Entegral üzerine bi sohbet

  • Murat Uhrayoğlu Yani demek ki, herşeyi toplumlar ve marks’ın öngördüğü gibi, sınıfları dahil birleştirip parçalarına ayırmak teorik olarak mümükün anlamına gelir ki, modern anlamdaki yorumu, sosyalizm ve sosyo-ekonomi’de ve hatta mikro-iktisatta bunun uygulamaları mevdut olduğu görülür.. Daha özel anlamda psikolojik yorumu ise, tüm yaşamış olduğumuz hayatımızın (egomuz), kendi hayatımızın bu genel çözümlerden (süperego veya toplu bilinçaltı) kendi seçmiş olduğumuz özel değerlerin verilmesinin bir integrali olduğunu da düşünebiliriz..
  • Sibel Atasoy Evet şimdi anlaşılır oldu teşekkürler. Tabi bu brleştirip ayrıştırmaişi bildiğimiz dünyanın tüm oyunlarını kapsayan üst oyun olagelmiştir. Kendimizi zeki bulmak için bu işlemlere ihtiyaç duyuyorduk muhtemelen, merakımız ve bu motivasyon bizi yaşadığımıza ve değerli olduğumuza bizi ikna ediyordu. Sizce bundan sonra da bu motivasyonu derinleştirerek sürdürecek miyiz yoksa başka şeyler mi bekliyor bizi?
  • Murat Uhrayoğlu Evet yapboz şekline bir oyun teorisi aslında her şey. ama burda bir nokta var: Oyunun kurallarını kendimizin belirlkemesi bekleniyor birisi tarafından ve oyun genel anlamda izleniyor dışarıdan. Ama sebebi ne: bunu bilmek mümkün değil, çünkü oyunun dışına çıkamıyoruz..
  • Sibel Atasoy Oyunun dışına zaman zaman çıkabiliyoruz, rüyalarda vizyonlarda. Mesele oradaki değişik algıyı oyuna döndüğümüzde hatırlayabilmekte. İşte kendini disipline etmek de bu yüzden hayati. Ben bilmediğimizi söylediğiniz sebebi tahmin ediyorum fakat oyun içndeyken bundan tam emin olmak da tehlikeli

  • Murat Uhrayoğlu

    Bunu bir somut örnekle anlatayım 2002 yılında bir grafik firmasında galaksi isimli bir çocuk oyunu tasarlamıştım. Oyun uzaydaki belirli galaksileri ilerleyerek ele geçirme üzerine kurguluydu. Spiral şeklindeki kendi üzerine kapanan bir sarm…Devamını Gör
  • Murat Uhrayoğlu Peki rüyalardaki görümlerin oyunun dışı olduğunu nereden bileceğiz? Çünkü onlar günlük hayatın işlemesiyle bilinçaltımıza giriyor, oysa bence dışarısı evrenle ilgili bir yer olmamalı, yani tanımlanması mümkün olmayan bir bölge olmalı?

