
Tupi kabilesinde Brezilyalı kadınlar anadan üryan dolaşır, bundan hiç utanmazlardı. Hatta Avrupalılar Tupi kadınlarına örtünmeleri için giysi verdikleri zaman kadınlar gülüp giysileri reddettiler. insan böylesi rahatsız edici bir şeyi üzerine giyip kendisine neden eziyet eder ki diye düşünüp şaşırdılar.
Erkekler saçlarını kazıtıyor, kadınlarsa uzatıp kırmızı kurdelalarla örüyorlardı. Tupi yerlileri yıkanmayı çok seviyorlardı; ne zaman bir ırmak görseler ırmağa atlayıp birbirilerini yıkamaya başlıyorlardı. günde 12 kez yıkandıkları bile oluyordu.
İki yüz kişinin birlikte yattığı ambara benzer yapılar içinde yaşıyorlardı. Pamuk yataklarını hamak gibi sütunlar arasına asıyorlardı. Avlanmaya gittikleri zaman yataklarını da yanlarında götürür öğle arası ağaçların arasına asıp şekerleme yaparlardı. Her altı ayda bir köy farklı bir yere taşınırdı; çünkü köy sakinleri manzara değişikliğinin onlara iyi geleceğini düşünürlerdi. (Başka bir açıklamaları yoktu, yalnızca hava değişikliğinin onlara iyi geleceğini söylerlerdi)
Bu insanlar öyle düzenli bir yaşam sürüyorlardı ki çoğu yüz yaşına kadar yaşadığı halde hiç birinin saçı ağarmıyordu. Dışarıdan gelen ziyaretçilere çok iyi davranır onlar için en iyi içkilerini sunarlardı.
Tupi erkeklerinin birden çok kadınla evlenmelerine izin veriliyordu; erkekler eşlerinin hepsine aynı oranda bağlıydılar. Bütün ahlak sistemleri iki temel üzerine yükseliyordu: Savaşta sağlamlık ve eşlere karşı sevgi. Kadınlar bu düzenlemeden mutluydu hiç kıskançlık duymuyorlardı. Cinsel ilişki konusunda rahattılar tek yasak yakın akrabalarla sevişmekti.
Tupilerin bu şekilde yaşaması İspanyollar tarafından hayvanca görüldü ve katledildiler.
”çoğu yüz yaşına kadar yaşadığı halde hiç birinin saçı ağarmıyordu.”
Bu kısmı pek inandırıcı gelmedi bana. O yıllarda ortalama ömür 40-50 yıl kadar ve saçların yüz yaşına kadar ağarmaması da pek inanılacak gibi değil. Uzun yaşasak bile yaşlanma ve bunun belirtileri kaçınılmaz bence.
Sağlıcakla kalın.
”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)
124 bin nebi ve peygamberlerden hiçbiri oralara uğramamış vah vah 🙂
Uğramıştır uğramıştır, ama işte tahrif olmuşlar sonra.
kadin erkek sayisini esit kabul edersek , kadinlarinda birden cok erkekle birlikte olacagi veya evlenecegi matematik gercegi var ,kiskanclik duymayanin yalniz kadinlar degil erkekler de olmasi gerekiyor . yoksa %80 90 kadin olan bir kabile mi idi?
Belki bunlarda kefir kullanıyorlardır yada yaşlanmayı yavaşlatan başka birşey.:))
Harika. Sanırım uzun yaşamlarını düzenli yıkanmalara ve uykuya borçlular. Ayrıca altı ayda bir yer değiştirmeleri de onlara iyi geliyor.
Yaz-kış hergün 2 kere duş alırım, günde 5 defa dişlerimi fıçalarım, yatakta da çok iyiyim saatllerce uyuyabilirim. Sonsuz’da yüz yaşına kadar hepnizin başına bela olacağım, Baal’ı da Hüseyini’de sosyal demokrat yapacak kadar zamanım var.
”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)
ve nuh tufandan sonra bin yıl yaşadı” eee eğer olayı dine çekersek bu bilme çekersek insanlarda yaşlanma vücudun zaman içinde aldığı zararrıın engellenmemesi o ayrı ama saçların ağarması o psikolojiye yahut genlere giriyor ama her şekilde mümkün yani bugun 90 yaşında dedem lepiska gibi saçları varda 50lik perde kelse bundan…..
Olayı dine çekersek alacağımız en büyük ders, “peygamber uğramayan kabilelerin, daha mutlu bir yaşam sürdüğü” olur.
Her an kesin emirler gelebilir, hazırlıklı olun.
İmza: Peykamber Kerim.
keşke o dönemde tupili bir insan olarak yaşasaydım.doğal ve samimi geldi bana kültürleri.
Kambur kerim harika. Günde 2 defa duş almak ve iyi uyumak gerçekten çok güzel ama diş konusunda şaka yapıyorsunuz di mi :))
Ufak tefek saplantılarım var böyle, yolda otomobilin ezdiği kanlı bir kediyi kaldırıp poşetleyip, çöpe atabiliyorum ama toplu taşıma araçlarında demir ve askılıkları tutamıyorum. Elimi yumruk yapıp onunla destek alıyorum;-)) Arkadaşlarımla da sarılıp kucaklaşıyorum, pek öpüşemiyorum öyle şapur şupur ve yanak yanağa da gelemiyorum.
Sağlıcakla kalın.
”Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir” (Wittgenstein)
Neden Tupi erkekleri merkezli anlatılmış öyküleri acaba ? bana pek maskulin geldi 🙂
Bana pek erkek merkezli anlatılmış gibi gelmedi. Bir şu çok eşlilik konusu var o da sanırım savaşlarda erkeklerin sayısının azaldığı olabilir. Onun dışında iki taraf için de cinsel özgürlük var gibi görünüyor.
Anlatılanlardan yola çıkarsak bu kabilede erkeklerin sadece anne ve kız kardeşleriyle cinsel ilişkileri tabu olabilir.Diğer ilişkileri sınırlayan bir yasak bu toplumu çözerdi.Bu şekilde bir arada kalamazlardı.
Diş fırçalama konusunda benimde bir takıntım var.Bazen 15 dakika fırçaladığım oluyor.Aynı yerleri tekrar tekrar fırçalıyorum.
Aslında Tupi yazıp gogul’a bile sormadım.
Lakin helak edilesi bir halk oldukları her hallerinden belli.
Ali k’nın deyimiyle sınırsız seks felan..
İğrenç yani.
Tam bir helak numunesi.
Tanrı da İspanyolları bunun için gönderdi zati.
Sıcak bir yer olsa gerek yaşadıkları. Yoksa romatizma falan olurlar bunlar.

Geçen gün bir belgeselde izledim.Amazonlarda yaşayan bir kabile gösteriyordu.Avladıkları hayvanların yavrularını toplayıp köylerine götürüyorlar ve evlat ediniyorlardı.Amazonlar sadece oralarda yaşayan insan kabilelerinin antropolojik değeri açısından düşünülecek olursa bile kıyılamayacak derecede önemli bir yerdir..BM brezilya ve komşu ülkelerden oraları toptan satın alıp koruma altında tutmalı.Parayı da tüm insanlık ortaklaşa ödemeli.
hz.zvrupalılar diye okudum
hazxreti mormonlar