Venedik’te, Büyük Kanal’ın hemen yanındaki boş bir arazide, kollarını birbirinin vücutlarına dolayarak bütün dünyayı unutmuşçasına öpüşen bir çifti gördükten sonra Orhan Pamuk, şu can alıcı soruyu soruyor:
“Güzel bir manzara görünce bizleri, öpüşmeye çağıran şey nedir?”

Orhan Pamuk, Venedik’te Öpüşmek isimli denemesinde, “ Tıpkı bazı şehirlerin çalışılacak bir yer, bazılarının eğlenilecek, bazılarının hiç durmayıp kaçılacak, bazılarının tatil yapılacak, bazılarının kederlenecek, bazı şehirlerin de ölünecek bir yer olması gibi, Venedik de oraya koşan pek çok turist için mutlu olunacak bir yer. Bu dünyada mutlu olunabileceğini Venedik manzarasının derinliğini içimizde hissedince anlıyoruz. Bu sevinç belki bizleri öpüşmeye davet ediyor…” diye cevap veriyor bu soruya.
Sahi, kimi böyle yerler niye insanı öpüşmek için kamçılar? Kiraz mevsiminin aşk mevsimi olduğunu söyleyen Sait Faik bu kamçıyı ne kadar hissetmiştir acaba sırtında?
Sizi bilmem, ama ben sık sık bu kamçıyı hissederim. Sevgililerime de fantezilerimi sıralarken en başta bunu söylerim; güzel bir manzara önünde hiç kimseye aldırmadan öpüşmek.
Ölüdeniz’e her gittiğimde, kartpostallara giren o meşhur burun yok mu; işte orada öpüşememenin eksikliğini hissederim. Aynı eksikliği Nemrut Dağı’na çıktığımda da hissettim. Güneşin doğuşu sırasında dünyanın her bir yanından gelen turistler öpüşürken aval aval sağa sola bakışmaktan daha aptalca ne olabilir ki? Ama ne yapayım ki hep yalnız olarak gitmiştim buralara. Ve her gittiğimde kendi kendime söz veririm, “bir daha buraya sevgilimle geleceğim” diye. Ama nedense bir türlü bu düşüm gerçekleşmez, ya sevgilim olduğunda oralara gitmek kısmet olmaz, ya da oralara gitmeye yetecek kadar uzun boylu olmaz yaşadığım aşklar.
“….Seviştiğim de oldu benim.” diyen şarkıdaki gibi elbette bu öpüşme düşümü gerçekleştirdiğim mekânlar da oldu. M.Ö. dördüncü yüzyılda kral Korikos tarafından kızı için denizin içine yaptırılan Kız Kalesi bu mekânlardan biriydi. Bu kalenin penceresinin denize açılan bir odasında sevgilimi öperken birden tarihin dekoru içinde savrulmuştum. Yukarıdan kuş bakışı görülen bu denize karşı şimdiye kadar kimler öpüşmüş, kimler sevişmişti acaba? Ben, iki bin dört yüz sene geriye giderken dudaklarımın ve kollarımın arasındaki gözlerini kapamış sevgili nerelere gitmiş, neyi düşlemekteydi, kim bilir? Birden kimsenin olmadığı o taş duvarların arasında kendimi öyle bir kalabalık içerisinde hissetmiştim ki… Bu odada öpüşmüş, bu odada sevişmiş tüm tarihi kişilikler sanki saklandıkları taşların arasından çıkagelmiş ve bizi seyretmekteydiler o anda.
Bir defasında da Romalılardan kalma eski bir kilisede öpüşürken kendimizi kutsanmış gibi hissetmiştim. Bu his, beni kilisede günah işlediğim duygusuna sürüklenmekten alıkoymuştu.
Silifke Uzuncaburç’taki antik tiyatrodaki hislerim ise çok da ha farklıydı. Arabanın radyosunda çalan Rumca şarkıların eşliğinde tiyatronun tam orta yerinde ben sevgilimle dans ediyordum. Sanki tiyatro tıklım tıklım doluydu ve seyirciler bizleri izliyordu. Bu yüzden köylü çocukların tribünlere gelerek bizim dansımıza ve öpüşmelerimize bakmalarına aldırmadım.
Bu şekilde tarihin ve ve güzel bir manzaranın içinde öpüşürken hiçbir şeye aldırmaz olursunuz. Çünkü tarih çağırır, manzara çağırır; öpüşmeye, oynaşmaya, kutsanmaya…
“Güzel bir manzara görünce bizleri, öpüşmeye çağıran şey nedir?” diye soruyordu Orhan Pamuk, değil mi?
