Fermi Soruları

Bir büyüklük mertebesinde iyi sonuçlar veren hesaplamalar “Fermi soruları” olarak bilinir. Enrico Fermi hiç bir veri yokmuş gibi görünen problemlere nümerik yaklaşımlar bulup çıkarma yeteneğiyle ünlüydü.

Fermi probleminin ilk örneği New York şehrindeki piyano akortçularının sayısının hesaplanmasıydı. New York’ta 107 mertebesinde insan bulunur, demek ki, 2×106 aile bulunur. 10 aileden birinin piyanosu vardır, demek ki New York’ta 2×105 piyano bulunur. Her piyano 2 senede bir akort ediliyorsa her yıl 105 akort yapılır. Bir akortçu günde 5 piyano akort eder ve yılda 200 gün çalışırsa şehirde 102 mertebesinde piyano akortçusuna ihtiyaç vardır. 10’dan az ya da 1000’den fazla olması ihtimali yoktur.

Benzer şekilde bir mantık yürüterek.

İstanbul’daki benzin istasyonları sayısı.
Dünyadaki topal eşek sayısı.
Türkiye’de keman çalabilenlerin sayısı.
…
…
(Sizler de soru ekleyebilirsiniz)

Ayrılmak – Ayrılık, Bir Sanattır…

Giden günlerin ardından bakakalmak, bir nevi “seni sevemiyorum bitti artık” demenin diğer adıdır ayrılık. “Anlaşamıyoruz !! Birbirimizi yıpratmanın anlamı yok” da denilebilir bazen. Kalan gidenden daha mı çok acı çeker? O bölüm kapalı kutu.

Acı çekmek, gidenin gidiş sebebine bağlı olmakla beraber, genel olarak kalanın acısı daha büyüktür diye düşünülür. Bazen daha çok acıyı giden de çekebilir. Ayrılığın sebebi ya da sebepleri de önemli bir unsurdur tabi. Ne kalan ne de giden tam olarak çözemediyse konuyu hep bir yeniden başlama umudu vardır içlerinde. Konuyu çözen taraf zaten rüzgâr hızıyla uzaklaşır, ardına bile bakmaz. Çözemeyen taraf ise elleri yüzüne yapışık, göz pınarları kurumuş, kafasında türlü akla hayale sığmayacak gideni geri döndürme planları ki; bunlar plan (a, b,c,ç,d,e,f…) sürüp gider. Sonuç : planlar işe yaramazsa geriye artık pislik yapma tarafı kalır ve içinde ne var ne yok, ya adam gibi döker kağıda kimi, ya da giden zatın yüzüne kusar içindekileri.
İşte tam bu sırada insanın aklına şu nokta gelir takılır. Başlayışlar son derece kibar, son derece sevecen, son derece anlayış içeren düşüncelerden oluşurken, aynı tavır neden bitişlerde gösterilmez?

Cevap son derece basittir. İnsanın süper egosu bu noktada devreye girer çünkü. Bilinçaltı durmadan soru sorup kendi kendine dürtekler “sadece duygularımla mı oynandı” ego yanıtlar “hayırrrrr” … Yapacağın kısaca egoya “kapa çeneni” demektir. Yoksa rezaletin bini bin para ortaya dökülür durur.

Kimileri, ayrılık karşısında verilen karara saygı duyar ayrılık taraftarı olmasa da, gurur derki “bırak gitsin bitsin” yapacak bir şey yok. Okur okur filozof olur “gidene kal diyemem, kalana git diyemem, kalan yerini, giden yolunu bulur” kesinlikle öyledir giden yolunu bilir, genellikle kendini başka aşkların kollarında bulur, kalan da “onunki sahte aşk mışş zaten, anında gitti birini soktu hayatına, aman iyi ki bitti” diye avunur durur…

Ayrılıklarda sürecin ortaya koyduğu ve bireylerin doğru bulduğu bir yığın doğruluk payı da vardır. Örneğin zaman içinde birbirini kırıp dökme, incitme, hayâ içermeyen davranışlar, bir tarafın sorumluluğunu bilememesi, yıpratıcı tavırlar içeren bir ilişkide her iki taraf mantık çerçevesinden baktığında ayrılmak en doğrusu gibi görünebilir. Ama asıl doğru olan sonucun sorgulanıp karar verilmesi kadar, karardan sonraki sürecin saygı çerçevesinde geçirilebilmesidir. Bir de ayrılıktan sonra, hemen bu boşluğu doldurmak yerine, bu ayrılığı kalbe ve akla kabul ettirmek, gerekirse yeniden sorgulamak, ve yasını tutmak…Sürecin acısıyla tatlısıyla geçirilmesi, gerekirse içinden çıkılmayan, aşılamayan konularda psikolojik destek alınması en doğrusudur.

Başka bir açıdan bakılırsa konuya ayrılıkların ardından, karşı cinse bundan böyle bir güvensizlik de baş gösterebilir ki; bu ayrılıkların acısından daha acı bir durumdur. Bunun asıl sebebi ayrılıkların kabullenilmemesidir. Ön yargılı düşünmektir. Hemen ego devreye girer” elini sallasan ellisi” v.s gibi telkin edici cümleler kurmaya başlar zihinde. Yapılacak şey yeniden egoya “sus” demektir. Bu tür saçma düşüncelerle zaman kaybetmek yerine, ayrılıkta ki neden ve sonuçlar üzerine kendimizi sorgulamak, bu sürecin daha faydalı geçmesine yardımcı olabilir.

