Varoluşun En Büyük Gerçeği = Evrim mi? – Tersinim mi?

Bu yazımızın amacı gerçekleri bulmaktır.

Varoluşun en büyük gerçeği olmaya aday birbirine zıt evrim ve tersinim olmak üzere iki teori vardır.

Evrim ve tersinim teorilerinin kıyaslanması, bilimin terazisinde doğru olarak tartılması, bu yolla gerçeğin bulunması için evrim ve tersinim kavramlarının anlamlarını ve yöntemlerini açıkça belirtmek ve bilmek gerekir.

Evrim canlıların zaman içinde değişip pozitif anlamda geliştikleri mantığını temel alır ve yine canlıların evrimleşmeyle türlerden türlere geçtiklerini, geçebildiklerini öngörür.

Evrim teorisine göre bu gün şaşkınlık ve hayranlıkla gözlemlediğimiz yaşam dünyası rastlantılarla oluşmuş (Ya da uzaydan gelmiş) bir canlı hücresinin zaman içinde kademeli evrimiyle oluşmuştur.

Evrim on milyonlarca senelik çok uzun süreçlere ihtiyaç duyduğundan birebir gözlemlenemez. Fakat yaşam süreçlerindeki değişimleri gösteren izlerle (fosillerle) kanıtlanabilir.

Evrim çok uzun süreçlere ihtiyaç duyduğundan birebir gözlenip sınanamaz. Bu nedenle materyalist bilimin gözlem ve deneylerle sınanma şartına uymaz.

Evrim teorisi taraftarları yaşamın gelişim aşamalarını gösteren olguların; canlıların basitten karmaşığa doğru geliştiklerinin açık kanıtları olduğunu, bu nedenle evrimin birebir gözlenip sınanmasına ihtiyaç olmadığını iddia ederlerse de sonuçta; teoriyi çok yakından ilgilendiren, temellerini oluşturan bazı konulardaki kimi soruları yanıtlamaktan aciz kalırlar.

Taraftarları için evrim (bütün olumsuz işaretlere rağmen) bilimsel kanıtlarla doğrulanmış bir gerçektir.

Bir bakıma evrim bilimin hem annesi, hem de babasıdır.

Bu nedenle olguları evrim mantığına uygun yorumlamak gerekir. Bu bilimin gereğidir ve olmazsa olmazlarındandır.

Fakat temellerini ilgilendiren konularda pek çok sorulara yanıtlayamayan bir teorinin bilimselliğinin doğrulandığı şüphelidir.

Tarafsız bir bilim insanı bunu rahatlıkla fark eder.

Gerçekliği konusunda derin, güçlü ve kalın şüphe bulutlarının üzerinde dolaştığı bir teoriyi inkar edilemez gerçek, bilimin annesi, babası kabul etmememiz, tüm bilimsel olguları buna uygun yorumlamaya kalkışmamız mümkün değildir.

Böyle bir teoriyi bilimin hem annesi hem babası kabul etmek, bilimsel bulguları buna uygun yorumlamak tek kelime ile dine benzeri koyu bir taassup olur.

= = =

Tersinim düzen ve sistemlerde oluşan azalma, yıpranma, değişme, bozulma hastalanma, ihtiyarlama vb gibi negatif kavramların genel ifadesidir. Bu nedenle tersinim evrenseldir.

Tersinim etkilerini gözlemlemek için oluştuğu ortamda farklılıklar gerekir. Bu nedenle tersinim yalnız düzen ve sistem sahibi olgularda gözlenir.

Farklılık oluşmadığından düzensizlik ve karmaşalarda tersinim gözlenemez.

Bir bakıma tersinim gözlendiği olgunun düzen ve sistem sahibi olduğunun açık kanıtı olur.

Tersinim etkisi ve çeşitliliği düzen ve sistemlerin ayrıntılılığı, hassaslığı ve kompleksliği ile doğru orantılı olarak artar ya da azalır.

Diğer ifade ile düzen ve sistem sahibi olgular ne kadar hassas, ayrıntılı ve kompleks ise tersinime o kadar açıktır. Tersinim etkisi o kadar çok ve güçlü olur.

