Yıllar önce okuduğum bir kitapta Bertrand Russell’a ait şu paradoksla karşılaştım:
Tanrı, kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?
Eğer yaratabilirse, taşı kaldıramaması gerekir. Kaldıramazsa da gücünün SONSUZ olmadığını anlarız.
Eğer yarattığını kaldırabilirse, bu da yaratma gücünün SONSUZ olmadığını gösterir.
Bende bu paradoksun oluşturduğu düşünce ise şudur:
Her şeyi yapabilen, SONSUZ güce sahip bir şey (tanrı) yoktur. Eğer tanrı varsa bile düşündüğümüz veya öğrendiğimiz tanımlarda değildir.
Beni agnostik görüşlerimden arındıran paradokstur kendisi.
Tabi buna, “Ne gerek var canım, niye böyle yapsın ki… Tanrı’nın işi gücü yok da bunlarla mı uğraşacak?” diyenler de çıkacaktır. Ben de onlara şu soruyu yöneltiyorum:
Tanrı zamanı yaratabilir mi?
Hem paradoksu hem soruyu yorumlamak da size düşmüş artık…
Allah bu sorunun cevabını biliyor / Sen bilmiyorsun. 🙂
Sen bir paradoksun içinde kıvranıyorsun / O ise paradoksu yaratanın ta kendisi. 🙂
O seni bir paradoksun içinde çözümsüz bırakabiliyor / Sen Ona hiç bir şey yapamıyorsun. 🙂 (?)
O sana kafa tutuyor / Oysa sen Ona kafa tuttuğunu sanıyorsun. 🙂
Kardan adamıyla Güneş’e kafa tutan ADAM.
Bi zamanlar okumuştum bi yerlerde bu yazdıklarınızı(hatta daha fazlası). Sanırım Oracadaga nickli üye yazmış bunları. buralarda bu nickin zikredildiğini görmüştüm. Lakin bi ateiste hiç bişey anlatmaz ama bir müslümana çok şey anlatır ordaki anlatılanlar…
link to forum.shiftdelete.net
Önce, kendi hislerinize göre tanrıyı tanımlıyorsunuz, sonra sınırlarını sorguluyorsunuz.
Hem hakem, hem de oyuncu olamazsınız, karar verin.
Çantacı Necmi’ye soralım o biliyodur:)
Şaka bir yana, bir sistem ne kadar mükemmel görünüyorsa onu sadece kendi üzerine göndermeler yaparak yerle bir etmek de o kadar kolaylaşıyor. Tanrı kaldıramayacağı ağırlıkta bir taş yaratabilir mi, tanrı nasıl sonuçlanacağını kendisinin bile bilemeyeceği bir süreci başlatabilir mi, tanrı beni de aynı kendisi gibi bir tanrı yapabilir mi, (hatta kendisinden de güçlü bir varlığa dönüştürebilir mi), ya da tanrı isterse tanrılığından vazgeçip sonra yeniden tanrı olabilir mi, vesaire vesaire.. Ama burda tanrının veya kusursuzmuş gibi görünen bir başka sistemin tek bir fıskeyle çökmesi kadar, bu soruları üretirken kullandığımız dilin (matematik mantık) sorunlu olması da bir ihtimaldir. (ki Kurt Gödel’den sonra matematiğin sorunlu olmadığını kimse söylemiyor sanırım)
Paradoks çözümlerinde kullanılan yöntemlerden birisi tip hiyererşisi yaratmak ve sunulan sistemi daha büyük bir sistem içerisinde yeni ve daha derin formülizasyona tabi tutmaktır. Tabi konu tanrı olunca bu ikisi de mümkün olmuyor. Ancak zizoU’nun dikkatini çekebileceğine inandığım ve daha önce farklı forumlarda da (örn: Bilim mi, Din mi?) tartıştığımız bir kaç husus vardı;
Örneğin “Bu cümle ispatlanamaz” cümlesi de bir paradokstur, yani bu ifadenin doğruluğu veya yanlışlığı sistem içi ispat mekanizmalarıyla ortaya konamaz. Ama bu cümle yine de doğru olabilir:) bu durumda söylenecek şey de cümlenin doğru ancak matematik olarak eksik olduğudur. Ancak benim bildiğim kadarıyla halihazırdaki matematik mantık bu eksikliği giderecek durumda değil, hatta bu tip (yani sistem içi mekanizmalarla ispatı mümkün olmayan) ilave doğruların varlığı matematik mantık yoluyla formalize edilmiş bütün sistemler için karakteristik.
Bence insan tanrıyı matematikle köşeye sıkıştırmaya kalkmamalı, buna karşın tanrıdan bağımsız bir biçimde matematiğin sınırları üzerine fazlasıyla meraklı olmalı. İyi bir örnek teşkil ettiğine inandığım ve İsa’nın tanrısal ve insani tabiatını özetleyen cümleyi düşünürsek (onlar ki birleşmez, ayrışmaz ve karışmaz) böyle bir birlikteliğin mümkün olup olamayacağı (ya da var olup olmadığı) matematiğin sorunu değildir elbet, ama birgün bu ifadeyi doğruluyan bir nesne veya fenomenle karşılaşırsak matematik mantık bunu nasıl ifade edecektir , bakın orası oldukça eğlenceli:)
Son olarak zizoU’nun tanrı zamanı yaratabilir mi sorusuna şöyle cevap vermek en güzeli olacak sanırım; tanrıysa yaratır elbet, çünkü onun herşeye gücü yeter:)
On beş yıl kadar önceydi sanırım, bi televizyon proğramında (yanılmıyorsam Savaş Ay’ın proğramıydı) ses rengi çok kötü, sürekli detone olan, ritmi kaçıran, ama ne zaman mikrofonu kapsa müzik, sanat ve sanatçılık üzerine megolamanca zırvalamadan duramayan bi tip vardı.
Aynı zat-ı muhterem proğramın sonlarına doğru söylediği bir halk türküsünü de daha öncekiler gibi tuhaf ve çirkin hımhımlarla katledince Savaş Ay dayanamamış ve “napıyosun sen evladım, o nası namedir öyle” diyerek mikrofonu elinden almıştı elemanın. (Savaş Ay’ın name ile kastettiği şey baneeei, hoiyyy, ımmhhh benzeri- arabeskvari- ama hakikaten kulak tırmalayan ve dayanılması zor ses hareketleriydi:) Ama serde inatçılık var ya, anında tepki koyduydu mikrofonu elinden alınan adam; “Savaş abi niye öyle dedinki, abi ibrahim tatlıses de yapıyor aynı şeyi”
Valla Savaş Ay’ın cevabını unutamam; “Yavrum” demişti “sen önce bi İbrahim Tatlıses ol da ondan sonra dillen”
(Hem ZizoU’ya, hem de onun kardan adamına selamlar: )
iksyeze, burda bi mantık hatası filan yok yavrucuğum, bilakis hem mantık var hem matematik.
Yahu asıl senin elinde ne var mübarek?
(Vallahi Agnostik’i anmadan edemeyeceğim, hiçbişey olmadan bişey olmak hakkaten bu olsa gerek)
Paradoksu okumuyorsunuz galiba veya anlamamışsınız.
Hem Tanrıyı ret ediyor, hem tanımlıyor, hem de sınırlıyor. Bunun mantıkla akılla hiç ilgisi yok. Kısacası ne demek istediğini bilmiyor. Böyle saçmalık olmaz…
“Hem Tanrıyı ret ediyor, hem tanımlıyor, hem de sınırlıyor.. Böyle saçmalık olmaz”
Tamam işte, siz de tam tersini yapın o halde ve tanrıyı kabul edin, sonra da ne tanımlayın ne sınırlayın.
Eee? Hadi zizoU’nun yaptığı saçmalık olsun da, akıllısı bu mu yani, valla enteresan ya:)
TANRI TAŞ PARADOKSU !??
Sevgili zizoU,
1- Tanrı, kaldıramayacağı taşı yaratır ve kaldıramaz! O zaman Tanrı’nın gücü sınırlıdır ve dolayısı ile Tanrı değildir!
2- Tanrı, kaldıramayacağı taşı yaratır ve kaldırır. (Peki, gerisi ne? Gerisi yok!)
Birinci görüşte olanlar ne diyor? “Dolayısı ile Tanrı değildir!” diyor.
Hem Tanrı’yı okyanusta yüzdüreceksin, hem de yüzme yeteneğini elinden alacaksın!
Sonra da; “Bu nasıl Tanrı? Yüzmesini bile bilmiyor!” diye bir sonuca varacaksın.
İşte, bir toplumda, bir kesimde yerine oturmamış bir Tanrı olgusu olursa, bu tür paradokslar da tabii ki olacak.
Kafalarındaki Tanrı algısı Zeus’tan yukarı çıkamayanların düşebileceği en komik durum!
Aristo’nun Tanrı algısı bile bu felsefecilerden çok daha ileri düzeyde ve çok daha akıl dolu.
Salihi uyandırsam mı acaba?..
Yafu karar veremiyorum bi türlü, en iyisi kendisine sorayım:))
“Kafalarındaki Tanrı algısı Zeus’tan yukarı çıkamayanların düşebileceği en komik durum!”
Valla doğruya doğru, çok güzel özetlemiş muhterem kardeşimiz, tebrik ederim.
Lakin bi de kafalarındaki tanrı algısı allah’tan yukarı çıkamayanlar var ki, onlar da rab İsa’nın bütünüyle tanrı ve bütünüyle insan olan tabiatını anlayamıyorlar bir türlü. (Sonra da itiraz ediyolar nasıl olurmuş filan diye, e bizim rab yapmış işte, sizinkisi yapamıyorsa bize ne:?)- Aaah ah, bunların hepsi tanrı algısının allah’tan yukarı çıkamamasından kaynaklanan komik durumlar işte-
Haa, Sunny’i de unutmamak lazım bu arada;
“Allah bu sorunun cevabını biliyor / Sen bilmiyorsun. 🙂
Sen bir paradoksun içinde kıvranıyorsun / O ise paradoksu yaratanın ta kendisi. 🙂
O seni bir paradoksun içinde çözümsüz bırakabiliyor / Sen Ona hiç bir şey yapamıyorsun”
Evet, evet.
Sunny’nin yaptığı bu değerli izahat, baba-oğul-kutsal ruhun üçlü birliğini “mantıksız” bulanlara karşı tam bi tokat 🙂
Seni tebrik ederim sevgili Gamaro.
Çünkü ilk defa senden doğru bir yorum aldım.
Gelmiş, geçmiş müslümanlardan bir tanesinin bile Tanrı/Allah algısı bırak Allah’tan yukarı çıkmayı, yanına bile yaklaşamaz.
Gelecekteki müslümanların da böyle bir iddiası olmayacaktır inşallah.
Yaratılanın yaratanı geçmesi paradoksu sizin ilgi alanınıza girer.
Bizim aklımız başımızda halâ.
Yorumunuz için ayrıca size teşekkür ederim.
Akıllı insanların hali başka oluyor vesselam.
– Saygılar efendim…
Benim tanrı paradoksum şu soruyla başladı.
“Tanrı mizah yapabilir mi?”
Ve Allah, Rab, İsa, Zeus, Odin vs gelmiş geçmiş hiç bir tanrıda mizah yapma yeteneğini göremedim. Hepsi EGO suna düşkün ciddi tipler. Oysa mizah anlayışı insanda var. Ee bir yaratıcıda olmayan özelliğin insanda tecelli etmesinin tek açıklaması olabilir. Beni yaradan tanrı USC.
xenix
Ne dedin Şerefcim, yaratılanın yaratanı geçmesi mi?… Yahu okuduğunu anlayan insanın hali hakkat başka oluyomuş essah:)
[ha bu arada bizde de kimsenin algısı rab İsa’yı geçemez billah]
“Hem hakem, hem de oyuncu olamazsınız, karar verin.”
Bu “imkansızlığı” vurgulayan arkadaşa soralım; “Tanrı hem hakemlik hem oyunculuk yapar mı yapmaz mı?”
Bu arada biz çocukken, aramızdaki en büyük abimizi hem hakem hem de oyuncu yapardık:)
Biz yapardık!
Ne güzel bir demokrasiydi o. Büyüdükçe bozuldu…
öncelikle neden bu paradoksu yazıp sonra yorumumu yazdım anlatayım.
amacım sizlerin bu tarz pardokslara yaptığınız yorumları gözlemlemek, farklı görüşleri öğrenmekti… yani ne ahkam kesiyorum, ne de tanrıya kafa tutuyorum…
benim asıl eleştirdiğim kısım tanrının tanımıydı. bize öğretilen veya bizim öğrendiğimiz tanımlarda tanrı: “sonsuz güce sahip ve herşeyi yapabilen bir varlıktır.” düşüncesidir. tanrı varsa eğer, başka bir tanımdadır görüşündeyim.
kişilere cevap kısmına geçelim.
sayın gamaro,
bahsettiğiniz tanrı paradokslarını yazmayı düşünmüştüm açıkcası fakat sade olsun istedim.
bahsettiğiniz “a takımı” programını ben de izlemiştim fakat ne ima ettiğinizi anlamadım.
matematik dilinin yetersiz kalabileceği, hatalarının olduğu, yetmeyebileceği görüşünüze katılıyorum. zaten gödel sonrası matematiğe de şüpheyle bakılmıştır. hatta bu paradoks matematikte sonsuz+sonsuz=sonsuz olarak ifade edilir.
fakat verdiğiniz 2. paradoksla aynı statüde değil bence tanrı paradoksu. çünkü tanrının güçlerini sorgulamaya çalışıyoruz. yukarıda da bahsettiğim üzere sorgulanan asıl obje tanrının bu günki tanımıdır. bu tanımlardaki tanrının güçlerini sorguluyoruz.
zamanla ilgili sorumun sebebi ise einstein’ın zaman yorumuydu.
sayın şeref,
zeus benim için mitolojik bir öğedir, zeustan yukarı veya aşağı bir tanrı görüşü itamınız çok yanlış. sizin gibi tek tanıma değil, bir çok tanıma baktım + bu tanımları kendimce yorumladım.
dolambaçlı cevaplarınıza bağışıklık kazandım neyse ki…
tanrı yarattığı taşı kaldırabilirse o taşı yaratamamış demektir. yani yaratma gücünün sınırsız olmadığını gösterir.
ben bu paradoksu ilk olarak russell’dan öğrendim bu sebeble öyle yazdım.
bu arada düzeltmeniz için sağolun. asıl adı:
Bertrand Arthur William Russell
Yaratılan hiçbir şey tanrı olamaz. Baştan mahluk olmuştur zaten..
salihxyz kendini her yorumunda belli ediyor zaten. ben ona karşı yorumsuzum, sorgulamıyorum bile. onun bu tavırlarının varlığına ve birliğine inandım…
bu arada bizim maçlarda herkes birden hakemdi, çoklu ne derse o olurdu 🙂 bu yüzden her pozisyonda karşı takımdan olup bize hak vereni arardık 🙂
ya da en dürüst kimse, ona sorulurdu pozisyonlar…
Sporcuyu bırakın biraz sporla ilgilenin.
valla salih bey, bunu yüzüme karşı söyleseniz sizi teke tek maça davet ederdim 🙂
yanlış anlamayın, çok harika oynuyorum veya sizi yenerim diye bir iddiaya sahip değilim.
eğer siz ilgileniyorsanız, o zaman sporla ilgilenip ilgilenmediğimi görürdünüz 🙂
Paradokslar çetin epistemolojik problemler içerir. Ve bazen bir paradoksun çözümsüz görünmesinin nedeni o paradoksa konu edilen nesnenin varolduğu (veya varolabileceği) yönündeki yanılgı da olabilir. Hemen bi tane sallarsam; “neslini kısır kedilerle çiftleşerek sürdüren kedi” gibi. Yani? Başlarım paradoksuna, demek ki bu kedi “ubasti“:)
(Savaş Ay örneği ubasticiler içindi sevgili zizoU, siz üstünüze alınmayın lütfen:)
“Yaratılan hiçbir şey tanrı olamaz.”
Ne güzel, ben de aslında tam bunu söylemek istiyorum Salih Bey! Ne dediğinizi bir anlasanız, kurtulacaksınız yarattığınız tüm yaratıklardan!…
Zizou, tanıştığımıza memnun oldum:) Sizin demokrasi daha gelişmiş bir demokrasi imiş. Bize göre metropollerde büyümüş olmalısınız. Bizlerde o zamanlar henüz “Oğuzların askeri demokrasi kuralları” işliyordu galiba:)
Gamaro, özlettiniz kendinizi:) Ama malum ben spor yapmaya gittim ve benim oyunuma gelmediniz. Ne yapabilirdim ki:)
Şubata değin yoğunum. Öğrencilerimi Türkiye Şampiyonasına hazırlıyorum. Bir tanesinin bu yıl şampiyon olacağını umuyorum. Olamasa da milli takım havuzunda yüzer. Şubattan sonra alır veririz ifadeleri. Ama arasıra küçük “konforlarım” olur yine de. Kendinize iyi bakın.
Ha bu arada, “kendinize iyi bakın” yerine “şiirinize iyi bakın” temennisi tarafımdan önerilmiştir…
Selamlar.
Tanrı zamanı yaratabilir mi? Tanrı yaşadığı bölge insanları için yaşadığı zaman diliminin kültürüne hizmet eder. Zamanı tanrı yaratamaz. Zaman yaratılmışlar içindir. Zamanın içinden geçen yaratılmış olanlardır. Huşu içinde kılınmış bir namazda ( veya bir meditasyonda ) sıfırlandığınızda zamansızlığı ve ötesini hissedersiniz tanımlayamazsınız…Tanımlayabilmeniz için karşınızdaki de o sıfırın içinde olması gerekir. O anda Allahla birliktesinizdir… Ne zaman Allah tan uzaklarda onu aramaya koyulduğumuzda şekiller aleminde dolanır dururuz. Öncelikle Tanrı ve Yaradan arasındaki farkı kavramak gerekiyor… Hepimiz öldüğümüz ve doğduğumuz anda bunu biliyoruz…. Daha sonraki öğrendiklerimiz bildiğimizi unutturuyor ve biniyoruz tanrıların arabalarına dünya zamanında gidiyoruz gidişimiz inandığımız bildiğimiz kadar…
“2- Tanrı, kaldıramayacağı taşı yaratır ve kaldırır. (Peki, gerisi ne? Gerisi yok!)” (Şeref Yücel)
Yahu nasıl gerisi olmaz bunun?
Tanrı kaldıramayacağı bir taşı yarattı ve kaldırdı mı? Eyvallah, ama bu durumda kaldıramayacağı bir taşı da yaratamamış oldu zaten, hadi geçmiş olsun:)
Tanrı kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir mi? Sorusunu genelleyerek “tanrı yapamayacağı bir şeyi yapabilir mi?”gibi tuhaf bir hale getirsekte paradoks tüm gerçekliğiyle önümüzde.
Öyleyse tanrı , kaldıramayacağı bir taşı yaratabilir.e bu durumda tanrılığını kaybediyor?yapamadığı bir şey oluştu . Ama sonsuz-1 gene sonsuzdur? Desekte,kurtaramayız.
Gamaro ya ve Gödel e selam
yada şöyle desek
Tanrı kaldıramayacağı bir taş yaratır,sonra o taşı kaldırabilen bir tanrı yaratır.Bu böyle gider,taş kaldırılmış,ve hala bir tanrı vardır.Yok en iyisi yaratmasın taşı
Selam Farabi:)
Paradoksu okuduğumda bilmece hissi uyandırmıştı. Yorumlar da bir tenis maçında olduğumu hissettirdi. Herkes çok iyi servis atmış ancak gamaro halkayı kırmış arkadaşlar ( Ayakta alkış).
hüseyin bey, teşekkür ederim. ben de çok memnun oldum. metropol’de büyümedim aslında, fakat bizde öyle bir hakem anlayışı vardı 🙂 anımsadıkça gülümserim hatta… hem gol hem faul olabilirdi mesela 🙂 hele ki gol mü, direk mi tartışmaları harikaydı 🙂
herneyse, işinize olan inancınız çok hoş. başarılar dilerim 🙂
sevgili gamaro, bast örneğiniz gerçekten çok ince bir dokundurma. tebrik ederim, harika bir noktadan vurmuşsunuz 🙂
sonunda “yorumlar” gelmeye başlamış ya… teşekkür ederim “yorum” yapan forumdaşlara.. istediğim de bunları görmekti işte…
Benim tanrım USC şöyle yapmıştır mesela. Dünyayı sanki 4.5 milyar yaşındaymış gibi yaratmıştır. Ve imanımızı sınamak için bir sürü fosil yerleştirmiştir. Hatta bilim adamları ne zaman karbon testi yapsa o ince uzantıları ile devreye girip sonuçları değiştirmiştir. Tabi bunların hepsi bizim ona olan imanımızı test etmek için.
Taş olayına gelirsek. Öyle bir taş yaratır ki hem kaldırır, hem de sana kaldıramıyormuş gibi gösterir. (İşte tam bir sınav)
xenix
xenix bak demedi deme sonra, şu son cümleni fena halde ciddiye alanlar çıkacak :))
fsm’ın o tarz yetenekleri olduğu kesin. onun makarnavi tavırları ve mizah anlayışı paha biçilemez 🙂
yalnız, sayın gamaro’ya katılıyorum. sanırım o sözü çok kişi ciddiye alıp kendi tanrısına uyarlayacaktır 🙂
Ey büyüklüğün yaratıcısı ALLAH’ım!..
sana “yok” diyenleri bir tarafa bırak; “var!” diyenler bile beni incitiyor.
Zira varlık zatiyle ve herşeyiyle senin kulun ve oyuncağın…
Sen okadar varsın ki, sana “var!” demek seni kuluna ve oyuncağına tasdik ettirmek gibi geliyor bana…
allah değil o, jesus christus.
Arkadaşlar kaldırmak kimin için geçerli? Bu evrende bizler için (veya yaratılmışlar için) geçerli değil mi sizce? Kaldırmak/kaldıramamak kimeki? Üzgünüm arkadaşlar. En, daha, çok,üst, alt gibi sıfatlar/kavramlar hep bu evren/yaratılmışlar için geçerli…
Tabii, ateist bunu anlamaz. Ben bu kısacık yazıyı, aklında soru işareti kalan kardeşlerim için yazmak istedim.
Arkadaşlar, birin içinde üç, üçün içinde bir olmak kime ki, bunlara akıl erdirmek bizler için (veya yaratılmışlar için) mümkün değil, üzgünüm arkadaşlar. Tabii, baba oğul kutsal ruha inanmayan bunu anlamaz. Jesus wird kommen.
Ben bu kısacık yazıyı, aklında soru işareti kalan kardeşlerim için yazmak istedim.
Soru işaretleri dahada arttı gibi.
Kaldırmak biz evrendeki insanlar için geçerli, görmek, işitmek kimin için geçerli?
xenix
bırak şimdi kardeşi mardeşi, bizde gotteskind olma imkanı var.
Kısaca biz tanrıları yaratıp daha sonra onu tekleştirip, sonra da yarattığımızı inkar edince, yarattığımız tanrı tarafından yaratılan biz zavallıların(!) tanrıyı kanıtlamak olanağımız kalmıyor. Nasıl kalsın ki, hem yaratıyoruz hem inkar ediyoruz. E, o zaman kim kanıtlayacak bunu?
B-azı “kardeşlerimiz” kendilerine kanıtlıyorlar ama onlar kendi yarattıkları tanrı tarafından özel yaratılmış olduklarından bizim onları hiç mi hiç anlama olanağımız yok…
“Tabii, ateist bunu anlamaz. Ben bu kısacık yazıyı, aklında soru işareti kalan kardeşlerim için yazmak istedim.”
Of of of! Kardeşimizin soru işaretleri bitmiş de, soru işaretsiz akıl dağıtmaya çıkmış. Ne diyelim kolay gelsin.
Soru işaretlerime dokunmayın! Ben onlarla tanrının huzuruna çıkacağım!!…
Hüseyin bey son cümlenizle derin bi nostalji yaşattınız bana 🙂
Paradoksun sahibi Bertrand Russel a,öldüğünde tanrının karşısına çıkarsan inançsızlığın için ne diyeceksin dediklerinde,Russel;
“yeterli kanıt yoktu tanrım,yeterli kanıt yoktu” diyeceğini söylemiş.
