Bence 200 yıla kadar evlilik kurumu tamamen anlam değiştirecek.Toplumdaki bütün kurallarla beraber.
Günümüzde yetişen birey(herbirimiz) küçüklükten itibaren belli kavramlar beynine kazınarak yetişiyor.Sevgi ,bağlılık ,onur,ahlak,aile…v.b
buradaki arkadaşların bilimsel düşünmeye ve tabu yıkmaya yatkınlıkları sebebiyle ne kadarını yıkabileceklerini görmek istiyorum.en azından günümüz ateistlerinin,bilimsel düşünen insanların.Kendinize ne kadar dürüstsünüz ve burda ne kadar dürüst olabileceksiniz bakalım
Bir aile günümüzde nasıl olmalıdır veya artık aile olmalı mıdır.Aile kuralları geçerli olmalı mıdır?Eğer aile olmamalıysa çocuk yetiştirme işini nasıl çözebiliriz.Yoksa onları yetiştirmek için ayrı kurumlar mı kurulmalıdır?
Öncelikle hepimiz hayvansal bir atadan geldiğimizi kabul ederiz sanırım .evrim ,içgüdülerimizin hayvanlara çok benzer olması bunu kanıtlar(lütfen burada dinciler giripte yok allahtır kitaptır ayettir palavraları atmayın burda bunları dinlemek istemiyorum sizinle tartışmak bile istemiyorum Bu netliği umarım saygıyla karşılayıp bu tartışmaya karışmazsınız)
Buna göre gördüğüm şudur ki ateist bile olsa erkek içgüdülerinin hakim olduğu bir bakış açısı mevcut (aslında çeşitli maymun türlerini incelersek ve diğer bazı hayvanları bu sahip olma ve paylaşmama içgüdüsü;harem kurmak gibi bariz vardır.Bu da bizi daha bi hayvanoğlu hayvan yapar 🙂 .Bizi yarı tanrı yarı insan yada yarı insan yarı uzaylı diye düşünecekler buyursun düşünsün.ne tam tanrı ne de tam uzaylıyız bu kesin bir parçamız yine hayvan her halükarda.
Evet erkek egemen bakış ateizmle bile değişmiyor.Soruyorum arkadaşlara mesela bir kız seni seviyor ama bigün başkasıyla birlikte oluyor.affedermisin diyorum. çeker giderim diyor. ya sen diyorum ben zaten yatıyorum diyor…sevgi ne olcak.Aile olduğunu varsay o esnada böyle bir şey olursa.aynı cevap.(ki bu günümüzde boşanmaların çok olma sebebi.bakmayın adları şiddetli geçimsizlik oluyor ama veriler öyle demiyor)Sorulardan biri şu biz erkekler bu egomuzu koruyup devam mı edeceğiz ki bu ailenin kesin sonudur?Yada aile kurumu içinde bu tür şeylere hoşgörüyle bakmak gibi bir kısım insan tarafından midesizlik bir kısmı tarafından modernlik olarak görülecek bir şey mi yapacağız.(unutmayın ki şu an hepimiz aldığınız geleneksel eğitimin çocukluğunuzdan gelen ve belki de genetiğinize işlemiş bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz)bu arada şunu da söylemeliyim ki bir çok evli kadın da aldatıyor.eşinin hiç haberi yok.Bimediği zaman midesizlik olmuyor.Hayat normal akışında.
Aşacak o kadar şey var gibi görünüyor ki.Dürüst olmayı becerebilecek mi insanlar birbirine sevdiklerine,Sevdikleri bu dürüstlüğü kaldırabilecekler mi?Yada insan aslında dürüst bir varlık değil mi özünde? Erdemli olmak onurlu olmak insanlık tarihinin palavrası mı?
Bu içgüdüsel davranışalrın esiriyken yaptıkları davranışları sevgi anklayışı içinde çözebilecekler mi.Toplumda bunu yapan bireyler biliyorum kimisi maddi ihtiyaçtan kimisi o kişiye olan bağlılığından dolayı devam ediyor.Ama içinde nefret tohumları yetiştiren bu debam süreçleri arızalı oluyor genelde. diğer tarafın farklı şekilde intikam almasıyla sonuçlanıyor.
O zaman artık insanları belli yaşa gelince evlenmek zorunda bırakmamak mı gerekir?Öyle olursa çocuklar ne olacak.Hiç çocuk olmazsa türümüz devam etmeyecek.çocuk olursa o çocuğun babası dnasından olarak bulunup ihtiyaçları o şekilde mi karşılanmalı ve isteyen taraf da büyütmeli.Ya iki taraf da istemezse.O zaman ciddi bir kurum gerek sanırım.Aslında evliliğe zorlamamk aşkların sonucunun evlilikle bitmesi klişesinin bir an önce terk edeilmesi herkesin sağlığı için daha hayırlı olacaktır.Tek sorun çocuklar için ciddi bir kuruma kalıyor.
Peki bu gibi bir oluşumu hangi rejim onaylar .Böyle bir rejim var mı.Koministlerin biz varız dediğini duyar gibiyim.Ama gidişat komünizmi işaret etmiyor .Ne kadar herkes bir gün işçi olacak kapitalizm o zaman sona erecek ve komünizm gelecek dense de bu böyle.Bana kızmayın bunlar gözlem sadece. Neyse daha fazla sıkmadan bitireyim daha çok şey olsaq da yazacak umarım sonra…
Güzel konu. İçeriğini kısmen parça parça hep tartışmıştık bir yerlerde. Hatta ateizmle ilgili şöyle bir başlık açmıştım. Ateist olup yaşantısı zerre değişmeyen insanlar için.
link to sonsuz.us
xenix: Takiplerim
ateizm bir sonuç değil bir başlangıçtır
Can Dündar’ı ” Mustafa” filminden sonra sevmiyorum, samimi de bulmuyorum, o yüzden hemen hemen aynı temalar olmasına rağmen buraya yazmak istedim.
İnsan ve şempanze olarak ortak bir atadan geliyoruz, ama biz insan olduk, daha zorunu seçtik. Oysa hayvan olmak kolaydır, NietzsCHE’nin dediği gibi hayvan olmak için masumiyet gereklidir. O kadar.
Davranışlarımızı belirleyen unsurlar hayvanlardaki gibi içgüdülerimiz değildir; aldığımız eğitim, öğretim, hayata bakışımız, duruşumuz, ideolojimiz ve en önemlisi vicdanımız.
14 şubatta kutlanan sevgililer gününe vesile olan papaz St. Valentin’in anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Aşıkları, sevenleri canı pahasına bir araya getirdi. Ateist olmama rağmen helal olsun diyorum St.Valentine.
Evlilik alt tarafı bir imzadır, şekildir. Oysa erdemli bir insan için aslolan şekil değil özdür. Bu öz yaşamı paylaşmaktır. İster aşk deyin ister sevgi. Ben sevgiyi tercih ederim, çünkü sevenler birbirlerini eleştirebilir, aşıklar eleştiremez, derler ya aşkın gözü kördür. Yani sevgi daha tutarlıdır, yere sağlam basan bir kavramdır, altı dolu bir duygudur.
Arkadaşlarınıza kazık atar mısınız? Dostlarınızı satar mısınız? Yanıtlarınız evet ise yaşamı paylaştığınızı zannettiğiniz eşinizi de aldatırsınız. Güvenilmezsiniz, ne istediğinizi bilmiyorsunuz ve sizi hayvanlardan ayıran en ufak bir fark yok bence. Gerçi bildiğim kadarıyla Balinalar ve Kurtlar tek eşli.
