Savaşçının yolu – Günlükler 2/4

Aşağıdaki yazı Carlos Castaneda’nın don Juan Matus ile yaptığı görüşmelerde tuttuğu günlüklerdir. Yayımcıların herhangi bir kategoriye dahil edemedikleri için yayımlamadıkları bu günlük notlar kronolojik bir sıradadır ve herhangi bir ticari kaygı olmadan yayımlanmıştır, amaç batılılara yabancı olan bu fikirlerin yayılmasıdır. Dört bölümünü bulup çevirdiğim bu notları bölümler şeklinde gönderiyorum. Bu notlar iç sessizlikten kaynaklanan, herkesi sonsuzu anlamaya yöneltecek bir davettir.
Sevgiler & Selamlar,
Aki

Felsefi ve Pratik bir örnek olarak – Savaşçının Yolu

Bölüm 2

Günlüğün bir önceki bölümünde Savaşçının ilk önermesinin : Algılıyanlar, olarak beyan edildi. Algılayan, sezen kelimesinin yerine kullanıldı. Bu bir hata değildi, fakat, İspanyolcadaki çok yaygın olan, algılayan, kelimesini tercih etmek, İngilizcedeki, sezen, kelimesindeki zorunluluk anlamından dolayıdır. Bu günlükteki Yorumlama Bilimi tatbikatında, bir tanımlamanın anlamını yabancı fakat aynı kökten gelen bir kelimeyle değiştirmek sıkça görülür; bazen yeni bir tanım yaratma durumunda bile; züppelik olarak değil, daha önce hiç tanımlanmamış bir his veya tecrübe veya algılamayı yapısal olarak tasvir etme ihtiyacı nedeniyle, veya bilgi birikimimizde bulunmaması nedeniyle bile, bu sorun yaşanır. Burdan çıkardığımız, bilgi birikimimizin kısıtlı olduğudur, ne kadar yeterli olduğu önemli bile değil. Savaşçının yolundaki ikinci önerme: HAYATA BAŞLANGICIMIZ NEYSE BİZ OYUZ. Bu savaşçının yolundaki en zor önermelerden biridir; binlerce yıldır büyücülerin farkında olduğu bu durum, karmaşıklığından veya nadir oluşundan değil, fakat herhangi birimiz için bu durumu kabul etmenin nerdeyse imkansız olduğundandır.
Don Juan bu önermeyi ilk olarak bana açıklamaya başladığında, şaka yaptığını veya beni şok etmek için söylediğini sanmıştım. Hayatta sevgiyi bulmayı amaçladığım zamanlarldaki düşüncelerimle alay etmişti. Hayattaki amaçlarımın ne olduğunu sormuştu bana bir ara. Anlaşılır bir cevap bulamadığımdan, yarı şaka olarak sevgiyi bulmak istediğimi söyledim. “Takip ettiğin kişilerde, sevgiyi aramak dediğin şey, sex yapmaktır.” dedi don Juan. “Niye sikiş – sikiş diye bağırmıyorsun? Senin aradığın cinsel tatmindir, yalan mi?”
Tabi ki kabul etmedim. Fakat don Juan’ın benimle alay ettiği bir konu olarak kaldı. Her sefer onunla karşılaştığımda, sevgi aramamı yani cinsel tatmin olayını bana soracak bir durum yarattı.
Savaşçının yolundaki ikinci önermeyi ilk tartışmaya başladığımızda benimle alay etmeye başlamıştı, ancak bir anda ciddileşti.
“Mekan değiştirmeni öneriyorum,” dedi,” ve aramalarına devam etmekten kesinlikle kaçınmalısın. Seni iyi bir yere götürmeyecek; en kötüsü, seni uçuruma götürecek.”
“Niye sexten vazgeçmeliyim, don Juan?” diye sordum yakınan bir sesle.
“Çünki sen gönülsüz bir sikişin çocuğusun,” dedi.
“Bu nedir, don Juan, gönülsüz sikiş çocuğu ne demek?”