Ben bu Farabi’den tırstım arkadaş, adam ayaklı kütüphane gibi…:))
Gamaro “Sirakuzalı askere” bağırasın mı geldi?…
Farabi iyidir. Bazen güzel kurcalıyor, ama bazen de çok normal davranıyor:)
Sonsuzun sirakuzalı askerleri kılıç taşımıyor Hüseyin Bey. Devir değişti malum, ayrıca mekan da kılıca uygun değil. Bu yeni yetmelerin en kral cephanesi bildiğiniz üzre “saçma” 🙂
E saçma işte, yok ama ille saçacak, sonra saçtıklarını toplayıp veriyosun eline, bu sefer de diyo ki e bu saçma.. E saçma tabi kardeşim, zaten sen saçtıydın az önce, ben de onu diyorum işte:)))
Birileri bendenmi bahsetti?
evet evet duydum:)
yav o ilk yorum ne öyle??? güle güle öldüm.. tanrı sana kafa tutuyor sen ona tutamıyorsun diyor hahaha… çocuk mu bu tanrı da gelip sözde küçücük insanla uğraşıyor 😀 kafa tutuyormuş bah hele 🙂 kaldırma kaldırmama konusu nereden geldi ben çözemedim? viagranın yararlarından mı bahsediliyor? anlıyorum arkadaşım derdini.. olur öyle.. Hüseyin AKTAŞ bey ne güzel de söylemiş.
Bernart Rusell ve onun gibi düşünenler önce “Tavuk mu yumurtadan çıkar, Yoksa yumurta mı tavuktan?” paradoksunu çözsünler. İkincisi diğerine nazaran çok daha basit ve idrak edilmesi daha kolay. İlkokulu bitirmeden üniversiteye direk geçiş yapılır mı?
Bernart Rusell ve onun gibi düşünenler önce “Tavuk mu yumurtadan çıkar, Yoksa yumurta mı tavuktan?” paradoksunu çözsünler. İkincisi diğerine nazaran çok daha basit ve idrak edilmesi daha kolay. İlkokulu bitirmeden üniversiteye direk geçiş yapılır mı?
Tavuk yumurta meselesi paradoks değildir.İki açıdan ele alalım
1-Kutsal kitaplara inanıyorsanız,belliki tanrı önce tavuğu yaratmış olmalı,kutsal kitaplar öyle der.Bu durumda yumurta tavuktan çıkmıştır.
2-Bilimsel olarak ise,tavuk türü ondan önceki evrimleştiği türün bir devamıdır.Tavuğun atası olabilecek o tür muhtemelen yumurtayla çoğalıyordu ve ilk tavuk bu durumda o canlının yumurtasından çıkmış olmalı.yani tavuk yumurtadan çıkmıştır.
gönlünüze göre birini seçiniz.yok benim amacım sizinle biraz eğlenmek diyorsanız,başka kapıya.
Ben kutsal kitaplara inanıyorum. ve 1. önermeye göre benim açımdan paradoks değil. Yani bu soruya cevap verebilirim.
Sizin önermeniz ise sanırım ikincisi: “Tavuk yumurtadan çıkmıştır”
Peki çiftlerin eşleşmesi sonucu döllenerek meydana gelen yumurta nasıl oluyor da ortada bir eşleşme olmadan ilk yumurta ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle eşsiz üreme nasıl oluyor.
— Heralde şu cevabı vereceksiniz: “İlk canlılar oluşurken, sudaki aminoasitlerin rastgele birleşmesi sonucu ilk hücreliler meydana gelmiştir. Sonra çok hücreliler.. Sonra bunlar birleşerek çok hücreliler.. Derken yumurta ortaya çıkmıştır. Ondan sonra da tavuk gelişimini tamamlamıştır” — “Bu durumda da dediğiniz gibi tavuk yumurtadan değil yumurta tavuktan çıktı” oluyor.
2006 yılında isveçli bilimadamları önce var olanın yumurta olduğunu söylemişler. (neye göre bilmiyorum gazetede okumuştum) 2010 yılında ingiliz bilimadamları tavuk yumurtasında bilmem ne maddesi sadece tavukta var olduğu için ilk önce var olanın tavuk olması gerektiğine hükmemişler. Bizde bu paradokstan kurtulduk. Başka bi paradoksuda haberi yayınlanan sitenin yorumcusu dile getirmiş.
-Yumurtada ve tavukta olan bilmem ne maddesi (ilk var olan tavuk olduğuna göre) nerden gelmiştir?
Tavuk yumurta olayı karışık gibi. Horoz,(nerden geldiyse) kendi işine bakmakla en iyisini yapmış. 🙂
“İlkokulu bitirmeden üniversiteye direk geçiş yapılır mı?”
Ayet kafalılar yine iş başında.. Hayrola bilader, sen hangi üniversiteyi bitirdin de şimdi ilkokul öğrencilerine ders verir rahatlığıyla yazıyosun?
Kafanızda bi tek yumurta ve bi tek tavuk, ahan da hangisi hangisinden önce çıktı acaba? İyi anasını satiim, göller ve denizler mi yağmuru oluşturur, yoksa yağmurlar mı göller ve denizleri? Yok canım, suyu da allah yaratmıştır kesin, yoksa hidrojenle oksijen atomcuğu 0, 00000000000000000000000000000000000001 ihtimalle sittin senede anca birbirine yapışır, aman ha detaya takılmayın.
O nası oldu bu nası oldu, yok o protein tavuktaymış da yumurtada yokmuş, okuduğu her cümleyi bi ayet gibi yorumlama manyaklığı içinde ne diye yazıyorsunuz kardeşim bu forumda? …Hiç bişey demeden bişeyler diyor havalarına girmek de bu cinsin genetik özelliği herhal, sahi siz hangi yumurtadan çıktınız?
Peki çiftlerin eşleşmesi sonucu döllenerek meydana gelen yumurta nasıl oluyor da ortada bir eşleşme olmadan ilk yumurta ortaya çıkıyor. Başka bir deyişle eşsiz üreme nasıl oluyor.
Eşsiz üreme falan değil evrim hakkında bilgi sahibimisiniz bilmiyorum ama bu iş öyle hop diye bir canlıdan başka bir canlının ortaya çıkmasıyla olmuyor.
Tavuğun atası dediğimiz ve tavuktan hemen önceki canlı ile tavuk çiftleşebilmeli elbette.Bu süreç milyonlarca yılda adım adım gerçekleşen bir süreç.
Köpekleri düşünün örneğin birbirinden çok farklı köpek cinsleri çiftleşebilir.veya aslan ile kaplan çok eskiden farklılaşmalarına rağmen çiftleşebiliyorlar fakat belkide 1 milyon yıl sonra aslan ile kaplan artık çiftleşemeyecek kadar farklılaşacaklar,bir ağacın dalları gibidir bu ilişki.Her adım da,farklı bir gen geleceğe aktarılarak doğal seçiliminde etkisiyle ilerliyor.Belli bir yerden sonra bir canlı tabiî ki ilk atasından çok farklı bir hale geliyor.Tavuklar örneğin kuş sınıfına girdiği için dinozorlarla uzak akrabadır ama şu anki bir tavukla bir dinozorun çiftleşmesi düşünülemez.
“Tanrı’nın işi gücü yok da bunlarla mı uğraşacak?” hehe neden uğraşmasın o tanrı bikere yaptığından sual sorulmaz:))
Tanrı’nın işi gücü var bak nelerle uğraşıyor:)))
Tanrı Bill Gates’e demiş ki; “Bill senin durumun hakikaten karışık.. Seni cennete mi, cehenneme mi yollamalı bilmiyorum.. Her eve bilgisayar girmesine yardımcı olarak insanlığa katkıda bulundun ama bir yandan da Windows gibi bir rezaleti de yarattın.. Ben de senin özel durumuna göre bir şey yapacağım, cenneti de cehennemi de ziyaret et, hangisine gideceğine karar ver.”
“Tamam” demiş Bill Gates “Önce bir cehenneme bir bakayım” ve inmiş cehennneme.. Bir de bakmış, berrak sulu bir kumsalda, bir sürü güzel genç kız top oynuyor, eğleniyor, güneş parlıyor, hava süper…. “Allaaaaah!! ” demiş Bill Gates, “cehennem böyleyse, cenneti hakikaten görmek isterim. Ve cennete çıkmış. Bir bakmış bulutların üzerinde bir yer, etrafta melekler uçuşuyor, insanlar lir çalıyor, güzelce bir yer ama cehennem kadar değil.. “Tamam” demiş Tanrı’ya Bill Gates, “Ben cehenneme gitmeye karar verdim.”
İki hafta sonraTanrı cehennemi ziyaret edip Bill Gates’in nasıl olduğuna bakmaya karar vermiş.. Gitmiş Bill’in yanına, Bill bir duvara zincirlenmiş, alevler içinde, karanlık bir mağarada ve zebaniler işkence ediyor..
“Nasılsın Bill?”
“Korkunç! Burası iki hafta önce geldiğim cehennem değil.. Kızların oynaştığı o güneşli kumsala ne oldu?”
Tanrı cevap vermiş “O ekran koruyucusuydu…”
Ben kutsal kitaplara inanıyorum. ve 1. önermeye göre benim açımdan paradoks değil. Yani bu soruya cevap verebilirim.
Nasıl cevap verdiğinizi merak ettim. Ama zannedersem Önce Tavuk vardı diyeceksiniz.
Peki neye dayanarak? Tanrı önce yumurtayı koydu belki sepete, belki herşey yumurtayla başlayacak dedi, nerden biliyorsunuz, yanında mıydınız? Fikir yürütmek bu mu? Gamaroya katılmamak mümkün değil, tavuk yumurta sorunsalını böyle ele almak, bu kadar garipce tartışmaya açmak sadece ilahiyatın yeteneği olabilir. Bilim alanından çekiliniz lütfen, çok hoyratsınız.
Tavuk yumurta işinin neresi paradoksmuş anlamadım yıllardır.
Arkadaşlar, ben çocukluğumda çok tavuk yetiştirdim. Hiç bir zaman yumurtadan tavuk çıktığını görmedim. Yumurtadan tavuk çıkaracak olanın da alnını karışlarım.
Yumurtadan önce civciv çıkar civciv! :))
Onu da çıkarabilirseniz. Cılk olma olasılığı bir yandan, tavuk değil, horoz olma diğer taraftan. O-hooo:))
Sizce bu ayrıntının bir önemi yok mu?…
Kimbilir ilk zamanlar doğuruyordu belki kanatlılar?! Sonra doğurmak zor gelmeye başlayınca işi yumurtaya dökmüş de olabilirler… [(İnsanlar da sezaryene başvuruyorlar biliyorsunuz, zor iş doğurmak:))] Hiç bunu araştıran oldu mu? Hali hazırda yumurta ile doğum arasında üreyen canlılar da var. Belleğim beni yanıltmıyorsa örneğin, yılanların bir kısmı yumurtlarken beraber doğurmuş da oluyor diye biliyorum. Bu tür “araformlar” belki bir fikir verebilir…
Selamlar…
Doğurmak zormuş!!!
Hüseyin Aktaş yumurtayı doğurtmayıp, doğurma işini yumurtaya dökmüşMÜŞ…
Hüseyin Aktaş yumurtlamak, doğurmaktan zor değilmişMİŞ…
MİŞ,Miş,miş…
Oval olduğu için mi?
vay canına?
insan rahmin içinde büyüyor. Ama rahim de insanda var. E şimdi nası oluyo o zaman, insan mı rahimden çıkıyo yoksa rahim mi insandan?
Evet evet, bence de birisi önce olmalı bunların, yani kesinlikle ama hangisi, rahim mi, yoksa insan mı? Rahim oval tabi. Bi de rahimde bulunan bi protein insanda bulunmuyomuş. Ayrıca kutsal kitaplara inandığım için bu bi paradoks olmayabilir mi acaba? En doğrusunu allah bilir elbet, ama ya önce rahim varsa?? Sağım solum önüm arkam her taraf rahim, aman yarabbim!
önlem şart… Orfi ve diğeri, paradoksu derhal terkediniz lütfen.
Ya horozdan da yumurta çıkmaz ne olacak bu işin sonu bilmem ki desek mutlaka horozlanan biri daha çıkar mı acaba? Peki o horozlanan nerden çıkar?
Siz anlamıyorsunuz Hüseyin bey, halbuse cevap na’kadar basit; önce horoz yaratıldı, sonra onun lades kemiğinden tavuk, bi de üstüne samanlık ve hoooop, buyrun size yumurta.
bir sonraki paradoksta buluşana kadar çözümsüz kalın, saygılar.
kopya çekmeyin :))
ama benzetme müthiş, lafı gediğine koyma durumlarında üstünüze tanımıyorum:)
Görüyorum ki Tavuk ile yumurta paradoksunda tatmin edici bir sonuca varamadık. Hem de gözümüzle şahit olduğumuz fiziksel dünyamızla ilgili bir konuda. Kaldı ki tamamen bilgimiz dışında olan Tanrı boyutunda neler olup bildiğini nereden bileceğiz.
Yapılan yanlış şudur: Tanrıyı biz iki gözü, iki kulağı, kolu ve bacağı olan bir varlık olarak hayal ediyoruz. Oysa Kuranı Kerimde hiçbir şeye benzemediğini defalarca belirtmiştir. Belki de Vahdeti Vucut inancında olduğu gibi evrende var olan herşey Tanrının bir parçasıdır. Bu durumda “taşı kaldıramayacağı taş yaratabilir mi” demek anlamsız olur.
Laplace’cı determinizm öldü orpheuse. Artık sebep-sonuç ilişkileri ve nedenselliğin bir takım kesin/tekil öncül ve ardıllar içinde (örn yumurta-tavuk meselesi) formülize edilemiyecek kadar kompleks bir tabiat ve örüntüye sahip oldukları sır değil. Ama “ol dedi ve oldu” demeye alışkın olanlar için (ayet kafalılık) ne kadar da zor bi durum.. allah yardımcınız olsun.
Tatmin edici bi sonuca varamamışız, hem de gözümüzle şahit olduğumuz fiziksel dünyamızla ilgili bi konuda.. Sen kendini tatmin etmişsin ya, kendin çal kendin oyna. (evet evet, ilkokulu bitirmeden üniversite olmuyor hakkaten)
Görüyorum ki Tavuk ile yumurta paradoksunda tatmin edici bir sonuca varamadık. Hem de gözümüzle şahit olduğumuz fiziksel dünyamızla ilgili bir konuda
Mutlak saydığınız inançlarınızı sorgulama cesaretiniz olmadığı sürece,hiç bir sonuç sizi tatmin edemez.
Ayrıca nasıl sonuca varamadık yahu.Boşamı konuştuk şimdi biz.
Evrimsel olarak,ilk canlı tavuk olamayacağına göre tavuk denen varlık başka bir canlıdan çıkmıştır. Bu ifade,tavuk yumurtadan çıkmıştır sonucuyla eşdeğer bir ifadedir.
Allah yarattıklarıyla aynı boyutta olmadığı için, aynı paradigma içerisinde değerlendirilemezler,dolayısıyla kaldırmak fiili Allah ile birlikte kullanılamaz. Buda zaten paradoks değil, mantık hatası içeren, birarada varolamıyacak terimlerin kullanıldığı tuzak bir sorudur..
Mantık illüzyonu olan Paradokslarla kafasınızı meşgul etmek istiyorsanız, tarihte bilinen ilk paradoks örneklerini veren Giritli Epimenidesin, “Bütün giritliler yalancıdır” paradoksuyla hoş vakit geçirebilirsiniz, yada ne biliyim Socrates’in “Bildiğim tek şey var; o da hiç bir şey bilmediğim.” paradoksuda olabilir..
Ben de diyorum zaten, bu kedi kesin “ubasti”
Ataan’cığım senin tarifini yaptığın şey “tuzak” değil, contradictio in adjecto’ dur. Yani bir tanımlamanın kendi içinde bulunan çelişkiyi ifade eder, örneğin yuvarlak kare. (Bu bakımdan paradoksu eğip bükme, ya da Russel’la Gödel de kim oluyomuş, ben onları cebimden çıkarırım mı diyosun, nedir yani?)
Demek kaldırmak fiili paradigmaya uymuyor, bak sen? E yaratmak diyelim o zaman – seni mi kırıcağız, ve soralım bakalım tanrı kendi eşini ve benzerini yaratabilir mi acaba, ya da beni de aynı kendisi gibi bi tanrı yapabilir mi? (Ne dersin bu yaratı paradigmaya uyuyor mu ?)
Biz giritlilerin hatrını sorduyduk, arama yap sen de bulursun sitede.
(ah şu üniversite hocaları ne hoş, yaşasın okulumuz.)
Bu Perhize Lahana Turşusu Pek Gitmez Gamaro’cum!
Peki sevgili dostum madem böyle inanıyorsunda Hz. İsa (a.s.)’ ya neden Tanrı gözü ile bakıyorsunuz?
Yukarıdaki yazıya göre Allah belki seni değil ama, senin inancına göre Hz. İsa’yı Tanrı olarak eşini yaratmış olmuyor mu?.
Yok eğer buna olmaz diyorsan Allah’ı Allah, Hz. İsa’yıda Peygamber olarak bilmemiz gerekmez mi?
Benimkisi acizane bir arkadaş tavsiyesi. Yine de sen bilirsin.
Selamlar…
bak sen şu işe
Nahl (79) Gökyüzünde Allah’ın emrine boyun eğerek uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları gökte ancak Allah tutar. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için ibretler vardır.
Kuşları gökte tutan Allah, taş kaldırmaktan acizmiş.
Sayin Gamaro, kaldirmak fiili paradikmaya uymaz diye nerde söylemisim pardon?..Benim söylemim “Kaldirmak fiili Allah ile birlikte kullanilmaz” ..Bu cümledeki anlami daha acayimmi yoksa siz icinizdeki filozofumu uyandiracaksiniz 🙂
Ben biseyi egip bükmüyorum aksine siz kelime oyunu yaparak mantiksiz sorular üretiyorsunuz..
Siz giritlilerin hatirini sormaya bence devam edin, Üniversitedeki hocalarinizada selamlarimi sevgilerimi iletin lütfen..Biz bunlarla ortaokuldayken vakit gecsin diye oynardik..Simdi bu mantik illüzyonlariyla Allah’in yok oldugunu saniyorsaniz tüm giritlilerde yalanci o zaman.. 🙂
He canım, herkes yalancı bi sen doğrucusun zaten, adında Davut’tur kesin, hiçbişey söylemeden bişey söylediğini zanneden adam.
Hadi bakalım hodri meydan, açın hele şu cümlenin anlamını da biz de içimizdeki filozofu ortaokul tecrübelerinizle eğitelim naçizane, malum siz daha o zamanlardan dürmüşsünüz ya Russel’la Gödel’in defterini, yıldızlı pekiyi abidesi karnenizden mahrum etmeyin bizleri.
Kaldırmak fiili allah ile birlikte kullanılamaz demek, e tamam sittirettim kaldırmayı, ama yaratmak demiştim pardon, acep onu kullanabilir miyiz allah’la birlikte ey tüm zamanların en süper ortaokul kahramanı yüce dandelyanus? (sizi kastediyorum elbette)
Şerefciğim senin allahın eğer isterse hem insan hem tanrı olabilir mi sen önce onu söyle, olabilir diyosan koy masaya tartışalım, yok ama yapamaz diyosan hiç kusura bakma, şu an elimde daha süper tanrılar var.
Vianna calling canım, Falco arıyor çık aradan.
Ebubekir sıfır koyup altmışiki aldıydı, bu arkadaş da sıfır koyup sonsuz almanın peşinde (hay maşallah)
Halbuse bi de berber paradoksu vardı Russel’ın, peki o niye? Sakın böyle bir berberin varolabileceği yönündeki saflık olmasın işin aslı? (al berberini ver herşeye muktedirini..Yani? yok ama ubasti işte ubasti..)
Sayin gamoro, öncelikle birsey tartisacaksak lütfen seviyeyi korumanizi rica edecegim sizden..Ben size karsi argo kullanmiyorum sizde kullanmayin ki yazdiklarinizi ciddiye alip size cevap vermek icin düsüneyim..
Kaldirmak fiili Allah ile birlikte düsünülemez, kaldirmak demek bir nesneyi varsaydiginiz bir düzlemde yukariya dogru hareket ettirmektir..Sorunun mantiksizligi ve tuzak bölümü “Allah’in kaldiramayacagi tas” ibaresidir..Allah’in kaldiramayacagi tas diye bir sey yoktur..Bu nedenle soru ve mantik yanlistir..Sizin söylemlerinize dogal olarak Islam felsefesiyle cevap vermem en dogrusu olacak aksi takdirde sizin akla ziyan sorularinizin ardi arkasi kesilmeyecek..
Simdi Allah kendisi gibi bir Allah daha yaratabilirmi diye cocukca bir soru sormussunuz, Bu soruda ciddi bir mantik hatasi ve derin bir bilgisi eksikligi görüyorum. Allah’in zatina ait olan bir sifat da “VÜCUD”tur. Yani Allah varligi kendine ait olup var olmak icin baskasina muhtac olmayandir. Dolayisiyla var olmak icin baskasina muhtac olan, Allah olamaz..
Yaratici ne demek? yaratilmamis olup herseyi yaratandir..
Yaratilan ise yaratici tarafindan yaratilmis olup, aciz gücsüz yaratilmaya mahkum olan yani asla yaratamiyandir..
Yani Yaratilan, Yaratici olamaz..Akla ziyan sorunuzdaki Allah’in yaratttigi esi benzeri yaratilan oldugu icin adi üstünde yaratilmistir acizdir. Bu nedenle ne baska bir Allah olabilir nede onun esi benzeri..
Islam konusunda ve Allah konusunda biraz bilgi toplarsaniz, Özellikle Allah’in sifatlari konusunda, sordugunuz sorunun ne kadar mantiksiz oldugunu kendinizde görebilirsiniz..
Tamam canım, mesajını Russel’a ve Gödel’e aynen iletirim, islam ve allah hakkında yeterli bilgi edinmeden öyle kafanıza göre paradoks falan kurmayın derim, allahın sıfatları diye bişey var bi de vücud var adı üstünde acizdir yaratılan ve çocukca sorular sormayın ulan derim.
(ayetçi kafayla matematik yapmak da bu olsa gerek. Vahyin onaylamadığı paradoksu ben napiim, evet evet, hakkaten ziyan.. hem de akıllara.)
Sayin gamaro, birincisi, sacmaliklariniz paradoks falan degil önce gidin paradoks nedir onu ögrenin..Ikinci olarak hic ayetten falan bahsetmedim, sizin amaciniz da sadece saldirmak..Fikir tartismak falan degil, zaten bir fikrinizde yok..Siz sorularinizi sizin sacma sapan felsefe ve mantiginizla sorarken benim cevaplarimin sizin akillara ziyan felsefeniz ve mantiginiz dogrultunda olmasini beklemeniz cok büyük bir hata..Zira ayni felsefede ve mantikta olsaydik siz bu sacmaliklari sormazdiniz bende size uyup cevap vermezdim..
Ayetci bir kafam varsa bundan bir müslüman olarak gurur duyabilirim ancak sizin kafanizinda neci kafa oldugunu sormama zaten gerek birakmadiniz..
“Ayetci bir kafam varsa bundan bir müslüman olarak gurur duyabilirim..”
Gururluyum, çünkü yaratıldım.. (e biliyoruz canım, hatta ben de geçen hafta tıpkısının aynısını yazdım:)
“ancak sizin kafanizinda neci kafa oldugunu sormama zaten gerek birakmadiniz..”
Ne demek efenim, başımla beraber..
..Sorunun mantiksizligi ve tuzak bölümü “Allah’in kaldiramayacagi tas” ibaresidir
Evet ama bu ibaredeki tuhaflığın asıl kaynağı sonsuz kavramında,sonsuz gücü olan bir varlık kabulü paradoksun asıl kaynağı.Bizim fiziksel dünyamızda sonsuzla ifade edilebilecek bir yapı yok.Sonsuzluk kavramı matematikte var ve oradada sorun oldu yıllarca.Bugün matematikte sonsuzla yapılan işlemler dikkat gerektirir,sonucu önceden kestiremeyebiliriz.
(0,1) aralığındaki reel sayılar sonsuzdur örneğin,aynı aralıktaki rasyonel sayılarda sonsuzdur ama reel sayılar aynı zamanda rasyonel sayıları kapsar.Yine ,sonsuz-sonsuz=sıfır değildir örneğin matematikte.Sonsuzluk kavramı zaten başlıbaşına bir açmaz.
Ayrıca bu paradoks,en başından izledinizmi bilmiyorum her yönüyle tartışıldı.Hatta kendimizi tanrı adına konuşan bir aziz gibi varsayarakta paradoksu aşmaya çalıştık.Ama olmadı.
Ben de aynı şeyi söylüyorum farabi. Ha söylüyosun da ne oluyo dersen, hiç işte:)
Yani bu arkadaş hristiyan olsa ve Russel’in berber paradoksunu okusa şöyle diyecek herhal; “Demek ki bu berber mesih İsa!”
orası burası, ötesi berisi.. biz de boşuna ubasti demiyoruz efenim, lütfen yani:)
[Açılın! tanrı adına paradoksa müdahil oluyorum, falan filan…]
Sokrat demişse hakikati demiş. Olduğu ‘bilinmeyen’ bir güç, yaratık, varlık, şekil, ışık = yaratıcı, allah, tanrı fikri anlamında iddialı konuşmamış ve ‘gerçek’ çizgiyi korumuş işte.
