Herkes gibi ‘benimde.. geri dönüp baktığımda.. aptal- yaşlar olarak değerlendirdiğim yaşlarda.. Ben de Allah ya yoksa? varsa? varsa nasıl. yoksa ne olucak.. vb vb. düşünmüşlüğüm çoktur. Şimdi düşünmeyi bıraktımmı hayırr.. Zaman zaman okuduğum herhangi birşey.. Şahit olduğum herhangi bir olay vs. bu soruyu yenıden sormama sebep oluyor. Söylemek istediğim başka.. ( o aptal yaşlar ) da düşündüğüm.. kendimce bir cevap bulduğum.. soruya hala aynı cevabı veriyor olmam .. Şöyle düşünmeme sebep oldu.. Bazı soruların tek bir cevabı var. değişmez. değiştirilemez. Didiklenir. araştırılır. düşünülür.. tartışılır vs. ama doğru cevap değişmez..
Benim bu soruya doğru cevabım.. ” Allahın var yada yok olması kanısına varmam değil tabiki. Var olması gerektiğini sonucuna varmam. Bu neden.. cehennemde yanacağım içinmi. ? Kafama kafama vurularak bir şekilde bunları kabullenmem gerektiğini söyleyen -insanlar.. ‘a cevap veremeyeceğim içinmi.. hayır. Allah var olmalı çünkü.. hepimizin manen buna ihtiyacı var.
Üzüldüğümüzde.. gerçekten YALNIZ hissettiğimizde.. bir çoğumuz Allaha sığınırız. Yalnız olmadığımızı düşünmek bile bizi rahatlatmaya yeter çoğu zaman.. Dua etmek.. hani şu pozitif enerji meselesi.. hı tamda bunu sağlıyor.Okurken eminim sizin aklınıza benim örneklerimden çok daha güzelleri geliyordur .. 🙂 paylaşın..
Konuyu açma sebebim sadece ‘günce-.. Fikirlerinizi merak etmiyorum. Ama edenler olabilir. Mutlaka bunu düşünmüşüzdür.. bulduğumuz cvp nedir?
Bu konu aklınıza geldiğinde “hangi tanrı?” sorusunu sorabilirsiniz. Siz Allah demişsiniz ama bu Yehova da olabilir Zeus da Şiva da. Bahsettiğimiz tanrının hangisi olduğunu bilemeyiz, dolayısı ile bununla yargılanamayız. Şayet sizin İslam’la ilgili şüpheleriniz yoksa tabi…
“Allah var olmalı çünkü..hepimizin manen buna ihtiyacı var”
En çok da travestilerin! Onların kendilerini tüm ötekiler gibi sevecek, katillerden koruyacak, midesi bulananlara sevimli gösterecek bir Tanrı’ya ihtiyaçları var!
Ben diyorum sağ baş parmak? Siz demişsiniz sol cücük ayak parmağı :)))))
Madem zahmet edip buraya yazıverişsiniz. Keşke ” BANA LAF SOKMAYA ÇALIŞMADAN ” yapmayı da başarabilseydiniz.Bence daha faydalı olurdu.. SİZCE? Hı birde.. konuyu yerinde tartışsanız.. MINDAR ETMESENİZ başka konuları..
Yinede yorum gecenin 1inde gülümsetti. 😉 teşekkürler.
2 yorumdan 1inin konuyla alakalı olması … hı bu iyi evet.
Ben konuya sizin baktığınız gibi de bakmadım konuyu açarken.. Bahsettiğim benim tanrım/allahım vb vb vb vb vb … seninkini döver cinsinden bir düşünce değildi.. Dolayısıyla Hangi Tanrı? sorusunun çok önemi yok benim için. Düşündüğüm manevi güç,doyum,vb iç huzuru.. Diyoruzki yok. hayır olmalı. neden olmalı sorusu gelirse.. yukarıda uzun uzun düşüncelerimi yazdım zaten..
Tüm bunları değil de – sizin bu konuda ne düşündüğünüzü paylaşırsanız..okuruz zaman geçer.. hoş olur 🙂
Manevi ihtiyacınızı tanrıyla giderip, sonra dünyanın acınası haline bakıp vicdan azabı duymuyor musunuz? 3000 yıldır süregelen bir canavarı beslediniz için.
