Kırkyama’da neler var bu günlerde

Şubat 9 2012 tarihinde Devamı…

Yazısız, yorumsuz, apaçık

İnsan her yerde insan. YENİ’den ve kontrolsüz şakımadan korkuyordu. Belki bişeyler şu an ve burda değişir bilemiyorum
Şubat 9 2012 tarihinde Devamı…

Yaşayan ve yaşatan ölüler

Bir ağacın ölümünden sonra, farklı türlerden oluşan yüzlerce canlı için yaşam alanı başlar. Bu yüzden ölü ağaçlar, dünyanın en zengin biyolojik çeşitlilik merkezleridir Bir ağacın ölümüyle binlerce yeni yaşam başlar. Bu, kulağa mantıksız gibi gelse de, orman ekosistemi içindeki bir gerçektir. Bu nedenle ölü ağaçlar, biyolojik çeşitlilik merkezi olarak da …
Şubat 9 2012 tarihinde Devamı…

Rebab Nedir?

Kültürümüzde çok önemli bir yere sahip olan bu enstruman, günümüzde maalesef çok az kişi tarafından bilinmektedir. Rebabın ortaya çıkış yeri olarak Orta Asya gösterilmektedir. Mevlânâ´nın rebab üstüne okuduğu beyitler bize, tam çıkış yeri olarak Horasan´ı düşündürmektedir. “Güneş ülkesi” ya da “Güneş Halkının Ülkesi” olarak da anılan Horasan, Türkmenistan, Özbekistan, Azerbaycan, İran´ın bir kısmı ve …
Şubat 7 2012 tarihinde Devamı…

The No 1 Ladies’ Detective Agency

The No 1 Ladies’ Detective Agency Her gün iki posta olsa izlleyeceğim. Pazar akşam kuşağı E2 de yayımlanıyor, daha sadece iki bölüm oldu. Harika bi lezzeti var. Beni haberdar eden Aydın arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem azdır. Bu diziden haberdar olmadan bir hafta önce bi vizyonda kendimi afrikalı bi kadın olarak gördüm, …
Şubat 7 2012 tarihinde Devamı…

SIFIR DEMEK NE DEMEK ?..

Hedefe konan “sıfır” rakamı, bazen kafa karıştırıcı oluyor.. Bunu anlıyorum. Çünkü sıfır, matematik olarak “yokluk” ifadesidir.. Halbuki biz bir “yaşamsal” eylemden bahsediyoruz. Yani var olan bir kurgu ise anlatmak istediğimiz, yokluk simgesi olan sıfır en fazla, yaklaşılması beklenen bir hedef olarak durur o tarifte.. En az tahribatla sürdürülmesi gereken bir yaşam beklentisi olabilir sadece. …
Şubat 6 2012 tarihinde Devamı…

VİETNAM

“Kadın, adın nedir?” “Bilmiyorum.” “Yaşın kaç? Nerelisin?” “Bilmiyorum.” “Niçin o tüneli kazıyordun?” “Bilmiyorum.” “Ne zamandır gizleniyorsun?” “Bilmiyorum.” “Niçin ısırdın parmağımı?” “Bilmiyorum.” “Bizden sana zarar gelmeyeceğini bilmiyor musun?” “Bilmiyorum.” “Kimin tarafındansın?” “Bilmiyorum.” “Bu bir savaş, seçimini yapmalısın?” “Bilmiyorum.” “Köyün hâlâ yerinde duruyor mu?” “Bilmiyorum.” “Şunlar senin çocukların mı?” “Evet.” Wislawa SZYMBORSKA Çeviri: Tuğrul Asi BALKAR
Şubat 4 2012 tarihinde Devamı…

BİTİŞ VE BAŞLANGIÇ

Her savaşın ardından birileri ortalığı temizlemeli. Az buçuk bir düzen kendiliğinden kurulmaz Birileri temizlemeli kürekle yollardaki döküntüleri ki ceset dolu arabalar devam edebilsin yollarına Birileri tıkanıp kalacak elbet çamurlarda ve küllerde parçalanmış koltuklarda, cam parçalarında ve kanlı bezlerin arasında Birileri kütükleri bulup dayamalı duvarlara pencerelere cam takmalı kapıları geçirmeli menteşelere Kendiliğinden olmaz bunlar, fotoğraflarda yıllar, yıllar alır. Tüm kameralar şimdiden başka bir savaşa gitti. Köprüler yeniden kurulmalı ve istasyonlar yenilenmeli. Kolları sıvamaktan gömleğin kolları parçalanmalı Birisi elinde süpürge anlatıyor savaşın nasıl olduğunu. Öbürü …
Şubat 3 2012 tarihinde Devamı…

30 yilin en soguk gecesi

Degerli ILKYAR Dostlari, ozellikle birkac gundur soguklarda ILKYAR gonulluleri daha da yogun bir tempoyla calistilar… Sahan bolum projeleri nedeniyle ayrilinca sevgili Tuba devraldi tum isleri… Bu soguk gunler de gelebilen arkadaslarimiz Alper, Gizem, Gokhan, Zeynep, ismini ekte ve simdide dahil etmeyi hatirlamayamadigim arkadaslarimizla o kadar buyuk bir fedakarlikla isler gerceklestirildi ki… Sadece bugunun …
Ocak 25 2012 tarihinde Devamı…

Şahika Ercümen: “Benim İçin Hayat, Nefesi İlk Aldığımda Değil, İlk Tuttuğumda Başladı”