Yani şunu demek istemiş; Ne kadar bilirsen bil ‘bilinmeyeni’ bildiklerinin içine alamazsın yani bu durumda bilinmeyen birşeyin var olduğu değil bilinemeyen bir durumun varlığı söz konusudur, o halde bilinmeyen ama mantıkla adlandırılan bir kurgunun mutlak olduğu sonucuna da varamazsın. Oldu ya sen vardın o zaman bunu göstermen gerekir. 🙂
yaratıcıyı gördün mü ataan? Neden yaratıcının muhammed olduğunu söyleyebilme cesareti gösteremezsiniz siz?
Ya arkadaşlar,
Gamaro’nun “halkayı kırdığı” bir yer vardı;
“Tanrı kaldıramayacağı bir taşı yarattı ve kaldırdı mı? Eyvallah, ama bu durumda kaldıramayacağı bir taşı da yaratamamış oldu zaten, hadi geçmiş olsun:)”
Ben bu yere bir halka daha bırakıyorum:
İyi geceler:)
Rab isa onu da yapar, hatta önce ölür sonra yine dirilir, ben işte tanrı diye buna derim, ama görmek isteyene elbet.
(Lakin malumunuz, kalbi hasta olana ne yapsan boş 🙂
TEBRİKLER.
Hüseyin AKTAŞ:
“Ya arkadaşlar,
Gamaro’nun “halkayı kırdığı” bir yer vardı;
“Tanrı kaldıramayacağı bir taşı yarattı ve kaldırdı mı? Eyvallah, ama bu durumda kaldıramayacağı bir taşı da yaratamamış oldu zaten, hadi geçmiş olsun:)”
Hüseyin Bey devam ederek;
“Ben bu yere bir halka daha bırakıyorum:”
Güzel bir soru. Cevap olarak da Gamaro kardeşimiz “Eder!” diyor.
GAMARO:
Allah böyle adaletsizlik yapar mı?
Yapan Allah ise, neden Adem suretinde gelip de paşa paşa:
“Kendim ettim kendim buldum” demedi?
Nietzsche dururken “Tanrı öldü!” diye nara atmıyor sokakta.
Diyor ki; “Böyle Tanrı anlayışı mı olur? Ben buna inanmıyorum”, diyor ama anlayana.
Avrupa’nın kafası çalışan bütün bilim adamları kilisenin dayattığı ölümlü Allah inancına karşı çıkmıştır.
Bu görüşten vazgeçmeleri için baskı uygulanınca da dinden çıkmışlardır.
Tam tam dinlerinde bile biraz olsun akıl vardır.
– İlk günahın bedelini ödeyeceğim diye intihar eden Allah fikrinde aklın zerresini göremiyorum.
Uzun lafın kısası:
Hadi geçmiş olsun Gamaro’cuğum..
((D: TANRI İNTİHAR EDER Mİ ?.. D:))
Ulen senin gibi donsuz bilgeler cirit attıkça ortada dünyanın bütün kütüphanelerini katırlara yüklesen hangi eşekle at aşık olabilir birbirine Nietzsche napsın.
(demek tanrı öldü demiş, haddi be! üçlü birlik kafasına yatmamıştır kesin, yoksa muhammedi tanısa hiç dermiydi canıım.. )
Gamaro sakin ol:)
Şeref Bey,
Siz de çok çabuk heyacanlanmışsınız. Siz gamaro’nun kavrayamadığınız ironilerini bir kenara bırakın da, “Tanrı intihar edebilir mi” sorusuna kendi yanıtınızı net olarak verin.
Dünyada çok az doğru vardır ki; nereden baksan doğrudur; buna felsefede “mutlak” deniyor. Bana göre mutlak da mutlak değildir ama mevcuda göre bu soruya vereceğiniz her türlü yanıt, mutlak şekilde kafanızdaki tanrı kavramını sınırlayacaktır!… Bu da hiç birinizin işine gelmeyecektir.
Russel’in paradoksu Russel açısından paradoks değildi. Bazı “alt beyinleri” biraz üste çıkarma çabasıydı… Gamaro’nun tanrıyı ya da tanrıları ölümlü kılma çabası da benzer bir çabadır.
Benim ortaya koyduğum halka benim açımdan tuz buz edilmiş paramparçadır, ama sizin kırabileceğiniz bir halka değildir.
Ben önce sizin yanıtınızı net olarak alayım.
Buyrun; “tanrı intihar edebilir mi?!…”
Yanıtınız?
Yanıt yok!
O halde sizin kafanızdaki gibi bir tanrı da yok!
Başka türlü var mı?
Ben araştırıyorum, ya siz?!…
Dokunmayın soru işaretlerime, yakarım, cısss! Tıss!
sirakuza ve saçma işte, e siz anladınız tabi:)
HÜSEYİN/GAMARO ve RUSSEL’İN TESLİS PARADOKSU
gamaro:
– Ulen senin gibi donsuz bilgeler cirit attıkça ortada dünyanın bütün kütüphanelerini katırlara yüklesen hangi eşekle at aşık olabilir birbirine Nietzsche napsın.
(Ne demekse?!)
Hüseyin AKTAŞ:
…………………
– 27.12.2010 Saat:23.53 de sorduğun soruyu
– 28.12.2010 Saat: 11.29 da inkar ediyorsan:
Burası, akl-ı selim insanların fikirlerinin harman olduğu yer.
Söylediklerini 12 saat bile aklında tutamayanlara göre değil.
Bir laf edeceksin.
Tam cısss! Tısss! lık bir durum.
Seni çok güzel ifade etmiş.
Ödülü yanlış yere vermişim.
Bu da benim ayıbım olsun!
Benim sorum da, yanıtım da yazdığım yazıda çok açık ve net.
Bir daha oku.
Önemli olan senin neye inandığın.
– Tanrı intihar eder mi, etmez mi?
– Krar ver artık..!
Breh breh, Nietzche’yi yanlış anlamışız! Nara atmadan önce biraz okuma yapsan diyorum… Ahkamcı ve ahlakçı cahiller ne zaman bitecek gerçekten merak ediyorum.
Bir de komik yanı var tabi: Tanrı (yanlış) insanı yaratacak kadar salakmış… Muhtemel cevap “onun takdirine biz karışamayız” Eh canım! O halde BEN, sen değilsem takdir kimin ? Ve tanrıcılık oynayarak tatmin olanlar için ilahi! ilave bir takdir beklemek hakkımız sanırım.
Tanrı yerine konuştuklarının farkındalar mı? Tanrı niyetine karar vericiler (Şeref gibiler) heryerdeler… Kimin iyi kimin kötü olduğundan tutun da, neredeyse her “anlayış” için de karar verici bunlar… “Tanrı böyle istemedi” derler; öyle mi ? Nereden biliyorsun ? Yakın cevap : Kitap’da yazıyor… İyi de herkes farklı yorumluyor. Herkes ayrı tanrı demek ki ?
Bir örnek :
Diyanet Vakfı Kadın Faaliyetleri Merkezi Başkanı Ayşe Sucu’nun görevden alınması sonrası Kadın Merkezi yönetimi isifa etti.
Sucu’nun ‘Türban konusundaki görüşlerim nedeniyle görevden alındım’ dediği öğrenildi.
Kaynak : link to internethaber.com
Yahu senin ne fikrin çıktı şimdiye kadar da bi de üstüne harman olmaya teşebbüs ediyorsun ?
Ne demekse tabi ne demekse? Yakında cebinde ayetle satranca da oturursun kasparov’la, aman efendim rokun küçüğü büyüğü kitaba uyar mı? PArdon? ne var işte canım, fikir harman ediyorsuz şurda aklı selim.. neyine ulan senin burda yazmak, ne numaran var başka?
[katır ve aşk elbet, hayrola zoruna mı gitti?]
Sen ve senin gibiler çıplak ve duru yaşam alanlarını terörize eden hiçliklersiniz.
Şeref YÜCEL, Nietzche’den alıntı yapıp tepe tepe kulanmışsınız… “tanrı öldü”.. sizin yaptığınız yorum telif haklarına aykırıdır, eseri amacı dışında kullanmışsınız. bu davranışınızla ilkokul çocuğu gibi davrandığınızın farkındamısınız?
Kaldıramayacağı taşı yaratabilmek
Kendi benzerini yaratabilmek
İntihar edebilmek
Bunların ortak bir noktası var. “Bir şeyi yapabilme yeteneği” Yani bir acizliği ifade ediyor. Acizlik de yaratılanlara özgüdür. Tanrı bizim gibi sınırlı boyutta olmadığı için bu soruları sormak anlamsız olur.
Eğer taşı kaldırmasını, benzerini yaratmasını ya da intihar etmesini istiyorsanız tanrı olmaktan çıkıp fiziksel dünyamıza dahil olup insan kılığına dönüşmesi gerekir. Bu durumda tanrı olmaktan çıkar. Bir yansıması olur. (Hz Musa’ya göründüğünde olduğu gibi)
Gerçek tanrı ise ebedi ve ezelidir. Herhangi bir mekanda değildir. İnsan gözüyle görmek, insan aklıyla kavramak mümkün değildir.
Sonsuzluğun ne anlama geldiğini kavrayamayacağımız gibi onun neye benzediğini de kavrayamayız.
Her Varlık Kendi Lisanı İle Konuşur.
Gamaro:
– Bunu duyan da:
– Plazma fiziğini senin senin kurduğunu,
– Enzimlerin yapısını senin keşfettiğini,
– Gazların hacim yasası konusunda akademik kariyer yaptığını,
– Sinirlenince sinir hücrelerinin varlığını keşfettiğini,
– Cebinden boson parçacıkları çıkardığını!
– Termodinamiğin 2. yasasına alternatif bir 3. yasa ile site site dolandığını!
– Radyoaktif bozunumu yine senin bulduğunu,
– Yapay çekirdek parçalanmasını senin keşfettiğini,
– Klasik alan teorisini, hücrelerin mitosis bölünmesini, Enerjinin sakınımı yasasını, Relativite teorisini, Hologramı, Atomu, Nötronu, Protonu, Kuarkları ;
– SENİN BULDUĞUNU SANACAK.
Gamaro:
[katır ve aşk elbet, hayrola zoruna mı gitti?]
Hayır canım hiç zoruma gitmediği gibi senden, daha farklı bir lisan da beklemiyordum.
– Bu alemde her varlık kendi lisanı ile konuşur.
– Bitkiler, kendi lisanı ile,
– Atomlar kendi lisanı,
– Akademistler kendi lisanı,
– İnsanlar kendi lisanı ile konuşur.
– Katır, At, Eşek de kendi lisanı ile konuşur.
Neden zoruma gitsin Sevgili Gamaro?
E plazma fiziğinden kuarklara kadar döşendiğine göre bayağı bi zoruna gitmiş işte, mikro alem makro alem hepsini birbirine kattığın yetmemiş bi de üstüne koyu koyu yazmışsın ünsüz şero.
Ulan insan küfür ederken bile bu kadar omurgasızlık yapar mı yahu? Bak işte sen busun, hem de tamı tamına. Hırsından dellenip tutuştuğun halde bi eşek gamaro bile diyemiyosun şerefinle. Her tarafın oynuyor, gömleğinde plazma, paltonda elektron, kıç cebinde mitoz, aman ha nezaketi de kaybetmemiş görüneyim ama arada lafımı da sokayım ki soğusun içim ha bi de “sevgili” gamaro lütfen seviyeyi düşürmeyelim.. ulan işiniz gücünüz vıcık vıcık kıvırmak zaten, hadi ordan adsızın önde gideni tüccar.
TÜRKÇEDEKİ İĞNEYİ KENDİNE BATIRMAK DEYİMİ
ben ve herkes:
-”
Buraya yazı yazanların bazıları hayatında bir defa olsun eline Kur’an alıp da okumamasına rağmen ayetleri tepe tepe kullanıyor, önünden arkasından kırpıp kuşa çevirerek bilirkişi gibi tenkit ederken ve hala da ediyorken telif hakları kanunu yürürlükte değilmiydi yoksa?
Ölçüde kusur etme!
– Ya da gölge etme…
Kavga yok! Sevgi var…
GAMARO:
–
Hz. Mevlânâ sokakta yürürken bir kalabalık görür ve o da gider. Ağız dalaşı yaparak kavgaya hazırlanan iki kişi etrafında halk toplanmış, onları seyrediyordur. Bir tanesi şöyle der:
“Sen bana bir defa küfür etsen, ben sana bin defa küfür ederim.
Hz. Mevlânâ hemen araya girerek bunları söyleyen adama şöyle der;
– “Sen bana bin defa küfür etsen, ben sana bir defa küfür etmem.
– Sen bana bin defa vursan, ben sana bir defa vurmam,” der.
Mesnevî’yi üçünçü defa okumaya başladım.
Sana da okumanı öneririm Sevgili Gamaro…
Kısmet olursa yarın görüşürüz inşallah.
Yapmayın Şeref YÜCEL, sizin Nietzche den tek bir sayfa bile okumadığınız o kadar belliki.. ne yaptınız, internete başvurup olmayan cümlelerinizi topladınız farkediliyor inanın.. çocuk gibi davranıyorsunuz.. Bu tartışma ortamında sırıtıyorsunuz, çok kötü sırıtıyorsunuz.
kavga yok, sevgi varmış.. (siteye ahmaklar diye dalan dedemdi zaten) ..ama aynı zamanda insanlara hakaret etmenin neresinde şeref varmış, at, katır, eşek kendi lisanında konuşurmuş, en sonunda da anlayabilme zekasından yoksun biri olarak Mesneviye dalmış.
Sen işte böyle tuhaf ve hastalıklı bi şeysin ünsüz Şeref.
Üçe bölsen üç, kırka bölsen kırk parçan ayrı kıpraşır.
Şeref Yücel Bey,
bişi sormak istiyorum. tartışılan konu ile alakalı değil ama,
Mesneviyi 3. kez okuyacağınızı belirtmişsiniz ya “ne olursan ol, yine gel” cümlesi geçiyor mu? o Mevlananın sözü mü? bilginiz var mı?
şimdi otur kendin oku fln demeyin lütfen bunu yapabileceğimi sanmıyorum ama çok merak ediyorum, o cümle geçiyor mu diye…
Şeref Bey,
İddia sahibi ben değilim. Ben inanmayan birisiyim. Tanrının varlığını iddia edenler sizlersiniz. Okuduğunu anlamayıp, düşünürleri olduğu gibi, beni de kendi kafasında ileri geri , yukarı aşağı bir yere koyan sensin. Ben kendi yerimi bilirim. Mesele de budur. Sen düşünürleri ve tanrıyı ve beni okumayı bırak da önce kendini okuyabiliyor musun ona bak.
Yanıt ver yanıt: -Tanrı intihar edebilir mi edemez mi?
Seçenekler:
a) eder
b) etmez
c) edebilir
d) etmeyebilir
e) niye etsinki ? (etmez)
f) niye etmesin ki? (eder)
g) ben nerden bileyim? (Bilmiyorum)
Burada c ve d şıkları da aynı anlamdadır. Edebilir aynı zamanda etmeyebilir demektir. Ya da etmeyebilir aynı zamanda edebilir demektir. Ancak Anlaman için kolaylaştırıyorum işte. Eğer bunca şık içerisinden bir tanesini işaretleyebilecek beyin yoksa sende, lütfen tasını tarağını topla git bu tartışmadan. Kafa sıktığın yeter.
Bir de şu, onu bizim aklımız almaz diyen bücürler var. Aklınızın almadığı işler ile uğraşmayın o zaman. Madem sınırlı beyninizi kabul ediyorsunuz, sınırlı beyniniz ile sınırsız saçmalamalarınızı bize yutturmaya kalkmanız neden? Ne diyor bu arkadaşlar? Şöyle diyorlar:
“Bunların ortak bir noktası var. “Bir şeyi yapabilme yeteneği” Yani bir acizliği ifade ediyor. Acizlik de yaratılanlara özgüdür. Tanrı bizim gibi sınırlı boyutta olmadığı için bu soruları sormak anlamsız olur.”
İşte sorun bu zaten. Sizlerin ve diğer inananlar yoluyla dünyaya hakim olanların amacı bu: Soru sormayın, sistemi yormayın! Eşek gibi çalışın, üzüm gibi şarabınızı verin. Ne istersek verin. Eğilin! Teslim olun. Müslim olun. Asla sömürgeci tanrılara isyan etmeyin.
Lafa bak: “Tanrı bizim gibi sınırlı boyutta olmadığı için bu soruları sormak anlamsız olur” Nerden anladın ya sınırlı kafanla sınırsız olanı? Sen anladın mı ki bana yutturmaya çalışıyorsun? Sen teslim olan ve sorgulamayı bırakan değil misin? Çekil o zaman önümden. Saçmalarınla benim önüme sistem kurmaya kalkma! Anlamadığın bir şeyi nasıl savunursun?
Sizin beyniniz yetmez aslında bu forumda yazı yazmaya. Ama hoşgörü gerekiyor işte. Sizden de sorumluyuz, ne yazıkki…
Nerden yarattık sizleri bilmemki?!…
Neye benzediğini kavrayamayan zihin, herhangi mekânda olmadığını, ebedi ezeli olduğunu, akılla kavranamayacağını nasıl biliyor?
Şeref yücel:
Gamaro:
Her yol mübahtır abicim her yol, çamur at, saldır, aşağıla. İşte bu densizliğin adı aklını işletebilen akl-ı selim şeref yücel.
(Hz. Mevlânâ ve GEL Rubaisi)
Sn: Delişey:
Şeref Yücel Bey,
el-Cevap:
Ahmet AVNİ KONUK’UN 13 Ciltlik Mesnevi Şerif Şerhinin 9. Cilt. Sayfa 306. 899 No’lu beyitte: (Beyit numarası 899 hatalı basımdır) geçer:
-“Yine gel, yine gel.
– Her ne isen yine gel.
– Eğer kâfir, mecusi ve puta tapıcı isen yine gel!
– Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir.
– Eğer yüz kere tövbeyi bozsan yine gel!” olarak geçer.
Şârihler ikiye ayrılmıştır. Bir kısmı bu şiir Hz. Mevlânâ’ya ait değil, Ebu Said Ebu”l-Hayr’a aittir (967/1040) demişlerdir.
…………………………..
TANRI İNTİHAR EDER Mİ?
Sn: Hüseyin AKTAŞ:
“İddia sahibi ben değilim. Ben inanmayan birisiyim. Tanrının varlığını iddia edenler sizlersiniz.
Yanıt ver yanıt: -Tanrı intihar edebilir mi edemez mi?
Sn: Hüseyin AKTAŞ :
“lütfen tasını tarağını topla git bu tartışmadan. Kafa sıktığın yeter.”
Konu sanirim din cekismesine dönüsmüs..Benim Tanrim senin Tanrini döver demediginiz kalmis sadece..
Felsefe yapiyorsunuz, felsefecilerden bahsediyorsunuz..Ama bunla ilgili söylemleriniz mantik duvarini asamiyor..Öyle birsey diyin ki karsinizdaki insana “Acaba” dedirtin..Bunuda yapamiyorsunuz, dogal olarak konu kisisel cekismelere dönüsüyor..
Ortada bir soru var ve bu soruyu bir müslümana sorarsaniz size Islam felsefesiyle cevap verecektir en dogal olarak..Bir hristiyana sorarsaniz oda hristiyan felsefesiyle cevap verecektir..Bir ateiste sorarsaniz oda ateist felsefesiyle cevap verecektir..Aldiginiz cevaplar hosunuza gitmek zorunda degil mutlaka ancak bu size karsinizdaki insanin inancina hakaret etme selahiyeti vermez..
Hz.Isa peygambere Tanri diyen bir akil nasil oluyorda bu konuda felsefeden, mantiktan bahsedebiliyor ona sasarim..
Şeref Bey,
Şakira Kemeri de ister misin?!…
Yanıt Şeref Bey yanıt!
Aşağıdaki cümleler arasındaki çelişkiyi bulunuz
Cevap
xenix
“Hz.Isa peygambere Tanri diyen bir akil nasil oluyorda bu konuda felsefeden, mantiktan bahsedebiliyor ona sasarim.. “
Hatırlar mısınız Hüseyin bey, bir kaç gün önce ne demiştim ben size?
Bu ne? saçma… e saçma işte, yok ama ille saçacak.. sonra saçtığını toplayıp veriyorsun eline, bu sefer de diyor ki e bu saçma.. E saçma tabi kardeşim, zaten sen saçtıydın az önce, ben de onu diyorum işte…:)
(HoLa haklı, burası sizin gibilerin eğitildiği yer ataan, allahını seven dalsın paradoksa)
Inanca hakaret ettigim yeri gösterin sayin xenix? Elestiye bile hakaret diyerek tahammül edemeyen sizler burda Tanri kaldiramayacagi tas yaratsin, kendinin ikizini yaratsin civciv yaratsin kus yaratsin sacmaliklariniza ne demeli?
Benim yorumumda, Tanrinin kaldiramayacagi tasi yada ikizini yaratmasi konusunda en hararetli (Hatta en hakaretli) olan yorumcunun inancina hakaret etmeyip, Hz Isa peygamberi Tanri yerine koymasi inancina sasirdim. Zira Kendisinin bu hararetle yorumlar birakan bir kisinin inancina göre Hz.Isa Peygamberin kendisinin Kaldirabilecegi veya kaldiramayacagi bir tas yada ikizini yaratmis olmasi örneginin elinde olmasi gerekir diye düsünüyorum..
“Hz.Isa peygambere Tanri diyen bir akil nasil oluyorda bu konuda felsefeden, mantiktan bahsedebiliyor ona sasarim..” Burdaki hakaret iceren harf kelime cümle artik her neyse banada gösterirseniz, hitaben yazdigim kisiden hemen huzurlarinizda özür dileyecegim..
Hakaretten bahseden oldu mu ataan? Bak adam çelişki demiş (ne demiş? çelişki. )
Ama senin algın anca buna müsait işte; Hakaret nerde gösterin, söyleyin bunun neresi hakaret?
(allaha kitaba sövüyolar, ateist bunlar tribinin nefsi müdafaa versiyonudur bu; kime nerde hakaret etmişim gösterin.. üç kere daha dolan, kaldı otuzyedi fırın)
Sayin xenix, sayin gamorayi Hz.Isa peygambere tanri dedigi icin elestirmedim..Bu inancta olan bir kisinin bu konuda ne isi var onu ifade ediyorum..Hedefiniz sadece Müslümanlarin inandigi Allah sa o ayri..
Kafa buluyorsunuz siz ikiniz gercekten saka gibisiniz..
Bakin cümleyi buraya aliyorum, hakaretten neden bahsettigimi görebilirsiniz umarim..Celiskiden bahsettigi birinci cümlede HAKARET ten bahsediliyor..
Celiskiden neyi kastediyorsunuz o zaman Pardon..Siz kendiniz bile anlamiyorsunuz sanirim ne yazdiginizi..Bende oturdum size aciklama yaziyorum..Mantiga felsefeye girmeden önce bana kalirsa biraz Türkce calisin..
Ben inançlara hakaret etmem.
Allah’a inanan biri mantıksızdır.
denseydi bunu çelişki olarak algılamaz mıydınız? 🙂
xenix
Senin deyiminle “hakaretten bahsedilen birinci cümledeki çelişkiden” bahsedilmiyor ataan, iki cümle arasındaki çelişkiden bahsediliyor. Dedim ya kaldı otuzyedi.
hakaretten bahsedilen
gamaro tarafından Çar, 29/12/2010 – 10:43 tarihinde gönderildi.
Senin deyiminle “hakaretten bahsedilen birinci cümledeki çelişkiden” bahsedilmiyor ataan, iki cümle arasındaki çelişkiden bahsediliyor. Dedim ya kaldı otuzyedi.
Iki cümle arasindaki Celiski nedir? Birincide hakaret etme hakki vermez denirken ikincide hakaretmi varda celiski anketi aciyor filozofumuz?
Sanirim sizin kaldi 80 🙂
İşte bir noktadan sonra aklı aradan çıkarmak böyle oluyor:)
Allaha inanan biri mantiksizdir degil bu cümleden cikmasi gereken..Allaha inanan biri Tanri Tas paradoksunda Allahi inkar ederse evet bu mantiksizdir bu celiskidir..
Öte yandan Hz.Isa peygambere Tanri diyen siz Yani bir insanda olsa bir tanriya inaniyorsunuz, peki siz kendi tanrinizi inkar etmiyormusunuz, kendi tanrinizi aciz duruma yada kudretini sinirlamiyormusunuz yorumlarinizla sayin gamaro..Sizin söylemlerinizi bir ateist söylese anlarim derim adam zaten inanmiyor ama sizin inanmak icin tercih ettiginiz bir Tanriniz var..