“Savaşçıların yaptığı en ciddi şeylerden biri,” diye açıkladı don Juan, “doğalarının özünü aramak, onaylamak ve anlamaktır. Savaşçı, ebeveynlerinin ona hamile kaldığı cinsel ilişkiyi, ya ne kadar azdıklarını için veya sadece ailevi bir görevmiş gibi yaptıklarını, mümkün olduğu kadar kesin olarak, bilmeleri gerekir. Görevmiş gibi yapılan bir cinsel ilişki eşler için çok sıkıcıdır. Savaşçılar herhangi bir şüpheye ver bırakmadan inanırlar ki, görev olarak yapılan bir cinsel ilişki hamilelikle sonçlandığında, çocuk gönülsüz bir şikişin ürünüdür. Başka nasıl söyliyeceğimi bilemiyorum. Başka bir kelime kullanacaksam, bu üstü kapalı bir kelime olacaktır ve vurgusu kaybolacaktır..”
Bu konu devamlı olarak konuşulduktan sonra, ne söylemek istediğine dair kafa yormaya başladım. Onu anladığımı sanmıştım. Kendimi her an bu soruyu sorarken buldum: “Gönülsüz sikiş ne demek don Juan?” Bilinçsiz olarak, şimdiye kadar onlarca kez söylediğini, tekrarlamasını istiyordum.
“Devamlı tekrarlatma,” diyordu don Juan her seferinde. “Senin gönülsüz sikiş çocuğu olduğunu kabul etmen yıllar alacak. Öyleyse, tekrar edeyim: Eğer gebe kalma anında bir heyecan yoksa, böyle bir durumda meydana getirilen çocuk, büyücülerin dediği gibi, doğası gereği hamile kalınan andaki gibi olacaktır. Eşler arasında gerçek bir heyecan yoksa, belki yalnızca ruhsal bir arzu varsa, çocuk bu davranışlarının sonuçlarını taşıyacak. Büyücüler, bu türden çocukların, garip, zayıf, dengesiz ve bağımlı olacağını ileri sürüyor. Bunlar, hiçbir zaman evlerini terkedemeyecek olan çocuklardır; yaşamları boyunca oldukları yerde kalacaklar. Bu tür insanların avantajı, zayıflıklarına karşı aşırı uyumlu olmalarıdır. Tüm yaşamları boyunca herhangi bir değişiklik yapmaya ihtiyaç hissetmeden aynı işi yapabilirler. Eğer çocukluklarında güzel ve karalı bir şekilde yetiştirilmişlerse, ileride çok etkili olabilirler, aksi durumda, yaşamlarındaki istırap, karmaşa ve dengesizliklerinin sonu olmayacaktır.
“Büyücüler, büyük bir üzüntüyle, insanlığın büyük bir bölümünün bu şekilde üretildiğini söyler. Sonsuz olarak, olmayan bir şeyi arama dürtüsünü duymamıza sebep olan budur. Büyücülere göre, tüm yaşamımız boyunca, mahrum kaldığımız heyecanı arıyoruz. Sana gönülsüz bir sikişin çocuğu olduğunu bunun için söyledim. Her yanında ıstırap ve hosnutsuzluğu görüyorum. Ama kötü hissetme kendini. Bende gönülsüz bir sikişin çocuğuyum. Benim bildiğime göre tersi olan pek az insan var.”
“Benim için bu ne demek, don Juan?” diye sordum, teleşa kapılarak.
Bir şekilde don Juan, bu kelimelerle içimdeki öze doğrudan bir vuruş yaptı. Kötü bir şekilde yetiştirilmiş gönülsüz bir sikişin çocuğu olarak tasvir ettiğinin tamamiyle aynısıydım. Sonunda bir gün, can alıcı bir ifade ile sorumu özetledim.
“Gönülsüz bir sikişin çocuğu olduğumu itiraf ediyorum. Bu durumda ne yapabilirim?” diye sordum.