Bu nedenle canlılık gibi basite indirgenemez kompleks yapıların bütünsel kurgusu olan olgular son derece güçlü ve çeşitli tersinim etkilerinden korunmak için korunma, savunma ve bağışıklık mekanizmalarıyla donatılmışlardır.

Tersinim teorisi varoluştaki oluşumları üç şekilde inceler.

1)-Rastlantısal oluşumlar.

2)-Şartların oluşumları

3)-Düzen sahibi sistemler.

Rastlantısal oluşumlarda herhangi bir amaç gözetilmeden bir araya gelme söz konusudur. Rastlantıyla amaçsız olarak bir araya gelen olguların içinde şartların oluşumuyla meydan gelenlerle düzen sahibi sistemlerde bulunabilir.

Örneğin çeşitli madenlerle bir parça elmasın ve mikro organizmaların bulunduğu herhangi bir kaya kütlesi bir rastlantısal oluşumdur.

Buradaki çeşitli madenler (cansızlıktaki kompleks yapılar) bir parça elmas (cansızlıktaki kompleks yapılarla meydana gelen şartların oluşumu) ve mikro organizmalar (canlılıktaki basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusu) her hangi bir amaç gözetmeden meydana gelmişlerdir.

Bu nedenle bu kaya kütlesi bir rastlantısal oluşumdur.

Düzenli sistemler çok sayıda parçaların aynı amaç için bir araya gelip işlerlik kazandığı olgulara denir.

Basite indirgenemez sistemler; sistemleri oluşturan parçalardan birinin olmaması, niteliğinin ya da yerinin değişmesi amaca uygun işlerliğinin bozulması veya durması ile sonuçlanan olgulardır.

Örneğin göz bir basite indirgenemez kompleks sistemdir.

Basite indirgenemez sistemler amaç için bir araya gelip daha gelişkin ve kompleks yapılar oluşturuyorsa buna basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünselliği denir.

Örneğin gözler, sinir sistemi ve beyin görme amaçlı olarak bir araya gelmiştir.

Ve her biri ayrı ayrı basite indirgenemez kompleks sistemlerdir.
Görme olayının gerçekleştiği bu olgu bir basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünselliğidir.

Canlı vücutları; bu tür sistemlerin yaşam denen amaç için bir araya geldikleri; daha büyük, daha kompleks, daha ayrıntılı ve hassas olguları oluşturduğu, basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgularıdır.

Evrim teorisi mantığı gereği varoluştaki sistemlerin varlığını ısrarla ret ve inkar eder.

Onlara göre varoluş ilkellikten (basitlikten) karmaşalığa doğru gitmektedir.

Fakat karmaşalıkta (karmaşalık tersinim en güçlü hali olduğundan gözlenebilen bir farklılık oluşmaz) tersinim gözlenemez.

Fakat varoluşun her aşamasın tersinim gözlenir. Bu nedenle varoluş bir basite indirgenemez sistemlerin kurgusal bütünselliğidir. Bundan en küçük bir şüphe yoktur.

Tersinim teorisi hiçbir doğal kanun ve ilke ile çelişmez.

Tersinim teorisinin evrim teorisine göre belirli üstünlükleri vardır.

Tersinim teorisi evrim teorisi gibi uzun süreçlere ihtiyaç duymaz.

Tersinim için anlık olaylarla bir kaç on senelik süreçler yeterlidir.
Bu nedenle tersinim olayları varoluşun her olgusunda rahatlıkla gözlenip sınanabilir.

Tersinim teorisi evrim teorisi gibi canlıların zaman içinde değiştiklerini kabul eder.

Fakat bu değişim pozitif gelişme (evrim) yönünde değil negatif (tersinim) yönündedir.

Tersinim teorisine göre canlılar gelişme bir yana zaman içinde gerileme eğilimindedir.

Bu nedenle canlılar yapılarını korumaya diğer nesillere eksiksiz aktarmaya çalışırlar.

Tüm canlılar kendilerine özel yaşam avantajlarına sahiptirler.
Kaçınılmaz olarak bu avantajlar zaman içinde önce zayıflar sonra kaybolur. Artık o canlının yaşam sahnesinden çekilme zamanı gelmiştir.

İhtiyarlama ve ölüm tersinimin kaçınılmaz ve doğal sonucudur.
Kimi canlılar yaşam şartları ve olguları nedeniyle yaşam avantajlarını zamansız zayıflatıp kaybedebilirler.

