Geçenlerde televizyonda tartışma programlarında (genellikle türbanın üniversiteye girme konusunda) rastladığım bir kaç cümle hakkında birşeyler yazmak istedim.
Diyorlardı ki, bu bir teoridir, henüz kanun olmamıştır.
Ülkemizde ne yazık ki liselerde felsefe dersleri ya hiç okutulmuyor ya da konular yetersiz öğretmenler tarafından üstünkörü okutuluyor. Dolayısıyla, felsefi konularda, özellikle de bilim felsefesi konusunda inanılmaz bir cehalet hüküm sürüyor.
Yaygın bir yanılgı, kuram ile yasayı hiyerarşik kavramlar sanmak. Bu yaygın yanılgıya göre, ortaya atılan kuramlar, ispatlandıktan sonra terfi ederler ve kanun olurlar.. Eski Milli Eğitim bakanlarından Vehbi Dinçerler bile böyle bir yanılgı içinde olduktan sonra, bu kurumun tedrisatından geçmiş olanlara diyecek bir şey kalmıyor!
Kuram (teori, nazariye) ve yasa (kanun) birbirinin devamı olan kavramlar değil, kapsamları farklı kavramlar. Henüz öngörü aşamasında olan düşünceye hipotez denir. Kuram ise, hipotezin çok ötesinde, birbiriyle ilgili olgular bütününü açıklayan, deney ve gözlemle desteklenmiş sistematik bir modeldir. Yasa ise tek bir somut olayı açıklayan formülize edilmiş bir tek önermedir. Yasalar kuramların parçasıdır. Lorentz dönüşümleri, ışık hızının geçilmezliği, madde enerji eşdeğerliği, görelilik kuramının yasalarıdır. Belirsizlik ilkesi kuantum kuramının, ohm yasası Maxwell elektrodinamik kuramının, F=ma, etki tepki yasası, kütle çekim yasası, Newton kuramının yasalarıdır.
Bir başka yanılgı, ispat (tanıtlama) üzerine.. Pozitif bilimin, yasaları, kuramları ispatlanmaz. İspatın, yani uslamlama ile öncüllerden yola çıkarak doğru türetim kuralları ile teoremlerin türetilmesi demek olan tanıtlama, pozitif bilimlerin konusu değildir. Tanıtlama, matematikte ve mantıkta olur, tümdengelimseldir. Pozitif bilim ise tümevarımsaldır. Fermat teoremini, asal sayıların sonsuzluğunu, bir haritadaki farklı alanları komşu alanları farklı renkte olmak üzere boyamak için dört rengin yeterli olduğunu, aynı düzlemde şekli ve konumu ne olursa olsun iki alanı tam ortadan ikiye ayıran bir doğru bulunduğunu, hipotenüs teoremini tanıtlarsınız ama iki kütlenin arasındaki çekimin kütlelerle doğru, aradaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olduğunu, termodinamik yasalarını, ohm yasasını, ışık hızının geçilmezliğini, üzerine hiçbir kuvvetin etki etmediği bir cismin hızının değişmeyeceğini… tanıtlayamazsınız. Bunlar deney ve gözlemlerle doğrulanır ya da yanlışlanır ama asla uslamlama (akıl yürütme) ile tanıtlanamaz veya çürütülemez.
Kısacası, evrimi değişim olarak ele alırsanız zaten bir yasa halindedir. Ama canlılığın açıklanmasında kullanılan “evrim teorisi” şeklinde ele alırsanız da hiç bir zaman yasa (kanun) olmayacaktır. Bu öyle bakanlar kurulu kararıyla 371 evet dedi, hadi yasa olsun şeklinde bir anlayış değildir.
