Tarihi değiştirmek zorbalıktır

Evet özellikle yazılı tarihi değiştirmek veya değiştirmeye çalışmak zorbalıktır. Bu ne bir bireyin ne de bir grubun hakkıdır.

Son zamanlar yaşanan olaylara hepimiz şahit oluyoruz. Burası 2007 den beri binlerce insanın gelip gittiği, kiminin kısa kiminin uzun hikayelerinin olduğu bir yerdir. Kimisi gelir ilk başta zekaya ortak olur sonra ilk tartışmada “ben de sizi adam sanmıştım” der gider, kimisi bunu daha sonra söyler. Komünist ve sosyalist geçinenler kendileri mevzu bahis olduklarında bir bakarsınız en babasından liberal olurlar. Mülkiyetçilik hakkında ahkam kesenler tarihten parçaları mülk edinmeye hatta çalmaya kalkarlar.

rnd’nin güzel tespitleri oldu diğer başlıkta. Burası birbirine bağlı tuğlalarla örülen bir yapı gibidir. Kimliği belirsiz insanların hikayelerinden, yaşantılarından, yazdıklarından örülür. Benim de bu sisteme tuğla koymamın en büyük sebebi alttaki tuğlanın çekilmeyeceğini bilmemdir. Ha çekilmek istenebilir mi? İstenebilir. Bunun için zorbalığa başvuranlar çıkabilir mi? O da olabilir.

Eskiler iyi demiş… Ustanın dediğini yap ama yaptığını yapma.

Herkes yazdığı gibi veya olmak istediği kişi gibi olsaydı ne güzel olurdu tabi.

Hatirlamalar

Don Juan’a göre insanlar eski zamanda soyuta çok daha yakındılar ancak sonra bişey oldu ve ondan uzaklaştık. Bir çömezin soyuta dönmesinin yıllar sürdüğünü söylüyor, bu da “dilin ve bilginin birbirlerinden ayrı olarak var olabileceğini anlamakla” olabilirmiş ancak.Bi büyücü için tin soyuttur; çünkü onu sözcükler ve hatta düşünceler olmadan bilebilir.

Golgeler kapiya benzer, yap-mamanin kapilari. Ornegin bi bilgi adami, golgesine bakarak insanlarin en gizli duygularini bilebilir. DJ

kartalin insana armagani onun gercek bir bilinc yerine, gercegin kusursuz bir kopyasi olmasi kosuluyla ikame bir bilinci de kabul etmek konusundaki istekliligini de kapsarmis. Bilinc, kartalin gidasi olduguna gore, Kartali gercek bilincin yerine kusursuz bir OZETLEME de hosnut edebilirmis. CC

Ornegin hatirlarsaniz Soledad bir sandigin icinde bes yil ozetlemesini yapip tamamladiginda kartal onu serbest birakmis!

“Artik hic bi seyin onemi kalmadi benim icin. Ne benim edimlerim ne de baskalarininkiler… Ama surduruyorum iste yasamimi; cunku istencim var benim. Cunku tum yasamim boyunca istencimi tavlamis durmusumdur… Celik gibi… Ve hic biseyin oneminin kalmamasi da irgalamiyor beni. Yasamimin sacmaliklari istencimin buyrugundadir artik benim. Bi kez gormeye baslamasin kisi, yapayanliz buluverir kendini bu dunyada; sacmalamaktan baska bi seycikler yapamaz. Her seyi dusunmeyi ogreniriz biz. Sonra da gozlerimizi, baktigimiz seylere dusundugumuz gibi bakmaya alistiririz. Ne var ki, insan gormeyi ogrenince, baktigi seyleri artik dusunemedigini cakar; baktigi seyleri dusunemeyince de, butun her seyler onemlerini yitiriverirler.” DJ

Don Juan’a göre insanlar eski zamanda soyuta çok daha yakındılar ancak sonra bişey oldu ve ondan uzaklaştık. Bir çömezin soyuta dönmesinin yıllar sürdüğünü söylüyor, bu da “dilin ve bilginin birbirlerinden ayrı olarak var olabileceğini anlamakla” olabilirmiş ancak.Bi büyücü için tin soyuttur; çünkü onu sözcükler ve hatta düşünceler olmadan bilebilir.

