Beş Adımda İnsan Bilinci Projesi

Bu konuyu yaklaşık 20 yıldır ele alıyorum hem daha iyi anlamak hem de anlatabilmek için.

İlk dört adım video kayıtları halindedir, adresleri aşağıda sunuyorum.

1.ci Adım: https://www.youtube.com/watch?v=vY-WR6G78cQ&t=12s

2.ci adım:  https://www.youtube.com/watch?v=4LvbixVb-Yw&t=3s

3.cü adım: https://www.youtube.com/watch?v=XCON-HCm7X0

4.cü adım: https://www.youtube.com/watch?v=d-qH-EGHuk8

Bu videolarda anlatılanı ve daha fazlasını yazılı olarak da görebilirsiniz tıklayınız

5.ciAdım :

Entegral bir sentezde alt düzeylerin yanlışlara, batıl inançlara ya da İlkel anlamsızlığa yol açtığı düşünülmez. Çocukça sihrin ve Noel baba mitlerinin gerçek olmasının bir anlamı vardır. Çünkü bu dünya görüşleri, bu düzey ya da bu dalgadan bakış tarzıdır ve dalgaların hepsi Kozmosun önemli bileşenleridir.

Öte yandan, Farklı düzeylerin yorumlarını küçümseyen mantıklı bir bilim insanı kendi kökleri ile temas kuramayan biridir. Örneğin mitik düzeyin çok bilinen ve sevilen dalı astroloji, köklerimizle bağlantı kurmayı, kozmosa karşı sevgi ve ilgi duymamızı, kendimizi tanımamıza yardımcı olan kadim bir Öğretidir. Onu ilkel sayıp da bu yönlü davranan ve kendini daha üst düzeyde zanneden birisinin varsaydığı kendi dalga düzeyini gözden geçirmesi gerekir.

Şüphesiz “çeşitliliği onaylıyorum” demek soylu bir çabadır ve bence şu an en çok Avrupa’da kullanılan bir tarzdır. Fakat Bu tutum kapsayıcı olmadığı için en basit sebep ile yıkılabilir. siz kendi yolunuza gidin ben kendi yoluma gideyim gibisinden bir temenni entegral düzene uygun değildir; çünkü her düzey her zaman kendi gerekliliğini uygular ve var olmaya devam edecektir. Belki de düzeyler arası ilişkiyi anlamanın en iyi yolu kuantum kuramıdır. Özellikle bilimsel düzey ve Duyarlı benlik düzeyi bu açık ifadeyi hayatlarına geçirebildikleri için o düzeylerdedir. Bunu daima kendimize hatırlatmaya ihtiyacımız var, kolayca unutup yeniden seviye kaybetme durumuyla karşı karşıyayız. Belki bu sebeple Gurdjieff usta bilinçlenme için bir grup halinde çalışmanın (hapishaneden kaçmak için) mutlaka gerekli olduğunu önemle belirtir. Bu bir otomatik uyandırma servisi işlevi görür.

Ken Wilber’s AQAL model. Discovering Talent and Potential.

Şunu hiç unutmayın: hangi entegral düzeyde olursak olalım bunun alt düzeylerini içimizde barındırdığımız içindir. Yani kapsama Kavramı hayati derecede önemlidir.

Lemuryan huna bilgeliğinin esası; “ayrılığın bir fayda uğruna oluşturulan yanılsama olduğu” ifadesi şimdi ve burada değişmeyen ilkedir.

 

 

 

Dört videoluk bu seride her şeyin teorisi kitabından yararlanılmıştır. Çok zamandır kaçınıyordum fakat olacak olan olur; sonunda youtube kanalı açtım. Arzu ederseniz takibe alabilirsiniz. #herşeyinteorisi #sibelatasoy #insanbilinciteorisi #entegralteori #bilinçlifarkındalık #hiyerarşi #heterarşi #bilinçdalgaları

Ses ve animistik dönem

Sesi, bir insanın frekansını gösteren araç olduğuna göre, en az koku kadar önemli olmalı hayatımızda ve bunun ilmini bilmini öğrenmliyiz eğitim hayatımızda. Bu sadece sesin sahibini ilgilendiren bir konu değil, o sesi duyanların tamamını eğip-büken bir büyü aynı zamanda. Büyü filan diye modası geçmiş kelimeleri kullanıyorum bazen çünkü dünyada müthiş bir animistik dönem özlemi oluştu. Ve bu durum Amerikadan tüm dünyaya buram buram yayılıyor. Bu değişimi izlemek ilginç geliyor bana.

Belki nativ amerikalılar öçlerini almaya dönüyorlardır.