Şeref Bey teşekkür ederim,
Üstün Dökmen bir tiyatro oyununda yanlış bildikleriniz adlı bir konuya değinmişti, orada Hz.Mevlana’nın Mesnevisinde “ne olursan ol yine gel” yazmadığını bunu bizzat, kendisi teyid etmişti o yüzden sordum:) ama şimdi kafam yine karıştı benim siz var diyorsunuz ve bunu belgeliyorsunuz, diğer taraftan Sayın Dökmen yok diyor ciddi bir araştırmacı yazar kendisi valla şaşırdım ben:)
bir tuhaflık var ama nerede? en iyisi sizin verdiğiniz bilgiyi Üstün Hocaya bildireyim ben bakalım ne diyecek…
yeniden teşekküler…
Ama o öyle olursa bu böyle olursa şu nası şöyle olur o zaman?
neymiş ataan, demek ki anlamamışsın kardeşim. Hiç mi anlamamışsın, hayır hiç anlamamışsın. Peki anlaman şart mı? değil elbet.
ATAAN: “Öte yandan Hz.Isa peygambere Tanri diyen siz Yani bir insanda olsa bir tanriya inaniyorsunuz, peki siz kendi tanrinizi inkar etmiyormusunuz, kendi tanrinizi aciz duruma yada kudretini sinirlamiyormusunuz yorumlarinizla sayin gamaro..”
Yaklaşmışsınız sayın Ataan. Teğet geçiyorsunuz. Dur bakiim, içinden geçiyorsunuz. Dikkat edin anlamak üzeresiniz!
Evet işte bu; gamaro tanrıyı ölümlü kabul ediyor ve tüm tanrıları ve tek tanrıyı da reddediyor. Tanrı dediğiniz şeyin insanlardan ibaret olduğunu söylüyor. Tanrıları insanların yaratarak, sonra onu yaratan insanların diğer insanları onlara tapındırdığını bunu başaran insanların tanrı adına dünyayı yönettiğini söylüyor.
Ya gamaro, lütfen kullarınıza eziyeti bırakınız:))
Sayin gamaro,Kardesiniz olacak yasta oldugumu sanmiyorum yazdiklarinizdan ve tarzinizdan dolayi, sizin yasinizin benim tahsil sürem kadar oldugunu düsünüyorum aciklama yerine fevri ve alayci yaklasimlarinizi gördükce..Bahsettiginiz celiskiyi bile aciklayamacak kadar celiskidesiniz..
Sayın ataan sizi kırdıysam bağışlayın. Ben 41 yaşında bi ev hanımıyım. Sizin gibi eğitimim yok ama kendimi geliştirmek için çok çabalıyor ve ne bulursam okuyorum. Ama ben de fikir beyan edebilirim burda değil mi? Saygılar.
Ben gamaro’yu cinsiyetsiz biliyordum, hatta insan olduğundan da kuşkuluydum, öğrenmenin yaşı yokmuş valla:)))
Sayin gamaro, bende sizi kirdiysam bagislayin..Amacim kesinlikle kisiliginize yada inanclariniza saldirmak yada inancinizi degistirmek degil..Akran sayiliriz bende 42 yasinda Hukukcu bir beyim..Burdaki paylasimlar cok ilginc geldigi icin katilmak fikir alisverisinde bulunmak istedim..
Fikirlerimizi her yerde paylasabiliriz tabiki, foruma ilk yorumumda da belirtmistim, Üniversite yillarimda Anayasa hocamin hic unutmadigim bir sözüdür..”Senin bana yumruk atma özgürlüğün, benim burnumun ucunda biter..”
Saygilarimla..
:))))
valla bende gamaroyu bir türlü çözemedim:P
joker gibi maşşallah:))
Hüseyin AKTAŞ :
…………………………………………
Hüseyin AKTAŞ :
…………………………………………
Hüseyin AKTAŞ :
………………………………………….”
Hüseyin AKTAŞ :
………………………
Hüseyin AKTAŞ :
………………………………….
…………………………………
ATAAN :
Anayasa hocası sallamış…
Burnumun ucuna doğru gelen yumruğu ben gördüğüm an yumruğu basarım…
Hastanenin acilinde:
-Ama ben sadece burnunun ucuna kadar gelecektim
…deyiver?
Bana ne!
Hukukçu hazret diyor ki;
-İnancıma hakaret edemezsin.
Doğru diyor.
İnancına hakaret edene beraber hakaret edelim de…
…inandığın şey ile inancın bir midir?
Diyelim ki “kapı kolu”na inanıyorsun.
Sen kapı koluna inanıyorsun diye ben tuvaletimden kapı kolunu sökecek yerine boncuklu paravan mı koyacağım?
Herif ineğe tapıyor…sen burada onu yiyorsun!
Diğeri boğa yı kutsal görüyor, İspanyol zevk için onu kılıçtan geçiriyor.
Demek neymiş?
“İnanç” mekanizması ile “inandıkların” aynı değilmiş.
Senin inanç mekanizmana lafımız yok…
…karşına geçip İNANCIN ile dalga geçen de yok.
Ama inandığın şey sende değer…bende zırva.
Bu farkı nasıl göremezsiniz?
Nasıl?
Bu arada ben de gamaro yu iroc Z 28 sanıyordum…değilmiş:)
hola, iroc Z 28 o bikere camaro:))))
gamaro bölee uzatarak söylenmeli:)) kamarot camaro fln gibi değil 😛
Matematik ve tanrı… Ben hiristiyanım, müslüman arkadaşların ititazlarını da anlayabiliyorum… Ama tanrıya inanan bir insanın bu paradoksa dindarca dahil olmasını garip buluyorum.. anlayamıyorum.. Gödel haklıdır, Bertrand Russel haklıdır.. paradoks paradokstur.. ama matematikten çok söze inanıyorum demek yeterlidir, hem ince hem sakin..
Sayin Hola, kimse kimsenin inandigini degistirme cabasinda degilken neden gocunup savunmaya hatta saldiriya gectiniz anlamis degilim..Ayrica tuvalet mandalinizla olan ilahi iliskiniz sizi baglar..Verdiginiz örneklerden ve konusma tarzinizdan bilgi birikiminizin boyutuna ve kalitesine hayran kalmamak mümkün degil..
…karşına geçip İNANCIN ile dalga geçen de yok.
Ama inandığın şey sende değer…bende zırva.
Sabahki bir konusmayi hatirlatti 🙂 Iki cümle arasindaki celiskiyi bulun..
Zirva olarak görüyorsaniz neden ilgilenip kafa yoruyorsunuz dinimle? Kafanizi hep zirvalarlami mesgul edersiniz? Eminim daha önemli isleriniz mutlaka vardir..
janus a katılıyorum, çözemiyoruz diye sorunu yok sayamayız.Paradoks vardır demek neden dindar biri için bu kadar zor?
Ben de ev işlerinden vakit bulursam “dinciliğin forumsal paradigması ve ilgili reaksiyonlar” mevzusunu açacağım, konu geniş ama malzeme sıkıntısı yok, hatta o kadar bol örnek var ki istatistiki bi sunum yapmayı bile düşünüyorum.
Saygılar. (hayır saygılar sunuyorum anlamında değil, kitabın ön sözünden bahsediyorum)
Soru şu:
Zirva olarak görüyorsaniz neden ilgilenip kafa yoruyorsunuz dinimle? Kafanizi hep zirvalarlami mesgul edersiniz? Eminim daha önemli isleriniz mutlaka vardir..
Bu sorunun bendeki cevabı yan başlıkta yine bir din iman mevzusunda var…buraya da taşıyayım:
“Din iman mevzularını BEYAN ediyorsanız karşı beyanlara da katlanacaksınız!
Siyasette beyan edilmekte, sanatta beyan edilmekte, eğitimde-öğretimde (aynı şey değildir) beyan edilmekte, sokakta, günlük hayatta beyan edilmekte….
…yazılı, görsel basında beyan edilmekte…her üç kanaldan ikisi dinci yayın…her on gazeteden 6 sı dinci basın…
…şurada bir bilgi paylaşım sitesinin bir başlığı altında beyan edildiği gibi.
Beyan ediliyor ise…ki ediliyor…yani oksijenimi daraltıyor iseniz ben de kendime oksijen alanı yaratmaya çaba göstereceğim demektir.
Kısacası…
…katlanacaksınız.
Aslında katlanıyorsunuz da…haberiniz yok gibi yapıyorsunuz.
Eğitiliyorsunuz yani.”
Yazmıştım.
Din iman mevzusu rafta bir kitaptır…senin dinin minin değildir. Senin o dine sadece inancın vardır…din sana ait değildir. Bir başka ifade ile “benim dinim” demek ait olduğun din anlamını içerir…sahibi olduğun dini değil.
Ondandır BENİM DİNİM dediğin dini ben zırva bulabilirim…ki bulmaktayım, bu da seni ilgilendirmez. 99% diye ortaya atlayıp biz kalabalığız saygı duyacaksın demene ise ben saygı dilenciliği diyorum…zira saygın bir taraf göremiyorum.
Saygı filan beklerken dalga geçilmesinin nedeni bundandır…
Dinini, imanını, ibadetini ya da mevzusunu kendi vücudundan bir cm dışarıya taşırıyor ve toplum içinde bunu anlatıyorsan karşıdan gelecek her türlü cevaba da katlanacaksın demektir…
…anayasa hocana iletiver bir zahmet.
Türkçede henüz sözlüklere girmese de “kıvırmak” ya da “kıvranmak” sözcüğünün, “daha önce söylediği bir sözden cayarken, yalana başvurmak, yanlışını kabul edeceği yerde binbir dereden su getirmek için kıvranmak” gibi bir dizi nahoş anlamlar yüklenmekte olduğunu hepimiz biliriz. Dil insanlar gibi canlıdır. Her canlı nasıl doğar, büyür kendine benzer bir varlık bırakarak ölürse, bir canlının üremek için de nasıl başka bir canlı ile işbirliği yapması gerekirse, sözcükler de başka sözcük ve anlamlarla işbirliği içerisinde kendi nüfusuna bazen başka anlamları kaydeder, evlatlık falan edinir… Süreç içerisinde “kıvırmak” ya da “kıvranmak” fiiline bu anlamların da ekleneceğini düşünüyorum.
Yalan söylemeyi hiç sevmem. Hiç söylemem dersem yalan olur. Hiç yalan söyleyemeyenler ruhsal olarak hasta kabul edilir. Ancak “dansöz” deyince “ben dansözlerden nefret ederim” dersem de yalan olur. Dünyada en çok saygı duyduğum, seyrederken içimin gittiği yüce insanlardır dansözler. Bir “Bahriye Çiftetellisini” “Devlet Halk Dansları Topluluğu” gibi oynayabilmeyi, oradaki köçek kızlar gibi kıvırabilmeyi başarabilmek için neler vermezdim neler? Bu yüzden ben bu sözcüğün hakaret olarak kullanılmasını da hiç sevmem. Yalancıları yermek için onlara “dansöz” denmesini sanata hakaret, yalancıya övgü sayarım…
Şakira Kemeri dansı çağrıştırır elbette. Dans kıvırmayı, dans etmek için kıvranmayı çağrıştırır. Kıvırma ise yalandan dönmek için kıvranmayı çağrıştırır. Kıvırmak ile kıvranmak ayrı şeylerdir. Kıvıran kutulur. Kıvranan mahkum olur… Şeref henüz kıvırma şerefine nail olamadan kıvranma aşamasında bulunuyor…
Şakira Kemerinin bir başka özelliği ise, beline bağladığında yapılan bel hareketi eşliğinde sesler çıkaran pullara sahip olmasıdır. Ben bu yüzden ya “ya yanıt ver” ya da bir Şakira Kemeri edinerek ortalığı gürültüye ver diyorum Şeref size! Ortalığı gürültüye vermek için kıvırmanıza ya da kıvranmanıza da gerek yok. Konuşurken elinizde sallasanız da aynı sesleri çıkarır Şakira Kemeri. Ek olarak kıvranır ya da kıvranmazsınız, sizin bileceğiniz iş. Ama dansöz ya da dansör olmanıza daha çok var. O iş öyle kolay değil. Siz dansözlükle ödüllendirecek denli aptal değilim.
Kıvranan insanların “dansöz” sözcüğü ile empati yaparak homofobik bir korku ile ayrıca kıvranması ise ayrı bir konu. Ona hiç girmeye gerek yok!
Evet Şeref,
Sizler neden bir yanıt verecek yerde kıvranıp duruyorsunuz acaba?
Darbuka da ister misin? Daha çok gürültü yapar!
Yanıt ver kendisine dansöz dediğimi sanan beyefendi;
– Tanrı kaldıramayacağı bir taş yaratır mı yaratmaz mı?
– Kaldıramacağı bir taşı yaratır da kaldırırsa, kaldıramayacağı bir taşı yaratamamış olur mu olmaz mı?
“Tanrı intihar edebilir mi ” sorusu paradoksu çözmenize yardımcı olarak tanrınız tarafından gönderilmiştir!!… Özellikle bu soruya hiç bir türlü yanıtınız yok! Çünkü her türlü yanıt beyninizdeki tanrı kavramının ölümü demektir.
Kıvırmak çok özel yetenekleri gerektirir. Dansözler yetenekli insanlardır ve hayranımdır onlara.
Şeref,
Sizler dansözlerin yanından bile geçemezsiniz! Yanızca kıvranırsınız, cehaletin pençesinde…
Haydi; cehaletini kabul et de kurtul!
Evet; işin burasına aklımız ermiyor de de kurtul!
Çok şey istemiyoruz sizlerden, bu kadar kıvranmanıza gerek yok!
Daha fazla dile düşmene de gerek yok, hadi:)
Bunu sizin inanmadığınız Kuranı Kerim’den anlıyoruz. Yani teori meori değil
matematik matematiktir, Russel ile Gödel haklıdır, paradoks paradokstur.. paradoks ciddi.. Tanrı da ciddi..İsa da ciddi, allah da ciddi.. ama paradoksu allahın sıfatlarıyla, tanrının özellikleriyle tartışmak komik.. (kızmayın) Gamaronun yaptığı, yazdığı, ilettiği her iletide aslında bu komediyi yansıtıyor.. sadece o bunu alışılmışın dışında bir yoldan yapıyor, vahdeti vücudu konuya katmanın komikliğini mesih İsa aracılığyla aktarıyor.. Russelın ortaya attığı paradoks matematik zekaya hizmet eder, değerlidir.. sonsuzluk içeren dneklemlerin sorunlarını yansıtır.. içinde sonsuzluk bulunan her denklem biraz sorunludur.. ya sonsuzluk diye bişey yoktur, yada vardır ama onun matematiksel olarak ifade edilmesinde bir eksiklik vardır.. ama insan bu noktada her zaman matematikten çok söze inanıyorum diyebilir.. bu kafidir. Küme matematiği derslerine kutsal kitapla katılınmaz, tanrı matematikle sorgulanabilir ( bakarsınız elinizde yine sonsuzluk kalır) ama matematik tanrı ile yargılanmaz, o zaman fıkralık malzeme verirsiniz sevgili Gamaro da güzelce kullanır, ben kendisine teşekkür ediyorum, ben söze inanıyorum ve sevgilerimi iletiyorum (sevgiyle kal Gamaro:)
Janus:)
Ben hep derim zaten, konu felsefe olunca kilise açık ara önündedir caminin, eline sağlık, sevgi ve sağlık:)
İlgi: Yukardaki yazınız,
İkisini de sildim. Bir münakaşa da biri üzülecek, biri de buna seyirci olacaksa bırakın üzülen taraf ben olayım. Sivri dilli biriyimdir ama çokda sevecen ve merhametliyimdir.
Belki de kendimi öyle zannediyorumdur.
Ama bildiğim bir şey var; önce sinirlenip ezmeye çalışır, sonra da pişman olur ve yaptıklarımdan dolayı kendimi suçlarım.
Bunları sebepsiz ve durduk yere yapmasam da inatlaşmanın gereksizliğine kalpler kırılmadan önlem alınması inancında olanlardan biriyim.
Her zaman; “Karşı taraf suçludur!” diye bir kayıt yok. Belki de suçun, kabahatin fazlası bana aittir.
Her ne kadar bu satırları yazıyorsam da bir kaç gün sonra güdülerimin egosuna kapılarak herkes gibi ben de yine deli deli esebilirim. Ama kendimi yine kendim frenlerim.
Köpeklerden ve kedilerden bile esirgemediğimiz insan sevgisini birbirimizden esirgemenin izah edilir bir mantığı varmıdır?..
Dün geçti.. Yarın ise bir meçhûl.. Öyleyse bugün kardeş olalım…
Saygılarımla.
Burda dile getirilmişti. İnanmıyorsanız yazmayıverirsiniz olur biter. Zaten burda konu açanların çoğu (hatta bu konuda) ateistler. Allah’ a inanan mü’minler/müslümanlar kanıta ihtiyaç duymaz. Bu kadar basit mevzuları neden uzatıyorsunuz? Kardeşlerim 3. posttaki linki incelesin.
Bundan eminim. İşin bide acaba tarafı var.
Matematik… İş köpük evrenlere gelince ateistler için akan sular durur. Hatta bazı ateist sitelerde evrenin sonsuzdan beri var olduğunu iddaa edenler bile vardır. Sonsuzluk demek için zamansız olmak gerekir. Biyerlerde bunla ilgili güzel bi örnek vardı. Bulursam eklerim.
İnanmıyorsanız yazmayıverin olsun bitsin. Bugün varız yarın yokuz burda.
Ya yarından sonra başka yerde olursak? O zaman bütün paradokslarımızın cevaplarını alırız. Demekdikmi “Allah’a inanan mü’minler”inanç… Kanıta ihtiyaç yok benim için…
KONUMUZ:
Aşkın Simurg’u Hz. Mevlânâ.
Sayın: Üstün DÖKMEN hoca bu konuda şüphesiz benden daha bilgili, daha söz sahibi bir insandır lakin, Üstün Dökmen hoca herşeyin doğrusunu biliyor anlamına gelmez.
Bunları şunun için anlattım. Her hangi bir Prof. Filozof, İlim, bilim adamı %100 doğru olacak kuralı, eşyanın tabiatına aykırıdır. Hz. Mevlânâ da hata yapmış olabilir.
“Ne olursan ol, yine gel” şiiri diyelim ki Hz. Mevlânâ’nın.
Biz o zaman Hz. Mevlânâ’nın: “Git, istediğin kadar günah işle, gel, tekrar günah işle, tekrar gel, bunun sayısı isterse 100.000’e çıksın korkma!” diye mi algılayacağız? Evdeki hizmetçi kızı azarladı diye oğlu Sultan Veled’e kızan ve bu tür hareketlerden men eden bir insan müslümanlar 100.000 günah işlesenizde yine gelin dermi?
Gel, şiirini söylemiş de olabilir, söylememiş de. Elimizde orijin bir mesnevi kaynağı yoktur. Yazım dili olan farsçadan derlemedir. Mesnevinin Hz. Mevlânâ’ya ait olduğu kesin olmasına rağmen az miktarda da olsa içine ilaveler girmiş olabilir. Mesnevi, Hüsamettin Çelebi tarafından ihtilafa gerek kalmıyacak şekilde 6 cilt olarak yazılıp bitirilmesine rağmen birde 7. Cilt çıkarılmış ve Mesneviye eklenmek istenilmiştir. İsmail Ankara’vi (Rüsuhi Efendi) de bunu şerh etmiştir v.s
Size yazdığım kaynak bendeki mevcut olan Merhum A. Avni Konuk’un Mesnevisinden yazmış olduğum bir belge niteliğindedir. Fakat kanıt yerine geçmez. Çünkü merhum Avni Bey (K.S) şiir hakkında fazla bir yorum yapmamış, yarım sayfa tutarında bir yer kaplamaktadır. Merhum Abdulbaki Gölpınarlı’nın eserlerinde de bu şiir vardır. Bir çoğunda ise yoktur. Doğrusunu Allah bilir deyip noktalıyorum.
Selamlar.
Beri gel, daha beri, daha beri
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
Bu hır-gür, bu kavga nereye dek?
Sen bensin işte, ben senim işte
Ne diye bu direnme böyle?
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
Sağ soluna yan bakar, ne diye?
İkisi de senin elin, ikisi de
Peki kutlu ne, kutsuz ne?
Hz. MEVLÂNÂ
Şeref Bey yenden teşekkür.
uzun açıklamanız için sağolun, işte geçmişteki bir çok şeyin doğru olup olmadığı anlaşılmıyor günümüze gelene kadar değişebiliyor fln falan… neyse ben yine ikilemlerimle başbaşayım bir çok konuda olduğu gibi:)
Şeref,
Demişin ki: HATA … Adem’i örnekleyerek…
Ne hata yapmış Adem ? Bi düşün.
Neymiş “söz dinlememiş”; Yemeyeceksin… Sana ilginç gelen noktalar yok mu?
Benim için var: Yahudi krallığının en büyük yalanı ve onun rahiplerinin kendini temize çıkardığı yeryüzünün en korkunç iğrençliği : Söz dinle … Benim sözüm en geçerli en değişmez en mutlak olandır. İtaat et… Kime ?
Tanrıya mı?
Tanrı ortada yok ve fakat rahip, kral, kumandan vs. onlar hep var oldular ve onlar yasakları koyma adına, kendi çıkarları için, diğerlerini en insanca güdüler için bile cezalandırır konuma gelme adına, bu saçmalığı icat ettiler. Artık tanrı adına (ortada olmayan) diğerlerini baskılama ve onların özgürlüklerini yoketme alanında büyük gelişme kaydettiler.
Söz dinlememiş! ve bu ne büyük hataymış ki olabilecek en büyük cezayla, cennetten kovulmuşlar. Puah…
İnsan olmaktan utandıran bir tanrı… Zavallılığın tanrısı…
Daha da kötüsü, rahip, din adamı olmayan birilerinin bu baskı alanını sonuna kadar kullanması… Diğerleri bilmiyor ukelalığı ile, bu ULU zat onlara öğretici konumuna geçerek ne üdüğü belli olmayan AHLAK söylemleriyle güya kendini farklı bir konuma getiriyor. Kendini beğenmişliğin üst sınırlarında gezinen bu psikopatlardan bizi koruması için kime yalvarmak lazım inanın bilmiyorum.
HoLa tarafından Çar, 29/12/2010 – 13:52 tarihinde gönderildi.
Din iman mevzusu rafta bir kitaptır…senin dinin minin değildir. Senin o dine sadece inancın vardır…din sana ait değildir. Bir başka ifade ile “benim dinim” demek ait olduğun din anlamını içerir…sahibi olduğun dini değil.
Ondandır BENİM DİNİM dediğin dini ben zırva bulabilirim…ki bulmaktayım, bu da seni ilgilendirmez. 99% diye ortaya atlayıp biz kalabalığız saygı duyacaksın demene ise ben saygı dilenciliği diyorum…zira saygın bir taraf göremiyorum.
Saygı filan beklerken dalga geçilmesinin nedeni bundandır…
Dinini, imanını, ibadetini ya da mevzusunu kendi vücudundan bir cm dışarıya taşırıyor ve toplum içinde bunu anlatıyorsan karşıdan gelecek her türlü cevaba da katlanacaksın demektir…
…anayasa hocana iletiver bir zahmet.
Sayin Hola, (Size ragmen)
Ancak bir kalabalik olabilirsiniz zaten ötesi olamaz..Sizin gibilerin en bariz özelligidir karsisindakini kücük görmek, alay etmek ama bunu yaparken acizliginiz o kadar cok ortaya cikiyor ki Acizliginizden sadece ve sadece kin, öfke dolusunuz, hep saldiridasiniz..Sizin isiniz gercekten zor..Düzgün kurdugunuz bir cümle okuyabilmek sanirim kismet olmayacak..
NE ANLATMAK İSTEDİĞİNİZİ TAM OLARAK ANLAYAMADIM.
Ne hata yapmış Adem ? Bi düşün.
Biraz daha sakinleşerek soğukkanlı bir şekilde duygu ve düşünceıerini ortaya koyarsan, ben de sizin neye inanıp neye inanmadığınızı bilirsem en azından ne yazacağımı bilirim.
Kızdığın şeyler kısmen doğru,
Ben yanlış materyallerle yola çıktığını düşünerek hedef noktadan uzaklaştığını düşünüyorum. Belki de durum tam tersine de olabilir. Bunu ancak önce birbirimizin ne söylemek istediğini anlayarak anlayabiliriz.
Aslında eğer benimle konuşmak istiyorsan önce neye inanıp neye inanmadığını anlamam konusunda yardımcı olursan, benim de sana o konudaki düşüncelerimi ön yargısız aktarma fırsatım olur.
Cevap vermede gecikirsem lütfen kusura bakma. Çalışıyorum.
Selamlar..
Gelin şu işi bağlayalım.
“Tanrı yarattığı taşı hem kaldırabilir hem kaldıramaz. Hem o taşı yaratabilir hem yaratamaz.”
dersek sorun kalmaz.
xenix
xenix;
Siz nasıl istiyorsanız, size göre öyle olsun. Size sorun olmasın. Size ne desekte zaten anlamayacaksınız. Tıpkı “Gerçi nasıl tanrı bu anlamadım, bir taş bile KALDIRAMIYOR” notunuz gibi. Aslında siz dini konularda yazmasanız hiç sorun kalmaz. Nasıl olsa inanmıyorsunuz/inanmayacaksınızda!
