- Kurban geleneği bir ibadettir ve devam etmelidir.
- Kurban geleneği yerine başka alternatifler bulunabilir. (Bağış, yardım, hizmet vs)
- Kurban geleneğine karşıyım. Eski bir gelenek.
- Gereksiz buluyorum.
- İnsanı psikolojik açıdan rahatlatan, huzura kavuşturan, stresini alan bir gelenek
- Sosyal açıdan gerekli buluyorum.
- İhtiyaç dışında, toplu hayvan kesimine karşıyım.
- Herhangi bir hayvanın öldürülmesine karşıyım.
- Başka bir düşüncem var, bu şıkkı işaretlediysem de yazacağım mutlaka.
Etiket: xenix
Teolojik Bir Tartışma
Önerme 1. Evren tesadüfen evrimleşemeyecek kadar çok fazla yapı sergilemektedir.
Çıkarım 1. Bir yaratıcı vardır.
Önerme 2. Tüm şeyler zamanın geçişine tabidir.
Çıkarım 2. Evrenin çarkları yaratılmakta olduğu süre boyunca da çalışıyordu.
Önerme 3. Hiçbir şey, bir Tanrı bile, evrendeki belli bir durumun sonucunu bilemez. Dahası, durumun parametrelerinin bilindiği son noktadan itibaren zamanın geçmesiyle belirsizlik artar.
Çıkarım 3. Eğer yaratıcı dünyayı tam olarak keyfine göre yapmak istiyorsa, bunu hızlıca yapması gerekirdi.
Önerme 4. Kendi keyfi için evren yaratan bir varlık egoist bir manyaktır.
Çıkarım 4. Yaratıcı egoist bir manyaktır.
Çıkarım 5. Egoist bir manyak işleri kafasına göre yapmak isteyecektir. Ç3 uyarınca, evreni hızlıca yapmış olmalıdır; aslında olabildiğince çabuk davrandığını söyleyebilirim.
Önerme 5. Eğer bir yaratıcı aynı anda uzayın bir çok noktasını etkileyebiliyorsa, evrenin yapısını daha çabuk oluşturabilir.
Çıkarım 6. Diğerlerinden daha fazla uzantıya sahip bir yaratıcı evreni daha çabuk yaratabilir.
Çıkarım 7. Yaratıcı Ç5 uyarınca evreni olabildiğince hızlı yaratmışsa, olabildiğince fazla uzantısı vardır.
Önerme 6. Evren kesikli (süreksiz) bir yapıya sahiptir.
Çıkarım 8. Yaratıcının uzantıları için bir en düşük kalınlık değeri vardır.
Çıkarım 9. Uzantıları daha ince olan bir yaratıcının daha fazla uzantısı olacaktır.
Çıkarım 10. Ç7 ve Ç9 uyarınca yaratıcı her biri olabildiğince ince olan maksimum sayıda uzantı sahibidir.
Çıkarım 11. Yaratıcı Uçan Spagetti Canavarıdır.
Önerme 3 için kanıt:
Önerme 7. Yaratıcı bizi kendi keyfi için yarattı.
Önerme 8. Eğer özgür irademiz olmazsa bizden alınacak bir keyif olmayacaktır.
Çıkarım 12. Özgür irademiz vardır.
Önerme 9. Eğer evren önceden belirlenmiş olsaydı özgür irademiz olmazdı.
Çıkarım 13. Evren önceden belirlenmemiştir.
Önerme 10. Yaratıcı evrenin başlangıç koşullarını kurdu.
Çıkarım 14. Ç13 uyarınca evrenin açılımı sırasında bir belirsizlik mevcuttur.
Çıkarım 15. Bir belirsizlik üzerine gelen belirsizlik, daha fazla belirsizlik yaratır, zaman uzadıkça belirsizlik artar.
Çıkarım 16. Önerme 3 doğrudur.
Ramen
Rulet ve Sermaye
Rulet oyununu bilirsiniz. 37 numaradan 18 i siyah, 18 i kırmızıdır. Ve ister paranızı bir renge (siyah veya kırmızı) isterseniz de bir rakama koyabilirsiniz. Eğer renge koyarsanız kazanırsanız iki katını alırsınız. Kazanma olasılığınız da yaklaşık yüzde ellidir (18/37 veya daha anlaşılır hali %47.5 falan). Eğer sayıya oynarsanız kazandığınızda yatırdığınız paranın 36 katını alırsınız.