Don Juan gözlerinden yaşlar gelene dek kahkahalar attı. “Biliyorum, biliyorum,” dedi, rahatlatmak için sırtıma vururken, bence “kendine, gönülsüz bir sikişin çocuğu olarak bahsetmemekle başlıyabilirsin.” Öyle ciddi ve ilgili bir ifade ile baktı ki, hemen not almaya başladım.
“Herşeyi yaz,” dedi yüreklendirerek. “Olumlu ve ilk adım yalnızca başharfleri kullanmaktır: G.S.”
Bu şakayı anlamadan yazmaya başladım. Durdum ve ona baktım. Gerçekten de bir tarafını yırtarcakmış gibi gülüyordu.İspanyolca gönülsüz sikiş “cojida aburrida” demekti, C.A., benim gerçek isminin başharfleri gibi, Carlos Aranha.
Gülmesi geçtikten sonra, don Juan özümle ilgili negatif koşulları dengelemek için ciddi bir şekilde bir harekat plan tasvir etmeye başladı. Yalnızca ortalama bir G.S. olmadığımı, fakat aynı zamanda yüksek miktarda asabiyetle de yüklü olduğumu anlatırken gülmekten katılıyordu.
“Savaşçının yolunda,” dedi, “hiç bir şey bitmemiştir. Hiç bir şey sonsuza kadar devam etmez. Eğer ebeveynlerin seni olması gerektiği şekilde yapmamışlarsa sen kendini yeniden yapılandırabilirsin.”
Savaşçının ilk işi, enerjisini cimri kullanan biri olmak olduğunu açıkladı. G.S. nin pek de enerjisi olmadığı için, zaten yeterli miktarda olmayan enerjiyi harcamak faydasızdır. Don Juan, zaten olmayan enerjimi talep eden davranışlara bağlamaktan kaçınmam gerektiğini tavsiye etti. Cevap kaçınmadır, yalnız ahlaken doğru ve istenen birşey olduğundan değil, aynı zamanda, büyük heyecanlı koşullar altında tasarlanmış bazıları ile, başabaş duruma gelmem için yeterli enerjiyi depolamayı kavramak benim için tek yoldur.
Bahsettiği davranış şekilleri, ayakkabılarımı bağlama veya yemek şeklinden, kendimi tanıtma şekline kadar, veya günlük aktivitelerimi uygulama şekline ve özellikle kur yapma yöntemime kadar. Do Juan sexüel ilişkiden kaçınmam gerektiğine israr etti, çünki onun için yeterli enerjim yokmuş.
“Sexüel çapulculukların,” diye açıkladı, “seni derin bir susuzluğa girmene sebep oluyor. Gözlerinin altında halkalar oluştu; saçların döküldü; tırnaklarında lekeler oluştu; dişlerin sarardı; ve her zaman gözlerinin feri sönük. Kadınlarla ilişki seni o kadar asabi yapmaktadır ki, yemeğini çiğnemeden yuttuğundan her zaman tıkanmış gibisin.
Don Juan bunları bana söylemekle kendi kendine keyiflendi, buda benim sıkıntımı büyük oranda artırdı. Son sözü, bir cankurtaran simidini bana atması gibiydi.
“Büyücüler diyor ki,” diye devam etti, “bir G.S. yi akılalmaz bir şeye çevirebilmek mümkündür. Bu yalnızca bir niyet meselesidir; demek istediğim, niyet akılalmaz birşeydir. Bunu yapmak, akılalmaz bir şeye niyet etmek için, birinin mümkün olan her şeyi kullanmasını gerektirir, olabilecek herhangi bir şey.”
“Herhangi bir şey nedir don Juan?” diye sordum, gerçekten kafayı oynatmış bir şekilde.
“Herhangi bir şey, herhangi bir şeydir. Bir his, bir hatıra, bir istek, bir dürtü; belki korku, umutsuzluk, ümit, belki de merak.”
Son kısmı tam anlamadım. Fakat yeterli bir şekilde anladım ki, gönülsüz bir sikişten hamile kalma durumundan kurtulmak için mücadeleye başlamam gerekli.