Mutsuz bir birlekteliğinizmi var, bitirin. Çocukların arkasına saklanmayın, hani çocuk bir aile ortamında büyüsün, parçalanmış aile filan olmayalım diye düşünüyorsanız, tamamen yanılıyorsunuz. Çocuk mutsuz, husursuz, birbirini aldatan çiftler arasında büyüyeceğine, boşanmış bir ailede büyüsün. Bu kesinlikle çok daha sağlıklı, çünkü çocuğu yalanla değil, gerçekle büyütürsünüz.
Olabilir, bir erkek olarak fırsat çıkar, çok değişik fiziksel özelliklere sahip bir kadınla birlikte olmak olanağı geçer elinize. Hemen bu olnağı yok edin, erdem, insan olmak budur, yaşam arkadaşınızı üzmeye hakkınız yok. Kadınlar bu konuda daha güçlüdür, öyle dış görünüşüne bakıp da kimseyle yatmaz, daha da iyi evrimleşmiştir erkeklerden. Sevgi, his, güven vb şeyler arar, oysa erkek zayıftır bir ” sorti ”den birşey olmaz der.
Neyse, hukuki olarak evlilik akdine ihtiyaç var, yalnızca hukuki olarak. Küçük çocuklarımıza da eğer evlenmezsek haksızlık etmiş, onları bulunduğu arkadaş ortamlarında ezik bırakmış oluruz. Çocuklar acımasızdır, çok acımasız. Anında adınız şişko veya dörtgöz olabilir. Birliktelikte eğer çocuk olmuşsa, en azından bu çocuğun ruh sağlığı için evlenilmeli.
Sağlıcakla, sevgiyle, aşk ile kalın.
kambur kardeş insanlığındaki güzel yan insan gişbi tabusal düşünmek değil erdemleri yüceltmen de ama kamburun şu ki bunları insanlara özgü kabul etmen de. şu varki evlik dediğin şey zayıf erkeklerinm deeş edinebilmesi ve tacavüz vakalarının azalmasıo için gereken bir kurumdur
herkes mikişir sorun kalmaz .bi de çocuklar büyütülür falan. diğer türelü güçsüz erkekler fırsatını bulunca aynı maymunlarda olduğu gibi güçlü maymunun haremine saldırıp toplum düzenini bozacaklardı. bi r de başkalarına vermek isteyen dişiler var tabi onları da nengellemek için evlilik önemli kurum.bunun dışında faso fiso
bulunduğum çevre de zengin boşanmış nerdeyse kimse yoktur
adamlar çok kadnla yatar bilirim.
karıları arada …
ama aile bozulmaz güç seviyesi düştükçe işler değişir
zeka oranı da düşer ve boşanmalar artar.
madem düşünsel bişileri cesurc a k0nuşcaz gerçekleri cayır cayır yaka yak içimizi konuşcaz
çocuklar alıştırılır sorun değil onlar toplumun ürünleri genç ve toy beyinler nasıl yönlendirirsek neyin normal olduğunu söylersek hafızaya alırlar
asıl bizim hafızaya alıp da bir türlü içgüdülerimizle çeliştiğini itairaf edemediğimiz kurallardır.
bence gelecek nesiller buu bizden daha iyi yapıp itiraf edecekler ve sonunda evliliksiz cinsel serbestlik olan ama sevgi de olan ama çocuk büyütmeye de yer olan bir dünya yapacaklar
Sayın Gabriel; cinsellik zaten serbest, kimse kimseyi de zorla evlendirmiyor. Anlaştığın biriyle, sevgilinle birlikte yaşayabilirsin, çocuk da yapabilirsin hiç bir engel yok. Arada istediğin zaman canın çektiği ile de birlikte olursun, bunu da içgüdülerin, erkeğin doğal üreme kodları vs ile açıklıyabilirsin. Kimsenin kimseyi yargılamaya hakkı yok, herkez kendi yaşamında, senaryoyu yazar ve başrolü oynar.
Şimdi insan olarak da bazı yükümlülüklerimiz var ama, örneğin çocuklarımızı iyi, sağlıklı yetiştirmek gibi. Sevdin, birlikte oldun, çocuk da yaptınız. Sonra anlaşamadınız. Ayrıldınız.
Çocuğa kim bakacak? Kimin çocuk yetiştirme konusunda daha ehil olduğuna kim karar verecek? Bu karar verme yetkisine sahip olan kurum hangi doğrulara göre bu kararı verecek?
Yani geldik hukuk kurumuna, e bu kurum içinde gerekli olan, hukuki bir nikah işlemi değil mi? Yoksa hızlı davranan çocuğu alıp kaçsın ve istediği doğrultuda yetiştirsin, hem de kimseye hesap vermeden mi?
Yalnızca çocuk konusunda basit bir örnek verdim, evliliğin gerekli olduğuna dair. Ayrıca birlikte yaşanıldığında, ortak bir üretim, paylaşım ve mal, mülk edinme de var. Resmi bir akid olmaksızın, birliktelik bittiğinde, beraber yaşanırken edinilen bu metalar nasıl paylaşılacak herkez kendi yoluna doğru giderken? Adalet nasıl sağlanacak.
Sağlıcakla kalın.
Keşke çocukları toplum yetiştirse. Kimse kimin çocuğunun kim olduğunu bilmese. Herkes her çocuğu kendi çocuğu gibi sevse…
xenix: Takiplerim
Sahiplenmek meselesini ortadan kaldırırsak ;ki bu kendi içimizi değiştirerek başlar toplum için gelişmeye uygun sağlıklı adımlar atmaya başlayabiliriz.Sadece kendimiz için değil tüm insanlık için düşünmeyi öğrenebiliriz.Artık aile dediğimiz şey tüm insanlık olup çıkar.Bu bir ütopya gibi görünse de değil…
Sayın Xenix; çocukları anneler yetiştirmeli, yoksa ona yakın, teyze, hala vb. yetiştirmeli.
Benim çocuğumu %49’u Tayyiban olan bu toplum yetiştirmeye kalkarsa herhalde ben üzüntüden kanser olurum. Neyse, Anne’ye geleyim.
Bu benim kişisel kuramım, doğru olduğunu, ülkemde yaşayarak gördüm. Şimdi sperm ana rahmine düştüğü anda, embriyo, fetüs, bebek, çocuk, gençlik ve ölüme kadar giden evrimde, anne ve yavrusu arasında, tek taraflı anne tarafından müthiş bir bağ oluşuyor. Yani bu bağ, bebeğin kordon bağı mı, yoksa 9 aylık süreçte rahminde taşıdığı için mi, yoksa bambaşka psikolojik, sosyolojik bir bağ mı bilmiyorum. Ama böyle bir karşılıksız sevgi var, ve belki de Marx’ın bile aklına gelmeyen, tek taraflı, evlat tarafından annenin sömürüldüğü bir sevgi bağı var.
Çocuk söz konusu olduğunda, anneler objektif olamaz, kocasına, ablasına, abisine aklınıza kim gelirse gelsin, her zaman anne, çocuktan yana tavrını koyar. Bu bazen öyle bir ana gelir ki, çocuğunuza ”ayakkabını kendin bağla artık biraz büyü” bile dediğin anda, hemen anne devreye girer, ”çocuk zaten okul servisine zor yetişiyor, gel yavrum ben ayakkabını bağlıyayım” der. Muhtemelen de çocuğa zarar veren bir davranıştır bu, ama dedim ya, anne işte o an mantıklı değil, duygusal düşünür.
Babalar biraz daha materyalist düşünür (bence). Çocuk salata sevmiyor diye ona portakal suyu sıkar, uyku ve dersleri ile ilgilenir. Çocuğa estetik, modaya uygun , renk uyumu olan birşey giydirmeyi bile düşünmez. Hava soğuksa, kafasındaki beresini çocuğuna verir en fazla.
