Kırkyama’da neler var bu günlerde

Şubat 9 2012 tarihinde Devamı…

Yazısız, yorumsuz, apaçık

İnsan her yerde insan. YENİ’den ve kontrolsüz şakımadan korkuyordu. Belki bişeyler şu an ve burda değişir bilemiyorum
Şubat 9 2012 tarihinde Devamı…

Yaşayan ve yaşatan ölüler

Bir ağacın ölümünden sonra, farklı türlerden oluşan yüzlerce canlı için yaşam alanı başlar. Bu yüzden ölü ağaçlar, dünyanın en zengin biyolojik çeşitlilik merkezleridir Bir ağacın ölümüyle binlerce yeni yaşam başlar. Bu, kulağa mantıksız gibi gelse de, orman ekosistemi içindeki bir gerçektir. Bu nedenle ölü ağaçlar, biyolojik çeşitlilik merkezi olarak da …
Şubat 9 2012 tarihinde Devamı…

Rebab Nedir?

Kültürümüzde çok önemli bir yere sahip olan bu enstruman, günümüzde maalesef çok az kişi tarafından bilinmektedir. Rebabın ortaya çıkış yeri olarak Orta Asya gösterilmektedir. Mevlânâ´nın rebab üstüne okuduğu beyitler bize, tam çıkış yeri olarak Horasan´ı düşündürmektedir. “Güneş ülkesi” ya da “Güneş Halkının Ülkesi” olarak da anılan Horasan, Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan, İran´ın bir kısmı ve …
Şubat 7 2012 tarihinde Devamı…

The No 1 Ladies’ Detective Agency

The No 1 Ladies’ Detective Agency Her gün iki posta olsa izlleyeceğim. Pazar akşam kuşağı E2 de yayımlanıyor, daha sadece iki bölüm oldu. Harika bi lezzeti var. Beni haberdar eden Aydın arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu diziden haberdar olmadan bir hafta önce bi vizyonda kendimi afrikalı bi kadın olarak gördüm, …
Şubat 7 2012 tarihinde Devamı…

SIFIR DEMEK NE DEMEK ?..

Hedefe konan “sıfır” rakamı, bazen kafa karıştırıcı oluyor.. Bunu anlıyorum. Çünkü sıfır, matematik olarak “yokluk” ifadesidir.. Halbuki biz bir “yaşamsal” eylemden bahsediyoruz. Yani var olan bir kurgu ise anlatmak istediğimiz, yokluk simgesi olan sıfır en fazla, yaklaşılması beklenen bir hedef olarak durur o tarifte.. En az tahribatla sürdürülmesi gereken bir yaşam beklentisi olabilir sadece. …
Şubat 6 2012 tarihinde Devamı…

VİETNAM

“Kadın, adın nedir?” “Bilmiyorum.” “Yaşın kaç? Nerelisin?” “Bilmiyorum.” “Niçin o tüneli kazıyordun?” “Bilmiyorum.” “Ne zamandır gizleniyorsun?” “Bilmiyorum.” “Niçin ısırdın parmağımı?” “Bilmiyorum.” “Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?” “Bilmiyorum.” “Kimin tarafındansın?” “Bilmiyorum.” “Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?” “Bilmiyorum.” “Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?” “Bilmiyorum.” “Şunlar senin çocukların mı?” “Evet.” Wislawa SZYMBORSKA Çeviri: Tuğrul Asi BALKAR
Şubat 4 2012 tarihinde Devamı…

BİTİŞ VE BAŞLANGIÇ

Her savaşın ardından birileri ortalığı temizlemeli. Az buçuk bir düzen kendiliğinden kurulmaz Birileri temizlemeli kürekle yollardaki döküntüleri ki ceset dolu arabalar devam edebilsin yollarına Birileri tıkanıp kalacak elbet çamurlarda ve küllerde parçalanmış koltuklarda, cam parçalarında ve kanlı bezlerin arasında Birileri kütükleri bulup dayamalı duvarlara pencerelere cam takmalı kapıları geçirmeli menteşelere Kendiliğinden olmaz bunlar, fotoğraflarda yıllar, yıllar alır. Tüm kameralar şimdiden başka bir savaşa gitti. Köprüler yeniden kurulmalı ve istasyonlar yenilenmeli. Kolları sıvamaktan gömleğin kolları parçalanmalı Birisi elinde süpürge anlatıyor savaşın nasıl olduğunu. Öbürü …
Şubat 3 2012 tarihinde Devamı…

30 yilin en soguk gecesi

Degerli ILKYAR Dostlari, ozellikle birkac gundur soguklarda ILKYAR gonulluleri daha da yogun bir tempoyla calistilar… Sahan bolum projeleri nedeniyle ayrilinca sevgili Tuba devraldi tum isleri… Bu soguk gunler de gelebilen arkadaslarimiz Alper, Gizem, Gokhan, Zeynep, ismini ekte ve simdide dahil etmeyi hatirlamayamadigim arkadaslarimizla o kadar buyuk bir fedakarlikla isler gerceklestirildi ki… Sadece bugunun …
Ocak 25 2012 tarihinde Devamı…

Şahika Ercümen: “Benim İçin Hayat, Nefesi İlk Aldığımda Değil, İlk Tuttuğumda Başladı”

Daha dün Y-aşamak, kalbinin pıt pıt atması değil aşama yapmakla ilgili diye düşündüm otobüste dışarıları, her an her yanımızı saran mükemmelliği seyrederken. Sürprizler ve doğaüstü diyebileceğimiz her şey burnumuzun dibinden daha yakında bizi bekliyor. Sadece bakmamızı, görmemizi (bütünsel) ve karar vermemizi. Ne latif bir yaşamdır bu böyle! Küçük bir hatırlatma, güne zıpla gıdıkla …
Ocak 19 2012 tarihinde Devamı…

Ejderha Dövmeli Kız

Çok uzun bi film. Ben beğendim doğrusu, oyuncular ve görsellik açısından güzeldi. David Fincher ana hikayeyi yetersiz mi buldu da bi iki şey daha ilave etti bilemiyorum ama sanki 3 saatlik değil de belki beş saatlik bişey geçiyormuş hayalinden  🙂 Ersin benim kadar beğenmemiş olabilir belki, bilemiyorum çünkü sinemadan çıkıp Işılla …
Ocak 17 2012 tarihinde Devamı…

Yaşam Tasarımı Tanıtım semineri

Önümüzdeki hafta Cumartesi günü Yani 21 Ocak saat 19.00 da Tuva Sanat’da, danışmanlığını yapmakta olduğum Human Design sistemini sizlere tanıtmayı hedefledim, sanırım artık zamanı geldi. Üstelik de bu anlatımı-bi çoğumuzun tanıdığı ve sevdiği- Carlos Castaneda’nın Yaşam Tasarım Analizi üzerinden yapacağım. Ücretsiz olan bu sunumda görüşmek üzere, sevgilerimi sunarım. Sibel Atasoy Yazar-Danışman Human Design –bundan sonra “Yaşam Tasarımı” …
Ocak 12 2012 tarihinde Devamı…

