Farkındalık Türleri

Kendinizin daha çok farkına vardıkça… Ben bunları tanımlayacağım. Bunlar, hiçbir şekilde, taşa yazılmış (ille de böyledir denen) şeyler değil, ama farkındalığın farklı düzeyleri vardır ve hepsi de bilince bağlanır. Hepsi de yaşantınızın şu anında önemlidir.

Duyusal farkındalıklar vardır. Bunlar, sahip olduğunuz o insani beş duyu yoluyla gelir, ve bunlar koku ve dokunma, kulaklarınızdan giren müziği duymak, esintiyi hissetmek gibi şeylerdir, hatta bir dereceye kadar kalp atışının duyusal algısı, sıcaklık, elbette, hareket eden bedeniniz. Bunların hepsi duyusal farkındalıklardır.

Diyeceğim ki, genelde insanlar, genel olarak, çevrelerindeki duyusal farkındalıkların yüzde 98’inden habersizler. Şeylere dikkatlerini vermeyi ve vermemeyi öğrendiler. Biz (az önce) bazı deneyimler yaşarken, (dışarda) motorsikletler geçiyordu. Ve siz bunları duymazdan gelmeyi öğrendiniz. Burada, salonda görsel olarak meydana gelen şeyler vardı, ve siz bunları görmezden gelmeyi öğrendiniz, ki bu iyidir, yoksa şaşkına dönerdiniz. Dikkatinizi vermemede o kadar iyi bir hale geldiniz ki, sanki kendinizin dışına çıktınız.

Darwin’in yanılgısı

Darwin’in yanılgısı

İnsan evrimindeki en önemli şey nedir? Beynin gelişimi mi yoksa iki ayak üzerinde dik duruş mu?
İnsan evrimine ivme kazandıran asıl şeyin, ben, insanın arka ayakları üzerinde dik duruşu olduğunu düşünüyorum. Beynin gelişimi ise –ki bu dik duruş olmadan olamazdı- bunun peşinden gelmekte, yani tali önemdedir.

“Eğer molekül saati doğru işliyorsa, en çok altı milyon yıl önce, (…) goriller ve şempanzelerle son ortak atamızı paylaştık. Bu yaratık, iki ayak üzerinde dolaşmış olabilirse de, günümüzdeki pek çok insansı maymunun ve maymunun yaptığı gibi daha çok dört ayak üzerinde yürüyordu. Bir milyon yılı biraz aşkın bir süre sonra atalarımız sizin benim gibi iki ayaklı oldular. İnsan evrimindeki en büyük dönüm noktası; işte bu olaydı daha sonra gerçekleşecek beyin büyümesi değil.”
[S. J. Gould, Pandanın Başparmağı, Versus Kitap, Mayıs 2010, s. 145. (vurgular bana ait.)]

Komplo mu? Ne komplosu?

…nerede kalmıştık? Ha, tıkalı enerji. Gerçek şu ki, enerji hareket ediyor. Dışarda bir dolu dramlara neden oluyor, birçok insan panikliyor, arkasından ne geleceğinden emin olamıyor. Ha, ve tüm o sahte kâhinler (peygamberler) şimdilerde ortaya çıkıyor, ve ben onlara gerçekten sahte diyorum. Tüm o dram peşinde olanlar, tüm o enerjiden beslenenler, tüm o benlikçi (kendini beğenmiş, bencil) kişiler ortaya çıkma eğiliminde. Onlardan giderek daha fazlasını göreceksiniz. Dünya senaryosunun, komplo teorilerinin sonu. Lütfen, Şambra. Şimdi, bazılarınız biraz da olsa bu komplo teorilerine inanma eğiliminde olacaksınız. Komplo değildir. Değildir.

Aslında, daha önce de bunu söyledim, ama şimdi tekrarlayacağım – ve bunu çok içtenlikle kastediyorum – bu dünyadaki politik liderler – ki gerçekten lider diyeceğim az kişi var – bu dünyadaki politik liderler komplo kuracak kadar akıllı değiller. Gerçekten değiller. (kahkahalar) Gerçekten değiller. (bazı alkışlar) Kendi ıvır zıvırları, kendi egoları ve beklentileri ya da gündemleri içinde kendilerini öylesine kaybetmiş haldeler ki, bir komployu başaracak netlik ve basitlik düzeyine çıkamıyorlar.

Divan-i Lügati’t Türk’ten Atasözleri-A

Abçı neçe al tep bilse, ayıg anca yol bilir

Avcı ne kadar hîle bilse, ayı o kadar yol bilir

**

Agılda oglak togsa arıkda otı öner

Ağılda oğlak doğsa, dere boyunda otu biter.

**

Ata oglı ataç togar

Oğul babasına çeker, çekmek üzere doğar.

**

Ay tolun bolsa eliğin imlemes

Ay dolun olunca el ile gösterilmez.

**

Arslan karışa sıçgan ötin ködezür

Kocayan arslan sıçan deliğini gözler.

**

Alp çerikde, bilge tirikde

Yiğit ordu içinde, bilgin mecliste kiñeşte belli olur.

**

Aç ebek, tok telek

Aç kişi aceleci, tok kişi yavaş olur.

Yaşam, Ölüm ve Sonrası

Yakın zamanda yaşam ve ölüm ve sonrası hakkında yazmış bir çok filozofu okudum. Hepsinin farklı teorileri var ve açıkcası bizler gibi sıradan insanların ne düşündüğüyle ilgili pek ilgilenmemişler.

Yalnız aralarında öne çıkan biri var. Yüzyıl öncesinden bir Amerikan filozofu. Adı, William James. Şimdi bu adam tam yerinde bir şey söylemiş. Dediği gibi, “Her şeyin anlamına dair inançlarına nasıl eriştikleri konusunda filozof tayfası bizden o kadar farklı değil.” Bir de demiş ki, “Hepimiz büyük sorunların yanıtlarına bir tür sezgi ile ulaşırız.“. James bu sezgi şeyine, “yaşamın dürüstçe ve derinlemesine ne anlama geldiğine dair aptal sezgi” demiş ve burada aptalı kötü anlamda kullanmamış. Yani diyor ki ister filozof olalım ister ben ve siz gibi sıradan tipler, çoğunlukla olan bitene dair sezgilerimize bel bağlarız. Bir de şey demiş: “Hepimiz evrenin toplam baskısı ve itelemesini sezme ve hissetme yolları vardır.”