Bir roman yazdınız..
Adını seçin.
Yönetmensiniz ve bir film çektiniz.
Adını seçin.
Ya da müzisyen, albümünüz hazır.
Adını seçin.
Ve nasıl bir kapak/afiş tasarımıyla..
Sunmak isterdiniz.
Çizin.
Hepsi sizin.
Not: 25 kelimeden fazlasını yazdığım halde minimum 25 kelime uyarısı vermesi çok ilginç.
Yakın bir arkadaşımla(kopya koyun dolly) bir bilimkurgu romanı hayalimiz var ama ortada ne bir konu var ne bir isim. Sadece iyi bir bilimkurgu yazarı olarak bilinmek güzel olurdu.
Yönetmen olsaydım da gene bilimkurgu filmi çekerdim. Gene isim veremiyorum ama Gattaca ve Moon filmlerine çok imrenirim, özellikle Gattaca’yı ben yapmış olmak isterdim mesela :). Ayrıca tarihi film de çekebilirdim. Cengiz Han’ın çok büyük bir hayranıyım, onun hayatını anlatan bir film de ben yapabilirdim mesela :). Sonra birilerine ilham vermiş olmayayım ama bence Osmanlı döneminin en filim konusu olacak dönemi fetret devridir. Filim dünyasında biri olsaydım kesinlikle fetret devrinin filmini yapardım ama en objektif haliyle, senaryoyu milli tarih kitaplarından almadan, hiçbir şeyi gizlemeden. Filmin adı ne olurdu bilmiyorum.
Müzisyen olsam kesinlikle techno türü müzikler yapardım. Örneğin aşağıdaki şarkı pek bilinmez. Sevdiğim birçok şarkı olmakla birlikte videodaki şarkıyı ben yapmış olmak isterdim. Tam olarak o şarkıyı ben yapmalıydım. Albüm olayı heralde tarihe karıştı değil mi? En azından gerçek albümler artık geçmişte kaldı, 80 leri hala bu kadar cezbedici yapan da bu bence. Albüm kapağımın futuristik bir tasarımı olurdu sanırım ama abartıya kaçmadan ve fantastik öğeler kullanmadan(fantaziyi hiç sevmem). Veya geometrik desenler de olaiblirdi, yuvarlak yerine sert hatlı çizimleri seviyorum ben. Jean Michel Jarre’nin albüm kapakları çok hoşuma gider… ve tabii onun müziği anlayışı.. müzik tarzı, şarkılarına seçtiği adlar, albüm isimleri, kapakları, lazer arpı, çölde konserler falan.. komple paket oalrak tam bana hitap ediyor.
Tam senin istediğin türden bir cevap olmadı galiba gamaro ama, bu kafayla benden sadece okur, izleyici ve dinleyici olur heralde.
Unutmadan şarkı da şu:
Bir roman yazsam adını sessiz çığlık koyardım. Film için de aynı isim olabilir.
Munch, resmini çizmiş kapağın da hazır Marcos. 😉
Benim isim de kapak da hazır.
Festina Lente!
🙂
Olsun, sevgili turtle:)
Festina Lente’yi bi ara paylaşırım.
O zaman benim ki; Tavşanın İzi, Kaplumbağanın Tozu. 🙂
bir roman yazmadım çünkü, yazar, bu adamda kim-bu bizden değil- neden cevapladı ki diye düşünür umursamaz diye düşündüm
ben bi yabancıyım
bu soru -bene de- sorulmamış bunu hissettim;
bi çembere, bi benim gibi olanlar-ya da bizden olanlar (yanıtlaması istenenler-beklenneler) çemberine gibi hissettim; bu soruyu
ve bir diğerleri yakaladım içerde ve ben o diğerlerindendim ya da hiçbiri ve hiçkimse-hiç olmayan-sayılmayan-değerlendirilmeyen ve okunmayan hatta
yönetmen olup film çekeceğimi düşünmeye başlamadan daha ders verme kaygımın ve ille bi şey anlatma çabamın -özgürlüğümü ve yaratıclığımı baştan çıakracağını gördüm;
benim anlatacak ve çekecek hiç bi şeyim yoktu çünkü bu ben değildim
diğer soruya geçmeden ise daha birilerini bana sataşabileceğini ve yazdıklarımla ilgili olumlu-olumsuz şeyler yazacağını ve bunun beni rahatsız edeceğini düşündüm-kapandım düşündüm
sonra en son ise bu soruyu gerçekten cevaplamakla ilgileniyor muyum diye düşündüm ve sordum
hayır – çünkü benle ilgili değildi bu
ilgilenmiyordum-bir bildirim bırakacaktım-kendimi anlatımım;
yani cevaplamak için cevaplamak sanki -ego işte- gibi
ya da etkilemeye girşecektim ve içten bir iletişi meylemi olmayacaktı bu;
öylesine bir cevap oluşturacaktım ya da biraz düşünüp ilginç bir fikir türetecektim
ama kendime yer bulamadığımdandı bu,
konuşmaya sırasını beklememiş ve araya girmemiş girse dinlenmemiş dinlenemeyecek biri-çocuk gibi hissetim kendimi
bir “sen bu gruptan değilsen neden yazıyorsun ve bizi anlamıyorsan neden konuşuyorsun/buradasın rüzgarı” esiyor burda;
“yalnızlar ve yabancılar konseyi” nden not
sizi anlamıyorum gerçekten
siz diye birileri var sanki
tam olarak ulaşamıyoruz birbirimize neden?
ve neden yabancılıklar ve farklılar öne sürüyoruz ya da hissediyoruz neden?_
gerçekten biraz anlamak istedim
ve neden- yabancılar -farklılar ve ayrılar/başklar ve bizim gibiler gibi hissediyoruz bunu merak ettim
ben-bir kimim ve neden diğerim;
neden bizden olmayanlar-ım
ben mi içten değilim-dıştanım;
birilerini biriyle uzlaştıran yakınaştıran aynı ve benzer ve dost ya da yakın hissettiren/yapan/seçen ne ve birilerini iten-çeken?
nedir? uyum mu? uyum adı nedir ki?
sanal+
kimin adına yazıldı yayımlandı-bilmiyorum
kayıt benden çıktı
ama bu sorunun bana sorulmadığını açıkça görüyorum ve ben cevaplasam sen neden cevapladın ki olacağını;nerde hata var?
kendimi “kötü ya da umursamz-yabancı- hatta anlamaz dinlemez hissettren bi hava”
misafir saatlerdir yazına kitlenmiş haldeyim..