Dillerin ortaya çıkışı

İnsanlar ne zaman ve nerede dil denen iletişim şekline sahip oldular? veya dili geliştirdiler. Bu konuda bu sitede birçok yazı yazdım. Fakat tartışmakta fayda var, zira kesinlik kazanmış ve herkesçe kabul görmüş bir konu değildir.

Öncelikle şu tabloyu incelemenizi rica edeceğim:

http://www.sonsuz.us/node/787

Bu tabloya göre kuzey yarı kürede konuşulan birçok dilin kökeninde Asya kıtasında yaşamış olan halkın dili bulunuyor. Bu dile ben Ön-Türkçe diyorum. sabepleri var da ondan.

  1. Bu dil tek heceli idi. İlk dilin henüz gramer denen sentaks yapısına sahip olmadığını kabul edersek, tek heceli olması gayet doğaldır. Çünkü tek hece ile belli kavramlar kısa ve kolay aktarılabilir. Ayrıntılı cümle kurmaya gerek yoktur.

  2. Bu dil yansımalı sözcükler içeriyordu. Yani, o dönemin insanları doğada duydukları sesleri taklit ederek tek heceli sesler üretiyorlardı.

  3. Bu dil farklı bölgelerden gelmiş insanların karşılıklı iletişim kurma ihtiyacından doğmuştu. Çünkü Orta Asya bölgesine gelenler hem güney-batıdan hem de güney-doğudan o bölgelere ulaşmışlardı.

Peki, kanıtın nedir? diye sorarsanız, kanıtım genetik bulgulardır. Yapılan kromozm genetik araştırmaları bu savı destekler durumdadır.
Neden ön-Türkçe? diye sorarsanız, bu dildeki birçok kök sözcük halen Tütkçe’de varlıklarını sürdürüyorlar da ondan. Bu kök sözcükleri birçok farklı dilde bulmak ve izlerini sürmek mümkündür.

Bu dil ne zaman gelişti? diye sorarsanız, yaklaşık 30.000 yıl önce derim. Kanıtı da ilk kültürel buluntuların yaklaşık 30.000 yıl önceye dayandıklar bilindiğidir. Kültür derken heykelcikler ve kayalara, mağara içlerine yapılmış resimleri kastediyorum.

7 Fark

Facebook düşünceye ve fikre önem vermez Sonsuz.us düşünceler ve fikirlerle yaşar.
Facebook, sosyal ağdır, tüketilir Sonsuz.us zihinsel ağdır, üretilir
Facebookta yazdıklarınız zamanla yok olur gider Sonsuz.us ta yazdıklarınız sonsuza kadar kalır.
Facebook anlık ve kolay paylaşımdır Sonsuz.us zor fakat kalıcı paylaşımdır
Facebookta yazdıklarınız google’da çıkmaz Sonsuz.us google dostudur. Yazdıklarınıza milyonlar ulaşır
Facebookta yazdıklarınızı arkadaşlarınız okur Sonsuz.us yazdıklarınızı binlerce kişi okur
Facebook görseldir. Sonsuz.us beyinseldir.

İletişimsel Eylem Kuramı ve Forumlar

Jürgen Habermas, İletişimsel Eylem Kuramı’nda toplumun problemlerini, tek yönlü karar alma mekanizmasına ve kişiler arasında doğru iletişim kurulamamasına bağlar. Modern toplumun tek yönlü ussallaştırma sürecinin sonucu olarak çeşitli siyasal, ekonomik ve kültürel bunalımlarla karşılaştığını ve bu bunalımlar sürecinin aşılmasının ise normlar ile değerler üstüne kurulmuş, uzlaşımcı, ortak karar alma biçimlerini savunan iletişimle çözülebileceğini söyler.

İletişimsel eylemde amaç başkalarını etkilemek olarak dile getirilemeyeceği gibi bu eylem türü sırf etkilemek amacıyla da gerçekleştirilemez. Bu daha çok herhangi bir şey üzerine uzlaşıma varma, bir konuda karşılıklı olarak birbirini anlamaya çalışma olarak açıklanabilir. Geriye kalan bütün eylem türleri (örn. araçsal eylemler, stratejik eylemler…) eninde sonunda amaç yönelimli olmasına karşın, iletişimsel eylemde ulaşılmak istenen tek amaç, karşıdaki kişi ya da kişilerin yaşam dünyalarına varıncaya dek onlarla işbirliği yaparak beraber yürütülen yorumlama süreci yoluyla ortak bir anlayışa varmaktır. Böyle bir süreçte Habermas’a göre kişiler az ya da çok ortaya koydukları savların geçerli olduğunu kabul ederler; ayrıca her iki taraf da karşılıklı olarak kendi savlarının geçerliliğini kanıtlayacak nedenler göstermeye, gösterdikleri bu nedenler doğrultusunda savlarının geçerliliğinin sorgulanmasına izin vermeye hazırlıklı olmalıdırlar.(*Felsefe Sözlüğü- A.Baki Güçlü; Erkan Uzun; Serkan Uzun; Ü.Hüsrev Yoksal’dan yararlanılmıştır)