… devami yarın …

18 yorum “Savaşçının yolu – Günlükler 2/4”

  1. Böyle tercüme olur mu yahu…??

  2. Don Juan’ı biraz tanıdığımdan, çevirinin birebir aynı olduğuna eminim. :))

  3. Daha önceki ve bu bölümde birçok defa, algılarımızla yorumlarken kendimizden birşey katmamak gerektiğini söylüyor, şu andaki sorunuza CC’nin birebir çevrilmiş bir cümlesini ekliyorum ;

    “Don Juan, zihinden herhangi bir şey katmadan hisleri yorumlama ihtimalini ilk defa dile gitirdiğinde, bunu kavramamın mümkün olmadığına karar verdim.”

    Don Juan hayatı algılarken kendinden yorum katma derken biz basit bir tercümeye dahi kendi yorumumuzu katmanın gerektiğini düşünüyorsak DJ ve CC okumamamız gerekir.

  4. Aki, bu yazını yeni gördüm.

  5. Gönüllü bir s….in çocuğu olup olmadığımı annneme hemen sormalıyım:)))

  6. hakkaten bu nası bi tercümedir yahu.. 🙂

    (Ayrıca şu castenada ve don huan maltos mudur nedir, ben bu ikisinin bu kadar çok konuşup da tatbikatlı hiç bi video kaydı bırakmamış olmamalarına çok bozuluyorum vallahi. Bi ara buna benzer başka bir başlık daha vardı, 3. çakrada seks yapılırsa şöyle olur, ama beşinci çakraya ulaşınca bu kez de böyle olur , hele yediye gelindiyse daha bi şey olur falan filan.. Kardeşim hakkaten hiç mi örnek gösterimi filan yoktur bunların, mesela hem bilgece sevişip hem de hardkor takılmak mümkün müdür, yeminle özel vakit ayırıp seyredicem.)

  7. gamaro,
    castanedayı hiç anlamaya çalışmamış ki,amacı sadece bu öğretiyi tiye almak….

  8. Sayın Aki Yüksek müsadenizle çok özür,

    Carlos;
    peki nedir bu castaneda.?
    Don juan .?

    Anlamaya çalışalım o zaman.
    Evet sahne sizin.

  9. Aslında carlos haklı.. ( ama castenada olanı değil, hemen yukarda carlos nikiyle yazanı kastediyorum 🙂

    Doğruya doğru, anlamaya çalışmıyorum. Ve daha önce de anlamaya çalışmamıştım zaten.. 20’li yaşların bol kitaplı günlerinde karşıma çıksaydı belki.. Şimdiden sonraysa sadece meskalin, hele ki şevişmekse mevzu.

    Buna karşın sorduğum şeyi tiye almış değilim. Hatta bi ara Farkındalık ve Cinsellik konulu bir forum vardı, orda da aynısını yazmıştım.

  10. burada amaç kişileri anlamak değil aslında,amaç verilen öğretiyi algılayabilmede,bunu da kimse kimseye açıklayamaz,çünkü öğreti açıklamalar üzerine değil algılama ve uygulamalar üzerine kuruludur….içine girip algılama olmadan açıklama boşunadır….bu öğretiyi anlatmaya çalışmak, kör birine renkleri anlatmaya benzer ancak……
    o,yüzden anlamaya çalışmamış dedim…
    çünkü biz insanların beyinleri, bi şeyi algılamayı mantık sınırlarının dışına taştığı için reddederse,onu hemen alay konusu yaparak kaçar….bu bizim beyinlerimizin çalışma,kabullenme ve kaçış yöntemidir…..

  11. hem castaneda öğretisinin içinde cinsel enerji kullanılmaz,gamaro oralara kadar nasıl geldi onu da ben anlayamadım doğrusu ?

  12. Sonsuz tarafından başlatılan forum konusu “seks ülkesi“ne bi gözattım az önce…

    Makale Osho tarafından yazılmış, içinde şöyle bir bölüm var:

    Burada çok geçerli bir mantık var: Papa, seksi lanetledikçe onu bilinçaltına daha fazla bastırıyor ve Playboy da daha fazla satıyor. Sadece benim komünümde kimse Playboy ya da Stern ile ilgilenmez. Kimin umurunda? Eğer ben başarılı olursam o zaman bütün bu pornografik dergiler, kitaplar ve filmler ortadan kaybolacak. Onlara çok büyük paralar yatırılmış durumda, tabii ki bana karşı olacaklar. Bir de bana karşı çıkmak ve lanetlemek için seksi öne sürecekler, sanki seksi ben yayıyormuşum gibi.

    Eğer seksi yayan biri varsa bu senin Tanrın olmalı. Benim bununla bir ilgim yok. Seks hormonlarına sahip çocukların dünyaya gelmesini sağlayan o! O durdurmalı. Papaya kulak vermeli. Ama dergiler Tanrıya da karşı değiller, çünkü bütün bu pazarı o sağlıyor. Papalar ve pornografikçiler büyük bir komplo tezgahlıyor. Birlikte bana karşı çıkıyorlar çünkü ben onların oyununu bozmaya çalışıyorum.

    Yukarıda Aki’nin gönderdiği Castaneda ile Osho arasında bir seçim yaparsam, tercihim oshodur.

    Gönüllü / gönülsüz s…. çocuğu olmayı kabullenmenin, insan yaşamındaki önemi nedir ? Bu iç sorgulamayla neler değişecek ? Ben de pek anlam veremedim. Boş laflar gibi geldi.

    Kıstasen osho yorumu oldukça reel ve insan yaşamına direk müdahale edecek bir bilgi içeriyor.