Bu ömür boyu devam eder, gelin-kaynana çatışmasının altında da bu önemli bir yer tutar. Bu kız oğluma iyi bakamazsa, veya damat kızımı ezmeye kalkarsa ne yaparım düşünceleri hep annelerin zihnindedir. Babalar çok daha rahattır bu konularda.
Bu yüzden, kadınlarımıza, genç kızlara herşeyden daha çok değer vermeliyiz. Birlikte yaşadığımız aile veya nikahsız birlikteliklerde yapacağımız her eylem küçük çocuklar için rol modeli olur. Biz karımızı ezersek, hor görürsek, kızımız da ileride kocası veya sevgilisi tarafından aynı şekilde kötü muamele görmeyi yadsımayacaktır. Keza oğlumuzun yanında karımıza ne kadar sevgiyle yaklaşırsak, o da kendi birlikteliğinde bu sevgiyi yansıtacaktır.
Hacı Bektaş’a gittiğimde de orada en çok kız çocuklarına verilen önem ve onların iyi yetiştirilmesi ile ilgili yazılar çok hoşuma gitmişti. Aydın toplumlar bu gerçeği yüzyıllar önce görmüş. Kız çocuklarını ne kadar iyi yetiştirirsen, gelecek nesilleri de o kadar kaliteli, insansever, akıl dolu yetiştirisin.
Sağlıcakla kalın.
Can egrisinin(zeka ve sagduyu ve duyarlilik ve yaraticilik ve acikfikirlilik ….nitelikleri kumesi olarak) soldaki %80lik kismi varken bu kesinlikle utopya .. en azindan onumuzdeki 400 yil.
Biraz tutucu gordum kendimi ..
Sevgili Kambur Kerim,
%49’u Tayyiban olan bu toplumda sen haklı olabilirsin. Ancak böyle bir toplum zaten öyle bir toplum olmaz. Öyle bir toplumda da tayyiban kitlenin esamisi kalmaz. Yani “haydin arkadaşlar, bu çocuklar hepimizin çocuğu” diyebilecek bir kitle içerisinde bir tek tayyiban kalmayacaktır… Bu bir gelişim sorunu…
Çocukların herkesin olduğu dünya çok uzak değildi… Biz bunların izlerine tanık olduk. Sokakta oynarken acıkırdık ve birimizin annesi hepimizi doyururdu. Birimiz yaramazlık yapsa, herhangi birimizin babası hepimizin kulağını çekerdi… Herkes anasını babasını yine bilirdi fakat çocuklara yönelik bu kollektif emek ve ilgi bizleri son derece mutlu kılardı. “İlkel” toplumun kalıntıları idi bunlar… Kentleşme ve kapitalizm bunları hızla yok etti…
Çocukluğumun sokaklarını, çocuklarım adına çok özlüyorum…
Bu yüzden, çocukların hepimizin olduğu bir dünyada sanırım çok daha güzel olacak herşey… Ama bu öyle bir şey ki, tüm bencil duygulardan arınmak gerekiyor… Bu nereye değin başarılır bilemiyorum. Çünkü insan yavrusu bencil doğuyor. Bireyin varlığı “ben” üstüne kurulu… “ben” ile “biz” arasındaki ilişkinin dengesi ve uyumu; tüm sorun bu… Eh, bir de “sizler” ve “onlar” var:)))
Geçenlerde bonobo maymunları ile ilgili bir şeyler okudum ilgimi çekti.Barışçıllıkları ,anaerkil hayat tarzları,çocukları beraber büyütmeleri falan.
Sanırım biz şempanze ve Bonobo karışımı bir türüz.Sorun burada bonobo özelliklerimiz biraz daha ağır bassa bu işdaha kolaylaşacaktır.
Bu arada nick’imi Yanıtçı Başımı Yapsam?
Aldın götürdün beni çocukluğuma Hüseyin, 1970-71 hayatımın en güzel yılları, Beytüşşebap Cumhuriyet ilkokulu 4 ve 5.
Elektrik yok, su yok, kavga, ırkçılık veya mikro milliyetçilik hiç yok. Bazen Kürtlerin arasında aşiret ve kan davaları alevlenirdi. Ben bir memur Türk çocuğu olarak, Kürt arkadaşlarımın evine gittiğime, menu; Sac ekmeği, tereyağ ve cevizdi. Bize geldiklerinde ise yine sac ekmeği yanında kavurma et ve salça. Okullar tatil oldumu 8-10 kişilk çete gibiydik, mutlaka birimizin annesi bizi günün bir vaktinde evine çağırır beslerdi, yoksa akşama kadar da aç aç oynardık…
Vay be, yani bak şimdi burnumun direğini sızlattın… Kardeşim nene gerek senin politika, sen aşk şiirleri, sevda öyküleri yaz.
Sağlıcakla kal dostum.
kamburun doğudaki çocukluk yaşamı, batıdaki içinde geçerliydi..
Bursa’nın şirin bir ilçesinde, hemen hemen aynı yıllarda, geçen çocukluğumdan hatırladıklarım,
50 yaş üstü herkesin hatırladıklarından farklı değildi..
demekki; ülkenin, doğusunda- batısında- kuzeyinde- güneyinde, o tarihlerde çocuklar açısından manzara aynıydı..
gabriel, yaşın kaç bilmiyorum ama;
tabuları; çocuk ve sex üzerine yığdığına göre, bayağı bir sıkıntın var demek ki..
“Erdemli olmak onurlu olmak insanlık tarihinin palavrası mı?” demişsin..
önce sana tavsiyem,
sen sen ol, çocuğunu sokakta yanlız bırakma…
Zira; insanlığın erdemi önce burdan başlıyor..
Sen Statik okuduğunu bile anlamamışsın bir de sıkıntın var diye itham ediyorsun.Terbiyesizin tekisin
erdem ve onurlu olmak la ilgili de bu kavramların bizim beyin bilgisayarına toplumsal görüşlere göre işlenmiş kavramlar olduğunu söylüyorum ki sen bunu aşamadığın için ne dediğimi anlayamıyorsun. senin düğmeler paslanmış kavramların sabitlenmiş. senin pc ye format çeksek bile senden bir bok olmaz.
Çocuklarını sokakta bırakmaymış .Biz burada düşünsel bir üretim yapmaya çalışıyoruz senin yüzeysel beynin ancak sokaktaki adam kadar algılıyor.Bu günün dünyasında tabiki sokaktaki çocuğuna dikkat etmek gerek. Belki de özellikle senin gibiler yüzünden…
Sözlerini geri al edepli ol ben de alayım yada bundan sonra benimle savaşa hazır ol
takındığın “asortik” masken çok çabuk düştü!!..
“Çocuklarını sokakta bırakmaymış .Biz burada düşünsel bir üretim yapmaya çalışıyoruz senin yüzeysel beynin ancak sokaktaki adam kadar algılıyor” yesinler senin düşünsel üretimini..
senin beynin, küçümsediğin “o sokaktaki adam” kadar bile algılamıyor..
Kendi yazdığını, kendi çürüten ve karşısındakini edepsizce, “terbiyesizlikle” suçlarken, İnsan şöyle bi düşünür;
– ya, ne demek istediğimi anlamadı..
– ya da, ne demek istediğini ben anlamadım..
hakaretler kendine yakışır boyutta olduğuna göre, ikisi de değil, kesinlikle…
yazılandan kendine pay çıkarıp,alınganlık yaparak, hakaretler sıralayarak; “tabu” konusundaki fikirlerini bize sundu.. bu değerli(!) kardeşimiz.. (kardeşim diyorum, çünkü hakkında hiçbir bilgim yok, ne cinsiyet, ne de yaş olarak.. yine altından bi halt çıkarmazsın umarım)
Önce; Tabu nedir? ordan başlamak lazım dı (ben burda hata ettim) konuyu açanın, bu konuda derin bir bilgisi olduğunu düşünmüştüm..
ama, yanılmışım..
