TARİH, yazılı tarihin tarifi ile yazılı tarihin tahrifinden kurtularak, yazısız tarihin verilerine ulaşıp onlarla bütünleşmediği sürece, yazılı tarihin kendisine yazdığı yazgıdan, tarihin kendisi de insanlık da kurtulamayacaktır! Dünkü çocuk olan “sınıflar savaşımı” merkezli tarih anlayışı, bize tarihin nasıl incelenmesi gerektiğinin anahtarlarını verirken, bu anlayış tarihin kapılarını aralamayı başarmışsa da, bu kapıdan içeride olup bitenlerin içimizdeki hangi dürtüleri hala yönetmekte olduğunu keşifte yetersiz kalmaktadır… Günümüz bilim insanlarına düşen, uzaya gittiği oranda gösterdiği beceriyi, insanın toprak altında kalan köklerine de yöneltmesidir. Tarih, son derece önemli bir görev olarak gün be gün bu çağrısını yenilemekte ve yinelemektedir; keşfedin beni, beni keşfedin çünkü beni keşfedince kendinizi keşfedeceksiniz, diyerek!
Bize okulda öğretilen bütün bir tarihin metafizilkten ibaret olduğu gibi bi durum var. Büyük insanların başarıları, fikirlerin başarıları, antlaşmalar zart zurt. Dikkat etmek lazım altyapı-üstyapı olayına.
Toprağın altından çıkabilecek şeylerin de bir sınırı var..taş,metal,tahta,kemik üzerinden ne kadar şey söylenebilir ki?
Hiçbir şey söylenemez demek istemiyorum dikkat ediniz.
Mutlaka somut kanıtlara dayalı bir takım bilgiler edinilebilir ama geri kalan yine şehir efsanesi kıvamında kalmak zorundadır.
Uzayı araştırmaktan zordur insanın geçmişini araştırması.
Birinde araştırma yapmak için mekanda ilerlemeniz yeterken diğeri için,yine fiziksel bir entite olan zamanda geri gitmeniz gerek…yani tarih konusunda bilimin suskunluğu ebedi olacaktır bence.
Ne kadar zor olduğunu bi düşünün kıyaslamakta haksızlık.
Tarih, erki olanın elinde oyuncak olduğu için en güvenilmez alanlardan birisidir diyebilirim.
Bu yüzden tutum ve davranışlarımızı tarihe göre oluşturmak bana göre yanlıştır. Bu yüzden hiç tanımadığı halde çocuklar yunan düşmanı, ermeni düşmanı vs. gibi yetiştiriliyor.
<a href=”http://www.sonsuz.us/users/xenix>