Hatırlarsanız, bu senenin başında Ebubekir bir başlık açmıştı.
Evrensel İlkeler ve Kuran.
Her ne kadar kendisi bir süre sonra pek çok soruyu yanıtsız bırakıp ortadan kaybolduysa da, bi tanesini ben unutmadım.
Daha doğrusu, merak da yaptım.
Kısa bir hatırlatma olması babında, özetlemeye çalışayım;
Öncelikle, Ebubekir’e sorulan soru: Madem ki kuran’ın koyduğu emirler, buyruklar, zamanın ve şartların değişmesiyle değişebilir, yeniden düzenlenebilir (evrensel ilke-modern dünya filan) diyorsun, o halde bunu böyle ifade eden bir ayet gösterebilir misin demiştik. (Diyen de bendim)
O da bize alakasız 5-6 tane ayet yazmıştı.
Mesela İnşikak 19 dediydi (Siz ki halden hale, boyuttan boyuta geçirileceksiniz)
Ebubekir’in bu ayetten anladığı: Kuran’ın verdiği bir hükmü değişen şartlara ve zaman göre değiştirebilirsiniz.
Neyse:)
Bu melodramı bi kenara bırakıp, merakımı celbeden asıl konuya geçeyim.
Çünkü kafa nası basıyo, veya bende mi bir problem var, öğrenme ihtiyacı içindeyim.
Şöyle ki;
İlgili başlıkta Ali İmran 7 bahsi geçmişti.
Kitab’ı sana indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab’ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te’vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te’vilini Allah’dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O’na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl’elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).
(Deniliyor ki yani: kardeşim, bazı ayetler açıktır, nettir, neyi anlattığı bellidir. Bazılarıysa biraz müphemdir, anlamları net değildir, onların anlamını yalnızca allah bilir. Gerçek müminler de bunu böyle kabul ederler ve manası açık olan ayetlere taabi olurlar, diğer bir kısım müphem ayetleri gıdıklamazlar, allah katından böyle gelmişse böyledir der geçerler.)
Sonra ama, bilgili bir Hoca efendi’den yapılan bir alıntıyla itiraz edilmişti buna.
Denilmişti ki; Hayır efenim, bu ifade doğru değildir.
Neden?
Çünkü 1: Bu durum Zümer 23 ile çelişki teşkil eder. (Kuran hem güzel ve anlaşılır olacak, hem de anlaşılmaz/bilinmez olacak.. Mümkün değil, çelişki var.)
Çünkü 2: Tercüme hatası, kelime kökü, zart, zurt, vesaire..
Peki ya doğrusu nedir?
Şudur;
Yoruma açık gibi görünen (müphem) ayetler, birden fazla anlam ihtiva eden ayetlerdir ve bunlardan herkes ne anlıyorsa hepisi doğrudur.
Teferrauatlı izahati de aşağıdaki gibi yapılmıştı;
“Eğer ki “Müteşabih” “kapalı, müşkil ve anlaşılmaz” demek olursa Zümer suresinin 23. ayetinin anlamı çok tuhaf bir anlam olur. Yani Kur’an “hem sözün en güzeli” olacak hem de “müteşabih (kapalı, anlaşılmaz)” olacak!!!!! Müteşabih ayetlerin birden çok, birbirinden güzel anlamlarının hepsi de doğrudur. Kim nasıl anlarsa anlasın hepsi o ayetin anlamıdır. Bu ayetler te’vil edilebilir. Ama “tevil” ne demektir bunu da açmak zorundayız.
Tevil: Maalesef “tevil” sözcüğü de yanlış lanse edilmiş sözcüklerden birisidir. “Yorum” anlamıyla değerlendirilmektedir. Ve müteşabih ayetler hakkında yorumlar yapılmakta veya yapılamamatadır. Bazıları da Tevil’i tefsir anlamında kullanmaktadır. İşin aslına gelince “Tevil” sözcüğü “geriye dönüş” anlamındaki “evl” sözcüğünün tefil babından mastarıdır. “evvele, yüevvillü, te’vilen,….” diye çekimi yapılır. Türkçe’deki “evvel/ilk” sözcüğü de bize Arapça’daki bu sözcükten gelmedir.