Neyse; ben, yazdığım kısım ile ilgili olarak;
tabu’nun;
“Kanunlar, din, ahlak, görgü kurallarına benzemeyen, kimin ve ne zaman koyduğu bilinemeyecek kural” kısmı ile ilgilendim..
ayrıca; Uyulmaması halinde, kişinin ölüm de dahil çok ağır ceza görebileceği kural.
Devamında;
“Tabu kıskacına girmiş herhangi bir kişi, o tabunun öyle korkunç etkisindedir ki, ona karşı geldiği için, çok korkuyor, şiddetli pişmanlık duygusu ile kahroluyor… “ olabilir… sıkıntın mı var? derken, bunu kastetmiştim.. (bundan nasıl bir terbiye olgusu çıkarıldıysa??)
Ben;
senin, tabunun “kurallar ve kutsallaştırılmış” kısmı için yazdığını düşünmüştüm sadece..
Halbuki; Kendi düşüncemde ;
Tabunun “tehlike boyutuna” dikkat çekmek istemiştim.. çocuğunu yanlız bırakma derken, tabunun tehlike kazanında yok olmamasını dile getirmiştim..
Ayrıca; soyut manadaki “Erdem ve onur kavramlarını” somutlaştıramadığın sürece;
evet, onurlu ve erdemli yaşamı göremediğin sürece, tabuların esiri olarak yaşam devam edecektir..
İnsanın “iyi insan” olması için, dindar olması gerekir..gibi, bir saçma olguyu, tabu içinde söyleyebiliriz..
onurlu, erdemli ve insanca bir yaşam sürdürüyorsak, tabulara ihtiyacımız yok demektir..
hala kişiliğe saldırıyorsun statik.gerçek bir statik ancak böyle olur sanırım.Herhangibir zihinsel devrim karşısında kendi sarsılmaz iddialarına bu kadar sarılır.Doğru bir isim seçmişsin kendine.
“Sıkıntın mı “var meselesi kişisel saldırıdır.benim tabularla ilgilisıkıntım olup olmaması seni yorum yapacağın bir konu değildir ki tüm insanlığın tabularla sıkıntısı var.Şöyle deseydin kişisel algılanmazdı.”Sıkıntılarımız var bu konuyla ilgili”Bu daha insancıl olurdu senin dediğin şempanze hiyerarşisi içinde bir basamak daha yükselmek isteyen bir şempanmzenin yaptığı gibi işgüzarca olmuş.bu yüzden yazıldı o iki satır kızgın ifadeler.Oysa sen hala kişilik üzerinden devam ediyorsun yok maskem düşmüş falan.Benim hiç maskem olmadı ki hiç olmadığım kadar benim burada.Sen böyle olabiliyormusun.Sen benim kadar dürüst olabiliyormusun bakalım kendine,bunu düşün.
Sürekli yaş bahsini açtığına göre de yaşını almış bir adamsın .Bu yüzden köhnemiş değerlerinle karşıma geçip maval okuma(bu yaptığım kişisel saldırıdır.Ama sen başlattın bu düzeysiz konuşmayı)
“senin beynin, küçümsediğin “o sokaktaki adam” kadar bile algılamıyor..” (başka türlü baş edemediği zaman insan bunu hep yapar.bense sana karşılık vermek zorunda kaldığım için yapıyorum yani yine kişiliğe saldırı!)demişsin sen benim kaç yazımı okudun da böyle bir ithamda bulunabiliyosun ihtiyar…Senin ancak bu yaşa kadar gelebildiğin noktaya ben bu yaşımda ulaştım .Konuşurken haddini bil.Çok klişe ama akıl yaşta değil biliyorsun
“bu değerli(!) kardeşimiz.. (kardeşim diyorum, çünkü hakkında hiçbir bilgim yok, ne cinsiyet, ne de yaş olarak.. yine altından bi halt çıkarmazsın umarım)”
demişsin. Ne güzel ki kendi değerlerimle bakıyorum dünyaya.Senin vereceğin muallak değere ihtiyacım mı var sanıyorsun.Öyle olsaydı senin gibi yaşlı günlerimi geçirdiğim bir forum olurdu burası benim için…Oya ben yeni fikirler üretiyorum Her konuyu irdeleyecek cesaretim var senin cesaretin var mı? Belli ki yok.o zaman adı sonsuz us olan bu yerde sonsuz statiğin ne işi var 🙂
Daha söylencek kavramsal yazılarına prensip olarak artık cevap vermeyeceğim.seninle ilgili her şey artık benim için kişiseldir.Senin kafandan atamadığın o fikir sandığın şeylere(things) cevap vermem.
Not: Ben sana o yazıyı sil demiştim.Devamı gelecek.
<strong>”Oya ben yeni fikirler üretiyorum Her konuyu irdeleyecek cesaretim var senin cesaretin var mı?“
diyorsun.. ne güzel.. maskeli halin gayet cesaretli;))
ama; sıkıntın mı var? dediğinde, maske düşüyor..
senin yerin, maskeli balo.. bu konular beni değil de, seni fena halde aşıyor..
istersen şallak dolaş!
istersen maymun gibi yolda çiftleş!
banane.. banane yahu!
Gabriel’in öfkelenmesine anlam veremedim…
Başlattığı forum konusu, konu olarak güzel olmakla birlikte yığınla anlatım bozukluğu içeriyor.
Diğer taraftan kendisince mantıklı bulduğu yaklaşımları herkesin mantıklı bulduğu sanısı ile yaklaşmış. Örneğin:
“Buna göre gördüğüm şudur ki ateist bile olsa erkek içgüdülerinin hakim olduğu bir bakış açısı mevcut”
“Evet erkek egemen bakış ateizmle bile değişmiyor.”
Yani buradan şöyle anlıyorum ki; bazılarımız “insanlar ateist olunca gabriel’in parmak bastığı sorunlar çözülecektir” diyor sanki. Oysa bakın gabriel’in kapı gibi tespitleri var! Neymiş onlar?: “Evet erkek egemen bakış ateizmle bile değişmiyor.”
Kim söyledi ki değişiyor diye?
Ateist olmak kabul edelim ki belirli bir kültür ve bilgi birikimi ürünüdür. Ancak “eğitim” ile “öğretim” kavramlarının alanı biraz farklıdır. Bireyin ateist olacak kadar bilgi ve kültüre sahip olması onun ille de eğitimli bir kişi olduğu anlamına gelmez. İnsanlaşma çabası bilimsel çalışmaları kapsar mutlaka, ama bilim insanlaşmaya ters düşebilir. Kişi ateist olacak kadar bilgi sahibi olabilir ama “bak bu kadar bilgi sahibisin, e biraz da adamlık bekleriz senden” diyemezsiniz. Bu yüzden “vali olmuştur adam ama adam olamamıştır”… Bilinir…
Ateist olmaya zaman zaman çok farklı anlamlar atfedilmeye başlandı. Ateist ise komünist olması gerek sanki. Ateist ise karısını nasıl döver örneğin? Ateist ise patron olamaz…
Her ateistin komünist olacağı nereden çıkarılıyor ki?
Ne yani Amerikan başkanı Bush şimdi tanrıya inanıyor mu sizce?
Ya da herhangi bir kapitalist ateist olamaz mı?