Nacizane yaklaşımım budur konuya.
Aptal yaşlardayken düşündüğünüzle şimdi düşündüğünüzün farkını anlayamadım:)
3 bin yildir alternatif üretemeyen (hala gecerli) akillilara ne demeli ?
tanrisiz bir dünya kurdunuz da tanri mi engel oldu ?
hakkinizi yemeyelim bi denemeniz oldu onu da katliamlarla yüzünüze gözünüze bulastirdiniz..
“..bu ne yaman çelişki anne..(a.kaya)
slm.
Ebubekir bey:)) Olmayan şeyin alternatifi olur mu? Dün televizyonda izledim, iranda kadınlık doğasına uygun olmayan bilimler belirlenmiş. Hepsini hatırlamıyorum şimdi, arkeoloji antropoloji vardı. Bu bilimlerde kadınların üniversite eğitimi almasını yasaklayan bir kanun çıkarmışlar.
Ebubekir,
Neymiş yüzümüze bulaştırdığımız. 70 yıllık komunizm deneyimi ise, ben sana bin yıllık bir ortaçağ diyorum.
Ayrıca,
Bertrand Russel demiş: Platon bilimsel gelişimi 2000 yıl geciktirmiştir diye.
Kıssadan hisse …
Budizmin kökü İsa’dan önce 6 yüzyıla kadar gidiyo.
Belki daha da eskilere.
Başlangıçta haksözdü ammaa..
Kesin tahrif edildi kesin.
🙂
kildebrak;”…Ebubekir bey:)) Olmayan şeyin alternatifi olur mu ?……..”
ol
ma
yan
bir
sey
in
tartismasi,kavgasi oluyorsa alternatifi de olmasi gerekmez mi ?
yoksa
onca “klavye” savasi “laf olsun torba dolsun” adina mi ?
🙂
slm.
alternatif yok
yasasin ortacag
suclu da hazir platon..
tanrisiz bir dünya kurdunuz da tanri mi engel oldu ?
🙂
slm.
Japonlar, Çinliler, Budistler 3000 yıldırdan da fazla tanrının alternatifi olan tanrısızlığı yaşıyorlar. Gördüğün gibi ebubekir kurulabiliyor tanrısız bir dünya.
Ama güç seninle olsun yeterki.
O sadece +lardan biriydi..ve ben o örneği vermek istedim..
Yok duymuyorum tabi. 🙂 Dediğiniz gibi olsaydı da duymazdım.. Dünyanın acınası halimi. ben böyle düşünmüyorum.
Altı çizili cümlelerden biri değil ama yine de cevaplıyım. Olay o kildebrak hala aynı şekilde düşünüyor olmam.. Aoo yoksa ben halamı aptalım? :))))))
NEDEN KONULARIN ALTINA.. ‘konuyla ilgili fikrinizi yazmak yerine” konuyu açanın fikirlerine saldırıyorsunuz anlamıyorum.Beğenmiyormusunuz.. vs vs . gülün geçin. ilgilenmeyin. tartışma ortamı yaratmakla elinize ne geçiyor. LÜTFEN- kuru kalabalık yapmayın..
Son mesajın banaysa eğer, ben de sana şunu söyliyim. Ebubekir’in yaptığı saldırıdır. Keza Nisa suresinin falanca ayetine göre zaten onun gözünde bir inanmayan olarak cehennem odunuyumdur.
Benim yaptığım sorunuza ünlem işaretiyle verilmiş bir cevaptır. Sitem içerir ama davetkardır.
jedüzzaman,alternatif dedigin daha cok tanri li (inanc/ritüel vs.) din lere benziyor:)
kücük bir özet..
Budizm: (Durkheim’e göre Budizm gerçek bir dindir)
“….Tarihçi Le Bon’a göre Budizm başlangıçta yalnız bir ahlâk sistemi idi. Ağır ağır gelişerek tam bir din halini almıştır.
Buda,
yaşadığı sürece kendisinin bir Tanrı olduğunu iddia etmediği gibi, sıradan bir insan olduğunu da açıkça söylememiştir.
Bazıları O’na büyük bir içtimaiyatçı gözüyle bakmışlardır.
Hal böyle olmakla beraber gerçekten O’nun yaşayıp yaşamadığı da tartışma konusudur.
