Dengesizlik -2

Peki “dengesizler”den uzak durdum da “sabit” olanlarla mı oldum?

Dünyanın çoğunluğu “sabit” konumda olduğundan onlarla ilişki kurmak kaçınılmaz fakat benim aradığım onlar da değildi. Bu arada “sabit” olanların mantık kurallarını çok iyi kullandığını da varsaymayalım. Maalesef  hangi konumda olursa olsun biz insanların en büyük noksanı “bütünlük” kavramına erişmemişlikten kaynaklanıyor. O zaman bir de bütünlük kelimesine bakmalıyız, bunu ne anlamda kullanıyorum acaba? (aslında şu an ağzımdan çıktığı için gerçekten bilmiyorum)

Şimdi düşününce “bütünlük”le kastetmeye çalıştığımın Gurdjieff’in at-araba metaforundaki düzeneğin doğru çalışması olduğunu anladım. (iyi ki varsın günlüğüm ve okurlarım) Yani bu düzenek nedir;

Atlar (duygular) sağlıklıdır, arabaya  (fizik beden) iyi bakılmıştır, arabacı (akıl) içerdeki yolcunun (özben ya da ruh) konuştuğu lisanı öğrenmiştir ve onun talimatları uyarınca atları incitmeden usulünce kullanarak kendisine sipariş verilen hedefe doğru güvenlik içinde  arabayı götürmektedir. Evet işte sanırım bu duruma “bütünlük” diyebilirim.

Dünya insanlarının dış görüntüsü ne olursa olsun çoğunun “bütünlük” durumunda olmadığını ve bu sebeple büyük acılar çekildiğini sanmaktayım. (Bellki de rüyaların dilini bu sebeple önemsemiştim ve önemsetmek için de çabaladım)

Tekrar konuya dönecek olursam, dengesizler ve sabitleri aramıyorsam ben kimleri aradım ve buldum hayatım boyunca? Atmışbeşbin pesoluk bir soru; çünkü bunu ilk kez soruyorum kendime 🙂

Ben dünya genelinin sabitlendiği konum dışında noktalara sabitlenme becerisi göstermiş olanları aradım ve buldum. Hem de epeycesini buldum.

Bazılarının konumları oldukça uzaktı bazıları da nispeten yakındılar. Yakın konumdakilerden bazıları, önceki birkaç noktayla ilişkilerini yitirmemişti bu sebeple durumu daha geniş görme pozisyonuna sahiptiler. Uzak konumdakilerin nerdeyse hepsi dünya konumu ile ilişkisizdi! Bu sebeple burada bulunuşları hem kendileri hem yakınları hem de dünya için sıkıntı bazen de tehlikeydi.

İşte bu sebeple kendimi bu konularda isimsiz bir doktor gibi hissettim galiba. Hem birleşim noktasının kaydırılması gerektiğini biliyordum ama hem de kaybolmak istemiyordum. Bu konu oldukça hassas, ehil bir kaptan gibi davranmak gerekiyor. Ziyaret ettiğiniz birleşim noktalarını birbiriyle bağıntılamanız gerekiyor böylece kapladığınız alan genişliyor ve daha çok sayıda insana hizmet etmek mümkün olabiliyor.

Belki de devam ederiz, katkılarınızla…

Metepec Yaratığı

Meksika’nın Metepec yöresinde bir çiftçi olan Marao Lopez’in fare kapanına yakalanmış halde bulduğu tuhaf yaratığın sırrı çözülmeye başladı. Sonuçlar oldukça düşündürücü.

Fareler için kurduğu kapana yakalanmış tuhaf yaratığı görünce önce korkan sonra şaşıran Lopez ilk başta bunun kötü bir şaka olduğunu düşünmüş. Bu tüysüz minik yaratığı kürkü çıkartılmış bir maymun yavrusu zanneden çiftçi daha sonra onun bildiği hiçbir canlıya benzemediğini fark edince paniklemiş ve öldürmeye çalışmış. Ölmesi için onu suya atan Lopez yaratığın saatlerce suda kalmasına rağmen ölmemesi üzerine daha da korkmuş ve onu sudan çıkartmamış. Solungaçları olmadığı halde su altında uzun süre hayatta kalan yaratık saatler sonra ölmüş.

