Enerji Evreni

Son tartıştığımız teknoloji ve ahlak konusundan esinlenerek bu konudaki fikirlerimi daha derli toplu yazma gereği hissettim.

Aslında tüm evren enerji ve enerjinin kullanımı üzerine kuruludur. Enerjinin verimli kullanılması veya enerji kazanmak üzerine olan bu savaş canlı-cansız her şeyin temel davranışlarını belirler.

Teknolojinin en büyük yararı aslında rutin şeyler için insana az enerji harcatmasıdır. 3-4 günde gittiğiniz yolları bir kaç saate indirmiştir. Saatlerce uğraştığınız bir şeyi dakikalara indirmiştir. Dolayısı ile size zaman ve enerji kazandırmıştır. Bu zaman ve enerjiyi düşünerek veya sanatla doldurabilirsiniz.

Eski çağlara baktığımızda gördüğümüz budur aslında. Filozofların zamanı olan kişilerden olması, sanatçıların da yine maddi sorunlar yaşamayan insanlar arasında daha verimli olduğu tamamen enerjisini kullanmakla ilgilidir.

Gelelim ahlak, vicdan veya sosyal boyuttaki enerji meselesine. Çoğumuz içimizden gerçekten yapmak istediği şeyi yapamaz. Bunun tek sebebi ahlak vicdan vs değildir. Yaptığı şeyin bedelini öderken harcayacağı enerjidir. Birilerini ikna etmeye uğraşması veya kaybedeceği zamanın etkisidir.

Kısacacı evrendeki her şey enerji üzerine kuruludur. Temelinde bu vardır.

Yan Masadan

Dün bir yerde otururken yan masadan bazı konuşmalar şahit oldum. Kızın birisi sanırım bir akrabasını anlatıyor. Diyor ki;

“”Ne msn ne twitter kullanıyor, facebook hesabı bile yok ama Boğaziçi bilgisayarı kazandı. Bilgisayardan bu kadar uzak asosyal birisi bilgisayar mühendisliğini neden ister? Elbette para için.

Ayrıca günde 10 saat ders çalışıyordu. 130. oldu abii. Ben de günde 10 saat ders çalışsam ben de dereceye girerdim.””

Elbette bununla sınırlı değil söyledikleri. Söylediklerinde eleştirilecek çok şey var fakat bunu başlıkta değil de yorumlarda yapmak istiyorum. Sizin de yan masalardan duyduğunuz size ilginç gelen şeyleri yazsanıza.

Seviyorum yan masaları dinlemeyi…

Biseksüel

Eşcinsellik başlığnda tartışırken insanların genelinin biseksüel olduğunu söyledim. Sevgili zensen’de bu bilginin “bilimsel kanıtını” istedi. Bu başlık altında biseksüelliği inceleyeceğiz.

Öncelikle ansiklopedik bilgiye başvuralım.

“Biseksüellik, duygusal ve/veya cinsel yönelimi hem kendi hem de karşı cinsine dönük olan canlı. Her iki cinsiyetten olan insanlara karşı cinsel ve duygusal olarak ilgi duyma ve onlarla duygusal veya cinsel bir ilişki içine girme potansiyelini, bir başka ifadeyle biseksüel olma durumunu belirtir. Biseksüel, her iki cinse aynı ölçüde ilgi duymayabilir ve/veya bu ilginin derecesi zaman içinde değişebilir.

Kendini algılama biseksüel kimliğin anahtarı olarak kabul edilmektedir. Her iki cinsiyetten kişilerle cinsel etkinlik içine girenlerin sayısı hayli fazla olsa da, bu kişilerin çoğu kendilerini biseksüel olarak tanımlamaz. Benzer şekilde, bazı insanlar da yalnızca bir cinsiyet ile cinsel ilişkiye girerler veya hiç cinsel ilişkiye girmezler, ancak yine de kendilerini biseksüel olarak tanımlarlar. Bir kimsenin biseksüel olup olmadığını saptamaya yarayacak bir davranışsal “test” yoktur.

Biseksüel bir kimsenin aynı anda hem bir erkekle hem de bir kadınla cinsel olarak ilgili olması gerekmez. Bazı biseksüeller bu ya da öteki toplumsal cinsiyetle (veya her ikisiyle de) asla cinsel ilişkiye girmemişlerdir. Heteroseksüeller ve gay erkekler ile lezbiyenler için geçerli olduğu üzere, cinsel çekim her arzu edildiğinde davranılmasını gerektirmez.

Heteroseksüeller ve gay kişiler gibi, pekçok biseksüel de cinsel olarak yalnızca bir eşle aktif olmayı seçebilir; uzun-dönemli, tekeşli ilişkileri olabilir. Diğer biseksüeller, aynı-cinsiyetten eşlere, üç-taraflı ilişkilere, veya aynı veya farklı toplumsal cinsiyetlerden olan birkaç eşli (tek başına veya eş zamanlı olarak) ilişkilere izin veren serbest evlilikler yapabilirler.”