  • Sibel Atasoy Katılıyorum.Ben de tam bizi izleyenler kim diye sormaya hazırlanıyordum. rüyalarda tanımlı ve yarı tanımlı diyebileceğmiz farklı bölgeler var, tanımsız bölgeye ise gitsek de bişey getiremiyoruz. Yani hatırlayamıyoruz böylece onu dünyanın malı haline sokamıyoruz
  • Murat Uhrayoğlu he bende o noktayua gelmiştim işte, çünkü evrenin bizden çok daha gizemli bir üst boyuttaki şuurlu varlıkları içermesi gerekiyor ve bu da bir izlenmeyle sonuçlanmalı bence, çünkü daha bilişnçli olan az olanı kontrol eder, örneğin: hayvanlar ve biz gibi. yani bu tanımsız bölge ile hiç bağklantı kuramıyoruz o zaman somut olarak? bunu mu kastettiniz?
  • Sibel Atasoy Aynen öyle, bilinç yolculuğunun insan ömrüyle kıyas kabul etmeyecek bi yolu olmalı ve böylece söylediğiniz çıkarsamayı yapmamak için bi engel yok. Aslında her şey frekanslarla ilgili. Bunu yıllardır hissediyor ve biliyorum. Örneğin rüyada ya da alacakaranlık bölgede farklı bir frekansa kaydığınızda bir hayvanla rahatça aynı dili konuşor gibi anlaşabiliyorsunuz.
  • Murat Uhrayoğlu Mesela size bir sorayım: Hiç yeterince gerçek olduğunu düşündüğünüz bir rüya oldu mu? Bence gerçeklik te bir derece göreceli neye göre ne gerçek esas sorunda bu zaten!
  • Sibel Atasoy Tanımsız bölgeyle her an temas halindeyiz fakat bilincimize alabilmek en küçük ölçü birimi neyse onu ve ancak binlerce yıl yaşamakla mümkün oluyor
  • Murat Uhrayoğlu Peki buna göre ölüm ve sonrası nasıl bir şey sizce? Şu kutsal yazılar filan ne derece doğruyu sölüyor, mesela bunu hiç bir zaman deneyimleyemiyoruz..
  • Sibel Atasoy bütün rüyalarımı gerçek gibi yaşıyoru ben, orada çok müfredatlı dersler ve çalışmalar yapılıyor ancak -belki kişisel olarak benim tercihimle- detaylarını hatırlayamıyorum. Fakat etkilerini hayatımın her anında görmek mümkün
  • Murat Uhrayoğlu Şöyle söyleyeyim ben mesela çocukluğumdan veri kuran tevrat incil neredeyse tüm kutsal metinleri okudum, araştırdım. Fakat bir gün düşündüm ki, yaratıcı neden tüm bunlara gerek duyuyor, yani evren neden var. Oysa onun buna ihtiyacı yok görülüyor, çünkü soınsuz. O zaman insan kendi varlığından da şüphe ediyor. Yani düşünün her şey zamanla yok olup gidiyor. Bunda ne gibi bir üstün amaç olabilir ki?
  • Sibel Atasoy Murat bey, her şey onu deneyimleyene yüzdeyüz doğrudur. Fakat insanlık özellikle yazının icadıyla AN’dan koparılmıştır bu sebeple EYLEM (ki bana göre ilahi olanın bir bacağı-fact)ikinci plana düştü ve insnlar 115 inci ağızdan kulaktan kulağa oynamaya başladı. Bu uzun ve acıklı bir öyküdür. Çok yazdım ben bunları. İnsan bilinmeyenden korktuğu için, onu ister istemez şekle sokar, mümkün olduğunca kendine benzetir. Bu sebeple gerek animistik çağda gerekse onun devamı tek tanrılı dinlerde tanrı/lar insana benzerller 🙂 Onlar gibi arzuları, korkuları, merhamet ve gazapları vardır. Bunu anlamak o kadar da zor değil
  • Murat Uhrayoğlu

    yani insanlık tarihi saklanıyormu bizden. Ben özellikle çok aydın bir bilim insanı olarak gördüğüm newton üzerinde çok araştırma yaptım. Newton sürekli fizikten çok eskli antik bilgeliklere başvurmamızı söylüyor hakikati anlamamız için, pla…Devamını Gör

    Sibel Atasoy bu soruları ben de gençken çok sordum 🙂 Şimdi cevabı biliyorum ama söylesem de faydası olmaz çünkü çok basit! İnsanoğlu karmaşık şeyler istiyor ki onu çözebildiğinde kendini değerli hissedebilsin. Gerçekten de oldukça sakatlanmış bi özle karşı karşıyayız ve bunun için yapılabilecek bişey yok

  • Murat Uhrayoğlu ve acaba bu sır insanın kendi içindeki saklı olan bir enerji formunda mı? Bunu bir ara ciddi olarak düşündüm ama insandaki enerji bölgelerinm yani şu uzak doğunun çok eski metinlerindeki çakraları bilmekten geçtiğini düşünüyorum bence insan evrendeki en müthiş makine ve o sırrı açabildiğinde sonsuz enerjili bir elektrik trafosu gibi çalışan bir makine bence.. basitlik diyorsunuz siz? Çok ilginç, ben hep tersini düşünmüştüm.. zamanınızı almıyorum değil mi sibel hanım? aslında bunlar hep bir uzmana sormak istediğim konular ama pek muhatap bulamamıştım, sizin fikirleriniz bu konuda değişik geldi bana…
  • Murat Uhrayoğlu Teşekkür ederim, bu kısa sohbete katıldığınız için çok memnun oldum, tekrar görüşmek üzere, fikirlerinizden istifade edeceğim..