Neyse yazı konusu bir çok konu ile harmanlanmış ama sanırım özünde “çocuk” sorunu. Çocuk etrafında gelişen sorunlar. Ya da gabriel yanıtlasın;
– Sorun aldatma sorunu mu?
– Sorun evlilik kurumunun insani bir kurum olmadığı mı?
– Sorun çocuksuz olamayacağımız ve madem olacaksa bu çocukların nasıl ve kimler tarafından yetiştirilmesi sorunu mu?
Bazen aptallığım tutarsa da anlayışım pek kıt sayılmaz. Ancak gabriel’in açmaya ve tartışmaya çalıştığı konunun ana varyantını çözemedim.
Dur bakalım, ben hangi rafa kaldırılacağım?:)))
Sayın Kerim. Aktaş benim adıma cevaplamış sorduğunuz soruyu, güzel de cevaplamış. Evet onun daha gelişmiş hali insanlıktan beklediğim.
Gelelim statik-gabriel kavgasına. Sanırım temelinde ahlakçılık, erdemcilik gibi unsurların oluşturduğu tehlike ve bunun eşliğinde doğal bir patlama gibi görünüyor.
Aslında güzel bir kavga. Ama kişiselleştirmek yerine fikirsel düzeyde kalırsa ben de girerim ucundan 🙂
xenix: Takiplerim
Onur, erdem aşılması gereken kavramlarsa (gabriel) ve akıl yaşta değil baştaysa,(gabriel)
o halde baştaki akıl yaştaki akıla niçin savaş açıyor..
gerekçe ne ?!..
galatalı
“Onur, erdem aşılması gereken kavramlarsa (gabriel) ve akıl yaşta değil baştaysa,(gabriel)
o halde baştaki akıl yaştaki akıla niçin savaş açıyor..
gerekçe ne ?!..”
öncelikle aşılması gerken değil ama yeniden tanımlanması gerekn daha doğru olur.Ki hala sadece o iki kelime üzerinden gidiyorsunuz.
ikincisi baştaki aklın ne yaşla ne de başka bir şeyle özel bir sorunu yok sadece :Birisi beni kırdı ben de onu benzer bir kişisel saldırıyla kırdım durum budur.hatta ilk yazdığını silerse hala yazdığım kırıcı şeyleri silebilirm.
Evet Kişisel saldırma amaçlı cümleler kurmanın yaralayıcılığını statik hissetti sanırım “banane.. banane yahu!” 😀 Benim öfkelenme nedenimi yakaladı. Bu da bana yeter artık uğraşmayacağım daha fazla onunla.Yine muhabbete devam ederiz.
Aktaş
“Oysa bakın gabriel’in kapı gibi tespitleri var! Neymiş onlar?: “Evet erkek egemen bakış ateizmle bile değişmiyor.”
Kim söyledi ki değişiyor diye?”
Bu kapı gibi bir tespit değil sadece sıradan örnek olarak gösterdiğim bir tespit. Belki yazdıklarım düşündüğüm gibi klavyeye döküldüğü için bazı konuyu anlamlandıracak bölümleri yazdım sanıp atlayabiliyorum. Malum beyin klavyeden hızlı.
Aktaş
“Neyse yazı konusu bir çok konu ile harmanlanmış ama sanırım özünde “çocuk” sorunu. Çocuk etrafında gelişen sorunlar. Ya da gabriel yanıtlasın;
– Sorun aldatma sorunu mu?
– Sorun evlilik kurumunun insani bir kurum olmadığı mı?
– Sorun çocuksuz olamayacağımız ve madem olacaksa bu çocukların nasıl ve kimler tarafından yetiştirilmesi sorunu mu?”
Aslında dediğiniz gibi bir çok konu iç içe bir netlik yok. Ama sorun aldatma da değil, evlilik insani mi derseniz, evet sorguluyorum bunu.
Bunun ardından eğer bu kurum insani değilse çocuklar meselesi nasıl çözülecek, bunu sorguluyorum. Çünkü farkındaysanız yazının başında da belirttiğim gibi ve gözlemlerime göre (sizin kapı gibi tespit diyerek biraz küçümsediğiniz) süreç önümüzdeki tahminen 200 yıllık süreçten bahsediyor. Yani günümüzdeki cinsel davranış mekanizmaları benim için başlangış noktası.
xenix
“Gelelim statik-gabriel kavgasına. Sanırım temelinde ahlakçılık, erdemcilik gibi unsurların oluşturduğu tehlike ve bunun eşliğinde doğal bir patlama gibi görünüyor.”
erdem ve ahlak kavramlarına takılmadan cevaplamak istesem de bu kelimeler geçtiği için örneği öyle vermeliyim.Bu içimize beynimize kazınmış bizim aynaya baktığımızda veya içimize döndüğümüzde en parlak ışığı tutsak bile göremeyeceğimiz bizimle birleşmiş organlaşmış, kavramları kastediyorum. Bu söylemimle aslında insanın tüm anlayışlarını bakış açılarını alaşağı ediyorum. Makineyi sıfırlayıp bakmaya çalışıyorum. Kendi adıma gerçek insan olma kavramını ararken kavramlar gözlüğümü çıkarıp çıplak gözle bakmaya çalışıyorum ki bu bir bilgisayarın kendi kendini tamamen formatlayıp yeniden başlatması demektir. Bu bir bilgisayar için imkansızdır. Formattan sonra bir dış güç tarafından mutlaka çalıştırılması gerekir. Bu bir insan için mümkündür bence. Belki de küllerinden yeniden doğmak halidir. Bu mesele başlı başına ayrı bir tartışma konusudur isterseniz başka bir forum başlığında da açabiliriz .kimin açtığı önemli değil tartışırız.
Bu gözle bakmaya çalışıp beynimiz zorlarsak doğrular daha netleşecektir diye düşünüyorum. Kendimle ilgili sıkıntım(ima edilenin aksine)budur ve sıkıntı ile ilgili bir kaç sözcük daha. Keşke bir nietzsche bir carl marx bir che ve benzerleri kadar sıkıntılı olabilseydim… Ama bu kadar sıkılabiliyorum ben 🙂
Yo yo gabriel. O değildi söylediğim. Neyse karışık bir mesele. Bir yerinden gireceğim, konuya nasıl olsa.
xenix: Takiplerim
konu, tam da tabuya benzer bir hal almaya başladı..
ancak; “Tabu” anlayışı kendi içinde, bana göre paradoks barındırıyor..
Bu yüzdendir ki; ikinciye yazılacak ama;
Hiç bir ard niyetim olmadan, yazmak mecburiyetinde veya sormak mecburiyetinde olduğum soru, şu amaca yönelikti.. TEHLİKE!!
Dedim ya; “Tabu” aslında, içinde paradoks barındırıyor..
Bir kelime düşünün; “Kutsal”, “kural” anlamına gelsin..
aynı kelimeye, bir de burdan bakın; “korkunç”, “tehlikeli”, “kirli”, “yasak”
Şimdi; “kutsallaştırılmış” bir olgu, nasıl olurda tehlikeli, yasak, korkunç.. olabilir?
ya da; bir kural var, ama bu kural, tehlike getiriyor..
halbuki; kuralları, bazı şeyleri kolaylaştırmak ve çağdaş yaşamın bir parçası diye yorumlarız, çoğu zaman..
Benim tabu dan anladığım bunlar..
buna göre; konu başlığını tekrar okuduğum da, gabriel’e sorduğum masumane sorunun cevabı ne olmalı idi?..(terbiyesizliğin dışında)
Kişiselleştirmeden olmuyor.. çünkü, beyan edilen fikirlere göre, cevap veriyoruz.. mecburen kişiselleşiyor;)
gabriel bana, (yazdıklarım doğrultusun da) tabu’nun neresinden baktığını daha net açıklarsa,
ben de ona;
paslı fikirlerimle, fikirlerini paslandırmadan cevaplayabilirim..