  13. İnsanlar egolarını yok etmeye çalışarak,kendilerini olmuş görüp,aydınlanmış sayarlar…halbuki yaptıkları kendi güdülerini bastırmadan ibaret bir aldatmacadan başka bi şey değildir….EGO YOK EDİLEMEZ !…..eğer ego yok olursa ,ego sahibi o varlık da yok olur…çünkü ego, insana verilmiş olan bireyselleşmesi,kendini bütünden,sonsuzdan,tanrıdan,adına her ne diyorsanız ondan ayrı farz etmesi ve de bu sanal zaman ve mekan boyutu içinde dünya algısı birleşim noktasında buluşulup kendi varlığı ve yaşam algısını oluşturması için verilmiş olan bir algı güdüsüdür…….bu algı güdüsü sayesinde insan kendini yine ortak sanal dünya birleşim noktasında bir birey ve de kendi olarak algılar,böylece de kendi yaşamını oluşturur…..eğer ego algısı olmasaydı insanlardaki bu bireysellik algılaması da olmayacaktı…..işte bu sebeple ego yok edilemez…..bu bireysellik algılamasında bir sınır yoktur,ego çok güçlü bir dünya çekim enerjisidir….bu nedenle egosal algılamalar insanda hep max. seyreder,bu bizim dilimizde benci, bencildir…bu güçlü çekim enerjisinden dolayı insanoğlu denen varlık başka türlü düşünemez,o enerjinin etkisinden dünyada bulunduğu sürece de çıkamaz çünkü….peki ne yapılması gerekiyor?…..bu ego faydalı mı,yoksa zararlı mı bizim için?………
    evrende hiçbir şey boşuna verilmez,ya da insana eziyet olsun diye yüklenmez…..ne veriliyorsa bir nedeni vardır…..
    ego da aynı şekilde insana bastırması,yok etmesi,ya da sınanması için verilmemiş tabi ki….. sınanma ve sınav dediğimiz şeyler de aslında yol ayrımlarında aynı enerjiyi nasıl kullanmayı seçeceğinle alakalıdır,o ayrımda karar senin….. o enerjiyi istediğin gibi kullanabilirsin…. ister harcar savurur,yok sayar geçer gidersin,istersen farkeder onu bilinçlice yükselmende kullanabilirsin,tüm sınavlar bu anlama gelir,yol ayrımları her an karşımızda……
    gelelim tekrar egonun kullanımına….yani bireyselleşme ayrımsama gücünün……eğer biz bu gücün farkına varamadan sadece etkisinde kalırsak,o zaman bu güç bizi ele geçirir ve bize istediğini yaptırır…..yani beynimizi,vücudumuzu,güdülerimizi,biz fark etmeden yönetmeye başlar….biz kendimizi yönettiğimizi sanırız ama aslıda ego gücü tarafından bencillik,savaş,karmaşa,için yönetiliyoruzdur…..biz bu oyunun içinde oyuncular olarak bi kazanır,bi kaybederiz…..aslında sonuç hiç değişmez ama biz kazanınca sevinip,kaybedince üzülerek,hayatın içinde dünya algı noktasının bize yapmak istediği gibi oyalanır durur ve de egonun cok güzel oyuncakları oluruz…..sonra birileri çıkar aydınlanma modeli : ) altında bize der ki : biz insanlar ego sahibiyiz ve bu egomuzu yok etmeliyiz!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
    sonra biz koyunlar da aydınlanacaz,uçacaz,cennete gidecez,cez,cez……….(neye inanıyorsanız artık )diye,başlarız kendimizi dinlemeye ve de kendi EGOLARIMIZI!!!!!!!aslında isteklerimizi,duygularımızı,içimizde birikmiş kinlerimizi,güdülerimizi,vs……vs……bastırmaya…..
    gerçekte bastırılmış olan her enerji bir gün çok daha şiddetli çıkacaktır,ama onu görmezden geliriz…burada çıkmasa bile bedeni bıraktıktan sonra herşey serbest kaldığında, kendini bastırma gücün elinden alındığında,zihninin sana yapacaklarını düşün bi kere, hem de öyle bastırılmış bir enerjiyle……!
    EGO öylesine kuvvetli bir güç ise,ondan kurlulmak söz konusu değil ise,bastırmak sa o denli tehlikeli ise……..hiçbir şey de bize boşuna verilmedi ise…..o zaman yapılacak en doğru şey,bu gücü doğru farkedip,onu doğru kullanabilmede yatıyor olsa gerek……
    ne demek doğru farkedip,doğru kullanmak…….
    bu dünya bir algı noktası birleşimi sonucu oluşuyor,biz de hepimiz,tüm dünya varlıkları bu aynı algı noktasında ve de aynı zaman dilim algısında buluştuğumuz için burada ve biraradayız……egosallığımız sayeside kendimizi bir birey olarak algılıyor ve de özgür zannediyoruz…….yanılgı buradan başlıyor işte……. biz bir birey değiliz aslında,ÖZGÜR HİÇ DEĞİLİZ !!! egosal yanılgı dünya birleşim noktasında bize böyle bir oyun oynuyor…ama işin püf noktası bu oyun oynanırken enerji ile oynanıyor…..yani hiçbir şey boşuna verilmiyor…eğer sen bu oyuna katılıp,oyunda bir oyuncu olmayı seçersen,o zaman bu egosal gücü,kendini sahiplerinin ellerine bırakarak dünyasal bencillik adına harcayabilirsin,dünyasal kişiliğini oluşturma adına,dünyasal hakimiyetini kurma adına,vs….vs……..gerçekten yapabilirsin….bunun adına dünyasal hırsım var da diyebilirsin,kendini her açıdan çok güçlü görebilirsin….hatta dünyayı ele bile geçirebilirsin….dedim ya çok güçlü bir enerjidir o…….
    ya da bu püf noktasını doğru yakalarsan,sana verilmiş olan aynı zamanda da senle deneme yapılan bu güçlü enerjiyi yani bireyselleşme güdünü böyle gereksiz dünyasal algılara harcamaz,biriktirir,olayların içinde olay olmaz,sadece dünyada bir gözlemci olarak bulunur,kendi bireysel savaşımını verir ve de ÖZGÜRLEŞMEN adına kullanabilirsin……
    herşey enerjidir,çeşitleri ne olursa olsun…hiçbir enerji yok edilemez………ya bastırılır,ya da dönüştürülür…….ya kulanıp işe yaratılır,ya da harcanır gider….aynı para gibi……
    SEÇİM BİZİM!!!!!!!!!!!!!