Siz yazmayın sorun olmasın:)
İlgili not benden önce yorum yapan bir müslüman kardeşimizin, Allah bir şey kaldıramaz yazısı üzerineydi. Dikkatli okursanız görürsünüz. 😉
xenix
Sevgili xenix bahsettiğiniz yazıyı ben yazmıştım. Bilgisayarm uyumasın:) Sadece bunların hepsi mecazidir. Görmek, duymak, hepsi örnekleme. Soruların hepsi peşpeşe geliyor. Kaç tane gözü var. Gözleri sonsuz mudur? Biz bu kadar anlayabiliriz. Kaldıramaz demedim ben. Kaldırmak eylemi bu dünya hadi açalım canlılar için. Allah’ ın sıfatlarında taş kaldırmakla ilgili bişey var mı? Dikkatli okuyalım.
Eğer konu köpük evrenler oluyorsa hiç bir sorunla karşılaşmıyoruz. Başka sitede rastladım:
-Bence evren sonsuz değil. Evrenler sonsuz tane.
Ama forumdaşlarımız konu Allah olunca sonsuzluk kavramlarına inanmaz. Ama köpük evrenlerde hiç bi sorun çıkmaz.
İtiraf ediyorum. Sanal ortamda bu güne kadar tanıdığım en iyi iki ateistten bir tanesi sizsiniz:)
Yukarıda ki şemada iki farklı Allah kavramı var. (Eğer bir başka modeli varsa, onuda sizden dinlemek isterim)
A şemasında ki Allah her yana sonsuz boyutta. Dolayısı ile kendi dışında bir alan yok. Kendi içinde ki alanların özelliklerini de bünyesinde barındırır. Sufilerin Vahdeti Vucud dedikleri durum.
B şemasında ise Allah ayrı bir yerde, doğa, canlılık başka bir yerdedir. Bu durumda dediğiniz gibi Allah kaldırmaktan münezzehtir. Çünkü kendisi dışında bir kümededir “kaldırmak” eylemi. Fakat burada ki sorunda Allah’ın herşeyi kapsayamamasıdır.
Ben anlatılmak istenen Allah kavramının A şemasındaki gibi olduğunu sanıyorum ve alt kümelerinin özelliklerini de barındıran bir Allah kavramından bahsedildiği üzerine yorumlar yapıyorum. Ama sizin inancınızı bilemem. Hangisine daha yakın?
xenix
xenix tarafından Per, 30/12/2010 – 22:27 tarihinde gönderildi.
Gelin şu işi bağlayalım.
“Tanrı yarattığı taşı hem kaldırabilir hem kaldıramaz. Hem o taşı yaratabilir hem yaratamaz.”
dersek sorun kalmaz.
Soru: Sen hic aruz vezniyle redox problemi cözdünmü ? :))))))
Kaldirmak
Kaldiramamak
Agirlik
Dogmak
Ölmek
Zaman ve Akliniza gelecek herseyi Allah yaratmistir, sadece yarattigi canlilar icin..Bunlar ancak yaratilanlar icin ölcüdür..Bu sorudaki mantik yanlis oldugu icin cevabi yoktur..”Allah’in kaldiramayacagi tas” diye bir sey yok..Yukarida sordum gerci ama aruz vezniyle redox problemi cözmeye calisiyorsunuz..Maksat sacmalayarak kafayi bulandirmak degilmi, Sacmalamak özgür bir tercihse bide ben kullanayim bari;
-Bu adam essiz bir ressam..
.Eeee, bana asla cizemeyecegi bir resim cizsinde onun ressam olduguna inanayim..
– ? ? ? ?
Ama zaten benim bir din inancim yok, bu tür mantik illizyonlari yapip dinlere hakaret ederek masturbasyon yapiyorum diyorsaniz o ayri..
Birde anlamadigim nokta inanci olmayan insanlar neden inanci olanlara karsi hep nefret doludur? Neden hep onlara saldirirlar? Inancli bir insan sizin bu tuzaginiza düsüp size inanarak dini inanclarini kaybetse bu sizi cokmu mutlu eder, Yada elinize ne gecer?
Sanırım sizin Allah tanımınız B şemasına uygun Ataan bey.
xenix
xenix tarafından Cum, 31/12/2010 – 13:28 tarihinde gönderildi.
Sanırım sizin Allah tanımınız B şemasına uygun Ataan bey.
Sayin Xenix, Benim inancima göre var olan görebildigimiz yada göremedigimiz hersey Allah tarafindan yaratildigi icin B semasi gibi görünüyor..Kendi inancima göre bu sorunun cevabini ben verdim..Baska inancta olanlar kendi inanclarina göre cevap vereceklerdir dogal olarak..Bu sebeple herkesin ayni cevapta hem fikir olmasi mümkün degil..
Bu arada size bir özür borcluyum hakkiniz gecmesin..Sizi baska bir yorumcuyla karistirdigim icin cevabim haddini asmis sertlikte ve kabalikta olmus bunun icin Sizden özür diliyorum..Mesajlari alintilama imkanimiz olmadigi icin birde yogun mesajlasma trafigi olunca gerci mazeretin arkasina saklanmak istemiyorum ama gercekten Yaptigim saygisizlik icin Sizden tekrar tekrar özür diliyorum..
ATAAN Yazdı:
-Bu adam essiz bir ressam..
.Eeee, bana asla cizemeyecegi bir resim cizsinde onun ressam olduguna inanayim..
– ? ? ? ?
Sayın Ataan,
Peki benim soruma sizin bir yanıtınız var mı?
Yani: “tanrı intihar edebilr mi?!…”
Yani onun yarattığı(?) en basit bir akrebin bile ateş ortasında kalınca kendini sokarak öldürme gücü varken böyle bir gücün tanrıda olmadığını söyleyemezsiniz. Ama söylerseniz de onu sınırlamış olursunuz. Tanrı ise sınır tanımaz.
Eğer yine “bu kavramlar, sorular yanıtlar insanlar için geçerli” diyorsanız ve son yazılarınızda şematik olarak tanrıyı B kümesinde görüyorsanız, tanrının insanlar tarafından bilinemeyecek bir yerde olduğunu kabul etmeniz gerekiyor…
Hiç bir dindarın inançlarının yıkılması şahsi olarak beni mutlu etmez. Aksine onların sığınaklarını yıkmaktan ve yerine yeni bir sığınak kurmakta yetersiz kalacağım için acı bile çekebilirim… Ancak diğer ateistleri bilemem ama benim ateistliğim marksizmden gelir ve bu tartışmadaki amacım;
– Tarif edemediğiniz
– Sınırlarını ve sınırsızlıklarını bilmediğiniz
– İnsan aklı ile anlaşılamayacak olan bir tanrı adına
Evet; tanrı adına yeryüzünde sistemler tesis etmeye kalkan zihniyetin yıkılmasıdır.
Siz de biliyorsunuz ki, tanrı yeryüzündeki sömürüye, baskıya, zulme, hırsızlığa arsızlığa asla müdahil değildir… Hatta nedeni anlaşılamayan bir takım olayları bile tanrıya bağlayanlar vardır. Hani “yoksulluk kader değildir” dediğimizde bizleri tanrıya karşı gelmekle suçlayanlar. Yeni doğmuş yada bir kaç yaşındaki bir çocuğun, bir magandanın işlediği trafik kazasında ölümünü tanrıya bağlayanlar vb…
Kısacası, dünyanın düzeninde tanrı adına kurallar işletenler, bu dünyayı kana bulayanların başında geliyor. Bu dünyada daha güzel bir hayat var. Bu olasıdır ve bu hayatın önündeki engellerden biri de ne yazıkki tanrı adına hareket edenlerdir… Ben sosyalistim ve bu anlamda “din kamusal alanın dışına çıkmalıdır” diyorum. Bireyin kendi iç dünyasındaki bir sorundur diyorum.
İnsanlığın acılarına kısmen ruhsal bir derman olan din ile özel bir sorunum yok. Ancak felsefi boyutta bir tartışma yürütebilecek denli olgun insanlarla tanrı fikri üzerinde de tartışma neden yapmayalım? Siz de şöyle sorun tanrıya; “E güzel allahım, bu dinsizleri neden yarattın?” Tabi şöylebir yanıt alacaksınız; “Sizi sınamak için”… Demem o ki bizlerin sorularını da sizler tanrının gönderdiğini düşünüp rahatlayabilir ve tanrınıza inanmaya devam edersiniz. Benim açımdan bu durumda bir sakınca yoktur. Ancak inanmak ile bilmek arasındaki farkı da anlayın. Siz bilmeden teslim olmaya gönüllü olduktan sonra buna kimsenin diyeceği bir şey yok. Yeterki toplumsal alanları bilgiye dayalı; gerçeğin bilgisine dayalı kuralım. Siz de gidin camide, kilisede, havrada ibadetinizi yapın.
Kısacası dinlerin toplumsal yaşama katkısı olsa da, toplumsal yaşamı adil bir biçimde düzenleme gücünün olmadığını kabul edin…
Saygılar.
Hüseyin AKTAŞ tarafından Cum, 31/12/2010 – 15:57 tarihinde gönderildi.
Sayın Ataan,
Peki benim soruma sizin bir yanıtınız var mı?
Yani: “tanrı intihar edebilr mi?!…”
Hüseyin Bey, Ölüm yaratilmislar icin yaratilmistir..Hayatida ölümüde yaratan Allahtir..Siz Allah’i kendi yarattiklarinin icine sokmaya calisarak mantik yürütemezsinizki..Tanri nasil intihar etsin, Ölümü yaratan O..Ölüm bizler icin yani faniler icindir..Yani sorunun ana temasi Ölüm oldugu icin sordugunuz soru, soru bile olamiyor..Bu benim inancim olan islamiyete göre böyledir..Digerlerinin inanclari ve mantiklari ayni olmadigi icin kimisi intihar ettirir kimisi ettirmez..Inancinizla alakalidir..
Diger söylediklerinize tüm kalbimle katiliyorum..Dinin sömürülmesi..Bundan menfaat saglanmasi..Su an bolca gördügümüz seyler..Ama bunu yapanlar insanlar..Tanri yada din yapmiyorki bunu..Ben namaz kiliyorum göstermelik, millet bu adam namazinda niyazinda dürüst adamdir diye düsünsün diye sonra millete etmedigimi birakmiyorum..Eee simdi burda dinin Tanrinin sucu ne? Namazla milleti ben kandirdim, benim namazimi görüp iyi insan oldugumu sananlar kendi kendilerine onlari kandirmama firsat verdiler..Ben asla iyi bir insan degildim hirsizdim katildim falan ama bunu nasil örterim milleti keklemek icin, onlarin zayif yerleri olan dinden vurarak..Dindar oldugumu görürlerse bana inanirlar güvenirler bende istedigim hirsizligi yolsuzlugu yaparim..Genel hata bu degilmidir?
Bakiniz dini kullanarak insanlar neler neler sahibi oldu benim canim memleketimde..Bu konuda size tamamen katiliyorum..
Ataan bey, bence bütün yorumları en baştan okumalısınız…
sebebini sorarsanız, bazı yorumlarınız daha önceden yanıtlanmış şeyler…
Tanrı 4 köşeli bir üçgen çizebilir mi sorusuna denk bir sorudur 🙂
Hayır değildir. Dört köşeli üçgen (tıpkı yuvarlak kare gibi) bir tanımlamanın kendi içinde taşıdığı çelişkiyi ifade eder ( contradictio in adjekto) Hatta mantık* dilinde bunun için “saçma” da denilebilir.
Bu bakımdan tanrının dört köşeli bir üçgen (veya yarıçapları eşit olmayan bir daire) çizip çizemeyeceğini sormak mantıken bir paradoks oluşturmaz, sadece saçmadır.
Ortada mantıken bir paradoks yok ise*, saçma, yafta değil midir?
Tanrının en büyük zaafı; endirek oluşudur. Kavim mi yokedecek, güya “Yokol” demesi yeterliyken üzerlerine taş yağdırması, sel göndermesi hem doğayı kullanış biçimini sorgulamamıza hem de kendisinden şüphe duymamıza neden olmaktadır.
Ve tabii en önemlisi; şeytanı bir türlü yokedememesidir.
Hele hele tüm insanlığı tek kelime söylemesiyle “ahlaklı!” yapacağı yerde görece mesihler yollaması hayret vericidir. Bu mesihlerin dünyayı daha çok karmaşaya sürüklemesi ise iyice acayiptir.
Dincilerin bu tip sorulara verdiği cevap şudur : Hikmetinden sual olmaz. Bu cevap tanrıyı güçlendireceği yerde, aksine dinciyi güçlendirir. Artık onun yerine kural koyucu olabilir.
Maestro, forum metnine konu edilen soru bir paradokstur, sizin söylediğiniz şey ise değildir.
Gamaro, ben tanrının kaldıramayacağı taş = 4 köşeli üçgen diyorum. Yani?
Tanrının keyfinin kahyası sen misin canım, ister taş düşürür ister “yokol” der, ister yıldırım düşürür.
Paradoks, mantık çıkmazıdır.
4 köşeli üçgen, tanım yanlışlığıdır.
İkisi arasındaki farkı anlaman için iki örnek vermeme izin ver.
xenix
Tamam işte, isterse de söz olup yeryüzüne iner ve beden alıp aramızda yaşayarak haç üzerinde ölür ve üç gün sonra da yeniden dirilir, sen tanrının keyfinin kahyası mısın?
E noldu Maestro? Yok ama o başka değil mi?:))
peki.. biraz zorlayarak da olsa şöyle yapalım o halde;
-tanrı dört köşeli bi üçgen çizebilir mi?
-çizebilir
-zaten de çizebilmesi gerekirdi
-neden?
-çünkü tanrının çizemeyeceği hiçbirşey yoktur
-evet, doğru
-peki bu üçgenle istediği herşeyi yapabilir mi?
-onu da yapar tabi, tanrının gücü herşeye yeter dedik ya
(burda herhangi bir çelişki yok)
-tanrı kaldıramayacağı taşı yaratabilir mi?
-yaratır
-peki onu kaldırabilir mi?
-a) kaldırır ( ama bu durumda kaldıramayamayacağı bir taşı yaratamamış olur)
-b) kaldıramaz ( o zaman da gücü herşeye yetmiyen bir tanrı olur)
Bu paradoksların neresini zorluyorsunuz ben anlamıyorum Maestro.. Matematik mantık işte, içinde sonsuzluk ve mükemmellik barındıran her küme kendi üzerine gönderme yapılınca kendiyle çelişkiye düşüyor.
Allah benimle direk konuşur mu…ya da ne bileyim saklanarak falan bana görünmeden benimle iletişime geçer mi…
…mesela bana gelip “Aklını başına topla, ne o ateistlik filan” der mi?
Allah direk olarak bir insanı muhatap alır mı?
Gamaro, gerçekten burda fatal error yok mu yani şimdi? Sen çelişki yok demişsin.
Tekrar aynı şeyi yazmalıyım galiba, “tanrının kaldıramayacağı taş = 4 köşeli üçgen diyorum”.
Evet 4 köşeli üçgen, tanım yanlışlığıdır fakat tanrının kaldıramayacağı taşta aynı şekilde tanım yanlışlığıdır. Çümkü sen tanrıdan bahsediyorsuni benden değil ve tanrıdan bahsediyorsan tanrı kavramının özelliklerinide kullandığın tanrı kavramına yüklemek zorundasın, yok yüklemem diyorsan o zaman o tanrı değildir zaten. Tanrının özelliği herşeye gücü yeten olduğuna göre, bu açıdan bakınca “tanrının kaldıramayacağı taş = 4 köşeli üçgen” oluyor.
tanrı domates suyu içebilir mi ?
tanrı domatesi ezip suyunu çıkarabilir mi?
bu iki sorudan hangisi (veya hangileri) dört köşeli üçgendir sana göre ve neye göre?
Yazdım gitmemiş, gönderim yaparken bağlantı kesildi sanırım, tekrar;
Temel kabul tanrının herşeyi yapmaya muktedir (mükemmel) olduğudur (buna dört köşeli üçgenler ve her türlü saçma şeyi yaratmak da dahil)
Amaç ise bu herşeye muktedir oluşu (mükemmeliği) matematik mantıkla sorgulamak.
Bunu yapmanın yolu da doğrudan sistemin mükemmelliğine (herşeye muktedir oluş) göndermede bulunan sorular sorabilmekten geçiyor.
Bu bağlamda; tanrı dört köşeli üçgen çizebilir mi sorusu sistemin kendisine bir gönderme içermez, ama taş sorusu içerir. (yani dört köşeli üçgenle tanrının kaldıramayacağı taş aynı şey değildir)
Dört köşeli üçgen bir tanım hatası (hatta saçma) bile olsa, herşeyi çizmeye muktedir bir varlık tarafından yine de çizilebilir. (ya da çizilebileceğinin kabul edilmesi sistem içi başka bir ilkeyle çelişki teşkil etmez, diğer bir ifadeyle tanrı kendisiyle çelişkiye düşmez.) Ama taş örneği böyle değildir, daha doğrusu tanrının o taşı yaratabilmesi dört köşeli üçgen gibi “saçma” bir şey yaratması kadar kolay değildir. Çünkü o taş tanrının durduğu, yaratsam olmaz yaratmasam olmaz dediği ve kendiyle çelişkiye düştüğü andır, paradoks olması da bundandır.
Bu durumda ya herşeye muktedir bi güç yoktur/olamaz, ya da olsa bile biz onu matematik mantıkla ifade edemeyiz. Daha iyi bi matematik bulana kadar tanrı bu matematikle sorgulanabilir, beğenseniz de beğenmesiniz de sonuç budur, ama matematiği tanrıyla yargılamak için önce o tanrıyı bulmak (veya onun ortaya çıkması) lazımdır.
Aslında burada tanrıya inancı olan birinin yaptığına benzer bir şey yapıyorsunuz…
…ortaya sıkça sorulmayan…belki de yeni ya da saçma bir soru koyuyor sonra da bunu tanrıya havale ediyorsunuz.
Taş kaldırır mı?
Üç kenarlı dörtgen çizebilir mi?
370 derece açıyı bir kerede pergelsiz yapar mı…
Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır mı?
Pekiii…üfüren tanrı olursa?
Hani tanrıcılık oynayanları kendine örnek alıp onun yerine yerine tanrıya insancılık oynatma gibi bir şey…
Ben şu yukarıdaki oldukça pragmatik olduğunu düşündüğüm sorumu boşuna yazmadım aslında:
“Allah alelade bir insanla konuşur mu…mesela benimle?
Saçma gelebilir ama ciddiyim bu sorumda….
Mesela şu anda yazımı yazdığım ekranın arkasından benimle iletişime geçmesi mümkün müdür…vahiy falan olmadan.
Cevap verecek birileri kalmadı mı yahu?
Hola,
“Allah benimle direk konuşur mu…ya da ne bileyim saklanarak falan bana görünmeden benimle iletişime geçer mi…
…mesela bana gelip “Aklını başına topla, ne o ateistlik filan” der mi?
Allah direk olarak bir insanı muhatap alır mı?”
vallahide billahide benle iletişime geçiyor bir şekilde. bak şimdi inanmayacaksınız ama biri benle konuşuyor iç sesiyle bu tanrı kesin. yani sesi kulağımla duymuyorum ama hissediyorum. bu durumu psikoloğa da anlatmıştım sesin bir erkeğe mi kadına mı ait olduğunu sormuştu. bana göre erkek sesi:)))) tanrı ya erkek olmalı öğretilmişlikler belkide bu kısım:)
bakın hatta bana darılıp küstüğüde oluyor. ama aramız iyiyken bana öyle çok yol gösteriyorki.
misal test fln yaparken eğer a) şıkkı ile b) şıkkı arasında kalırsam hemen doğru olanı fısıldıyor. şimdi siz bana inanmakta zorlanabilirsiniz ama böyle yani:)) denedim kaç kez. size neden yalan söyliim!!!
hayatımı ben yönlendiriyorum ama o da yardım ediyor. sonra bir gün dedim ki ona ben:
nası iş bu şimdi “dedim. “sen benle oyun mu oynuyorsun? “
hiç sesini çıkartmıyor bu sorular karşısında:)) vardır bir bildiği diye bende sormuyorum artık:) nasılsa ihtiyacım olduğunda eğer dargın değilse gelip yardım ediyor zaten diye…
yani kısaca beni muhatap alıyor. görüntü yok ses yok sadece hissediyorum:)) anlatamıyorum ama yaşıyorum …
»
Gamaro mantıksal irdelemesini yapmış,bende şöyle yaklaşayım.
Tanrının bu taşı yaratabilmesi,tanrının kendisini sınırlandırabilip sınırlandıramayacağı anlamınıda taşır.Yani kısaca tanrı tanrı olmaktan vazgeçebilirmi? durumu ortaya çıkar.E herhangi bir varlığın ki tanrının her halükarda bu özgür iradeye sahip olması gerekmez mi?Yani tanrı bu taşı yaratarak tanrılıktan bir anlamda vazgeçecektir ve diyebilirmiyiz ki,
“hayır tanrı tanrı olmaktan vazgeçemez”.
diyebilirmiyiz?
Tanrı-Taş paradoksu veya benzeri paradoksları kurcalamak, bunlar hakkında düşünmek aslında matematik üzerine düşünmenin bir parçası değil midir HaLo? İçinde sonsuzluk/mükemmellik gibi kavramları barındıran sistemlerin kendi üzerine gönderme yaptığımız her durumda karşımıza çıkan şeyin belirsizlik olması ve bunun paradoksal mahiyeti ortadadır ve bunu görmemek farklı hesaplar gütmek olur. Ama bu kimin sorunudur acaba? Tanrının mı, yoksa insanın ve matematiğin mi?
Eğer bir kişi ben bu paradoksu okudum ve bu sayede atesit oldum diyorsa bence bu tuhaf bi durumdur. Paradoks okuyup tanrı hakkında hüküm vermek pratikte neye tekabul eder ki? Sadece hiç, adına ister yeni bir saçma soru daha de, ister tanrının insanlaştırılması vesaire.. Oysa tanrı ve benzeri bütün kavramların, daha doğrusu her türlü metafizik ve idealist öğretinin olumsuzlanacağı asıl alan “tarih”tir. Orda bulunamamış olanın küçücük bir paradoksta bulunması (eğer temel arguman bu ise) hakkaten ilginç bir durum olur tabi.
Tanrıcılık oynayanları kendine örnek alıp onun yerine tanrıya insancılık oynatma dediğin durumlar içinse, ilave ve komik bir anlam biçiyorum ben kendimce. O da bir tartışma devam ederken elinde “saçma” ile (ama bu saçmanın matah bişey olduğunu düşünerek) gelen bir kişiye hediye olarak yine kendi saçmasını ( ama boyayıp matah bişeye benzeterek) iade etmek gibi birşey.. Şimdi bu temel bir argüman mıdır ? Hayır. Bunun üzerinden özellikli, spesifik çizgileri belirgin bir çıkarım yapılabilir mi? Hayır. (ama yeri gelir karşı bi argüman olarak kullanılır) Nerede? Mesela böyle platformlarda. Ne zaman? Uygun bir açının yakalandığı her hangi bir zaman. Ne için? Dedim ya, saçma’nın attığı servisi kırmak için. Peki kırılırsa ne olur? aslında sadece komik olur:) Örneğin oikOs tarafından dile getirilen tanrısal müdahalenin endirek tabiatı karşısında, ” ister yıldırım gönderir ister yok ol der, sen tanrının keyfinin kahyası mısın?” şeklinde bi hamle yapılırsa, ben de çıkıp e isterse beden alıp aramızda da yaşar o zaman, hani yasaktı tanrının keyifsel kahyalığını yapmak derim mesela. (Kabahat kimde şimdi, saçmayı atanda mı, yoksa boyayıp geri satanda mı?)
Ahlakçı bir bünye üzerinden tanrıcılığa soyunmak ve bunu mütemadiyen tekrarlamak kadar, matematik paradokslar ve saçmalar üzerinden tanrı yokçuluğuna soyunmak ve buna takılmak da sorunludur (hele ki “tarih” denilen şey yetmediyse insana.) Ama tüm bu tartışma serisi yine de birşeyler gösteriyor; Mesela Janus diye birisi çıkıyor ve tanrıyla matematik yan yana geldiğinde eksikliğin tanrıda değil matematik mantığın onu ifade edebilme gücünde olduğuna inanıyorum diyor ve “sözün” (ifade edilenin) yanında durduğunu beyan ediyor. (Böyle bir tavır için olumsuz ne söylenebilir? Hiç.) Ya da Bilgisev hocamız geliyor ve o da aynı vurgu ve gerekçelerle, ama aynı zamanda matematik mantığa alternatif bir mantık önerisiyle (hem/hem) sorunun giderilebileceğini ifade ediyor.