Zira; sex veya çocuk, tabunun içindeki ufacık bir kabuk görüntüsü veriyor bana..
AKP bile, konuşmaya “tabuları yıktık” diye söze giriyor..
Ben konuyu daha belirgin bir hale getirmek için örnek tabular alabilir miyim katılımcılardan. Neler tabudur mesela sizler için veya etrafınızda gördüğünüz insanlar için.
xenix: Takiplerim
neler tabu değil ki..
askere gitmemek,
evlilik dışı ilişki,
büyüklere saygısızlık,
bekaret,
töreler
vs
vs..
noldu vaz mı geçtiniz?
onca hakareti keyfen mi yedik şimdi?
özür de dilemedi, tapucu sayın çok bilmiş…
Tabunun ne olduğunu bilmeden tartışmayın kardeşler. Özgürlük elde etmek, tabu yıkmak değildir. Sokakta sex yapmak tabu yıkmaktır. Varsa cesaret tabuları yıkarsınız. Yoksa alışın beraber yaşamaya. çokta zırıldamayın, ağlanmayın.
Buna bir göz atın :))
Sex ile ilgili psikolojik rahatsızlıklar
a
abasiophilia: cinsel ilginin topallara, kötürümlere yönelmesi.
acousticophilia: cinsel heyecanın seslerden kaynaklanması.
acrophilia: yükseklikten ya da yüksek yerlerden cinsel haz alma.
acrotomophila (ya da acrotometophilia): bacağı ya da kolu kesik kişiye yönelen cinsel istek.
actirasty: güneşin doğmasına, güneş ışınlarına yönelen cinsel istek.
acucullophilia: sünnetli erkeklere duyulan cinsel arzu.
adolescentilism: yetişkin takliti yapmaktan ya da kendisine yetişkin gibi davranılmasından cinsel tat almak.
aelurophilia: kedilerle mutlu olmak..
agalmatophilia: nü heykelden veya vitrin mankenlerinden kaynaklanabilen cinsel uyarım.
agonophilia: savaşırmış gibi yapan partnerden cinsel haz alma.
agoraphilia: açık alanlardan ya da açık alanda seks yapmaktan cinsel haz alma.
agrexophilia: başkalarının kendisinin seks yaptığını bilmesinden alınan cinsel haz.
aichmophilia: sivri ve iğneli nesnelere duyulan ilgi.
albutophilia: sudan cinsel haz alma.
algolagnia: açı çekmekten ya da acı vermekten kaynaklanan cinsel tatmin.
altocalciphilia: yüksek topuk fetişi.
amaurophilia: kör ya da gözleri bağlanmış partnerle seksten haz alma.
amokoscisia: kadınları yaralamaktan, kesmekten alınan cinsel haz ve tatmin.
amychophilia: tırmalanmaktan, kaşınmaktan alınan cinsel haz.
anasteemaphilia: insanın, kendisiyle boy farkı olan insana cinsel ilgi duyması.
androidsm: insan benzeri robotlara duyulan cinsel heyacan.
androimimetophilia: giyim, davranış ve vücut görünümü açısından erkek özelliklerine sahip olan kadınlara duyulan cinsle heyacan. erkeklerde görülen tersi ise, gynemimetophilia.
anophelorastia: partneri kirletmekten alınan cinsel haz.
antholagnia: çiçekleri koklamaktan cinsel haz alma.
anthropophagy: insan eti yutmaktan cinsel haz alma.
apotemnophilia: kendi kol ya da bacağını kesilmesinden cinsel haz alma. bir apotemnophilie, bunu kendi başına da yapabileceği gibi, tıbbi bir olaydab da haz alabilir. genelde apotemnophilia’ya, bir ya da birçok üyesinin (üye:kol ve bacaklar) kesilmesi için entrikalar çevirme, hileler yapma saplantısı da eşlik eder.
arachnephilia: örümceklere cinsel ilgi duyma.
asphyxiophilia: boğmak ya da boğulmaktan cinsel haz alma. kısmi boğulmayı sağlamak için iple asma, plastik torbalar, ağız tıkaçları kullanılır. otoerotik bir amaçla yapılırsa, genelde orgazm ilmek ya da torba yüzünden ölümle sonuçlanır.
autogonistophilia: izlenerek ya da kameraya alınarak ya da sahnade seks yapmaktan cinsel haz alma.
autassassinophilia: kendisinin mazoşist bir cinayetle öldürülebilme olasılığından alınan cinsel haz.
autonepiophilia: altı bağlı bebeklerden ya da kendisine bu şekilde davranılmasından cinsel haz alma. cinsel/erotik partner olarak bebeğin ya da küçük çocuğun görülmesi ise nepiophilia.
autophilia: sevgi ve cinsel ilginin bir partnere değil de kendisine bağlanması.
avisodomy: kuşla seks yaparken, onun boynunu kırma.
axilism: seks sırasında koltukaltının kullanılması.
b
batrachophilia: kurbağalara duyulan cinsel ilgi.
belonephilia: iğne ve raptiyelerden cinsel heyacan duyma.
biastophilia: cinsel etkilenimin ve orgazmın, korkutucu ve beklenmedik bir yabancının ani ve şiddetli saldırısı (örn.tecavüz.-can) yoluyla sağlanması.
bondage&discipline (b&d): (kölelik ve itaat) : ip, zincir ve diğer ekipmanları kullanarak ceza ve işkenceyle, itaat, kölelik ve hizmete zorlamayı içeren bir tür sadomazoşizm.
brachioproctic ya da brachiovaginal erotizm: yavaş bir süreçte, el, yumruk, kol ve hata ayak gibi çok büyük nesneleri, vajina ya da anüse sokma çalışması, ya da ikisine birden aynı anda sokmya çalışma.
bromidrophilia:vücut kokularına duyulan cinsel ilgi.
brontophilia: fırtına sevgisi.
c
canophilia: köpeklere ilgi duymak.
catheterophilia: idrar kesesine yerleştirilen hortumdan cinsle haz alma, ve bunun sayesinde orgazma ulaşma.
chasmophilia: kuytu yerler, yamaçlar, yar ve uçurumların cinsel çekim yaratması.
cheimaphilia: soğuktan ya da kış mevsiminde cinsel haz alma.
chinophilia: kar sevgisi.
choreophilia: dans etmekten cinsel heyacan duyma.
chrematistophilia: partneri zorla para ödemeye zorlamaktan ya da soyulmaktan (hırsızlık anlamında) cinsel haz alma ve bu yolla tatmine ulaşma.
chrysophilia: altından ve altından yapılmış nesnelerden uyarılma.
claustrophilia: küçük bölme ve odacıklarda tutulmaktan cinsel haz alma.
climacophilia: düşmekten cinsel haz alma.
coprophagy: cinsel heyacan için dışkı yeme.
coprophilia: dışkılamayı izlemekten, dışkı yemekten vb. cinsel haz alma ve bu yolla doyuma ulaşma. ayrıca dışkılayan insanın görünümünden ve sesinden uyarılmak da coprophila’dır.
cratolagnia: güç, kuvetten cinsel haz alma.
d
dacryphilia: partnerin gözlerinde yaş görmekten cinsel haz alma.
dendrophilia: ağaç sevgisi.
dippoldism: çocukları dövmekten, kırbaçlamaktan cinsel
haz alma.
dystychiphilia: kazalardan cinsel haz alma.
e
electrocutophilia: göğüs uçları, genital-anal bölgelerin elektrikle uyarılmasından cinsel haz alma ve bu şekilde tatmine ulaşma. sıklıkla kadınlarda görülür ve genelde kazara ölümle sonuçlanır.