Buda,
güçten kuvvetten kesilince Nirvana’ya girme kararı almıştır.
Etkili bir vaiz olan Buda,
inançlarını çevresindekilere kolayca kabul ettirebilmiştir.
Annesi O’nun doğumundan önce gördüğü rüyada doğacak olan erkek çocuğun ileride meşhur bir mürşit olacağını söylemiştir.
Babasının
sarayındaki hayat O’nu tatmin etmediği için sarayı terketmiştir. Bu hayatı da beğenmeyerek zahitler grubunu terketmiş, ormanda yalnız başına yaşamağa başlamıştır.
Dinler Tarihi
için enterasan bir durum da Buda’nın, öğretisinde tapılacak üstün bir varlık göstermemesine rağmen, sevgiden dolayı kendisine tapanların bulunmasıdır.
Buda,
hayatının son 40 yılını hep vaazlarla geçirmiştir.O’nun vaazlarından etkilenenler Sangha adında bir teşkilât kurmuşlardır.
Dünyanın en eski bekâr rahipler teşkilatının bu olduğu söylenir.
Kadınların girmesini yasakladığı bu teşkilâta onların da alınmasına sonradan izin vermiştir.
Budizm,
maddeciliğe karşı doğmuş olmasına rağmen, ilâhî varlıktan bahsetmediği için halka ve münevverlere mal olmamış bir dindir. Budizmin dinî temelleri şöyle açıklanabilir:
1- Hayat doğumdan ölüme ızdıraplarla doludur.
2- İnsan arzularını dizginlediği ölçüde acılardan kurtulur.
3- Gerçek kurtuluş, bütün arzuları terketmekle elde edilir.
4- Yalnız zahit olmakla ızdıraptan kurtulmak mümkün değildir.
Bunun yanında
doğru inanç,
doğru karar,
doğru yaşayış,
doğru düşünme ve doğru muhakeme şarttır.
Buda,
görüşlerini yayabilmek için tanıdığı rahipleri kendi “Ortayol”una çağırmıştır.
O’na göre
bir insan iman ikrarından sonra,
iki ayda bir oruç tutmak,
traş olmak,
sarı elbise giymek,
ibadeti tefekkürle yapmak,
oruçlu iken günahlarını itiraf etmek vb. yerine getirirse gerçek manada bir kul olabilir.
Budizm’de inancın temelini;
“Buda’ya sığınırım,
Dhamma’ya sığınırım,
Sangha’ya sığınırım” cümlesi oluşturur.
Budizm’e girmek isteyen bir kişinin önce bu cümleyi söylemesi gerekir.
Bunlardan birini inkâr eden kişi Budist sayılmaz.
Budizm’de
inancın esası Buda’ya imandır.
Buda dininde
rahip olabilmek için belirli yeteneklere sahip,
onbeş yaşını bitirmiş,
ana-babasının iznini almış olmak şarttır.
Sangha’ya giren, rahip ve rahibeler evlenemezler.
Diğer bazı dinlerde olduğu gibi Budizm’de de bir kurtarıcı (Metteya, Maitreye) bekleme inancı vardır;
çünkü Buda,
dini tamamlayamadığını,
kendisinden sonra âlemlere rahmet olmak üzere bir kişinin geleceğini,
noksan işleri onun tamamlayacağını açıklamıştır.
Nakledildiğine göre Buda ölümünden az önce, çok sevdiği öğrencisi Ananda’ya ibadetle ilgili bazı vasiyetlerde bulunmuştur.
İbadet helezoni tarzda inşâ edilmiş Stupa denilen mabetlerde yapılır.
Buraları hem ibadet, hem de Buda ve azizlerin hatıralarının muhafaza edildiği yerlerdir.
İbadet için mabede giren Budist önce Buda’nın heykeline saygı gösterisi yapar;
O’na çiçek ve tütsü sunar.
Budistler
kendi evlerinde (isyerlerinde) de bir köşede korudukları Buda heykeline tazimde bulunarak, ibadet ederler. İbadetlerinde belli bir dua ve klişeleşmiş söz dizileri yoktur.