“?.. Konusmaya calistim ama dikkatimi soylemek istedigim sey uzerinde toplayamiyordum. Oysa cok berrakti dusuncelerim. Konusmak icin ne denli buyuk bir DIKKAT YOGUNLASTIRMASINA gerek oldugunu gorerek sasirmistim. Bir sey soylemek isteyince, baska seylere bakmayi kesmem gerektigini (cunku tam o anda TARAF olmasi gerekiyor!) De hayretle gordum. Sanki cok derinlerdeymisim de, bi sey soylemek icin, dalgiclar gibi suyun yuzeyine cikmam gerekiyormus gibi bir duygu icindeydim. Sozcukler beni cekercesine suyun yuzune cikariyor gibiydi.” Cc

Bunun benzeri bi cok deneyim gecirdigim icin duyguyu net olarak hatirliyorum. Ve belki iste bu sebeple laflamak muthis enerji tukettirir insana hatta yazi sirf bu sebepten icad edilse yeridir (yazinin sebebi olarak zamani olusturma ihtiyacini gormus olsak da):Cunku yazi kesinlikle cok cok daha az enerji tukettirir soze kiyasla. Buyuk isler yapmak farkli seyler gormek algilamak gibi bi niyetiniz varsa bilmediginiz ama temelde olan yadsinamaz bicimde olan, su halde enerji tasarrufu kesinkes basvurulmasi gereken bi fact olacaktir. Nerden nereye geldim ancak bu bolum icin soylenecek daha bi hayatlik laf var! :))

*

“Insanlari sevmek, onlarca sevilmek ne de ilgilendiriyor seni ya! Dedi castanedaya don juan Bi bilgi adami yalnizca sever; hepsi o kadar, kimi ya da neyi isterse sever. Ama bu iste de bile bile sacmalik ederek, bu sevgisine kaptirmaz kendisini”

“Bu dunyada her seyin kolayca anlasildigini sanirsin; cunku yaptigin her sey, anlasilmasi kolay aliskilardan ibarettir” diyor DJ… Cc’ ye diyor ama aslinda kizim sana diyorum gelinim sen anla misali bizlere hepimize diyor :))

“Gordugun zaman, dunya, simdi dusundugun gibi olmaz. Oynak devingen, degisen bi dunyadir o. Insan kendi basina da o dunyayi anlayabilir belki: ama bi ise yaramaz bu cunku DOGURDUGU GERILIM YIPRATIR GOVDENI. Oysa dumani kullanirsan, yorulmadan yapmis olursun bunu. Duman, oynak dunyayi sezinleyebilecek hizi saglar sana; govden de gucun de sende kalir.” Demisti dj dumancigi denemeyi istemeyen ancak goremeyen ogrencisi Cc’ye.

Buraya kadar ona katiliyorum kendi deneyimlerim isiginda, ancak gecen gece ruyamda OLmak diyebilecegim islemi anlamadan seyrederken bana bu islemi hic bi HIZda mantik duzeyine aktaramiyacagim soylendiginde yeni bi seyle karsi karsiya oldugumu anlamistim. Demem o ki dumancigin caresiz kalacagi durumlar olabilir!

Ruyamda gordugum islemin ne oldugunu sanirim buldummmm… Bir Baska Gerceklik kitabinin 184.cu sayfasinda Castaneda bunu yasamis. Tabi o dumancikla yasamis ben ise onun betimledigi  daha dogrusu betimleyemedigi seyi ruyada gordum; Cc de o isikli devinen seyi anlatmaya biraz cabaladiktan sonra sozunu soyle bitiriyor:”gittikce daha da kaptirmistim kendimi bu izleyise, onumdeki bu gorungunun ne olduguna aklimin eremeyecegini kavrayana dek”… tipki bana ruyada dis sesin soyledigi gibi, hic bi hizda bunu akil ve mantiga transfer edemezsin!,