emetophilia: kusma ve kusmuktan cinsel haz alma.
endytophilia: çıplak değil de elbiseli (giyinik) seks partneri seçme.
eproctophilia: gaz çıkarılmasından cinsel haz alma.
erotophonophilia: partnerinin, tahmin edilemeden cinayetle öldürülmesiyle orgazma ulaşma hali. orgazm partnerin ölmesiyle sağlanır.
erythrophilia: utançtan kızarılmasıyla uyarılma.
exhibitionism: (teşhircilik) yasadışı olarak zorla vücudunu, genital organlar dahil, göstermekten ve aldığı panik tepkiden cinsel haz alma ve bu yolla orgazma ulaşma.
f
fetişizm: bir uğur nesnesi, fetiş cisim, madde ya da partnerinin vücudunun bir bölgesiyle cinsel tatmine ulaşma.
fisting: el (biri ya da ikisi) ve/veya dirseği vajina ya da anüse sokma deneyimi.
formicophilia: cinsel tatmin ve hazzın; genital bölgeler ve meme uçlarında dolaşan, sürünen (bir ya da bir çok) küçük hayvan ya da böceklerin yarattığı hassasiyet ile sağlanması anlamında bir zoophilia alt türü.
frotteurism: kalabalıkta özellikle genital bölgeyi yabancı birine sürterek cinsel haz alınması ve bu yolla doyuma ulaşılması.
g
genuphallation: penisini, partnerin dizleri arasına sürtme.
gerantophilia: partnerinin ebeveynlerinin ya da ebeveynlerinin anababası yaşında olmasını isteme.
gynotikolobomassophilia: kadının kulak memesini ısırmaktan haz alma.
h
harmatophilia: yapılan yanlışlardan ya da çiğnenen kurallardan cinsel haz alma.
harpaxophilia: hırsızlık veya soygundan cinsel haz alma.
hebephilia: ergenlere duyulan cinsel ilgi.
hematolagnia: kanın cinsel uyarıma yol açması.
hierophilia: kutsal nesnelerden cinsel uyarım.
hodophilia: yeni ya da garip yerlere seyahet ederken duyulan cinsel haz.
homilophilia: vaaz ya da nutuk verirken ya da dinlerken cinsel haz alma.
hybristophilia: nefret edilen ve/veya silahlı soygun, tecavüz, cinayet gibi suçları işlediği bilinen bir partnerle beraber olmaktan cinsel haz alma ve bu şekilde doyuma ulaşma.
hygrophilia: herhangi bir vücut salgısına temas ederek cinsel haz alma.
hyphephilia: deri, ten, saç, kıl, kürk, kumaşa dokunarak, onları okşayarak özellikle giysi olarak erojen bölgelere giyilmişse) cinsel doyuma ulaşma.
hypnophilia: uyku düşüncesiyle uyarılma.
i
iatronudia: bir rahatsızlığı olduğunu iddia ederek doktor karşısında soyunma ve bundan cinsel haz alma.
infantilism: çocuk gibi davranmaktan ya da kendisine çocuk gibi davranılmasından cinsel haz alma.
k
keraunophilia: şimşek ya da yıldırımdan uyarılma.
kleptophilia: bir yabancının ya da potansiyel partnerin evini soymaktan cinsel haz alma ve bu yolla doyuma ulaşma.
klismaphilia: kendisine, partneri tarafından lavman yapılmasından cinsel haz alma ve bu yolla orgazma ulaşma. fetişist ya da b&d amaçlı olabilir.
knissophilia: cinsel uyarımın yanan bir tütsü tarafından sağlanması.
kopophilia: bedensel ya da beyinsel yorgunluktan cinsel tad alma.
l
lactophilia: emziren göğüslerden cinsel haz alma.
lilapsophilia: kasırgalardan cinsel haz almak.
lithophilia: taş veya çamura yönelmiş cinsel ilgi.
lyssophilia: sinirli veya üzgün olmayla cinsel heyacan duyma.
m
maieusiophilia: doğum yapmış yada hamile kadınlara duyulan cinsel ilgi.
maniaphilia: delilere duyulan cinsel ilgi.
masochism: aşağılanmaya, işkenceye, cezaya maruz kalmaktan; köleliğe, itaate, hizmete zorlanmaktan cinsle haz alma ve bu yolla orgazma ulaşma.
mechanophilia: makineler tarafından uyarılma.
melissophilia: arılara cinsel ilgi duymak.
mixoscopia: seks yapanları izlemekten cinsel haz alma ve bu yolla doyuma ulaşma.
morphophilia: iyi, güzel ya da kendi vücudundan farklı vücutlara duyulan cinsel arzu.
musophilia: farelere duyulan cinsel ilgi.
mysophilia: regl akıntısının kirlettiği giysileri ve eşyaları koklayarak, çiğneyerek vb. cinsel doyuma ulaşma.
n
narratophilia: partnerinin önünde açık seçik, pornografik sözcükler kullanarak, bu tür öyküler anlatarak, cinsel doyuma ulaşma.
nasophilia: partnerin burnunu görerek, ona dokunarak ya da onu emerek, yalayarak cinsel doyuma ulaşma.
nebulaphilia: sisten alınan cinsel haz.
necrophilia: ölüden ya da cesetten alınan cinsel haz ve bu yolla cinsel tatmine ulaşma. necrophili’lerde cinayetten ziyade ölü takıntısı vardır.
o
ocholophilia: kalabalığı cinsel yönden çekici bulma.
oculolinctus: partnerin kulak memesini yalayarak cinsel haz ve doyum elde etme.
oculophilia: partnerin gözlerinden cinsel haz alma.
odontophilia: dişten kaynaklanan cinsel heyacan.
olfactophilia: özellikle cinsel bölgeler kaynaklı kokular yoluyla cinsel uyarım.
ombrophilia: yağmurdan veya yağmur yağmasından uyarılma.
p
parthenophilia: sadece bakirelere cinsel ilgi duyma.
pecattiphilia: günah işlemekten cinsel haz alma.
pediophilia: oyuncak bebeklere cinsel ilgi duymak.
pedophilia: kişinin kendisinden küçük partnere cinsel ilgi duyması.
peodeiktophilia: zorla penisini gösterdiği insanların panik tepkisinde cinsel haz alma ve bu yolla cinsel tatmine erme.
phallophilia: olağanüstü büyüklükte ya da erekte olmuş penise duyulan cinsel ilgi.
phobophilia: tahrik edici türdeki korkularla cinsel tatmine ulaşma.
phronemophilia: düşünme eylemini tahrik edici bulmak.
phthiriophilia: bitlere duyulan cinsel çekim.
phygephilia: uçuş hissinden cinsel haz duyma.
pictophilia: tek başına ya da partneriyle açık seçik ya da pornografik denebilecek resim, film izleyerek cinsel doyuma ulaşma.
placophila:mezartaşlarından cinsel haz alma.
pnigophilia: çiğneyen insanlara cinsel ilgi duymak.
podophilia: ayağa duyulan cinsel ilgi.
polyiterophilia: peşisıra birçok kişiyle seks yaparak orgazm olma.
potamophilia: dere ve nehirlere duyulan cinsel arzu.
psellismophilia: kekemeliğe cinsel ilgi duymak.
psychorocism: üşümekten ya da üşüyen birini izlemekten cinsel haz alma.
pteronophilia:tüylerle gıdıklanmaktan, huylanmaktan cinsel haz alma.
pyrolagnia: ateş ya da yangını izlemekle alınan cinsel haz.
r
rhabdophilia: kırbaç kullanarak partneri uyarmaktan ve kırbaçlamaktan alınan cinsel haz.