Daha dün Y-aşamak, kalbinin pıt pıt atması değil aşama yapmakla ilgili diye düşündüm otobüste dışarıları, her an her yanımızı saran mükemmelliği seyrederken. Sürprizler ve doğaüstü diyebileceğimiz her şey burnumuzun dibinden daha yakında bizi bekliyor. Sadece bakmamızı, görmemizi (bütünsel) ve karar vermemizi. Ne latif bir yaşamdır bu böyle! Küçük bir hatırlatma, güne zıpla gıdıkla …
Ocak 19 2012 tarihinde Devamı…

Ejderha Dövmeli Kız

Çok uzun bi film. Ben beğendim doğrusu, oyuncular ve görsellik açısından güzeldi. David Fincher ana hikayeyi yetersiz mi buldu da bi iki şey daha ilave etti bilemiyorum ama sanki 3 saatlik değil de belki beş saatlik bişey geçiyormuş hayalinden  🙂 Ersin benim kadar beğenmemiş olabilir belki, bilemiyorum çünkü sinemadan çıkıp Işılla …
Ocak 17 2012 tarihinde Devamı…

Yaşam Tasarımı Tanıtım semineri

Önümüzdeki hafta Cumartesi günü Yani 21 Ocak saat 19.00 da Tuva Sanat’da, danışmanlığını yapmakta olduğum Human Design sistemini sizlere tanıtmayı hedefledim, sanırım artık zamanı geldi. Üstelik de bu anlatımı-bi çoğumuzun tanıdığı ve sevdiği- Carlos Castaneda’nın Yaşam Tasarım Analizi üzerinden yapacağım. Ücretsiz olan bu sunumda görüşmek üzere, sevgilerimi sunarım. Sibel Atasoy Yazar-Danışman Human Design –bundan sonra “Yaşam Tasarımı” …
Ocak 12 2012 tarihinde Devamı…

Dutlar Ekoköyü ve İmece Evi

İzmir’in Dumanlıdağı’ndan merhabalar, Heryandan Savaş,Sosyal ve Çevresel kirlilik,GDO,Transgenik tohumların yayılımı,Artan hastalıklar, Geleneksel kültürel erezyon haberleri insanlığın umudunu söndürürken  Barış içinde doğayla uyumlu,sevgi ve saygının hala birincil değerler olduğu enerjisini,çimentosuz barınağını,yiyeceğini  kısaca kendi kendine yeten üretimlerini gerçekleştirmek için yola çıkan “İmece Evi” topluma “Başka Bir Dünyanın Mümkün Olduğunu” yaşarak kanıtlıyor. Yazın yaptığımız evimizin kuzinesinin başından ,İmece Evinden,Dutlar Ekoköyünden haberlerimizle bu soğuk Ocak ayında içinizi ısıtalım …
Ocak 12 2012 tarihinde Devamı…

Ölümsüz Öyküler Kulübü

Ocak 12th, 2012 Ekleyen: Sibel Bugün bahtıma hep eski şeyler çıkıyor-benim web site saatlerdir açılmıyor, ben de birikmiş işleri yapmaya çalışıyorum- O zamanlar basında çok yer alırdık, Gazeteler dergiler televizyonlarda, Ölümsüz Öyküler yayımevi sebebiyle. Türkiye’de böyle çılgınca girişimler pek sık olmuyo ne de olsa 🙂 2001-2004 yılları arasında …
Ocak 8 2012 tarihinde Devamı…

Kitaplarımdan kimler istiyor?

Son zamanlarda gerek web sayfamdan ve mail adresime gerekse sözlü olarak kitaplarımı bulamadıkları için şikayetler geliyor ve her geçen gün artıyor (hatta geçenlerde bunu konu etmiştik galiba). Bugün Tuva’da arkadaşlar (Özellikle Aydın bey) bi öneride bulundu; Bendeki kitaplardan isteyenlere fotokopi kitap yaptıralım dendi. Hem görünüş olarak normal kitaptan farklı olmuyor hem de …
Ocak 3 2012 tarihinde Devamı…

Yaşayan’ın Anıları

Oyy güneş canımsın güneşşş… Yeni yıl bugün başladı aslında. En azından benim için. 13 günlük olduğuma inanabiliyor musunuz? Memnunum, huzurluyum, şahaser bi sessizlik içindeyim, sevme halinin bilinçsizliğiyim (yaşayan) 02.01.2012 ** Yeni yılın ilk ablişini buldum. Çok tatlı beş-altı yaşlarında bi kız. Benimle oynamak istedi, ama benim uykum vardı. Çok ısrar etti, …
Aralık 30 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal – Çözümleme 7

KADINLARIN DÜŞLERİNDEKİ KARANLIK ADAM Psişenin doğal yok edicisi sadece masallarda değil, düşlerde de bulunur. Kadınlar arasında, neredeyse erginleyici bir düş vardır. Bu düş o kadar sık görülür ki, bir kadının böyle bir düş görmeden yirmi beşine erişmesi nadirdir. Düş genellikle, kadınların debelenerek, sarsılarak ve kaygılı bir şekilde uyanmasına neden olur. Düşün kurgusu şöyledir: Düş gören, çoğunlukla kendi …
Aralık 30 2011 tarihinde Devamı…

Neleri seyrediyorum? Yeni gerçeklikler

Tabi çevremdeki her bi şeyi (kendim dahil) seyretmeye çalışıyorum. Fakat burda mevzubahis ettiğim televizyon kutusundakilerdi 🙂 The Big Bang Theory’nin eski bölümleri hafta içi her gün comedymax’de, bilginiz olsun 🙂 Yenileri de CnbcE’de pazartesileri. Bu arada Fringe ve The Mentalist’in yeni sezon bölümleri de başladı. Neyse yani, az buçuk seyredecek …
Aralık 28 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal Çözümleme 6 – Günah Yiyiciler