Budizm’de mukaddes ziyaret yerleri:
1- Buda’nın doğum yeri (Lumbin),
2- Bodhi Gaya (Aydınlanma yeri),
3- Buda’nın ilk vaaz verdiği geyik parkı (Sarnath’da),
4- Buda’nın öldüğü Uttar-Prades şehri,
5- Ganj nehri.
Buda dininde cemaatle de ibadet yapılır ve herkese açıktır.
Kadınların ahlâk ve fazilet sahibi olmaları esastır.
Kaçak ilişkiler yasaktır.
Putlara tapmayı yasaklayarak onları kırdırmasına rağmen,
Buda’nın ölümünden sonra putperest Brahmanlar seri bir şekilde Buda heykelleri yapmaya başlamışlar,
Buda’ya karşı aşırı sevgi besleyenler de zamanla bu heykellere taparak, O’nu tanrılaştırmalardır………………………”
tanri li dinler de ki (inanc/ritüel vs.) benzerliklerinden dolayi genel de din,özelde islam karsitlari gözünde budistler de dinci,yobaz sayilmali:)
slm.
kaynak:
(1) H.G. Yurdaydın, M. Dağ, Dinler Tarihi, Ank., 1978, ş. 132. Bununla beraber E. Durkheim (1858-1917)’e göre Budizm gerçek bir dindir.
(2) Nirvana, dünya sıkıntı ve acılarının insan kalbini etkilemediği bir ruh halidir.
(3) Din, doktrin.
(4) Rahipler cemaatı, dünyanın en eski bekâr rahipler topluluğu.
(5) Bu bakımdan Budizm’de şu üç şeye önem verilir: 1- Buda’nın heykelleri, 2- Buda’nın hatıraları, 3- Rodhi ağacı.
(6) Ekrem Sarıkoğlu, a.g.e., s. 160.
(7) İlhan Güngören, Zenbudizm, İst., 1982, s. 102-122.
(8) Halbuki Budizm günümüzde kendi memleketi Hindistan’da mensubu oldukça azalmış bir dindir. Bugün Budizm genellikle Güneydoğu Asya, Çin, Japonya ve Kore’de yaşamaktadır.
(9) Buda’nın Hz. Isa gibi bakire bir anneden babasız olarak doğması, Hz. İsa’da olduğu gibi Buda’nın da doğuşunu müjdeleyen mucizeler. Geniş bilgi için bkz. Ahmet Çelebi, a.g.e., IV, 204 vd.
Kendisi çekiç olan, görecektir baktığı her şeyi çivi olarak .
Bu yüzden ebubekir her şey sana tanrılı gibi gelecektir. Tanrılı bir sanrılı süreci.
Ebubekirin savunduklarından şunu anladım ben. Buda’yı budizmin tanrısı olarak görüyor.
Bu arada kaynaklar kısmı dikkatimi çekti. 🙂
Dinci usül olağanüstü hal sireni: tapmak ve put kelimeleri.
Taparsın, taparlar, tapar.
Put, put, put.
O olaya böyle bakar.
Her türlü savunma ve saldırı doktrini bu minvalde gelişir.
Fiksatiftir.
Mesela;
-Sagan da bilime tapardı efenim..
(naaber?:)
-Dawkins’in putu da bilim!
(olleeyyyy:)
..dedim ya, bi tapın bi put olcek illa, algı böyle işliyo bunnarda, system activierung.
-Tapıyon mu leyn?
-Ahan da putunu buldum!
Inının-ınının-ınınığğn :))
Hatta ve hatta..
Android diye bi başlık açtıydım ben, orda da biri gelip şunu deyiverdiydi aynen;
-Ya yaratıcısı olan insanı kabul edip onun sözünü dinler, ya inkar edip şirke girer!
Android’den bahsediyo ha..
Dikkatinizi şekerim:)
meger jediüzzaman´in her seyi “tanri”siz sanmasinin nedeni çekiç/çivi mis 🙂
neyse..
buda ögretisinde olan “inac” ve “ritüel”ler tanrili dinlerin inac ve ritüelleriyle inkar edilemiyecek kadar benzesiyor “özdes” de sayilabilir..
E kaynak (vicdan/sezgi/icses) bir olunca elbette benzerlik kacinilmaz oluyor..
soru; samuray tanri-siz (budist) mi ?
“…..Bir Samuray rastladığı Budist rahibe kafasına takılan bir soruyu yöneltti:
“Cennet nasıl bir şeydir, cehennem nasıl bir şeydir?”
