Hepiniz çocukları bilirsiniz en azından çocukluğunuzu bilirsiniz. Onların dünyasında rüya ile hayal arasında fark yoktur. İkisi de aynı gerçekliktedir. Hatta onlara göre ikisi bazen gerçeklerle karışır. Bir çocuk rüya gördüğünde veya hayal kurduğunda bunu gerçekten olmuş sanabilir. Bu yüzden bazen inanılmaz yalanlar söyleyebilirler. Onları suçlamak yerine henüz gerçeklik algılarının tam oturmadığının farkına varmamız gerekir.
Nedir peki insanın gerçekliğinden hayallerinin kopmasının zamanı? Ne zamandır aradaki fark açıldı? Şu bir gerçek ama. Hayalleri ve rüyalarını kendi gerçekliğinde yaşamayı sürdürenler çok yaratıcı oluyorlar. Mozart, Einstein bunlardan bazıları. Belki bizim daha sonraları 3 kategoriye ayırdığımız bu dünyalar aslında aynı yola çıkıyor.
Çok uzun zamandır sonsuz da beni heyecanlandıran bir başlıkla karşılaşmamıştım, resmen mutlu oldum.
Bence rutine bağladığımız her şey bizi düşünmekten, kurgulamaktan alıkoyuyor. Ders çalışmak, okula gitmek, işe gitmek, insanlarla görüşmek vs gibi. O kadar çok tekrar yapıyoruz ki, yaptığımız şeyle ilgili farklı bir sonuç almayacağımıza ikna oluyoruz ve olası sonuçlarla ilgili düşünmeyi kesiyoruz. Hayal için rutinin dışında bir şey gerek, merak, heyecan, beklenti, piyango bileti aldığımda hiç hayal kuramam, bana en fazla amorti çıkacağını bilirim 🙂 zaten biri zorlamayınca bilet de almam.
Hayalleri ve rüyalarını kendi gerçekliğinde yaşamayı sürdüren “çok şanslı” insanlardan bahsediyorsun sanırım. İnsanlar birbirlerini bildik gerçekliğe çekebilmek için bilerek yada bilmeyerek resmen mesai harcıyor. Belirli bir hizada yürümeyen herkes –hizaya sokulmaya çalışılıp başarılmayınca istisna oluyor ve bu istisnalar asla kaideleri bozmuyor.
Neden hep örnek verilirken yada bir konuda bizden olmayan birilerinin adı geçer.
Simge yazdı
Neden Che Guevara örnek verilir şaşarım mesela Che silah kaçakçısıydı ve ülkesine döndüğünde bundan dolayı öldürüldü. Mao Zedung Çin kominist partisini kurdu örneklerde buda geçer. Mozart, Einstein neden bunları dilimize pelesenk yaparız.
Simge Ülkende Atatürk var en büyük Devrimci Yoktan bir ülke yaratan.. Ötesi yok. Dünya örnek alıyor gururlan. Nazım hikmet var, Aşık Veysel var, Deniz Gezmiş var, Fazıl say, İdil Biret, Orhan Pamuk, Mahsuni Şerif var, Öyle Pırlanta insanlar varki yazdığım ve aklıma gelmeyen insanlar da hayalleri ve rüyalarını gerçekleştirdi.
Milliyetçi vatanperver duygularım kabardı…::))
“Hayalleri ve rüyalarını kendi gerçekliğinde yaşamayı sürdürenler çok yaratıcı oluyorlar.”
Tam burada sormak istediğim, bu hayallerin gerçekliğe adım adım yaklaşması, küçükken oynadığımız oyuncaklarla okuduğumuz kitaplarla bağlantılı olabilir mi?
M.Kemal misal, Mozart veyahut nelerle oynamışlardı? ne gibi kitaplar süslemişti zihinlerini?
“Neden Che Guevara örnek verilir şaşarım mesela Che silah kaçakçısıydı “
İftira bu; yalan!
35 Yıldır siyasal yaşamın içindeyim; İftira; Yalan!
Bence Simge, konuya en uygun örnekleri vermiş. Benim yazdıklarından anladığım kadarıyla Xmen in önerdiği hiç bir örnek uymuyor konu içeriğine.
xenix: Takiplerim
Sayın Xmen, lütfen CHE’nin hayatını oku ve peşi sıra ” Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları”. özellikle 1.cilt.
Şimdi doktor olup (Gerçi gene mezun olup doktor olmuştur) rahat bir yaşam sürme imkanı olan genç ” Fuser” takma adı ve bir arkadaşı ile Güney Amerika’yı motosikletle geziyor. Yağmacı kapitalizmi, emperyalizmi, doğa ve insan katliamını görüyor. Devir, silahlı eylem dönemi ve 18-19 yaşındasın ve isyan eden bir yürek.