Dutlar Ekoköyü ve İmece Evi

İzmir’in Dumanlıdağı’ndan merhabalar, Heryandan Savaş,Sosyal ve Çevresel kirlilik,GDO,Transgenik tohumların yayılımı,Artan hastalıklar, Geleneksel kültürel erezyon haberleri insanlığın umudunu söndürürken  Barış içinde doğayla uyumlu,sevgi ve saygının hala birincil değerler olduğu enerjisini,çimentosuz barınağını,yiyeceğini  kısaca kendi kendine yeten üretimlerini gerçekleştirmek için yola çıkan “İmece Evi” topluma “Başka Bir Dünyanın Mümkün Olduğunu” yaşarak kanıtlıyor. Yazın yaptığımız evimizin kuzinesinin başından ,İmece Evinden,Dutlar Ekoköyünden haberlerimizle bu soğuk Ocak ayında içinizi ısıtalım …
Ocak 12 2012 tarihinde Devamı…

Ölümsüz Öyküler Kulübü

Ocak 12th, 2012 Ekleyen: Sibel Bugün bahtıma hep eski şeyler çıkıyor-benim web site saatlerdir açılmıyor, ben de birikmiş işleri yapmaya çalışıyorum- O zamanlar basında çok yer alırdık, Gazeteler dergiler televizyonlarda, Ölümsüz Öyküler yayımevi sebebiyle. Türkiye’de böyle çılgınca girişimler pek sık olmuyo ne de olsa 🙂 2001-2004 yılları arasında …
Ocak 8 2012 tarihinde Devamı…

Kitaplarımdan kimler istiyor?

Son zamanlarda gerek web sayfamdan ve mail adresime gerekse sözlü olarak kitaplarımı bulamadıkları için şikayetler geliyor ve her geçen gün artıyor (hatta geçenlerde bunu konu etmiştik galiba). Bugün Tuva’da arkadaşlar (Özellikle Aydın bey) bi öneride bulundu; Bendeki kitaplardan isteyenlere fotokopi kitap yaptıralım dendi. Hem görünüş olarak normal kitaptan farklı olmuyor hem de …
Ocak 3 2012 tarihinde Devamı…

Yaşayan’ın Anıları

Oyy güneş canımsın güneşşş… Yeni yıl bugün başladı aslında. En azından benim için. 13 günlük olduğuma inanabiliyor musunuz? Memnunum, huzurluyum, şahaser bi sessizlik içindeyim, sevme halinin bilinçsizliğiyim (yaşayan) 02.01.2012 ** Yeni yılın ilk ablişini buldum. Çok tatlı beş-altı yaşlarında bi kız. Benimle oynamak istedi, ama benim uykum vardı. Çok ısrar etti, …
Aralık 30 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal – Çözümleme 7

KADINLARIN DÜŞLERİNDEKİ KARANLIK ADAM Psişenin doğal yok edicisi sadece masallarda değil, düşlerde de bulunur. Kadınlar arasında, neredeyse erginleyici bir düş vardır. Bu düş o kadar sık görülür ki, bir kadının böyle bir düş görmeden yirmi beşine erişmesi nadirdir. Düş genellikle, kadınların debelenerek, sarsılarak ve kaygılı bir şekilde uyanmasına neden olur. Düşün kurgusu şöyledir: Düş gören, çoğunlukla kendi …
Aralık 30 2011 tarihinde Devamı…

Neleri seyrediyorum? Yeni gerçeklikler

Tabi çevremdeki her bi şeyi (kendim dahil) seyretmeye çalışıyorum. Fakat burda mevzubahis ettiğim televizyon kutusundakilerdi 🙂 The Big Bang Theory’nin eski bölümleri hafta içi her gün comedymax’de, bilginiz olsun 🙂 Yenileri de CnbcE’de pazartesileri. Bu arada Fringe ve The Mentalist’in yeni sezon bölümleri de başladı. Neyse yani, az buçuk seyredecek …
Aralık 28 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal Çözümleme 6 – Günah Yiyiciler

GÜNAH YİYİCİLER Mavisakal, parçalanma ve yeniden birleşme üzerine baştan sona “etkileyici” bir öyküdür. Öykünün son sahnesinde Mavisakal’ın cesedi leş yiyicilerin – akbabalar, şahinler, karabataklar – alıp götürmesi için bırakılır. Burada çok garip ve mistik bir son görüyoruz. Antikçağlarda günah-yiyici denen ruhlar vardı. Bunlar; hayalet, kuş, hayvan, bazen de insan olarak kişileştirilir, insanların zor bir hayatın tortusundan …
Aralık 28 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal Çözümleme 5

GERİ ÇEKİLMEK VE KUŞATMAK Geri çekilme ve kuşatma bir hayvanın kaçmak için yeraltına dalması ve sonra da yok edicinin arkasından pat diye ortaya çıkmasını anlatan terimlerdir. Mavisakal’ın karısının, kendi hayatı üzerinde egemenliğini yeniden kurmak amacıyla başvurduğu psişik manevra budur. Mavisakal, karısının hilekarlığı sandığı şeyi keşfedince, onu saçından yakalayıp merdivenlere sürükler. “Şimdi sıra sende!” diye kükrer. Bilinçdışının …
Aralık 24 2011 tarihinde Devamı…

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer; Göz alabildiğine yeşil ve mavi Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde Vücudum bana ağır gelmesin, Sürüklemeyeyim onu ardımdan. Her neyi beğenirsem ona Konukluk edeyim bir süre Bazen bir ağaca, bir tavşana Ya da bir adamın içine Taşınayım. Oh ne güzel dünya Kira yok, kontrat yok. Aşk olsun yine yapıştırıcımız Dirimin sevinci, annemin şefkati Çocuklar hepimizin olsun Binalarımız büyülü taştan Kendiliğinden ışıyan. Vivaldi çalsın, ya da Shopen Yumuşak …
Aralık 23 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal Çözümleme 4-Kan Kokusu

KAN KOKUSU Masalda, kızkardeşler öldürme odasının kapısını çarparak kapatırlar.Genç kadın, anahtarın üstündeki kana bakakalır. İçinden bir fısıltı yükselir:”Bu kanı çıkarmalıyım, yoksa farkına varacak!” Artık safdil benlik, psişenin içindeki serbest kalmış öldürücü kuvvete ilişkin bilgi sahibidir. Ve anahtardaki kan, kadınların kanıdır. Eğer bu sadece insanın boş fantezilerini feda etmesinden kaynaklanan kan …
Aralık 21 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal – Çözümleme 3

HAYVANİ DAMAT Demek ki, yok edicinin buyruklarını yerine getirmeye çalışsa ve mahzendeki sırrı görmezden gelmeye razı olsa da, genç kadın ancak belli bir süre itaat edebilir. Sonunda anahtarı (soruyu) sokar ve hayatının derinlerinde gerçekleşen sarsıcı katliamla karşılaşır. Ve bu anahtar, hayatının bu küçük simgesi, ansızın aralıksız kanamaya başlar, durmadan …
Aralık 20 2011 tarihinde Devamı…

MaviSakal – Çözümleme 2 / KKK

BİLGİNİN ANAHTARI: KOKLAMANIN ÖNEMİ Ah! Şu küçük anahtar; tüm kadınların aslında bilip de bilmediklerini sandıkları sırların kapısını bu anahtar açar. Anahtar, psişenin en derin, en karanlık sırlarını, bizim örneğimizde, kadının potansiyelini düşüncesizce yıkıma götüren şeyi bilme iznini temsil eder. Mavisakal, yıkıcı planını sürdürerek karısına psişik olarak uzlaşmayı öğretir: “İstediğini yap,” …
Aralık 19 2011 tarihinde Devamı…

Biz uçardık esrimenin bin türlüsüyle

Yenilmişler İçin On Parça (bir-iki-üç-dört-beş) yenilmişler için birinci parça gene mahzunuz muhip! onlar sevindi sallantılı aşklar şakırdar yerkürenin kulağında başarı tanrısı beton akıllara hükmünü bildirdi Spartakus değil, işte gene Sparta kazandı biz, büyüyen kiplerin tanrıları “ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar” Bir meyhaneyi bile haneye çeviremeyiz artık ey akşamın son çocukları, sonsuz ormanlara kaybolan okşayış ve sonrasız sulara susayan Cravan’ların akşamı ismiyle çağrılanların son kafilesi mi …

Kırk Yama’da bu ay…

Pazar, Nisan 3, 2011

Birleşik Alan Kullanımı(BAK) Nedir?

Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi. Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor […]

Devamını oku…

Cumartesi, Mart 19, 2011

Çantada Keklik Değiliz

Yarın gelip oyumuzu isteyeceklere duyurulur! Bu liste kamuya açık bir mekanda ne istediğini bilen, önceden taraf olmayan, sorumluluk sahibi vatandaşlar tarafından oluşturulmaktadır. “Türkiyede bir tane okuma yazma bilmeyen kadın kalmayacak” sözünü kim veriyor? Verse de söz yetmez, bunu nasıl yapacaklarının plan programını gösterip bizi ikna etsinler. Kafamız az çok […]

Devamını oku…

Cumartesi, Mart 19, 2011

KRİZ ORTAMLARI VE KRİZLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ

ÇOK ÖNEMSEDİĞİM BİR EĞİTİM: KRİZ ORTAMLARI VE KRİZLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ KRİZ ORTAMLARI VE KRİZLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMLERİ 19 Mart -09 Nisan 2011 tarihleri arasında düzenlenecek EĞİTİMİN AMACI:Yaşanan ve yaşanacak olan kriz ortamında sağlığı korumak adına gerek çözüm üretme,başa çıkma gerekse farkındalık ve önleme konularında, konunun uzmanları tarafından katılımcılara anlatılarak ve onlarla tartışılarak […]

Devamını oku…

Salı, Mart 8, 2011

Çocuklar İçin GO Atölyesi

Zaman 13 Mart Pazar · 12:00 – 13:00 Yer Beşiktaş, Ihlamur Kasrı Oluşturan Tüyçev Türkiye Daha Fazla Bilgi Çocuklar GO ile tanışıyor! Türkiye Üstün Yetenekli Çocuklar Vakfı çocuklara özel olarak düzenlediği Go atölyesi ile çocuklarımızı Go ile tanıştırıyor. Onları eğlenceli bir oyun etrafında toplarken, zekalarını nasıl daha iyi kullanabileceklerini ve farklı durumlar için nasıl stratejiler geliştirebileceklerini onlara […]

Devamını oku…

Çarşamba, Şubat 23, 2011

Seni seviyorum Dünya

Evet herkesi ama illa da maviş dünyamız, sevgilimiz. Seni seviyorum Dünya. Bu yıl sevgilime ağaç hediye edeceğim(onun hediyeleri yanında hiç kalır ama, çam sakızı çoban armağanı) TEMA Vakfı ağaç başına 5 TL, Ege Orman Vakfı 4 TL almakta. En azından bir ağaç da olsa gönlünüzden kopsun. Bir sinema bileti yerine 3 ağaç, bir […]

Devamını oku…

Çarşamba, Şubat 23, 2011

Anadoluyu vermeyeceğiz

Gezegenimiz ve üzerinde yaşayan tüm canlılar tarihte görülmemiş bir saldırıyla karşı karşıya. İnsanoğlunun yeryüzündeki eylemleri nedeniyle ortaya çıkan doğa yıkımı, geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru hızla ilerliyor. Bir seçim yapmak zorundayız: ya sınır tanımayan tüketim alışkanlıklarımızı sürdürerek, doğayla birlikte kendimizi de yok edeceğiz ya da onunla uyumlu bir yaşam yolu seçeceğiz. Doğanın varoluşuna, […]

Devamını oku…

Pazartesi, Kasım 8, 2010

Karanlıktan nasıl çıkılır?

Bayramda koy cocuklarini sevindirmek ister misiniz? Oyleyse lutfen ILKYAR’in hesaplarina ‘BAYRAM’ aciklamasiyla bagisinizi gonderin, bagislariniz bot, sekerleme, dergi, corap vb olarak koy cocuklarina gonderilecektir.. Cocuklarimiz sevinsin diyorsaniz sizleri de destek vermeye davet […]

Devamını oku…

Çarşamba, Haziran 9, 2010

Çocuk Tarım Kampı

Devamını oku…

Salı, Haziran 8, 2010

İstanbul’un 2 milyon ağacı için…

KURTARABİLİRİZ! Orman Bakanlığı için hazırlanan resmî bir rapora göre 3. köprü projesi kapsamında İstanbul’da kesilen ve kesilecek toplan ağaç sayısı 2,5 milyonun üzerinde. Kesilmeyi bekleyen ağaç sayısı 1,6 milyon. Yok olacak toplam ormanlık alan 16 milyon metrekare. Bu bir katliam. Bu bir cinayet. Hiç kimsenin istemediği, mimarların, mühendislerin, şehir planlamacılarının, ulaşım uzmanlarının ve diğer bilim insanlarının “hiçbir şey için […]

Devamını oku…

prev next

Mayıs 29 2011 tarihinde Devamı…

GÜNEŞ TANRI VE KUŞ ÜLKESİNİN TANRIÇALARI

Doç. Dr. Haluk BERKMEN Yukarı Nil bölgesi bugünkü Sudan ülkesi olup, kadim dönemde KUŞ …
Mayıs 28 2011 tarihinde Devamı…

*MUTLULUĞUN KOKUSU*

Dostum birden soruverdi: – Bir insanın mutlu olduğu nasıl anlaşılır? Söyle düşünmüş olmalıyım: – Bilmem gözlerinin parlaklığından neşesinden belki yüzüne vuran iç aydınlığından. Dostum hepsini kabul eden ama yeterli bulmayan bir el işareti yaptı: – Bunlar doğrudur. Mutluluk saklanamaz. Mutluluk insanin içinden sızar bir yerlere girer orayı değiştirir. Bir de kokusu vardır. Bilir misin mutluluk kokar. – Mutluluğun kokusu mu? Doğrusu duymamıştım. Dostum anlayışla baktı: – Doğrudur …
Mayıs 28 2011 tarihinde Devamı…

“Yeryüzünün Hanımı” Nasıl Silindi?

İnanna’dan Hathor’a Ekim 31st, 2009 Ekleyen: Sibel Sümer‘de İnanna, Babil’de İştar, Mısır‘da Hathor, Asur’da Astarte… Hepsi aynı güçlü, büyüleyici ve gizemli kadının farklı adları. “Yeryüzü’nün Hanımı” yalnızca bir “mit” olabilir mi? İnanna‘dan Hathor’a yitik uygarlıkların gizemli tanrıça figürleri Bugün varolan durum ne olursa olsun, dünya üzerinde erkeklerin egemenliğinin hiç de “vazgeçilmez” sayılmadığı bir dönemin …
Mayıs 14 2011 tarihinde Devamı…

Alıntılar 1 – Kurtlarla Koşan Kadınlar

İnsan yeni bilgiler edindiğinde duygu durumu değişir. Duygu durumu değiştiğinde yüreği de değişir. Ahlaki yükümlülük, algıladıklarımızı yaşamak demektir. Sezgi, bir kadının psişesinin hazinesidir. Kendimiz olmamız, diğer pek çok kişi tarafından dışlanmamıza neden olur, buna karşılık başkalarının istediklerine boyun eğmemiz de kendi kendimizden sürgün edilmemize yol açar. Bu, azap verici bir gerilimdir ve katlanmak gerekir, ama …
Mayıs 13 2011 tarihinde Devamı…

Düşler telafi edicidir.