GÜNAH YİYİCİLER Mavisakal, parçalanma ve yeniden birleşme üzerine baştan sona “etkileyici” bir öyküdür. Öykünün son sahnesinde Mavisakal’ın cesedi leş yiyicilerin – akbabalar, şahinler, karabataklar – alıp götürmesi için bırakılır. Burada çok garip ve mistik bir son görüyoruz. Antikçağlarda günah-yiyici denen ruhlar vardı. Bunlar; hayalet, kuş, hayvan, bazen de insan olarak kişileştirilir, insanların zor bir hayatın tortusundan …
Aralık 28 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal Çözümleme 5

GERİ ÇEKİLMEK VE KUŞATMAK Geri çekilme ve kuşatma bir hayvanın kaçmak için yeraltına dalması ve sonra da yok edicinin arkasından pat diye ortaya çıkmasını anlatan terimlerdir. Mavisakal’ın karısının, kendi hayatı üzerinde egemenliğini yeniden kurmak amacıyla başvurduğu psişik manevra budur. Mavisakal, karısının hilekarlığı sandığı şeyi keşfedince, onu saçından yakalayıp merdivenlere sürükler. “Şimdi sıra sende!” diye kükrer. Bilinçdışının …
Aralık 24 2011 tarihinde Devamı…

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer

Öyle bir yer olsun ki yaşadığım yer; Göz alabildiğine yeşil ve mavi Kelebekler de tabii, gökkuşağı renginde Vücudum bana ağır gelmesin, Sürüklemeyeyim onu ardımdan. Her neyi beğenirsem ona Konukluk edeyim bir süre Bazen bir ağaca, bir tavşana Ya da bir adamın içine Taşınayım. Oh ne güzel dünya Kira yok, kontrat yok. Aşk olsun yine yapıştırıcımız Dirimin sevinci, annemin şefkati Çocuklar hepimizin olsun Binalarımız büyülü taştan Kendiliğinden ışıyan. Vivaldi çalsın, ya da Shopen Yumuşak …
Aralık 23 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal Çözümleme 4-Kan Kokusu

KAN KOKUSU Masalda, kızkardeşler öldürme odasının kapısını çarparak kapatırlar.Genç kadın, anahtarın üstündeki kana bakakalır. İçinden bir fısıltı yükselir:”Bu kanı çıkarmalıyım, yoksa farkına varacak!” Artık safdil benlik, psişenin içindeki serbest kalmış öldürücü kuvvete ilişkin bilgi sahibidir. Ve anahtardaki kan, kadınların kanıdır. Eğer bu sadece insanın boş fantezilerini feda etmesinden kaynaklanan kan …
Aralık 21 2011 tarihinde Devamı…

Mavisakal – Çözümleme 3

HAYVANİ DAMAT Demek ki, yok edicinin buyruklarını yerine getirmeye çalışsa ve mahzendeki sırrı görmezden gelmeye razı olsa da, genç kadın ancak belli bir süre itaat edebilir. Sonunda anahtarı (soruyu) sokar ve hayatının derinlerinde gerçekleşen sarsıcı katliamla karşılaşır. Ve bu anahtar, hayatının bu küçük simgesi, ansızın aralıksız kanamaya başlar, durmadan …
Aralık 20 2011 tarihinde Devamı…

MaviSakal – Çözümleme 2 / KKK

BİLGİNİN ANAHTARI: KOKLAMANIN ÖNEMİ Ah! Şu küçük anahtar; tüm kadınların aslında bilip de bilmediklerini sandıkları sırların kapısını bu anahtar açar. Anahtar, psişenin en derin, en karanlık sırlarını, bizim örneğimizde, kadının potansiyelini düşüncesizce yıkıma götüren şeyi bilme iznini temsil eder. Mavisakal, yıkıcı planını sürdürerek karısına psişik olarak uzlaşmayı öğretir: “İstediğini yap,” …
Aralık 19 2011 tarihinde Devamı…

Biz uçardık esrimenin bin türlüsüyle

Yenilmişler İçin On Parça (bir-iki-üç-dört-beş) yenilmişler için birinci parça gene mahzunuz muhip! onlar sevindi sallantılı aşklar şakırdar yerkürenin kulağında başarı tanrısı beton akıllara hükmünü bildirdi Spartakus değil, işte gene Sparta kazandı biz, büyüyen kiplerin tanrıları “ve cümle yitikler, mağlûplar, mahzunlar” Bir meyhaneyi bile haneye çeviremeyiz artık ey akşamın son çocukları, sonsuz ormanlara kaybolan okşayış ve sonrasız sulara susayan Cravan’ların akşamı ismiyle çağrılanların son kafilesi mi …

Öyleyse çıkın, her neredeyseniz dışarı çıkın!