Habermas bir de söylem etiği geliştirir. Bunlar sırasıyla “doğruluk savı”, “normatif doğruluk”, “içtenlik ya da dürüstlük” diye sıralanmaktadır. Bu geçerlilik savları aynı zamanda dışsal kısıtlamalardan kurtulmuş “ideal konuşma ortamı” nın da yeter koşullarını oluşturmaktadır. “İdeal konuşma” olarak tanımladığı durumda ise; aktörler eşit tartışma yetenekleriyle donatılmıştır, birbirlerinin temel toplumsal eşitliğini tanırlar ve konuşma ideoloji ya da yanlış kabullerle çarpıtılmaz.

Habermas, 1981 yılında yüz yüze iletişim modelini düşünerek bu kuramı oluşturmuştur. Ancak günümüz teknolojisinde internet forumları, Habermas’ın bahsettiği “ideal konuşma ortamı”nın oluşması için teoride en müsait zemini hazırlarlar. Herkesin eşit söz hakkına sahip olduğu, aktörlerin birbirlerinin toplumsal statülerini bilmeden iletişime geçtiği bu ortamlarda bir araya gelen grupların, “iletişimsel eylemi” gerçekleştirmek üzere bir arada bulunmaları, bir konu hakkındaki problemleri belirleme ve yorumlama süreçlerini çözüm odaklı sürdürmeleri, kişileri birbirlerini anlama noktasına taşıyabilir. Kişilerin birbirini anlama çabası içinde olduğu forumlar ise zamanla kendilerine ait ortak bir söylem etiği geliştirebilir.

Bu yazı Sonsuz us forumdaşlarına adanmıştır…

Seni seviyorum Dünya.

Evet herkesi ama illa da maviş dünyamız, sevgilimiz. Seni seviyorum Dünya.

Bu yıl sevgilime ağaç hediye edeceğim(onun hediyeleri yanında hiç kalır ama, çam sakızı çoban armağanı)

TEMA Vakfı ağaç başına 5 TL, Ege Orman Vakfı 4 TL almakta. En azından bir ağaç da olsa gönlünüzden kopsun. Bir sinema bileti yerine 3 ağaç, bir hamburger menüsü yerine 2 ağaç dikebiliriz.
“Biz dünyayı atalarımızdan miras değil, torunlarımızdan ödünç aldık.”

Ben Ege ormanı tercih ettim. 2011 tane değilse de 11 tane güzelcik çam daha dikilsin istedim 🙂
http://www.egeorman.org.tr/orman.aspx

Başka ağaç dikim bağış mercileri varsa lütfen sizler de bu yazıya yorumla haberdar edin.

‎12 Eylül AKLANDI !…

12 Eylül AKLANDI !…
“Nasıl oldu” diyeceksiniz…
Torba Yasa çıktı. Neresinden tutacağımı bilemediğim bu yasanın bir yeri şiddetle dikkatimi çekti:
12 Eylül döneminde göz altına alınmış, hapis yatmış ama beraat etmiş şahıslar, o dönemler için …sigorta primi borçlanıp yatırabilecekler. Aslında o primleri de devletin yatırması gerek ama derdim o da değil.
Burada gözden kaçan, aynı hakkın 12 Eylülde tutuklanarak ceza almış insanlara tanınmayışı… Yani bu durumda 12 Eylül hukuku tarafından ceza almış insanların suçlu olduğunu kabul ederek, 12 Eylül hukunun kararlarını h-AK-lı buluyor AKP hükümeti. Bu 12 Eylül ile hesaplaşacağını söyleyen zihniyet için tam bir AKePazeliktir, iki yüzlülüktür…
Yani bir çoğu işkence altında alınan ifadelere dayalı yargılamaların sonucu olan 12 Eylül hukuku tarafından verilen ceza kararları böylece bu hükümet tarafından onaylanmıştır.
Şimdi, 12 Eylül ile hesaplaşacağız diye referandumda evet diyenlerin gözüne mi sokalım bu durumu yoksa yanlarına mı koyalım? Yedirelim mi, yanında mı yatıralım?
bALIK hafızalara duyuralım…

Politika “çok yüzlülüktür (yönlülüktür)” ama bunlar yalnızca iki yüzlü… Bir yüzünde kendileri var, öbür yüzünde gölgeleri var…
“Gölge etmesinler, başka ihsan istemez”…