Pekçoğunuz böyle bir yazıya aşina olmayabilirsiniz, keza konu çok spesifik. Ama dinleyin. Burada bahsi geçen baketbolun dünyanın sözde en üst düzeyde oynanan ligi, NBA olduğunu hatırlatmak isterim. Geç Jordan dönemini ve O bıraktıktan sonra gelen dönemi yakalamış biri olaraktan, Amerikan basketbolunun dişli dünyasının nasıl yavaş yavaş gösteri dünyasına dönüştüğünü tecrübe etmiş bulunuyorum.
Fransız filozof Guy Debord “Gösteri Toplumu” adlı eserini yazdığında yıl 1967 idi. Kendisi daha o yıllarda kapitalist üretim ilişkilerinin bambaşka evreye, bir gösteri evresine dönüştüğü ve bunun toplumların büyük bir çoğunu etkileyeceğini düşünüyordu. Nitekim gösterinin anavatanında oynanan basketbol, geç de olsa bu evreden etkilenecekti. Bahsettiğim pon pon kızlar ve ya seyirciye yönelik boktan devre arası interaktif aktiviteler değil, bizzat oyunun kendisinin dramatik bir şekilde seyircileri coşturmaya yöneldiğini vurgulamak isterim. Beni üzen de bu gösterinin, sporun bizzat kendisine sirayet etmesi.