Eğer kopmanın, bir riske girmenin-yasaklanmış yollardan gitmeye cüret etmenin- eşiğindeyseniz, kazarak olası en derin kemikleri çıkarıp havalandırın; kadınların, erkeklerin, çocukların, yeryüzünün vahşi ve doğal yönlerini verimli hale getirin. Ne zaman hırlanılacağını, saldırılacağını, kuvvetli bir vuruş yapılacağını, ne zaman öldürüleceğini, ne zaman geri çekileceğini, ne zaman şafak vaktine kadar ulunacağını bilmek için sevginizi ve iyi içgüdülerinizi kullanın. Bir kadın esrarengiz vahşiye mümkün olduğunca yakın yaşamak için daha fazla toslaşma, daha fazla tıkınma, daha fazla koklayarak sezme, daha fazla yaratıcı hayat,  daha fazla “düşüp-kirlenme,” daha fazla yalnızlık, daha fazla kadınlar topluluğu, daha fazla doğal hayat, daha fazla ateş, daha fazla tin, daha fazla sözcük ve daha fazla fikir pişirmesi yapmalıdır. Kızlar yurdunu daha çok tanımalı, daha fazla tohum ekmeli, daha fazla kök toplayıp saklamalı, erkeklere karşı daha nazik olmalı; daha fazla komşu devrimi, daha fazla şiir, daha fazla masal ve gerçek resimleri yapmalı ve vahşi dişiye çok uzanmalıdır. Daha fazla terörist dikiş nakış grubu ve daha fazla uluma. Ve özellikle de çok daha fazla canto hondo, çok daha fazla derin şarkı.
Postunu silkelemeli, eski patikalardan azametle geçmeli, içgüdüsel bilgisini talep etmelidir. Hepimiz kadim yara izi klanına üye olmayı isteyebiliriz, zamanımızın savaş yaralarını gururla taşıyabiliriz, sırlarımızı duvarlara yazabiliriz, utanmayı reddedebiliriz, her hususta önayak olabiliriz. Öfkeyle fazla zaman harcamayalım. Onun yerine onun aracılığıyla güçlenelim.Özellikle kurnaz olalım ve kadın aklımızı kullanalım.
En iyinin gizlenemeyeceğini ve gizlenmemesi gerektiğini akılda tutalım. Eğer insan bütün hepsini kendine ya da seçtiği bir azınlığa saklıyorsa meditasyonun, eğitimin, bütün düş analizinin, mezarlıktaki bütün bilgilerin hiçbir değeri yoktır. Öyleyse çıkın, her neredeyseniz dışarı çıkın. Derin ayak izleri bırakın, çünkü bunu yapabilirsiniz.
Kurtlarla Koşan Kadınlar

Kırkyama’da neler var bu günlerde

Mayıs 24 2010 tarihinde Devamı… http://www.kirkyama.org/

Ver Elini Beserek

Upuzun kış geceleri boyunca halk umumiyetle ev gezmelerine gider. Bu ziyaretlerde bir çok eğlencenin yanı sıra masal da anlatılır. İyi bir anlatıcının ağzından dinlenince tadına doyum olmayan hikâyeleri yalnız küçükler değil, büyükler de can kulağıyla dinlerler. Böyle nezih bir aile toplantısında semaver kurulup çay demlenince gayet güzel(hekat) anlatan birisine rica yağmaya başlar: −Ağabey hele iyi bir …
Mayıs 22 2010 tarihinde Devamı…

Nasıl Yemek yapıyorum?

Kendimi bir casus gibi izledim ve yemek yapma sistemimi deşifre ettim. Az sonra bunu detaylarıyla anlatmayı umuyorum; fakat bunun bizlere ne faydası olacak diye akla gelebilir. Belki yanılıyorumdur ancak yaptığım çok sayıda gözlem neticesinde insanları gerçekten onların kendilerini bile tanıyamayacağı (Zihin engeli sebebiyle) denli yalın bir şekilde ele veren gündelik basit davranışları olduğunu keşfetmiştim. Bunlardan …
Mayıs 21 2010 tarihinde Devamı…

Elektrik sinyallerindeki sihir!

Önemli olan o elektrik sinyallerinin yorum kasedi! Ki nerdeyse onbeşyıldır bu kasedin nasıl ne zaman kimler tarafından doldurulduğunu yazıp çiziyorum. Sonunda böyle videolar yapıldığını görmek sevindirici. Ancak videonun sonunda söylendiği gibi gerçek hayat sandığımız bu şeyden bigün öylesine uyanıvermek çok olası değil. Beyindeki yorum kasedi değiştirilmeden bu uyanış gerçekleşemez. Değiştiğinde ise yine bir başka rüyaya …
Mayıs 20 2010 tarihinde Devamı…

3. Köprü Sorunu devam ediyor

Sorun: İstanbul’un dillere destan trafiği ile Birinci ve İkinci Boğaz Köprüleri tıkandı. Ne yapmalı? * Kısa vadeli çözüm: Bir bakıma bu sorunun çaresi konusunda iyice uzmanlaştık. Üçüncü bir köprü yaparız. Bu köprü de yetersiz kalırsa, yenisini yapmak, trafik tıkandıkça yeni yollar açıp, bu köprülere bağlamak, hep alışılagelmiş çözümlerden. Ekolojik Çözüm: Kısa vadeli çözümlerin ortak noktası mantıklı gibi görünen bu yaklaşımların uzun …
Mayıs 19 2010 tarihinde Devamı…

Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı Selam durdu kayığı, çaparası, takası, Selam durdu tayfası. Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman Duman değildi bu Memleketin uçup giden kaygılarıydı. Samsun limanına bu gemiden atılan Demir değil Sarılan anayurda Kemâl Paşa’nın kollarıydı. Selam vererek Anadolu çocuklarına Çıkarken yüce komutan Karadeniz’in hâlini görmeliydi. Kalkıp ayağa ardısıra baktı dalgalar Kalktı takalar, İzin verseydi Kemâl Paşa Ardından gürleyip giderlerdi Erzurum’a kadar.                     Cahit KÜLEBİ
Mayıs 14 2010 tarihinde Devamı…