Vahşi dişi yalnızca bütün dünyalarda hayatını sürdürebilen değildir; bütün dünyaların hayatını sürdürendir. Düşler telafi edicidir, çoğu zaman yitirilmiş olanları ve hala düzeltme ve dengeleme ihtiyacında olunanları yansıtan derin bilinçdışına ayna tutar. Düşler aracılığıyla bilinçdışı sürekli olarak öğretici imgeler üretir. Böylece, efsanevi kayıp kıta gibi vahşi düşler ülkesi de uyuyan bedenlerimizden yükselir; …
Mayıs 13 2011 tarihinde Devamı…

Öyleyse çıkın, her neredeyseniz dışarı çıkın!

Eğer kopmanın, bir riske girmenin-yasaklanmış yollardan gitmeye cüret etmenin- eşiğindeyseniz, kazarak olası en derin kemikleri çıkarıp havalandırın; kadınların, erkeklerin, çocukların, yeryüzünün vahşi ve doğal yönlerini verimli hale getirin. Ne zaman hırlanılacağını, saldırılacağını, kuvvetli bir vuruş yapılacağını, ne zaman öldürüleceğini, ne zaman geri çekileceğini, …
Mayıs 9 2011 tarihinde Devamı…

Memetik nedir? Eğlenceli anlatım budur 🙂

Memetik memlerle uğraşan bilim dalı. Virüs denilen oluşumun mantığı hemen herkes için anlaşılabilirdir: içeri sız, kendini kopyala, ortamlara ak; bu bilgisayar virüsleri için de, canlı olup olmadığı tartışmalı biyolojik virüsler için de geçerlidir. elbette ki bu işlerin de yolu yordamı vardır, zira ortamlara akmak için virüslerin “çaktırmama, donanımlı olma” gibi birtakım ön …
Mayıs 9 2011 tarihinde Devamı…

Beyin, Zihin ve Bilinci yakından tanımak isteyenler için bir ilk:

Beyinden Bilince Yolculuk Festivali, Festiva A.Ş. tarafından 13-15 Mayıs tarihlerinde İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri’nde ilk kez düzenleniyor. Farklı alanlardan uzmanlar, seminerler ve atölye çalışmalarıyla beynin ve zihnin işleyişi, bilincin doğası hakkındaki bilgileri her yaştan ziyaretçilere anlaşılabilir bir dille aktaracaklar. Gören Bilgisayar’ın katkılarıyla düzenlenen festivalde ayrıca, ziyaretçilerin zihinsel …
Mayıs 5 2011 tarihinde Devamı…

Dostlar ve Sevgililer Üzerine

Bir kadın, dostlarını sevgililerini akıllıca seçmelidir.Sevgililerimiz söz konusu olduğunda çoğu zaman onları büyük bir sihirbazın gücüyle donatırız. Bunu yapmak kolaydır, biz gerçekten samimi olursak, bu, büyülü bir atölyenin kilidini açmaya benzer ya da bize öyle gelir. Bir sevgili, kendi döngü ve fikirlerimizle çok kalıcı bağlantılar …
Mayıs 5 2011 tarihinde Devamı…

ATUAN MEZARLARI – URSULA K. LE GUIN

Bir günde ne yapıp ne edip bitirmeyi başardığım Atuan Mezarları Yerdeniz Serisi’nin ikinci kitabı. Doğruyu söylemek gerekirse Yerdeniz Büyücüsü kadar heyecan verici değildi benim için. Fakat tek başına bir kitap olarak düşünüldüğünde kesinlikle nefis. Atuan Mezarları’nda başkahramanımız Yutulmuş; gerçek adıyla Tenar. Tenar karanlık güçlerin, İsimsizler’in tapınağına başrahibe olarak seçildiğinde henüz …
Mayıs 3 2011 tarihinde Devamı…

La Loba

Herkesin gönülden bildiği, fakat çok az insanın gördüğü gizli bir yerde yaşayan yaşlı bir kadın vardı.Doğu Avrupa masallarındaki gibi, kaybolmuş yada başıboş dolaşan insanların ve arayış içindekilerin, yaşadığı yere gelmelerini bekler gibidir. İhtiyatlıdır, genellikle kıllarla kaplıdır, her zaman şişkodur ve özellikle arkadaşlıktan köşe bucak kaçmaya çalışır.Hem …
Mayıs 1 2011 tarihinde Devamı…

KIRMIZI AYAKKABILAR

Ölü bir kentin meydanında durup kırmızı ayakkabıları bağlıyorum… Bana ait değiller,. Anneminler, Ona da annesinden kalmış. Bir aile yadigari gibi elden ele geçmiş ama yüz kızartıcı mektuplar gibi gizlenmişler de. Ait oldukları evler ve sokaklarda gizlenmiş tıpkı bütün kadınlar gibi..   Kurtlarla Koşan Kadınlar –  Syf 273   KIRMIZI AYAKKABILAR Bir zamanlar ayakkabıları olmayan …
Nisan 29 2011 tarihinde Devamı…

Mutfak çöpümüz altın değerinde

Mutfak atıklarınızı çöpe göndermeden değerlendirmeniz mümkün… Buğday Derneği, Nisan ayı boyunca Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi’nde ve %100 Ekolojik Pazarlarda yapacağı eğitim ve atölye çalışmalarıyla, mutfak atıklarından elde edeceğiniz kompost gübre konusunda farkındalık yaratmayı ve kompostu yaygınlaştırmayı hedefliyor. Kompostun yaygınlaşması için projeler, eğitim ve atölyeler gerçekleştiren Buğday Derneği, 15-17 Nisan …
Nisan 22 2011 tarihinde Devamı…

Bitkilerle “Tanış” Olalım mı?

Merhaba arkadaşlar, Bahar geldi, doğa uyandı içimiz kıpır kıpır. İçimde, dünyadaki tüm canlıları oluşturan ve halen de yaşamalarını varlıklarıyla sağlayan BİTKİ atalarımızla tanış olmak, muhabbetimizi sunmak ve gönüllerini alma isteği var. Bu sebeple araştırma yaptım, Kemal beyle tanıştım, bu konudaki bilgisi ve büyük sevgisini gördüm, üstelik bunu paylaşmaktan …
Nisan 21 2011 tarihinde Devamı…

Muhteşem bir gösteri

http://www.ted.com/talks/lang/tur/claron_mcfadden_singing_the_primal_mystery.html” İnsan sesi: gizemli, spontane, ve ilkel.” sözleriyle Suprano sanatçısı Claron McFadden, John Cage’in büyüleyici Aria’yı seslendirerek bizi soluk almanın ve şarkı söylemenin gizemli dünyasını keşfetmeye davet ediyor. Toplam 11 dakika… Önce 2-3 dakikalık bir solo… Sonra 2-3 dakikalık bir konuşma… Ve sonra bir John Cage yorumlaması… Bu harika showu …
Nisan 18 2011 tarihinde Devamı…

Bağışlamak ya da??