Hep aklıma gelir, yaşasaydı günümüze kadar, Taylan Özgürle, Denizle, Sinan Cemgil ve ismini sayamacağım niceleri ile beraber bambaşka bir dünya olurdu. Geçenlerde CHE ve John Lennon’ın karşılıklı gitar çalarken çekilmiş bir fotoğrafını da gördüm. Acaba Jonn Lennon’ı öldüren tetikçinin arkasında kim vardı?
CHE silah kaçırdıysa bile bunu ticari amaçla değil, insanca daha güzel bir yaşam için kaçırmıştır. Buna da kaçakçılık denmez. Küba’yı Faşist Batista’dan temizledikten sonra Fidel ” içinizde ekonomist var mı?” der. CHE elini kaldırır ve kendini birdenbire Küba Merkez Bankası Başkanı olarak bulur. Oysa o soruyu ”içinizde komünist var mı?” diye anlamıştır.
Her tarihi olayı, içinde bulunulan, yaşanılan süreç göz önüne alınarak değerlendirmeliyiz ve ona göre yargılama yaparken, haksızlık yapmamalıyız.
Ayrıca CHE ülkesine dönemeden, bir başka ülkede bir CIA ajanı tarafından, öldürüldü. Tutsak ve savunmasız bir durumda infaz edildi, kemikleri yıllar sonra 2000’li yıllarda Kübaya getirildi.
Bu arada 3 kategoriye ayırdığımız dünya ne demek anlıyamadım. Simge arkadaş bu kavramı açıklarsa sevinirim.
Sağlıcakla kalın.
yine bir sonsuz klasiği, teşekkür ederim
Aklıma “Babam ve Oğlum” filmi geldi. Hani çocuğun hayalleri vardı film boyunca. Ve sonlarına doğru babasını da bu şekilde görüyordu. Sonra soruyordu. Seni bir daha görecek miyim diye. Hatırladığım kadarıyla babası, “Büyüyeceksin ve görmeyeceksin” diyordu.
xenix: Takiplerim
Çok üzgünüm Köyün Delisi…
Ana konu güme gitti.
Konuya dönelim.
Simge’nin konusuna…
Yorumlarınız için çok teşekkürler. Evet Köyün Delisi haklısınız. Bizim oluşturduğumuz gerçeklik tamamen deneyimlerimizin birikmesinden ve tekrarlarından oluşuyor. Oysa çocuklarınki henüz bunlardan oluşmuyor. Bu yüzden hayal ve rüyalarını gerçeklikleri ile bir tutuyorlar.
Deneyim ve tekrarlanan davranışlarımızı yok edemeyeceğimize göre etkisini azaltacak yöntemler bulmalıyız, hayallerimizi ve rüyalarımızı gerçekliğimize eklemek için.
Mozart yaratıcı ise, Fazıl Say neci?
Xmen’nin örnekleri de gayet yerinde bence..
Yaratıcılık;
beynin sol lobundaki, belli bir noktanın, kendini açığa çıkarması olduğunu, bir psikoloktan okumuştum..
Eğer bu doğruysa;
beyin fonksiyonlarına, ilaç dışında bir etkileşim yapamayacağımıza göre;
Hayal veya rüyayla, “yaratıcılığın” ilgisi olduğu konusunda, hemfikir değilim.
Yaratıcılık; sonradan elde edilemeyen, doğuştan gelen bir beyin fonksiyonu…
Muzikte yaraticilik icin sonradan elde edilemez deniliyor , ama belli yogun calismalarla hafiiiice bir yaraticilik (taklittden ve sentezden cikan ama ozgun karakterde) olabiliyor , ornegin cok yogun teori calisan ve iyi seviyede enstruman calanlarda gorulen durum.
Bildigim kadari ile sol beyin calisarak gelistiriliyor , melodi armoni iliskileri herturlu varyasyon, muzikal matematik sol beynin isi , Sag beyin emosyonel taraf, yaratma orada oluyor . Ancak sol beyin yeterince antrenmanli ise sag beynin yaraticiligi ise yaramaya basliyor , yani ancak teknik sorunlari sol beyin teklemeden hallederse sag beyin emprovizasyonu (yaratmayi)akici bir sekilde ortaya cikariyor.
Bunlar Muzik icin..
Resimde biraz daha atis serbest bir durum var, muzik gibi saniylerle saliselerle yarismak gerekmiyor,kondisyon sorunu yok ,(sarlatanlik icin daha elverisili bir ortam)
hayaller sanki sag beyin faaliyeti gibi.. yaraticilik ile dogrudan iliskili, hayal yoksa yaratim yok .. ne var ? Etud .