En sevdiğim an

Hani PMS sıkıntısı gibi, kara bir bulut çöker önce. Mengene gibi sıkıştırır içten içten. Yürek bir sıkılır, bir sıkılır sanki bir tık daha sıkılsa dışarı fışkıracak gibi. Kendini nereye atacağını şaşırırsın, hangi sayfayı okusam da biraz kafam dağılsa diye bakınırsın. Birden nasıl olursa bir hafiflik gelir, bir adamsendecilik, bir aman be boşvercilik. Mengeneler gevşer, yürek serbest kalır. Bulutların arasından ışık gösterir kendini. Tüy kadar hafifleşir ya …
Mayıs 14 2010 tarihinde Devamı…

Şirinler

 Bir Düşülke Olarak Şirinler Bazen ormanın sesini dinlerim Kuşların cıvıltısını Geyiklerin kahkahasını Tavşanlar kayaların üstünden zıplar Herkes onları dinlemekten hoşlanır Tabii her zaman değil! Şair Şirin TV izlemem. Bunun çeşitli ve yazıyla ilgisi olmayan nedenleri var. Ama çocukluğumdan beri kaçırmadığım bir çizgi film dizisi var; Şirinler. “Çok uzun yıllar önce ormanın derinliklerinde” diye başlayan bu sevimli toplumun hikâyesi aslından erdemden var oluşa, dayanışmadan bireyselliğe, özgürlükten kötülüğe çeşitli …
Mayıs 13 2010 tarihinde Devamı…

Bilinçlenme Yolunda…

Bilinçlenme yolculuğunu ele aldığım bu yazı dizisinde, bir yandan düşünüp bir yandan sohbet etmeyi umuyorum. Fazla iddia taşımaksızın diyebiliriz ki, bütün insanlığın çalışmalarına temel oluşturmuş olan etkenler; soru zanaatı, öykü zanaatı ve el zanaatıdır.  C. Estes’e göre tüm bunlar bir şey yapar ve o bir şey ise ruhtur. Yeterince yakınlaşırsak bunların, eski yaraların kabuklarını yumuşatmak, onlara …
Mayıs 10 2010 tarihinde Devamı…

Denetim ve Disiplin

Ufak Tiran  -Eski bir özetimizi gözden geçiriyoruz- Sabah uyandığımda aklımda DJ’nin çok önemli bulduğu bir kavram vardı. Fakat bir türlü ismi aklıma gelmiyordu. Bilmediğin bişeyi Gooogle’da da aratamıyosun! J Neyse iş başa düştü oniki kitabı raftan indirdim, bu kavramın hangi kitabın hangi sayfasında olduğu da belli değildi. Fakat şundan emindim ki, bu önemli kavramın mutlaka altını çizmiş …
Mayıs 9 2010 tarihinde Devamı…

Annemiz ve Plasenta

  Bugün anneler günü, telefonlar çalıyor (Allah yokluğunu vermesin derler), şimdi büyük bi ağacın altında oturuyorum ve yağmur yağıyor, sıcak yaz yağmuru, ağaç şimdilik beni koruyor 🙂 Az sonra köy pazarına gideceğim, haftalık sebze meyve almaya. Kendimi çok tuhaf hissediyorum. Günlerimi salıncakta geçirdiğimden olabilir mi bilemiyorum, rüya aleminde gibiyim. Okuduğum şeylerin de etkisi olabilir ama, ağaç arkadaşlarımın daha …
Mayıs 7 2010 tarihinde Devamı…

Küçük Arı

Hiç tanımadığınız birinin yaşamı buna bağlı olsa, bir parmağınızı feda eder misiniz? Ya da hayatınızdaki insan, birinin hayatta kalması için bunu yapamadıysa, ona karşı neler hissedersiniz? Nijerya’da plajda yaşanan hiç unutulmayacak bir gün ve değişen hayatlar… Nijeryalı Küçük Arı’nın İngiltere’ye gelişi ve iki yıl göçmen kampında yaşadıkları… Tahmin bile edemeyeceğiniz yaşamlar… ” …
Mayıs 7 2010 tarihinde Devamı…

Makbul ve maktul

Zaman zaman yol ayrımları çıkar karşımıza. Çatal ucu gibi ayrılır seçenekler. En “makbul” görünen yolu seçtiğimizde kaç farklı olasılık “maktul” olmuştur ellerimizde. http://denize-cikan-sokaklar.blogspot.com/2010/05/makbul-ve-maktul.html Deniz
Mayıs 6 2010 tarihinde Devamı…

Kabukların Dansı

Uzun suredir bekleyen bir izlenim, Bogazici Universitesinden sevgili Huseyin in guzel izlenimini paylasiyoruz bu aksam… Cok onemli cok guzel bir bakis acisi getirmis,  benimde yogunlukla kullandigim bir bakis acisi oldu bir anda; ellerine saglik  Huseyin… Diyarbakirli bir Hocamiz anlatmisti gecen gun, Huseyin’in isledigi konuyla yakindan ilgili oldugu icin izniyle hemen kullaniyorum…. Anne ne soylese fayda etmiyor 5 yasindaki kizina… Ortaligi dagitiyor, basina buyruk …
Mayıs 5 2010 tarihinde Devamı…

“Oyun İçinde Oyun” Açık Radyo’da!