Doğada belli yasalar bulunuyor. Bu yasalar asla kesin değil daima göreli ve yaklaşık yasalardır. Yani, belli bir dönemde belli bir paradigma geliştirilir ve bu paradigma çerçevesinde doğadaki olaylar açıklanır. Ama bu paradigma mutlak değildir. belli bir süre sonra bu paradigma ile açıklanamayan deney ve gözlemler ortaya çıktığında yeni bir paradigma gerekli olur. İşte hem klasik Newton fiziği hem de Einstein’ın görelilik yaklaşımları birer paradigmadan türemektedir. Newton paradigması uzay ve zamanın nesnelerden bağımsız oldukları, yani mutlak var oldukları varsayımıdır. Einstein paradigması ise ışık hızının sabit ve mutlak olduğu paradigmasıdır. Fakat bu paradigmaya göre ne uzay ne de zaman mutlaktır. Her iki yaklaşım da birtakım sonuçlara ulaşıyor, fakat her iki yaklaşım da “mutlak” olan bir referans kabul ediyor. Maxwell de mutlak bir “eter” adını verdiği uzay ortamını kabul ediyor. Fakat eter kavramı da deneysel olarak çöktü.
Kuantum kuramı bu bakımdan daha gerçekçi. Sadece “an” kavramını kabul ediyor ve ne zaman ne de uzam kavramını mutlak kabul ediyor. Diyor ki: “An içinde benim aletlerim neyi bana aktarırsa gerçek odur” Ama, burada da “alet” yani gözleyen sorunu çıkıyor. Bundan da şöyle kurtuluyor: “Gözleyen ve gözlenen bir bütün oluşturur ve birbirlerini etkiler”. Şu halde gözleyen insan da aletin parçası oluyor. Bu bakımdan Kuantum kuramı insanı dışlamadığından bence en gerçekçi kuram.
Varlık konusuna gelince, gözleyen ve yorumlayan insan olduğundan akıl ile varlık arasında derin bir ilişki var. İnsan varlığı keşfeder ama yorumlayıp açıklamaya başladığı anda yaratmaya başlar. Sözel olarak kavramlaştırmak dahi yaratımdır ve gerçeği saptırmaktır. Buna “varlığı öldürmek” de diyebiliriz. Çünkü kavrama soktuğumuzda varlığı sınırlamış ve dolayısıyla öldürmüş oluruz. Oysa ki varlık nesne değildir, dalgadır ve sınırı, hududu yoktur. Kuantum Kuramı her var olan nesnenin hem parçacık hem de dalga olduğunu kabul eder. Deney yaptığımızda nesnenin dalga özelliğini sorgularsak “ben dalgayım” der, madde özelliğini sorgularsa “ben parçacığım” der. Bu da gerçeğin göreli ve potansiyel “bil-kuvve” olduğunu gösterir. Onun “bil-fiil” olması, yani hareketli (faal olması) ise bizim kısır bakışımızdan türemektedir.
Anlatımınız gayet sade ve bir o kadar da kapsamlı olmuş, teşekkürler.
Evrim hakkındaki görüşlerimi
link to sonsuz.us
okuyabilirsiniz.
“Geçenlerde televizyonda tartışma programlarında (genellikle türbanın üniversiteye girme konusunda) rastladığım bir kaç cümle hakkında birşeyler yazmak istedim.
Diyorlardı ki, bu bir teoridir, henüz kanun olmamıştır.”
Denmiş.
Evrim teorisinin karşısındaki duruş skolastik bilgilere dayanan bir duruştur. Dinin, daha doğrusu dincilerin, olaya bu noktadan girdiğini acaba bilmeyen kaldı mı?
“Biz sizi kandan, pıhtıdan yarattık” gibisinden anladığı ayetlere bakıyorlar…
…bir de “insan evrimleşerek maymundan gelmedir” ifadesine bakıyorlar ve kaleme, mikrofona sarılıyorlar.
“Darwin in evrim teorisi” olarak bilinen ve kabaca böyle algılanan bir çok benzer önerme sonrasında da şu lafı ediyorlar;
“Şimdi senin ataların maymun mu?”
Bunlar kendi içerisinde elbette kendi mizahını da yaratmakta…olan ile olması gereken, veya aslında olmayan ile olanın farkı arasındaki mizahi durumu görmek bazen mizah gözlüğü takmayı gerektirebilir…
…şahsen bana “senin ataların maymun mu” diye sorana ben de “senin ataların hıyar mı” sorusu ile karşı bir önerme oluşturabilirim.
“Biz sizi kan ve pıhtıdan” yarattık diye bildiğinden “maymundan gelindiği ispatlanırsa kutsal kitapların tamamının sayfalarından uçak yapmak zorunda kalacaz” diye korkanların işidir o yukarıdaki alıntılanan kısım…
….kitabı okuyan yok.
