Sinop’u Türkiye unutmayacak!




1919 un uyanışı Samsun’du…
bugün ise Sinop,
herşey bir kıvılcıma bakar.
Sinop’u Türkiye unutmayacak!




1919 un uyanışı Samsun’du…
bugün ise Sinop,
herşey bir kıvılcıma bakar.
illaki 25 kelime zorunluluğundan dolayı soruyu uzatma imkanım olmadığından…anladınız işte;)
soru; kuzeye doğru 90 Km/sa hızla giden bir elektrikli trenin, kuzeye doğru 90 Km/sa hızla esen rüzgar karşısında dumanı hangi yöne eser?

Ya siz? benzer durumda siz olsaydınız ne yapardınız?
Herkes kendi tarafından bakınca, gözlemci böyle bir sahne yakalıyor.
Allah! allah! diye kılıçları çekmeden önce, gözlemci olmayı bi kere deneyin.
Sitenin iyice suyu da, çivisi de, omiriliği de çıkmış..
Eee Ön teker nereye, arka da oraya!
Ülkenin yaşını başını almış ve en zengin işadamlarından biriyle yapılan röportajdır:
Genç gazeteci soruyor,
– Efendim, bugünlere nasıl geldiğinizi, bu inanılmaz servetin öyküsünü bizimle paylaşmak ister misiniz?
Ve cevap geliyor,
– 1928 yılıydı. 1.Dünya savaşının acılari yeni yeni sarılıyordu. Elimdeki birkaç sentten başka hiç bir şeyim yoktu. Elimdeki 5 sent ancak 1 elma almama yetiyordu, ve ben, 1 tek elma aldım. Sabahtan akşama kadar elmayı sildim, pırıl pırıl oldu. O elmayı gün sonunda tam 10 sente sattım. Sabahı zor etmiştim.
Ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle 2 elma aldım. Sabahtan akşama kadar o 2 elmanın her tarafını sildim, bir güzel parlattım ve gün sonunda ikisini, toplam 20 sente sattım.
Bu sistemle ay sonuna kadar devam ettim ve bir ay içersinde tam 1.37 dolar kazanmış oldum.
Ertesi ayın ilk haftası, karımın amcası öldü ve bize 5 milyon dolar miras bıraktı….
Daha sonra, bir ayakkabı şirketi kurdum..
Pazar araştırması yapmak üzere, Afrika’ya aralıklı olarak iki pazarlama elemanımı gönderdim..
Birinci pazarlama elemanım, araştırma sonrası beni aradı ve..
– Burada bizim için, hiçbir fırsat yok.. çünkü, hiç kimse ayakkabı giymiyor.. dedi..
Birkaç ay sonra giden, ikinci pazarlama elemanım ise..
– Afrika’da inanılmaz fırsatlar var. Burada hiç kimsenin ayakkabısı yok..dedi..
Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir…
Bu düşüncemi hep muhafaza ettim..

ALAK SURESİ
Sure Hakkında Bilgi
Sure adını, ikinci ayette geçen ve “asılıp tutunan” anlamına gelen “alak” kelimesinden almıştır.
Sure, “oku” anlamına gelen ilk kelimesinden dolayı “İkra”‘ adıyla da anılmaktadır.
19 ayetten oluşan Alak suresi, Mekke’de inmiştir. Mushaftaki sıralamada 96., nüzul sırasına göre ise 1. suredir.
Baştan beş ayeti Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olduğundan ilk inen sure kabul edilir.
Geri kalan 14 ayetinin ise sonraları Ebû Cehil hakkında indiği rivayet edilmiştir. Bazı müfessirler ise ilk inen surenin Müddesir, bazıları da Fatiha olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Buhârî ve Müslim’de Hz. Âişe’ye isnat edilen rivayete göre Hz. Peygamber, inzivaya çekilmeyi âdet edindiği Hira mağarasında iken Ramazan ayının 27. gecesi (Pazar-Pazartesi) tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir şekil görmüş; o zamana kadar hiç karşılaşmadığı bu nuranî varlığın (Cebrail) kendisine seslendiğini duymuştur.
Hz. Peygamber olayı şöyle anlatır: “Melek bana okumamı emretti.
Kendisine okuma bilmediğimi söyledim.
Beni kollarının arasına alıp kuvvetle sıktı; sonra ‘Oku!’ dedi.
Ben yine, ‘Okuma bilmem’ dedim.
Beni tekrar kollarının arasına aldı, kuvvetle sıktı ve ‘Oku!’ diye tekrar etti.
Ben yine ‘Okuma bilmem’ dedim.
Üçüncü defa kollarının arasına alıp daha kuvvetlice sıktıktan sonra bıraktı ve şöyle dedi:
‘Yaratan rabbinin adıyla oku; O, insanı alaktan (asılıp tutunan zigottan) yarattı.
Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediklerini öğretmiştir.”
Ben halen anlamakta zorlanıyorum..
bu sure allah’ın, ebedî mucize olan bu Kur’ân’ı, değerli Peygamberine indirmek suretiyle, ona lütufta bulunduğunu belirtir.
Cebrail “oku” derken;
Bu sureyi yazılı olarak mı indirmiş de oku diyor??.. neyi “oku” diyor??
bu konuyla ilgili, hiç bir bilgi de yok!!
Bu kısım işin başlangıcı.. gerisi, muhammed’e kalmış..