Yaşam avantajlarını zayıflatmak ve kaybetmek eko sistem gereği yaşamdan elenmenin en önemli nedenidir.

Bu nedenle güçlünün zayıfları elemine etmesi (doğal seleksiyon) bu yolla daha güçlü canlıların yaşama hakim olması ve zamanla evrimleşmesi yerine; avantajlarını zayıflatma ve kaybetmeyle oluşan, zayıflama sonucu eko sistem gereği yaşam sahnesinden çekilme (doğal elenme) kanıtlarla desteklenen akıl ve mantığın onayladığı açık bir gerçek olur.

Tüm canlıların varoluşlarındaki yapılarını korumaya ve diğer nesillere aktarma çabasında oluşları aklın ve bilimin onayladığı en büyük gerçektir.

Kaynak www tersinim.net

17 yorum “Varoluşun En Büyük Gerçeği = Evrim mi? – Tersinim mi?”

  1. “Bu yazımızın amacı gerçekleri bulmaktır. ”

    Gercegi bulmak bir yaziyla mumkun olsaydi keske.. Ya da soyle diyelim: Kime gore -uydurulmus- gercek..

    “Evrim teorisine göre bu gün şaşkınlık ve hayranlıkla gözlemlediğimiz yaşam dünyası rastlantılarla oluşmuş (Ya da uzaydan gelmiş) bir canlı hücresinin zaman içinde kademeli evrimiyle oluşmuştur.”

    Buyrun efendim yapilan arstirmalarin sonucu her daim evrime destek oluyor.. Neymis bakalim…


    Kuyruklu yıldızda okyanus suyu

    Bilim adamlari, kuyruklu yıldızlar arasında dünyadaki suya en benzeyen suyun Hartley 2 kuyruklu yıldızında gözlemlendiğini açıkladı.

    Herschel uzay teleskobuyla yapılan araştırmada kuyruklu yıldızın suyunda bulunan nadir bir hidrojen tipi, döteryum ölçüldü. Bunun diğer kuyruklu yıldızlardaki suda görülen döteryum oranının yarısına sahip olduğu belirlendi. Tıpkı dünyada olduğu gibi.

    Sonuçları Nature dergisinde yayınlanan çalışma, dünyadaki suyun çoğunun gezegenimize çarpan kuyruklu yıldızlardan gelmiş olabileceğine işaret ediyor. Dünyanın oluşumundan birkaç milyon yıl sonra kuru ve kayalık olduğu biliniyor. Bugün gezegeni kaplayan suyun büyük olasılıkla uzaydan gelmiş olduğu sanılıyor.

    Bugüne kadar yalnızca 5-6 kuyruklu yıldızdaki döteryum oranı ölçülebilmiş ve hepsinde okyanuslardaki oranın iki katı döteryuma rastlanmıştı. Buna karşılık asteroitlerin döteryum oranı, dünyaya çarpan göktaşlarının kaynağı bu küçük gezegenler olduğu için daha iyi biliniyor.

    Göktaşlarında aşağı yukarı okyanuslardakiyle aynı miktarda döteryuma rastlanmıştı. Bu nedenle eğer dünyadaki su uzaydan geldiyse, bunun kaynağının asteroitler olduğu düşünülüyordu.

    Bugüne dek gözlemlenen kuyruklu yıldızlar Oort Bulut cinsindendi, yani güneş sisteminin ilk yıllarında ve Neptün ile Uranüs gibi büyük gezegenlerin civarında oluştuğuna ve gezegenlere, birbirlerine çarparak uzaklara fırlatıldığına inanılan objelerdi.

    Hartley 2 kuyruklu yıldızı ise Kuiper Kuşağı’nda döteryum analizi yapılan ilk gök nesnesi. Kuyruklu yıldızların, asteoitlerden çok daha fazla su taşıdığı biliniyor.

    ntvmsnbc.com

    G Milat

  2. Çıktı yine şu doğrusöz amfibisi. Hadi koçum başka kapıda tersin.

  3. Döteryum ha..

    kına yapımında kullanılıyo herhal.

    He he:)

  4. Conta mucizesi.

    Kuantum ve marangozluk.

