Octavio Cantu-Cadının rüyası-5

İğneyi hareket ettiren bir mekanizma bulmak ümidiyle pusulayı her fırsatta incelemiştim. Hiç böyle bir şey olmadığına göre onun açıklamasını güvenilir olarak kabullenmiştim: Bir insan dengede olduğunda, yani ruh, beden ve tin uyum içinde olduklarında aletin iğnesi hiç kıpırdamaz. İddiasını kanıtlamak için aleti sırayla kendine, Candelaria’ya ve bana tutmuştu. Pusula sadece benim önümde iken iğnenin hareket ettiğini, şaşkınlık içinde görmüştüm.

Octavio Cantu alete bakmak için boynunu uzattı ve “Hasta mıyım?” diye dona Mercedes’e, yukarı doğru bakarak yumuşakça sordu. “Senin tinin” diye fısıldadı, “tinin çok kargaşa içinde”.

Pusulayı cam dolaba iade etti ve yaşlı adamın arkasında pozisyon alarak iki elini başının üstüne koydu. Uzun bir süre öylece durdu, sonra emin ve hızlı hareketlerle parmaklarını omuz ve kollarının üzerinde gezdirdi. Hızla adamın önüne geçti, elleri hafifçe göğsünden bacaklarına, ayaklarına kadar süpürdü. Kısmen kilise ilahisine kısmen sihirli bir şarkıya benzeyen bir dua okuyarak – ruhçulukla Hıristiyanlığın birbirlerini tamamladıklarını her iyi şifacının bildiğini iddia ederdi – adamın sırtını ve göğsünü yaklaşık yarım saat süreyle, sırayla ovaladı. Yorulan ellerine anlık rahatlama sağlamak için aralıklı olarak arkasında silkeledi. Bu silkeleme hareketini biriken negatif enerjinin atılması olarak tanımlıyordu. Şifa seansının birinci bölümünün bitişini sağ ayağını üç kere yere vurarak belirtti.

Hatırlatmalar

Tekrar hatırlatma iihtiyacı duyuyorum:
Her türlü biirinci tekil şahıstan sesli ya da sessiz cümlelerinizi geçmiş zaman kipinden kullanmak için kendinizi zorlayın, çünkü bunu yapmak kolay değil. İnsanın ağzından veya akllından fırlayıveriyolar-hayatboyu alışkanlık ne de olsa- ama fırladığı anda hemen toparlayıp geçmiş zmn kipine çevrin ve şöyle tamamlayın; “tabi bundan sonra ne olur bilemiyorum.”

**

Gercek eren icinde kir tutmayandir
varligini korkusuzca hice sayandir
bu topraklar üzerinde en temiz kisi
sagliginda toprak kesilmis olandir

(ömer hayyam)

**

“Bir öğretmen hiçbir zaman bir çömez peşine düşmez, hiç kimse de öğretileri talep edemez. Bir çömezi her zaman bir yora imlemiştir. Öğretmen olma konumunda olan bir savaşçı, o bir santimetre küplük şansını kullanabilecek denli tetikte olmalıdır. “cc

Kendisine az bağışlanan, az sever.

Ferisilerʼden biri İsaʼyı yemeğe çağırdı. O da Ferisiʼnin evine gidip sofraya oturdu. O sırada, kentte günahkâr olarak tanınan bir kadın, İsaʼnın, Ferisiʼnin evinde yemek yediğini öğrenince kaymaktaşından bir kap içinde güzel kokulu yağ getirdi. İsanın arkasında, ayaklarının dibinde durup ağlayarak, gözyaşlarıyla Oʼnun ayaklarını ıslatmaya başladı. Saçlarıyla ayaklarını sildi, öptü ve yağı üzerlerine sürdü. İsaʼyı evine çağırmış olan Ferisi bunu görünce kendi kendine, ‹‹Bu adam peygamber olsaydı, kendisine dokunan bu kadının kim ve ne tür bir kadın olduğunu, günahkâr biri olduğunu anlardı›› dedi. Bunun üzerine İsa Ferisiʼye, ‹‹Simun›› dedi, ‹‹Sana bir söyleyeceğim var.›› O da, ‹‹Buyur, öğretmenim›› dedi. ‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu. Borçlarını ödeyecek güçte olmadıklarından, tefeci her ikisinin de borcunu bağışladı. Buna göre, hangisi onu çok sever?›› Simun, ‹‹Sanırım, kendisine daha çok bağışlanan›› diye yanıtladı. İsa ona, ‹‹Doğru söyledin›› dedi.

Kurtarılmış bölge.

Günaydınn ve iyi haftalar frekanslarrr…Yoğun köprü trafiği her zamankinden biraz dana uzun sürdü bugün, herhalde yağışın da etkisi var. Dün gece ben yatarken kar yağıyordu. Yine sokak lambalarının ışığında altın eriği saçılırmış gibiydi.

2006.Günlükten alakasız bi alıntı(belki de bilmediğim bi alakası vardır, kim bilir):

İngiltere’de yapılan bi araştırmaya göre; futbol, erkeklerin hemcinsleriyle yakın ilişkiler kurma fırsatı veriyormuş. Kendilerini en rahat ifade edebildikleri saha buymuş. 500 kişi üzerinde yapılan bu araştırma, her yaştan erkek için, üzerinde her daim iletişim kurulabilecek bir sohbet konusu yarattığını, strateji ve takım ruhu konusunda kritik yapma ihtiyacını giderdiğini ortaya çıkarmış.

Futbolla ilgili her türlü işin tamamen erkekler tarafından işgal edildiği zaten ilgimi çekiyordu. Futbol bir nevi kurtarılmış bölge. Kimden? Kadınlardan tabii :)))

Mercedes Peralta-Cadının Rüyası-4

Ruhsalcıları, cadıları ve şifacıları tanımlaması Florinda’nınki ile aynı idi. Tek fark ayrı ve bağımsız bir sınıfın varlığını kabul etmesiydi: Medyumlar. Medyumları, ruhların kendilerini ifade etmeleri için ortam oluşturan aracı-yorumcular olarak tanımlıyordu. Onun anlayışına göre medyumlar diğer üç sınıftan o derece farklı idiler ki hiçbir gruba ait olmaları gerekmiyordu. Fakat dört özelliğin tek bir kişide toplanması da mümkündü.

Bir erkek sesi “Odada rahatsız edici bir etki var” sözleriyle dona Mercedes’in ilahisini kesti. Grubun geri kalanı tüten purolarla ve suçlayan gözlerle dumanlı karanlığı delerek onaylarını gevelediler.

İskemlesinden kalkarak “Bir bakayım” dedi. Her bir kişinin arkasında kısa bir süre durarak birinden ötekine geçti.

Omzumu sivri bir şeyin deldiğini hissedince bir çığlık attım. “Benimle gel,” diye kulağıma fısıldadı “transta değilsin.” İtiraz edeceğimden çekinerek kolumdan tuttu ve beni kapı niyetine kullanılan kırmızı perdeye götürdü.