  • Sibel Atasoy bi telefon girdi araya pardon
  • Murat Uhrayoğlu tamam devam edebiliriz, basitlikte kalmıştık sizce neden basitlik bu kadar önemli?
  • Sibel Atasoy Cevap çok basit demiştim.
  • Murat Uhrayoğlu evet ama açmadınız orasını ve sizce evren de basit mi, yani matematikle anlaşılabilir mi? çünkü ben buna yönelik bulgular elde etmiştim, newton da bu yönde düşünüyor?
  • Sibel Atasoy ben bi soru geldiğinde o an cevabı görürüm şu an hatırlamıyorum yeniden sorulması lazım. newton şükphesiz çağına göre çok ilerdeydi ama kuantumdan sonra artık daha farklı düşünmeye başladık
  • Murat Uhrayoğlu basitlik demiştim neden önemli ve evren gerçete basit mi, yani 5 duyuyla anlaşılabilir mi? Çünkü çok zaman bunu gözden kaşırıyoruz, özellikle ben
  • Sibel Atasoy Bi ara şu yazı aklıma gelmişti tlf araya girmeden belki göz atarsınız https://blog.sonsuz.us/?p=5403 benim yazdığımı unuttuğum binlercesi var böyle )

  • Murat Uhrayoğlu Kuantumla birlikte maddenin enerji formunu anladıkm, ama onun da anlaşılamayan yönleri yok mu sizce, yani herşeyi tam açıklayabildi mi?
  • Sibel Atasoy beş duyu yetersiz.ben tatmin oldum
  • Murat Uhrayoğlu kesinlikle bunu bekliyordum vevap olarak fakat newtona ka
  • Sibel Atasoy asllında cevabı sizde buldunuz ama bu kadar basit olmamalı diyorsunuz
  • Murat Uhrayoğlu kadar bilim dünyasını n 5 duyuda takılı kalması belki de antik felsefeden bize miras kalan bilgeliklerin anlaşılmasını engelledsi, veya birileri engelledi düye düşünüyorum, çünkü dünyada hep birilerinin çıkar amacı güdülmüş tarihte onu gmörüyorum,,
  • Sibel Atasoy Zihinin, insana sonradan ilave edilen bi aksam olduğunu düşünüyorum. Eğer onu bi makine olarak görüyorsak ki öyledir. Zihin ya önceleri yoktu ya da aktif hale gelmemişti. Ki ayna nöronları da daha sonra aktiflendi
  • Murat Uhrayoğlu

    Okudum, yazınınz çok güzel anlatıyor aslında meseletyi. şu giden ve dönen için yorumunuz newton’un dünya felsefesindeki şu ifadesine benziyor diyor ki: “Her ne kadar madde ve ruh içi içe görünse de evden dışarı çıktığınızda, hep o beklediği…Devamını Gör

    şu akıl yürütmeniz de ilginç: Ve şu soruyu yöneltiyorum: “Ne olduğuna bi türlü karar verilemeyen büyük montanlı bilgiler, dönenlerden gidenlere aktarılıyor olabilir mi?”