Yaratığın fotoğrafları medyaya verildiğinde dünya gündemine bomba gibi düşen bu olay pek çok kişi tarafından da kuşkuyla karşılanmıştı. Bazıları bunun prematüre bir hayvan yavrusu, bazıları bir maymun cinsi, kimileri de laboratuvar ortamında üretilmiş bir mutant olduğunu iddia ederken pek çok kişi de onun bir uzaylı olduğunu düşünüyordu. Tüm bu sorulara cevap vermek için bilim adamları çiftçiden aldıkları yaratığa ait doku, kemik, deri örneklerini incelemeye başladılar.Bild’de yayınlanan bilimsel bulguların ilk safhası oldukça şaşırtıcıydı. İlk incelemelerde yaratığın DNA’sı tespit edilememişti, yani bir DNA’sı yoktu. Bazıları bunun yaratığın su altında zarar görmesi nedeniyle DNA tespit edilemeyecek hale gelmesine bağladı. Bilim adamları bu defa araştırma için çiftçinin kasasında sakladığı yaratığı alıp daha detaylı incelemeye başladılar.

Bu defa elde edilen bulgular çok daha ilginçti. Daily Telegraph, rapora dayanarak yaratığın dünya dışı bir varlık olduğunu yazdı. Alınan sonuçlara göre Metepec yaratığının sürüngenlere özgü bir iskelet yapısı var, dişlerinin insanlarda olduğu gibi kökleri yok ve su altında saatlerce canlı kalabiliyor. Yaratığın derisi bildiğimiz canlılarınkinden çok çok daha ince, gözleri ve kulakları da vücuduna oranla daha büyük. Eklem yapısı insanla benzerlik taşıyan yaratığın beyni aşırı derecede büyük; özellikle de arka kısmı. Beyniyle ilgi bulgular üzerine bilim adamları yaratığın üstün zekalı olduğu sonucuna vardılar.

Yaratığın hücreleri üzerinde yapılan detaylı araştırmalar sonucu DNA örneği tepit edildi ama sonuçlar DNA’sının bu dünyaya ait olmadığını ispatladı.

Metepec yaratığının cildinin ıslandıktan sonra çok çabuk kuruması ve kesinlikle çürümemesi ise bir başka ilginç nokta.

DNA testleri sonucu yaratığın bu dünyada yaşayan hiç bir canlıyla benzememesi onun dünya dışı bir varlık olduğu sonucunu çıkartsa da bilim adamları hala temkinli ve daha fazla test yaptıktan sonra kesin kararlarını açıklayacaklarını söylüyorlar.

Çiftçinin tuhaf ölümü

Bütün bunlara adeta tuz biber eken bir başka tuhaf olay da yaratığı bulan çiftçinin açıklanamayan ölüm şekli.

Çiftçi Marao Lopez park halindeki arabasının içinde yanmış halde bulundu. Yapılan testlerin sonucu ise şok edici; bu yangının alevlerinin ısısı normal bir yangının çok çok daha üzerinde, ancak metal eritme işlerinde kullanılan sıcaklıktaymış. Bölgedeki çiftçilerin ikinci bir yaratık gördüklerini iddia etmesi, Lopez’in diğer yaratıklar (uzaylılar) tarafından intikam amaçlı öldürüldüğü dedikodularının çıkmasına yol açtı.

Alıntı:TurkishNY

‘Metepec Yaratığı’ adıyla anılan bu varlığın haberini bir kaç ay önce televizyonda izlemiştim. O sıralarda DNA testlerinin şimdilik sonuçsuz kaldığı söyleniyordu. Geçtiğimiz günlerde İspanyol bir bilimadamının yaratığın DNA sının %99.99 dünyada bilinen bir canlıya ait olmadığını açıklaması ortalığı karıştırdı. Nitekim Kanadalı ve Meksikalı bilimadamları daha önce bu varlığın DNA sının çözülemediğini belirtmişlerdi. Sirius Ufo Derneği Başkanı Haktan Akdoğan ise varlığın kesinlikle ‘dünya dışı’ olduğunu iddia etti.

Konu oldukça ilgimi çekti. Sevgili Sonsuz.us üyeleri, siz ne düşünüyorsunuz?

Hephaistos

Sevgiler

Dengesizlik konumu

“Dengesizlik”, “tutarsızlık” kavramları aklıma geldi bugün, denizin hafif çalkantısını seyrederken üzerinde biraz düşündüm.