Mehmet Emin Barsbey ve Cem Duran’dan hazırladığı “Oyun İçinde Oyun” zeka ve şans oyunları üzerine bir program. Açık Radyo’da her Perşembe http://www.facebook.com/l/16244;13.00-13.30 arası dinleyebileceğiniz programın amacı; oyunları tanıtmak, zeka oyunlarının bilinmeyen ve ilgi çekici yönlerini açığa çıkarmak, oyuncuların tutkularına, heyecanlarına ve gizemli dünyalarına ortak olmak ve konukların başından geçmiş eğlenceli hikayeleri dinleyicilerle paylaşmak… Tavladan satranca, briçten …
Mayıs 5 2010 tarihinde Devamı…

Bu gece Hıdırellez…

Bu gece Hıdırellez…Dileklerimizi gözden geçirmek, gönlümüzden geçen şeyleri dilemek için uygun ve  anlamlı bir gece. Aşağıdaki “Yeni dünyada olmasını istediklerimiz” başlığındaki liste, kamuya açık mekanlarda tamamen farklı kişilerce oluşturulmuştur. Siz de hemen yakında geçmekte olduğumuz YENİ DÜNYA’da olmasını istediğiniz herhangi birşeyi (öncekilerle çelişmeyen ve dilbilgisi anlamında olumsuzlama içermeyecek şekilde) hemen ekleyin, dünyamız sizinle daha zengin olacak.  1.Kuşlar gibi aracısız uçmak …
Mayıs 3 2010 tarihinde Devamı…

7 Yıl

  Arkadaslar, ogretmenler, yoneticiler aradilar… Duydunuz mu? YIBO’lar hakkinda neler neler soyluyorlar… Turkiye YIBO’yu ne zaman ogrendi? Atanan ogretmenler bile, YIBO’yu  ilkonce herhalde bir adamin soyadi, o yaptirmis olmali okulu diyenler bile olmustu… Turkiye YIBO’yu 7 sene once ogrendi… 7 sene  once Bingol Celtiksuyu  YIBO’daki deprem yureklerimizi dagladi… TVlarda  gazetelerde yazilip cizilmeye baslandi YIBO’lar… Cocuklarin masumiyeti, sevgisi saygisi herkese parmak isirtti… O simsicak yumusacik, insani duygulari bir mucevher gibi …
Mayıs 3 2010 tarihinde Devamı…

YURT KÖYÜ Doğal Sanatsal Bilimsel Sportif Yaşam Derneği

Adı: YURT KÖYÜ Doğal Sanatsal Bilimsel Sportif Yaşam Derneği  YURT VILLAGE NATUREL ARTISTIC SCIENTIFIC SPORTS LIFE SOCIETY İnsanlığın, DOĞAYA SAYGI ve SEVGİ ile, her türlü sosyal, kültürel ve yaşamsal faaliyetlerini gerçekleştirebileceği, TEMİZ HAVA- TEMİZ SU- TEMİZ TOPRAK- TEMİZ KALPLER felsefesi ile ve İMECE ile kurulmakta olan köy… TÜKETİM değil ÜRETİM TOPLUMU OLMALIYIZ. Bu manada tüm giderler, emek bazlı ve en ekonomik …
Nisan 29 2010 tarihinde Devamı…

KANGREN KOLA SİVİLCE KREMLİ TEDAVİ!

Bundan 30 yıl önce 1980 darbesi ile ortaya konan sömürge politikaları bizlere serbest piyasa ekonomisi, özel sektör-güzel sektör, rekabet, ucuza kaliteli tüketim, devlet basmacılık-inekçilik-sütçülük mü yapar söylemleri ile süslenerek anlatıldı. Gelinen noktada halkımızın et ihtiyacı son derece ilkel şartlarda kesilen hastalıklı at, eşek, katır, domuz etiyle karşılanıyor, Tarım ve Köyişleri Bakanı şirketleri spekülasyon yapmakla suçluyor, …
Nisan 27 2010 tarihinde Devamı…

Dört Ay, Dört Kadın

Son dört ayda beni sevindiren Kıryamalı dört kadından ilki Deniz olmuştu. Biliyorsunuz çocuklara Go oyununu tanıtmak sevdirmek amaçlı sekiz haftalık bir eğitim projesi yürürlüğe koyduve sanırım şu sıralar sona yaklaşmıştır. Bizleri yeniden sevindirmek için bir satır da olsa bilgilendirmediği için (Deniiiiizzzz… Duyuyorsan boy ver!) kesin konuşamıyorum. İkincisi Karamürsel’den, gerçekten yürekli, çalışkan, zeki bir yama, adı Sevgi …
Nisan 25 2010 tarihinde Devamı…

Sadhana Forest

herkese selamlar, şubat ayında, hindistan’ın güneydoğusunda bulunan auroville köyünde yer alan “sadhana forest” adlı çiftlikteydim. oradayken, sık sık “ah ah, 20li yaşlarımda, ne yapacağımı, ne edeceğimi bilmez halde, saçma sapan gençliğimi tüketirken niye böyle yerlere gelmedim” diye içimden geçirdiğimden, burayı tanıtmayı boynumun borcu bilirim. auroville denen komün(ümsü) nedir, nasıl kuruldu, bunun hikayesi uzun, merak eden www.auroville.org’a girip bakabilir. sadhana forest …
Nisan 21 2010 tarihinde Devamı…

Eski Geleneklerimizdeki Sanat

Artık eski diye nitelendirdiğimiz geleneklerimiz, hala kadınlarımız için bir yaratıcılık kaynağı olabiliyor. Bu geleneklerimizden bir tanesi de; düğün günlerimizde ve özel başka günlerimizde o günü farklı ve çok daha incelikli bir zarafet ile gerçekleştirmeyi sağlayan küçük süslemeler. Neler mi onlar?
Nisan 19 2010 tarihinde Devamı…

kendinde olmak, kendin olmak üzerine..