  • Sibel Atasoy o katı çarklar var ancak onu o hale getiiren milyarlarca insanın iradesidir ve bunu da anneler yapar! Artık maalesef mi yoksa Allahtan ki mi dersiniz bilemem. evet aniden inen bilgiler, bunlar moral-ahlak anlamında da olabilir bilimsel de teknolojik de ya da sanatsal da olabilirler, tarih ve şu an bu gibi montanlı inişlerle dolu
  • Murat Uhrayoğlu ama bazı aydınlar onları kırmış tyarih içinde ve genelde evren üzerinde felsefeyle düşünülerek yapılıyor bu zannedersem, zaten bu yüzden birleşik bir alan teorisinin peşine düşmüştüm ki, gerçekten 11 yıllık bir çabadan sonra evren hakkında kuramlar oluşturmaya başladım, ama dediğiniz tüm o çarkları kırdıktan, hatta anne baba ve dini olanları da sonra başladı herşety gelmeye..
  • Sibel Atasoy kuntumun ana felsefesini iyi anlamak lazım
  • Murat Uhrayoğlu bence çarklar toplumları katı bağnaz kuralları ve önyargılar ile yasakçı zihniyetler olsa gerek, çünkü etrafımızda öylesine çok ki ama hiç kimse de bunları yadrgamayı düşünmemiş, o yüzden derine inilemiyor bence, çünkü düşünmek öğretilmiyor. Dolayısıyula, düşünmeden de bilim ve felsefe yapmak kolay olmuyor.. sadece eski sabit kurallar okullarda ezberletiliyor, örneğin kuantum kuramını kaç öğrenci tamö anlayabiliyor, veya anlamak için ne lazım onuyda bilmiyor
  • Sibel Atasoy kuvvetleri yalnızca fizik kanunları olarak görürseniz birleşik alan teorisini bulsanız da işine yaramaz bence. Mesele onu kendinize, insani bütünlüğünüze tercüme edebilmekte…siz yapın 🙂 bırakın başkalarını. Çünkü bunu yapabilmek için gereken herşeye sahipsiniz
  • Murat Uhrayoğlu Evet tabi aslında toplumu yargılamak easas iş olmamalı. Esası töze ulaşmak esas sonsuz öze yani. Tabi bence kuantum kuramının en dip noktası artın evrenin bittği nokta ve sonrasında paralel evrenler başlıyor, fizik bilgimiz bu 5. boyutun sınırına kadar matematik olarak, sonrası metaya girdiği için bilim felsefesi hep bu konuda belirsiz kalmış, tanrıyla sonlandırmak zorunda kalmıştır bu konuyu..
  • Murat Uhrayoğlu Ben zaten onu bulduğuma inanıyorum, ama anlatacak kimse olmayınca anlaşılmaz bir kağıt yığınına dönüşüveriyor, mesele burada işte ve bu nokltada yine toplumu yargılamaya geri döndük, yani başa..
  • Sibel Atasoy Yol hem yok hem de sonsuz
  • Murat Uhrayoğlu ikisi nasıl birlikte olabiliyor ki?
  • Sibel Atasoy sizi anladığımı sanıyorum 🙂 Ben her daim sizi dinlerim. Aramayı bırakırsanız sadece şu an ve burası var yani nokta, yol filan yok. Aramaya başlarsanız sonsuzca yolunuz var. Her bulduğunuz yalnızca sizin için olacak ve nihai olmayacak
  • Murat Uhrayoğlu Ben de öyle çünkü şu an aynı lisanı konuşabiliyoruz, seviyemiz< öyle, zaten önemli olan da bunu yakalayabilmek, inanın çok kişi bu seviyenin çok altında. Zaten sonsuzu düşündüğünüzde sorun başlıyor, yani yol hem bitmiyor ama sürekli gün içinde tekrar ediyor, veya farkında olmadfan daha mükemmele mi gidiyoruz. O da belli değil, mesela ben her geçen gün bilgeleştiğimi hissediyorum, ama ifade edemiyorum bunu..
  • Sibel Atasoy evrilmek zorunlu mu diye bi yazım vardı, geçenlerde bi yerde rastladım 🙂 benim sitede aratırsanız bulursunuz. hiç zaman yitirmeden kuantum çalışmanızı öneririm. Dinler ve tarih ve fizik çalıştığınıza göre orada tamamlanmanız olasıdır, kimbilir
  • Murat Uhrayoğlu evet çok güzel bir başlık, evrilmek zorunlu mu? Doğru gibi sanki. Çünkü bir düşünün hep en iyisini istiyoruz ama çoğu zaman hayal kırıklığı olsa da bir müddet sonra, hediyeler devam ediyor, daha iyisi geliyor. Ben mesela hayatım boyunca bu hediyeleri hissettim mesela yazdığım kitapları bir hediye olarak gördüm, bilgelik hediyeleri.

  • Murat Uhrayoğlu Ama bir nokta var ki, oraya ulaşamadım, o kayıp halka işte o tarihi an onu yakalamak zor, newton ve einstyein yakalamış, burada ise çok büyük bir sıırra ulaşmak gerektiğine kanaat getirdim sonunda
  • Sibel Atasoy son zamanın entegal düşünür/bilginleri artık bilincin ve bilgeliğin evrim olduğu konusunda birleşiyorlar. ‎”çok büyük bir sır” demeyin, çünkü bu sizi geriletir. Yani bilinçaltınız yorgun düşmüşse ve dinlenmek istiyorsa mania’yı büyütür ki, hepten göze alamayıp geri çekilesiniz diye)
  • Murat Uhrayoğlu kesinlikle, artık materyalist evrim bitti yeni bir çağa yani bilinç çağına giriyoruz, bilinçlerimiz yükseltilecek. Tabi burada eğitim temel olsa da her insanın kendinin yolu bulması bekleniyor, dış izleyiciler bunu bekliyor bu çağda. YUani bizim imtihanımız kendi evrilmemeizde. Tabi belki de büyük dseğilk ve çözdük aslında, bunu da bilmiyorum şu an ama geri çekilmemem gerek çünkü basamaklar yükseldikçe arkanıza bakamıyorsunuz. Bu sizi gerileti, hep ileri gitmeniz lazım,
  • Sibel Atasoy hayat kendine karşı bi meydan okumadan ibaret, şimdi izin rica edeceği bugün onaltı saattir ekrana bakıyoru, gözlerim diinlensin, sohbet için teşekkürler
  • Murat Uhrayoğlu Tabi bu durumda sır piramitin en üstündeki son taş ama oraya ulaşmak kolay değil, bsamaklarda dinlenebiliyorsunuz ama yol devam ediyor, tabi kendi içinizde..Yani belki de sır kendi içimizde, mevlana buna işaret ediyoor hep..
  • Sibel Atasoy şüphesiz. iç ve dış basit bi manevrayla oluşturuldu
  • Murat Uhrayoğlu Peki ne demek efendim, ben çok teşekkür ederim bu güzel söyleşi için, inşallah daha sonra devam ederim, sağlıcakla kalın iyi geceler..
  • Sibel Atasoy klein şişesi bile bu manevra yanında çok komplike kalır

