RUH HUZURU

İyi bir şeydir insanın uzaktan bakabilmesi hayata,
Ve anlayabilmesi hayatın kendini nasıl algıladığını,
Ayakta kalabilen, atıldıktan sonra tehlikenin kollarına,
Fırtınalarda ve rüzgârlarda yolunu bulabilmiş birisidir.

Ama güzelliği tanımış olmaktır daha da iyisi,
Bütün bir hayatın düzeni ve yüceliği olan güzelliği,
Harcanan çabaların zahmeti mutluluğun kaynağı olduğunda,
Ve bilmek, zaman içindeki onca zenginliğin adını.

Yeşillenmekte olan ağaç, dallarla örülü zirve,
Gövdenin üstündeki kabuğu saran çiçekler,
Tanrının doğasından gelme bir hayattır hepsi,
Çünkü üzerlerine eğilmiştir göğün bütün rüzgârları.

Ama meraklı insanlar kalkıp sorduklarında bana,
Bütün bunları hissedebilme cesaretinin anlamını,
Ne olduğunu kaderin, yücenin ve kazancın, derim ki
O zaman, hem yaşamak, hem de düşünmektir yaşadığını.

Kurgucular-Curiosalar

Dünyamız, gelecekte bol kanlı savaşlar hayal edebilen kurgucularla dolu ve üstelik bunun “gelecek” olduğuna inanmamızı bekliyorlar. Komik! sa

*

Tiyatro ve sinema, şamanın tedavi yönteminin uzantılarıdır. sa

*

-Deri nedir Sibel?
-Beni bütünden ayıran sınır.
-O halde?
-İsim deridir.

*

Sorunuzu netleştiremediğiniz takdirde cevapların karmaşık olacağı barizdir. sa

*

Büyük özen ve merakla incelemek demek, nerdeyse dayanılmaz olan ayrıntıya dalma eğilimine karşı koymak demektir. DJ
Çok anlaşılır ve basit duruyor değil mi? Oysa böylesi bi duruma ulaşmış insan (ölmüşler ve canlılar hepsi) şaşılacak derecede azdır.
Sebebi ise muhtemelen insanlardaki eski büyücü tarzının baskın çıkmasıdır.sa

*

Huxley

En büyük kitaplarından biri olan “Cesur Yeni Dünya”ya bir alternatif olarak yazdığı Ada adlı kitabı için girdiği derin araştırmaların inanılması güç boyutunu kendi ağzından yazdığı notlardan anlayabiliriz:
“Antik Yunan mitolojisi, Polinezya Antropolojisi, Sanskritçe, Çince veya Budist metinlerin çevirisi, bitki ve ilaç üzerine yüzlerce bilimsel araştırma makalesi ve sayısız deney raporu, nörofizyo

loji, psikoloji ve eğitim alanında yazılmış sayısız deneme ve araştırma yazısı… Bunun yanında aklınıza gelebilecek her türden absürt yeni ve eski kitaplar, şiir, eleştiri yazıları, seyahat kitapları, politik yorumlar ve her türden insanla yapılmış binlerce röportaj. Filozoflardan aktrislere, akıl hastalarından Rolls Royce firmasının yöneticilerine kadar… Şimdiye kadar araştırdığım bu notlardan yola çıkarak sanırım artık “Ada”yı yaratabilirim”

Sangomalar ve Görme

  • Afrikanın büyücü doktorları, birer bilim adamı, psikolog, parapsikolog ve sanatçıdırlar. Sangomalar ayrıca duru görücü, kahin ve teşhis koyucudur. Bizce yaratıcı olmak aynı zamanda şifa vermektir. Bir topluluğun yakınında güzel bir şey yaratarak o topluluğun tümünü iyileştirebilirsiniz. (Mutwa)