    Etek ve etik.

    Düzen ve düzen:)

    Yallaaeeh şoföööer yallah, nebeklii-iseeeğğn:)

  5. Sayın G. Milad’a

    Makaleme verdiğiniz bilimsel yanıt için teşekkür ederim. Bu örnek hareketiniz kişilikleri saldırmayı bilim, kendini de bilim insanı zannedenlerin bulunduğu bir ortamda son derece değerli ve ibret vericidir.

    Evrim öngörülerini koşulsuz kabul etmediğimizden ve eleştirdiğimizden beni genelde (sadece evrimi eleştirdiğimden) karşıt teoriyi koşulsuz destekleyen taassup sahibi (bu tamamen yanlıştır) bir kişi olarak görürler ve buna uygun tenkit ederler. Onlar göre ben filanca yada falancaların müridiyimdir.

    Bu güne kadar pek çok makale yazdım, yazdıklarımda, fikirlerim de ortadadır.

    Dikkatli bir okuyucu yazılarımda kullandığım malzemelerin M.Behe HY gibi yaratılış teorisini savunanlardan çok; Darwin, Dawkins, Dawking, Gould, Berry vb.gibi  evrim teorisini savunanlardan alındığını hemen fark eder.
    

    Bir bakıma materyalistlerin, ateistlerin ve evrim teorisi savunucularının fikirleri, yazıları, öngörüleri benim çok kıymetli, zengin malzeme ve materyal kaynaklarıdır.

    Yanıtınızdaki bir bölüm hazırlamakta olduğum Canlılık Uzaydan mı Geldi? isimli yazımda ne zamandır arayıp durduğum rahatsız edici bir boşluğu doldurdu.

    Gerçektende yazınız çok makbule geçti.

    Bu yönden teşekkür ederim. Bilimsel eleştirilerinizin devamını beklerim.

    Makalenize ayrıca cevap vereceğim

    Saygılar.

  6. Kimi kişiler bu siteyi babasının malı zannediyor anlaşılan.

    Kendini bir şey zanneden birisi kimin nerede tersineceğini ya da tersinmeyeceğine karar vermeye kalkışmış.

    Bu güne kadar nerede tersineceğimi kimse karışmadı, karışamadı. Bundan sonrada karışamayacak.

    Yazarılarım bazı kişilerin bir yerlerlne kaçıyorsa bu benim değil, onların sorunu.

    Beğenmediğiniz yazıları okumayaverirsiniz olur biter.

  7. Kına bulan seviniyor vesselam.

    E döteryum bu, boru diil pek tabi.

    🙂

  8. Materyalist evrimci; ağzıyla konuşabilme melekesine ve tartışma kültürüne sahip arkadaşlardan evrim mi tersinim mi konusundaki fikirlerini bekliyorum.

  9. İÇİNDEKİLER

    Evrim mi – Tersinim mi?

    Evrim teorisi

    Doğal Seleksiyon (Seçilim) mi? Doğal elenme mi?

    Doğal seleksiyon ve Darwin

    Doğal seleksiyon mu? Doğal elenme mi?

    Doğal seleksiyon ve Darwin

    Çeşitlenme ve evcilleştirme

    Evcilleştirme ve tersinim

    Türlerin Kökeni-Doğal Seleksiyon-İtirazlarımız

    Doğal Seleksiyona Bilim İnsanları ne diyor?

    Doğal Seleksiyonla Türlerden Türler Geçilebilir mi?

    Evrim Teorisinde Deneme Yanılma Yöntemlerinde Doğrunun (Yararlının) Seçilmesi Sorunu

    Doğal Seleksiyona Bilim Ne Diyor?

    MUTASYONLAR – Evrim ve Canlı Hücreleri

    Mutasyonlar ve DNA

    DNA Molekülünün Keşfi

    Mutasyonlar ve Çeşitlenmeler

    Neo -Darwinizm

    Neo Darwinizmin Mekanizmaları – Mutasyonlar

    Mutasyona uğratılan Meyve Sinekleri

    Sanayi kelebekleri Mutasyona mı uğradı?

    Kanser ve nedenleri

    = = =

    Evrim mi? Tersinim mi? -2

    Yazı dizimizin ana konusu gerçekleri bulma amacıyla evrim ve tersinim teorilerinin kıyaslaması olduğundan evrim ve tersinim kavramlarının anlamlarını belirtmede sayısız faydalar vardır.