Duyduğunu satan çok.
Açalım bakalım;
İşte Nuh suresi; 13 14 15 16 17 ayetler;
13. Neden siz Allah için bir vakar ummazsınız?
Görmediniz mi, Allah’ın yedi göğü nasıl uygun tabakalar halinde yarattığını?
Ayı içlerinde bir ışık, güneşi de bir lamba yapmıştır.
Ve Allah, yerden ot bitirir gibi, sizi yetişdirdi.
ayette ne diyor?
Aşama aşama…merhale merhale.
Evrim ne?
17 de ne diyor?
Buyrun bakalım…
Ne gibi?
Bitki gibi…
E hıyar ne?
Sn Hola, cidden çok güldüm. Sağolun varolun…
Yazım stili ve yorumunuzu beğendim sn Hola.
xenix
Küçük Kız annesine;
-İlk insan nasıl dünyaya geldi?
Annesi;
-Biz Adem ile Havva’dan geliyoruz..
Kız, aynı soruyu babasına sordu.
Baba, gözlüğünün altından bakıp;
-Binlerce yıl önce maymunlar vardı. Biz de evrim geçirerek onlardan türedik..
Kız, iki yanıt arasında bocalayınca, babasının söylediklerini annesine anlatarak;
-kafam karıştı, dedi.
Annesi;
-Karışacak bir şey yok ki, diyerek devam etti,
-Ben kendi ailemin geçmişini anlattım, baban da kendi ailesinin!…
bence insanlar, yavaş yavaş maymuna dönüyor :)))
Bilimsel yasalarla, Bilimsel Teori arasında ki bazı farkları hatırlatmak ve Evrimle ilgili eski başlıklardan birisi.
xenix
evre hal demek…evrim halden hale girerek değişmek.
döllenen bir yumurta elbetteki halden hale girerek belli bir forma ulaşıyor.
doğada halden hale dönüşerek varoluşu gözlemliyoruz.
fakat evrimcilerin gizemini özemedği bir sürü durum var.
türleşme örneğin. bir türden diğer türe geçişi hiç bir şekilde kanıtlayamadılar.
mutasyonlar biyolojik hatalardan oluşuyor deniyor..
ve basitten karmaşığa geçişte mutasyonların yeri öneminden bahsediliyor.
hatalar nasıl faydaya dönüşür vs vs..
evet elbette gökten zembl içinde düşmedik dünyaya, ışınlanmadık ta ..
ama kör tesadüfi olayar sonucunda da varolmadık..
sapla samanı karıştırıyoruz bence.
Çünkü konuya vakıf olmayanlar kafası insan gövdesi maymun veya kafası aslan gövdesi at gibi mitolojik canlılar arıyorlar bu türler arası geçişlerde. O yüzden türden türe geçişi kafadan başlayıp ayağa kadar adım adım değişen bir şey sanırsanız elbette kimse bunu kanıtlamakla uğraşmaz.
Mutasyonlar hata değildir. Farklılıktır. Zaten biyolojide hata diye bir şey yoktur, çünkü belli bir plan, amaç, oluşum vs türünden şeyler yoktur. Belki milyonlarca mutasyona uğramış canlıdan çok azı yaşamına devam ediyor olabilir, ama devam edenler de büyük avantajlar sağlıyor demektir.
xenix
Çünkü konuya vakıf olmayanlar kafası insan gövdesi maymun veya kafası aslan gövdesi at gibi mitolojik canlılar arıyorlar bu türler arası geçişlerde. O yüzden türden türe geçişi kafadan başlayıp ayağa kadar adım adım değişen bir şey sanırsanız elbette kimse bunu kanıtlamakla uğraşmaz.
aslında tam olarak böyle bir beklentim yok.yıllardır evrimle ilgili herşeyi değerlendirip anlamaya çalışırm..türleşme kambriyende yada hemen sonrasında gizemli bir şekilde oluşmuş..inanın bunu HY sitelerinden değil kendsini ateist olarak tanımlayan insanlardan öğrendim.
……………………………….