  • ÖÖ:  ”BİR ŞAMAN OLAN JİM MORRİSON Lisedeyken,Norman O.Brown’un Freud’un tezlerini toplumsal tarihe uyarladığı”Life Agaist Death” (Hayata Karşı Ölüm) adlı kitabından çok etkilenmişti.Brown’a göre ,insanoğlu arzularının bilincinde değildi,hayata düşmandı ve bilinçsiz olarak kenidni tahrip etmeye yöneliyordu.Baskı sadece bireysel nevrozlar değil ,TOPLUMSAL bir patoloji yaratıyordu.Jim’in tezine göre de , kitleler tıpkı bireyler gibi cinsel nevrozlara tutuluyordu;bu sapma,teşhis ve tedavi edilebiilinirdi.Morrison tezini sınamak istiyordu.Kampüste yapılan kalabalık bir toplantıda , yanındakilere şöyle demişti:” Bu kitleyi , gayet bilimsel bir şekilde psikolojik açıdan tahlil edebiliyorum.Sadece dörtümüz ,doğru bir tavır almak kaydıyla ,bu kitleyi TERS YÜZ edebiliriz , onları sağaltabiliriz, onlarla sevişebiliriz.ONLARI İSYAN ETTİREBİLiRİZ’
    Sibel Atasoy Bazı şeyler böyle net ve şüphesiz biçimde bilinebiliyor. GÖRMe denen şey budur gibi geliyor bana.
    ÖÖ: kurallar yasalar tanrılar ve sistemler tüm açımasızlığı ile bilinen yüzeylerde ( ya bilinmeyenler) hangi tür görme dış dünyasal mı yoksa sonsuzluğun arayışındaki görme mi ?
  • Görmek Bir Kum Tanesi’nde bir Dünya,
    Ve bir Cennet bir Yaban Çiçeği’nde,
    Tutmak Sonsuzluğu avucunda,
    Ve Ebediyeti bir saatin içinde.
    WILLIAM BLAKE ….
  • Berrin Yılmaz şüphesiz bilme hali de görmedir öyleyse… Görme, başka nasıl olur acaba diye gerçek bir soru geldi içimden… Yanıt da gelecektir bu noktada şüphesiz… görme göz ile değil diyordu Don Juan Castaneda’ya… Ama enerjileri görenler de var. hımmm… hımmmm…hımmmm… elcevap haydi elcevap 🙂
    ÖÖ: niyet ve arzu ile istemekle doganın içindeki enerji ile bu sağlanır ama inanç yoksa geri döndürmek zordur
    don juan carlos u bir kaç geri döndürür bilirsiniz

    Birşey gönderme durumum var ama biraz uzun buraya göndermem mümkünmüdür.

Kahramanlarım sanatçılar ve yazarlardır.

Röportajın yeni sanat biçimi olduğunu düşünüyorum. Sanırım oto-röportaj yaratıcılığın özü. Kendine sorular sormak ve yanıtlar bulmaya çalışmak. Yazarın yaptığı dile getirilmemiş soruları yanıtlamaktan başka nedir ki!
Tıpkı tanık kürsüsüne çıkıp soruları yanıtlamaya benziyor bu. Geçmişte olan bir şeye yeniden odaklanmak ve o anda ne yapmaya çabaladığını dürüstçe hatırlamaya çalışmak. Bu hayati bir zihinsel egzersizdir. Bir röportaj size genellikle zihninizle soruları yüzleştirme şansı verir ki benee sanat tam da bu demektir. Bir röportaj ayrıca bütün boşlukları kaldırma konusunda çabalamaya iter sizi.. Açık, dosdoğru, tam noktaya parmak basarak konuşmalısınız… gevezeliğin yeri yoktur. Röportajın öncülleri günah çıkarma kulübeleri, müsamereleri ve çapraz sorgulamalardır. Bir şey söylediğiniz anda onu geri alma imkanınız yoktur. İş işten geçmiştir. Gerçekten varoluşçu bir andır bu.
Sanat ve edebiyat oyununa sıkı sıkıya sarılmış durumdayım, kahramanlarım sanatçılar ve yazarlardır.
Her zaman yazmak istedim, ama hep eğer el kaleme uzanıpta benim birşey yapmam gerekmeden kendi kendine hareket etmeye başlamazsa yazdıklarımın pek bir anlamı olmayacağını düşündüm. Tıpkı otomatik yazın gibi. Ama bu hiçbir zaman gerçekleşmedi.Elbette birkaç şiir yazdım. Beşinci ya da altıncı sınıftayken “The Pony Express” adında bir şiir yazmıştım. İlk hatırladığım o. Balad türü bir şiirdi. Ama bir türlü biraraya getiremedim yeniden.
Sonra lisedeyken yazdığım “Horse Latitudes” var. Lise, üniversite ve sonraki yıllar boyunca nedenini bilmeden defterler tuttum -belki de akıllıcaydı- sonra hepsini attım… Her Allanın gecesi o defterlere birşeyler çiziktirirdim. Ama eğer onları atmamış olsaydım, belki de hiçbir zaman özgün birşeyler yazamayacaktım, çünkü o defterlere yazdıklarım, okuduğum ve duyduğum şeylerin uzantılarıydı, kitaplardan yapılma alıntılar gibi. Eğer bu defterlerden kurtulmasaydım hiç özgür olamayacaktım.Gerçek şiir hiçbir şey söylemez sadece önünüze olasılıklar açar. Tüm kapıları açar. Size uygun kapılardan birini seçerek içeri girersiniz.
Şiirin beni bu kadar çekmesinin nedeni de bu zaten – çünkü içinde sonsuzluğu barındırır. İnsanlar varoldukça, kelimeleri ve onların kombinasyonlarını hatırlayacaklardır. Şiir ve şarkı dışında hiçbir şey bir katliamdan kurtulamaz. Kimse bir romanın tümünü hatırlayamaz. Kimse bir filmi, bir heykeli, bir resmi tasvir edemez, ama insanlar varoldukça şarkılar ve şiirler de sürecektir.
Eğer şiirimin ulaşmak istediği bir nokta varsa, o da insanları görme ve hissetmenin sınırlı yollarından kurtarmaktır.