Bizi gücendirmiş olan kişileri nasıl bağışlarız? Bir gün bilge, öğrencisine boş bir çuvalla bir sepet patates verdi. “Son zamanlarda sana olumsuz bir davranışta bulunmuş yada söylemiş olan herkesi düşün, özellikle de bağışlayamadıklarını. Her birinin ismini bir patatesin üstüne yazıp çuvalın içine koy.” Öğrenci işe birkaç isimle başladıysa da, kısa sürede çuvalı patatesle dolup …
Nisan 13 2011 tarihinde Devamı…

FOK DERİSİ – RUH DERİSİ

Bir zamanlar var olmuş, artık sonsuza kadar yok olan ve çok yakında geri gelecek olan bir zamanda,günler beyaz gökyüzünün,beyaz karların altında geçermiş…ve uzaklarda görünen ufak lekelerin hepsi insan, köpek ya da ayı imiş. Buralarda isteseniz de bir şey yetişmezmiş. Rüzgarlar o kadar sert eserlermiş ki, insanlar parkalarını ve mamlek’ lerini (çizmelerini ) artık bile bile yanlamasına giymeye başlamışlar. Buralarda sözcükler açık havada …
Nisan 11 2011 tarihinde Devamı…

Cinsel edimler, enerji ve ödeşme!

Carlos Castaneda’nın savaşçı topluluğunun iz sürücü üyesi olan Taisha Abelar tarafından yazılan Büyü Geçişleri adlı kitaptan bir alıntıdır. Cinsel edimlerin kadınlar üzerindeki etkisi anlatılıyor: ————————————————————– “birlikte olduğun o adamların senin enerjinden beslenmeye devam etmelerini mi istiyorsun. sen güçlendikçe o erkeklerin de güçlenmesini mi istiyorsun? yaşamının geri kalanında onlar için bir enerji kaynağı mı …
Nisan 11 2011 tarihinde Devamı…

BURCLARIN SERUVENI

… ve Tanrı bir sabah oniki cocugun onunde durdu ve her birine yasamın tohumlarını ekti. Cocuklar kendilerine verilen armagani almak icin birer birer one ciktilar. “Koç! Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum. Ektigin her bir tohuma karsılık elinde bir milyon tohum bulacaksin, fakat onlarin buyumelerini gorecek vaktin olmayacak. İnsanların aklına …
Nisan 3 2011 tarihinde Devamı…

Birleşik Alan Kullanımı(BAK) Nedir?

Birleşik Alan Kullanımı(BAK) uygulaması, gerek kadim öğretiler gerekse kuantum fiziği ile kendi düşünsel ve pratik yolculuğumun verileri bir araya getirildiğinde sanki hep elimizin altında idi buna rağmen deneme aşamasında hepimizi şaşkına çevirdi. Prensipte bu uygulamanın temeli, bir kişi olarak “BEN” öznesi ile her bir cümleye başladığımızda; iki ayrı ve temel ben’den bahsediyor …
Nisan 2 2011 tarihinde Devamı…

Kadının cebindeki oyuncak bebek ”BİLGE VASALİSA”

VASALİSA Bir varmış, bir yokmuş : ölüm döşeğinde, yüzü , yakındaki kilise sunağının beyaz mumdan yapılmış gülleri kadar solgun yatmakta olan genç bir anne varmış. Küçük kızı ve kocası, eski tahta yatağının başucuna oturmuş, öteki dünyada Tanrı’nın, ona doğru yolu göstermesi için dua ediyorlarmış. Ölmekte olan anne, Vasalisa’ya seslenmiş. Kırmızı çizmeli beyaz önlüklü küçük …
Mart 31 2011 tarihinde Devamı…

Sözsüz iletişim, kollektif ego

Mart 31st, 2011 Ekleyen: Sibel Birleşebilmek için ille üzerimize bi felaket gelmesini gereksiniyor oluşumuz bizi atomaltı parçacıklarından farksız kılıyor (Bose-Einstein yoğunluğu). Özellikle bir yıl süren facebook deneyimi bana şunu hatırlattı (çünkü yoğun internet kullanıcısı olarak bunu daha önce müşahade etmiştim); önceden taraf olanlarla sözlü iletişim kurmaya …
Mart 20 2011 tarihinde Devamı…

TEMİZ HAVA İÇİN KREDİNİZ VAR MI?

TEMİZ HAVA İÇİN KREDİNİZ VAR MI? ŞULE YILDIRIM Geçtiğimiz haftalarda Derelerin Kardeşliği Platformu’nun Giresun’daki bir toplantısında Güven Eken’in çıkan bir tartışma üzerine, “Derenin suyunu şirketler, insanlarını da siyasi partiler yağmalamaya çalışıyor. İkisini de vermeyeceğiz. Bugüne kadar bu konularda ağzımı açmadım. ÖDP, TKP, EMEP bu vadilerdeki HES mağduru insanları siyasette ele geçirebilmek için …
Mart 19 2011 tarihinde Devamı…

Japonya pes etti, ABD’den yardım istedi

Japonya pes etti, ABD’den yardım istedi Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunaminin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Fukushima Nükleer Santrali’ndeki radyasyon sızıntısının önüne bir türlü geçilemiyor. Santraldeki risk seviyesi 7 skalalı sistemde hâlâ 5 seviyesinde. 300 Japon mühendis ve teknisyen, aşırı ısınan reaktörleri soğutmak için havadan ve karadan bölgeye su sıkıyor. Ancak şimdiye …
« Older Entries

http://www.kirkyama.org/

Öyleyse çıkın, her neredeyseniz dışarı çıkın!

Eğer kopmanın, bir riske girmenin-yasaklanmış yollardan gitmeye cüret etmenin- eşiğindeyseniz, kazarak olası en derin kemikleri çıkarıp havalandırın; kadınların, erkeklerin, çocukların, yeryüzünün vahşi ve doğal yönlerini verimli hale getirin. Ne zaman hırlanılacağını, saldırılacağını, kuvvetli bir vuruş yapılacağını, ne zaman öldürüleceğini, ne zaman geri çekileceğini, ne zaman şafak vaktine kadar ulunacağını bilmek için sevginizi ve iyi içgüdülerinizi kullanın. Bir kadın esrarengiz vahşiye mümkün olduğunca yakın yaşamak için daha fazla toslaşma, daha fazla tıkınma, daha fazla koklayarak sezme, daha fazla yaratıcı hayat,  daha fazla “düşüp-kirlenme,” daha fazla yalnızlık, daha fazla kadınlar topluluğu, daha fazla doğal hayat, daha fazla ateş, daha fazla tin, daha fazla sözcük ve daha fazla fikir pişirmesi yapmalıdır. Kızlar yurdunu daha çok tanımalı, daha fazla tohum ekmeli, daha fazla kök toplayıp saklamalı, erkeklere karşı daha nazik olmalı; daha fazla komşu devrimi, daha fazla şiir, daha fazla masal ve gerçek resimleri yapmalı ve vahşi dişiye çok uzanmalıdır. Daha fazla terörist dikiş nakış grubu ve daha fazla uluma. Ve özellikle de çok daha fazla canto hondo, çok daha fazla derin şarkı.
Postunu silkelemeli, eski patikalardan azametle geçmeli, içgüdüsel bilgisini talep etmelidir. Hepimiz kadim yara izi klanına üye olmayı isteyebiliriz, zamanımızın savaş yaralarını gururla taşıyabiliriz, sırlarımızı duvarlara yazabiliriz, utanmayı reddedebiliriz, her hususta önayak olabiliriz. Öfkeyle fazla zaman harcamayalım. Onun yerine onun aracılığıyla güçlenelim.Özellikle kurnaz olalım ve kadın aklımızı kullanalım.
En iyinin gizlenemeyeceğini ve gizlenmemesi gerektiğini akılda tutalım. Eğer insan bütün hepsini kendine ya da seçtiği bir azınlığa saklıyorsa meditasyonun, eğitimin, bütün düş analizinin, mezarlıktaki bütün bilgilerin hiçbir değeri yoktır. Öyleyse çıkın, her neredeyseniz dışarı çıkın. Derin ayak izleri bırakın, çünkü bunu yapabilirsiniz.
Kurtlarla Koşan Kadınlar