Üzülerek hatta utanarak itiraf etmeliyim ki ben bugüne kadar dengesiz ve tutarsız bulduğum kişi, gurup, olay ve fikirlerden özenle uzak durmuştum. Hemen nerdeyse hiç kavga ya da tartışmaya girmedim, bundan hep uzak durdum, sebebi ise bence gayet basitti çünkü onlarla başedebilecek denli güçlü hissetmiyordum kendimi. Hala da bu sebebi haklı buluyorum kendimi düşündüğümde.

Peki “dengesiz” tanımı neydi benim için? Eğer bir kişi üzerinden gideceksek; belirli bir rol benimsememiş (ya da benimseyememiş) üstelik kendisi de bunun farkında olmayanlar için kullanıyorum. Onlar her an başka biri oluyorlar ve andaki herşeyi Amerikanın yeniden keşfi gibi yeniden ama sadece duyguları tarafından yönlendirilmek kaydıyla anlamlandırıyorlar. Zaman içindeki edimlerini hatırlamıyorlar! Hatırlattığınızda kabul etmedikleri gibi bazen sinirleniyorlar da. Sözlerini ya da edimlerini aklileştirmiyorlar (ya da aklileştiremiyorlar), mantık kurallarını kullanmıyorlar.

Aman ne güzel, harika, işte anda yaşamak budur diyebilir miyiz bilemiyorum. Bu kişiler genelde fiziken müthiş güçlü oluyorlar, sesleri bile yüksek tonda oluyor. Sanırım bu denli güçlü olmalarını bir noktaya sabitlenmek için çaba(enerji) harcamayışlarına borçlular. Sabit konumları olmayan bu kişilerin bazı ilerlemiş durumları psikiyatri için oldukça geniş bir yelpazede konu olabiliyor.

Dünyanın ortak konumlanmış “birleşim noktası” ya da bilinç seviyesi, bu insanlar için bir tehlike olduğu gibi onlar da bu sistem için oldukça büyük zahmet getiriyorlar. Belki de onlar için dünyanın başıboş torpilleri demek mümkün.

-devam edecek-

Bu Yaratık gerçek mi?

2007’de Meksikalı bir çiftçi bir yaratık buldu. Çifti onu gördüğünde ödü patladı. Hemen oracıkta bulduğu bir su birikintisine atıp boğuverdi. Sonra da incelenmesi için yetkilere götürdü. Uzmanlar yaratığın DNA’sını bulamadılar. Bilimadamlarının çoğuna göre bu yaratık türü bulunmamış bir hayvana aitti.

Sonunda İspanyol bilimadamı yaratığın DNA’sı çözdü. Ona göre yaratık kesinlikle hayvan değil, yüzde 99,99 dünya dışı bir varlık…

Sirius UFO Araştırma Merkezi Başkanı Haktan Akdoğan Saba Tümer’in CNN TÜRK’te yayınlanan programına katıldı ve Metepec yaratığıyla ilgili son gelişmeleri anlattı.

YARATIK SUDA SAATLERCE ÖLMÜYOR

“Bu yaratık Meksika’nın Metepec bölgesinde ele geçirildi. Bir çiftçi bunu buluyor ve korkuyor ve öldürüyor” diyen Akdoğan yaratığın öldürülme hikayesinin de ilginç olduğunu söyledi: ” Öldürmesi de çok enteresan. Varlığı suda saatlerce tutuyor. Normalde solungaçları olmayan bir varlık suda yaşayamaz ama bu yaratık suda birkaç saat yaşabiliyor ve sonra ölüyor.

DNA’SI ÇÖZÜLDÜFare kapanına yakalanan yaratığın büyüklüğünün 15-20 santimetre olduğunu söyleyen Akdoğan hücrelerinde nükleosit olduğunu, yani kesinlikle bir DNA’ya sahip olduğunu belirtti.>NA’sının da bulunduğunu izleyicilere şu sözlerle aktardı: “İlk başta DNA için Meksika Devlet üniversitesine, ardından Kanada Devlet üniversitesine parça gönderildi. İkisi de DNA’sını bulamadık dedi. Sonunda İspanya’nın en önemli bilim adamı Hose Antonio DNA’ya ulaştı. Sonuç bir ‘homosapiens’e ait. Yani bir insanımsı yaratık… Bunun bir hayvan değil. Zeki bir varlığa ait olduğu kanıtlandı.”