    Varoluşun en büyük gerçeği olmaya aday birbirine zıt evrim ve tersinim olmak üzere iki teori vardır.

    Evrim ve tersinim teorilerinin kıyaslanması, bilimin terazisinde doğru olarak tartılması, bu yolla gerçeğin bulunması için evrim ve tersinim kavramlarının anlamlarını ve yöntemlerini açıkça belirtmek ve bilmek gerekir.

    Evrim canlıların zaman içinde değişip pozitif anlamda geliştikleri mantığını temel alır ve yine canlıların evrimleşmeyle türlerden türlere geçtiklerini, geçebildiklerini öngörür.

    Evrim teorisine göre bu gün şaşkınlık ve hayranlıkla gözlemlediğimiz yaşam dünyası rastlantılarla oluşmuş (Ya da uzaydan gelmiş) bir canlı hücresinin zaman içinde kademeli evrimiyle oluşmuştur.

    Evrim teorisi en baştan bir Yaratıcı İradenin varlığını ret ve inkar ettiğinden tüm oluşumlar rastlantı-madde-zaman üçlemesinin sonucudur.

    Evrim on milyonlarca senelik çok uzun süreçlere ihtiyaç duyduğundan birebir gözlemlenemez.

    Fakat (eğer gerçek ise) yaşam süreçlerindeki değişimleri gösteren izlerle (fosillerle) kanıtlanabilir.

    Evrim çok uzun süreçlere ihtiyaç duyduğundan birebir gözlenip sınanamaz. Bu nedenle materyalist bilimin gözlem ve deneylerle sınanma şartına uymaz.

    Evrim teorisi taraftarları yaşamın gelişim aşamalarını gösteren olguların; canlıların basitten karmaşığa (düzen ve sistemlere değil) doğru geliştiklerinin açık kanıtları olduğunu, bu nedenle evrimin birebir gözlenip sınanmasına ihtiyaç olmadığını iddia ederlerse de sonuçta; teoriyi çok yakından ilgilendiren, temellerini oluşturan bazı konulardaki kimi soruları yanıtlamaktan aciz kalırlar.

    Taraftarları için evrim (bütün olumsuz işaretlere rağmen) bilimsel kanıtlarla doğrulanmış bir gerçektir.

    Bir bakıma taraftarları için evrim bilimin hem annesi, hem de babasıdır.

    Bu nedenle tüm olguları evrim mantığına uygun yorumlamak gerekir. Bu bilimin gereğidir ve olmazsa olmazlarındandır.

    Evrime uymayan bilimsel gerçeklerin, mantıksal çıkarımların düşünülmeden, araştırılmadn ret ve inkar edilmesi rahatlıkla taassup olarak nitelenebilecek bu sakat mantığın ürünüdür.

    Fakat temellerini ilgilendiren konularda pek çok sorulara yanıtlayamayan bir teorinin bilimselliğinin doğrulandığı şüphelidir. Tarafsız bir bilim insanı bunu rahatlıkla fark eder.

    Gerçekliği konusunda derin, güçlü ve kalın şüphe bulutlarının üzerinde dolaştığı bir teoriyi inkar edilemez gerçek, bilimin annesi, babası kabul etmememiz, tüm bilimsel olguları buna uygun yorumlamaya kalkışmamız mümkün değildir.

    Böyle bir teoriyi bilimin hem annesi hem babası kabul etmek, bilimsel bulguları buna uygun yorumlamak tek kelime ile putperestlik benzeri koyu bir taassup olur.

    Devamı var.

  10. Evrim Teorisi: Charles Darwin’n ortaya attığı Evrim teorisi tarih boyunca insanları en çok etkileyen teorilerin başında gelir.

    Bir başka deyişle evrim teorisi kadar insanların özel ve sosyal hayatlarını yönlendiren, bu nedenlerle böylesine çok tartışılan, suiistimal edilerek belirli çevrelerce kullanılan bir başka teori daha yoktur.

    Darwin, bilimsel olduğunu iddia ettiği incelemelerinden türlerin sabit olmadığını, uzun süreler içinde de olsa çevre koşullarına göre en azından fiziksel olarak değiştiğini fark etmişti.

