü. Sadece kararı açıklanasanız daha tutarlı bir görünüm olurdu.

Etik kurul üyelerinin diğer etik kurul üyelerinden şikayet etmesi ise başka bir fiyasko. Dışarıdan bakıldığında daha kendi aranızda anlaşamadığınız ve erksiz olduğunuz izlemi doğuyor.

Mesela hangi olaydı hatırlamıyorum Kaptan mosey aktaşı ikna edecekken başka bir yol izlendi olay yine karıştı. Bu yüzden etik kurul adına bir şey yaparken diğer arkadaşlarınızın haberi olsun ve birlikte karar verin.

Yazarlar gidiyor, yazarlar terör estiriyor, yazarlar kavga ediyor ve ben şu günlerde siteye davet ettiğim kişilere bu sıralar pek bakmasanız da olur demek zorunda kalıyorum.

Sizlere güveniyorum.

Cinsel Ayrımcılık

Cinsel ayrımcılık, insanların diğer insanlar hakkındaki yargıları, kişisel değerlerden çok cinsiyete dayandığında ortaya çıkan ve kimi zaman nefret içeren çatışmalı durumdur. Daha genel olarak, cinsiyete dayanan her tür ayrım cinsel ayrımcılık olarak tanımlanabilir.

Cinsiyetçilik, bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideolojidir. Bu (bazı istisnaları olmakla birlikte); tarihte genel olarak erkeklerin kadınlara karşı, heteroseksüellerin eşcinsellere karşı üstünlüğü şeklinde rastlanır ve günümüzde de geçerliliğini yaygın şekilde korumakta, insanlar arasında halen etik bir değer ve tabu olarak varlığını sürdürmeye ve kabul görmeye devam etmektedir. Cinsiyetçiliğin insanlar arasında neden böylesine geniş ölçüde kabul gördüğü hakkında yapılan tartışmalar genelikle şu sonuçları işaret etmektedir:

Aile, toplum ve çeşitli dinlerden öğrenilen ve ahlaken doğru olduğu varsayılan kültürel ve etik normlar, değer yargıları, tabular kurallar, yasalar, örf ve adetler cinsiyetçiliği olağanlaştırır ve normalleştirir.

Başlıca düşünce şekilleri ve inanışlar şu şekildedir:

<ul>
  • Bir cinsiyet diğerine göre (kadın erkeğe göre veya erkek kadına göre) daha üstündür veya daha değerlidir.
  • Kadınlar nefret edilesidir, erkekler nefret edilesidir.
  • Kadınlık belli sınırları olan bir kavramdır, erkeklik belli sınırları olan bir kavramdır.
  • Sonsuz.us da başka yerlere göre az da olsa böyle ayrımcılıklar yapıldığını biliyoruz. Belki bu konuyu daha objektif değerlendirebileceğimiz bir başlık olacağını düşünüyorum. Ortadoğu toplumlarında cinsel ayrımcılığın daha fazla yapıldığını ve ülkemizin kültürünün de bundan etkilendiğini hepimiz biliyoruz.

    Kendinizi seksist bulduğunuz ve istemeden de olsa bazı cümlelerinizde ayrımcılık yaptığınızı yakaladığınız oluyor mu?

    NE SAHNEMİZ, NE UFKUMUZ KARARTILAMAZ!

    Şehir Tiyatrosu titizlikle kendisinden gizlenen ve apar topar onaylanıp önüne konulan yeni bir yönetmelik nedeniyle 98 yıllık tarihinin en büyük darbesi ile karşı karşıyadır.

    Bir yıkım ve ideolojik istila dışında amacının ne olduğu anlaşılamayan bu yeni yönetmelikle İ.B.B. Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği ve Yönetim Kurulu sanatsal karar ve yetkilerinin belediye bürokratlarına devri esas kılınmaktadır. Buna göre yıllık repertuarı belirlemek için oluşturulan bir “Edebi Kurul” ile Genel Sanat Yönetmeni’nin oyun seçimleri konusundaki iradesi sembolik bir unsura indirgenmektedir.

    Bu darbe yönetmeliğiyle tarihi boyunca görev ve yetkileri idari olan “İ.B.B. Şehir Tiyatroları Müdürlük Makamı” artık yeni görevi gereği “içerik” ile de ilgilenecek ve tüm sanatsal çalışmalardan sorumlu tutularak “toplumun etik değerlerine özen gösterilmesi” ni gözetecektir.

    Yeni yönetmelikle Yönetim Kurulu’na Genel Sanat Yönetmeni değil, “Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nın bağlı olduğu Genel Sekreter Yardımcısı..” başkanlık edecektir. Genel Sanat Yönetmeni müdürlük makamının da altında bir kuklaya dönüştürülüp, kurulda seçilmiş sanatçıların yerine belediye memurları oturtulacaktır. Bu yönetmelik, Şehir Tiyatrosu’nun tüm iradesi elinden alınarak belediyelere ait herhangi bir şube müdürlüğü olma yolunda ilan edilen idam fermanıdır. Özgür vicdanlarda kabulü mümkün değildir. Unutulmamalıdır ki Şehir Tiyatrosu sadece oy veren seçmenlerin değil, vergi ödeyen vatandaşların, izleyicilerin malıdır.

    Karartılmak istenen sahnelerle ülkemizin ufkunun da karartılmak istendiğinin farkında olan bizler, özgür ve bağımsız bir sanat ortamında Şehir Tiyatrosu’nun 98 yıllık kültür birikiminin gelecek kuşaklara devredilebilmesi için sağduyu sahibi tüm vatandaşlarımızı, seyircilerimizi, ülkemizin tüm aydın ve sanatçılarını bizlerle birlik olmaya, seslerini sesimize katmaya çağırıyoruz.

    AŞAĞIDAKİ LİNKİ TIKLAYARAK İMZA KAMPANYASINA KATILINIZ.
    http://www.tiyatrodunyasi.com/imza_kampanyasi.asp

    Düello

    Forum tartışmalarında sık sık iki kişinin bir konuda anlaşmazlığa düştüğünü ve tartışmanın giderek daha kişiselleştiğine şahit oluyoruz.

    Düello bölümü hem her hangi bir konuda bir birini ikna etmek için hem de kişisel tartışmaların yapılacağı bölümdür. İsteyen istediğine istediği konuda meydan okuyabilir. Kabul edip etmemek diğerine bağlıdır. Tartışılan konuda iki kişinin dışında yapılan tüm yorumlar silinecektir.

    Gelenek, Görenek, Anane, Töre

    Yakın zamanda içinde bulunmak zorunda kaldığım bir sürü gelenek göreneğin çıkışlarını, nasıl evrildiklerini ve insanların saçma da olsa nasıl sürdürmeye devam ettiklerini merak ediyorum.

    Kız isteme adetlerinden tutun da sözde nişanda neler yapılır, neler yapılmalıdır, yörelere göre farklılıkları nelerdir, iki farklı kültür aralarında nasıl anlaşır ve daha bir sürü -fizik sorularından bile daha- zor sorular.

    En nihayetinde istenen belli, amaç belli. Peki ya bu amacın dışındaki gereksiz bir sürü davranış, tavır ve beş maymun hikayesindeki gibi böyle gelmiş böyle gider ilkeleri nedendir.

    Sizin de saçma bulduğunuz ama uymak zorunda kaldığınız gelenek, görenekler var mı? Varsa neler hissediyorsunuz bunlar uyarken.