Bundan bir kaç sene önce hastane odasında yatarken, tansiyon 24e çıkmış, kafa binbeşyüz olmuş iken, aa demiştim bu benim başıma nasıl geldi ki? niye hastanedeyim? ölüm bana pek uzaktı, doğal olarak hayatta pek ertelenmiş ve şimdinin içinde de yaşamıyordum, ama birden o deneyimle şimdinin içine çekilmiştim.Benim hastalığım benim için çok önemliyken etrafımda başka hasta olanlar …
Nisan 16 2010 tarihinde Devamı…

Rüzgar Gülü

 [Flash http://www.izlesene.com/embedplayer.swf?video=2000827]
Nisan 11 2010 tarihinde Devamı…

Yürek Taşıyan Yol

Yürek Taşıyan Yol  http://www.izlesene.com/video/amator-yurek-tasiyan-yol/1975687   Savaşçı  http://www.izlesene.com/video/amator-savasci/1980443 Farklı zamanlarda bi kaç kez izlemekte yarar var. Deuter’in müziği ile gerçekten bir Başka Gerçeklik 🙂

KırkYama’dan haberler

Bugün yine kapsamlı ve birçok yeni fikrin havalarda uçuştuğu, bol
görev dağıtımlı bir toplantı yaptık. Toplantı raportörümüz Hande
tutanağı yakında duyuracaktır. Yapacak çok iş var, o kadar hoş
ve zevkli fikirler var ki avcumuzun içinde onları kotaracak, işbirliği
yapacak arkadaşlarımızı dört gözle bekliyoruz.
Katılanlar hızla artıyor ve sanırım bu rüzgar daha birçok güzel kokuyu
önüne katıp aramıza getirecek. Yakın zamanda amaçlar, projeler ve
hepimizin buluşma merkezi kırkyama sitemiz ile karşınızda
olabileceğiz, bunun için gerçekten sevinçle çalışıyoruz.
Bu fikrin ilk aklıma geldiği gün yazdığım takdim yazısını aşağıda
sunmak istiyorum. Görüşleriniz, önerilleriniz, görev alma isteğiniz ya
da sadece bizlere şevk verecek sözleriniz çok makbule geçecek, bundan
emin olun.
sevgilerimle
s.