“te’vil” sözcüğünün anlamı ise “geriye dönüş” anlamından değişimle “tedbir/arkalaştırma” ve takdir/ayarlama” anlamınadır. Bunu tam tamına Türkçeleştirirsek “1’inci 2’nci, 3’üncü …..” gibi ardı ardına dizmek” anlamını söyleyebiliriz. Ayrıca “öncelik sırasına dizmek, öncelikleştirmek” olarak da ifade edebiliriz. İşte müteşabih ayetlerin o birbirinden güzel, birbirine benzeyen, açık seçik anlamları Allah tarafından ve ehil kimseler tarafından “bu anlam birinci, şu anlam ikinci,şu anlam üçüncü, ….” gibi ard arda sıralanabilir, önceliklenebilir. İşte müteşabih ayetlerin tevili bu demektir.
Yoksa “Müteşabih ayetler kapalıdır, müşkildir herkes anlayamaz, onların yorumunu ancak Allah bilir veya onları ancak Allah ve ehil kimseler (Rasihun) yorumlar” diye bir şey yoktur.”
🙂
Hadi bunu kabul edelim..
Ama gerçekten merak içerisindeyim.
Şu durumda, Ali İmran 7’nin devamında bahsedilen, ve anlamları açık-net olan ayetler dururken bunlara aldırmayıp, ille de yoruma açık ayetlere başvuraran ve onları gööya yorumlayarak fitne çıkaranlar kim oluyorlar acaba?
Burda nası bir çeviri yanlışı ve kelime kökü var o zaman?
Hem o ayetler birden fazla anlam ifade edecek ve kim ne anlarsa doğru olacak.. Hem de kalbinde eğrilik bulunan bir kısım şahıslar, anlamı açık olan ayetler dururken, yoruma açık olanlara ayar çekmek suretiyle fitne çıkarma peşinde olacak?
Bu nası bi fitne?

Kimin eli kimin şeyinde belli değil diyeceğim ama..
Ya da bu nası bir mantık yahu?
Allah rızası için birisi izah etsin.
Haa..
O zaman da demiştim, tekrar edeyim;
Bence Ali İmran 7 de bahsedilen tipler, Ebubekir, Hüseyin Atay ve Yaşar Nuri gibiler.
Bu arkadaşlar gayet açık ve net ayetler dururken (örneğin nur-iki) yoruma açık kimi ayetler bulup onları yorumlama hevesiyle allahın lafını çarpıtmaları bakımından fitne çıkarıyorlar.
Benim ifademle: Kuldan (demokrasiden vesaire) utanıp allah’ın sözünü değiştiriyorlar.
Ayet işte bu insanlardan bahsediyor.
Yazık, şirk içindeler, çok üzülüyorum.
Cevap bekliyorum.
Hüseyin Atay niye susuyor?!
🙂
Onu bunu bilmem gamaro, sen yakında Kardinal olursun.
Acceptasne electionem ad summum pontificem de te canonice factam?
or not? 😉
Sacrifice olduğum Kızılhaçalıntılı Ebubekir’e gelince:)
Bu soruya da herhangi bir cevap çıkmayacak sanırsam..
Böyle giderse eğer, cevaplanmamış sorular üzerine açılan forumlar hakkında bile forum açılabilir kanaatimce.
Ya heyaatım:)
Ayet açık, mesaj anlaşılır, buyruk net.
Başım gözüm üstüne.
İbadet için yıldıza basınız, ona da eyvallah.
Lakin sorun şu ki;
Ortada tuş yok.
Or not?
He he:)
Fitne diyorum, başka da birşey demiyorum:)
Fitne demişken;
Muhammed olsa serbest bırakırdı kesin.
Hüseyinim Atayım:)
Eee cevap yok… Belki karışık yazmışsındır, daha mı sade, anlaşılır mı yazsaydın acaba… Kelime köklerine takılmış olabilirler.
Kuran’da 2+2=5 yazsaydı, bu ayeti savunmak icin müslümanlarin verecekleri cevaplardan bir kuble:
“çeviri hatasıdır”
“arapcada bir kelimenin birçok manası vardır. 5’in manalarından biri de 4’tür, burada 4 anlamı kastedilmiştir”
“peygamber efendimiz 2+2=4 şeklinde uygulamıştı, demek ki burda kastedilen 4’tür”
“sen sayıları yaratan allah’tan daha mi iyi bileceksin?”
