Hadi n’apalım; kelime yapalım!

Bazen insanoğlu her şeyi tanımlamış mıdır diye aklıma bir soru gelir. Ota, ot, çöpe çöp demiş hadi geçtik. Güzele güzel, iyiye iyi, kötüye kötü demek nerden aklına düşmüş acaba? Tabii Türkçe 🙂
Kelimelerin nasıl doğdukları ilgi çekici bir konu benim için. Peki, yaşayıp da adı konmamış durumlar var mıdır? Kıvranıp durduğunuz bir türlü tanımlayamadığımız, ad veremediğimiz durumlarınız var mı? Mesela birinin beni söylemese de onayladığını biliyorum, o kişi de benim bunu bildiğimi biliyor. Yani kişiler arasında ifade edilmeyen ancak her iki tarafın da kesin olarak bildikleri, anladıkları şey: (manadaşlık) ?? olabilir miydi acep? Ya da telepati’den türeyen (Türkçe değil bu sözcük, ya neyse) bir sözcük olabilir miydi? Hıh?
Sizin de benzer durumlar ya da bazı durumlar için uydurduğunuz kelimeleriniz var mı? Ya da bildiğiniz ama normalde kullanılmayan kelimeler ve anlamları? Yoksa da icat edin canımm 😉

62 yorum “Hadi n’apalım; kelime yapalım!”

  1. Ben kelimelerin ifade edemediği birşey hissediyorum ama kelimeler ifade edemediği için bir ad da veremiyorum. Tabi doğal olarak. Tanımladıkça sınırlanıyor, sınırlandıkça daralıyor, daraldıkça bunaltıyor.

    Aslında tanımlamaya çalışıp bir ifade biçimi, bir sözcük bulsan çıkan gereksizin biri kendi tanımlarının sınırlarınca kurcalayacak.

    Sonuç?

    • Efendim işte öyle değildi bu sözcüğün kuyruğundaki esrik fırtınanın bende devirdikleri.
    • Israrla tanımlamaya çalıştığınızın çapaklarından, dikenlerinden kan revan içinde kaldım nice zamandır, şimdi sen aldın onu zihninin sınırlarına, orasını burası büzüştürüp duruyorsun.

    • Öyle de düşünülebilir ancak o sözcüğün içinde bir gizdir, gizin içinde bir gözdür, gözün önünde bir özdür. Her an gözler. Filan derken tanımladığına, tanımlayacağına pişman olur bütün tanımları terkedersin. Ne oldu peki sonrası, yani terkettin de nereye gittin peki? Ne olacak HİÇ. İyi ama hiç diye bir yer var mı? Yok… ”Yok” dedin ama!

    Neyse epey geç olmuş.

  2. Ben bunu biliyorum.

    Sadece kelimeyi değil, cümleyi bile biliyorum.

    Boş değilim yani.

    Aslında nibu da değil ama, niye sormuş anlamadım.

    he he:)

  3. Güzel oyun.

    Briç oynarken yandan öğüt verip duran adamlara “kibitzer” denir. Kibitzer hangi dilde bilmiyorum ama istemediğin halde öğüt veren kişiler için bir kelime bulunabilir.

    Mesela bir başka durum var. Hani yolda giderken biri çıkar karşınıza siz sağa o sağa, siz sola o sola debelenir durursunuz. En sonunda ikinizde durmak zorunda kalır ve bir birinize yol verirsiniz. İşte tam da bu durumu anlatabilecek bir kelime arıyorum.

    xenix: Takiplerim

  4. xenix’in yayalarla geçişememesine;
    “acemi yaya” denir;))

    Briç yorumcularına da..
    “hasstt..”denir.