YÜZDE 99,99 UZAYLI

Akdoğan yaratıkla ilgili şu bilgilere verdi: “Göz yapısı ve kulakları incelendi. Müthiş bir duyma yeteneği var. Bizim duyacağımız frekansların çok üstünde frekansları duyuyor. Ben Antonio’ya sordum daha sonra “nedir bu?” diye. “Yüzde 99,99 dünya dışı bir varlık” dedi. Şimdi ikinci testi yapacaklar. Kasım ortasında da bir basın toplantısı yapacaklar.”

BÖLGEDE UFOLAR SIKÇA GÖRÜLÜYOR

Akdoğan yaratığın uzaylı olduğuna kendisinin de inandığını çünkü o bölgenin yoğun UFO ziyaretine maruz kaldığını da belirtti.

ÇİFTÇİ ERİMİŞ HALDE BULUNDU
Peki onu bulan çiftçiye ne oldu. Bu sorunun cevabını da Akdoğan şöyle verdi: “Çiftçi de ilginç bir şekilde ölü bulunuyor. Otobanın kenarında arabası park edilmiş ve yanmış bir şekilde ölü bulunuyor. Ama normal bir yanma değil, metali eritecek kadar bir sıcağa maruz kalmış.”

Kaynak: İNTERNETHABER

Gazozdan medet uman ne olsun?!

Seninle soğuk bir gazoz içelim mi yavrum, piyasa canlansın
Dünyanın üçte biri çok tüketmekten obez, üçte biri de aç. Dünyanın dörtte biri teknolojinin bütün nimetlerinden faydalanırken, dörtte biri de sadece su ve ekmek gibi temel ihtiyaçlarla yetiniyor.
Dünyanın beşte biri tek başlarına bütün dünyayı besleyecek kadar gelire sahipken, diğer beşte biri günlük ekmek ve su bile bulamıyor.
25 milyonu geçen işsiz sayısı devletleri ciddi biçimde tehdit ediyor.
IMF ile Dünya Bankası yetkilileri, küresel krizin ekonomik olmaktan çıkıp sosyal bir krize döndüğü konusunda devletleri uyarıyorlar.
Katolik dünyasının ruhani lideri olan Papa bile, küresel krizi bir “ilahi uyarı” olarak görürken ekonomi dünyasındaki papazlar, hâlâ krizin çözümünü tüketimde arıyorlar, yani çöplükte.
Bugün ihtiyaçlar beş iken, arzu ve isteklerle elliye çıkarıldı.
Nimet, tüketilip atılması gereken bir meta gibi değersizleşti.
Oysa arzular sınırsız, ihtiyaçlar ise sınırlıdır, sayıca bir elin parmaklarını geçmez.
İhtiyaçlar az bir çalışma ile giderilirken arzuları tatmin etmek imkansız. Kapitalizm bu yüzden yani insanın sınırsız istek ve arzularını doyurmaya kalktığı için 10 yılda bir krize girer.
Kurumlar ve sistemler, “insan” ve “insan davranışı” üzerine inşa edilirse uzun ömürlü olur.
Bu ne demek?
Çözüm, “Mevcut tüketicinin çok tüketmesinde değildir” demek.
Çözüm, “Dünyada hakim olan sistemin insana bakışını değiştirmekte”
İnsanı yeniden tanımlamakta.
Onu, mutfakla tuvalet arasında yaşayan bir canlı olmaktan kurtarmakta.
Bugün dünyada ekonomik ve siyasal gücü elinde tutanlar, insanoğlunu, bacak arası ve mideden ibaret görerek sömürmeye devam etmek istiyor.
İnsanı ekonomik varlık, “Homo ekonomikus” olarak gören bir sistemde insanoğlunun yönetim merkezi olan beyin, sadece mideye ve şehvete hizmet ettiriliyor.
Yalan mı?
Bayramda midenizi değil ruhunuzu doyurun, ekonomi papazlarını da dinlemeyin.
Ruhu doyurmak, mideyi doyurmaktan hem ucuz, hem de sağlıklıdır.
Hepinize iyi bayramlar.

-alıntı-

Bu yazıyı okuduysanız linkini verdiğim kampanyamıza bir göz atın ve içinizden geliyorsa bir dilek de siz yapın. Hatta daha da ileri gidin ve bu kampanyamızı ilişkide olduğunuz insanlarla paylaşın lütfen (daha da ileri gidebilecek biri kampanyayı bildiği bir başka liisana çevirsin buraya ve istediği her yere göndersin.) Kampanya hepimizin, dünyamızın, ki o bindiğimiz daldır: https://blog.sonsuz.us/?p=328