“dönemin şartlarında değerlendir. eskiden araplar 2+2nin 6 olduğuna inanıyordu, ayet o zaman için bir ilerlemedir”
“allah katında 5, bizim için 4 gibidir”
“5 orda sembolik”
“islam akıl dinidir, kuranda yazmaz öyle bir şey. hanı nerde, ayet göster!”
“incilde de 1+1+1=1 deniyor, ama seni hiç onu eleştirirken görmedim? nedir bu islam düşmanlığı?”
“sinerji kavramı bundan 1400 yıl önce kuranı kerimde haber verilmişti. hala mi inanmazsınız?”
“ayeti cımbızlamışsın. bir sonraki ayette -1 buyuruluyor”
“evet, bu ayette anlayamadığın nedir?”
“nüzul sebebi önemli. hede’a kabilesinden biri hodobe kabilesinden bir kölenin kolunu bükmüştü, bunun üzerine …”
“katılmayabilirsin ama saygı göstermek zorundasın. bu kadar insanın inancına yanlış dersen sonuçlarına katlanırsın”
“biz sınırlı aklımızla anlayamayız. sen sivrisinek yaratabilir misin?”
Bir sonraki ayette -1 buyuruluyor’a bittim:)
Ayrıca, çok basit birşey soruyorum;
Muhammed’in zamanında internet, chat neyim olsaydı..
Hani böyle cafe’ler, elindeki telefonla mesaj çeken kadınlar kızlar filan..
Hüseyin Atay’a kalsa allah bunu yasaklamazmış öyle mi?
🙂
siz olayı anlamamışsınız. Veyahut anlamak istememişsiniz. 🙂
olay şu :
siz kitabı okumaya başlamadan evvel en saf en temiz halinizle bütün şüphelerden arınmış modda abdest de alarak yazılan herşeyi öpüp başınıza koyarak-çoğunlukla hayatınızda uygulamayarak- kabul edeceksiniz. Bu niyetle okumaya başlayacaksınız.
Eğer bu niyetle okursanız çok şeyi de esgeçerseniz , elbette ki mukafatınız vadedilmiştir.
Haaa ben şüpheyi severim ve önüme sürülen her bilgiye , eğer bilim işin içinde değilse daha bi şüphe ile yaklaşırım derseniz ve bu koyu karanlık -bana göre aydınlık- niyetle okumaya başlarsanız, işte orda efenim , çook fazla müteşabihler görürsünüz. Lastik gibi her tarafa çekilebilenleri de , her hal içinde kendi tarafınıza çekersiniz .
Asıl mesele şu :
ben okumadan önce, önyargılardan uzak tüm cesaretimle gerçeği karşılamaya -gerçek ne olursa olsun – hazır vaziyette , hiç bir korkuya papuç bırakmayacak Moda girerek mi okumalıyım ?
yoksa
“ne yazılırsa doğrudur hazır kabulü modunda mı ?
işte asıl mesele bu…
Yani?
Açık, gizli, saf, temiz, önyargısız, cesur her ne ise..
Geçelim.
Ve kabul buyurduğunuz üzre, asıl* meseleye gelelim;
Nur iki ne diyo şimdi?
efenim
nur 2 şöyle diyor :
Ez zâniyetu vez zânî feclidû kulle vâhıdin min humâ miete celdetin ve lâ te’huzkum bi himâ ra’fetun fî dînillâhi in kuntum tu’minûne billâhi vel yevmil âhır(âhırı), vel yeşhed azâbehumâ tâifetun minel mu’minîn(mu’minîne).
Diyanet İşleri : Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun. Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah’ın dini(nin koymuş olduğu hükmü uygulama) konusunda onlara acıyacağınız tutmasın. Mü’minlerden bir topluluk da onların cezalandırılmasına şahit olsun.
evet aynen böyle diyor .
( arapça bildiğim için ezbere yaslanmıyorum diyanete 🙂 )
Ve bütün meallerde uçarı kaçarı yok 100 adet değnek yiyeceksiniz eğe o fantaziyi yaşarsanız 🙂
Gülün bile dikeni var yani diymi ya ?
E tamam işte.