Budist rahib (din adami) azarlarcasına karşılık verdi Samuray’a:
“Git başımdan, senin sorularına ayıracak vaktim yok!”
Ummadığı bu cevaba bir de yanındaki arkadaşlarının gülmesi eklenince Samuray’ın kan beynine sıçradı.
Hemen kılıcını çekti ve din adamına (budist rahib) doğru hamle yaptı:
“Şimdi senin o kelleni gövdenden ayıracağım; sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun?”
Budist rahib (din adami) hiç heyecana kapılmadan Samuray’ın kendisine iyice yaklaşmasını bekledi. Sonra da Samuray’a sakin bir şekilde seslendi:
“İşte cehennem budur!”
Samuray şaşırdı.
Kılıcı havada kaldı.
Sonra da onu kılıfına sokarak bir kenara oturup sakinleşmeye başladı.
Kendi kendisine söylendi.
“Az kalsın savunmasız bir insanı öldürecektim; üstelik de bir din adamını (budist rahib).”
Sakinleştikten sonra din adamına bakarak alçak bir sesle konuştu:
“Özür dilerim, efendim.”
Budist rahib (din adami) gülümseyerek karşılık verdi savaşçıya:
“İşte cennet de budur.”
slm.
gamaro son zamanlar yazım performansın çok arttı. 🙂
jediüzzaman her şeyi tanrısız sanmıyor ki ebubekir. Tanrılı ve alternatifi olan tanrısızlığı göstermiş. (Yani ikisini de görüyor)
Peki ya samuray hikayesindeki cennet-cehennem sizin şu göğüsleri yeni tomurcuklanmışların cenneti ile aynı mı sence? Veya vicdan/iç ses bakımından benzetiyor musun?
“buda ögretisinde olan “inac” ve “ritüel”ler tanrili dinlerin inac ve ritüelleriyle inkar edilemiyecek kadar benzesiyor “özdes” de sayilabilir..”
Yazmış yine..
🙂
Bak canısı;
Budacılığın ortaya çıkışı, brahman dinine ve bu dinin kutsal kast ayrılıklarına, tanrılara tapınma ve kurban kesme gibi çapraşık ritüellere karşı -ve muhtemelen halk arasında yoğun bir biçimde- duyulan hoşnutsuzluğun bir ifadesidir.
Neymiş?
Kutsal kast ayrılıkları.. tanrılara tapınma.. kurban kesme… din.. hoşnutsuzluk.
..vesaire.
Neyle ney özdeşmiş bi daha bakıver hele.
🙂
sonsuz,dünya da tanrisizlik yoktur sadece farkli farkli tanri (anlayisi/tarifi) lar vardir dolayisiyla tanri-nin alternatifi tanri-sizlik degildir..
jediüzzaman cevabin da; “..Japonlar, Çinliler, Budistler 3000 yıldırdan da fazla tanrının alternatifi olan tanrısızlığı yaşıyorlar…” diyor
lakin budizm´in iman rükünleri ve ritüelleri bunun tam aksini söylüyor..
jediüzzaman her ne kadar “iki”sini görse de özlemi/tercihi tanrisizlik fakat “tanri” SIZ ligin hakim oldugu bir belde kuruldu da tanri mi engel oldu soruma halen makul bir cevap ver-il-medi:)
sonsuz yazdi;”..Peki ya samuray hikayesindeki cennet-cehennem sizin şu göğüsleri yeni tomurcuklanmışların cenneti ile aynı mı sence?…”
konumuzla alakasi yok ama sordun madem..
herkesin
tanrisi
dini
dolayisiyla cenneti/cehennemi kendine..
gelelim soruya;
iddia ettigin gibi mi dir sahi den ?
