………..9876
Kapıyı iyi giyimli bir kadın açtı bize. Evde yoktun çünkü ışıklar yanıyordu hem de
Hepsi…
Mutfaktan reçel kokusu geliyordu…(YERBÖCEK sonraları vişne kokusu
olduğunu söyleyecekti duyumsadığımızın.)
Kadına seni sormadım, kadın bize hiç gülümsemedi.
Lunaparktan çaldığımız çarpışan otoyla o kenti terk ettik. …
YERBÖCEK içindeki ilk cini o vakitler düşürmüştü bir mevsimden diğerine uzarken
Zaten rüyalarımız eksilmese ikimiz de fark etmeyecektik.
CESEDİN BAGAJDA ŞARKI SÖYLEDİĞİNİ İLK DUYDUĞUMUZDA ÖLDÜĞÜMÜZÜ DÜŞÜNDÜK
VE BU BÜYÜK BİR HUZURDU.
Büyük naylon torbalarda ağzı sıkı sıkıya bağlanmış gülüşler bekliyordu az ilerdeki çöp bidonlarının yanında. Bir çöpçü değse ölecekti. Patlamaya hazır, pimi çekilecek gülüşlerdi. Bagajdaki ceset git gide sinirimizi bozuyordu. Zaten seni bulamamıştım ve sol gözüm sürekli kanıyordu. YERBÖCEK sürekli içiyor içtikçe daha çok arabaya çarpıyordu. Lunaparktan çalınan çarpışan oto hayatımızın bir lunapark olduğuna inanmıyordu.