Olumu durdurmanin imkansiz oldugunu bilen bi kisinin, kendisinden yana olan tek bi seyi kalmistir: Karar verme gucu. Olumun bilinci onu yansiz kilar ve tutkularini dingincesine yoneltmesine neden olur, der Dj. Cok dogru geliyor bana fakat gerek film-kitap kurgularina baktigimda gerekse cocuklara gecen genetik miraslara, gordugum sudur ki; degil olumun bilinci, olumun kendisi bile bircok insani yansiz kilamiyor.

Xx

Seneler once Castaneda kitap dizisinin hangi siraya gore okunmasi gerektigine dair bi onerme yapmisim, bunu hangi kistasa gore yaptigimi su an hatirlamiyorum ancak siralama az once tesadufen bi herden karsima cikti, unutmamak icin buraya yaziyorum: 1-2-3-12-7-8-9-11-4-5-6 ve 10

Xx

 

 

 

 

TAŞ ATAN ÇOCUKLAR–ORHAN AFACAN

TAŞ ATAN ÇOCUKLAR-ORHAN AFACAN

Sanki oyundasın taş atan çocuk
Cahil mi, cesur mu sonra görürsün
Seni kimler böyle oynatan çocuk
Sanmam bu eğlencen çok uzun sürsün

Sökülen kaldırım, ayaklarındır
Ölünceye kadar bir kötürümsün
Kundaklanan dükkân yarınlarındır
Vicdanında yargılanan cürümsün

Elinde molotof, yuzünde maske
Neden bir gizliliğe bürünürsün
Yıllarca sonra, desen bile keşke
Vatan ahı ağırdır, sürünürsün.

Senin yaşıtlarda taso salgını
Yahut bir iple topaç çevirirsin.
Oyun sandığın işlerin çılgını
Çamı hedeflerken, can devirirsin

Hapiste mi geçsin ergenlik çağı
Ordada sarmalar pisliğin ağı.
Kopmak bilmez asla takvim yaprağı
Harf harf, cümle cümle sen sökülürsün.

Kaynağıdır dinlerin Ortadoğu.
Din olmaktan uzak dinlerin çoğu.
Tarih boyu bundan kinlerin çoğu
Müslümansın, müslüman görünürsün.

Benimde devletle sorunlarım var
Yapamam bunu aramızda duvar.
Hırs, nefret, cahillik, benlik canavar
Davanı hukuk ile sürdürürsün.

Hadis ;vatan aşkından iman doğar
İmansızı, iman her zaman boğar
Nefret, öfke beyne, kalbe zor sığar.
Kendini ellerinle öldürürsün.

Bir taş konuyu nereye götürdü
Kalkınmamızı dereye götürdü
İç, dış düşman biz nasıl düşürdü.
Devamlı boş çareye bürünürsün..

Araya girmesin etnik tefrika
İşte Ortadoğu, işte Afrika
Global siyasetler binbir entrika
Ne yapsan hep mata düşürülürsün

Sömürgecidir her zaman Avrupa
Sanma takdir edilir, övülürsün
Şimdi demokrası elinde sopa
O sopayla da bir gün dövülürsün

ORHAN AFACAN

ÇANAKKKALE DENİNCE AKLIMA—ORHAN AFACAN

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA …

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA tarihi zafer gelir.
Her metre kare başına düşen şehit bir nefer gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA aynalı çarşı gelir
Vatan sevgisi, iman, azim dünyaya karşı gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA hüzünle, çarık gelir.
Yata bildiğinde başa yastık, acıkınca azık gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA dostuma ibret gelir-
Yaralanmış olan can düşmanıma merhamet gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA birlik, bütünlük gelir-
Ancak İnsani değerlerle insana üstünlük gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA ikiz mermiler gelir.
Kavuşamayan sevgililer, yarım sevgiler gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Seyit onbaşı gelir.
İki yüz yetmiş altı kiloluk mermi atışı gelir. –

Boğazdan İstanbul’a düşmanın geçiş işareti gelir-
Seyidin gözü önüne vatanında esareti gelir–

”La havla” deyince Seyidin gücü, cesareti gelir
Mermi ağırlığından vücuttan kemik sesleri gelir

Ne özel yetiştirilmiş sporcu, ne de halterci Seyit.
Bu milletin, bu vatanın kaderini kaldıran yiğit

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA roma çivileri gelir-
Roma çivileri, son model mayından ileri gelir.