    En sevdiğim ama hiç kullanamadığım..
    hay! ebeni doğuranı…;)) napcaksan 😉

    Bi de “cim cime “ var.. çok kullanırım, ne demekse;))
    “hırt”da favorilerim arasındadır.. çok kullanırım. Burda da hırt’lar var ama yazamıyorum;))

  5. Yöresel veya benim uydurduğum bazı kelimeler de var. Mesela…

    Peşelemek: Rahatsız ederek takip etmek, peşinden gitmek.
    Taşkalak: Taş kafalı.
    Dombalak: Takla atmak.
    Bırımak: Üzülmekle kırılma arası morali bozulmak gibi. Daha çok ortada kırılacak bir şey olmadığı halde kırılmış gibi davranma haline denir.

    Aklıma geldikçe eklerim.

  6. Senin sözcüklerin bayağı orjinal sonsuzum. Hatta beni deli ediyorlar yaa :)))

  7. Bitanem. Daha ben de sözcük çok. 🙂

    Dörmek: Rahatsız edici biçimde hareket etme eylemi. Örnek: Kedi yan odada dörüyor.
    Ketenpere: Aslında bu sözcüğü bir çok insan biliyor olabilir fakat satrançcılar arasında sıkça kullanılır. Genellikle 3 kağıt durumları anlatmak için uygun bir terimdir. Örnek: Beni ketenpereye getirdi.

  8. Hökelenmek, biz arkadaşlar arasında bunu kullanıyoruz bazen. Anlamı boşa didinmek, uğraşmak. Mesela zor bir iş yapan birine boşa hökelenme derim:)

  9. Yabancı, “hiç” derken aklıma geliyorsun zaten 😉 Sonsuz’un kelimeleri de hakikaten orjinalmiş 🙂 Ketenpere’yi biliyordum da diğerlerini duymamıştım. Mesela Romenler, aşık olduklarında ; “seni hayatta tutacağım” derlermiş. “seni seviyorum” demekmiş bu. Bunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım.

  10. “Yabancı, “hiç” derken aklıma geliyorsun zaten ;)”

    Ne sıklıkta ”hiç” diyorsan o sıklıkta akıl edersin 😉

    Süzgeç = süzdürtgeç. Süzmek çok ciddi bir iş. Süzersin, geçersin. Bu sadece sana has yanıdır süzmek eyleminin. Tortuyu atar durulttuğunu içersin. Durultamadığın sürece tortusunu.. Neyse kapandı anlam kapısı.

    Süzdürüp geçersin bu da başkasına dokunmakla ilgili. Üstelik pek de erdemli. Tek amaç var o da süzdürmesini sağlamak. Üstelik süzdürtüp geçiyorsun, bekleyip süzüleni içmiyorsun. Yani öyle bencil bir çaba değil.

  11. düşünge; “teori” için önermiştim…
    düşüngü; “ideoloji” için…

    Gerçi arkadaşlar “tanımlanmayan durumlar” için sözcük önermeyi öneriyorlar ama, yabancı sözcükler ile tanımlanan durumlar da Türkçe için tanımlanmamış sayılır diye düşünüyorum…

    Evet, bende de daha var ama hemen usa gelmiyor. Geldikçe yazayım:)
    Bu arada daha önce başka bir başlık altında oğlumun önerdiği “taşsal” sözcüğü vardı; hani deniz kıyısınca uzanıp giden kumluk bölgelere “kumsal” denir de kayalık bölgelere (Antalya’daki Falezler gibi) ya da Falazlere ne denir? Oğlum bunlara da “taşsal” densin demişti…

    Çocuklar büyüklerden daha üretkendir bu konuda…
    Hep bademcikleri ağrıyan kızım daha 5 yaşında iken midesi ağrıyınca “baba benim midemciklerim ağrıyor” demişti:)

    “şiir” için bir zamanlar “özün” önerilmişti. Pekiyi “sözün” nasıl olur? “Şair” yerine de “sözer”?… Onca alışkanlıktan sonra zor ama, anlam açısından bakıldığında ilgi çekici oluyor…

    Rasgele:)

  12. Yatılı okul yıllarında benim uydurduğum, sonrasında bizim döneme yayılıp anonimleşen kelimelerdi.

    Daskubas’ın anlamı; hocayı -özellikle sabahları, herkesin hala mahmur olduğu ilk ders saatlerinde- şaşkınlıktan manyak etme durumlarıyla ilgiliydi.

