“telefonda hemen hemen hergün kimbilir kaç kez kullandığımız ‘alo’ sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin kısaltılmış adıdır. sevgilinin tam adı allessandra lolita oswaldo’dur. bu sevimli genç kız, telefonu icat eden, a.graham bell’in sevgilisiydi. graham bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. atölyesinde telefon çalınca arayanın allessandra lolita oswaldo’dan başkası olamayacağını bildiğinden graham bell, telefonu açar açmaz ‘allessandra lolita oswaldo’ diyordu. bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu ‘ale lolos’ diye karşıladı. çalışmaları uzadıkça graham bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu. bu kısa ad ‘alo’ idi. allessandra lolita oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca graham bell’i telefonuyla başbaşa bırakıp onu terketti.yaşlı bell, sevgilisinin birgün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. graham bell’i artık başka kişiler de arıyordu. fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu ‘alo’ diyerek açıyor ve artık herkes ‘alo’ diyordu. o günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında alexander graham bell’in anısına saygı olarak ‘alo’ demeye başladı. bugün tümümüzün kullandığı ‘alo’ sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.”
Bu dokunaklı hikayeden sonra bunun internet efsanesi olduğuna inanmak oldukça zor. Ama sadece internet efsanesi ve uydurulmuşlukla kalmıyor sadece Türklerin uydurduğu ve kullandığı bir hikaye olarakta sonsuz.us un sahte hikayeler bölümünde yer almaya hak kazanıyor.
Gelelim gerçek hikayeye;
Alo kelimesinin ilk yazılı kullanımı, Edison’un “3 ile 6 metre uzaktan duyulabileceği için ” telefon görüşmesine “alo”yla başlamak gerektiği önerisini belirttiği 1887 tarihli bir mektubunda geçer.
Edison bunu Alexander Graham Bell’in ilk telefonunu test ederken keşfetmiştir. Bell ise denizcilerin kullandığı “ahoy, hoy [Türkçe karşılıkları: Hey, ho]” ünlemlerini tercih ediyordu.
Edison, Bell’in tasarımını geliştirmeye çalışırken Menlo Park labaratuvarındaki alıcılara “alo!” diye bağırırdı. Onun bu alışkanlığı önce çalışma arkadaşlarına, ardından telefon santrallerine yayılmış ve nihayet herkesin kullandığı bir kelime haline gelmiştir. “Alo” kullanılmadan önce telefon operatörleri “Orada mısınız?”, “Kimsiniz?” ya da “Konuşmaya hazır mısınız?” derlerdi.
