Ölüm Dansı…bağnazlığın,melankolinin,tutkularda yoğunluğun çok şiddetli bir biçimde yaşandığı Ortaçağ Avrupası’nda dance macabre yani ölüm dansının,sıradan insanlar arasında bu kadar beğenilmesinin bir boyutu da eşitlikçi ve demokratik bir söylemi taşıyor olmasıdır.
Ölüm dansı,ortaçağ dünyasının insanı için yaşarken erişebileceği tek sosyal adalet biçimidir:ölüm,bütün sınıfları ve tabakaları birbirine eşit kılmaktadır.Dinlerin “kurumlaşmasını”güdüleyen en önemli husus da budur.
özellikle ortaçağın sonlarına doğru dinsel hayatta öte dünyacı bir atmosfer hakimdir.dinsel düşünce,içeriğindeki bu öte dünyacılık boyutunu gitgide görselleştirerek,somutlaştırarak anlatmaya yönelmiştir.bu durum,dinsel yöntemlerle hayatın estetize edilişinin halk için en kolay estetize ediş biçimi oluşundandır.kişisel hayat da toplumsal hayat da dinsel/inançsal kavramlarla dolup taşmaktadır.yaşanan gündelik hayatta ve onun tasvirlerinde her şey İsa ile “ruhun kurtuluşu”ile ilgilidir.bütün nesneler,bütün insan eylemleri bunlarla bağlantılıdır.gündelik hayatla dinsel hayat iç içedir.Ve,ruhsal bir bilinç oluşturmaya yönelmiş gibi görünen bu durum,aslında,tam tersi bir durumun ifadesidir:öte dünyacı bir görünüme bürünmüş bir DÜNYACILIK!
not:bu paylaşımı daha önce facebook academia gurupda yapmıştım.ortaçağ’ın sosyolojik yapısı ve ölümün estetize ediliş biçimi danse macabre görseliyle çok sayıda arkadaşın ilgisini çektiği ve beğenisini kazandığı için sonsuz us’da da paylaşmak istedim.