Vasalisa – Clarissa Estes

İçinizde Kurtlarla koşan Kadınlar kitabını okuyanlar var biliyorum. Bir psikiyatr ve cantadora olan Clarissa Estes bu kitabı yirmi yıllık bir araştırma ve emek sonucunda ortaya çıkarmış ve biz tüm dünya insanlarına hediye etmiş. Kendi adıma ona müteşekkir olduğumu söylemeliyim. Kitapta bulunan ve binlerce yıldır kadınlar yoluyla dilden dile yola almış olan öykülerin simgesel nitelikleri paha piçilmez bir şifa etkisine sahip.

Vee bu pazar gününe Hande arkadaşımızın tape edip bizlere sunduğu Vasalisa masalı ile merhaba demek istiyorum. Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm kadınlara ve onların olası çocuklarına ve bu yolla tüm insanlara şifa olması dileği ile, sevgi ve selamlar

s.

Not: Bu masalı bir gurup çalışmasında çözümlemeye çalışmıştık, katılanlar hatırlayacaklardır. Sorular olursa dilimizin döndüğünce cevaplamaya ve Clarissa’dan aktarmaya çalışırız 🙂

VASALİSA

Bir varmış, bir yokmuş; ölüm döşeğinde, yüzü, yakındaki kilise sunağının beyaz mumdan yapılmış gülleri kadar solgun yatmakta  olan genç bir anne varmış. Küçük kızı ve kocası, eski tahta yatağının başucuna oturmuş, öteki dünyada Tanrı’nın,  ona doğru yolu göstermesi için dua ediyorlarmış.

Ölmekte olan anne, Vasalisa’ya seslenmiş. Kırmızı çizmeli beyaz önlüklü küçük çocuk annesinin yanına diz çökmüş.

Anne, ‘’İşte sana oyuncak bir bebek, tatlım’’ diye fısıldamış ve tüylü yatak örgüsünün altından, Vasalisa’nın kendisi gibi kırmızı çizmeler, beyaz önlük, siyah etek ve her tarafı işlemelere kaplı bir yelek giymiş küçük bir oyuncak bebek çıkarmış.

‘’İşte bunlar da son sözlerim, güzelim’’ demiş anne. ‘’Yolunu kaybedecek olursan ya da yardıma ihtiyaç duyarsan, ne yapacağını bu bebeğe sor. O sana yardım edecektir. Bebeği hep yanında taşı. Kimseye ondan söz etme. Acıktığında besle. Bu sana annen olarak verdiğim söz ve benim sana hayır duam, sevgili kızım.’’ Bu sırada soluğu vücudunun derinlerine doğru çekilmiş, o arada ruhunu toparlayarak dudaklarının arasından çıkıvermiş ve anne ölmüş.

Çocuk ve babası çok uzun süre yas tutmuşlar. Ama savaşın acımasızca yarıp geçtiği tarlalar gibi, babanın hayat gülü de saban izlerinden tekrar yeşermiş ve iki kızı olan dul bir kadınla evlenmiş. Yeni üvey anne ve kızları nezaketle konuşup birbirlerine hanımefendiler gibi gülümseler de, gülümsemelerinin arkasında Vasalisa’nın babasının algılamadığı, düşmanca duygular varmış.

Nitekim üç kadın Vasalisa’yla yalnız kaldıklarında ona eziyet ediyor, ona hizmet etmeye zorluyor, güzel cildi bozulsun diye ağaç kesmeye gönderiyorlarmış. Ondan nefret ediyorlarmış, çünkü onda öteki dünyalara ait bir şirinlik varmış. Çok da güzelmiş. Onların göğüsleri kötülükten küçülürken, onunkiler giderek gürbüzleşiyormuş. Üvey anne ve üvey kız kardeşler bir aradayken, gece sakatat yığınına dalan sıçanlar gibi davranırken, Vasalisa her zaman yardımsevermiş ve hiç şikâyet etmezmiş

Bir gün üvey anne ve üvey kız kardeşler sırf artık Vasalisa’ya dayanamadıkları için,’’Bir plan yapalım; ateşi söndürüp Vasalisa’yı ormana, büyücü Baba Yaga’ya, ocağımız için ateş dilenmeye gönderelim. Baba Yaga’ya ulaştığında da ne ala, yaşlı Baba Yaga onu öldürüp yer,’’demişler. Eh, hepsi birden el çırpmış ve karanlıkta yaşayan varlıklar gibi ciyaklamışlar.

Ve böylece Vasalia o akşam odun toplamaktan eve geldiğinde, bütün evi karanlık bulmuş. Çok endişelenmiş ve üvey annesine sormuş: ‘’Ne oldu, neyle yemek pişireceğiz? Karanlığı aydınlatmak için ne yapacağız?’’

Üvey anne çıkışmış: ‘’Seni aptal çocuk! Görüyorsun ki ateşimiz yok. Ben ormana gidemem, çünkü yaşlıyım. Kızlarım da korktukları için gidemezler. O halde ormana gidip Baba Yaga’yı bulacak ve ateşimizi yeniden tutuşturacak bir köz alabilecek tek kişi sensin.’’

Vasalisa safça yanıtlamış. ’’Pekala, tamam, ben giderim,’’ diyerek yola çıkmış. Orman giderek karanlığın içine dalmış ve ayağının altında kırılan ince dallar onu ürkütmüş. Önlüğünün en iç cebine elini sokmuş;

Ölen annesinin verdiği bebek ordaymış. Vasalisa cebindeki bebeği okşayarak, ‘’ Bu bebeğe sadece dokunmak bile kendimi daha iyi hissetmemi sağlıyor,’’ diye düşünmüş. Yolun her çatallanışında , Vasalisa cebine uzanıp bebeğe danışmış .’’Pekala, şimdi sola mı , yoksa sağa mı gitmeliyim ? Bebek de ‘’Evet,’’ ya da ‘’Hayır,’’ veya ‘’Bu yoldan, ‘’ya da Şu yoldan’’ diye ona rehberlik etmiş. Ve Vasalisa yürürken bebeği kendi ekmeğiyle beslemiş ve bebekten yayıldığını hissettiği şeyleri izlemiş.

Önünde birdenbire, dörtnala giden beyaz bir at üzerinde beyazlı bir adam geçmiş ve hava aydınlanmış. Daha ileride, kızıl bir at üstünde kırmızılı bir adamın yavaş yavaş dolaştığını görmüş ve güneş yükselmiş. Vasalisa yürümüş, yürümüş ve tam Baba Yaga’nın inine yaklaştığında, siyahlar giyinmiş bir süvari, siyah bir at üstünde yıldırım hızıyla çıkagelmiş ve atıyla, doğru Baba Yaga’nın kulübesine girmiş. Hemen gece olmuş. Kulübeyi çevreleyen kafatası ve kemiklerden yapılmış çit, ruhani bir ateşle öylesine ışıldamış ki, ormanın bu noktasındaki açık alan, korkunç bir ışıkla parlamış.