-Sorumlu davranmış olanlara ödüller var……………………………..İnne l-müttekıyne mefâzâ (78:31)
-Bahçeler, asmalar………………………………………………………Hedâika ve e’nâbâ (78:32)
-Uyum içinde salkım salkım üzümler …………………………………..Ve kevâibe etrâbâ (78:33)
-Dolu dolu kadehler……………………………………………………..Ve ka’san dıhâkâ (78:34)
ner de kizlar,tomurcuklar ?
dünya degisti,müslümanlar degisti degismeyenler sadece reddiyeci ve gelenekci..
slm.
gamaro,dedigin gibiyse eger (benzer bir yorum okumustum) öyleyse kesin tahrif olmustur:)
iste sana benzerlik/özdeslik..
genelde yozlasma benzeriyle (dine karsi din gibi) gerceklestirilir ve her yozlasma kendi buda (guru) SI ni yaratir tabi mürid ve cemaatini de..
yenilenenler yerinde sayanlari yerinden eder yere göge yerlestirilen fizik (ölcü/vahy) kurallar geregince siz buna “evrim”lesmek de diyebilirsiniz..
slm.
Tahrif mi?
Al sana tahrif: yöntem psikolojisi ve din
Bak işte jedi’ın dediği çekiç ve çiviyi doğrulamışsın.
Tanrısı kim denildi Buda dedin?! 🙂
Niyet okuyuculuğun yine iş başında. Jediüzzaman öyle mi demiş?
Nasıl cevap verilmedi? Japonların tanrısı, Çinlilerin tanrısı, Budistlerin tanrısı kim?
Bence cevap verildi ama sen anlayamadın.
Ve kevâ’ibe etrâbâ(n)
Abdülbaki Gölpınarlı Meali
Ve memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar.
Ali Bulaç Meali
Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Abdullah Parlıyan meali
memeleri yeni sertleşmiş yaşıt kızlar
Ahmet Varol Meali
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Ahmet Tekin Meali
Göğüsleri irileşmiş, genç kızlık çağında, yaşıt dilberler var.
Ali Fikri Yavuz Meali
Aynı yaşta tomurcuk sîneliler,
Cemal Külünkoğlu Meali
(Onlara hizmet vermek için orada) çarpıcı, genç ve yaşıt kızlar (vardır). *
Diyanet İşleri Meali (Eski)
31,32,33,34. Doğrusu, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Diyanet Vakfı Meali
Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
Edip Yüksel Meali
Genç ve yaşıt eşler…
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.
Elmalılı Meali (Orjinal)
Ve turunç sîneli yaşıtlar var
Hasan Basri Çantay Meali
memeleri tomurcuklanmış bir yaşıt kızlar,
Hayrat Neşriyat Meali
31,32,33,34. Şübhesiz ki takvâ sâhibleri için (büyük) bir kurtuluş, bahçeler ve üzüm bağları, göğüsleri tomurcuklanmış aynı yaşta kızlar ve dolu kadehler vardır!
Kadri Çelik Meali
Göğüsleri henüz tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Ve nar memeli, hep bir yaşta (cariyeler vardır).
Muhammed Esed Meali
müthiş uyumlu harika eşler, 16
Suat Yıldırım Meali
32, 33, 34. Onlara bahçeler, üzüm bağları, turunç göğüslü genç yaşıt dilberler, dolu dolu kadehler var. [38, 52; 56, 37]
Süleyman Ateş Meali
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.
Şaban Piriş Meali
Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar..
Ümit Şimşek Meali
Turunç göğüslü yaşıt güzeller,
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Göğüsleri turunç gibi yaşıtlar,
Yusuf Ali (English)
Companions of Equal Age;(5906) *
M. Pickthall (English)
And maidens for companions,
Ve ayrıca
Nebe suresindeki ayette “göğüsleri tomurcuklu” şeklinde tercüme edilen “kevaib”in asıl manası erginlik çağına ermiş, bakire genç kızlar demektir.
Sahi senin kaynağın ne ebubekir? Kim ya da.
yahu allahını sevmeyen biri şu ebubekir i konuşturmasın
yazdıklarını okuyana kadar arap yarımadasını dolaştım.
Arabiq abiq subiq ne bu yaww ehhehehe
ben okumamış halımle senden ilerdeyim 🙂
az beri gel la
Bundan güzel bi cevap olamaz. Eline sağlık sonsuz …
Bin yıllar boyunca yeryüzünde onbinlerce tanrı tasvir edildi.
Lakin, adlarının tanrı olması ve kendilerine tapınılması dışında, bunların bir tanesi bile diğeriyle uzlaşmaz. Yine adlarının tanrı olması ve kendilerine tapınılması dışında, hiçbiri bir diğeriyle anlaşamaz.