  • Murat Uhrayoğlu Çok güzel yorumladınız, harika..Sibel Atasoy ama nedir diye sormuyorsunuz
  • Murat Uhrayoğlu peki nedir:)
  • Sibel Atasoy iyi geceler
  • Murat Uhrayoğlu kesinlikle mükemmel efendim, iyi gecele tekrar görüşmek ümüdiyle..

Ses ve animistik dönem

Sesi, bir insanın frekansını gösteren araç olduğuna göre, en az koku kadar önemli olmalı hayatımızda ve bunun ilmini bilmini öğrenmliyiz eğitim hayatımızda. Bu sadece sesin sahibini ilgilendiren bir konu değil, o sesi duyanların tamamını eğip-büken bir büyü aynı zamanda. Büyü filan diye modası geçmiş kelimeleri kullanıyorum bazen çünkü dünyada müthiş bir animistik dönem özlemi oluştu. Ve bu durum Amerikadan tüm dünyaya buram buram yayılıyor. Bu değişimi izlemek ilginç geliyor bana.

Belki nativ amerikalılar öçlerini almaya dönüyorlardır.

  • Turan Erdal Duyu organlarinin biraz körelmesi sunni kentlerde pek ihtiyacimiz olmadigindan olabilir mi?
    Sibel Atasoy Eğer sizin bireysel tarayıcılarınızla yaptığınız bişeyi birileri teknolojik aygıtlarıyla ufak -ya da büyük-bedellerle yapıyorsa siz de buna uyum sağlıyorsunuz muhtemelen, malum hücrelerimiz gibi en az enerjiyle aynı işi sağlayacağımız durumlara otomotaik bi eğilimimiz var
  • Murat Uhrayoğlu belki şu 21 araklıkta geçebilir böyle bir döneme
    Turan Erdal Yani sen bunun nedeninin biraz da olsun tembellikten oldugunu söylüyorsun
    Sibel Atasoy evet neden olmasın. Fizik kanunlarıda bunu söylüyor, neden biz bunun dışında olalım
  • Turan Erdal Yasamak demek basli basina fizik kanunlarina bas kaldirmak demektir. Eger entropiye kendimizi vermis olsaydik yasamak mümkün olmazdi. Her yeni ögrenim sanki fizik kurallarina bas kaldirmak gibi birsey. Yasamak icin biraz da “anarsist” olmak gerekir galiba.
    Sibel Atasoy Murat, yıkanılan bir nehrin suyu her zaman değiştiğinden aynı nehirde yıkansan da aynı olmayacaktır, işte zaten YENİ’nin mucizesi böyle bi şey eskiyi kapsar ama farklı da bişeydir. Yeni animistik dönem, Her şeyin Teorisinde adı geçen Entegral dönem olacaktır. Ki bu holistik devre için nekadar süreceği belli olmayan bir ara dönemdir muhtemelen
  • Murat Uhrayoğlu interval derken eski antik bilgilerin hepsini içine alacak, ama geçiş yaparken de modern günlük bilgiyi, örneğin insanoğlunun son 300 yılda elde ettttği fizik veya matematik bilgisi birikimini de evrimleştirerek içerisine alacak şeklinde mi diyorsunuz.. mesela tıp bilgileri de benzer mantıkla düşünülebilir..
  • Sibel Atasoy Enterval diye yanlış söylemişim pardon entegral olacaktı. Ve şu anlamda kullanılıyor:Entegral: kelime bütünleme, bir araya getirmek, birleşmek, birleştirmek, kapsamak anlamına gelir. Aynılık anlamında değil, renkleri, gökkuşağı renkli insanların zikzaklarını, bütün harika farklılıkları tekdüze hale getirmek anlamında değil, genelde Kozmos anlamındadır. Sanata, ahlaka, bilime ve dine meşru bir yer veren daha kapsamlı bir bakış edinmek ve bunların hepsini Kozmik kekin sevilen dilimleri haline indirgemeye çalışmamaktır.