Ben de diyorum ki; kuldan utanıp allah’ın sözünü değiştirmek niye?
Resmen fitne:)
Sex yani… insan icadı bir tören yapılmadan önce yapılırsa cezası işkence olmalı yani.. anladım sen böyle düşünüyorsun, tanrıyla hemfikirsin yani. Nasıl oluyor bu? Yani nasıl oluyor da tanrı da tıpkı senin gibi düşünüyor? Tanrı sözü yani ceza olarak işkence…
Hırsızın eli kesilsin diyorsun yani? “Hırsızın elini kesin”, 600’lü yıllarda yaşamış bir arabın değil de tanrı sözü?
Tanrı… tanrı’nın sözü… …tanrı’nın sözü…
ebubekirin İslam’ı bildiği ve yaşadığı söylenemez, niyeti iyi de olsa bazı hataları var. Fakat maydanoz arkadaşa gönülden katılıyorum. Ayet açıktır, nasıl ki birine kötülük yapıldığında bunun cezası olmalıdır zinada da birilerine kötülük yapılmaktadır ve hak ettiği cezayı almalıdır.
Peki Tecavuz niye hak ettigi cezayi almiyor ?
Hak dini zart zurt nooldu? herifler serbest geziyo .
Eger Tecavuz e boyle rahat bakilyorsa zina sevaptir a.q.
Bi de zinada kim kime zulüm yapıyo Antiateist. Alan memnun satan memnun. Sana ne?
islamda tecavüzcünün suçu ölümdür. yani tecavüze uğrayan kadın kendi karar verir. ya o adamla evlenir, evlenmek istemezse ölür adam. muhammed dönemindeki uygulamalardan biri bu.
zina nesli karıştırır bi kere. kim kimin neyi belli olmaz. artı kadın karnında çocuk dünyaya gelirse, resmiyette baba olmadığı için miras hakkına sahip olamaz.
burda kim memnunmuş acep?
bir de sonsuz, müslüman klişelerini öğrenmişsin de,ne bu genelleme? ya çeviri hatasıymış cart curt.
yani bunların bizlerde farkındayız da, her muhabbette tekrar olması ego tatmini mi yaşatıyor sizlere?
Tecavüz demişken..
Bizzat Muhammed de dahil olmak üzere, hani şu elinin altında bulunup idare etmen gereken cariyelerle cinsi münasebet.. nası bi yol izliyodu acep?
Misal;
Yanaştın döşşeğe.
Karşında cariye.
Veeee;
Sen de istiyo musun?
Var mıydı böyle bir cümle?
Tecavüzün suçu ölüm müymüş yani?
Demek uygulama öyle..
Lakin;
Hışırdayan elbisesiyle yatağa sokulan efendi ve cariye sahnesinde..
-Sen ne tatthlışeymişsiğğn bakiimmm…
.. dendiğinde,
Cariyeden bi ses çıkarmazsa tecavüz olmuyo sanırsam.
Heee, demek ki razı..
Pek tabii..
Razı olmasa zati..
Hee?
Çıkarırdı sesini.
Kesin yani.
Bknz: Eine Frau In Berlin.
Film.
Ya da..
Ağzına tüküren leş kokulu sıradan askerin altına girmektense..
Biraz halden anlayan rütbeli olsun mümkünse.
Ayrıca bu ikincisi temiz de.
Ebubekir, sen burdaki soruya cevap vermiş miydin sahi?
“Hem o ayetler birden fazla anlam ifade edecek ve kim ne anlarsa doğru olacak.. Hem de kalbinde eğrilik bulunan bir kısım şahıslar, anlamı açık olan ayetler dururken, yoruma açık olanlara ayar çekmek suretiyle fitne çıkarma peşinde olacak? Bu nası bi fitne, kim neyi nerden çıkarıyor vesaire..?”
Tahrife karşıyız canım, hep söyledik:)
Mesela İnşikak 19 dediydi (Siz ki halden hale, boyuttan boyuta geçirileceksiniz)
Yani halde hale boyuttan boyuta geçeiren allah niye türban ve tesettür halinde sabitlemiş kimilerini?
Halden hale boyuttan boyuta çevriminde son hal ve boyut türban tesettür müymüş?
Yani nedir hocam bu işin aslı? 🙂