Tabii ki, Baba Yaga çok korkunç bir yaratıkmış. Bir atlı arabayla ya da faytonla değil, kendi kendine her yere uçan ve şekli havan tokmağına benzeyen bir kürekle çekerek götürüyor ve bu sırada geçtiği yerlerde bıraktığı izleri, uzun süre önce ölmüş birinin saçlarından yapılmış bir süpürgeyle süpürüyormuş.

Ve kazan, Baba Yaga’nın arkasından uçuşan yağlı saçlarının eşliğinde gökte süzülmüş. Uzun çenesi yukarıya, uzun burnu da eğrilip aşağıya uzanıyor ve ikisi ortada karşılaşıyormuş. Minik bir keçisakalı ve cildinde ise kurbağalarla alışverişinden kalan siğiller varmış. Kahverengi kirli tırnakları kalın ve çatılar gibi kubbeliymiş ve öyle kıvrımlıymış ki, elini yumruk yapamıyormuş.

Baba Yaga’nın evi daha da garipmiş. Kocaman, pullu sarı tavukayaklarının üzerine oturtulmuş ev kendi kendine geziniyor, bazen de vecd içindeki bir dansçı gibi fırıl fırıl dönüyormuş. Kapılardaki sürgü ve kepenkler insan el ve ayak parmaklarından yapılmışmış, ön kapıdaki kilit de, sivri dişlerle kaplanmış bir hayvan burnundan bozmaymış.

Vasalisa bebeğine danışmış ve ‘’Aradığımız ev bu mu’’ diye sormuş. Bebek de kendinde yanıtlamış: ‘’Evet, aradığın bu.’’ Ve bir adım daha atamadan, kazanındaki Baba Yaga, Vasalisa’nın  tepesine doğru alçalıp ona bağırmış: ‘’Sen ne istiyorsun ?’’

Kızcağız titremiş: Büyükanne, ateş için geldim. Evim soğuk… Ailem ölecek…. Ateşe ihtiyacım var.’’

Baba Yaga terslemiş: ‘’Aaaa, tabii, seni tanıyorum, aileni de. Pekala, seni işe yaramaz çocuk…. Bırak ateş sönsün. Bu yaptığın tedbirsizce bir şey. Üstelik sana ateşe vereceğimizi de nereden çıkarıyorsun?

Vasalisa bebeğine danışmış ve hemen yanıtlamış: Çünkü bunun için size ricada bulunuyorum.’’

Baba Yaga. ‘’Şansın varmış. Bu doğru cevap,’’diye mırıldanmış.

Baba Yaga, ‘’benim için çalışmadıkça sana ateşi kesinlikle veremem. Eğer benim için bu görevleri yerine getirirsen, ateşi alırsın. Yoksa…. ‘’ diye tehdit savurmuş. Ve o an Vasalisa, Baba Yaga’nın gözlerinin birden kızıl kora dönüştüğünü görmüş. ’’Yoksa evlat, ölürsün.’’

Böylece Baba Yaga, langır lungur kulübesine girip yatağına uzanmış ve Vasalisa’ya ocakta pişenleri getirmesini buyurmuş. Ocakta on kişiye yetecek kadar yemek varmış. Yaga hepsini yemiş ve Vasalisa’ya sadece bir ufak bir ekmek kabuğu ile çok az çorba bırakmış.

‘’Giysilerimi yıka, avluyu süpür ve evi temizle, yemeğimi hazırla, küflü buğdayları sağlamlardan ayır ve her şeyin yerli yerinde olup olmadığını kontrol et. Daha sonra çalışmanı teftiş etmek için geri geleceğim. Yapılmamışsa, ziyafetim sen olursun.’’ Baba Yaga bunları söyledikten sonra, burnu rüzgâr tulumu, saçları yelken gibi, kazanıyla uçarak uzaklaşmış. Ve yeniden gece çökmüş.

Vasalisa, Yaga  gider gitmez bebeğine dönmüş.‘’Ne yapacağım? Bu işleri zamanında bitirebilir miyim? Bebek ona yapabileceğine dair güvence vermiş ve bir şeyler yiyip uyumasını söylemiş. Vasalisa bebeği biraz daha beslemiş ve sonra uyumuş.

Sabahleyin bebek bütün işleri bitirmiş ve sadece yemeğin pişirilmesi kalmış. Akşam Yaga geri dönmüş ve yapılmamış bir şey bulamamış. Bir yandan memnun, ama bir yandan da kusur bulamadığı için hoşnutsuz olan Baba Yaga dudak bükmüş: ‘’Çok şanslı bir kızsın.’’ Sonra sadık hizmetkârlarını buğday öğütmeye çağırmış ve havada üç çift el belirerek buğdayı dövüp ezmeye başlamış. Evin içinde altından karlar gibi tahıl kabukları uçuşmuş. Sonunda iş bitmiş ve Baba Yaga yemeğe oturmuş. Saatlerce yemiş ve Vasalisa’ya evi yarın tekrar temizlemesini, avluyu süpürmesini ve giysilerini yıkamasını buyurmuş.

Yaga avludaki büyük pislik yığınını göstermiş: ‘’ Şu pislik yığınında pek çok, belki de milyonlarca afyon tohumu var. Ve ben sabahleyin hepsi güzelce seçilip ayıklanmış bir afyon tohumu yığını ve bir de pislik yığını olsun istiyorum. Anlıyor musun ?’’

Vasalisa nerdeyse bayılıyormuş. ‘’Aman Tanrım, bunu nasıl yapacağım ?’’ Cebine uzanmış ve bebek fısıldamış: ‘’Endişelenme, icabına bakacağım.’’ O gece Baba Yaga uyuyup horlamaya başlamış ve Vasalisa da … afyon tohumlarını pislikten ayırmaya çalışmış. Bir süre sonra bebek ona, ‘’Şimdi uyu. Her şey yoluna girecek,’’ demiş.

İşleri yine bebek yapmış ve yaşlı kadın eve döndüğünde her şeyin yapıldığını görmüş. Baba Yaga alaycı bir şekilde burnundan konuşmuş: ‘’Pekalaaaa! Bu işleri yapabildiğin için şanslısın.’’ Sadık hizmetkârlarını afyon tohumlarından yağ çıkarmaya çağırmış. Yine üç  çift el belirip denileni yapmış..

Yaga, yediği yahni üzerinden yağ içinde kalan dudaklarını yalarken, Vasalisa da tam yanı başında duruyormuş. Baba Yaga, ‘’Neye bakıyorsun?’’ diye sormuş.

‘’Sana birkaç soru sorabilir miyim, büyükanne?’’ diye sormuş Vasalisa.,

’’Sor,’’ diye emretmiş Yaga, ‘’ama unutma, çok fazla bilgi, ,insanı çok çabuk yaşlandırabilir.’’

Vasalisa beyaz at üstündeki beyaz adamı sormuş.

‘’Haa,’’demiş Yaga sevgiyle. Bu birincisi, o benim Gün’üm.’’

‘’Ya kızıl at üstündeki kırmızı adam?’’