    Örneğin;

    -Çocuklar silgi var mı? (karatahta silgisinden bahsediyor)

    Cevap patlarcasına bir tonda ve saniyesinde;

    -Hocam silgi yok bilgi var, aynı zamanda dersinize ilgi var!

    🙂

    Ve bilimum çeşitleme.. Oğlum kravatın nerde?.. kravatım yok arapatım var, felan:)

    Tikormis’e gelince.. O da paradoksal durumlara ithafen kullanılırdı..

    Derse geç kalmışsın misal, hoca soruyor tabi;

    -Yavrum saat kaç, nerdesin?
    -Hocam kahvaltıya yetişemediğim için kitap dolabına geciktim..

    Boinnggg:)

    (İşe yarardı ama, o kadar sene boyunca bi tane hoca da sormadı valla, hadi kitap dolabını anladık da kahvaltıya niye yetişemedin diye.. (Eee, durumda bi zavallılık var tabi, öte yanda çocuk gecikmiş ve stresli, garibim kahvaltı da yapamamış üstelik, aç kalmış yani.. amaeeaan, denklem karışık tabi:))

  13. Kitap dolabı demişken…

    Statik bilir:)

  14. “kaymak boncuğu” size neyi çağrıştırır?…

  15. Orgazm sonrası erkeklerin girdiği o yarı uykulu aptal hale ne denir? Bir şey denmiyorsa da denilmeli. O an, halimi açıklamakla uğraşmak istemiyorum.

    xenix: Takiplerim

  16. Cok yerinde bir tespit .
    Eskimolarda kar kivamini aciklamak uzere 50 farkli kelime oldugunu duymustum. Halbuki bukadar evrensel bir hali anlatan tek ozgun bir sifat bile yok ..

  17. orgazm sonrası yarı uykulu aptal halin, aşağıdakini de kapsasın;))
    sevişme sonrası, orgazm öncesi duruma ne denir?;))
    töbe töbe ya;))
    tabularımı yıktırıyonuz;))

  18. …3.5 yaşındaki bir bebekten:

    “Düzelt ki daha güzel olsun” anlamında:

    -Anne bunu “güzelt”.

    :)))

  19. …daha önce yazmıştım; buraya da yazayım.

    Prezervatif için daha akılda kalıcı ve kullanıcı dostu olan bir kelime:

    “Kuşakabin”

    🙂

  20. Scrable oynamak lazım, hele ki elinizde 5 puanlık P harfi ve 3 puanlık Y harfi varsa ve bir de kelimenin 3 katını alma ihtimali mevcutsa hemencecik buluyorsunuz kelimeyi.

    Mesela PERYEM:)

    Efenim pergel yapıp satan zanaatkar demektir naçizane, gelsin otuz küsür puan, he he:)

  21. Vallahi beyler, yaratıcılığınız yıldızlı puanlar hak ediyor. Gamaro sana +60 😉
    Yağmurlu havaları özlediğini söyleyen, yağmur yağınca da “yağmuru severim ama elimde çay fincanı, evimde uzanırken” diyenlere ne demeli peki?
    Soğuğu içerden izlemeyi sevenlere?
    Kronik sıkıntı yaşayanlara?
    Aşık değilken bi anda sürekli “aşık değilim” dediği kişiye düşkünlük gösterenlere?
    Ben kuluçkaya yattım, ağır ağır kelime düşünmekteyim…

  22. yvoni 🙂

    Duruma göre el pedro veya pedrino:)

  23. Evet evet, scrabble oynamak lazım:)

    Oyun arkadaşlarınızın yüksek puana ulaşmak için nasıl hırs yaptığını vee abidik – gubudik kelimeler uydurma konusundaki kabiliyetini de gözler önüne seriyor yaf:)

    Nasıl mı?

    Bi kelime buldum ama gerçek olduğuna hayatta inanmıcaksınız.