    Ve bu dönemi Ken Wilber ve insan bilinci projesinin araştırmacıları şöyle tanımlıyor: Entegratif:
    Hayat, doğal hiyerarşilerin, sistemlerin ve formların bir kaleidoskopudur. Esnekliğin, kendiliğindenliğin ve işlevselliğin çok büyük önceliği vardır. Farklılıklar ve çokluklar bağımsız, doğal akışlarla birleştirilebilir. Eşitlikçilik sınıflandırmanın doğal dereceleriyle ve mükemmellikle tamamlanabilir. Bilgi ve uzmanlık gücün, statünün ya da gurup duyarlılığının üstünde olmalıdır. Yürürlükte olan dünya düzeni realitenin (mimlerin) farklı düzeylerinin ve dinamik spiralde yukarı aşağı hareketin kaçınılmaz düzeneklerinin var olmasının sonucudur. İyi yönetim, giderek artan karmaşıklık düzeylerinde niteliklerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır

Savaşçı gibi yaşamak

Savaşçı gibi yaşamak, alçak gönüllülüğün mihenk taşıdır. Bi yere varmayı, olmayı ummaz bi savaşçı. Çok naif bişeydir savaşçı olmak. Sonlu olduğunu bilmektir, yapabileceğinin en iyisini yapmış olmanın gönül huzurudur. Bi savaşçı tarihe adını yazdırmakla ya da rüyada farkındalıkla bile özleşleştirmez kendini, bilinmeyene dair şeyleri ya da başkalarının deney sonuçlarını değişmez gerçeklermiş gibi edinmez özüne, dinler, şaşırır, sevinir.. Pırıl pırıl gözlerle yaşar ve ölür. Biraz duygusallaştım mı ne 🙂

Nedir savaşçı? Tıklayınız

*

Dünyanın doyumsuz müziği, paella ve beş gündür bitiremediğim bi şişe şarabın kalan yarım kadehiyle bilmem neyin kutlamasını yapıyorum! Buldum sağlığın ve güzelliğin. Geldik gidiyoruz çözemediğimiz bu dünyanın güzelliğine, gizemine…

Bu kadar güzel müzikleri nasıl yapıyorlar, böyle güzel resimleri nasıl boyuyorlar! Bunlar ne kadar güzel, yetenekli duyarlı insanlar aklım sırrım ermiyor.

*

Gençken sıkı bi deterministtim. İnsan ne oldum değil ne olacağım demeliymiş. Çok sevdiğim bi arkadaşım vardı çok güzel sohbetimiz olurdu fakat bi huyundan illet getirirdim. Bi şeyler anlatır tespitler yapar, ben de “peki neden” diye sorduğumda nedeni olması lazım mı diye karşı çıkardı. Ben de nedenlerini bulmaya ya üşeniyorsun ya da gizemli olmak hoşuna gidiyor derdim.

Şimdi nedensellik yok mu diyorum? Yooo
Sadece nedenselliğin bir geçmiş uydurmak mecburiyetinden kaynaklandığını söylüyorum. Hayat oyunu başka türlü bu denli hızlı serpilip büyüyemezdi.
Dünya öyle bir noktada ki, bilimden dönmek dinden dönmekten zor.

Entegral Bakışa Uyumlanmak(EBU)

Sibel Atasoy’la yepyeni bir çalışmaya başlıyoruz.
DanışCan’larla buluşma zamanıdır artık 🙂
Çalışmalar bireysel olup, eğer dilenirse (aile, eş, çocuk, sevgili) 2 ya da 3 kişiyle de birlikte çalışmalar yapılabilinir.Sibel Atasoy der ki;
…
“Entegral Nedir: Kelime bütünleme, bir araya getirmek, birleşmek, birleştirmek, kapsamak anlamına gelir. Aynılık anlamında değil, renkleri, gökkuşağı renkli insanların zikzaklarını, bütün harika farklılıkları tekdüze hale getirmek anlamında değil, genelde Kozmos anlamındadır. Sanata, ahlaka, bilime ve dine meşru bir yer veren daha kapsamlı bir bakış edinmek ve bunların hepsini Kozmik kekin sevilen dilimleri haline indirgemeye çalışmamaktır.DanışCan Nedir: Danışanın canım olduğunu anlatan bileşik kelime.”

Entegral Bakışa uyumlanmak – Bireysel çalışma içeriği

45’er dakikalık üç bölümden oluşur.

1.Bölüm.