  14. bu yazdıklarının konu başlığıyla ne ilgisi var?

  15. Ben Casteneda öğretisinin içinde cinsel enerji kullanılır filan demedim. (Ayrıca libidinal enerjiye yapılabilecek genel atıfları bir kenara bırakacak olursak, hangi öğreti nası bir cinsel enerjiyi “özellikle” kullanır, onu da bilmiyorum naçizane.)

    Son yaptığım yorumda ilgili forum’un linkini vermiştim. Orda Casteneda derlemesi yaptığını belirten bir arkadaşımız daha sonra yaptığı bu derlemeyi çakra düzeyi ve seks arasındaki ilişkiyle benzeştirdiğini belirtmiş ve bu bağlamda bişeyler yazmıştı. Ben de konuya ordan dahil olmuş, daha doğrusu böyle “nitelikli” ve step by step bi cinsel kurcalamayı komik bulmuştum. Hala da buluyorum. (İyi seks kötü seks diye bişey vardır elbet. Ama bu durum iyi şarap kötü şarap ayrımında olduğu gibi (hani şarap mı yoksa sirke mi noktasında ise) anlamlı bir argüman olarak kullanılabilir sadece ve bunun kıstasları da sır değildir. Ama onun dışında kim iki kişi olup neyi beğeniyor ve keyifle içiyorsa (karşılıklı merak hakkı zaten baki) o en iyi şaraptır ve durduk yere “spesifik” management yapmaya gerek yok diye düşünüyorum. (valla ben komik buluyorum işte)

    Burda olan da şu son yazdığım şeyin bi benzeri zaten.. hatta profesyonel.. o çocuğu bu çocuğu vesaire.. ama gözüm varsa ne olayım, -meskalin de dahil- isteyen istediği enerjiyi kullansın.

  16. carlos nickli arkadaş, castaneda öğretisinde daldalan daldalan daldan aşağı gezineceğine hiç yazma daha iyi.

  17. Cinsel enerji, özellikle TAO öğretisinde kullanılır,ayrıca gamaro haklı…… isteyen, istediği enerjiyi kullansın…….kimsenin, kimsenin enerjisinde gözü yok…
    bu arada ” daldalan ” kelimesini çözemedim…..

  18. Ben bilmiyorum Tao filan, hiç okumadım.. Ama madem ki öyle diyosun, doğrudur carlos.

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.