Roma çivileri halen öyle passız, halen öyle küfsüz
Roma çivileri atan kadar zalim, atan kadar yüzsüz.
ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA deniz feneri gelir.
Nusret mayın gemisinin rolü, hüneri gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA nifak, tefrika gelir.
Böl, parçala, yönet adına bin bir entrika gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA her çakıl kabir gelir
Uzak vatanların evlatları, bize misafir gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA—-mürekkebi kan gelir.
Kalem olan bedenlerle, ruha yazılan destan gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA binlerce olay gelir,,
”Yere düşmeyen sancak ”,elli yedinci alay gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA bu savaş niçin gelir.
Mehmetçiğe vatanı, tevhidi koruma için gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA dostum, düşmanım gelir.
Damarımdaki kanım, irfanım, Kur’an’ım gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA gün 18 Mart gelir
Vatan, bayrak, din için ”şehitlik’ ‘kayıtsız şart gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA komşu siperler gelir.
Savaşın dışında, siperden sipere sevgiler gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Hücum borusu gelir..
Ardından da İsrafil’in kıyamet duyurusu gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Mehmet kokusu gelir.
Hücumdaki askerlerin tekbirli uğultusu gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA tabyalar, koylar gelir.
Bu saldırının hakkından ancak akıncı soylar gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA yetiş nidası gelir
Türk görünce düşman aklına Gelibolu adası gelir-

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA cephede Muhammed gelir.
Hadisiyle birlikte, ayetlerdeki şahadet gelir.-

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA gıyabi namaz gelir.
”Er kişi niyetine ”kendine Hakk’a son niyaz gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA sancaklı ağaç gelir.
Kökü, dalı, budağı, yaprağı, çöpü bana taç gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA çarıkla potin gelir.
Hilale /çarığa, potin’den/haç’tan tarihi kin gelir..

ÇANAKKALE DENİNC AKLIMA Ejdad tokadı gelir.
Düşmanın anlamsız gör inadı, Pişkin suratı gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Kâbe’yi tavaf gelir.
Akan her damla kana ilahi aşk, ilahi af gelir.

ÇANAKKALE DEYİNCE AKLIMA sözün bitişi gelir.
Kayıp olan Mehmetlerin mahşere gidişi gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA hep yedi bölgem gelir.
Demokrasi, cumhuriyet, çağdaş, eşitlik ilkem gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA Mustafa Kemal gelir.
Günüme, yarınıma, İstiklalime istiklal gelir.

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA tek ruh, tek vücut gelir.
Edirne’den, Kars’a, Hakkâri’ye çizilen hudut gelir

ÇANAKKALE DENİNCE AKLIMA ilk Mehmet Akif gelir
Şiirinin yanında, Orhan şiirin çok hafif gelir…

                                               ORHAN AFACAN

Gorme ve Buyuculuk

Don Juan, “GORMEnin, dostlardan ve buyuculuk uygulamalarindan bagimsiz bir surec oldugunu ileri surmekteydi. GORMEnin, baska insanlari etkileme ugrasi demek olan buyuculugun cikarci uygulayimlariyla bir ilintisi olmadigina gore, bunun dogal bi sey oldugunu belirtti. GORME , buyuculuk degildir ama hep karistirirlar bu iki seyi, ustelik gorme buyuculuge ters duser cunku GOREN kisi her seyin onemsizligini kavramistir.