Ama bir de başka birileri var ki, onların sergilediği tavrı anlayabilmek mümkün değil. Tam olarak şöyle bir tuhaflık; olan olmasını istediği gibi olmadığından bu kez de gidip matematik mantığın orasını burasını tahrif etmeye başlıyor.. Şöyle bi durum yani; hoca derste ve elinde tebeşir gösteriyor, arkadaşlar şu çizdiğim A kümesi herşeyin kümesidir.. ama birisi hemen atlıyor ordan; “hocam herşeyin kümesi domates suyu içmeyi kapsayamaz, çünkü herşeyin kümesi olan bir küme domates suyu içmekten münezzehtir !” He?:) E iyiymiş , buyur derse sen devam et derler o zaman adama:))
Tanrıyı oynayan veya bunun karşısında tanrıyı insanileştirmek isteyenler her zaman olacaktır. Heryerde ve burda da elbet. Ama tüm bu tartışmalar asıl algı bozukluğunun nerde olduğunu göstermeye devam ediyor ve edecektir, hem de en eğlenceli şekil ve biçimlerle. Naçizane benim burda gördüğüm asıl şey de bu işte:)
Gamaoro,
Bu gün benim doğum günüm. Son yazını doğum günüm hediyem olarak alıp tüyüyorum.
Kendinize iyi bakın.:))
Mutlu yıllar sayın Aktaş, nice mutlu, sağlıklı senelere, doğum gününüz kutlu olsun.
Eğer kabul buyurursanız, ufak bi hediye daha yollayayım o halde size, sıcağı sıcağına bi bardak domates suyu ve taze :))
Ama bunu da anlamayıp yok ben bildiğimi okumaya devam edeceğim denirseeee.. sadece mizansen elbet ve biz ne yapalım tanrı domates suyu içmiyor diye? Efenim yani şöyle;
–Tanrı domates suyu içmez, çünkü tanrının domates suyu içmesi dört köşeli bir üçgendir, errordür.
–Peki tanrı domatesi ezip suyunu çıkarabilir mi?
–E çıkarır tabi canım, onda ne var ki, basınç, ağırlık, yıldırım, merdane ya da başka bişey, herşey onun emrinde zaten, yani bi çaktırsa yeter, hem domatesi ezmekten kolay ne var, o dediğini bi insan bile yapar..
–Hmmm.. yani domatesi ezip suyunu çıkarırken “bi insan bile yapar”, ama ezip suyunu çıkardığı şeyi içmeye gelince bi insan kadar bile olamaz..
–Hayır ama bi dakka, o farklı bişey!
–Nası farklı?
–İçmek fiili yaratılmışlar için geçerlidir, ama yaratan için içmek diye bişey söz konusu olamaz
–İyi de.. şimdi “içmek” fiili yaratılmışlar için geçerli de “ezmek” fiili değil mi?
–Öyle de değil
–E nasıl?
–Ezmek daha başka bişey, daha nötr bişey, bişey bişeye çarpar ve ezilir mesela..halbuki içmek..
–Evet, içmek?
–Ya o insan içindir, dedim ya tanrı bişey içmekten münezzehtir
–O zaman bazı fiilleri tanrılar yapar ama insanlar yapamaz, buna karşın bazılarını da insanlar yapar ama tanrılar yapamaz..
–Tam olarak öyle söylememek lazım..
–Nası demek lazım?
–Ya kardeşim tanrı bu yahu, tanrı diyorum, hala insan gibi düşünüyosun sen
–E ben insan gibi düşünüyorum da sen tanrı gibi mi düşünüyosun yani?
–Haşa hiç olur mu öyle şey, elbette ben de insan gibi düşünüyorum
–:))
–niye güldün şimdi?
–Bana insan gibi düşünüyorsun diye çıkışıyorsun, ama sonra sen de insan gibi düşündüğünü söylüyorsun da ondan:)
–Ya sen ne gıcık bişeysin!
–Aman efendim, estağfurullah..
Şimdi sabaha kadar devam eder de bu macera.. ama birileri zannediyor ki, bizi (ben ve benim gibi düşünenleri) tanrı inancından uzaklaştıran şey sanki “bu” (Mesela çantacı necmi böyle düşünüyor, inanmayan bulsun videosunu baksın, ya da tanrı adına söz alıp matematik paradokslara müdahil olan diğerleri.. onlar da öyle.. algı böyle..) Sonra da diyorlar ki; adama bak ya, tutturmuş saçma sapan bişey, yok tanrı domates suyu içebilir miymiş de miymişmiş, neymiş efendim onun için sözüm ona tanrı yokmuş güya, bunlar valla kafadan sakatlar yahu !.. Efenim algı işte.. Bakın nası da embesil bi şekil verdi bi anda söyleminize.. Allah yokmuş çünkü domates suyu içemezmiş, ha ha ha:))
Ama asıl önemlisi, yani daha önce de dediğim gibi; bu algı modeli içinde bu insan samimi..
Halbuki? Sadece keyifli bi sohbetti benim için, yattık kalktık ve çocuk olmadı:) Sen bişeye takıldın ben de senin takıldığını takıdım. Ve keyif..burdaki forumlardan geriye kalan herşey gibi. .Yani bazen de ve sadece bu:)
(Peki ya malum şahıs burda olsa ne derdi? Efenim kutsal değerlere hakaret var, hem de uluorta!.. 🙂
“başıma harika bir şey geldi. göğün yedi kat yukarılarına çekildim. tanrılar orda saf saf dizilip oturuyorlardı. ne dilersin dedi merkür, gençlik mi, güzellik mi, güç mü, uzun bir ömür mü, en güzel bakireyi mi, yoksa sandığımızda bulunan öteki nimetlerden birini mi? sadece bir tanesini seçeceksin ama. bir an şaşırdım kaldım. sonra tanrılara şu şekilde hitap ettim: ‘çok saygıdeger çağdaşlar, dilegim tek şudur ki, kahkaha hep benden yana olsun.’ tanrılardan hiçbiri tek kelime etmedi; hepsi gülmeye başladı. bundan dileğimin kabul edildiği sonucuna vardım, ve tanrıların kendilerini nasil zevkli bir şekilde ifade ettiklerini keşfettim: zira ciddi bir tavırla ‘dileğin kabul oldu’ demek onlara yakışmazdı. “
OK. Tanrı yok.
Bana göre bu paradoksun çözümü paradoksu yorumlayan kişide yatar : kişinin inancında.
yani şimdilik çözümsüzdür.
bu ,paradoksu okuyan kimseye göre biçim değiştiren bir paradokstur.
Eğer kişi bu yönde inançlı ise dilsel bir paradoksa
şu yönde inançlı değil ise mantıksal bir paradoksa dönüşür.
Dilsel bir paradoksa dönüşümde problem bu paradoksa benzer :” ya bu tümcenin bütünü yanlıştır , ya da dünya düzdür.” gibi.
((Alfred Tarski bizleri biraz olsun rahatlatmak için dilsel paradokstaki bir kısım paradosları ortadan kaldırmıştı: Belirli bir mantıksal yapısı olan dillerde kurulan cümleler eğer o dilin dışına çıkarak o dilin meta-dillerinden biri kullanılmaz ise tümcenin doğru yada yanlış olduğu söylenemez.))
Dolayısıyla dilsel paradoksların,dil ile meta- dilin birbirine karıştırılmasından ,
verilen paradoksun ise bu hatadan kaynaklandığı- bu biçimi aldığı- görülür.
Kişinin inancı diğer yönde ise cümle mantıksal bir paradoksa dönüşüm hali alacaktır…
Mantıksal paradokslar da ise dilsel paradokslarda olduğu gibi bir düşünceyi ispat etme veyahut çürütme amacıyla kurulması hatalıdır.
eğer böyle bir durum söz konusu olsa idi
shrödinger’in kedisi ni paradoks olarak ele aldık ve
kedi sürekli canlılık ile ölülük arasında gidip geliyor olurdu.- Makro dünya üzerinde etkiler-
En önemlisi ise ne kadar yorum yaparsak yapalım önce şunu gözönünde bulundurmak gerekiyor : Paradoksların çalışma mekanizmasını bilmiyoruz…
“Her şeye gücü yeten tanrı varsa,kaldıramıyacağı bir taşı yaratabilir mi?”
Tanrının Kuvvetini sonsuz (∞) olarak kabul edersek, tanırnın taşı kaldıramaması için taşın ağırlığının sonsuzdan daha büyük olması gerekir. Bu da hiçbir nicel değer sonuzdan daha büyük olmayacağı için mümkün değildir.
Yani bu bir paradoks değil;
Tıpkı “Durması imkansız bir tren, yıkılması imkansız bir duvara çarparsa ne olur?” sorusu gibi, bir arada var olmayacak koşulların birlikte verildiği saçma bir soru…
Bu sebeptendir ki bu soruya verilecek her iki (evet, hayır) cevapta manıksal olarak yanlıştır.
“Bu sebeptendir ki bu soruya verilecek her iki (evet, hayır) cevapta manıksal olarak yanlıştır.”
Misafirin son tümcesi raslantısal olarak içerdiği yanlış bakımından çok ilginç:
“mantıksal” diyecekken “manıksal” deyivermiş.
Dil sürçmeleri düşünce bozukluklarından kaynaklanır tezi vardır. Bilimsel bir araştırmam yoksa da, bu tezi duyduğum günden beri hep gözlemlerim bu olayı; dili sürçenlerin hepsinde mantıksal bozukluklar izledim.
Bu arada “manık” sözcüğü sevimli ve gürbüz ya da iri kedi ve kedi yavruları için kullanılan bir sözcüktür bizlerde. yani misafirimizin son tümcesi şöyle de yazılabilir:
“Bu sebeptendir ki bu soruya verilecek her iki (evet, hayır) cevapta kedisel olarak yanlıştır.”
Bence “son nokta” bu olmalı:))
hüseyin bey son noktanızı geçmek istemezdim gerçi de cevap vermek istediğim noktalar var.
daha önceden de söylediğim gibi benim bu paradoksla asıl eleştirdiğim nokta tanrı kavramının günümüz tanımıdır.
yok efendim taş kaldırmak insani bir olaydır diyen arkadaşlara söylemek istediğim şudur: madem ki tanrı, o zaman istediği forma da dönüşebilir… gücü herşeye yetiyor, malum… insan formuna dönüştüğünü varsayalım, ve sonra taşı yaratıp kaldırmayı denesin.
şu 4 köşeli üçgen tanımınızı ya matematik bilmemenize ya da işinize geldiği gibi bilip de bilmemezlikten gelmenize bağlıyorum. zira üçgen dediğimiz şey adın da anlaşıldığı gibi üç kenarlıdır… zaten geometrik şekiller kenarlarına göre isim alırlar değil mi efendim. gerçi sayın gamaro, hüseyin bey vs açıklamışlar. ama içim rahat etmedi işte, bir de ben söylemek istedim…
tekrardan gelen sorular da var, ya bu insanlar bütün yorumları okumadan direkt yorum yapmışlar ya da görmezden gelmişler.
bu lafa en çok itiraz eden kesim müslümanlar, malum… madem tanrınız sonsuz güce sahip, evreni niye üç günde yaratıyor? meşgulmüş desek, başka işi yok… hem zaman da yaratamıyor mu efendim? aaa sen gel koskoca tanrı ol minnacık evreni 3 günde yarat. neyi beklemiş o kadar zaman? var ol dediği an herşeyin var olması gerekmiyor muydu? hadi küçük rotuş’lar da yaptı diyelim… maximum 1 günde biter.
eğer tanrı sonsuzsa, insani vasıfları da yerine getirebilmeli, tanrısal vasıfları da. ölmek istisna olsun hadi…
Evet Farabi en yakın yorum senden gelmiş. Öncelikle Yüce Allah’ı iyi anlamamız gerekir. Yüce Allah’ın en önemli özelliklerinden birisi yaratıcılığıdır. Yüce Allah isterse kaldıramayacağı taşı yaratabilir. Ve o zaman da onu kaldıracak başka bir şey yaratabilir. Ama o yarattığı şey sadece o taşı kaldırabilecek şey olabilir başka bir şey değil. Yüce Allah herşeye kadirdir. Yüce Allah’ı anlayabilmemiz için öncelikle kendimize bakmalıyız. Çünkü bizler onun bize bahşettiği kendisinden üflediği ruhu taşıyoruz. Bir insan kaldıramayacağı bir heykel yapabilir ama onu kaldırabilecek bir vinç yapabilir gibi…
bakın mehdi bey, tam olarak anlamamışsınız. tanrı’nın yaratma gücünü, insansal faaliyetleri yapabilme yetisi ve bu faaliyetlerdeki gücünü tartışıyoruz. eğer kaldıramazsa zaten en güçlü varlıktır açıklaması yalan oluyor. o kaldıracak şey tanrıdan daha güçlü olmuş oluyor. o zaman size şunu sorayım:
tanrı, herhangi bir konuda ondan daha güçlü bir varlık yaratabilir mi?
Kendisinin kaldıramayacağını yaratıp kaldırtacak başka bir şey yaratır diyor arkadaş.
Bu insani bir özellik ama Mehdi arkadaşım. Bu buluş bana ait, ya da sana ait.
Herşeye kaadir (gücü yeten) olduğu söylenen bir “fikri” tartışıyoruz ve hiç bir gücün sınırsız-sonsuz olamayacağı anlatılıyor.
İnsani boyutlarda her gücün bir sınırı vardır. Ancak tanrının sınırları yoktur inançlara göre. Bizler de böyle bir şeyin insan aklının sınırları dışında olduğunu söylüyoruz…
Siz diyeceksiniz ki, “zaten tanrıyı insanın aklı almaz”…
O zaman bizde sorarız; insan aklının almadığı işlerle niye uğraşır insan?
Haydi uğraşması güzel, insanca bir çaba, ancak aklının almadığı bir varlık adına nasıl hükümler yürütür? Bu hükümlerle nasıl başka insanları yargılar? Yasalar koyup insanlara kırbaç vurulur, recmedilir, başı kesilir, derisi yüzülür?
Vinç demişsiniz ya
Oradan gidelim:
Hiç bir vincin kaldıramayacağı bir vinç yapabilir mi?
Sonsuz kavramı çok önemli. Tanrı sonsuzsa, yani ucu bucağı yoksa, gücü sınırsızsa söz konusu soru “paradoks” sınıfına giremez.
Bu sorunun (tanrının kaldıramayacağı taşı yaratma durumu) çok daha popüler şekli şudur.”Tanrı kendisinden bir tane yaratabilirmi?”
Cevaplar:
1) Yaratamaz-Bu durumda “yapamamak” tanrısallığa ters düşer.
2) Yaratabilir-Bu durumda da iki tane tanrı olur. Tanrının “tek” olma sıfatına terstir.
Cevap tartışmasız “yaratabilir” olmalıdır.Yaratabilir ama iki tane tanrı olmaz. Açıklama Matematikte gizlidir. Tanrı sonsuzdur, kendisinden birtane yapınca yani kendisinin 2 katını alınca ( 2 x ∞ = ∞ ) sonuç yine sonsuzdur, yani kendisidir. Tanrının “Mutlak Tekilliği” bozulmaz.Kendisini iki parça yapsada sonuç değişmez (∞/sayı=∞).
Bu matematik gerçekleme kaldırılamayan taş içinde geçerlidir. Tanrının yaratacağı taşın kendisinin kaldırma gücünden daha ağır olması gerekmektedir. Önce cevabı verelim:
-Tanrı bu taşı yaratabilir
Gücü sonsuz olan Tanrı, büyüklüğü “sonsuz artı bir” olan bir taş yaratsın. “Sonsuz artı bir” “sonsuz” dan büyük değildir. (∞+1=∞) Yani taş yaratılmış fakat tanrının gücünü aşamamıştır.Tanrı taşı yaratmış ama altında kalmamıştır. (Sonuçta taşta onun varlığının bir parçasıdır)
Sonuç mutlak tekilliktir. (∞)
Taş mı???? ….
Hani şu hem dalga hem de parçacık olarak görülebilen atomaltı dünyanın ilizyonundan mı bahsediyosunuz??? Allah kendinden büyük taşı kaldırabilirmi derken şimdi daha iyi düşünün!….
Bu durumda tanrı kendinin dışında bir şey yaratamaz zaten. Ee o zaman şeytanda tanrı, insanlarda tanrı, evrende tanrı. Hepsi sonsuzun içinde. KDV? o da içinde.
Bir öğrenmişsiniz hem dalga hem parçacık gidiyorsunuz. [s:Kuantum taklası ] atanlar çok memlekette lise fiziğini bilmeden.
xenix
ASLINDA HOCAM BU TÜR SORULARSA ALLAHIN BÜYÜKLÜĞÜNÜ CİSMİN BÜYÜKLÜĞÜ İLE KARIŞTIRIYORLAR. İLLAKİ BİR BÜYÜKLÜK MADDİ KAVRAMLARLA İFADE EDİLMEK ZORUNDA DEĞİL. MADDİ KAVRAMLARLA İFADE EDECEK OLURSAKDA BEN SİZE BU PARADOKSUN CEVABINI VEREYİM.
ŞÜPHESİZKİ İNSAN AKLI VE İLMİ ALLAHIN İLMİNİN YANINDA BİR KIVILCIM KADAR YER TUTMAZ. O YÜZDEN BU KONUYU ŞÖYLE ÖZETLİYEYİM.
ALLAH O TAŞI YARATMAYA MUKTEDİRDİR VE O TAŞIDA KALDIRACAK TEK CELSEDE YUTACAK YADA GÖZLE GÖRÜLMEYECEK KADAR KÜÇÜK BİR ŞEY YARATIP ONU YOK EDECEK BİR VARLIK YARATMAYA MUKTEDİRDİR. BU ALLAHIN ACİZLİĞİ GÖSTERMEZ BU ONUN BÜYÜKLÜĞÜNÜ GÖSTERİR. OL DEYİNCE OLUR. BU İNSAN AKLINA SIĞDIRACAK OLURSANIZ KRAL DERKİ BU ADAMI ÖLDÜRÜN YADA ŞUNU YAPIN; NE O İŞİ YAPAN CELLAT OLUR NEDE EMRETTİĞİ ŞEYİ YAPAN KİŞİ O İŞİ YAPMIŞ OLUR. YAPAN KRAL OLUR. FARKLI BOYUTLARDA DA DÜŞÜNMEK ELBETTE MÜMKÜN.
BU SORUYU SORANLARIN ŞÖYLE DÜŞÜNMESİNİ İSTİYORUM SADECE BİLDİĞİMİZ GİBİ HEMEN HEMEN HERKES PC OYUNLARI ATARİLER VS. ŞEYLER OYNUYOR DEĞİLMİ. BAKIN BİZ PC NİN DIŞINDAYIZ OYNADIĞIMIZ OYUNU DİLEDİĞİMİZ ZAMAN SONLADIRABİLECEĞİMİZ GİBİ ÇEŞİTLİ ŞİFRELER YAZIP KODLAR GİRİP EXTRA ÖZELLİKLERDE VEREBİLİR VEYA DONDURUP TEKRAR İSTEDİĞİMİZ ZAMAN BAŞLATABİLİRİZ. OYUNDA GEÇEN ZAMAN VE MEKANA HAKİM OLUYORUZ DOLAYISIYLA. AMA OYUNDAKİ ZAMAN VE MEKAN BİZİ NE YAPMIYOR 🙂 ENTRESE ETMİYOR İSTEDİĞİMİ YAPABİLİRİM. ALLAH DA ZAMAN VE MEKANDAN MÜNEZZEHDİR. ONA MADDİ BOYUTLAR ŞEKİLLER VERMEK KUDRETİNİ SORGULAMAK ÇOK BÜYÜK BİR YANILGIDIR. DÜŞÜNEN İNSAN BUNUN CEVABINI KALBEN BULUR FİKREN TASDİK EDER. ETMİYORSANIZDA BU OKUDUKLARIMI DÜŞÜNMENİZ İNŞ. BİR KAPI NİTELİĞİNDE OLURDA BU SORULARI SORAN ARKADAŞLAR KURTULUŞA ERENLERDEN OLUR. BUNU İNSAN AKLIYLA ANCAK BU KADAR AÇIKLIYABİLİYORUM ŞÜPHESİZ İLMİN SAHİBİ ALLAHDIR.
ALLAHI KÜÇÜK DÜŞÜRMEK İSTİYENLER KENDİLERİNİ KÜÇÜK DÜŞÜRMEKDEN DAHA ÖTEYE GİDEMEZLER.
🙂 HİÇ UZAĞA GİTME KARDEŞİM RABBİM ŞÜPHESİZKİ YARADABİLİR. AMA RABBİM YARATTIĞI TANRI YİNE MALUK OLUR. YARADANIN YARATTIĞI BİZLERİN DE OLDUĞU GİBİ. BUNU ZAMAN VE MEKAN KAVRAMININ DIŞINA DA ÇIKARSAK SONUÇ DEĞİŞMEZ.
BU PARADOXU SORAN DÜŞÜNEN KİŞİYEDE ŞU SORUYU SORMAK LAZIM.
SEN SENİ YARADAN TANRIYA MI İNANIRSIN. YOKSA SENİ YARADAN TANRINI YARADAN TANRINAMI 🙂
YARADILMIŞ OLANLARI YARATMAK GİBİ FİİLLERİ YOKTUR YAPMAK GİBİ FİİLLERİ VARDIR. ÇÜNKÜ YARADILMIŞ OLAN HERŞEY MAHLUKAT OLUR Kİ DİREK MAĞLUP OLUR. 🙂 AKSİNİ DÜŞÜNENLER YUKARDAKİ SORUMA CEVAP VERSİN.
bilerek mi yapıyorsunuz bunu?
yahu niye anlamakta sıkıntı yaşıyorsunuz çözemedim… herhangi bir tanrıya inanmıyoruz. ne senin tanrın beni yarattı, ne de senin tanrın benim tanrı diye hitap edebileceğim birşey yarattı. ortada benim tanrı diye adlandırdığım birşey yok. diyelim ki tanrıya inanıyor olsaydım, yine de senin dinine mensup olmamı gerektiren birşey yok ortada…
kafanızın alması gereken nokta şu:
bir ateist herhangi bir tanrıya inanmaz.
bir deist herhangi bir dine inanmaz…
hala daha tanrı da tanrı diye tutturmayın lütfen. sıkıcı oluyorsunuz…
zizou’nun iletisini okuyunca başlığı bi anda ben açtım sandım:))
Zaten bir kafir sonsuz us sitesinde din-iman, tanrı konuları açar:))
Hakkat sayın zizou siz yanlışlıkla mı açıyorsunuz bu konuları?
hoşgeldin..
yoktun bu aralar, bitti mi bari işler?
Aa !.. pardon pardon !..
bir an Ataan sandım sizi, çok özür dilerim.
ne zaman değiştiniz, nöbeti …
hay Allah neyse, kolay gelsin.
Tanrı zamanı yaratabilir mi?
Zamanın sonsuzluğunu bilincine iyi oturtmuşsun ama kaçırdığın bazı hususlar var…
İhlas suresinin mealini bir oku… orda diyorki “o doğmamış ve doğrulmamıştır” … yani Allah (c.c.) ezeli… başlangıcı yok… İşte birde o nu bilincine oturt… Allah (c.c.) nün esması gereği , zamanın da onunla beraber ezelden beri varolduğunu göreceksin… Saygılar…
zizoU, inanmadiginiz bir konuyla neden mesgulsünüz o zaman? Inanan insan tabiki inandigi felsefeyle yaklasacaktir konuya..Kaldiki bu paradoks diye actiginiz sacmalik, bir fizik problemi degilki konuya formüllerle hesaplarla girilsin..
Inancsizliginiz sizi baglar..Korkmayin kimse sizi inanmaya ikna etme pesinde degil, kuruntu yapip paniklemeyin..
Benim bir türlü anlayamadığım, tanrı ateistleri niye cehennemde yakacak sonsuza kadar? Yok olmak en kötüsüyse ateistleri yok etmesi gerekmezmi? Bence bu da bir paradoks.
yaaa evet, yanlışlıkla açıyorum. elim de çok fena kaymış…
sizler nasıl din hakkında konu açıp onun doğruluğundan bahsediyorsanız, ben de yanlış veya eksik bulduğum noktaları konu edebilirim değil mi izninizle. ayrıca bu tanrı-taş paradoksu sadece 1 tanesi, russel’dan bahsetmek istediğim için de onun paradoksunu yazdım.