Mutasyonlar hata değildir. Farklılıktır. Zaten biyolojide hata diye bir şey yoktur, çünkü belli bir plan, amaç, oluşum vs türünden şeyler yoktur. Belki milyonlarca mutasyona uğramış canlıdan çok azı yaşamına devam ediyor olabilir, ama devam edenler de büyük avantajlar sağlıyor demektir.
şu yukarıdaki paragrafta çok fazla çelişki var 🙂
önce mutasyon hata değil diyorsunuz ,sonra mutantların çok azı hayatta kalabilmiş diyorsunuz..
biyolojide hata olmaz mı?
hilkat garibelerini nereye oturtacağız ?
……………………
Kısacası, evrimi değişim olarak ele alırsanız zaten bir yasa halindedir. Ama canlılığın açıklanmasında kullanılan “evrim teorisi” şeklinde ele alırsanız da hiç bir zaman yasa (kanun) olmayacaktır. Bu öyle bakanlar kurulu kararıyla 371 evet dedi, hadi yasa olsun şeklinde bir anlayış değildir.
evet başlık konusundaki bu yorumu atlamışım..
haklısnız evrim ispatı zor bir teori..
kanun olamayacak.
Şu türleşmeyi belirttiğiniz şekilde kim demiş merak ettim. Öğrendiğiniz kaynaklarınızı alabilir miyim?
Yoksa bu sizin kendi düşünceniz ya da HY sitelerinden öğrendiğiniz bir şey olmasın?
Evet mutasyon hata demek değildir. Sizin hata dediğiniz şey; sizin standardınızın dışına çıkılmasıdır. Mutantların çok azı hayatta kalabilmiş mutasyona uğramayanlar sanki hala hayattalar. Onlarda ölmüş işte. :))
Önemli olan oluşan mutasyonun çevreye uyumda (veya değişen çevre şartlarında ki uyuma) ne derece etkili olduğudur. Sizin hata sandığınız şey (mesela tavuk gibi büyük gövdeli bir canlının mutasyonla gövdesinin küçülmesi onun uçmasıyla sonuçlanır.) doğaya göre hata değildir.
Siz sadece o paragrafı değil, tüm yazıyı atlamışsınız gibi geldi bana. Einsteinin Görelilik Teorisi de kanun olmayacak, Kuantum Teorisi de kanun olmayacak. Bilimde teoriler, kanun olmaz.
xenix
Teori ve Yasa Kavramları
BENZERLİKLER VE FARKLILIKLAR
1- Yasalar da, teoriler de yanlışlanabilir olmalıdır.(Bir veriye bilimsel demek için yanlışlanabilir olması unsuru olmazsa olmazdır)
2- Yasalar belirli koşullarda doğanın ne yapacağını tanımlar, teoriler doğadaki bir olgunun yada olguların nasıl işlediğine “açıklama” getirirler.
3- İkisi de matematiksel olarak… temellendirilmiştir. Kanunlar genellikle; sadece kısa ve özlü matematiksel ifadelere dayanırlar.
4- Teori kanun olmayı bekleyen bir kavram değildir. İkisi farklı rollere sahiptir. Aralarında bir hiyerarşi yoktur.
5- Teori bilimde “açıklama”nın zirvesidir. İçinde yasaları barındırabilir.
6- Yasalar teorilerden daha iyi yada daha yukarıda bir konuma sahip değildir.
YASA
1- Tekrarlanan deneylerle sağlamlaşmış, empirik bir “genelleme”.
2- Belirli koşullarda nelerin gerçekleşeceğini söyleyen deneysel ve matematiksel ifade.
3- kısa ve özlü matematiksel yada sözel ifadelerle ortaya konan bir dizi devamlılık gösteren gözlem.
TEORİ
1- Sözkonusu Doğal olgu grubunu açıklayan geniş ve önemli birçok bilginin büyük bir sentezi.
2- Önemli kanıtlar bütünlüğü tarafından doğrulanmış bir yada bir dizi gözleme getirilen “açıklama”.
KAYNAK: Kennesaw Üniversitesi
7 Yıl öncesinden bir yazı. Ve hatırlıyorum Hola’nın ilk yorumuydu bu sitedeki.