İçeriklerine, ilahiyatlarına, amentülerine girdiğinizde, bırakın özdeş olmayı, bilakis kanlı bıçaklı olurlar.
Birinin nuh dediğine diğeri peygamber bile demez.
Kitapları beş benzemez.
Ama Ebubekire bakarsanız hepsi özdeştir ve aynı kaynaktan gelmiştir, çünkü ortada bir tanrı ve tapınma eylemi vardır.
Gerisi tefarruattır:)
Yahudi baş kahin mesla, büyük tufanı abartmıştır.
-Sil olm orayı, ne lan o öyle küçcük sel, sil onu de ki bütün dünyayı kapladı! bicik kara bilene kalmadı!
🙂
Çok daha basit bir açıklama gelmiyor mu hiç aklına?
Ebubekir’in söylemek istediği…
Kuran zinhar tahrif edilmedi, ama tercüme boktan.
Tercümeden yani..
Ama tahrif edilmedi!
🙂
Bi düşünelim tabi..
Mesela;
Sene: 1028
Sene: 1105
Sene: 1289
Sene: 1463
Sene: 1517
Sene: 1683
Sene: 1795
Sene: 1831
Sene: 1916
Okur yazar oranı?
%0,04.. %0,08..%0,1.. %0,3.. %0,4.. %0,7..%1
Peki ya bilginin ulaşılabilirliği?
Feci..
Bir anadolu köyü düşünün, veyahut çölde bi kasabacık..
E adam soracak tabi:
-Yav hocam dinimiz bu konuda ne der?
-Der ki kesilsin o el!
-Yav hocam dinimiz bu hususta ne buyurur?
-Der ki kırpaç şart!
-Yav hocam dinimiz?
-Der ki cilbab..
-Yav hocam?
-Tomucuk evladım, tomurcuk..
Heaa…
Hepisi tercüme yüzünden yani.
Bi kısım gelenekçi dallama gelmiş ve bellemiş herşeyi.
Hemi de ne belleyiş, 1000 kusur yıl boyunca ve kompresör gibin.. gelene çakmış gidene sokmuş maşannah.
Ve o müthiş tanrı da bunu hesaplayamamış öyle mi?
La bu ipneler benim kitapı piç ettiler taman!
Eee, arada kaynayan?
🙂
bence Allahını seven de konuşturmasın :))
zira daha çok soru daha çok eksik cevap daha çok soru daha da eksik cevap….kısır döngü.
“…Sahi senin kaynağın ne ebubekir? Kim ya da…..”
burdan baslayin..
hakki yilmaz
hasan akcay
slm.
hasan ve maydanoz sergilediginiz tahammülsüzlük (bi aralar red sonja nikli biri de vardi) cakma “muasir medeniyet”ci 1930 model zihniyeti cagristiriyor..
slm.
gamaro yazmis,”…Ama Ebubekire bakarsanız hepsi özdeştir ve aynı kaynaktan gelmiştir, çünkü ortada bir tanrı ve tapınma eylemi vardır…”
halbu ki ben,”..E kaynak (vicdan/sezgi/icses) bir olunca elbette benzerlik kacinilmaz oluyor…..” diye yazmistim..
kendine göre tahrif etmis:)
slm.
gamaro yazmis; “..Ebubekir’in söylemek istediği……”
gelenegin kaynaklariyla kuran okumayin illa da gelenek diyorsan hic olmazsa gelenegin disinda yapilan kuran calismalarini ihmal etmeyin diyorum..
gaye bagciyi dögmek degilse tabi:)
slm.
Sen düzelt anacıım o zaman, ne demek istemiştin?
Sahi ne dedin?
İçlerine mi doğmuş?
Vahy yok muymuş?
Nedir yani, 124.000 nebi kendi kendine mi uydurmuş?
🙂
Kendi komplo teorimi sunarım:)
Brahman dininin özü, aslında ve pek tabii hak dindi.
İsadan minimum 7-8 yüzyıl önce ve bir peygamberle vahyedilmişti.
Oricinal kitabı da vardı. (Lakin o da tahrif edilmiştir.)
Kurban kesme vardı. (Lakin o da amacından saptırılmıştır).
Dini ritüeller ve ibadetler vardı. (Lakin onların da içine edildi.)