Ne kadar romantik ve içten bir anlatım bu sevgili kaplumbağa 🙂
Aslında sevgilinizin olması güzel olurmuş belki böyle romantik ortamlarda.. Ama siz güzellikleri böyle yoğun hissettikten sonra aşklarınızın kısa ömürlü olması bile işe yaramış görünüyor 🙂
“Güzel bir manzara görünce bizleri, öpüşmeye çağıran şey nedir?”
sorusunun cevabı heralde, “sevdiğin biriyle -özel biriyle tabi- güzellikleri paylaşmak ve paylaşırken güzellikleri daha da güzelleştirmek” olabilir 😉
Güzelliği, ihtişamıyla bizleri etkileyen yerler, yaşıyor olduğumuz dünyanın her şeye rağmen ve hala ne kadar güzel, keşfedilesi bir yer olduğunu hissettiriyor ve böylesi eşsiz bir şeyin parçası olduğumuzu da hissettiriyor. Yaşadığımızı, varolduğumuzu iliklerimize kadar hissediyoruz o anda. Ve çoğu zaman varlığını bile unuttuğumuz bir çoşku kaplıyor içimizi yeniden.. Aşık olduğumuzda da aynı şeyleri hissetmiyormuyuz sanki?
Belki komik gelecek ama aşık olduğumuzda hissettiğimiz duygularla bir başka şekilde karşılaşınca,doğal olarak yine öpüşme isteği duyuyoruz, bana kalırsa 🙂
Umarım, sözünü etmiş olduğunuz yerlere sevgiliyle gitme isteğinizi gerçekleştirirsiniz,sevgili kaplumbağa. Bu o coşku ve mutluluğu ikiye katlayacaktır diye düşünüyorum.
Gerçi bazen birlikte olduğumuz insanlar bulunduğumuz yer her neresiyse, alır bizi bambaşka yerlere götürür. Bunu herkes yapamaz tabii, bazen saatlerce muhabbettine doyamadığınız bir arkadaş çoğu zaman da sevgili. Sadece birarada olabilmek için,normal şartlarda son derece rahatsız edecek bir mekan dahi,harika bir yere dönüşür her nasılsa ve oradan ayrılmayı hiç istemezsiniz..
Orhan bey guzel sey gormemis bence:)
Kadin mi? Manzarami?
Ben de şunu merak ettim. Bu Orhan bey güzel bir manzara görünce öpüşmek istiyor. Peki güzel bir kadın görünce ne yapmak istiyor acaba? Şey gibi olmuş, sanki beyinde devreler karışmışta mesela güzel yemek görünce gülüyor, korku filmi izlediğinde acıkıyor, kızınca çiftetelli oynamak istiyormuş falan filan… Aslında çok eğlenceli…Denemek lazım 🙂
sinirlenince yemek yeme durumu psikolojik ise öpüşme isteğide psikolojik olabilir!kiminin öpüşesi gelebilirliği olağan olduğu gibi gevşemesin gönül yaylarım haliyle ders çalışma isteği kamçılananın durumu ne olabilir?
Güzel manzara karşısında bir takım hormonlar salgılanıyor ve bu hormonlar da başka şeyleri tetikliyor.
Çok bilimsel gibi açıkladım ama tamamen uydurdum, itiraf etmeliyim. 🙂
xenix
Mekan algısı hayatımızda önemli bir yer tutar, bu doğru…
Hayallerimizin odağıdır bazı şeyler, yaşanmışlar veya henüz yaşanmamış ulaşılmazlar veya veya yaşanacaklar…: Ayrıca tüm bunları anlamak kolay zira hepimizin ortak amaç ve hisleri neredeyse…
Tamam da Orhan beyin sorusu tüm bunların neresinde?
Bizi çağıran şey / Öpüşme / Sevgililer / Aşklar / Güzel dünya / Tarihin çağırması ???
Bu sorunun cevabı : Çoğul bir argümanın sonsuz doyumsuzluğu mu? Yoksa öpülesi dudakların eksikliği mi?
Güneşime
kötümser şirin kaldım:)
güzel bir manzarada öpüşmekten nefret ederim:)
öte yandan manzara; el ele tutuşma isteği, ıslık çalma isteği, uzanıp çimenlere bulutları, yıldızları izleme isteği, bir şiir okuma isteği, susma ve suküta erme isteği de uyandırabilir…bence ixtlan ın sorusu oldukça mantıklı. peki güzel kadın görünce? az da sayılmazlar…gördükçe öpme isteği..:)