    • Ne?
    • Moncuk

    • yok öle bişey

    • Var vaaar. Moncuk moncuk bakma !

    ahahaha

  24. Moncuk değil o bi kerem, monçuk !

    (ç harfinin puanı daha yüksek:)

  25. Vay.. ben biliyorum yav bu kelimeyi, göbeği yeni düşmüş enik yavrusu demek, muhahahaha:))

  26. Scrabble da gelmiş geçmiş en yüksek puanı almıştı bir oyuncu “harharyasgiller” yazarak en kötüsü de gerçekten anlamı olmasıydı 🙂

  27. Scrabble falan bahane zaten, amaç da anlamı kelimeye uydurmak ya da tersi 🙂
    Navice konuşanlar var yaw. Prof. Paul Frommer Navice’yi yaratan bir dilbilimci. Tv’lerde, bilgisayar oyunlarında, filmlerde uydurma dillere talep artmış durumda. Bu işin üstatları var, mesela David J. Peterson. Kaliforniya Üniversitesi’nden bir dil bilimci. Bir dil mucidi, yani “conlanger”!
    Bu adam filmler için 12 dil yarattı. Bu dillerin gramer kuralları, alfabeleri, basit konuşmalar için kelime dağarcığı mevcut. Örneğin “Zhyler” için Türkçe’den esinlenilmiş.
    Peterson bununla da yetinmeyip 4 yıl önce Dil Yaratma Topluluğu’nu kurdu. “Games of Thrones” dizisinin “Dothraki” dili de onun eseri. Bu dizilerin, filmlerin tutkunları partilerde biraraya gelip bu uydurma dillerle konuşuyorlar.
    Uydurma diller açısından “Yıldız Yolu 3” mihenk taşıdır. Dilbilimci Marc Okrand “Klingon” dilini yaratmıştı. Bu dilden bir sözlük, bir de dil enstitüsü açıldı. Ayrıca 20 kişi bu dili akıcı şekilde konuşabiliyormuş.
    Peterson, önce kelime dağarcığı sonra da dilbilgisi kurallarını yaratıyormuş. Şu anda “Dothraki” dilinde 3 bin 250 kelime bulunuyor. Ve kelimeleri 10 bine çıkarma gibi bir hedefi var.
    E bizde burada kendi “yapay dil adacığımızı” zenginleştirmeye çalışıyoruz. Bence bu adada çok yaratıcı (ve oricinıl) sözcükler var. O halde Dothrakice;
    “Mathchormaroon !”
    “Merhaba ”
    🙂

  28. Bu arada sevgili gamaro, “yvoni”, “el pedro” ya da “pedrino”yu ne için kullanmıştın?

  29. Nibelunga uydurma dillerden bahsedince aşağıdaki şarkı aklıma geldi. Sertab Erener’in Eurovision birincisi olduğu yıl Belçika adına yarışan şarkı… O yıl televoting ilk kez uygulanmıştı ben de bu şarkıya oy kullanmıştım. Sertab Erener’in ardından ikinci olmuşlardı, hem de kıl payı birinicliği kaçırmışlardı yanlış hatırlamıyorsam.

  30. Acele ederken yazmayı unutmuşum.. tahmin edeceğiniz üzere şarkının sözleri uydurma bir dilce :).

    TV’lerde verilen numaralara ilk ve tek sms’imi bu şarkı için attım. TRT spikeri de çok baltaydı, şarkının dili uydurma diye sürekli itin götüne sokuyordu bu şarkıyı, oy veren ülkelere utanmasa küfredecekti, sanattan anlamadıklarını iddia ediyordu :). Belki de Sertab’ın en büyük rakibi olduğu için taraflı davranıyordu, ne bileyim :).