  • Turan Erdal Duyu organlarinin biraz körelmesi sunni kentlerde pek ihtiyacimiz olmadigindan olabilir mi?
    Sibel Atasoy Eğer sizin bireysel tarayıcılarınızla yaptığınız bişeyi birileri teknolojik aygıtlarıyla ufak -ya da büyük-bedellerle yapıyorsa siz de buna uyum sağlıyorsunuz muhtemelen, malum hücrelerimiz gibi en az enerjiyle aynı işi sağlayacağımız durumlara otomotaik bi eğilimimiz var
  • Murat Uhrayoğlu belki şu 21 araklıkta geçebilir böyle bir döneme
    Turan Erdal Yani sen bunun nedeninin biraz da olsun tembellikten oldugunu söylüyorsun
    Sibel Atasoy evet neden olmasın. Fizik kanunlarıda bunu söylüyor, neden biz bunun dışında olalım
  • Turan Erdal Yasamak demek basli basina fizik kanunlarina bas kaldirmak demektir. Eger entropiye kendimizi vermis olsaydik yasamak mümkün olmazdi. Her yeni ögrenim sanki fizik kurallarina bas kaldirmak gibi birsey. Yasamak icin biraz da “anarsist” olmak gerekir galiba.
    Sibel Atasoy Murat, yıkanılan bir nehrin suyu her zaman değiştiğinden aynı nehirde yıkansan da aynı olmayacaktır, işte zaten YENİ’nin mucizesi böyle bi şey eskiyi kapsar ama farklı da bişeydir. Yeni animistik dönem, Her şeyin Teorisinde adı geçen Entegral dönem olacaktır. Ki bu holistik devre için nekadar süreceği belli olmayan bir ara dönemdir muhtemelen
  • Murat Uhrayoğlu interval derken eski antik bilgilerin hepsini içine alacak, ama geçiş yaparken de modern günlük bilgiyi, örneğin insanoğlunun son 300 yılda elde ettttği fizik veya matematik bilgisi birikimini de evrimleştirerek içerisine alacak şeklinde mi diyorsunuz.. mesela tıp bilgileri de benzer mantıkla düşünülebilir..
  • Sibel Atasoy Enterval diye yanlış söylemişim pardon entegral olacaktı. Ve şu anlamda kullanılıyor:Entegral: kelime bütünleme, bir araya getirmek, birleşmek, birleştirmek, kapsamak anlamına gelir. Aynılık anlamında değil, renkleri, gökkuşağı renkli insanların zikzaklarını, bütün harika farklılıkları tekdüze hale getirmek anlamında değil, genelde Kozmos anlamındadır. Sanata, ahlaka, bilime ve dine meşru bir yer veren daha kapsamlı bir bakış edinmek ve bunların hepsini Kozmik kekin sevilen dilimleri haline indirgemeye çalışmamaktır.

    Ve bu dönemi Ken Wilber ve insan bilinci projesinin araştırmacıları şöyle tanımlıyor: Entegratif:
    Hayat, doğal hiyerarşilerin, sistemlerin ve formların bir kaleidoskopudur. Esnekliğin, kendiliğindenliğin ve işlevselliğin çok büyük önceliği vardır. Farklılıklar ve çokluklar bağımsız, doğal akışlarla birleştirilebilir. Eşitlikçilik sınıflandırmanın doğal dereceleriyle ve mükemmellikle tamamlanabilir. Bilgi ve uzmanlık gücün, statünün ya da gurup duyarlılığının üstünde olmalıdır. Yürürlükte olan dünya düzeni realitenin (mimlerin) farklı düzeylerinin ve dinamik spiralde yukarı aşağı hareketin kaçınılmaz düzeneklerinin var olmasının sonucudur. İyi yönetim, giderek artan karmaşıklık düzeylerinde niteliklerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır

Heterarşi düzendir

“Biyoloji’nin eski paradigması ekosistemde denge ve evrimde ‘şans ve gerekliliğin’ rolü üzerinde yoğunlaşmıştır. Yeni paradigma da ise, evrim ve hayatta kalma etkileşim halindeki bir çeşitlilik, devinim, uyum, açıklık ve sürekliliğin bir fonksiyonudur. Ekosistemler karmaşık bir karşılıklı nedensellik yoluyla evrimleşirler” (Schwarts ve Ogilvy, 1979, s. 42)

Modern toplumun birçok alanını kesitleyen ve dünyayı yeni bir gözlükle anlamamız gerektiğini savlayan pozitivizm ötesi ve akılcılık ötesi paradigmalar (aynı ölçüde de modern ötesi, yapısalcı ötesi, endüstriyel ötesi, kapitalizm ötesi, görgücülük ötesi paradigmalar) aşağıdaki nitelikleri gösterir (Schwarts ve Ogilvy, 1979):

1. Gerçek karmaşıktır. Değişkenlik, çeşitlilik ve karşılıklı etkileşim bütün sistem ve olguların doğal özelliğidir…”her sistem kendine özgü özellikler geliştirir” (Lincoln, 1989, s. 69).