Bu bölümde danışCan’ın önceden alınmış doğum bilgileri doğrultusunda hazırlanmış, kişiye özel Yaşam Tasarımı dosyası (yaklaşık 24 syf), incelenir, kişinin doğuştan gelen biricik ve mükemmel yapısı anlatılır, sorulara cevaplar bulunur.
Emin olduğum tek şey, soru varsa, farkındalığın artması için zemin doğal olarak hepimizde mevcuttur. Birey olma eşiği kendin hakkındaki sorular ve duyabildiğin cevaplar sayesinde geçilir. Ve bizler birey olduğumuzda, yani tam da doğduğumuz andaki gibi, işlevlerini Hayat Tasarımından gördüğümüz özgün, biricik ve mükemmel varlığımızı görüp onu sevdiğimizde, eksiksizliğine ikna olduğumuzda, dünya aniden değişir. İşte bu bir sihirdir, danışCanın yaratmayı başardığın sihir!
Bu bölümde ayrıca Kişinin isimler kadranı, kuzey ay düğümü bilgileri bulunur ve karşılıklı sohbetle anlaşılması hedeflenir.
Birinci bölüm her ilk kez gelen danışCan için aynıdır.

2. Bölüm

Her bireyin benzersiz doğum yapısı kadar benzersiz bir hayat yapılanması vardır. Ve bu yapılanma kişinin kendine BEN dediği şeyi oluşturmuştur (sebepleri çalışmada ayrıntılı olarak ortaya konulacaktır). Bu sebeple bu bölümde uygulamalar asla genelleştirilemez, her kişinin ihtiyacı oranında gelişecek bir sağaltım öngörür.
Her bir DanışCan’a ihtiyacı uyarınca aşağıdaki yöntemlerden biri ya da birkaçı kullanılabilir; ancak bunların dışında olabilecekleri o an DanışCan’ın hücreleri ve canına vasıta olan varlığım belirleyecektir.
Yöntemlerden bazıları şunlardır:
• Rüya terapisi, Zar yöntemi, Evler terapisi, Çakra temizliği, Nefes yöntemleri, Biyo enerji ve reiki seansı, Gerekli olursa psişik ameliyat, Niyetli ağ bağlantısı ve arka plan yetilerinin irdelenmesi, Dans/şarkı/resim/oyun
• Holografik insana geçişin hazırlığı ve olmazsa olmazı olan entegral katman hakkında gerekli bilgiler, örnekler. Dörtlü kadranın anlaşılması.

3. Bölüm

Bu bölüm total çalışmanın gözden geçirilmesi, ortaya çıkan soruların cevaplanması ve verilecek ev ödevlerinin belirlenip anlaşılması ile ilgili olacaktır.
Gerek görüldüğü takdirde Kişisel BAK yapılması planlanabilir. Ayrıca yine ihtiyaç oluşursa kendi uzmanlık sahalarında diğer sağaltıcılarla konsültasyon yapılması söz konusu olabilir.
Çalışmalar kasete alınacak ve DanışCan’a teslim edilecektir. Çünkü bu kayıtlardan talep edilecek bazı ev ödevleri olabilecektir.

Bireysel çalışmalar üç kişiyi geçmemek üzere, aile ya da ilişki merkezli sağaltımı içerecek şekilde de yapılabilir.

Karşılıklı olarak gereklilik belirirse çalışma sayısı artırılabilir. Ancak sonraki çalışmaların süresi birbuçuk saat olacaktır.

Kişisel çalışmalar uzaktan, internet ortamında da yapılabilir (hatta şifa ile ilgili konular özellikle uzaktan daha da verimli geçmektedir)

Yaşam Tasarımı hakkında bilgi: https://blog.sonsuz.us/?p=4696
Sibel Atasoy Hakkında bilgi : https://blog.sonsuz.us/?page_id=2

_________________________________

Lütfen [email protected] adresindn randevu alınız.

Kam İnancı

“… Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, dağınık, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar…

Türkler adıyla tarihe geçen bu boylar, aileler ve kavimler bütünü batılıların gözüyle çoğunlukla barbarlığın simgesi olsalar da Orta Asya’nın yüksek uygarlıklarından birini ve bazen küçük devletlerinin ve bazen de devasa imparatorluklarının sınırları dâhilinde kültürlerarası barışı ve huzuru tesis ettiler…

O, en baştan beri inandıkları dinlerinden hiç vazgeçtiler mi, ne kadar Budist, ne kadar Hıristiyan, ne kadar Yahudi ve ne kadar Müslüman oldular? Tüm bu yüzyıllar boyunca tek arzuları, tüm o savaşlar, yağmalar, fetihler, din değiştirmeler ve sergilenen bilgelikler sadece barışa ve huzura kavuşmak için miydi?…” (Jean Paul Roux)

Denir ki ‘Mu uygarlığı okyanusun sularına gömülmeden önce kurtulanlar dağılarak Rusya, Kuzey Amerika ve Güney Amerika’ya, Atlantis uygarlığından gelenler de Tibet, Peru ve Türkiye’nin dağlık bölgelerine gittiler. Kızılderililer ve Türkler onların torunlarıdır.’