Bir başka yönden bakılırsa, uzun süreli ilişkilerin bitimiyle, “yazık oldu emeklerime, yaptığım fedakârlıklar gözüne dizine dursun” şeklinde arabesk bir tavır sergilenmeye de sürükleyebilir kişileri. Kullanıldığını hisseder ve daha derinden yaralanır düşündükçe. Sinir olur, kafaya daha çok takar, kendini paralar dolayısı ile karşı tarafa da yansıtmanın şeklini bulur konuyu. Gitmiş bitmiş olmasının bir önemi yoktur bu bağlamda. Sessiz telefonlarla rahatsız etmeden tutun da karşısına çıkıp laf sokmalara rezalet çıkartmalara kadar dayanır konu. Olay çok düzeysiz, seviyesiz bir hal almaya dönüşür. Bazen hastane, karakol, hatta ölümle sonuçlanabilen vakaları okuyoruz gazetelerden. Bakış açısının, belirli eğitim seviyesinin, onurlu insan olmanın, ruhsal durumların gereklilikleri ortaya çıkar böylece. Hayatımıza sokacağımız insanları analiz etmek, başlangıçların ve bitişlerin temelini oluşturabilir mi?

Ayrılıklar oldukça göreceli bir konu, örnekleri çoğaltmak mümkün elbette.

Peki, ilşkiler iki tarafa da acı vermeden bitirilemez mi?

Mademki ayrılıklar kaçınılmaz olaylar, ayrılmak bir sanat haline getirilemez mi?

Her iki tarafı da mağdur etmeden, duygularımızı ve kendimizi eğiterek, bağlılıkla, bağımlılığı ayırt ederek, özgüvenimizi geliştirerek ilişkileri ve sonları yıkımsız acısız hale getiremez miyiz? Ayrılıklardan sanat eserleri inşa edemez miyiz?

Duyuyorum “saçmalama delişey” …

Niye saçma olsun ki?

Ayşe ÖZEN

Beyliğe Reddiye

nezaket hanımın beyi
nazik eşini çok kıskanıyor
pabuç bıraktığı yok sana, bana, ona
nezaket hanım yalvarıyor oysa beyine
beni bıraksana, bana dokunmasana
dönüyor nezaket bana sana ona
ne olur beni de aranıza alsanıza
sen, ben, o biz olabiliyor
hayranım size
neden gelmiyorsunuz bize

olmaz nezaket hanım olmaz
bizimkiler size sığmaz
ben sen o çok kalabalığız
sizin ev bizi almaz
alsa da beyiniz razı gelmez
siz buyurun bize,
kırmaz da gelirseniz eğer
geçin şu sazdan köşkümüze
siz sığarsınız bizim içimize
inceliği bölüştük biz
daha incedir sizden her birimiz

nezaket hanımın beyi
yarısını çok kıskanıyor
tamamını istiyor bey-efendi
bu yüzden nezaket hanımın beyi
katliam yapıyor
kıyıyor sana bana ona bize
devam edin bey-efendi
katillik çok yakışıyor size

bana sana ona bölününce
benliğimizde görününce
güzeldir bizimle nezaket
ama sizinle çok eğreti duruyor
işte matematik
nezaket+biz= nezaketiz biz
nezaket+siz
eşittir nezaketsiz

halkın dilinin intikamıdır bu beyler
sizinle her güzel değer-siz
güzel sizinle güzelsiz
yer sizinle yersiz
adalet sizinle adaletsiz
etik, estetik, çekim, itim, hepsi sizinle yetim
yok bu yerlerde yatacak yeriniz
çareniz yok bunu değiştirmeye, çare sizinle çaresiz

haydi marş marş bakalım siz
geldiğiniz yere ortaçağa gidiniz
dilim dilim doğradınız dilimi
anlatamıyorum, dil sizinle dil-siz

ortaçağdan beri çıkın yola
sen ben o kol kola
yürüyün gelin
göreceksiniz arkadaş
yoldaş olacaksınız yolda
senli benli olacaksınız/ o’nu da alacaksınız aranıza
biz olacaksınız gelince aramıza
biz siz olmayacağız ama

çünkü bizimle siz oluyor biz-siz
sizsiz oluruz da
bizsiz olamayız biz…

Masal Masal Matitas

Oltayı salladın attın denize,
Ne çıkarsa dedin kısmetimize.
Kadere inanmaz bahtsız bedevi,
Uyuyacak mı sandın sen beni.
Bak bakalım kanacak göz var mı bende?
Dikkat et oltana taktığın yeme.
Sulu dereden, su almadan getiririm de seni,
Seni gidi haddini bilmeyen seni.
Ne sanıyorsun yahu sen kendini?
Hindistanda dokunan kumaş değilsin,
Her zaman önünde delişey eğilsin.
Gaza gelmem, tafra çekmem,
Herkes bunu böyle bilsin.
Güven, sevgi, sadakat’in,
Başımın üstünde yeri,
Sende hangisinden var,
Söyle bakalım geriii.
Ne anlatıyorsun sen,
Ona buna zıplayıp
Gideceksen yol açık
Seni kaybetmek bana,
Değil çokkk büyük kayıp.
Biraz lak lak, sohbet üç beş,
Yok öyle üç köfte yirmibeş.
Delişey dursun şöyle bir kenarda,
Nasıl olsa her daim elimin altında.
Gökten düşmüş üç elma,
Ama hepside bana,
Masal bitti güzelim,
Sen avucunu yala…

Ayşe ÖZEN

Arama motoru :)

Ya benim gibi, bir şeyler arayıp bulamayan ve bu konuda duyuru yapmak isteyen olursa diye böyle bir başlık da olsun dedim.
Ben ararım, bakarsın sen bulursun da bana söylersin çözeriz problemi…
Başlık bir tane olur, kirlilik de olmaz böyle olunca…