2. Heterarşi düzendir. Sistemler, hiyerarşik ve piramitsel değil, aksine önceden kestirilemez karşılıklı sınırlılık, etkileşim ve hareketlerle belirlenen heterarşik düzenlerdir.

3. Evren holografiktir. Evren, bileşenlerinin ayrıştırılıp tekrar tersi bir süreçle yerlerine yerleştirildiği şeklinde mekanik bir biçimde anlaşılamaz. Herşey birbiri ile ilintilidir, her parça bütünün bilgisini taşır.

4. Gelecek ve yön belirsizdir. Olasılıklar bilinebilir, ancak kesin sonuçlar kestirilemez; “…geleceğin muğlaklığı doğanın koşuludur” (Lincoln, 1989, s. 71).

5. Ilişkiler doğrusal (lineer) değildir ve karşılıklı nedensellik vardır. A B’ye neden olmak yerine belki A ve B karşılıklı etkileşerek birlikte evrimleşir ve değişirler.

6. Değişim morfogenetiktir. Düzen düzensizlikten doğabilir. Sistemler, niceliksel olmaktan ziyade niteliksel değişime yol açacak şekilde çeşitli, açık, karmaşık, karşılıklı nedensel ve belirsizdir (Lincoln, 1989, s. 71).

7. Gözlemci belli bir perspektife sahip katılımcıdır. Gözlemci gözlenenden soyutlamış ve mesafeli değildir. Nesnellik diye birşey yoktur, fakat perspektif vardır. “Perspektif belli bir açı ve mesafeden bir görüş demektir. Nereden baktığımız ne gördüğümüzü de etkiler. Tek başına hiç bir disiplin bütüncül bir resim veremez. Resmin bütünü çoklu perspektifler yoluyla elde edilen bir imgedir” (Lincoln, 1989, s. 72).

Pozitivizm ötesi ve akılcılık ötesi projeler tek bir “Doğru’nun” olmadığını iddia eder. Dahası, “büyük söylemler, büyük kuramlar ve tek “Dogru’ya” dayalı egemenci perspektif yerini özne merkezli çoğulcu bir yönelime terketmektedir” (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 312). Benzer şekilde, modernist tez tarafından kutsanan hiyerarşik, tekli toplumsal düzen modernizm ötesi proje tarafından reddedilmektedir. Şöyle ki, “toplumlar belli inanç ve değerlerin egemenliği etrafında düzenlenmiş sistemler değildir, farklılık ve zıtlıklar daha belirleyicidir” (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 312). Epitemoloji anlamında, pozitivist, akılcı ve modernist görüşler bilginin keşfedildiği ve ortaya çıkarıldığını öngören “esasici” (essentialist) bir bilgi tanımını savunurken, pozitivizm ötesi ve akılcılık ötesi paradigmalar bilginin keşfedilmek yerine yorumlandığını, ortaya çıkarılmak yerine oluşturulduğunu (constructed) varsayar (Tierney ve Rhoads, 1993, s. 313).

Yükselen paradigma bilimin nesnel bilgi üretme süreci olmadığını, bilimsel sürecin dünyanın göreliliğini temel alan bir süreç olduğunu vurgular. Sosyal olgular, sosyal davranışı belirleyen genellenebilir yasalar türetmek yoluyla değil, bir durumun kendine özgü boyutlarının ayrıştırılması ile anlaşılabilir. “Bilimin bir amacı olarak açıklama, üzerinde çalışma yapılan olgunun kendisi, ve durumlar arasında benzerlikler ve farklılıkların anlaşılması ile sınırlıdır. Ölçme ve araştırma desenleri sistematik analizi amaçlarken genellemelerle ilgilenmek yerine bir olayın daha iyi anlaşılmasını sağlamakla yetinir. “Sonuçları genelleyebilmek için, yükselen paradigmanın ilkeleri ile çalışan bir araştırmacı katı kurallar kullanmaksızın durumdam duruma geçer” (Putnam, 1983, s. 41).

Pozİtİvİsm Ötesİ Paradİgmatİk DönüŞüm ve EĞİtİm Yönetİmİnde Kuram ve Uygulamada Yenİ YaklaŞimlar

Dr. Hasan Şimşek

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Sınırsız Potansiyeller Denizi

ESKİ’ye özlem ya da nefret, şu anınızın enerjisini iliklerine kadar sömüren bir vampir. Oysa şu an siz sınırsız olasılıkların denizindesiniz ve onların her biri sizden gelecek talebi bekleşiyor.

**

Deneyimlerimizi paylaşmak bilinçaltı birliğimizi bilince taşır.