Ataan bey, daha önce avukat olduğunuzu okumuştum. sayısaldan bu kadar ayrı kalmanızı yadırgamadım bu yüzden. paradokslara saçmalık demenize cevabı aylar öncesinden gamaro vermişti, ilk yorumları okursanız beni de zahmete sokmazsınız bu konuda. madem ki inançsızlığım beni bağlıyor, konu aldığım veya meşgul olduğum şeyler niye sizi bağlıyor peki?
son cümleniz, kusura bakmayın ama çok boş olmuş. sebebi de şöyle:
bu tür şeylerden korkum da yok, asla panikleyen bir insan değilim, kuruntu yapılacak birşey yok ortada. eğer bu kadar panikleyen ve kuruntu yapan bir insan olsaydım veya korksaydım o zaman ben de inanırdım. ya ölünce cehenneme gidersem, ya allah benim belamı verirse vs vs diyerek… ayrıca inanın o kadar çok kişi var ki inanmayanları zorla inandırmaya çalışan. şahsım adına konuşayım, her hafta en az 1 kişi bu konuda (bana göre) saçma sapan konuşup duruyor. zaten en büyük problemlerden biri de bu. biz insanlara “niye inanıyorsun lan, öyle saçmalık mı olur. allah da nedir. bırak bu işleri mal mal konuşma.” şeklinde konuşmalar yapmıyoruz. ama bunun tam tersini adam rahat rahat söylüyor. yani inançsızlığa saygı yok, inanca saygı bekliyorlar. sonuç itibariyle, matematik mantığıyla tanrı diye birşeyin var olması mümkün değil. konunun ana fikri de bu.
kardeşim verdiğin cevaplar alıntı değilse hoşuma gitti. bnimde kafama takılan bir takım sorular var yardımcı olabilirmisin?
ahhh ahh cahil ! bi kaç tane soru düşündüm cevapladım diye kendini bişey sandın ve Gerçekte tanrının olmadığına kendine inandırdın tebrikler..Sizinde tek sığındığınız şey cevap aldıktan sonra cevaba göre değilde “Ulan öyle bi açıklama yaptınki inanasım geldi” veya “okuduğu her cümleyi bir ayet gibi yorumlama???” tarzı sorularda sizin cinisiniz genetik özelliği galiba, sahi sizi hangi tanrı yarattı? tanrının yarattığı tanrımı yoksa tanrıyı yaratan tanrımı?
zizoU, inan kendimi yoramayacagim senin icin..
gülücükler saçan sevgi kelebeği misafir…
sen tanrının olduğuna kendini nasıl inandırdın peki? yoksa seni başkaları mı inandırdı? anlamıyorum, aklınız nasıl alıyor. hem diyorsunuz ki insan kadar mükemmel bir yaratık kendi başına nasıl var olsun. bunu ifade eden örnekler veriyorsunuz. hem de insandan daha mükemmel olduğuna ve onu yaratabilecek olduğuna inandığınız başka bir varlığın kendi kendine varolduğuna inanıyorsunuz. madem biz varolamazmışız kendi kendimize, o hiç olamaz. çünkü o daha mükemmel (sizin mantığınıza göre).
tanrıyı tanrı yarattı lafına da ancak şu yorumla katılırım: her insan bir tanrıdır, tanrı kavramını insanlar yarattığına göre “tanrılar tanrıyı yaratmıştır.”
saygısız ve seviyesiz laflarına cevap vermeyeceğim…
keyfiniz bilir ataan bey. benim için değil, cevabınızı almak için yorabilirdiniz kendinizi. çünkü sizin kendinizi yormanızın bana bir getirisi yok. paşa gönlünüze göre…
Sevgili Şeref Yücel,
İyi bir blöfçüsün, eğer son cümlen olmasaydı, neredeyse az buçuk felsefeden anladığın düşünecektim.
Yazık ki Aristo ile ilgili son cümlende çuvallamışsın. Aristo pagandır.Tanrı, yoktan varoluş gibi bir anlayışı da yoktur. Aristo’da Ex nihilo nihil fit, “hiçten ancak hiç çıkar” Aristo felsefesi son derece materyalisttir; Aristo’da madde (=evren) ezeli ve ebedidir, dolayısıyla tanrıya ihtiyacı yoktur.
Selamlar.
Ben daha önce bi ateistle hiç konuşmadım ve şunu anlamıyamıyorum. Şimdi kainatı Allah yaratmadı da nasıl meydana geldi bütün bu kainattaki herşey. Ateistler yaratıcıya inanmıyorlar da nerden geldik biz nasıl ortaya çıktık. Hadi maddeler tesadüfen biraraya geldi, hücre ortaya çıktı ama sonra nasıl canlılık kazandı. Yani ateistler bu sorulara ne cvp veriyorlar çok merak ediyorum.
Cevab yok sachem16. En iyisi ateist olmamak. Boş boşuna külfet valla.
Cevap markette.
Sachem, her şey merak etmekle başladı. Merak etmeye devam et.
Öğrendikçe anlayacaksın.
xenix: Takiplerim
Merakım kafamda sorular olduğu için değil. Cidden bilmediğimden soruyorum. Yani kimseye bişey anlatma veya fikrimi benimsetme çabam ve isteğim yok. Düşünüyorum önümde iki seçenek var: inanmak veya inanmamak. Ben doğduğum aileminde çok büyük etkisiyle inanmayı seçtim. Sonra bakıyorum, ben doğruyu seçtiğimi düşünüyorum. Çünkü inanmamayı seçmiş olsam kafamda bir sürü soru olurdu. Yaratıcı yok eee nerden geldi bu insanlar, hayvanlar vs.. Tamam herşey tesadüf olsun ama bu canlılığı sağlayan nedir? İnanlar bunu ruh olarak açıklıyor(um). Yani nasıl açıklanacak bunca şey kavrayamıyorum. Cidden soruyorum ve kimseye fikirlerimi empoze etme çabam yok.
Sachem, soru soran kişi neyi sorduğuna biraz hakim olmalıdır. (Bana inanmıyorsan Çantacı Necmi’ye kulak ver, der ki kendileri; kişinin ne mal olduğu sorduğu sorudan belli olur)
Bahsettiğin konu ve başlıklarla ilgili (tesadüf kavramı, evrim, ruh, muh) gerek bu sitede gerek başka yerlerde pek çok yazı, tartışma var. (Ama okumak için merak şart)
Ayrıca abiyogenez, evrim, canlılık vesaire gibi hususlar, ilgili bilim dalları içinde ele alınır. (Buna karşın ateizm bir bilim değildir)
İnancına, sözüm ona “imkansız tesadüfler istatistiği” dahilinde nefes aldırırken, asıl senin argümanın nedir; ol dedi ve oldu mu?
Merak ve soru..
Önüm arkam sağım solum sobe !
Aaa… daha temin hiçbişeycik yoktu ama şimdi kanguru…
Bu mudur?
Yani bir memeli hayvanın (örneğin yukardaki kangurunun) , hani sizin gibilerin hep söyleyip durduğu gibi onca hücre, doku, sistem ve bunların zemininde sürekli ve sürekli olarak çalışan moleküler biyolojik yapısıyla “şappadanak” oluvermesi fikri sana hiç garip gelmiyor… Buna karşın ilk hücre nasıl oluştu sorusu merakını celbediyor demek.. (E ben de Brad Pitt’le aşk yaşamak istiyom ama o bana hiç ilgi duymuyor maalesef)
Neyse..
Aslında kendin vermişssin cevabını; Eğer inanmasaymışsın pek çok soru olurmuş kafanda.
Sığındığın kuytuda sorusuzluğunla yaşamaya devam, ölüm korkusu denilen şey de cennet’le cehennemin ispatıdır zaten.
Not: Merak asil bir sözcüktür, kullanırken dikkat etmeli.
Bak şimdi…
“Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı dört erkek şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, ölüm onları alıp götürünceye yahut Allah, onlar için bir yol gösterinceye kadar evlerde hapsedin.” (Nisa 15)
“Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dininde (hükümlerini uygularken) onlara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.” (Nur 2)
Ters yapsak biraz?
Diyorum ki yani; Yukardaki cümleleri eden zat ilk hücreyi yaratabilir mi?
(Müthiş merak uyandırıyor mesela bende bu soru, ya sende?)
Nebe suresini atlamak da olmaz tabi.
Hani memesi yeni tomurcuklanmış şahane yaşıt kızlar ve kadehlerle dolu cennet filan..
Kimmiş bu?
Aynı zamanda ilk hücreyi yaratan..
Uzun lafın kısası;
Elektrona spin attırdı, hücreyi hüpürdetti, insanı şöyle etti felan demekle olmaz bu işler.
Bişeye tanrı diyorsanız, öylecene bırakmayacaksınız, içini dolduracaksınız.
Hele ki “konuşan” bir tanrıysa bu, zaten konuşuyo işte fazla söze lüzum yok.
gamaro yazdi;”..Nebe suresini atlamak da olmaz tabi…”
bence de kendini sinirlandirma:)
hem
“asil merak” sahibi,kuran okuyor madem altibin küsur ayetin ücü,besiyle yetinmemeli..sadece yerel,özel ve tarihsel olanindan degil günümüze hitap eden “ayet”lerden de örnekler vermeli adalet/istisare,iyilik/hayir,infak/paylasmak vd. gibi..
mesela;
“..Her birinizin seçtiği bir yön ve yöntem var; siz iyilikte yarışın..”(bakara/148)
**
“..Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe mutluluğa asla ulaşamazsınız..”(ali imran/92)
**
“…Onların iş ve yönetimleri aralarında şura iledir…” (sura/)38
**
“…Şu bir gerçek ki
-Allah size emanetleri ehil olanlara vermenizi ve
-insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor…”nisa/58)
**
“..-Bir topluluğa kininiz
-sizi adaletsiz davranmaya asla itmesin
-Adaletli olun..” (maide/8)
**
“..Allah
-sizi
-din hakkında sizinle savaşmayan ve
-sizi
-yurtlarınızdan çıkartmayan kimselere
-iyilik etmekten
-onlara
-adaletli davranmaktan men etmez
-Allah
-adaleti ayakta tutanları sever…” (mümtehine/8)
slm.
Gamaro’nun anekdot anlatma sırası gelmiş:)
Sevgili ebubekir;
Varsayalım ki bu forumdaki herkesten daha akıllısın. Hatta forumdakileri de bırakalım. Varsayalım İlahiyat fakültesindeki din bilginlerinden de daha akıllısın.
Tamam bütün bunları kabul ettik de. Bana açıklar mısın, Nur 2 nin “sadece yerel,özel ve tarihsel olduğunu” nasıl anladın. Yani aklını nasıl kullandın da bütün müslümanların veya ateistlerin göremediği o yerelliği görebildin?
Gerçekten merak ediyorum senin aklının nasıl çalıştığını?
xenix: Takiplerim
ebubekir. Yukarıdaki sorum güme gitmesin.
xenix: Takiplerim
Aaa.. Ebubekir cevap verdiydi bu soruya, sura 38 var dediydi ya.
“Onlar ki işlerini istişare ile görürler.”
Eee.. Artık devir değişti, böyle yürüyo işler.
Mesela biz de istişare ettik şarabı helal kıldık yeniden.
(kaynak: sura 38)
Ebubekir itiraz etmiş, bak bunlar da var demiş.
Sahi.. Elektrona spin attıran ve ilk hücreyi yaratan tanrı başka ne demiş?
Adaletli olun demiş..
İyilikte yarışın demiş..
Emaneti ehile verin demiş..
Ha bi de eğer bana inanıp sözümü dinlemezseniz sittin sene zakkum ağacı yedirip irin çorbası içiririm size demiş.
İlk hücreyi yaratan..
Bişey soracam bir tıp kitabını okuyup herhangi 10 kişi ameliyata girebilir mi ya da bu hastalığın çaresi şudur diyebilir mi? Birde Kuran-ı Kerimin mealini yanlış çevirebiliyorlar. Mesela Allah’tan korkma diye bi kavram var. Haşa Allah öcü mü? Yani siz annenizden korktuğunuzda nasıl tekrar annenize sığınıyorsunuz. Allah’tan korkma bu şekilde anlaşılmalı.
gamaro;Anafikre gelelim.ilk hücreyi yaratan tanrı başka ne demiş?Adaletli olun demiş..İyilikte yarışın demiş..Emaneti ehile verin demiş..”Onlar ki işlerini istişare ile görürler.”Eee.. Artık devir değişti, böyle yürüyo işler.Mesela biz de istişare ettik şarabı helal kıldık..” yeniden.(kaynak: sura 38)
tamam
uygar dünya istisare etti (u.s.a´da bi ara yasakti bas edemeyince rafa kaldirdi) sarabi serbest birakti da ne degisti ?
ceza mi kalkti ?
asiri sarabdan topluma zarar verenler cezadan mi kurtuldu ?
trafikte yakalananin ehliyeti alinmiyor mu?
alkollü,sebep oldugu kaza (ölüm varsa) sonunda ölüme sebepten yargilanmiyor mu ?
zina eden mükafatlandiriliyor mu ?
zina suc degil ama bosanma sebebi degilmi?
sigara,toplumsal sagliga verdigi zarar ve devlete yükledigi maliyet nedeniyle kapali alanlarda icilmesi yasaklanmadimi?
uymayana ceza kesilmiyormu ?
vs.
gamaro,devir degissede “istisare” müessesi degismedi cünkü toplumun maslahati,ihtiyaclari bunu gerektiriyor evet sistem,yöntem farkli ama hedef/amac hic degismedi..
ilginc
toplumun, maslahati icin istisare yapilir,hükümler güncellestirilir ve bu girisim kuran dan onay alir diyorum reddiyeci itiraz ediyor:)
neyse..
islam cografyasin da din sadece kurandan ibarettir diyen öncü ve yenilikciler kim ?
“..Selefimizi severiz; ama hakikati daha çok severiz..”(İbn Hazm)
İbn Hazm……………………………….(ö.456/1064)
İbn Teymiyye………………………….(ö. 728/1328)
Şah Veliyyullah ed-Dihlevî…………(ö. 1176/1762)
Şevkânî………………………………….(ö. 1250/1834)
Seyyid Ahmed Han…………………..(ö. 1898)
Abdullah Çekralevî……………………(ö. 1914)
Ahmed Subhi Mansûr………………..(ö. 1949)
vs.
türkiye de yetmisli yillardan itibaren,”kuran islami”,”kurandaki din” kavrami etrafinda”kuran´a dönüs” hareketini baslatan,
Hüseyin Atay
Yaşar Nuri Öztürk
Edip Yüksel
Muhammed Nur Doğan
Ferec Hüdür
vs.
gibi bazı öncü kisilikler de “öze dönüs” ugrunda caba sarfeden yenilikciler listesine dahildir..
türkiye de,bu isin fikir babasi hüseyin atay´dir..
“..“Kur’an’da her hükmün şartı ve nedeni vardır” dini akıl ve Kur’an’dan ibarettir. Kur’an dışında kalan bütün söz, fikir ve içtihatlar din sahasının dışına, yani dinin kültür sahasına aittir.
Hz. Peygamber’in sözleri, içtihatları, sünnetleri ve kendi dönemlerinde sahabenin ve bilhassa ilk dört halifenin içtihatları, mezhep imamlarının, müçtehitlerin ve diğer bütün âlimlerin görüş ve içtihatları dinin değil din kültünün bir parçasıdır..”(Hüseyin Atay, İslam’ı Yeniden Anlama)
ilhami güler;
“…Din, Tevhid inancı ile birlikte (iman) bunun zorunlu yansıması olan adalettir (salih amel). Din, dünya içindir, dünya da ahiret içindir.
Din, gün boyu iyiliği, adaleti hakkaniyeti ayakta tutmaktır, bunları ikâme etmektir. Kötülüğü, haksızlığı, zulmü engellemektir (emr-ibil ma’ruf ve nahye ani’l-munker). Sosyal ve siyasal günah işlememektir. Çünkü bunlar büyük günahlardır. İnsan hakları ihlalleri büyük günahlardır. Ahlâki her davranış, gün boyu işlenen daimi sevaptır, ibadettir. Bir öneriyi, çözümü, fikri ve fiili ‘dini’ kılan şey, başına bir ayet veya hadis yerleştirmek değildir. Muttaki bir bilinç, temiz bir vicdandan gelen her öneri, çözüm, fikir ve fiil, dinîdir…..”
ihsan eliacik;
“..Bunlar tarihsel hükümlerdir. Aslolan eşitliğin, adaletin sağlanması, yoksulluğun kalkmasıdır. Hırsız zenginin malını çalan yoksul değildir. Yoksulun emeğini sömüren zengindir. Hırsızın elini kesmek demek zenginlerin kurdukları düzenin hortumlarını kesmek demektir.
Zina yapana da sopa vurun diyor mesela. İlla sopa vurmana gerek yok. Bunlar tarihsel hükümlerdir.
Evrensel hükümlerin bir halkta, bir kabilede nasıl uygulanacağının yerel örnekleridir. Eğer sen başka yollarla bunların önüne geçebiliyorsan serbestlik verilmiştir…”
Hikmet Zeyveli;
“..Kur’ân-ı Kerîm’de, kıyamete kadar değişmez ve değiştirilemez evrensel hükümler ve prensiplerin yanı sıra, ilk uygulamasının gerektirdiği özel ve tarihsel hükümler de yer almaktadır.
Müslümanların, samimiyetle ve açık-kalplilikle bunları tespit etmeleri, evrensel olanından asla taviz vermemeleri ve fakat yerel ve tarihsel olanlarını da çok doğru tayin ederek, onların yerine, Kur’ân’ın ruhuna ve ümmetin maslahatına en uygun olan hükümleri ikame etmeleri gerekmektedir.
nasların yorumunda aklın ve dilin imkânlarını kullanma hususundaki ciddi katkısından dolayı “Mu’tezile” de İslam tefsir ve kelam tarihinde yeni bir ses, yeni bir nefes olarak değerlendirilebilir…”
slm.
Geçenlerde bi tanıdığımızı acilen hastaneye kaldırmışlar.
Acilen dediysem.. Öyle kan revan bir durum değil.
Oturuyormuş bürosunda, kaş göz edip çağırmış arkadaşını. Yav nedir ne değildir derken, bi kağıt uzatmış sonra; “konuşamıyorum”
Ardından tomografidir, MR’dır vesaire.. Sonuç; Konuşma merkezine yakın bir bölgede kafa içi kanama.
Bendeki durum bunun tersi gibi aslında.
Konuşabiliyorum.
Ama yukardaki hasta gibi kaş göz edip birini çağırsam şunu diyebilirdim ona; “yazamıyorum”
🙂
Dinlenim modundan çıkınca cevaplarım Ebubekir.
(Bu arada, Limon bağımlılığı gelişti sanki bende, her akşam bir limon doğrayıp yemeden duramıyorum, bol tuzlu ve kabuğuyla. Böyle bir can çekmesi olan?:)
mecbur kalırsanız,sizden başka yapacak kimsede yoksa herşeyi yaparsınız en azından yapmayı denersiniz…bir adamın kırılan bacağını kitaba bile bakmadan içgüdüsel olarak iki tahta koyar sararsınız…
evet malesef ateistlerin durumu budur.. din adına ortaya saçılan saçmalıkları hiç vazifeleri olmadığı halde temizlemek zorunda kalıyorlar…
Aslında dinleri ortadan kaldırma görevi ilahiyatçıların olmalıydı ama yapmıyorlar.
Keşke Turan Dursun lar çoğalsa ama ona da izin vermiyor dinci çeteler…o halde birlerinin bu işi yapması gerek.
sayin Baal,turan dursun ve ateist gecinenlerin derdi keske söyledigin gibi olsaydi..
maalesef din adina sacilan sacmaliklar onlarin tek sermayesi onun üzerinden din düsmanligi yapiyorlar..
slm.
Ebubekir, din konusuna geldiğimizde o siyasetteki vesayete nefret duyduğun bakış açısı kayboluyor, aksine tek tipçi bir anlayışın savunucusu görünüyorsun. Bir inanan da olsan, bu düşmanlığın önce dinler tarafından yaratıldığını görürdün. Dinler, inanmayanları kötüler ve aşağılarken iyi de, inanmayanlar dini nasıl gördüklerini anlattıklarında mı “düşmanlık” oluyor? Dinler inanmayanları düşman gördüğü için, inanmayanlar da dini düşman görüyor. Etki, tepki olayı…
bir ateist ne söylerse söylesin din düşmanı ilan edilebilir…
söylediği şeyin önemi yoktur.
“..Selefimizi severiz; ama hakikati daha çok severiz..”(İbn Hazm)
Orjinalini söyleyeyim; “Amicus Plato, sed magis amica est veritas”
Aristotales’e atfedilir, Platon da onun hocasıydı zaten.
ilk olarak burada ifade edilen tanrı algısına göre sormak isterim; tanrıyı taşı yaratırken bilen oldu mu ve o taşı kaldırırken gören oldu mu?
Sorudaki asil mesele cevaptan ne beklendiğidir.
Dil tanımlası yaparsak tanrı kelimesinin ve taş kelimesinin paradoksu düşünen kişi tarafından nasıl algılandığı önemlidir.Tanrıdan kasıt Allah ise onun özelliklerinin ifade edildiği kaynak dikkate alınmalıdır ve bu kaynaklardan en bilineni Kurandır. Kuran-ı Kerim de:
Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür. (BAKARA/255)
Taş kelimesinin anlamı TDK ya göre: Kimyasal veya fiziksel durumu değişiklikler gösteren, rengini içindeki maden, tuz ve oksitlerden alan sert ve katı madde
“Kireç taşı. Oltu taşı.”
dır
Bizim oradan öğrendiğimiz kadarıyla Allah her türlü noksanlıktan uzaktır. Yukarıdaki tanımlamalara göre taş nekadar ağır olursa olsun hangisinin ağır bastığı açıkça ortada
vay vay vay!
“..tanrı kelimesinin ve taş kelimesinin paradoksu düşünen kişi tarafından nasıl algılandığı önemlidir.Tanrıdan kasıt Allah ise onun özelliklerinin ifade edildiği kaynak dikkate alınmalıdır ve bu kaynaklardan en bilineni Kurandır. Kuran-ı Kerim de: Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O’nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar. O’nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O’na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür. (BAKARA/255)”
Yok canım, öyle iki gıdım künt algıyla olmuyo bu işler.
Bu tür soruların amacı, içinde sonsuzluk/mükemmellik gibi kavramları barındıran sistemlerin kendi üzerine gönderme yaptığımız her durumda karşımıza çıkan şeyin belirsizlik olması ve matematik mantık içinde bu belirsizliğin pardoksal yapısının ortaya konmasıdır.
Yahu… hepsi aynı fabrikadan çıkmış gibiler, inanılır gibi diil yani:)
Neyse.
05.01.2011 de yazmışım zaten:
“Ama bir de başka birileri var ki, onların sergilediği tavrı anlayabilmek mümkün değil. Tam olarak şöyle bir tuhaflık; olan olmasını istediği gibi olmadığından bu kez de gidip matematik mantığın orasını burasını tahrif etmeye başlıyor.. Şöyle bi durum yani; hoca derste ve elinde tebeşir gösteriyor, arkadaşlar şu çizdiğim A kümesi herşeyin kümesidir.. ama birisi hemen atlıyor ordan; “hocam herşeyin kümesi domates suyu içmeyi kapsayamaz, çünkü herşeyin kümesi olan bir küme domates suyu içmekten münezzehtir !” He?! ..E iyiymiş , buyur derse sen devam et derler o zaman adama:))”
Eder ha.. (deli cesareti var bunlarda)
Matematik ve bakara.
(Bertrand’a bile.. imanıma)
— gamaro : tanrı dediğin şeyi tanımlar mısın?
ve belirsizlikten söylemişken zaten bu konular belirsizdir. öyle olmasaydı dogmanın ya da vahiynin bi anlamı olmazdı.
Burda sorulan şeyin tanrıyla bi alakası yok diyorum. Çünkü konu aslında matematik. Zaten biraz da bunun için, iman sahiplerinin paradoksa atlaması çok komik. (Nerde bir tanrı lafını duysalar.. zannediyorlar ki allah.)
Ama madem sormuşsun, cevaplayayım: tanrı için tarihe bakıcan.
Mesela nur 2, mesela nebe 33.
E konuşuyo işte daaa…
Senin tanrın orda, iyi bak.
sayin Baal,bakis aciniz eksik..
malum
genelde din,özelde islami cagristiran yorumcular ateistler tarafindan dinci ilan ediliyor..
etki/tepki:)
slm.
gamaro yazdi;”…(Bu arada, Limon bağımlılığı gelişti sanki bende, her akşam bir limon doğrayıp yemeden duramıyorum, bol tuzlu ve kabuğuyla. Böyle bir can çekmesi olan?:)…….”
buna benzer sey hanimim dan hatirliyorum rahat ol,keyfine bak hayirli haberlerini bekliyoruz:)
slm.
Ebubekir de diyo ki; Şu Feuerbach, Marks, ve başka bi sürü filozof, bilim insanı filan… Din adına yapılan saçmalıklarla gerçek din arasındaki farkı anlayamadılar.. Orda yanıldılar.
Halbuse din adına yapılan saçmalıklarla gerçek dini bi ayırabilseydiler.. Yazar mıydı onca kitabı hiç Feuerbach.
Tüh.
🙂
Teşekkür ederim Ebubekir, valla aynen öyle, limon limon diye gezer oldum, hayırlısı bakalım ne çıkacak:)
neden kaynak olarak Kuranı gösteriyorsun, ben senin tanrı denince aklına gelen şeyi soruyorum. tarihe göre de tanımlayabilirsin.
ve belirsizlikten bu kadar eminken konunun sadece matematik olduğu nasıl söylersin.