  31. Ben de kendi kendime şarkı söylerken aynı bu kadınlar gibi uyduruyorum sözlerini. :)) Melodi bilindik bir şarkı ama sözler navice, dothrakice, xenixce falan…

    xenix: Takiplerim

  32. Aranan bir ses paketi, konuşma ritmi, akustiği… ya da armoni diyelim.

    Bir ara ben de bir dil oluşturabilir miyim acaba diye düşünmüştüm. Çok kabaca bir yaklaşımla, önce elime TDK sözlüğü alıp sırayla her kelime için bir karşılık yazma.. bunların okunuşlarını şifreleme.. ardından gramatik kurallar, deyimler filan derken.. Olmadı tabi, fazlaca amatördü. Ama tüm bunların içinde en önemlisi, sesin tonlanması, şiddeti, hece aralağı gibi husulardı. Yani ne söylendiğinden çok nasıl söylendiği ve üretilmiş ses değerinin zihinde nasıl bir eko yarattığı gibi “anlamsız” fonetik/estetik beklentilerdi.

    Nahtre mesela.. (kelimenin patenti benim) ..h yi söylerken burda tam olarak tarif edemiyeceğim, g ile yumuşak g (Ğ) arasında gelip giden ve derinleşen, ya da başındaki a harfi olmazsa tek başına çıkarılması zor bir ses.. Ya da Limas…Ordaki i harfinin de, li ve mas heceleri arasında belirgin bir kreşendo-dekreşendo farlılığıyla birlikte önce esneyip ardından kısalması vesaire.. Ve daha disiplinli bir tarzda, ucu yankılanır biçimde genişçe kapanan bir se indo.

    Hepsi bir araya gelince, Nahtre Limas se İndo

    Veya nob sridu

    …

    Bu bana keyif veriyordu ama sonra farkettim ki, aradığım şey aslında latince ile almanca/ nazi ordu diyalekti karşımı bir ses paketiydi sanki.

    Ve bu da bellek’le ilgili sanırım.. Sahi; mesela el müğğg-müniğn-ül minel fayetül fısk… filan derken bunu bize (ya da en azından bana) itici kılan ne?

    Ne billim yaf, yazdım öylesine işte..

    Ha bu arada benim adımı okurken de gamağro gibi okuyun lütfen, yoksa her hecenin birbirini ısıracakmış gibi kovaladığı davaro modunda diil, he he:)

  33. Gamağro asık yüzümü güldürdün, çok yaşa emi :)) Gamağro biraz Fransız-Alman karışımı bir sözcük gibi oldu şimdi. Akustik arayışı üzerine yorum ve araştırmalarının devamını diliyorum. Kaptan Mosey, Belçikalıların uydurma şarkısından haberim yoktu. Ama eurovizyonda söylenmiş olması, belki güzel bir protesto da olabilir (güya özellikle İngilizce şarkı istendiği söylentileri karşısında).
    xenix, ben de unuttuğum şarkı sözlerinin yerine atmasyonlar yapıyorum 🙂

  34. Okunduğu gibi yazmıyoruz lütfen:)

  35. Peğ tabiğki efem.. alkolü biras fasla kaçırmısım üserinise afiyet :)))

  36. Alırım törtılını :))

  37. Adını ben koyduğuma göre.. az emeğimin geçmemiş olması lazım, diye düşünüyorum 🙂

    Sonsuz.us ailesine sevgiyle.

  38. Nahtre’nin hatrına verdim törtılımı gitti 🙂

  39. Kelime kelime Nibelunga 🙂

    Buralarda bir yerlerde yazmıştım yine.. Kardeşimle benim minicikken uydurduğumuz veya uydurduğumuzu düşündüğümüz bir kelime var : cırlazmak :))

    Kelime, hani böööle oyun felan oynarken yenileceğiniz kesinleşir ya, hah ona yakın bir zamanda oyuna itiraz etmek ve oyunu bozmak halini anlatan bir eylem işte 😀

    hatta konuşmalar şöyle oluyordu:

    A: “Yütüzmedim yaaeeee, o benim tassooom!!”
    B: “Yeeaalancııyy! ben yüttüm yaaee! Ne cırlazıyooeen hemen!”
    A: (yanak veya kafaya) şılaaapppp!!!! (tasoları al ve tüy) 😀

    haa bir de yütmek ve yütüzmek var tabii:)