Kırk Yama’yı Takdimimdir…

Bir İspanyolca terim olan ve “nehrin altındaki nehir”  anlamına gelen
Rio Abajo Rio’yu ilk duyduğumda içimde birçok belirsiz hatıranın
kımıldandığını hissettim. Bunlar kendimi bildiğim bu hayatımla ilgili
olmayabilirdi bile, çünkü onları ne uyanıkken ne de düşlerimde daha
açık seçik, net anılara dönüştürecek sözcükleri ya da resimleri
bulamıyordum. Fakat o bulanık, belki biraz orman toprağı gibi kokan ya
da balçık hissi veren o şeyi tamı tamına biliyordum, gayet net
biliyordum.
Son yıllarda gelişini hissettiğim, adım seslerini hatta bazen
uğultusunu duyduğum “nehrin altındaki nehir”, Jung’cu bir psikanalist,
şair ve cantadora (eski öykü derleyicisi) olan Clarissa Estes’in
ortaya koyduğu vahşi kadın arketipi ile görünür oldu, bulutların
ardından birdenbire yüzünü gösteren haşarı sevimli ve gürbüz bir güneş
gibi benliğimi aydınlattı.
Bu sebeple Kırk Yama projesini takdime geçmeden önce Estes’in her biri
doğrudan yüreğimize ulaşan sözcüklerini, noktasına virgülüne
dokunmadan sizlere aktarmak istiyorum.
Vahşi Kadın arketipi ve onun ardında yatan her şey, bütün ressam,
yazar, heykeltıraş, dansçı, düşünür ve arayıp bulanların
koruyucusudur; çünkü bunların hepsi buluş işiyle meşguldür ve
içgüdüsel doğanın ana uğraşı da zaten budur. Bütün sanatlarda olduğu
gibi, kafada değil bağırsaklarda ikamet eder. İz sürebilir, koşabilir,
emir verebilir ve başından savabilir. Hissedebilir, saklanabilir ve
derinden sevebilir. Sezgisel, tipik ve normatiftir. Kadınların
zihinsel ve ruhsal sağlığı için son derece gereklidir.
Peki, Vahşi Kadın’ı oluşturan unsurlar nelerdir?
O, Hayat/Ölüm/Hayat kuvvetidir, yaşatma gücüdür, kuluçkadır. Sezgidir,
uzağı görendir, derin dinleyicidir, sadık yürektir. İnsanları çokdilli
kalmaya cesaretlendirir; düşlerin, tutkuların ve şiirin dilini akıcı
bir şekilde konuşmaya yüreklendirir. Gece düşlerinden fısıltılar
getirir, bir kadın ruhuna ait araziden geçerken arkasında kalın bir
kıl ve çamurlu bir ayak izi bırakır. Bunlar, kadınları onu bulma,
kurtarma ve sevme özlemiyle doldurur.
O, fikirler, duygular, dürtüler ve bellektir. O, yitirilmiş ve uzun
ama çok uzun zamandır neredeyse unutulmuştur. O, kaynaktır, ışıktır,
gecedir, karanlıktır ve şafaktır. O, iyileştirici balçığın kokusu ve
tilkinin arka bacağıdır. Bize sırları söyleyen kuşlar ona aittir. “Şu
yoldan, şu yoldan” diyen sestir.
Haksızlık karşısında tehditler savuran odur. Büyük bir çark gibi dönen
odur. Döngülerin yaratıcısıdır. Aramak için evi terk ettiğimiz odur.
Eve gelmemiz onun içindir. Ütün kadınların gübreli köküdür. İşimizin
bittiğini düşündüğümüzde bizi gitmekten alıkoyan güçtür. İddiasız ham
düşünce ve işlerin kuluçkasıdır. O, bizi düşünen akıldır, bizler de
onun aklından geçen düşünceleriz.
Nerede yaşar?
Kuyunun dibinde, membalarda, zamandan önceki eterde. Gözyaşında ve
okyanusta yaşar. O, büyüdükçe hışırdayan ağaçların kabuklarında yaşar.
Geleceğin ve zamanın başlangıcındadır. Geçmişte yaşar ve bizim
tarafımızdan çağırılır. Bugündedir; soframızda bir yeri vardır,
arkamızda sıraya girer ve yolda önümüzde gider.  Gelecektedir ve
şimdide bizi bulmak için zaman içinde geriye doğru yürür. Karı delip
başını çıkaran yeşilde yaşar, solan güz ekinlerinin hışırdayan
saplarında yaşar, ölünün öpülmeye geldiği ve yaşayanın yakarılarını
gönderdiği yerde yaşar. Dilin üretildiği yerde yaşar. Dörtlük
notalarda ve yarım notalarda, bir kantatta, bir sestinada ve blues’da
yaşar. O, içimizde esinin patlamasından hemen önceki andır. Dünyamızı
delip geçen çok uzak bir yerde yaşar.
İnsanlar onun varoluşuna dair deliller, türlü kanıtlar isteyebilirler.
İstedikleri aslında ruhun varlığına ilişkin kanıtlardır. Biz ruh
olduğumuza göre, kanıt da biziz. Her birimiz yalnızca Vahşi Kadın’ın
varlığının değil, onun topluluk içindeki halinin de kanıtıyız. Bu
tanımlanamaz yaratıcı dişi gücün kanıtı biziz. Bizim varoluşumuz
onunkiyle paraleldir.
Yeryüzü anamız ve bizler, topyekûn şifalanma dönemine girerken, gönül
ve iş birliği yapabileceğimiz, alabildiğine geniş ve ferah bir mekâna
ihtiyaç duymakta olduğumuzu hissettim bunları okurken. Nehrin
altındaki nehre ulaşmak için derin bir istek duyuyordum. Bu özlem
içimden aniden fışkırdı ve kendi ismini fısıldadı: Kırk Yama.
Kırk Yama organizasyonu, katılımcı kadınların ellerinde şekillenecek
ve büyüyüp yeşerecek. Bireyselliğini elde etmiş, hayatının maddi ve
manevi planlamasını yapabilecek durumda olan kadınların el ele
verdikleri, dayanışarak yaratıcılıklarını geliştirdikleri berrak bir
alan. Faaliyet alanımız ise, katılımcılarımızın yetenek ve
yaratıcılıklarının uzanabildiği her yer diyebiliriz kısaca.
İnternette bir adresimiz olacak tabi: Kirkyama.org fakat bu adres bir
amaç değil sadece gösterdiğimiz faaliyetlerin sonuçlarının
sergilendiği kırk yamalı latif bir yorgan olacak. Öyle ki, üşüyen,
şifalanma için desteğe ihtiyacı olan herkesi içine alabilecek bir
yorgan.
Katılımcı olacak her kadın, kendini zaten benzersiz bir biçimde bu
dünyada görünür kılıyor, her birinin sonraki nesle ilham verici bir
öyküsü var ve biz bu eşsiz yamaların birleştiklerinde nasıl duracağını
merak ediyoruz? Ya siz?
Yüreğinizin sesine kulak verin ve kurucu üyelerden olmak için hemen
bize yazın lütfen.
Sevgilerimle
Sibel Atasoy
08.12.09

KırkYama’dan haberler

Çarşamba günü ilk toplantımızı yaptık, msn üzzerinden olmasına rağmen oldukça organize ve amacına ulaşan bir toplantı oldu (İstanbul dışı üyelerimiz olduğu için bazı toplantıları böyle yapacağız).

Amacımız kısaca şöyle kabul gördü:

Amacimiz sevincli isler yapmak. Sevincli olması içinde yaraticiligimizin devrede olmasi gerekiyor. Dayanisarak ve ortaklasa yapacagiz bunu. Burada ayni taraftayiz ve rakip degil ortagiz. Yapacagımız her iste, kendi ozumuz olan Vahsi Kadin’i (Vahsi Kadin, yeryuzunun belki de evrenin dogurgan anasi, herseyin icinden kopup geldigi oyun hamuru) yeniden bulup ortaya cikaracak ve onu butunun ve kendimizin sevinci icin yonlendirecegiz. Projelerle, dünyada ve ruyalarda gezilerle, internet sitemiz ve dergimizle ve aklimiza gelen diger yollarla yapacagiz bunu. Burada hemen her meslekten kadinla birlikte olacagiz. Bu bize emsalsiz bir deneyim bollugu getirecek.

Hızla yapılması gereken hazırlıklar için bir yönetim gurubu seçildi ve sorumluluklar dağıtıldı. Heyecanlı ve zevkli bir toplantı oldu. Bakalım günler neler getirecek 🙂