s
sadism: otorite ve iktidar olarak; aşağılama, işkence yapma, ceza verme, itaat ettirme vb. kullanarak cinsel doyuma ulaşma.
salirophilia: ter gibi tuzlu vücut sıvılarını tadarak cinsel doyuma ulaşma.
scopophilia: olaylara ve insanlara bakarak cinsel haz alma.
scotophilia: karanlığı tahrik edici bulma.
septophilia: çürümüş maddeye cinsel ilgi duyma.
siderodromophilia: trene binmekten cinsel haz alma.
sitophilia: cinsel tatmin/arzular için yiyecekleri kullanma.
somnophilia: şiddet ya da zorlama olmaksızın uyuyan bir yabancıyı erotik yollarla, oral seks gibi, uyandırma.
spectrophilia: tanrılarla, ruhlarla, cinlerle, meleklerle vb. birleşmeyle cinsel tatmin elde etme.
staurophilia: haçtan cinsel haz alma.
stigmatophilia: dövme, yara izi ya da hızması olan partnerden alınan cinsel haz ve doyum.
symphorophilia: trafik kazası gibi bir felaket düşüncesiyle ya da bunu izleyerek cinsel tatmine ulaşmak.
t
taphephilia: canlı yanmaktan alınan cinsel haz.
telephonicophilia: telefonla işletilmekten ve işleten kişiyle cinsel konuşmalar yapmaktan alınan cinsel haz ve bu yolla doyuma ulaşma.
teratophilia: çirkin ya da deforme olmuş insanlara duyulan cinsel arzu.
timophilia: zengin ve itibar sahibi insanlardan kaynaklanan cinsel heyacan.
toucheurism: bir yabancının vücuduna, özellikle kalça, göğüs ve genital bölgelere, dokunarak cinsel tatmin elde etme.
transvestophilia: karşı cinse ait giysiler, özellikle iç çamaşır, giyerek cinsel doyuma ulaşma.
trichopathophilia: saça duyulan cinsel çekim.
u
urophilia: işemeye ve idrarı içmeye/yutmaya cinsel ilgi duyma ve bu şekilde doyuma ulaşma.
v
vaccinophilia: aşılanmaktan cinsel haz almak.
voyeurism: seks sırasında izlenme ve rahtsız edilme rsikinden alınan cinsel haz ve bu şeklide orgazma ulaşma.
x
xylophilia: ahşap nesnelere cinsel ilgi duymak.
z
zelophilia: kıskançlıktan kaynaklanan cinsel arzu.
zoophilia: hayvanlarla seksten cinsel haz alma ve bu yolla orgazma ulaşma
alıntıdır.
Yazıyı baştan sona okumadım fakat;
Evlilik sadece bir simgeden öte birşey değildir kendimce, adı ister tabu olsun isterse voodoo olsun. Evlilik bir süreç sonrasında iki bireyin, kendi dünyalarında, kendi bildikleri ve inança sistemleri akabinde, ortaya çıkartılmış eylemsel bir duruşdur.
İnsanın doğası gereği, ihtiyaçları bulunmaktadır, hayvanlar ile çok benzer güdüleri bulunmaktadır. Bunun sebebi şudur budur demek gevezelkden, ya da hoş sohbet malzemesinden başka bir işe yaramamaktadır kanımca… insan, yemek yer, çiftleşir, örgütlenir. Hayvan yemek yer, çiftleşir, örgütlenir. Burdaki örgüt tabiri caizdir, sadece kelime üzerinden dikkat çekme amacı gütmekedir o kadar 🙂
Her canlı kendi ırkım, benim gibi gibi olan dediği diğer canlılar ile koloni oluşturur. bu dışardan farklı gelen canlılardan tehdite karşı bir birlik oluşturma hareketi korunma hareketidir.
Evlilik fenomenisi bana göre tabudan çok bir sosolojik ama temel kısmı ise psikolojik olan bir tutumdur. Gelişen teknoloji ile, insanların birbri ile olan bağı azalmış. sosyal dünyadan asosyal dünyaya geçilmektedir. Bu durum akabinde de bireyler, kendileri ile kaldıkları her vakit, kendisini daha iyi tanıdığını varsayan bir takım anlamsız hikayeler uydurmakta ve önce ben diyerek bireyselleşmeyi getirmektedir. Hal böyle olunca, bireyler kendisine en uygun gördüğü döl yatağı ya da doğurgan rahim ile birlikte olmaya ve dışardan gelen tehditlere kapatmak aynı zamanda kendisini esrarengiz ve özel hissetmesinden kaynaklı bu anlaştığı çift ile, dünyayı değiştirme hareketi ile yeni birey sunmaktadır. Bu insanın temel kavramıdır. Bu yanlışmıdır, doğrumudur buna deyinmiyorum böyle bir durum vardır sebebide budur demeketeyim.
Şimdi otomatikman durum böyle dendiği an, peki nasıl düzeltilebilir sorusu gelmektedir zihinlerde. Bunun bir arıza, hata veya hastalık hali olduğunu söylememekteyim. bunun düzeltilmesi gerektiğini savunmamaktayım. zaten temel fikir, birşeylerin insanın isteği doğrultusunda değiştirilebilceği. ve dünya denilen kavramın şikayetçi olduğu düşünülüp kurtarılmak istenmesi fikrinden doğmaktadır. Teknoloji gelişmekte. ama yararlı şeylerde oluyor denmekte… kime göre neye göre… tıp sektörü denmekte. günümüz insanı üzerinden bakıldığında evet ama günüüz insanı bakışından çıkarak düşünüldüğünde. normal bir şekilde dvam etmekte. fakat insan ireyleşmek istemiş ve kendisine böyle bir süreç çiip bu sürecin hayalini eyleme dökmüştür ve başarılı olmuştur. insan dünyayı kurtarmıştır. artık tamamen yönetimi altındadır. Fakat insan ben dediği ve kendini özel hissettmesin ötürü hala değiştirme çabası bulunmaktadır. Yaşanılan, yapılan her türlü doğru ve yanlış kararların ne bir önemi ne de bir amacı nede ilahi bir anlamı bulunmaktadır kanımca… Kişiler, kişi olmayı seçtiği her vakit, kendisini özel hissetmekte ve yaşamına dair hikayeler yazıp, hayatı anlamlı hale getirmeye çalışmaktadır…
Tabii unlar sadece kendimce düşündüğüm şeyler. saçmalıktır, maçmalıktır. sonuçta benim bencil beynim bu kadarını görebilmiştir.
Tabu kelimesini Hüseyin AKTAŞ’ n kelime anlamı üzerine bir incelemesi varsa ve bunu paylaşırsa, özellikle kendim adıma çok mutlu olacağımdır:)
Bu siteye üye olduğumdan ve akabinde, sohbetlere ortak olduğum zamandan beri, ne olduğu, ne düşündüğü, kim olduğu önemsenmeksizin tek şey dikkatimi çekmekte. Herkes ya müslümanım ben diye eiketlemekte kendini, ya ateistim, ya hiristiyanım, ya şamanım, ya hinduyum, ya satanistim v.s gibi.
Neden demiyorum tabii ki bu kişilerin özgür irade başlığı altında bu söylevlerine. Beni ilgilendirmemekte ne olduğunuz gibi şeyler pek tabii ki. Fakat kendi etiketleyen kişiler genelde, çoğu konu başlıklarında, oldukça aydın bir şekilde söylevlerde, yorumlarda bulunan kişiler. Anlamsız gelmekte inancınızı biliyor olmak veya inançsızlığınızı. Anlam veremediğimden demekteyim. serzeniş bu, şikayet değil.
Bir tik de buraya.