Bir baska dumancik uygulamasindan sonra Don Juan, bir savascinin bos yere kendini ortaya koymayacagini, yol ortasinda durup marizlenmeyi beklemeyecegini ve siradan insanlarin kaza dedigi seylerden cogu kez kacinilabilecegini soyledi ve soyle ilave etti: “Yasam kosullari, olcup bicip onlardan yararlanma alistirmalaridir bir savasciya, oysa sen yasamin anlamini bulmaya calismaktasin. Ne yapsin yasamin anlamini bi savasci!”

Yasamin anlamindansa comezini GORMEye ulastirmak istegiyle dopdolu oldugunu gorebiliyoruz bu yakinmada 🙂

Kendimi sana gormeyi ogretmeye adamisim, der DJ, ancak once bir savasci olmadan GORMEK insani enez kilar. Gostermelik bi alcakgonulluluk takinmana, cekilmene kacmana yol acar. Ilgisizligin yuzunden curuyup gider govden. Unufak olmayasin, silinip gitmeyesin diye seni bi savasci yapmaktir ilk gorevim. Seni bi kez zor kurtarmistim o dostundan hani hatirlarsin, cunku kalkanini yitirmistin. Nedir bu kalkanlar dersen, insanlar neyle ugrasiyorlarsa, iste o seyler onlarin KALKANlaridir. Senn de kendi dunyanin ogelerini secmelisin artik. Bi savasci o bilinmedik ve amansiz guclerle karsilasiverir; cunku zaten onlari arayip durmaktadir. O gucler bi geliverdiler mi uzerine, apisip kalacaksin; yarigin aciliverecek, korkudan da yasamin ucup gidiverecek sen karsi koyamadan. O halde yapilacak ilk sey hazirlanmaktir. Bu guclerden biri karsina dikilir de yarigini acarsa, kendi kendine kapatmalisin yarigini. Bunu basarabilmen icin sana buyuk erinc ve zevk veren bir takim seyler bulman secmen gerekir; aklini korkundan uzaklastirmak ve yarigini kapatip kendini sapasaglam yapabilmek icin, bile bile kullanabilecegin seyler… Savascinin kalkanlarini olusturan seyler, nesneler YUREK TASIYAN BI YOLDAKI seylerdir. Bi savasci olmanin ilk kurali ise siradan insanlarin olumlerine kadar yapadurduklari IC KONUSMAYI kesmendir. Bunun icin once gozlerini biraz olsun rahatlatmak icin kulaklarini kullanmayi ogrenmelisin. Dogdugumuzdan bu yana dunyayi degerlendirmek icin gozlerimizi kullanmisizdir, bi savasci bunun farkindadir ve dunyayi dinler. Dunyanin sesine kulak verir. Bu dinleme isini buyuk bi sabirla yapmalisin. Dunya soyledir boyledir demeyi durdurursak, dunya da oyle soyle olmaktan cikacaktir. Sorun su ki, insanlarin yaptigi seyler, bizi cepecevre saran guclere karsi birer kalkandirlar. Bu seyler bize rahatlik verir, guven duymamizi saglar. Insanlarin yaptigi bu seyler dogrudur ve cok onemlidir; ama yalnizca kalkan olarak. Ne yazik ki siradan insanlar olarak ne yaptigimizi, bu seyleri hic ogrenemeyiz ve bunlarin yasamimiza egemen olarak yasamimizi yikmalarina goz yumariz. Hatta diyebilirim ki insanliga gore, insanlarin yaptiklari bu seyler dunyanin kendisinden bile buyuktur ve onemlidir. Siradan bi insan icin dunya bi giz olmamistir hic. Ve yaslaninca da, artik yasamasina bi neden kalmadi sanir. Yasli biri icin dunya tukenmis degildir, yalnizca insanlarin yaptigi seyler tukenmistir. Ama kafasi oyle karismistir ki sersemce, dunyada kendisi icin bi giz kalmadigini sanir. O kalkanlar karsiliginda odenen igrenc bir bedeldir bu! Bunu bilen bi savasci dunyayi sonsuz bi giz kaynagi ve insanlarin yaptigi seyleri de sonsuz bi sacmalik diye ele alir.