Şimdi bir bilgiye bilimsel kanıt istenebilmesi için. Öncelikle o bilginin ölçülebilir, deneylenebilir, gözlemlenebilir ölçütlerinin olması gerekir. Şimdi bizim elimizde ölçütler ne olacak?

Mesela

Sadece “biseksüelim” diyen insanları mı baz alacağız?

Her iki cinsle cinsel yaklaşımı olmuş insanları mı baz alacağız?

Veya sapına! kadar erkek olup ta genç, cildi parlak bir genç oğlan gördüğünde onunla sevişmek isteyen erkekleri hangi kategoriye koyacağız?

Ya travestilerle birlikte olan ama evli olan erkekleri?

Peki ya bir kadın gördüğünde seksi gelen ama her zaman erkeklerle birlikte olan kadınlar?

Lezbiyen olduğu halde erkeklerle de sevişen kadınları?

Ölçütümüz ne olacak ki ona göre “bilimsel ölçüm” yapalım? Peki aşağıda benim yazdığım testi kendinizde uygulamaya ne dersiniz?

Kalabalık bir otobüstesiniz, poponuzda bir el dolaşıyor. Döndünüz baktınız.

El karşı cinsten birine ait. (Öfkelenirim – hoşuma gider – nötr kalırım bir şey hissetmem)

El sizin cinsinizden birine ait. (Öfkelenirim – hoşuma gider – nötr kalırım bir şey hissetmem)

El 4-5 yaşında bir çocuğa ait. (Öfkelenirim – hoşuma gider – nötr kalırım bir şey hissetmem)

Bir başka soru.

Kendi cinsinizden biri sırtınıza dokunduğunda ne hissedersiniz? Poponuza dokunduğunda ne hissedersiniz?

Her ne kadar insanlar biseksüel olmadığını söylese de kendi cinsinden gelen cinsel davranışların geneline olumlu veya olumsuz tepki gösterir. Gösterdiği “tepki” hormonların tetiklenmesine gösterilen tepkiden başka bir şey değildir.

Bu başlık altında bu konuyu inceleyebiliriz.

Sizce “Ateist” olduğu bilinen birisi öldüğünde?

  • Cenazesi, ateist birilerine sorularak işlem görür.
  • Cenazesi yakılır veya törensiz gömülür.
  • Cenazesi kimliğinde yazan dini inancına göre yapılır
  • Cenazesi vatandaşı olduğu ülkenin dini inancına göre yapılır.
  • Cenazesi ailesinin veya çevresinin istediği şekilde yapılır.
  • Kim olursa olsun islami esaslara göre gömülmelidir.
  • Başka bir şekilde yapılmalı. (Yazıyorum hemen)

Sosyolojik Evrimin Hızı

Yaşamlarında belirli bir bilgi düzeyi ve kaliteyi yakalayan kısacası nitelikli yaşayan insanların fazla üremediklerini çok çocuk yapmadıklarını görürüz. Bunun sebebi hem büyük bir sorumluluk yüklemesi hem de kendi yaşam azalmayı eksilmeyi göze almadıkları içindir.

Oysa zor şartlarda olan, bilgi ve yaşam standartı düzeyi oldukça düşük çiftler ise bu durumu çok umursamayıp çok çocuk yaparlar. Zaten kötü olan durumları daha da kötüleşir, zor şartlarda yetişen çocuklar yeterince besin alamaz, yeterince ilgi görmedikleri için onların da çoğu yine anne babası gibi zor ve kalitesiz bir yaşam olacaktır.

Bu durumda bir kuşak sonra nitelikli insan sayısında hızlı bir azalma olması gerekir. Niteliksiz yaşama mahkum insan sayısında ise beklenen artış elbette yaşanacaktır. Kaynakların paylaşım sayısı arttıkça malesef insanların payına düşen azalacaktır.

İkinci grup insanlardan elbette daha fazla mücadele sonrası nitelikli yaşamı seçenler olacaktır fakat onlar da sorumlulukları ve yaşamı etkilenmemesi için üreme hızları yine yavaş olacaktır.

Bu sadece insan açısından değil ülkeler açısından da etkilidir. Bugün Avrupa’da yaşlı nüfusun fazla genç nüfusun az olmasının en büyük sebebi budur. İsviçre’nin nüfusunun değişmezken Somali’nin, Türkiye’nin nüfusunun hızla artmasının sebebi de budur.

Bütün bu gözlemlerimden sonra sormak istediğim soru sosyal evrim sizce yavaşlar veya etkilenir mi bu durumdan? Yoksa tüm bu nitelikli yaşam ve bilgi üreten insan tipinin yetişme şartlarından bağımsız mıdır? İlerleme yerine kaynaklar azaldıkça sosyal evrimde gerileme olabilir mi?