    Ancak bu değişim sürecini tetikleyen etkenlerin ne olduğu, diğer nesillere aktarılıp aktarılmadığı konusunda herhangi bir fikri yoktu. Gerçekte bu değişimler canlıların genelde dar alandaki çeşitlenmeleri ve çevreye uyumlarının sonucuydu.

    Darwin’in Beagle gemisiyle yaptığı ve bir dünya turuna dönüşen gezisi sırasında bu konudaki fikirlerinin ağır ağır olgunlaştığı, İngiltere’ye döndükten sonra ilk semerelerini verdiği, bu konu üzerindeki fikirlerini pekiştirecek kimi araştırmalara giriştiği görülür. Bu nedenle evrim teorisi çok uzun bir sürecin mahsulüdür denilebilir.

    Çok uzun bir sürecin mahsulüdür ama inanılmaz derecede ağır, araştırmacı bir bilim insanına yakışmayan mantık hataları ve saçmalıklarla doludur. (Saçmalıklar bölümüne bakınız)

    Darwin hazırlamaya çalıştığı Türlerin Kökeni isimli ilk kitabında canlıların zaman içinde değişip evrimleşerek türlerden türlere geçtiklerini savunuyor bu konuda kimi olayları kanıt olarak gösteriyordu.

    Darwin teorisiyle ilgili fikirlerini derleyip toparlayıp bir düzene koymaya çalışırken Malthus’un Nüfus Üzerine Deneme adlı kitabını okudu.

    Malthus bu kitabında:

    -Bütün canlılar bir var olma ya da yok olma savaşı içindedir. Savaşların nedeni nüfus artışıdır, çünkü beslenme kaynakları sınırlıdır ve bunlara sahip olmak için insanlar zorunlu olarak savaşlar yapmak zorunda kalmaktadırlar ve bu savaşta güçlüler zayıfları ezip geçer yazmaktaydı.

    Malthus’un öne sürdüğü var olma savaşıyla gözlemleri arasında bağ kuran Darwin, ne zamandır aklını kurcalayıp duran fakat bir türlü kesin bir yanıt veremediği evrim teorisinin itici gücünün ne olduğu sorusuna bu sıralarda yanıt buluyor; bu itici gücü ve etkenlerini doğal seçilim (daha sonra evrimcilerce doğal seçilimin yetersizliği anlaşılınca bu mekanizmaya çevreye uyumda katılacaktır) olarak tanımlıyordu.

    Bir bakıma Darwin teorisinin üzerilerine kurulacağı temelleri bulmuş sayılabilirdi.

    Bundan sonra yapılacak iş bu temelleri birbirleriyle bağlamak ve aralarındaki boşlukları doldurmaktı.

    Fakat Darwin yinede çok derin ve keskin, burgaçlı bocalayışlar, tereddütler içindeydi.

    Öne sürmeye hazırlandığı teorinin bir zamanlar gönülden bağlı göründüğü dine, dolaysıyla dinî objelere aykırı olduğunu biliyor, bu da onu rahatsız ediyor, tereddütlü korkulara itiyordu.

    Çünkü yaşadığı devirlerde bu tür fikir sahipleri toplum tarafından dışlanır, çok kötü cezalara çarptırılırlardı.

    Böyle bir teorinin toplumun özellikle dini çevrelerin tepkisini çekeceği bilincinin getirdiği korkuyla birlikte bu bocalayış onu teorisini yayınlamaktan alıkoydu.

    Bu nedenle notlarını üzerine ölümümden sonra açılacak diye yazarak paketlemiş olarak bir kenarda tuttu.

    Bu paket ve zaman içinde eklediği diğer notları yirmi seneye yakın bir süre evinin merdiven altındaki süpürgelikte bulunan bir sandıkta durmuştur.

    Darwin’in, evrim kuramı üzerinde çalışırken aşağıdaki varsayımlardan hareket etmiştir. Bir bakıma teorinin ana temelleri bu varsayımlardır.

    1-Canlıların dünyası değişmez değildir, sürekli değişim içindedir.

    2-Tüm canlılar zaman içinde kademeli ve sürekli bir değişim sürecinde tek bir atadan ortaya çıkmıştır.