  40. Ah Nibu ah.. Senin yüzünden erkek gibi kadın oldum, gittim saçımı üç numaraya vurdum, bi de küpe aldım kaşımın kenarına koydum, trım prım pım, he he:)

  41. Way way! Seni her halinle beğeniyorum ;D

  42. G Milat, senin kelimelerin çevrenizde kullanılan kelimeler miydi? Yoksa oyun oynarken bulduğunuz kelimeler miydi?

  43. Ilkokuldayken bir cocuga izcöp adini vermistim . yuzu bende bu kelimeyi cagristiriyordu , arkadaslarimin hepsi de bu ismi benimseyip cocugu oyle cagirirdi , asil ismini hatirlamiyorum. o izcöp yuz hala gozumun onundedir.

  44. Nibelunga, yütüzmek ve yütmek kelimelerini kreşteki birkaç çocuktan daha duymuştum.. Kardeşimle oradan öğrenmiş olabiliriz onları.. Hatta bakıcımız ve özel öğretmenimiz çok kızardı öyle abidik gubidik kelimeler kullanmayın diye 😀 Ama yahu taso oynarken de yütmek demezsen tadı da çıkmazdı yani :)) Hani oyunun bir parçasıydı o kelime hehe:)

    cırlazmak kelimesini ikimiz hariç kullanan görmedim 🙂 Sanırım biz uydurduk… Çok da emin olamıyorum çünkü cidden küçüktük, birinden rastgele duyduğumuz bir kelimeyi kendimize göre değiştirmiş de olabiliriz 🙂

  45. Barış Manço’yu sevgiyle anıyoruz;

    Yaz dostuuuğğm:))

  46. Stalker, demek çocuğa verdiğin isim onu iyi ifade etmiş. İzçöp’lük nasıl olur ki? Atıl mı bakıyordu? 🙂

  47. İzçöp degil İzcöp …Bizim Ilkokul deneme ilkokulu idi , onluk giymezdik , bu çocuk da cogumuz gibi askili kisa pantolon ,tisort gibi bisey ( o zamanlar tisort icat edilmemisti, o giydiklerimize ne denirdi unuttum ) kisa duz saclar , yuvarlak kafa , ufak ama sivrice bir burun , veee firlak buyuk gozler, saf ve iyi bir cocuktu sonuc : İzcöp .
    tereddutsuz kabul gormustu bu isim..
    bu tamamen unuttum bir olaydi , bu gonderi hatirlamami sagladi

  48. Sevgili Gamaro Dyvoni sizmisiniz?

  49. SoundCloud diye bir site var kayit olursaniz muziklerinizi videoya donusturmeden mp3 olarak orada yayinlayabilirsiniz .

  50. Teşekkür ederim Stalker, bi bakiim akşama.

  51. sümendirek;-) Süt dökmüş kediyi gereğinden fazla azarlarsanız, suçlu kedinin mahçupluk göstermekten vazgeçip trip yapmaya başladığı an için kullanılabilir. Altı üstü bir bardak süt döktük tepemi attırmayın 😉

  52. :)) Güzelmiş Poetic. Direkten dönmekle, sümenaltı arası gibi.

  53. Herşeye ağlayanlar için hüşmele derdik biz:)

  54. Kendi düşenlere ne derdiniz?

    Ve “Mathchormaroon !”

  55. Hani otobüste minibüste veya bir başka yerde sizden önce kalkanın koltukta sıcaklığı geçmeden oturduğunuzda oluşan o ince rahatsızlık hissine ne densin?

  56. ben o yuzden hep sirtimda taburemle gezerim 😛

  57. “ben o yuzden hep sirtimda taburemle gezerim :P”

    Bu duruma “pablito” diyelim.

  58. Pablito..özel isim olmuş, ama olmuş 🙂

Bir yanıt yazın

Ad ve E-posta zorunlu değildir.