Şimdilik o kadar şanslı olmadığımızı düşünelim ve sadece renk üzerine oynamakla ilgilenelim. Çünkü anlatacağım ve devamlı kazandıran sistem bununla ilgili.
Yeterince büyük bir sermayemiz varsa, (örneğin 1 milyon dolar) rulette kaybetmemiz çok düşük bir olasılıktır. Nasıl mı?
Kırmızı renge 1 dolar oynamakla başlayalım. Kaybedersek, bu sefer 2 dolar koyalım, yine kaybedersek 4 dolar koyalım. Bu sefer kazandığımızı varsayalım. Toplam harcadığımız para 7 dolar, kazandığımız para 8 dolar. 1 dolar kardayız. Bunu koyduk bir kenara ve tekrar 1 dolar koyarak başladık aynı sisteme.
1 dolar oynadık, kaybettik. 2 dolar koyduk, kazandık. Harcanan 3 dolar, kazanılan 4 dolar. 1 dolar karımızı yine kenara koyarak devam edelim 1 dolar ekleyerek.
Ve bu şekilde kaybettiğimiz sürece 2 nin katları şeklinde arttıralım bahsi, kazandığımızda toplam harcadığımız paradan 1 dolar fazla kazanmış olacağımız için bunu bir kenara koyarak tekrar baştan başlayalım.
Gördüğünüz gibi…
1, 2, 4, 8, 16, 32, 64, 128, 256, 512, 1024, 2048, 4096, 8192, 16384, 32768, 65536, 131072, 262144, 524288 doları (toplamda 1 milyonu geçtik) kaybetmek için tam 19 defa peşpeşe siyah gelmesi lazım. Bunun olasılığı ise, %0,000002 yani milyonda 2.
Beyaz Türkler Kimdir?
Son zamanlarda bir çok yerde görüyorum. Beyaz Türklerle ilgili bir çok yazı, makale, ima vesaire. Ama bu kavramın tam olarak neye karşılık geldiğini, kimi kastettiğini tam anlayamadım. Her yazar farklı birilerini kastetmiş. Kimisi bu kesimden övgüyle bahsederken kimisi yergiyle bahsetmiş. Benim de haliyle merakımı çekti.
Sizin bu konuda ki görüşleriniz nelerdir? Beyaz Türkler kimdir? Nedir? Kimlere denir?
Bilim ve Bilgi
Son zamanlarda sıkça karşılaştığım ilginç bir durum var. Bir çok insan bilimi bilgi ile karıştırıyor. Ve durmadan “bilim değişir, bilim değişkendir” gibi sözlerin arkasına sığınıyorlar. Hatta bunlara bir çok örnek veriyorlar. Efendim, Newton öyle demişti, ama sonra Einstein böyle dedi. Şimdi de kuantum mekaniği çıktı. Ve daha bir çok konuda benzer karşılaştırmalar.
Öncelikle değişen bilim veya bilimsel yöntem değil, bilgidir. Bilimi dogmatik inançlardan ayıran özelliği de zaten bu kısımda yatar. Dogmatik inançlarda bilgi değişmez. Ama bilimde değişir. Çünkü bilim, bilgi temelli değil, yöntem temellidir. Bu yöntemlerde çok zor değil, ilkokul öğrencinin bile anlayabileceği kadar basittir. Gözlem, deney, ölçülebilirlik.
Peki insanların bilim ile bilgiyi karıştırmalarının sebebi ne olabilir? Bilim denince neden iki adım uzak durma dürtüsü hissederler? Acaba bütün eğitim/öğretim hayatı boyunca derslerden kaçmak isteyen öğrenci psikolojisinin bir devamı mıdır? Yoksa anlayamayacağı kompleksinin bir ürünü müdür? Soru sormak, merak etmek istememek midir?
“Ben bunu böyle kabul ettim, üstünde daha da düşünemem. Zaten bana da öbür dünyaya da faydası yok.” demenin bir başka yöntemimidir bilimi kötülemeye çalışmak.
Fakat yine tespit ettiğim bir başka konu var ki, ne zaman insanların başı sağlıkla derde girse kendilerini bilimin kollarına atarlar, ne zaman biraz para bulsalar altlarına son teknoloji araç çekerler, ne zaman soğukta üşüseler klimaları açarlar ama hiç bu değirmenin suyu nereden geliyor demezler. Kendileri insanlık yararına zerre gram bir bilgi bulamadıkları için de bilimi kötüleyip dururlar. Üstelik ne olduğunu dahi bilmeden.