‘’AH, o benim Doğan Güneş’im.’’

‘’Peki, siyah at üstündeki siyah adam?’’

‘’A, evet, o üçüncüsü, o da benim Gece’m.’’

‘’Anlıyorum,’’ demiş Vasalisa.

Yaga, ‘’Haydi canım! Daha çok soru sormak istemez misin ?’’ diye tatlılıkla sormuş.

Vasalisa bir görünüp bir kaybolan el çiftleri hakkında bir şeyler sormak istemişse de, cebindeki bebek yukarı aşağı zıplamaya başlamış, bunun üzerine Vasalisa,

’’Hayır, Büyükanne. Senin de dediğin gibi, çok fazla şey bilmek insanı çok çabuk yaşlandırabilir,’’ demiş.

‘’Oo! Demiş Yaga kafasını bir kuş gibi yukarı dikerek. ‘’Yaşına göre çok akıllısın, kızım. Nasıl böyle olabildin ?’’

Vasalisa,’’Anemin kutsamasıyla,’’ diye gülümsemiş.

‘’Kutsama mı!?‘’ Bu evin çevresinde kutsamaya ihtiyaç duymuyoruz. En iyisi senin yola düşmen, kızım.’’ Bunları söyledikten sonra, Vasalisa’yı gecenin içine doğru itmiş.

‘’Bak sana ne söyleyeceğim, evladım. Al işte!’’ Baba Yaga, çitine uzanarak alevli gözleri olan bir kafatası alıp, bir sopanın üzerine oturtmuş. ‘’Evet! Bu sopanın üstündeki kafatasını al ve eve götür. İşte burada! Ateşin bunun içinde. Tek bir kelime bile etme. Sadece yola düş.’’

Vasalisa, Yaga’ya teşekkür etmek istemiş, ama cebindeki küçük bebek önceki gibi kıpırdanmaya başlayınca sadece ateşi alıp gitmesi gerektiğini anlamış. Karanlık ormandan eve doğru yola çıkmış, bebeğin ona söylediği yollardan giderek yönünü belirlemiş. Vasalisa, kulağından, gözünden, burun ve ağız deliklerinden ateş parlayan kafatasını taşıyarak ormanı geçmiş. Birden onun ağırlığından ve acayip ışığından korkuya kapılmış ve fırlatıp atmayı düşünmüş. Ama kafatası onunla konuşarak sakin olmaya, üvey annesi ve kız kardeşlerinin evine doğru yola devam etmeye zorlamış. O da dinlemiş.

Vasalisa giderek evine yaklaşırken, üvey annesi ve kız kardeşleri de pencereden bakıyorlarmış ve ağaçların arasında dans eden garip bir pırıltı görmüşler. Pırıltı giderek onlara doğru yaklaşıyormuş. Ne olabileceğini tahmin edememişler. Vasalisa’nın uzun süren yokluğunun, şimdiye kadar ölmüş olduğu anlamına geldiğini ve kemiklerinin hayvanlar tarafından sürüklendiğini düşünüyor, ondan kurtuldukları için seviniyorlarmış.

Vasalisa eve daha da yaklaşmış. Üvey anne ve kız kardeşler gelenin o olduğunu görünce ona doğru koşmuşlar ve gittiğinden beri ateşlerinin olmadığını, yeni bir ateş yakmak için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, hep söndüğünü söylemişler.

Vasalisa tehlikeli yolculuğunu sağ salim bitirdiği ve yeniden ateş getirdiği için, evine büyük bir zafer duygusuyla girmiş. Ama sopadaki kafatası, üvey annenin ve kız kardeşlerin her hareketini izliyor ve belleğine kazıyormuş ve sabah olduğunda hain üçlüyü yakarak küle çevirmiş.

C.P. Estes

‘’Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabından Vasalisa masalıdır.

Son araştırmalarıma göre Baba yaga simgesinin chaos  ve Tiamat ile ilişkisini keşfettim. Bu arada ekteki sitede şahane fotolarını buldum ki hepsi bi arada rastlanmayacak kadar güzel.

http://fletchingarrows.tumblr.com/post/688436711/baba-yaga-best-villain-ever

Clarissa’nın bu güzel masalının, YAY kuzey ay düğümü olanlar için bir klavuz olduğunu anladım. Bu sebeple bi kez daha paylaşıyorum, belki bana olduğu gibi başkalarına da yardımı olur. Kolay gelsin hepimize

Kadın Kooperatifleri

KADIN EMEĞİNİ DEĞERLENDİRME VAKFI

Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı -KEDV-, 1986 yılında dar gelirli kadınların yaşam kalitelerini ve ekonomik durumlarını iyileştirmelerine destek olmak ve yerel kalkınmada liderliklerini güçlendirmek amacıyla kurulmuş, kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum örgütüdür. KEDV, dar gelirli kadınların yoksullukla mücadeledeki uzmanlıklarına, ailelerini ve toplumu geliştirme güçlerine inancıyla, onlarla ilkeli bir ortaklık anlayışıyla çalışmakta, tüm projelerini onların ve çevrelerinin sinerjisiyle geliştirmekte, yerel yönetimler ve toplumdaki diğer aktörlerle işbirliği yapmaktadır.

Çalıştığı bölgeler :

İstanbul’un dar gelirli semtleri, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremlerinden etkilenen bölgeler ve Güneydoğu Anadolu’da çalışmalarını sürdürmektedir. KEDV ayrıca çalışmalarını yaygınlaştırmak amacıyla bu programları hizmetlerine dahil etmek isteyen Türkiye’nin her yerinden belediyelere, sivil toplum kuruluşlarına, kalkınma projelerine ve destek talep eden kadın gruplarına eğitim, danışmanlık ve izleme desteği sağlamaktadır.

Çalışma İlkeleri :

•Dar gelirli kadınların hayat deneyiminden gelen uzmanlıklarına, yoksullukla mücadeledeki yaratıcılıklarına, kendi yaşamlarını ve çevrelerini ayakta tutma güçlerine inanır. Sorunlarını tarif etme ve çözümde sorumluluk alma haklarını kabul eder.

•Kadınların değerlerine saygı duyar, kendi değerlerini onlara empoze etmez, kadınları kendilerine ve çevrelerine yabancılaştırmaktan kaçınır.

•Sorunların yerel düzeyde ve tüm sektörlerin işbirliğiyle çözümlenebileceğine; kadınların sosyal, ekonomik ve politik karar verme süreçlerine gerçek anlamda katılımının yerel düzeyde gerçekleşebileceğine inanır. Bu amaçla merkezi ve yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve toplumdaki diğer kesimlerle işbirliği yapar.

•Tüm çalışmalarını ve projelerini yoksul kadınların ve çevrelerinin sinerjisiyle geliştirir.

ayrıntılı bilgi için www.kedv.com bakabilirsiniz…

Çalışmalarını çok beğendiğim bir vakıf. Bildiğim Maltepe ve Kartal belediyeleriyle çalışıyorlar. Mahalle anneliği, liderlik ayrıca kadın yaratcılıklarını destekleyecek projeler geliştirme ve mikro krediyle de destekleme gibi eğitimleri va…r.
Değişmek ve içlerindeki cevheri açığa çıkarmak isteyen kadınlar için süper hayat dolu programları var bence. . Dilerim yakın zamanda bu çalışmalarla hayatı değişen kadın katılımcılarla ilgili röportaj yapar sizlerle de paylaşırım.
sevgiler..
Hande Fırattekin