Tarihler boyunca insanoğlu birçok yaşayış, düşünüş, inanç, dil, sanat ve yarattığı kültürler bakımından nasıl bir yol aldı? Bu soru beni tekâmül, insan ruhunun tekâmülü açısından ilgilendirmektedir.

İnsan ruhunun tekâmülünü kendi öz varlığına en çok yaklaştıran, onunla ilişki kuran, doğadaki seslerin ritmik melodilerini duyan ve kendi sesiyle ona cevap veren, aşağıda ve yukarıdaki; yer ve gökteki yasaları bilen ve bunları bir enerji gerçeği olarak gören yegâne inanç ‘Şamanizm’dir. Şamanlar enerjiyi gördüler. Ne var ki bu insanoğlu açısından insan gözüyle görülemeyen ve fenomen düzeyinde kalan bir bilgi oldu. Çünkü var olan her şeyle kurulması gereken bütünlüğe giden köprü normal insan algılayışıyla kurulamadı.

Şamanlar bu köprüyü kurdular ve bu enerji hattını temiz tuttular. Onların insan gözüyle yarattıkları efsaneler aslında bilinen en gerçek deneyimlerdir…

Ve topluluklar arasında bu inancı yaşayanlar; dünyanın uygarlık öncesi tabir edilen ve ilkel kabul edilen insanlarıydı. Kızılderili ve Türklerin birçok ortak yanı vardır, bunlardan en önemlisi kuşkusuz Kam (Şaman) inancını yaşamış olmalarıdır. İnsanın ruhsal gelişimiyle beraber şaman inancı da gelişmiş, ruhsal gerilemesi ve fiziksel, maddeci tarafının ilerlemesiyle de gerilemiştir. Aslında olan şuydu; insan bilinci bilinen sınırların dünyası içinde kalmak ve o sınırlar içinde yaşamak istediği sürece, yaşamdaki sorumluluğunu kendi üzerine almayı reddederek başka şeylere yükleyecek ve kendini aşmasını sağlayacak bilgiden ve özgürlükten yoksun kalacaktır. Dinler ve toplum zaten bu tip insanlar tarafından oluşturuldu.

“Şamanizm Orta Asya kan topluluklarının özgün bir inanç sistemi olarak doğdu; yani hiçbir yerden gelmedi.”* Tamamen kendine özgü ve insan – doğa bütünlüğü kapsamında sınırsız olarak da gelişti. Zaten doğudan, batıdan, güneyden gelen ‘etkiler’ bu toprakların gerçeği olamazdı ve özgünlüklerini er ya da geç kaybederdi! Bütün çürüyen şeylerin başına gelen şey gibi, yalnızca tekrara düşerlerdi! “Şamanizm kandaş toplulukların içinde yaşadıkları nesnel evrenin Gök, Yer, Yeraltı gibi kimi bölümlerinin ‘bedenleştirilmesi’ ile oluşturulmuş bir simgeler, semboller inancıdır. Toplumda, ‘insan’ denen kişilerin düşünce ve davranışlarına, kişiler üstü doğa güçlerini yorumlayarak uygulayan olağanüstü pratik bir evren yordamıdır.”

* Eski Türk İnançları ve Şamanizm Terimleri Sözlüğü, Esat Korkmaz

http://www.olympos.com.tr/?p=3474&utm_source=feedburner&utm_medium=email&utm_campaign=Feed%3A+olympos_com_tr+%28Olympos%29

Bu yazının bana düşündürdükleri:
İnsanların bu dünya üzerinde ne tür medeniyetler kurup ne tür farklı algılayışları olduğunu pek de bilmiyoruz. Yazılı tarih bir bebek kadar küçük daha ve biz ancak mitler,masallar ve en önemlisi rüyalarımızla, arketiplerimizle bazı çıkarsamalar yapmaya çalışıyoruz.
Senelerdir yaptığım araştırmalar ve düşünmekle geçen onca zamandan sonra insanın geldiği şu durumda görebildiğim en ideal (çünkü aklı ihmal etmeyen ruhsal bir derinliği içeriyor) yaşam biçimi; Entegral ya da Holistik algılama diyebileceğim  sistem oldu.
Holistik yaşam, bilemediğimiz çoook çok eski zamanlarda vardı da biz aşamalarla onu yeniden mi keşfediyoruz, yoksa dinler ve bilimsel bakış becerisi ile gelişerek ve öncekileri kapsayarak mı holistik yaşama ulaşmak üzereyiz bilemiyorum. Ve aslında ne fark eder?