Hint Keneviri’nden baslayarak turlu otlar mantarlar vs bir sekilde yaraticiligi gecici bir sure icin arttirdigi kanaati var . Sanimca etkisi beyinde korku utanc vs gibi ket vuran mekanizmalari yok edip sag beyni serbest birakiyorlar.
Ruyalarda da benzeri bir sey var “daha derin benlikle yuzlesme” diyim mesela…
vay be ! ben bu kadar yazmazdim , konu sardi , zihinim acildi
Sevgili statik, belki başka bir şeyi karıştırdınız veya yanlış bir anımsama içindesiniz. Yaratıcılık elbette bir noktayla sınırlı değildir. Verdiğiniz örneklere gelirsek belki konuyu fazla detaylandırmadığım için ben hatalıyım. Hayalleri, rüyaları ile gerçeklikleri bir birine karışık olan insanlar verdiğiniz örneklere uymuyor çünkü. Belki Mozart’ın özel yaşamına bakmamız gerekiyor bunu anlayabilmek için. Elbette yaratıcılık sadece buna bağlı bir şey değildir.
Sanırım hatların kopmaya başladığı zaman ilkokul yıllarına denk geliyor. Hayallerimizi biçimlendirmeye başlıyor sistem.
xenix: Takiplerim
Bence de ilkokul yıllarında oluyor. Hiç unutmam ikinci sınıftaydım. Artık ne hayallere dalmışsam bilemiyorum, öyle bir yerdeyim ki kesinlikle benliğim sınıfta değil. Oysa tüm sınıf benim hakkımda konuşuyormuş. Hoca bana laf atıp duruyormuş. Adım söylenene kadar, herkesin güldüğünü görünceye kadar benden bahsedildiğini fark edememiştim. Hatta tüm gözlerin üzerimde olduğunu bile görememiştim. Bunu anladığımda büyük bir panik duygusu yaşadığımı anımsıyorum. Şu anda hala vücudumu titretiyor.
Ben hala bir tutuyorum. Çocukluğumdan çıkamadım mı acaba?
Bugün bir arkadaşım Bükreş’te yaşadığı bir olaydan söz etti. Romen bir vatandaş yaklaşık 100 bin eurosuyla, pek çok ülke gezmiş, araba falan almış, en sonunda parası tükenince Türk arkadaşından iş istemiş. Türk, “Ne yaptın o kadar parayı?” diye sorunca adam anlatmış maceralarını. Hikayenin sonunda Türk, Romen’in o kadar parayı savurmasına şaşarken; Romen hayallerini gerçekleştirdiği için kendisine şaşan adama şaşmış. 🙂
Bana gelince Romen ruhum var ama Türk gibi davranıyorum hala. :S
çünkü türkiyede kimsenin romen olabilmesine izin verilmeyecek bir yapı sözkonusu malesef.ortak paydaya kıyasla her ne kadar apayrı düşüncelerimiz ve isteklerimiz olsa da bizim de zihinlerimize sinmiş artık bunlar.sanıyorum ki toplumumuzun bu ortak bilincinden tamamen kopuk,arı zihinlere sahip olmamız beklenemez.
hayat bi yön bulmalı ama kişisel başarı ne bilmiyorum;
hayalllerinin peşinden gitmek ya da ruhun arzularının, içte çalkalananların-devinenlerin peşindne gitmek; koşmak;
gündelik arzuların peşinden gitmek;,
ya da büyü kdevinmek; bi ruh bi şey yapmak istiyorsa yapmalı ve tatmin olmalı; devam sonra;
büyük şeyler yapılmalı değil hayatta küçük hayatlara da çok şey sığar;
Bize öyle yansıyor olabilir ama; Yani einstein-mozart bize bi şeyler yansıtmış gibi yansıyor olabilir bize ama bilinmeyenbi Tibet köylüsü de yansıtmış olabilir bilmediğimiz şeyler;
dışarıya yansımamış ün ve şöhret getirmemiş tanınmayan bilinmeyen hayatlarda da türlü coşkunluklar (büyük hayatlar ve devinimler olabilir,
Örneğin çıkıp (dünyadan) bi an dışarıdan izlemleme-gözlemleme ve ölçme değerlendirme şansımız olsa (matematikle hatta) Tibetli bi köylü’nün yaşamını bile seçebilirdik; Yani onun yaşamını (belki de) tekrar bile yaşamak için deli olabilirdik; kimbilir;
uyum sağlamak ve sınırlar ve diğer şeyler- her neyse; özgürlük işte hepsi;
link to isiklidusler.blogspot.com.tr
stalker! şu ted denen programda gezinirken 1 şey gördüm ve ilgini çekebileceği geldi aklıma. “clayton cameron: ritimetik-ritmin ardındaki matematik” videonun adı