Sitede bu konuda yazılmış/yazdığım yüzlerce mesaj var.
Hawkins veya Sagan “tanrı” derken neyi kastediyorsa biz de onu kastediyoruz.
Ama bil bakalım bu ne değil?
Mesela allah cc değil, baba oğul kutsal ruh da değil, Musa’nınki de değil.
Konuşan/kişisel tanrıların hiçbiri değil. (Burda bi belirsizlik yok yani, ne belirsizliğinden bahsediyorsun sen?)
.
Evet, tarih önemlidir.
İlk dil nasıl oluştu bi anlatıver hele?
(sembol yapmadan ama)
Velhasıl kelam;
Senin kastettiğin (inandığın) tanrıyı anlamak için tarihe bakıcan. (kitabı var, dili var, kendilik bilinci var, emri var, yasağı var, temsilcisi var, haber yolluyo, mesaj çekiyo, imtehan ediyo, günahları affediyo, cennet, cehennem, huri, gılman, var oğlu var.)
Bizim kullandığımız (bahsettiğimiz) tanrı ise, semavi dinlerle uzaktan yakından alakası olmayan bir kavram. (yukardakilerin hiçbiri yok)
Aferin o Ateiste nasıl da tanımış seni 🙂
gamaro yazdi;”..Nerde bir tanrı lafını duysalar.. zannediyorlar ki allah…..
Mesela allah cc değil, baba oğul kutsal ruh da değil, Musa’nınki de değil…..Konuşan/kişisel tanrıların hiçbiri değil…….”
aslinda kastettigim bi tanri var ama kimse anlamiyor beni:) mi ?
slm.
yabanci hoca,türk toplumunun ekserisi dindardir ama kesinlikle fundamatalist/fanatik/dinci degildir..
“gerici/dinci” propagandasi ideolojiktir,siyasidir ve sadece “ic düsman” yaratmak maksadiyla kullanilmistir kaniti 12 eylüldür,
28 subattir..
“irtica/gerici” propagandasi kemalistin,”allah yok,din kaka”slogani da ateistin RANT kapisidir..madalyonun iki yüzü gibi,biri militan kemalist,digeri kemalist ateist..
aferin mi ?
yazik o ateiste ki onca bilim kitabi okumustur,”das kapital”in hafizi olmustur ama uygar dünyanin evrensel pratiklerine yabanci kalmistir..
cok yazik..
slm.
Yok..
Öyle demiyorum.
Şöyle diyorum;
Yıldızlar nasıl da güzel, gezegenleri yerinde tutuyorlar hiç bırakmıyorlar, karadelik merkezkaçı ve böceğin bokundaki mucizevi protein: demek ki bunların bi sahibi var. (aklı* kullanınca böyle düşünüyosun)
Sonra amcama bakıyorum..
Lakin babamın erkek kardeşi yok.
Halam geliyo o an.
Gerisini biliyorsunuz..
Amcamdan kasıt halamın adet görmesiyse eğer, o zaman amcam kesinlikle var.
(Bundan sonrası keyfe keder)
Amcacım hoşgeldin, nassın iyi misin ?
İyiyim işte noolsun, kitap yazıyorum.
Kaç ped oldu?
Wie bitte?
🙂
(veya)
Higgs bozonu diyorum, higgs bozonu..
Haa.. tanrı parçacığı yani..
Aynen..
Peki niye tanrı?
Aman be yegenim, çok süper bi bozon kastediyoz ama kimse bizi anlamıyo manasında o.
Heeaaee…
Ohoooo:)
sistem kendi içinde mükemmel bir işleyişe sahip
ancak ona neden olan şey basit önermeler ile açıklanamaz mı demek istiyorsun? mantık sonuca ulaşırken her zaman karmaşadan(bütün olası sebebler) yola çıkar ancak karmaşayı son eşitlik olarak kabul etmez ve
sonucunda ulaşılmak istenen tek neden aranır. Kuranın dili sadedir.ben ilk okuduğumda bile herşeyin nedeni olarak gösterilen kitab
okadar gündelik dile benziyordu ki bu beni hayal kırıklığına uğrattı.ancak dinler tarihini ve devamında uygarlık tarihini öğrendikçe Kurandaki o basit ifadenin daha fazla yere atıfta bulunduğunu fark ettim.
.söylemek istediğim yine olguları tanımlarken sahip olduğumuz algılama tanım sonucunun tezahürünü farklı görmemize neden olmaktadır.bu yüzden olguları asıl kaynaklarına göre tanımını verdim kendime göre değil.
belirsizlikten konuyu sen açmıştın sanırım mükemmellik kavramı barındıran sistemlere atfen yapılan değerlendirmenin belirsiz olduğunu söyledin.
tanrı ve taş paradoksundaki sade edebi bir metnin matematiksel bir durum olduğunu söylüyorsun
ancak Kuranda ifade edilen cümleleri matematiksel yapı içinde değerlendirmiyorsun(russel bile inanmaz buna) doğruyu bulmak için eşit muamele yapmak zorundayız. yani benim burdan anladığım yok hükmünde sayıyorsun ve işte bahsettiğim algı bu.
eğer diğer din inançlarını dikkatle inceleseydin bunun semavi olan tek Allah inancından devşirildiğini anlardın. bunun için sisteme yani basit akıl olarak görebildiğimiz ve fark ettiğimiz insanlığa düzenleme yapması için dışardan müdahale söz konusu. bu saganın kozmosu merdiven tarzı(görünen,işe yarayan amaca hizmet eden ve adım adım ilerleyen) bilimsel bir sav.doğru olabilir de olmaya bilirde.anlaşılabilir bir süreç içerisinde.ancak dinler tarihi öyle değildir daha uzun bir dönemi kapsar ve herzaman toplumsal asimilasyon sebebiyle kopukluk vardır. ve bu kopukluk farklılaşmaya yol açar. karmaşa ve belirsizlik.
dünya dışı varlıklar ile dünya hepsi senin tanrı algın gibi anlıyorum ama hala yanılıyor olabilirim 🙂 hep gerçeği arıyoruz ancak gerçek bizim için de sınırlı(doğum ve ölüm arasında).bizden öncesini bilebiliyoruz ancak bize anlatılan ve bildiğimiz kadarıyla ya insanlık tarihi olarak unuttuklarımızı işe katarsak işte bu yüzden senin ve benim kozmosun dışında sisteme bir
müdahele var bu da vahiy denen şey.
çok bilmiş gibi konuşuyoruz Allah bizi affetsin.
Ya arkadaşım..
Formel sistemlerde, sistemin kendisine gönderme yaptığın her durumda belirsizlik oluşur. Bu belirsizlik* sistem mükemmelleştikçe/kusursuzlaştıkça artar ve hatta sistemin gerçekte güvenli olup olmadığı sorusu bile ortaya çıkar (sistem kendi üzerine çöker)
Bunun neyini tartışıyoruz yahu?
Asıl sen ne diyorsun, formel sistemler sistemin kendisine gönderme yapılan durumlarda çökmez mi yani?
Bunu mu iddia ediyorsun?
Helal yani, Göddel’i altettin..
Ettim ettim..
Nası yaptın?
Matematiğe bakara 255’le daldım.
Helal valla !
…
Bir mümin olarak burda söylemeniz gereken tek şey nedir aslında biliyor musunuz? Şudur: İçinde sonsuzluk/mükemmellik/eksiksizlik bulunan bütün denklemler matematiksel açıdan biraz sorunludur. Ama bu durum, formel mantık dahilinde tanımlanmış ispat mekanizmaları ile sistem içi bütün doğruların ortaya konulamamasından/konulamayacağından kaynaklanır.
Açıkca söylemek gerekirse, şimdiye kadar böyle diyen bir mümin denk gelmedi bana.
Lakin paradoksa bakara 255’le dalan.. gırla.
(ilave: şu paradoks sayesinde ateist oldum diyen de ayrı bir klinik vakadır)
üstteki yorumda ne yazdığımı anladıysan bu yorumun doğruluğunu da anlaya bilirsin. eğer anlamadıysan cevaplamaya devam edeceksin. hakikati kabul edilmiş bilimsel gerçeklerle sabit sanıyorsun ancak sonuca ulaşmada çözümleme devam eder ve buna bilimsel ilerleme denir 🙂 bu gödeli de aşan bir durumdur.ancak herzaman ileri için belirsizlik vardır ve yine söylüyorum bu belirsizlik vahiydir. senin kabul etmediğin belirsizliğin vahiyi gerekli kıldığıdır. anlaşamadığımız nokta belirsizlik değil belirsizliğin gereği olan seydir.
Gelelim diğer hususa;
“eğer diğer din inançlarını dikkatle inceleseydin bunun semavi olan tek Allah inancından devşirildiğini anlardın.”
Alakası yok.
Dinlerin insanlık tarihindeki yeri yenidir. (hatta çok yenidir)
Her ortamda bıdı-bıdı anlatılıp duran Adem-Havva-ilk insan (aynı zamanda ilk peygamber, ki vahy de almış aynı zamanda ve bu da demek oluyor ki zaten hazır bir dil ile inmiş yeryüzüne) masallarını destekleyecek hiçbir arkeolojik, anrtropolojik, filolojik veri yoktur.
Buna karşın, “kitapta yazdığına göre din her zaman vardı allah babamız tarih boyunca hiçbir kavmi peygambersiz bırakmadı” demek bir “bilgi” değildir.
Semavi dinlerin tarihi ve içeriği incelendiğinde karşımıza çıkan sonuç bambaşkadır.
Nasıldı o söz.. Hah, tamam; İlim çin’de de olsa alınız.
Ama alınız.
(Sen yenisin bu sözü çok severiz biz burda)
sanırım eskiler, eski sözleri yenilere söylemekten usanmamış 🙂 gelenekçi bi tutum içerisindesin gamaro :))
Hakikati kabul edilmiş bilimsel gerçeklerle sabit sanmıyorum.
Öğrenmişsiniz üç-beş argüman, olsa da yaz olmasa da yaz.
Hakikati kabul edilmiş bilimsel gerçeklerle sabit sanmıyorum..
Anlamadığını uydurma.
Formel mantık dahilinde sözünü ettiğim belirsizlik*, sistem içi ispat mekanizmalarıyla ortaya konamayacak olan ilave doğrulara ait bir belirsizlik değildir. (Ama sen buldun kelimeyi, oyna dur)
Doğrunun doğru olduğunu pratikle ve beraberinde bilimin “genellemeci” gücüyle test edersin zaten. (tümden gelim ve tüme varımın birlikteliği) Ondan sonra doğru olur ve geriye dönüp sistem güvenliğini sorgularsın bu kez. Yani bu sana (veya birine) vahy edilmez ve vahy değildir, kapito?
Gödel’i aşan duruma gelince..
Dedim ya; tarihe bakıcaksın.
Ne demek efenim ne demek, biz de her türlü muamele var senden mi esirgiycez.
Tamam, baştan alıyoruz;
İlim Çin’de de olsa alınız, lakin konu biyolojiyse evrim teorisini pek de sallamayınız.
İlim Çin’de de olsa alınız, lakin konu eşcinsellikse modern psikiyatriye inanmayınız.
İlim Çin’de de olsa alınız, lakin konu diller ve diller tarihiyse, filolojiye-zulolojiye takılmayınız.
İlim Çinde’de olsa alınız, lakin konu animizm-dinler tarihi vesaireyse antropolojiye/arkeolojiye aldırmayınız.
İlim Çinde’de olsa alınız, lakin DNA’yla oynamayınız.
Ama ne yapınız?
İlim çin’de de olsa alınız:)
not: Demek gelenekçi gördün beni. Bi sonraki espri ne, ateizm de bir din’dir filan mı, muhahahaha:)
”öğrenmişsiniz üç beş argüman ??” diyorsun
sanırım hala yukarıda hissediyorsun kendini. biraz aristo oku tartışmanın genel çerçevesinin nasıl yapıldını orada görebilirsin. ilim için çine gitmeye gerek yok. zaten oraya buraya gide gide üstünlüğün birilerinde olduğunu sanıyoruz. bu yüzden hep arkadan gelenlerden olacağız.
Sanırım hala yukarda hissediyorsun kendini gamaro..
Şimdi de bu mu?
Sahi ne okuyayım Aristo’dan, La logica’yı mı?
Eee? Yani?
Bak ama sorular yukarda.
Anladığım kadarıyla ilk dil filan… sembolik mi diyosun sen?
Ya da animizm misal?
O nedir, onlarda mı bozulmuş halleri yoksa, bir kısım semavi dinlerin filan..
Sadede gel, bırak aşağı yukarı takılmayı.
Ne?
Dini inanç ile aşağıdaki videodaki tarz bir inanç arasında hiçbir fark yok.
Video dindarları kızdırabilir ama, eğer mantığı kavrayabilirlerse sorun kalmaz.
tartışma sünmeye başladı ve o anlatılan matematiksel mantık nerede kaldı hala anlayamıyorum. tartışma devam ediyor ama sen aklındaki bütün din sorunlarına cevap arıyorsun ve devam edeceksin ancak mantığını hala elde edilmiş bilgilere göre yönlendiriyorsun yani geleneksel bilgiye tabisin. varlığını bilimsel olarak tanımlayamayacağın ifade edemeyeceğiz şeyi hala bilinene sisteme dahil etmeye çalışıyorsun tez olarak bilimi kabul ediyorsun ancak antitez olarak bilinmeyeni kabul etmiyorsun ve burdan senteze ulaşamıyorsun. bilimsel yol alma nerde
efem :—yok mu?
hala ilk dildesin sembolik olması yada olmaması taşın kaldırılıp kaldırılamayacağı sorusuna cevap vermiyor.
son bir örnek vereyim ve sorunun yanıtını ordan al. sen beni everest1 olarak biliyorsun ve bir başkası beni sorduğunda yazılarımdan ona kim olduğumu anlatıyorsun ama hala kim olduğumu bilmiyorsun ve algıların buna göre oluşuyor. bana kim olduğumu sorduğunda sadece benim vereceğim bilgiye göre hareket ediyorsun ve ben, benden sana bilgi ulaştırabilecek herşeye engel oluyorum peki sen beni nasıl tanıyabilirsin. ?
daha fazla konuşmak fayda vermeyecek. soruyu lütfen kendine yanıtla.
Dağıt canım dağıt, tez antitez sentezmiş..
Argümana bak; mantığını hala elde edilmiş bilgilere göre yönlendiriyorsun, bilimsel olarak tanımlayamayacağın bir şeyi bilinene dahil etmeye çalışıyorsun, nerde bilimsel yol alma ?
Yani var ya… muhahahaha:)
Neyse.
İlkokul örneklerine devam..
Şimdi heyaatım ben burda Aylin olarak yazıyom ya..
He canım?
Diyelim ki sen beni heç görmeyon tabe, ve ben de bi süre sonna chat box’ı kapattım..
Offline oldun yani?
Evet, bak ama iyi dinne şimdi, hani başlangıçta gönderdiğim o fotoğraflar var ya..
Eee?
Diyorum ki yani tanrı olabilir..
🙂
Evet evet, bunu bir başka başlık altında mutlaka kurcalayalım. (ciddiyim, hatta akşama ben açarım)
Bu arada, Yaşasın Ubasti:)
Anlayacağın, bakarayla dahil olduğun bu konu, o “malum” konu değil canım. Hatta belki daha iyi anlarsın diye ilave ettim; eğer bu paradoks sayesinde ateist oldum diyen varsa o da ayrı bir vakadır dedim. Ona da güldüm. Ve senin için ayrıca belirttim; bakarayla geldiysen eğer, tarihtir bakacağın asıl yer.
Bu budur.
Çünkü senin bakaracı tanrın ve onca sema-verdi din hakkında sahip olduğumuz bilgilerimizin bütün kaynağı kutsal kitaplar, peygamberlik öğretileri ve aktarımlardan ibarettir. İşte bu tarihtir. Kutsal kitap ne demiş, ne öngörmüş, (hani şu ilk insan, ilk peygamber, ilk dil, tufan, melek, şeytan, homoseksüalite vs) , ya da peygamberler ne yapıp ne iddia etmiş, bunlar da tarihtedir. Hepsinden öte dinler tarihi diye birşey vardır, o da bir sır değildir, tarihtedir. Onun için bir insan senin anladığın türde konuşan, kendilik bilinci olan, mesaj çeken, haber yollayan, aracı gönderen, imtehan eden, günahları bağışlayan, tomurcuk memeyle zakkum ağacı arasında gidip gelen bir tanrı hakkında hüküm verirken tarihe bakabilir sadece, iki cümlecik paradokslara değil. Ve ben de bunun için (daha doğrusu sen inatla yok öyle değil de böyle dediğin için) bakaracı sorular yönelttim aynı mealde.
Cevap?
Kendiniz yukarda görüyorsunuz sanırım..
Aristo okuyun da gelin..
Bilimsel yöntem nerde?
Aklınızdaki dini sorulara cevap arıyorsunuz..
Ben arıyormuşum ha.. aklımdaki dini sorulara..
Ha bi de efem..
Velhasıl kemal; topla gel.. allaam bu nası iştir yau:)
Şimdi bi özetleyelim:)
Paradoksa bakara 255 ile daldın mı?
Daldın..
Ben de sana bu yaptığın abesle iştigal olduğunu hatırlattım. Çünkü sen paradoks’un içinde “tanrı” sözcüğünü görüp bakarayla imdada geldin diye Hilbert’in kusursuz bir matematik hayali gerçek olmadı, ya da başka bir ifadeyle Göddel hala haklı. Ama yine de inad ediyon ya, matematik derslerine gir o zaman, ayet eşliğinde açıklarsın paradokslar ve çözüm yorumlarını.
Kardeşim, burda kullanılan tanrı kavramı herşeyin kümesi gibi bişeydir ve mükemmellik atfedilen sistemleri matematik mantıkla yoklar, hala anlamıyor musun?
Geldin önce, yok taş o demek değil de kaldırmak bu demek felan.. He yani, biz bilmiyoz bunları, Göddel de bilmiyo, Bertrand da bilmiyo, kimse bilmiyo bi sen biliyon anasını satiim. Ne taşı yahu.. Al vazgeçtik taştan, başka şekillerde soralım;
Tanrı kendisi gibi bi tanrı daha yaratabilir mi, ya da beni de kendi gibi bi tanrı yapabilir mi, tanrı isterse tanrılığından-tanrılık yapmaktan vazgeçebilir mi.. Ne ifade ediyo bu sorular sana? Hepsi de mükemmel/kusursuz olduğu varsayılan bir sistemin kendi üzerine yapılmış göndermeler. Eee, nedir yani, bi “münezzeh” dedin diye çözülmüş mü oldu şimdi bütün sorun? Vah vah.. Göddel akıl edememiş demek. Tüh. Hayret ötesisiniz yahu.
Bakara 255 le geliyorsan, eyleşeceğin yer burası değil. Çünkü benim gibi ömrünün son bir kaç yılında heves edip matematik okuyan bir amatörün bile kolaylıkla bilebileceği gibi, Gödel de Hilbert de Bertrand da çok uğraştı ama, paradoks orda duruyor hala. Ve bugüne kadar da kimse çıkıp efenim bakara 255 klavuzluğunda sorunu çözeriz dememişti ki…(Ama sen dedin maşallah)
Kaptan için güncelleyelim.
bir cevap verme ihtiyacı hissettim. daha önce de açıkladığım üzere sırf bu tür paradokslardan dolayı kesinlikle tanrı yoktur bilincine ulaşmış birisi değilim. hala daha varlığını veya yokluğunu bilemeyeceğimizi düşünüyorum. ha şunu da ekleyeyim, ben varlığını hissetmiyorum, bana yokmuş gibi geliyor ama bilemem tabii ki…
oraya “agnostik görüşlerimden arındıran paradokstur” yazma sebebim tamamen taşlamaydı. çünkü tanrı varlığına inananlar (deistler de dahil) yav şöyle oldu da inanıyorum, yok böyle oldu da inanıyorum diye aslında kanıt olamayacak şeylerle karşıma geldiler hep. keşke o sözün sonuna bir gülücük koysaymışım, zaten çok fazla da hatası var yazının.
Teşekkür ederim gamaro. Aslında başlık aklımda ama vakit ayırıp yorum yazamadım, sonsuz’un da bir güncellemesi var aslında o da aklımda. zizou’nun yorumu vesileysiyle düşüncelerimi yazayım.
Aslında bu paradoksun meali “tanrı yoktur” değil zizou sadece kadiri mutlak tanrılarla ilgili. Kadir-i mutlak tanrılar çelişkilidir demek istiyor. Dünya dinlerine baktığımızda bu kadir-i mutlak tanrılar daha pek çok eçlişkisi olduğu için sıra pek buna gelmiyor :). Tanrının varlığı tartışmalarımda zaten pek kullandığım bir argüman da değil.
Kendimi ateist olarak tanımlasam da deist tanrıyı neredeyse hiç tartışmadım şimdiye kadar. Deizm tanrısı insanları umursamadığına göre ben de onu pek umursamıyorum diyebilirim. Sonuçta umursanmadığım için günahkar da olmadığım tek tanrı o, ona karşı rahatım :). Evrenin yapısı aslında bir tanrıyı gerektirmiyor ama bir ihtimal bu doğayı yaratan bir tanrı var diyelim, bu kadir-i mutlak olmak zorunda değil. Evrende yüz milyarlarca galaksi var ve her galakside birkaç trilyon yıldız var, bizim varlığımızdan haberi bile olmayabilir, muhtemelen de yoktur. Belki bu evren yaratma işine girişme amacı daha başka bir şeydir. Belki yaşam olgusunu başlangıçta o bile öngörmüyordu, belki yaşam gelişen bir gezegeni farkettiğinde o bile çok şaşırdı.
Tüm bu evrende gördüğümüz gaz, toz, yıldızlar, galaksiler falan hepsi evrendeki enerji miktarının sadece %4’ü kadar yapıyor. Ve gene tüm bu galaksiler veya işte bildiğimiz madde, evrendeki tüm madde miktarının sadece %14’ü kadar. Ve işte bu %14lük kısımdan oluşan sonsuz galaksiden alelade birindeki, sayısız yıldızdan birinin etrafında dolanıyoruz. Eğer bir tanrı varsa, onun için çok çok sıradan varlıklarız. Hal böyleyken, onun bizim ahlakımızı, hukuğumuzu çok önemsediğini, aramızdan bazılarıyla konuştuğunu iddia etmek de başka bir paradoks bence.
Kaptan ben konuyu senin için güncelleyelim demişim de…
Aslında yıllanan şarap içindi, niyeyse sen zannetmişim.
Olsun ama, vesile tabi..
Vesile aziiizim, vesile.
Zaten herşey bi vesile:)
Eğer yaratabilirse, taşı kaldıramaması gerekir. Kaldıramazsa da gücünün SONSUZ olmadığını anlarız.
Eğer yarattığını kaldırabilirse, bu da yaratma gücünün SONSUZ olmadığını gösterir.
Her şeyi yapabilen, SONSUZ güce sahip bir şey (tanrı) yoktur. Eğer tanrı varsa bile düşündüğümüz veya öğrendiğimiz tanımlarda değildir.
sevgili kaptan, teşekkür ederim yaptığınız açıklamadan dolayı. fakat gördüğünüz üzere ben zaten ,sizin deyiminizle kadir-i mutlak – benim deyimimle sonsuz güce sayip şey, olamayacağını söylemiştim. tanrı kesinlikle yoktur sözünü de yaptığım yorumlar da dahil hiçbirinde kullanmadım. anlatım dilimdeki eksiklikten dolayı mı açıkca ifade edemedim belki de… fakat hemen sizin yorumunuzun üstündeki yorumumda gayet net açıkladığımı zannediyordum. demek başaramadım yine 🙂
Ben bu cümlenizi yanlış anladım heralde. Yani tanrı yoktur fikrini omnipotent paradoks sayesinde değil de başka bilgiler nedeniyle benimsediniz deye düşündüm. O yüzden bu paradoks zaten tam anlamıya tanrı yoktur demiyor dedim. Neyse, madem öyle değil benim yazdıklarımı da yoksayıverin.
tanri olmadigini iddia edip sabah aksam O´nu konusmak nasil bir umursamazlik ?
bide umursadigini düsünün:)
insanogluna mahsus bir celiski olsa gerek..
slm.
He canım he:)
Putların aslı astarının olmadığını iddia eden Muhammed’in o kadder yırtınması da çelişki olsa gerek.
Evrim’in olmadığını iddia eden Harun Yahya’ya da aynı şeyi demek.
La olm hem yok deeyon hem laf ediyon filan.
🙂
tanrı kaldıramayacağı taşı yaratır
ve yok eder,
ve ortadan kaldırır;
böylece kaldıramayacağı taşı kaldırmaz
böylece kaldıramayacağı taşı yaratımının kanıtını da ortadan kaldırır;
ortadan kaldırmak diye bi deyim vardır bizde;
tanrı ortadan kaldırır;
“tanrı kaldıramayacağı taşı ortadan kaldırır”