Kayık ve Ayık

Elimde ne yapacağımı bilmediğim derin bir boşluk var. İçine ne doldurmak istediğimi bilmediğim, hatta d-oldurulması gerekip gerekmediğini de bilmediğim!

Şu an ve burada durum böyle. Bir sonraki anda ne olur onu da bilmiyorum.

Eskiden ne çok şey biliyordum! İtiraf edeyim ki onun da kendine göre güzel bi tarafı vardı. Rahatsızlık veren tarafı ise sürekli bildiklerin konusunda haklı çıkmak gayretini göstermekti sanırım. Üstelik bildiklerinden tam olarak emin de olamıyordun, içinde hep (farkında ol ya da olma) küçük bi şüphe oluyordu. Bu da insanı sürekli konuşmaya ve başkalarını ikna etme yoluyla kendini inandırma çabasına dönüşüyordu. Yorucuydu. Yine de zevkliydi 🙂

Hatırlıyorum da ne kadar açgözlüydüm. Hahahahahahaha

Öğrenmeye ve bilmeye doyamıyordum. Sanki öğrenilecek şeyler çok ama sınırsız değildi oysa ben sınırsızdım. Her şeyi bilmeye zamanım, yeteneğim ve isteğim vardı. Artık buna oburluk mu, azgınlık mı yoksa sadece saflık mı denir bilmiyorum. Önemli de değil o kadar.

Yeterince ve İfrat, Üstelik aşk

Aslında insanın bünyesi hatta bütünlüğü kendin için yeterinceyi fevkalade biliyor ve bu aşılacak olursa hemen uyarı sinyali gönderiyor. Örneğin ben günde 12 saat bilfiil çalışan biriyim, sürekli okuyor ve yazıyorum. Zevkle yaptığım için bi bıkkınlık yorgunluk fark edemiyorum ancak bünyem kapasitenin aşıldığı durumlarda hemen sinyal ediyor, eğer onu duymazdan gelirsem bu kez ağrıyla sancıyla uğraşmak durumunda kalıyorum. Oysa sinyalin geldiği ilk an mola versem her şey tıkırında olacak 🙂
Sevdiğimiz şeyleri yaparken ifrata kaçma tehlikesiyle karşı karşıyayız, bütün konular için geçerli 🙂

**

Aşk taş gibi durduğu yerde beklemez,tıpkı ekmek gibi yapılmalıdır; hep yeniden yapılmalı, taze tutulmalıdır. u.k.l.Guin

Kadınlar aşık oldukları adamlarla evlenmez genelde, çünkü anneleri aşkın karın doyurmayacağını öğretmiştir. Bu durumda bi tek aşkını eyleme dönüştürebilen erkekler kalıyor fakat onların büyük çoğunluğu da aşık olduklarıyla evlenmeyi kendine yasak etmiş kadınlarca avlanıyor. Böylece durum sevinçten ve yaratımdan uzaklaşıyor, kurum kurum kurumsallaşıyor!

İspatsız İnançlar

Bu başlık altına, asla ispatlanamayacağını bildiğiniz buna rağmen inandığınız şeyleri yazalım. Ateist, teist, agnostik, deist, pagan, şaman farketmez her insanın inançları vardır. Bu inançlardan bazıları ispatlanabilir olur bazılarına ise öyle sıkı sıkaya bağlı oluruz ki ispatlandığını veya ispatlanabileceğini sanırız.

Çok az insan hem bir inanca sahip olup hem de bunun ispatlanamayacağını düşünür.

İnsan doğulmaz olunur galiba

Günaydın frekanslarrr, sesiniz sedanız çıkmıyor. Ben de Jung dedenin vizyonlarına gömüldüm, insan olmak pek zor bi zanaat gerçekten, hala bu fikrim sürüyor.
İnsan olmamak mümkün müydü diye soran biri olur muydu buralarda bilmiyorum, neyse içimdeki bi ses sordu ve ben mümkündür dedim ama fiziken insan doğan bi varlık ara dünyalarda bi yerde binlerce farklı isim alabilecek çeşitlilikte varlıklar olabilir geliyor bana.

YENİ’den DOĞAnlar Kulubü söylediklerinize tümüyle katılıyor ve izninizle bir ilave de yapmak istiyorum. acaba dünyada yaşayan bunca milyar insan henüz “insan” evrimini tamamladı mı? yoksa denizden karaya çıkan canlıların milyonlarca yıl süren evrimleşme sürecinde olduğu gibi henüz arada bir yerde miyiz? “insan olma” derken salt bilinen ahlaki anlamda söylemiyorum bu sözü..sevgiler.

YERBÖCEK X

………..9876
Kapıyı iyi giyimli bir kadın açtı bize. Evde yoktun çünkü ışıklar yanıyordu hem de
Hepsi…
Mutfaktan reçel kokusu geliyordu…(YERBÖCEK sonraları vişne kokusu
olduğunu söyleyecekti duyumsadığımızın.)
Kadına seni sormadım, kadın bize hiç gülümsemedi.
Lunaparktan çaldığımız çarpışan otoyla o kenti terk ettik. …
YERBÖCEK içindeki ilk cini o vakitler düşürmüştü bir mevsimden diğerine uzarken
Zaten rüyalarımız eksilmese ikimiz de fark etmeyecektik.

CESEDİN BAGAJDA ŞARKI SÖYLEDİĞİNİ İLK DUYDUĞUMUZDA ÖLDÜĞÜMÜZÜ DÜŞÜNDÜK
VE BU BÜYÜK BİR HUZURDU.

Büyük naylon torbalarda ağzı sıkı sıkıya bağlanmış gülüşler bekliyordu az ilerdeki çöp bidonlarının yanında. Bir çöpçü değse ölecekti. Patlamaya hazır, pimi çekilecek gülüşlerdi. Bagajdaki ceset git gide sinirimizi bozuyordu. Zaten seni bulamamıştım ve sol gözüm sürekli kanıyordu. YERBÖCEK sürekli içiyor içtikçe daha çok arabaya çarpıyordu. Lunaparktan çalınan çarpışan oto hayatımızın bir lunapark olduğuna inanmıyordu.