**

Kadınlar, YENiyi doğururlar ve bu sadece bilinen anlamıyla çocuk doğurmak değildir, herşeyi doğurabilirsiniz. Örneğin kendinizi, kocanızı, sevgilinizi annenizi babanızı da doğurabilirsiniz. YENİ Dünyayı da siz doğuracaksınız. Bunun bilgisine vakıf olun yeter. Metafor kullanmıyorum neyse onu diyorum.

**

Sözlük anlamı ile “aklı başında” olmak bilgeliğe giden yolu tıkar, işin doğası budur. Aklın her hücreden her gözenekten fışkırması lazım ki, mevcudiyetimizin mucizesine ayalım.

Gülşen G o zaman herbir hücre kendi aklına göre hareket etmek ister sonra da dağılma olmaz mıydı?
Sibel Atasoy Şu anda dağılıyor gibi miyiz? Hayır o düşünce işte o sözlük anlamlı aklı başınalıktan herhalde ta aristodan filan geliyor ve temelinde hiyerarşi vardır. Oysa hücreler heterarşik düzeni benimserler ve sanıyorum ki, yeni dünyada biz de bu yöntemin zevkine varabileceğiz.
**
Başka türlü yapabilselerdi yaparlardı emin olun.
Kızmayın, hırslanmayın, nefret etmeyin azınlık benlerinize.
Bu mümkünlerin oyunudur.

Hiyerarşi yerine Heterarşi

Maddenin en temel yapıtaşları sürekli hareket halinde, aktif, canlı varlıklardır. Onlar tek başlarına, küçük öğeler olarak kaldıklarında çok hareketli olmak zorundadırlar, çünkü çevrelerindeki tüm diğer öğelerle karşılıklı etkileşim içinde olmak mecburiyetindedirler. Bu nedenle çok enerji harcayıp-çok yorulurlar. Halbuki birbirleriyle birleşip, daha büyük birimlere dönüştüklerinde, karşılıklı etki…leşim-içine girmek zorunda olacakları öğe sayısı azalmış olacağından, daha az koşuşturur durumuna geçerler ve rahatlarlar. İşte bu nedenden dolayı, doğa ve dünyadaki tüm varlıklar, sürekli olarak, en az enerji harcayacak, en rahat konuma geçecek üst-sistem oluşturma çabaları içindedirler. Bu nedenledir ki, atom-altı-parçacıkları atom denilen kimyasal elementler içinde bir araya gelmişlerdir; atomlar moleküller, mineraller içinde bir araya gelmişlerdir, ve bu böylece devam etmektedir. Bu doğanın en temel yasasıdır. Dolayısıyla doğada hiyerarşik değil, heterarşik bir oluşum sistemin var olduğu, fizik bilimindeki yeni gelişmelerle ortaya çıkmış ve hiyerarşi yerine heterarşi diye yeni bir terim oluşturulması gerekmiştir. Hiyerarşi, her şeyin tepedeki büyük bir sisteme bağlı olduğu yönündeki geleneksel yönlendirici kuvvet sistemini simgeler. Heterarşi ise, temeldeki birçok parçacığın karşılıklı etkileşimlerine dayalı olarak oluşturulan ortak mutabakatlara dayalı kuvvet alanı sistemine dayanır. Yani biri tepeden tabana örgütlenmeyi, diğeri tabana dayalı örgütlenmeyi gerektirir.

Doğa bilimlerindeki bu yeni gelişmeler ışığında insanlarımızı bilgilendirmek, hayatın anlamını kavrayabilmek ve toplumsal sorunlarının çözümünde kolaylık sağlamak amacıyla şu soruların yanıtları aranmıştır:

1- Doğada neden sürekli bir değişim-dönüşüm oluşmaktadır? Zaman kavramıyla ilişkisi nasıldır?

2- Hayat neden doğum ve ölüm üzerine gelişmektedir? Tavuk-yumurta döngüsü neden zorunludur, hangisi diğerine bağımlıdır?

3- Değişim-dönüşümler hangi yöne doğru gitmektedir? Doğadaki varlık boyutları zaman içinde hangi yöne kaymaktadır?

4- Varlıkların gittikçe büyüyen sistemler içinde bir araya gelmelerinin (birleşme) nedeni nedir?

5- Birleşmelerde ortaklık kuralları (düzen-ölçütü) nasıl oluşturulmaktadır?

6- Maksimum enformasyon prensibi nedir? Bilgi neden üssel olarak gelişmektedir?

7- Simetri kırılması- solidifikasyon- köleleştirme etkisi kavramlarının birleşme kuralları oluşturulması ile ilişkisi nasıldır?

8- Toplumsal hayatta denge ve düzen şimdiye dek niçin tam sağlanamamıştır?

Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/243876-dogadaki-canlilarin-onemi-nedir.html#ixzz1gg358u4A