1- Kadın ile, silah arasındaki fark nedir?
2-Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası,bir gaz sobası,bir de mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz..
Önce hangisini yakarsınız?
3-
1=5
2=25
3=125
4=625
5= ??
Kolay gelsin..
1- Kadın ile, silah arasındaki fark nedir?
2-Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası,bir gaz sobası,bir de mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz..
Önce hangisini yakarsınız?
3-
1=5
2=25
3=125
4=625
5= ??
Kolay gelsin..

Yabancı’nın bir yerdeki yorumu her şeyin özeti aslında;
“Zamanla herşeyden öyle korkmaya başlıyorsun ki, kapıya çarpsan acaba allah beni cezalandırdı mı?” demiş yabancı..
Sorgulamanın, özgür düşüncenin, bilimsel araştırmanın önünü kesen; “din kavramı,”dır..
Herşeyi kadere bağlayıp..
her türlü iyiliğin, kötülüğün sebebini ise;
hiç bilmediği,
hiç görmediği,
hiçbir zamanda göremeyeceği ve bilemeyeceği bir oluşuma yaslamasının, açıklamasını yapmak da, çok zor olsa gerek..
Halbuki;
Kamu veya özel, hasar gören, yıkılan binaların sebebi;
İhale yasası ile ilintilidir.
Proje ile ilintilidir.
Zemin Etüdlerinin sağlıksızlığı ile ilintilidir.
Yöre insanını koruma veya torpil yapma ile ilintilidir.
Denetim mekanizmasının rüşvet ağı içerisindeki rezilliği ile ilintilidir.
Belediye ve belediye nezdindeki onay makamlarının, ahbap- çavuş ilişkisi ile, rant paylaşımının içinde olmaları ile ilintilidir.
Beton santrallarının ürettiği betonun; içindeki kum, çimento ve su kaliteleri ile ilintilidir.
Kullanılan demirlerin pası ile ilintilidir.
Kullanılan kalıp ile ilintilidir.
Beton da, Vibratör kullanılması ile ilintilidir.
vs.vs.. Yüzlerce ilinti yazılabilir.
Mühendislik kriterleri kenara konarak, beline bir keser takanın, rahatlıkla bir bina yapabildiği yerlerde,
sonradan fazlaca ağlamak, bir KADER’ mi dir?
Demek ki binlerce insanı, doğrudan etkileyen ve buna bağlı olarak da, milyonları içten yaralayan olayların sebebi ; İNSANDIR!!!
Fakat bu konulara hiç değinilmeden, üstü kapatılıp geçilecektir.
TAKDİRİ İLAHİ!!!
Akçay’da bir kafe de oturuyoruz.
Karşı masada, 40 yaş civarında bir çift ve 11-12 yaşlarında çocuklarıyla, bizim masayı işaret ederek konuşuyorlar.
Özellikle bayanın, çocuğun kulağına eğilip, bizim masayı da parmağınla göstermesini de kaçırmıyoruz.
Eşim dayanamadı, bana;
-Bu kadın niye seni işaret edip gülüyor falan?
-Bence masayı işaret ediyo..
-Hayır seni işaret ediyo.
-Hayatım, beni niye işaret etsin ki?
-Ben de bunu soruyorum.
-Yaa.. her yerde bi halt çıkarıyorsun, belki senin arkadaşın..
-Arkadaşım olsa bana bakar, ayrıca kalkar gelir, dimi ama..o kadar da salak değiliz…
-Ne yani, salak ben mi oldum şimdi?
-Evet, salak gibi davranıyorsun…
-Yahu! naptım şimdi ben?
-Daha napcan, salak gibi davranıyorsun..
Bu arada, bizim velet (ona soran varmış gibi) devreye girer;
-Evet baba, sana bakıyorlar… bu kadın kesin seni tanıyor..annemi aldatmıyosun dimi?(acaip kıskançtır)
-Lan oğlum, şimdi sen salak oldun.. annene gaz verip durma, çakarım bak..
-Çak çak! çocuğun ne suçu var?.. adam da, angut gibi bakıp gülüyo…
-He işte! gördün mü? kocası angut değil ya..diyorum.
-Kocası olduğu ne malum, diye cevap alıyorum.
Ne diyeceğimi bilemez durumdayken;
eşim,
-Vallahi kalktılar buraya geliyorlar, istermisin şimdi; oğluna, bak oğlum, bu adam “senin baban” desin…
-Yuh be yuh! Yok artık!! (çaktırma, hakkaten buraya geliyorlar..)
Doğrudan bana yöneldiklerinde, iş işten geçmişti…
Bayan, elini bana uzatarak söze girdi;
-Bende, Eskişehirliyim… nasılsınız?
Sırayla hepimiz tokalaşırken, eşim;
-nasıl yani? tanıyormusunuz Metin’i?
-valla, tanışmaya gelip gelmemekte, çok tereddüt ettik, tanışdığımıza göre artık tanıyorum;)
Kocası lafa girdi,
-…. …..’na çok benzettik, O da Eskişehir’li eşim de… gidelim bi tanışalım nolcak ki? dedik.
-İyi etmişiniz, siz şimdi fotoğraf da çektirmek istersiniz;))
-ee.. tabi ki, facebook da havamız olur;) çakma olduğunu kim anlayacak;))
-saol be, sayenizde çakma da olduk;))
Çok cana yakın, espritüel ve şekerler..
Hep birlikte resimler çektirdik. Mail adreslerimizi aldık.
Resimleri gönderdiler ama; Özellikle çocuklarıyla çekilen resimleri, benim kıskanç velet yok etti;))