Çünkü bu mümin tayfasııı..(laf aramızda)
Böyle ipnedir işte!
Aristotales’in La logica’sını tahrif etmek kimsenin aklına gelmez de mesela.. Ama kutsal kitap dedinmi ebesi bellenir, hemi de ağnında.
Ya da Kral Eudipos’a ilişmez hiçkimse, ki nerdeyse 2500 yaşında.. lakin garibim İsa’ya indimi kitap, 30 senede tınına mınına.
Eeee, bu işin raconu bu anadınmı.
-Bu ne la?
-Epiktetos, felsefede zart zurt ilişkisi..
-Heeaa..
-Naapiim, tahrif ediim mi?
-Yok elleme.. ya bu?
-Tevrat diyo, ha bu da incilmiymiş ne..
-La ne duryon ammuna koyyim, derhal tahrif derhal tahrif!
🙂
Sonra?
Allah tanrımız tabi, baktı ki bu güzel brahman dini de bozuldu, insanlar yoldan çıktı, sapıttı neyim..
Hoop, yolladı peygamber Sidnarta’yı.
Ve o da uyardı insanları.
-Len olm bırakın bu tanrıları, bunlar yalan, orjinalleri hak idi ama tahrif edildiler sonradeeaann!
..dedi 🙂
Bir vakit ama.. birkaç yüzyıl bile geçmemişti ki aradan, Sidnarta da tahrif edildi.
Acıdır ki, tanrılar yalan diyen adam tanrılaştırıldı.
Sonna işte bi de bu tahrifin üzerine mezhepler teşekkül oldu.
Hinayanacılar Mahayanacılara karşı.
Falaaan, filaaannn..
Len bu nedir yauu:)))
Ben Tanri’nin varligina inandigim zamanlarda da hic bir Dine mensup olmaya gerek gormedim , cunku Tanrinin hic boyle takintili, egomanyak , bürokrat, şekilci olacagini düşünemiyorum .
Ibadet diyerekten Arapca kelimeleri gevelemek (hele ki anlamlarinin ne dandik oldugunu düşünunce ,-Muhammedin halvet meselelerini huşhuu icinde melül melül dinleyen mevlit dinleyicileri gibi- ) sacmaligin dik alasi bence . Tanri naapsin benim Arapca kelimelerimi .
Varsa ve de benden Arapca kelimler gevelememi talep ediyorsa , Bunu yaptim diye beni mukafatlandiracaksa demek ki bizim evren bir kurbaganin basur memesi asamasinda henuz -tanrisi da oyle, o kadar- daha cook gelismesi lazim .
Varsa ve kizişmiş möminin düzüşmek icin beş saatlik nikah kiymasina okey verecek kadar bürokratik ise . YOKTUR ! kendi kendisinin yoklugunu ispatlamistir .
Yok öyle bişey Stalker, gelenekçiler tahrif etti hepisini.
:))
Halbuki ayrı yazılmaz.
Sonra..;
Vicdan, sezgi, içses gibi kaynağı sadece kavram olan kendisi olmayan kelime türevleriyle kararlara varılmaz.
Karar için yargı gereklidir. Buna BİLİNÇ deriz.
Yoksa..,
Delilerin vicdanı, içsesi, sezgisi ıvırı zıvırı modellenir ki, biz buna DİN deriz.
oikos delilerin hakkini yedin , zulumdur bu yaptigin 🙂
Yahu kardeşim..
Farzedelim ki sen haklısın.
Farzedelim ki bir kısım muaviyeci zımbırtı, altını üstüne getirdi kuran’ın.
Farzedelim ki böyle oldu ve/ama 1000 kusür yıl!
E mübarek..
Onyüzyıllar boyunca ve sırf bu yüzden eli kesilen, kırbaçlanan, aşağılanan, öldürülen ve kölelerin… ve hatta onları öldürenlerin suçu ne?
Medreseye gitti bunu öğrendi adam, ya ne edeydi internete mi gireydi?
Hiç sormuyor musun kendine yahu?
Bu nası bi tanrısal plan diye?
Nasıl ?
🙂
Bunlar kim? Vasıfları ne? Arapça ve Kuran eğitimini nerede almışlar?
Yoksa kuldan utanıp Allah sözünü değiştirenler mi?