    3-Evrim zaman içinde sürekli gelişim gösteren bir süreçtir. Evrim anlık sıçramalarla oluşmaz.

    4-Tüm canlılar tam bir yaşam mücadelesi içindedirler. Güçlü canlılar güçsüzlere üstün gelerek güçsüzleri elemine edip, yaşam alanlarının dışına iterler. Böylece daima güçlü canlılar yaşama şansı bulduğundan güçlenmeyi başaranlar yaşam sahnesindedir, bu da evrim demektir.

    Fark edileceği gibi evrimin itici gücü doğal seleksiyondur.

    Bu varsayımlar Darwin’e göre bilimselliğin gözlemlenebilir ve sınanabilir olma özelliklerine uygun olup, şu olgular üzerindedir:

    a)-Üreme biçimleri ne olursa olsun, canlılar geometrik diziyle çoğalma eğilimindedir.

    b)-Bu eğilime karşın türlerde nüfus aşağı yukarı sabit kalmaktadır.

    c)-Doğal kaynaklar sınırlıdır. Canlıların nüfus artışına paralel olarak değişmez. Bu nedenle canlılardaki nüfus aşağı yukarı sabit olmak zorundadır. Bu sabitlik doğal seleksiyon yoluyla sağlanır.

    d)-Bir türün iki örneği hiçbir zaman bütünüyle aynı değildir. Her tür içinde gelişmeye yönelik büyük bir değişkenlik potansiyeli mevcuttur.

    e)-Değişkenliğin büyük bir bölümü nesilden nesle aktarılabilir.

    Evrim teorisinin saydığımız öngörüleri ve mekanizmaları termodinamiğin ikinci, kalıtım gibi kanunlarla; canlılardaki değişmezlik, rastlantıların bilgi oluşturamayacağı, bozmanın kolay yapmanın zor olduğu, ekolojik düzen gibi doğal kanun ve ilkelerle tamamen çelişir.

    Devamı var.

  11. Evrim Teorisi: Charles Darwin’n ortaya attığı Evrim teorisi tarih boyunca insanları en çok etkileyen teorilerin başında gelir.

    doğrudur… sebebi de şudur. insanlık tarihinin en uzun ömürlü “teorisi” olmuş olması..
    teorilerin kaderi iki şekildedir:
    ya teorinin doğruluğu isbat edilir, teori olmaktan çıkar “gerçek” olur..
    ya da yanlış olduğu isbat edilir “terkedilir”..
    evrim teorisi ikisine de uymamaktadır. doğruluğu da yanlışlığı da tam olarak isbat edilememiştir. sebebi de “evrim teorisi” başlığı altında yüzlerce alt başlık olmasıdır…

  12. Tersinim Dogrusoze selam soyle , en son , imageshack dan resim yapistirip bilimsel site diye salladiydi , site resmi kaldirinca da sonsuz kardesimizi sucladi , ama ingilizce bilseydi bu madara duruma dusmeyecekti , o yorumdan sonra bir daha haber alinamadi kendisinden .

  13. Ve aleykümüs selam stalker kardeş!

    Selamın baş üstüne. Kendisine iletirim.

    Olur böyle vakalar, Türk polisi yakalar.

    O güzel kafacığını doğrusözün işleriyle fazla yorma.

    Sen kendi derdine yan. Varsa merhemin kendi yarana koy.

    Evrim gümbür gümbür çöküyor haberin ola.

    Mucuklar.

  14. Tabi tabi..

    Ben de her gece üç posta yapıyom zaten Monica Belluçiyle.

    Hasta bu yauu:)

  15. Vaay lafi kodun falan hesapta ,

    hadi kolay gelsin bakalim ama rahat ol bu kadar kasma yahu, butun populer literaturu buraya tasiyamazsin , Okuduklarinin ozunu ve sendeki tortusunu cikarabilmen gerekir , oldugu gibi getir doldur buralari .. yok bi terslik var .

    Bir konuyu beynen kalben ozumseyen bir kisi bunu ozetleyebilmelidir . Bunun yerine bilgi kalabaligi ve altinda eklektik, alakasiz hukumler goruyoruz. kendini bu anlamda elestirmelisin, gelistirmelisin (gercekten okunmak ve dikkate alinmak icin )

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.