O anıdan sadece bu fotoğraf kaldı;) oğlum ve ben…
Kibrit çöplerini insanların yaşantılarına benzetirler. Kibrit kutusu, insanın yaşadığı toplumu ifade eder bir bakıma.
Bazı kibrit çöpleri vardır, bir amaç için yanarlar, kimi bir sigara yakar, kimi bir ocak, kimi boş yere yanıp tükenir hiçbir işe yaramadan.
Kimi ise; bir ormanı, bir evi, büyük bir alanı yakar kül eder, kendisiyle birlikte. Kibrit kutusunu açıp baktığınızda hepsi aynı gibi dursa da, birbirinden farklı kibrit çöpleri vardır.
Bazıları yanamayacak kadar incedir. Yakarken kırılır zannedersiniz, ama bilir misiniz? en iyi onlar yanar. Bazıları da epeyce kalın. Zannedersiniz ki yanınca yeri göğü yakacak ama yakınca bir bakarsınız, foss.. diye bir ses çıkarır, kendisini bile yakamaz, sadece ucundaki kimyasal madde alev bile alamadan kararır gider.
Kimileri eğri büğrüdür, yine de, bir kibrit çöpünden beklenen fonksiyonları yerine getirirler.
Her zaman en üstteki kibrit çöpleri ilk önce yanar. İşte insan yaşamı da, kibrit çöplerine benzer. Kimi insanlar vardır, kendinden beklenileni asla yerine getiremezler, kalın kibrit çöpü gibi kendi kendilerini yok eder giderler.
Kimi insanlar vardır, bir lambanın fitilini yakarlar, kendileri yok olup gitse de ışığı kalır.
Eğri ve kırık kibrit çöpleri gibi özürlü insanlar vardır aramızda yaşayan, onları şekilleriyle değil işlevleriyle değerlendirmeliyiz ve neyi yaktığına bakmalıyız.
Kibrit kutuları, içinde yaşanılan topluma benzer.
Islak bir kutudaki kibriti istediğin kadar uğraş yakamazsın, demek ki; içinde yaşanılan toplum, istemese de insanı çok etkiler.
Bazı kibrit çöpleri de aykırı insanları ifade eder.
Tüm kibrit çöpleri aynı yöne bakarken onlar tam tersine bakar kutuda.
Kutu açıldığında ilk önce onlar göze çarpar ve herkesten önce onlar yanarlar. Aykırılık başa beladır.
Bazı kibrit çöpleri birbirine yapışmıştır. Dikkat ederseniz onlar da, kafadar insanlar gibidir, yanınca diğeri de yanar.
Ama en tehlikelisi kendiyle birlikte kutuyu da yakan kibrit çöpleridir.
İçinde bulundukları toplumu çökertirler.
Bazı kibrit çöplerinin ucunda kimyasal maddesi yoktur. Ne yaparsa yapsınlar yanamazlar.
Toplumun içerisinde ot gibi yaşar giderler..
Toplum nereye onlar oraya…
Burak TÜRKMEN
11.11.2011 tarihinde, teröristler tarafından oluşturulacak kıyamet senaryolarına dikkat!! İnsanoğlu kıyameti tanrıya bırakmaz, kendileri yaratır..


2012 falan hikaye.